2026 Yargıda Parasal Sınırlar ve Yeni Tarifeler: Dava Açarken Bilmeniz Gereken Kritik Rakamlar
- Av. Mete ŞAHİN

- 7 Oca
- 13 dakikada okunur

GİRİŞ: YARGI EKONOMİSİ VE HUKUKİ BELİRLİLİK EKSENİNDE 2026 VİZYONU
Türk hukuk sisteminde, adil yargılanma hakkının ve mahkemeye erişim hakkının en somut göstergelerinden biri, yargılama maliyetleri ve kanun yollarına başvuru için öngörülen parasal sınırlar rejimidir. 2026 yılı, bu bağlamda yalnızca enflasyonist düzeltmelerin yapıldığı sıradan bir mali takvim yılı olmanın ötesinde, usul hukukunun temel paradigmalarından biri olan "zaman bakımından uygulama" ilkelerinin kökten değiştiği, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarıyla şekillenen yeni bir dönemin başlangıcını temsil etmektedir. Bu blog, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK), Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) ve İcra ve İflas Kanunu (İİK) kapsamında yürürlüğe giren yeni parasal sınırları, bu sınırların dayandığı resmi tebliğleri ve uygulamada ortaya çıkması muhtemel hukuki riskleri, özellikle manevi tazminat davaları ve tüketici uyuşmazlıkları özelinde, derinlemesine analiz etmeyi amaçlamaktadır.
Blogun temel hareket noktası, kullanıcının işaret ettiği üzere, piyasada dolaşan hatalı bilgilerin (özellikle manevi tazminatın kesinliği ve tüketici hakem heyeti sınırları gibi) tashih edilmesi ve hukukçular ile hak arayanlar için "resmi belgeye dayalı" güvenilir bir başvuru kaynağı oluşturulmasıdır. Bu çerçevede, 2025 yılı sonunda Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğler, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın belirlediği yeniden değerleme oranları ve Adalet Bakanlığı'nın yargı reformu stratejileri, blogun omurgasını oluşturmaktadır.
Ekonomik verilerin hukuk kurallarına doğrudan etki ettiği günümüz dünyasında, %25,49 olarak belirlenen 2025 yılı yeniden değerleme oranının, 2026 yılındaki dava açma iradesini nasıl şekillendireceği, istinaf ve temyiz kapılarının hangi dosyalar için kapanacağı ve "senetle ispat" gibi ispat hukuku kurumlarının nasıl daralacağı hususları, salt matematiksel bir hesaplama değil, sosyo-hukuki bir inceleme konusudur. Özellikle 7531 sayılı Kanun ile getirilen ve kanun yollarına başvuruda "karar tarihi" yerine "dava tarihi" veya "ilk karar tarihi" esasının getirilmesi, son yirmi yılın en büyük usul hukuku devrimlerinden biri olarak nitelendirilmelidir. Bu blog, söz konusu devrimin teorik temellerini ve pratik yansımalarını, mevzuatın lafzı ve ruhu ışığında irdeleyecektir.
BÖLÜM 1: 2026 YILI EKONOMİK PARAMETRELERİ VE HUKUKİ DAYANAKLARI
1.1. Yeniden Değerleme Oranının Hukuki Niteliği ve 2026 Projeksiyonu
Türk hukukunda parasal sınırların artırılması, keyfi bir idari tasarruf olmayıp, Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) mükerrer 298. maddesi uyarınca objektif kriterlere bağlanmış bir mekanizmadır. Bu mekanizma, yargı sisteminin enflasyon karşısında erimesini önlemeyi ve para birimindeki değer kayıplarının usul hukukundaki eşiklere yansıtılmasını hedefler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ek 1. maddesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Ek 1. maddesi ve İcra ve İflas Kanunu'nun Ek 1. maddesi, her yıl parasal sınırların o yıl için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılacağını hükme bağlamıştır. Bu nedenle, 2026 yılı sınırlarını tespit edebilmek için öncelikle 2025 yılı yeniden değerleme oranının kesinleşmiş resmi kaynağına inmek gerekmektedir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 27 Kasım 2025 tarihli, 33090 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 585), 2025 yılı için yeniden değerleme oranını %25,49 (yirmi beş virgül kırk dokuz) olarak tespit ve ilan etmiştir. Bu oran, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi'nde (Yİ-ÜFE) meydana gelen ortalama fiyat artış oranına tekabül etmektedir.
Hukuki açıdan bu oranın bağlayıcılığı tartışmasızdır. Mahkemeler, harçlar, cezalar ve parasal sınırlar konusunda takdir yetkisine sahip olmayıp, Kanun'un emredici hükmü gereği bir önceki yılın sınırlarını bu oran üzerinden güncellemek zorundadır. Ancak, bu güncelleme işlemi sırasında "küsuratların atılması" veya "yuvarlanması" hususu, her kanunda farklı düzenlendiği için, nihai rakamlarda küçük sapmalar olabilmektedir. HMK Ek Madde 1 uyarınca, artırım sonucunda 1.000 Türk Lirasını aşmayan kısımlar dikkate alınmazken, idari para cezalarında veya diğer özel kanunlarda farklı yuvarlama kuralları (örneğin 100 TL'ye tamamlama gibi) geçerli olabilmektedir.
1.2. 2026 Yılı Parasal Sınırlarına İlişkin Resmi Gazete Envanteri
2026 yılında uygulanacak temel parasal büyüklüklerin dayandığı Resmi Gazete künyeleri aşağıda detaylandırılmıştır:
Yeniden Değerleme Oranı (%25,49): 27.11.2025 tarihli ve 33090 sayılı Resmi Gazete, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 585).
Tüketici Hakem Heyeti Sınırları (186.000 TL): 23.12.2025 tarihli ve 33116 sayılı Resmi Gazete, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68 inci ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6 ncı Maddelerinde Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğ.
Tanıklık Ücret Tarifesi: 26.12.2025 tarihli ve 33119 sayılı Resmi Gazete, 2026 Yılı Tanıklık Ücret Tarifesi.
Gider Avansı Tarifesi: 28.10.2025 tarihli ve 33061 sayılı Resmi Gazete, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi.
Yargı Reformu (Zaman Bakımından Uygulama): 14.11.2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmi Gazete, 7531 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.
BÖLÜM 2: TÜKETİCİ HUKUKUNDA YENİ GÖREV SINIRLARI VE YARGILAMA USULÜNE ETKİLERİ
2.1. Tüketici Hakem Heyetleri İçin 186.000 TL Eşiğinin Analizi
Tüketici hukuku, doğası gereği dinamik ve ekonomik dalgalanmalara en duyarlı hukuk disiplinidir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicilerin hak arama yollarını kolaylaştırmak amacıyla, belirli bir tutarın altındaki uyuşmazlıklar için mahkeme öncesi zorunlu bir idari başvuru yolu öngörmüştür. Bu yol, Tüketici Hakem Heyetleridir. Kullanıcının belirttiği ve araştırmalarımızla teyit edilen verilere göre, 2026 yılı için bu kritik eşik 186.000,00 TL olarak belirlenmiştir.
Bu sınırın tespiti, Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan ve yukarıda künyesi verilen Tebliğ ile kesinleşmiştir. 2025 yılında yaklaşık 149.000 TL seviyesinde olan sınır, %25,49'luk yeniden değerleme oranı ile artırılarak 186.980 TL civarında bir rakama ulaşmış, ancak Bakanlık, uygulamanın kolaylığı ve akılda kalıcılığı açısından bu rakamı 186.000 TL'ye yuvarlayarak ilan etmiştir.
2.1.1. Görev ve Yetki Ayrımında "İlçe - İl" İkiliğinin Kaldırılması
Geçmiş yıllarda (2022 öncesinde), Tüketici Hakem Heyetleri "İlçe Tüketici Hakem Heyeti" ve "İl Tüketici Hakem Heyeti" olarak ikiye ayrılmakta ve uyuşmazlığın değerine göre dosyanın hangi heyete gideceği karmaşık bir yetki haritasına tabi olmaktaydı. Ancak yapılan yasal düzenlemelerle bu ikili yapı basitleştirilmiştir. 2026 yılı tebliği ışığında, 186.000 TL'nin altındaki tüm uyuşmazlıklar için yetkili merci, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki Tüketici Hakem Heyetidir. Artık "şu tutara kadar ilçe, şu tutardan sonra il" ayrımı bulunmamaktadır; 186.000 TL'nin altı tek bir potada eritilmiştir.
2.1.2. Tüketici Mahkemesi İle Görev Sınırı İlişkisi (Zorunlu Başvuru Şartı)
186.000 TL sınırı, aynı zamanda bir dava şartıdır. Özel kanunlardaki dava şartları kapsamında, değeri 186.000 TL'nin altında olan bir uyuşmazlık için doğrudan Tüketici Mahkemesi'nde dava açılamaz. Açılması halinde mahkeme, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verecektir.
Buna karşılık, değeri 186.000 TL ve üzerinde olan uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetleri görevsizdir. Bu tür uyuşmazlıklar için öncelikle (dava şartı olan) arabuluculuk müessesesine başvurulması, arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde ise Tüketici Mahkemesi'nde dava açılması gerekmektedir. Bu noktada, 2026 yılındaki %25,49'luk artışın, enflasyonist ortamda pek çok elektronik eşya, mobilya ve tatil hizmeti uyuşmazlığını Hakem Heyeti sınırları içinde tutmaya devam edeceği, ancak otomotiv ve konut gibi yüksek değerli uyuşmazlıkların doğrudan mahkeme görev alanında kalacağı görülmektedir.
2.2. İtiraz Üzerine Verilen Kararların Kesinliği Sorunu
Tüketici Hakem Heyeti kararları, tarafları bağlayıcı niteliktedir. Ancak taraflar, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Tüketici Mahkemesi'ne itiraz edebilirler. İşte bu noktada, "kesinlik" kavramı devreye girmektedir. 6502 sayılı Kanun'un 70. maddesi uyarınca, Tüketici Mahkemesi'nin hakem heyeti kararına itiraz üzerine verdiği karar kesindir.
Bu hüküm, 2026 yılında değeri 186.000 TL'ye kadar olan uyuşmazlıkların, istinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) ve temyiz (Yargıtay) denetiminden geçemeyeceği anlamına gelmektedir. 180.000 TL'lik bir ayıplı mal davasında, yerel Tüketici Mahkemesi hakimi hatalı bir karar verse dahi, bu karara karşı üst kanun yoluna gidilemeyecektir. Bu durum, "küçük" uyuşmazlıkların hızlı çözülmesini sağlarken, yeknesak içtihat oluşumunu engelleyebilecek bir risk faktörü olarak hukukçular tarafından dikkate alınmalıdır.
BÖLÜM 3: HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) KAPSAMINDA PARASAL SINIRLAR (İSTİNAF VE TEMYİZ)

Hukuk davalarında, bir kararın üst mahkemeye taşınıp taşınamayacağını belirleyen "kesinlik sınırları", HMK'nın 341. (istinaf) ve 362. (temyiz) maddelerinde düzenlenmiştir. 2026 yılı için bu sınırlar, %25,49'luk artışla yeniden revize edilmiştir.
3.1. İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Sınırı: 50.000 TL
Bölge Adliye Mahkemeleri'nin (istinaf) görev alanına giren ve yerel mahkeme kararlarına karşı yapılan başvurularda aranan alt sınır, 2026 yılı itibarıyla 50.000 TL olarak uygulanacaktır.
2025 yılında 40.000 TL olan bu sınırın 50.000 TL'ye yükselmesi şu sonuçları doğurur:
Değeri 50.000 TL'nin altında olan malvarlığı davalarında (alacak, tazminat vb.) İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararlar kesindir.
Bu kararlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.
Manevi tazminat davalarında da (aşağıda detaylandırılacağı üzere) bu sınır geçerli değildir.
3.2. Temyiz Kanun Yoluna Başvuru Sınırı: 682.000 TL
İstinaf incelemesinden geçen kararların Yargıtay'a (temyiz) taşınabilmesi için gereken parasal eşik, 2026 yılında dramatik bir artışla 682.000 TL (bazı hesaplamalarda 682.000 TL) seviyesine ulaşmıştır.
2025 Sınırı: 544.000 TL
2026 Sınırı: 682.000 TL
Bu artışın gerekçesi, Yargıtay'ın iş yükünü azaltmak ve Yargıtay'ı sadece "hukukun birliğini sağlayan içtihat mahkemesi" konumuna getirmektir. Ancak 682.000 TL'lik sınır, orta ölçekli ticari davaların, işçilik alacaklarının ve trafik kazası tazminatlarının büyük bir kısmının Yargıtay denetimi dışında kalmasına neden olmaktadır. Bu durum, Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki içtihat farklılıklarının (Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu kararlarıyla giderilmeye çalışılsa da) kalıcı hale gelmesi riskini barındırmaktadır.
3.3. Temyizde Duruşma Sınırı: 1.023.000 TL
Yargıtay'da incelemeler kural olarak dosya üzerinden yapılır. Ancak taraflardan birinin talebi üzerine duruşma yapılabilmesi için davanın değerinin belli bir tutarı aşması gerekir. 2026 yılı için bu sınırın 1.023.000 TL (yaklaşık 1 Milyon TL) olduğu hesaplanmaktadır. Bu tutarın altındaki dosyalarda Yargıtay, taraflar istese dahi duruşma açmak zorunda değildir.
3.4. Senetle İspat Zorunluluğu Sınırı: 41.000 TL
HMK m. 200 uyarınca, bir hukuki işlemin (örneğin borç verme, sözleşme yapma) tanıkla ispat edilemeyip, mutlaka yazılı bir belgeye (senet) bağlanması gereken sınır 41.000 TL'ye yükselmiştir.
2025 Sınırı: 33.000 TL
2026 Sınırı: 41.000 TL
Bu değişikliğin pratik sonucu şudur: 2026 yılında bir kişiye 45.000 TL borç verdiyseniz ve bunu yazılı bir belgeye bağlamadıysanız, alacağınızı mahkemede tanık dinleterek ispat edemezsiniz. Karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça davanız reddedilir. Bu sınır, kayıt dışı ekonominin ve belgesiz işlemlerin hukuki koruma kalkanını zayıflatmaktadır.
BÖLÜM 4: ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA – PARASAL SINIRLARDA “KARAR TARİHİ”NDEN “DAVA TARİHİ”NE GEÇİŞ
Bu bölüm, istinaf ve temyiz kanun yollarında parasal kesinlik sınırının hangi tarihe göre belirleneceği sorusuna odaklanır. Uygulamada yıllarca “karar (hüküm) tarihi” yaklaşımı ile ciddi hak kayıpları tartışılmış; ardından Anayasa Mahkemesi denetimi ve sonrasında 7550 sayılı Kanun ile kuralın yönü değişmiştir.
4.1. Eski Rejim: “Karar Tarihi” Esas Alınırken Ortaya Çıkan Sorun
Eski uygulamada, HMK Ek Madde 1’in (2) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme nedeniyle, istinaf/temyiz parasal sınırının tespitinde çoğu dosyada hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan parasal sınır esas alınıyordu. Bu yaklaşım, özellikle yargılamaların uzun sürdüğü dosyalarda şu sonuca yol açıyordu: Dava açıldığı gün kanun yolu açık görünen bir uyuşmazlık, karar yılındaki parasal sınır yükseldiği için “kesin” hâle gelebiliyor; tarafların mahkemeye erişim/kanun yolu denetimi beklentisi zayıflıyordu.
4.2. Anayasa Mahkemesi Müdahalesi: Ölçülülük ve Mahkemeye Erişim Vurgusu
Anayasa Mahkemesi, HMK Ek Madde 1/2’deki (istinaf/temyiz parasal sınırlarında) “karar tarihi” etkisini doğuran yapıyı hak arama hürriyeti ve ölçülülük bakımından irdelemiş; E.2023/182, K.2024/203 sayılı kararında, düzenlemenin enflasyonist ortamda taraflara aşırı külfet yükleyebildiğini ve kanun yoluna erişimi fiilen ortadan kaldırabildiğini değerlendirmiştir. Kararda ayrıca iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımdan başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.
4.3. Mevzuatın Güncel Hâli: 7531 Ara Aşaması ve 7550 ile “Dava Tarihi” Kuralı
7531 sayılı Kanun, HMK Ek Madde 1’e bir 3. fıkra ekleyerek, bozma/kaldırma sonrası yeniden verilen kararlarda parasal sınır artışının “ilk karar tarihi”ne sabitlenmesi yönünde bir ara çözüm getirmişti. Ancak bu 3. fıkra, daha sonra 7550 sayılı Kanun m. 20 ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Bugün itibarıyla (güncel yürürlükteki metne göre) HMK Ek Madde 1/2’nin ana kuralı şudur:
HMK m. 341, 362 ve 369’daki parasal sınırların uygulanmasında “davanın açıldığı tarihteki miktar” esas alınır.
HMK m. 200 ve 201 bakımından ise parasal sınır hesabında “hukuki işlemin yapıldığı tarih” esas alınır.
Bu çerçevede, önceki dönemde tartışılan “karar yılı sınırı mı uygulanacak?” sorusu, yeni metinle kural olarak “dava açılış yılı sınırı uygulanır” şeklinde çözülmüştür.
4.4. Zaman Bakımından Uygulamanın Kritik Nüansı: “Derdest Dosyalar” ve HGK’nın Çerçevesi
7550 sayılı Kanun, HMK Ek Madde 1/2’deki değişikliğin derdest dosyalara nasıl uygulanacağına dair özel bir geçiş hükmü koymamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.07.2025 tarihli 2024/205 E., 2025/410 K. sayılı kararı, bu boşluk tartışmasında uygulamaya yön veren önemli bir çerçeve kurmuştur. Kararda özetle; değişikliğin somut olaya etkisi değerlendirilirken kanunların zaman bakımından uygulanması ve özellikle tamamlanmış usul işlemleri ilkesi üzerinden gidilmiş; her dosyada “yeni kural otomatik olarak geçmişe yürür ve kanun yolu açar” şeklinde bir okumanın doğru olmadığı vurgulanmıştır.
2026 ve Sonrası İçin Pratik Sonuç
Dava 2025’te açılmış, hüküm 2026’da verilmişse:HMK m. 341/362/369 kapsamındaki parasal sınır yönünden, 2026 parasal sınırı değil; 2025 yılında geçerli parasal sınır esas alınır. Çünkü kıstas, artık “hüküm yılı” değil “davanın açıldığı tarih”tir.
Karar 04.06.2025’ten önce verilmiş ve o tarihte kanun yolu kapalı/“kesin” görünüyorsa:Sonradan yürürlüğe giren değişikliğin, her durumda geçmişteki tamamlanmış usul durumunu değiştirip değiştirmeyeceği dosya bazında değerlendirilir; bu noktada HGK’nın yaklaşımı (tamamlanmış usul işlemleri ve zaman bakımından uygulama) önem taşır. Hukuki Haber+1
Bu nedenle, 2026’da mahkemelerin “kesinlik” şerhi düşerken dava açılış tarihini esas alarak parasal sınırı kontrol etmesi; taraf vekillerinin de kanun yolu değerlendirmesinde “dava tarihi + hüküm altına alınan miktar/değer” birleşimi üzerinden hareket etmesi gerekir.
BÖLÜM 5: YARGILAMA GİDERLERİ, TANIK ÜCRETLERİ VE GİDER AVANSI
Adalet hizmetinin maliyeti, sadece harçlardan ibaret değildir. Tanık ücretleri, keşif giderleri ve tebligat masrafları, davanın tarafları için ciddi bir mali yük oluşturmaktadır. Kullanıcının özel talebi üzerine bu kalemler detaylandırılmıştır.
5.1. 2026 Yılı Tanık Ücret Tarifesi (Resmi Gazete: 26.12.2025 - 33119)
Tanıklık yapmak, bir vatandaşlık görevidir ancak bu görevi yerine getiren kişinin zaman kaybı ve masrafları karşılanmalıdır. 26 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Tarife ile bu tutarlar güncellenmiştir.
Zaman Tazminatı: Tanığa, kaybettiği zamanla orantılı olarak günlük 130,00 TL ile 200,00 TL arasında bir ücret ödenir. Bu miktar, hakimin takdirindedir.
Seyahat ve Konaklama: Tanık eğer başka bir şehirden geliyorsa veya konaklaması gerekiyorsa, yol ve iaşe (yeme-içme-barınma) giderleri ayrıca ödenir.
Vergi Muafiyeti: Bu ödemelerden vergi kesintisi yapılmaz.
Analiz: 200 TL'lik üst sınır, 2026 yılı ekonomik koşullarında (asgari ücret ve enflasyon dikkate alındığında) sembolik kalma riski taşımaktadır. Bir kişinin tüm gününü adliyede geçirmesi karşılığında alacağı 200 TL, gerçek zararı karşılamaktan uzak olabilir. Bu durum, tanıkların mahkemeye gelmekten imtina etmesine veya "zorla getirme" kararlarının artmasına yol açabilir.
5.2. HMK Gider Avansı Tarifesi (Resmi Gazete: 28.10.2025 - 33061)
Dava açarken yatırılması zorunlu olan gider avansı, 28 Ekim 2025 tarihli Tarife ile belirlenmiştir.
Maktu Gider: Dosya ve diğer işlemler için 530 TL.
Tebligat Gideri: Taraf sayısının 5 katı kadar tebligat ücreti.
Örnek Hesap: 1 Davacı ve 2 Davalının olduğu bir davada; (3 taraf x 5 tebligat = 15 tebligat) + 530 TL. Eğer bir tebligatın maliyeti 2026'da 200 TL olursa, sadece tebligat için 3.000 TL, toplamda 3.530 TL gider avansı yatırılması gerekecektir.
BÖLÜM 6: 2026 Manevi Tazminat Davalarında İstinaf ve Temyiz: Parasal Sınırlar Nasıl Uygulanır? (HMK 341–362)
Uygulamada (özellikle “kişilik hakları/itibar zedelenmesi” temelli uyuşmazlıklarda) en sık yapılan hata şudur: Manevi tazminat kararlarının her aşamada parasal sınırlardan bağımsız şekilde “üst mahkeme denetimine” gideceği varsayılır. Doğru çerçeve, istinaf ile temyiz için ayrı ayrı kurulmalıdır.
6.1. Yanlış bilinen: “Manevi tazminat kararı 50.000 TL’nin altındaysa istinaf kapalıdır”
Bu ifade manevi tazminat bakımından doğru değildir. Çünkü HMK m.341/2, manevi tazminat davalarında istinaf kanun yolunu miktar veya değere bakılmaksızın açık tutan açık bir istisna getirir.
Sonuç: 2026 yılında 40.000 TL manevi tazminat talebinin reddi hâlinde, “50.000 TL istinaf sınırının altında kaldı” gerekçesiyle istinafın kapalı olduğu söylenemez; istinaf başvurusu yapılabilir.
6.2. İstinaf (BAM) bakımından ana kural: HMK 341/2’nin “manevi tazminat istisnası”
HMK m.341/2’nin teknik anlamı şudur:
Malvarlığı davaları için öngörülen “kesinlik” rejimi (yıllık parasal sınır) kural olarak istinafta uygulanır.
Ancak manevi tazminat davalarında, miktar/değer ne olursa olsun istinaf yolu açıktır.
“Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (HMK m.341/2).”
6.3. Temyiz (Yargıtay) bakımından ana kural: HMK 362’deki parasal kesinlik rejimi manevi tazminatta da geçerlidir
Temyizde kritik fark şudur: HMK m.362, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının hangi hâllerde temyize kapalı olduğunu düzenler ve bu rejim, parasal sınırlar (HMK Ek Madde 1) üzerinden her yıl güncellenir.
HMK m.341/2’deki “manevi tazminat istisnası” istinafa ilişkindir.
Temyizde (Yargıtay), manevi tazminata özgü “miktardan bağımsız” bir istisna kuralı bulunmaz; bu nedenle temyiz edilebilirlik, HMK m.362’deki parasal rejime tabi şekilde değerlendirilir.
Örnek-1 (saf manevi tazminat):2026’da açılan davada 40.000 TL manevi tazminat istenmiş ve mahkeme davayı reddetmiş olsun.
İstinaf: Miktardan bağımsız şekilde açıktır (HMK 341/2).
Temyiz: BAM kararından sonra temyize gidilip gidilemeyeceği, HMK 362 parasal kesinlik rejimi üzerinden ayrıca değerlendirilir.
Örnek-2 (maddi + manevi birlikte):Dava dilekçesinde hem maddi tazminat hem manevi tazminat talebi varsa, kanun yolu değerlendirmesi çoğu dosyada “tek cümleyle” yapılmaz; hüküm fıkrası ve talep kalemleri esas alınarak ayrıca ele alınır.
BÖLÜM 7: KARŞILAŞTIRMALI VERİ TABLOSU VE SONUÇ
Aşağıdaki tablo, blogun özeti niteliğinde olup, 2025 ve 2026 yılları arasındaki değişimi ve yasal dayanakları net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Parasal Sınır Türü | 2025 Yılı (Eski) | 2026 Yılı (Yeni) | Yasal Dayanak ve Resmi Gazete |
Yeniden Değerleme Oranı | %43,93 | %25,49 | VUK Tebliği No: 585 (R.G. 33090) |
Tüketici Hakem Heyeti Sınırı | ~149.000 TL | 186.000 TL | Ticaret Bak. Tebliği (R.G. 33116) |
İstinaf (BAM) Kesinlik Sınırı | 40.000 TL | 50.000 TL | HMK m. 341 / VUK Tebliği |
Temyiz (Yargıtay) Kesinlik Sınırı | 544.000 TL | 682.000 TL | HMK m. 362 / VUK Tebliği |
Temyizde Duruşma Sınırı | ~816.000 TL | 1.023.000 TL | HMK m. 369 |
Senetle İspat Sınırı | 33.000 TL | 41.000 TL | HMK m. 200 |
Tanık Ücreti (Günlük) | 100-150 TL | 130-200 TL | 2026 Ücret Tarifesi (R.G. 33119) |
Sıkça Sorulan Sorular
2026 istinaf kesinlik sınırı kaç TL?
2026’da malvarlığı davalarında istinafa başvuru (kesinlik) sınırı, yeniden değerleme ve yuvarlama kuralı sonrası 50.000 TL olarak uygulanır. Ancak manevi tazminat gibi bazı dava türlerinde istinaf, tutardan bağımsız açık olabilir.
2026 temyiz (Yargıtay) kesinlik sınırı kaç TL?
2026’da HMK m.362 parasal kesinlik rejimi bakımından temyiz eşiği uygulamada 682.000 TL olarak hesaplanır (yeniden değerleme + bin TL altını atma). Dosyanın temyize gidip gitmeyeceği, kararın niteliğine ve HMK m.362’deki temyize kapalı haller listesine göre ayrıca değerlendirilir.
Parasal sınırlar “karar tarihine” göre mi “dava tarihine” göre mi uygulanır?
Güncel kural HMK Ek Madde 1/2’dir: HMK m.341, m.362 ve m.369 parasal sınırları davanın açıldığı tarihteki miktara göre belirlenir. Senetle ispat gibi m.200-201’de ise hukuki işlemin yapıldığı tarih esas alınır.
Manevi tazminat 40.000 TL ise istinafa gidilebilir mi (2026)?
Evet. HMK m.341/2 uyarınca manevi tazminat davalarında istinaf kanun yolu, miktar/değerden bağımsız şekilde açık kabul edilir. Bu nedenle “50.000 TL altında kaldı, istinaf kapalı” genellemesi manevi tazminatta doğru değildir.
Manevi tazminat kararları her zaman Yargıtay’a gider mi?
Hayır. İstinaf (BAM) aşaması manevi tazminatta tutardan bağımsız açık olsa da, temyiz (Yargıtay) bakımından HMK m.362 rejimi ve parasal sınırlar/temyize kapalı haller ayrıca incelenir. Her dosyada “otomatik temyiz” yoktur.
2026’da “50.196 TL” gibi bir tutar neden “50.000 TL” sayılıyor?
HMK Ek Madde 1’e göre artırımla bulunan parasal sınırların bin TL’yi aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Bu nedenle 40.000 TL’nin %25,49 artırımı 50.196 TL olsa da uygulamada 50.000 TL kabul edilir.
Dava dilekçesinde maddi + manevi tazminat birlikteyse kanun yolu nasıl hesaplanır?
Kanun yolu değerlendirmesi, “talep kalemleri” ve hüküm fıkrası esas alınarak yapılır. Manevi tazminat yönünden istinafın açık olması, maddi tazminat/diğer alacaklar bakımından parasal kesinlik rejimini otomatik kaldırmaz; Ankara’daki uygulamada da dosya bazında ayrı ayrı değerlendirme gerekir.
Belirsiz alacak davasında istinaf/temyiz sınırı nasıl etkilenir?
Belirsiz alacak davasında yargılama sırasında talebin belirlenmesi/ıslah gibi adımlar kanun yolu stratejisini etkileyebilir. Ancak HMK Ek Madde 1/2 gereği parasal sınırın “hangi yıl” esas alınacağı bakımından ana referans dava açılış tarihi olduğundan, strateji kurulurken bu tarih kritik önemdedir.
2026 tüketici hakem heyeti sınırı kaç TL?
2026 için tüketici hakem heyetine başvuru sınırı tebliğ ile 186.000 TL olarak belirlenmiştir. Uyuşmazlık bu sınırın altındaysa çoğu durumda önce hakem heyeti yolu gündeme gelir.
Tüketici hakem heyeti kararına itiraz edince üst mahkeme yolu var mı?
Hakem heyeti kararına karşı tüketici mahkemesine itiraz edilebilir; ancak itiraz üzerine verilen kararların kanun yolu rejimi, ilgili özel hükümlere göre ayrıca değerlendirilir. Dosya değeri ve karar türü, istinaf/temyiz imkanını belirlemede önemlidir.
2026 gider avansı ne kadar, dava açarken ne ödeniyor?
Adalet Bakanlığı duyurusuna göre gider avansı tarifesinde ana mantık: taraf sayısının beş katı tebligat ücreti + 530 TL (diğer iş ve işlemler). Tebligat maliyeti (PTT) ve dosyanın keşif/bilirkişi ihtiyacı toplam bütçeyi ayrıca artırabilir.
2026 tanık ücreti ne kadar? Yol parası da ödenir mi?
2026 tanıklık ücret tarifesinde tanığa, kaybettiği zamanla orantılı olarak günlük 130–200 TL aralığında ücret ödenebilir. Tanığın yol, konaklama ve beslenme gibi giderleri de şartları varsa ayrıca karşılanır.
SONUÇ
2026 yılı, Türk yargı sistemi için hem ekonomik parametrelerin güncellendiği hem de usul hukukunda "hak arama hürriyeti" lehine önemli makas değişimlerinin yaşandığı bir yıldır. %25,49'luk yeniden değerleme oranı, tüketici uyuşmazlıklarının önemli bir kısmını (186.000 TL'ye kadar) hakem heyetlerinde tutarak mahkemelerin yükünü hafifletmeyi hedeflerken, istinaf (50.000 TL) ve temyiz (682.000 TL) sınırlarının yükselmesi, "küçük" ve "orta" ölçekli davaların üst mahkeme denetiminden kaçırılması riskini beraberinde getirmektedir.
Hukukçuların ve vatandaşların dikkat etmesi gereken en temel husus, 7531 sayılı Kanun ve Anayasa Mahkemesi kararı sonrası getirilen "dava tarihi" prensibidir. Bu prensip, davanın açıldığı andaki hukuki statünün korunmasını sağlayarak hukuk güvenliğini tahkim etmektedir. blogumuzda vurgulanan manevi tazminat konusundaki kesinlik riski ve tanık ücretlerindeki güncellemeler, stratejik dava yönetiminin ayrılmaz parçalarıdır. 2026 yılı yargı pratiği, bu yeni kuralların mahkeme salonlarında nasıl yorumlanacağı üzerine şekillenecektir.
Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.



Yorumlar