Süresiz Nafaka 2026: Yoksulluk Nafakası ve Mevcut Ödemeler

Güncelleme tarihi: 30 Eyl

1. Süresiz Nafaka Konusunda 2026’da Ne Değişti?
AYM’nin TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal eden kararı 30 Eylül 2026’da yayımlandı. İptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Bu nedenle kararın yayımlanması, yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılması veya mevcut ödemelerin hemen sona ermesi anlamına gelmez.
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin diğer eşten mali gücü oranında talep edebildiği nafakadır. Temel koşullar 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.175’te; ödeme biçimi, sona erme, kaldırma, artırma ve azaltma ise m.176’da düzenlenir.
Bu yazı, mevcut nafaka talebi veya ödeme yükümlülüğü bulunan kişiler için koşulları ve pratik adımları açıklar. İptal kararının ayrıntılı kapsamı ve gerekçesi için AYM süresiz nafaka kararı yazımıza bakabilirsiniz.
2. “Süresiz Nafaka Yasası” Diye Ayrı Bir Kanun Var Mı?
Hayır. “Süresiz nafaka yasası” adıyla ayrı bir kanun bulunmamaktadır. Bu ifade, vatandaşların arama motorlarında en çok kullandığı ifadelerden biridir. Hukuki karşılığı ise çoğunlukla yoksulluk nafakasıdır.
Yoksulluk nafakası bakımından temel hükümler şunlardır:
1. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu m.175:Yoksulluk nafakasının hangi şartlarda istenebileceğini düzenler.
2. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu m.176:Yoksulluk nafakasının ödeme biçimini, sona ermesini, kaldırılmasını, artırılmasını ve azaltılmasını düzenler.
Kanun teklifleri, kabul edilmiş kanunlar ve AYM iptal kararları farklı hukukî aşamalardır. Özellikle AYM kararında yayımlanma ile iptal hükmünün yürürlüğe girmesi aynı tarih olmayabilir. 30 Eylül 2026’da yayımlanan nafaka kararında yürürlük dokuz ay ertelenmiştir.
3. AYM Kararı Yeni Bir Nafaka Süresi Getirdi mi?
Hayır. Karar, yoksulluk nafakasını bütün dosyalarda bir, üç veya beş yıla bağlayan bir süre tablosu getirmemiştir. AYM, E.2025/156, K.2026/131 sayılı dosyada m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiş; hükmün yürürlüğünü 30 Haziran 2027’ye ertelemiştir.
TBMM’nin yapabileceği düzenlemenin içeriği ile AYM kararının gerekçesi birbirine karıştırılmamalıdır. Bir kanun teklifindeki süre modeli, kabul edilip yürürlüğe girmeden mevcut nafakanın bitiş tarihi olarak kullanılamaz. Her dosya bakımından resmî karar, yürürlükteki mevzuat ve varsa geçiş hükümleri birlikte okunmalıdır.

4. 12. Yargı Paketi Süresiz Nafakayı Kaldırdı Mı?
Hayır. Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun kanunlaşmıştır; ancak bu kanun yoksulluk nafakasını kaldırmamış ve TMK m.175-176’da nafaka süresine ilişkin bir değişiklik yapmamıştır.
12. Yargı Paketi hazırlık aşamasında aile hukuku ve nafaka başlıkları hakkında kamuoyuna çeşitli açıklamalar yansımıştı. Ancak yasama sürecinin sonunda kabul edilen 7589 sayılı Kanunun metninde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakası veya boşanma hükümlerini değiştiren bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle hazırlık dönemindeki açıklamalar ile kanunlaşan metin birbirinden ayrılmalıdır.
Bu nedenle vatandaşların özellikle dikkat etmesi gereken husus şudur:
Yargı paketi çalışması, yürürlüğe girmiş kanun değildir.
Bir düzenlemenin uygulanabilmesi için taslak veya teklif aşamasını geçmesi, TBMM’de kabul edilmesi ve Resmî Gazete’de yayımlanması gerekir. Bu süreç tamamlanmadıkça mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez.
5. Yargı Reformu Stratejisi’nde Nafaka Konusu Var Mı?
Evet. Dördüncü Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında aile hukuku, boşanma ve nafaka usullerine ilişkin reform çalışmaları gündeme alınmıştır. Adalet Bakanlığı’nın resmî açıklamasında, aile hukukunda uygulamadan doğan sorunların giderilmesine yönelik tedbirler alınacağı, aile arabuluculuğunun sisteme entegre edilmesinin hedeflendiği, aile mahkemelerinin kuruluş ve yargılama usulünden çocukların menfaatlerini gözeten boşanma ve nafaka usullerine kadar geniş bir alanda reform yapılmasının planlandığı belirtilmiştir.
Ancak burada da aynı ayrım geçerlidir:
Yargı Reformu Stratejisi doğrudan kanun değişikliği değildir.
Yargı Reformu Stratejisi, politika ve hazırlık belgesidir; kendisi kanun değişikliği değildir. Buna karşılık 30 Eylül 2026’da yayımlanan AYM iptal kararı ayrı bir hukukî gelişmedir ve yürürlük tarihiyle birlikte değerlendirilmelidir.
6. Yoksulluk Nafakası Hangi Şartlarda İstenebilir?
Türk Medeni Kanunu m.175 uyarınca yoksulluk nafakası için temel şartlar şunlardır:
1. Boşanma Nedeniyle Yoksulluğa Düşme: Nafaka isteyen taraf, boşanma sonucunda ekonomik olarak yoksulluğa düşecek durumda olmalıdır. Bu değerlendirme yalnızca kişinin çalışıp çalışmadığına göre yapılmaz. Gelir, gider, kira, sağlık durumu, çocukların bakım yükü, tarafların sosyal ve ekonomik durumu birlikte değerlendirilir.
2. Nafaka İsteyen Tarafın Kusurunun Daha Ağır Olmaması: Nafaka isteyen eş, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmamalıdır. Eşit kusur veya daha az kusur hâlinde yoksulluk nafakası talebi gündeme gelebilir.
3. Nafaka Borçlusunun Mali Gücü: Nafaka, diğer tarafın mali gücü oranında belirlenir. Mahkeme, nafaka yükümlüsünün gelirini, giderlerini, bakmakla yükümlü olduğu kişileri ve ödeme gücünü dikkate alır.
4. Talep Edilmesi: Yoksulluk nafakası kural olarak talep edilmelidir. Mahkeme, talep edilmeyen yoksulluk nafakasına kendiliğinden hükmetmez.
5. Nafaka Yükümlüsünün Kusurunun Aranmaması: Yoksulluk nafakası bakımından nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Bu husus, yoksulluk nafakasının ceza veya tazminat değil, boşanma sonrası ekonomik destek niteliğinde olduğunu gösterir.
Anayasa Mahkemesi’nin de aktardığı üzere yoksulluk nafakasının amacı nafaka alacaklısını zenginleştirmek değildir; boşanma sonucu yoksulluğa düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanmasıdır.

7. Süresiz Nafaka Gerçekten Ömür Boyu Mu?
“Süresiz nafaka” ifadesi, nafakanın baştan belirli bir bitiş tarihiyle sınırlanmaması anlamına gelir. Ancak bu ifade, her dosyada nafakanın mutlaka ömür boyu devam edeceği anlamına gelmez.
Anayasa Mahkemesi, E.2011/136, K.2012/72, 17.05.2012 tarihli kararında TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptali talebini reddetmiştir. Mahkeme, “süresiz olarak” ibaresinin nafaka alacaklısının her zaman ölünceye kadar nafaka alacağı anlamına gelmediğini belirtmiştir. Kararda ayrıca yoksulluk nafakasının amacının, boşanmadan dolayı yoksulluğa düşecek eşin şartları bulunduğu sürece ekonomik yönden desteklenmesi ve asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması olduğu ifade edilmiştir.
Bu nedenle doğru ifade şudur:
İptal hükmünün yürürlüğe girmesine kadar “süresiz olarak” ibaresi yürürlükte kalır. Süresiz nafaka, TMK m.176’daki sona erme ve değiştirme koşullarından bağımsız, her durumda değişmez bir ödeme değildir.
8. AYM’nin Eski Kararları ve 2026 İptal Kararı Nasıl Ayrılmalı?
2012’deki ret kararı ve 2025’teki farklı usulî karar tarihsel bilgiler olarak okunmalıdır. AYM’nin 4 Haziran 2026 tarihli E.2025/156, K.2026/131 sayılı yeni kararı ise “süresiz olarak” ibaresinin iptaline ilişkindir. Karar 30 Eylül 2026’da yayımlanmış, yürürlük dokuz ay ertelenmiştir.
Bu nedenle eski kararlardan hareketle “AYM süresiz nafakayı Anayasa’ya uygun bulduğu için değişiklik yok” denilemez. İptalin kapsamı, yeni karar ve 30 Haziran 2027 yürürlük tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
9. Yargıtay’a Göre Süresiz Nafaka Belirli Süreyle Sınırlandırılabilir Mi?
Bu bölüm, iptal hükmü yürürlüğe girene kadar uygulanacak kanun metni ve eski yargısal yaklaşımı açıklar. AYM’nin yeni kararında da Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2016/8859, K.2017/14407, 12 Aralık 2017 tarihli uygulamasına atıf yapılmış; bu yaklaşım belirlilik ve haklar arasındaki denge bakımından incelenmiştir. 30 Haziran 2027 sonrasının bütün dosyalarına aynı sonuç peşinen uygulanamaz.
Yürürlükteki kanuna göre mahkemenin, nafaka alacaklısı açıkça talep etmedikçe yoksulluk nafakasını belirli bir süreyle sınırlandırması kural olarak hukuka aykırı görülmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2016/8859, K.2017/14407, 12.12.2017 tarihli kararında, nafaka alacaklısı açıkça talep etmedikçe yoksulluk nafakasının belirli süreyle sınırlandırılmasının yasada bulunmayan bir unsuru yasaya dâhil etmek anlamına geleceğini belirtmiştir. Kararda özellikle, “takdir hakkına sığınarak nafakayı belirli bir süreyle sınırlamak kanuna açık aykırılık oluşturur” denilmiştir.
Bu kararın vatandaş açısından anlamı şudur:
İptal hükmü henüz yürürlüğe girmemiştir. Nafakanın süresine ilişkin talepler, yürürlükteki metin, kararın yürürlük tarihi, talebin kapsamı ve dosyanın aşaması birlikte değerlendirilerek kurulmalıdır.
Ancak bu sonuç, nafakanın hiçbir zaman sona ermeyeceği anlamına gelmez. TMK m.176’daki sona erme ve kaldırma hâlleri oluşursa nafaka kaldırılabilir, azaltılabilir veya sona erebilir.
10. Yargıtay’a Göre Yoksulluk Nafakasının Amacı Nedir?
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşin asgari yaşam ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik sosyal ve ahlaki temelli bir kurum olarak ele alınmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin Esat İnevi, B. No: 2015/11677, 08.07.2020 tarihli kararında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E.2017/3-1013, K.2019/1180, 14.11.2019 tarihli kararına yer verilmiştir. Kararda, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre nafakanın artırılması, azaltılması veya nafaka yükümlüsünün yeterli mali gücü yoksa kaldırılması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, somut olayda nafaka borçlusunun düşük ve düzensiz gelir elde ettiğini, nafaka alacaklısının ise sigortalı işte çalıştığını dikkate alarak, “nafakanın kaldırılması hakkaniyete” uygun olacaktır değerlendirmesine yer vermiştir.
Bu içtihat, şu sonucu ortaya koyar:
Nafaka borçlusu da nafaka alacaklısı da dosyada birlikte değerlendirilir. Nafaka, nafaka borçlusunu ekonomik olarak imkânsız hâle getiren otomatik ve değişmez bir borç değildir.
11. Yargıtay’a Göre Kısa Süreli Evliliklerde Toptan Nafaka Değerlendirilebilir Mi?
Evet. Türk Medeni Kanunu m.176 uyarınca yoksulluk nafakası toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenebilir. İrat biçiminde ödeme, uygulamada aylık ödeme şeklinde görülür. Toptan ödeme ise belirli bir miktarın tek seferde ödenmesi anlamına gelir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2024/7639, K.2024/7375, 15.10.2024 tarihli kararında, nafaka konusunda karar verilirken öncelikle 4721 Sayılı Kanun m.4’teki hakkaniyet ilkesinin dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Kararda, tarafların evlilik tarihinin 14.10.2017, dava tarihinin 07.02.2019 olduğu, yani evliliğin yaklaşık 14 ay sürdüğü belirtilmiş; bu kadar kısa süreli bir evlilik için yaklaşık 150 aya denk gelecek toptan nafaka miktarının açıkça orantısız olduğu değerlendirilmiştir. Yargıtay bu durumda hükmedilen miktarı “hakkaniyete aykırıdır” ifadesiyle ele almıştır.
Aynı kararda Yargıtay, toptan veya irat biçiminde ödeme değerlendirilirken kusurun niteliği, evliliğin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ödeme gücü ve tarafların isteklerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmiştir.
Bu kararın 2026 bakımından önemi şudur:
Kısa süreli evliliklerde nafaka otomatik olarak reddedilmez; ancak nafakanın miktarı, ödeme biçimi ve hakkaniyet dengesi ayrıca değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu m.176 uyarınca irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası bazı hâllerde kendiliğinden sona erer.
1. Nafaka Alacaklısının Yeniden Evlenmesi: Nafaka alan kişi yeniden evlenirse yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer.
2. Taraflardan Birinin Ölümü: Nafaka alacaklısı veya nafaka borçlusu ölürse irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası sona erer.
Ancak uygulamada “kendiliğinden sona erme” kavramı dikkatli değerlendirilmelidir. İcra dosyası açık olabilir, borç işlemiş görünebilir veya ödeme kayıtları bakımından ayrıca işlem yapılması gerekebilir. Bu nedenle nafaka borçlusu, kendi değerlendirmesine dayanarak ödeme kesmeden önce mevcut mahkeme kararını, nüfus kayıtlarını ve icra dosyasını kontrol etmelidir.

Türk Medeni Kanunu m.176’ya göre bazı hâllerde nafaka kendiliğinden değil, mahkeme kararıyla kaldırılır.
1. Nafaka Alacaklısının Evlenme Olmadan Fiilen Evli Gibi Yaşaması: Nafaka alacaklısı, resmî nikâh olmaksızın başka biriyle fiilen evli gibi yaşıyorsa nafakanın kaldırılması talep edilebilir.
2. Yoksulluğun Ortadan Kalkması: Nafaka alacaklısının düzenli ve yeterli gelir elde etmeye başlaması, malvarlığının artması veya ekonomik koşullarının değişmesi nedeniyle yoksulluğu sona ermişse nafaka kaldırma davası açılabilir.
3. Haysiyetsiz Hayat Sürme: Nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürdüğü iddiası varsa, bu iddia somut delillerle ispatlanmalıdır.
4. Tarafların Mali Durumunun Değişmesi: Nafaka borçlusunun gelirinde ciddi azalma, iş kaybı, sağlık sorunu, emeklilik, maluliyet veya yeni bakım yükümlülükleri gibi nedenlerle nafakanın azaltılması ya da kaldırılması gündeme gelebilir.
Bu davalarda soyut iddialar yeterli değildir. Mahkeme, tarafların güncel ekonomik ve sosyal durumunu araştırır.
14. Fiilen Evli Gibi Yaşama Nafakayı Nasıl Etkiler?
Nafaka alacaklısının başka biriyle fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebidir. Ancak bu iddianın güçlü ve somut delillerle ispatlanması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2020/1980, K.2020/3397, 29.06.2020 tarihli kararında, nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamasının yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebi olduğunu belirtmiştir. Ancak Yargıtay, bu hâlin kabul edilebilmesi için “aynen evlilik gibi ortak bir hayat kurularak, fiilen birlikte yaşamak” gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda, davalının başka bir kişiyle fiilen birlikte yaşadığına dair somut ve inandırıcı delil bulunmadığından, nafakanın kaldırılması yönündeki karar bozulmuştur.
Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin E.2015/2821, K.2015/17192, 01.10.2015 tarihli kararında, davalının bir başka erkekle yaşadığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmış; nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamasının yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebi olduğu kabul edilmiştir.
Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde sonuç şudur:
Fiilen evli gibi yaşama iddiası nafakanın kaldırılmasına yol açabilir; ancak “bir erkek arkadaşının olması” veya sosyal ilişki tek başına yeterli değildir. Ortak yaşam, süreklilik, evlilik görünümü ve somut delil aranır.
15. Nafaka Alan Kişi Çalışmaya Başlarsa Nafaka Otomatik Kalkar Mı?
Hayır. Nafaka alacaklısının çalışmaya başlaması, yoksulluk nafakasının otomatik olarak kalkacağı anlamına gelmez. Mahkeme, elde edilen gelirin yoksulluğu gerçekten ortadan kaldırıp kaldırmadığını inceler.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2012/3970, K.2012/7920, 26.03.2012 tarihli kararında, nafaka alacaklısının SGK’ya bağlı olarak çalışmaya başladığı iddiasıyla açılan nafaka kaldırma davasında, ekonomik durumun somut olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda davalının 883 TL ücretle çalıştığı, 400 TL kira ödediği ve babasından yetim aylığı almadığı tespit edilmiş; “davalının aldığı maaşın onu yoksulluktan kurtarmayacağı” gözetilerek karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında da asgari ücret seviyesinde gelire sahip olmak, yoksulluk nafakası bağlanmasını kendiliğinden imkânsız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir. Hatta bazı kararlarda, asgari ücretin biraz üzerinde gelire sahip olmanın dahi yoksulluk nafakasını tamamen engellemeyebileceği belirtilmiştir.
Bu nedenle vatandaşlar açısından doğru bilgi şudur:
Nafaka alan kişinin çalışmaya başlaması nafakanın mutlaka kalkacağı anlamına gelmez. Ancak gelir, yoksulluğu ortadan kaldıracak düzeydeyse nafaka kaldırma veya azaltma davası açılabilir.
16. Nafaka Borçlusu İşsiz Kalırsa Veya Geliri Yoksa Ne Olur?
Nafaka borçlusunun ödeme gücü de önemlidir. Yoksulluk nafakası, nafaka borçlusunun mali gücü oranında belirlenir. Borçlunun ödeme gücü kalmamışsa veya ciddi şekilde azalmışsa nafakanın azaltılması ya da kaldırılması gündeme gelebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2016/5804, K.2017/11677, 25.10.2017 tarihli kararında, erkeğin çalışmadığı, sabit işinin olmadığı, yeterli ve düzenli gelirinin bulunmadığı durumda “kendisi yoksul olan kişi yoksulluk nafakasıyla yükümlü tutulamaz” değerlendirmesine yer vermiştir. Bu nedenle kadının yoksulluk nafakası talebinin kabul edilmesi bozma sebebi yapılmıştır.
Ancak nafaka borçlusu yalnızca “işsiz kaldım” demekle nafakadan kurtulamaz. İşsizlik, gelir kaybı, sağlık sorunu, maluliyet, emeklilik veya ödeme gücündeki ciddi azalma somut belgelerle ispatlanmalıdır. Mahkeme, borçlunun çalışabilir durumda olup olmadığını, gelir elde etme imkânını, malvarlığını ve önceki yaşam standardını birlikte değerlendirir.
17. Haysiyetsiz Hayat Sürme İddiası Nafakayı Nasıl Etkiler?
Türk Medeni Kanunu m.176’ya göre nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi, yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılması sebeplerinden biridir.
Ancak bu iddia ağır bir iddiadır ve soyut beyanla ispatlanamaz. Kolluk kayıtları, tanık beyanları, mahkeme dosyaları, sosyal ve ekonomik durum araştırması ve diğer somut deliller önem taşır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/10874, K.2017/634, 25.01.2017 tarihli kararında, haysiyetsiz hayat sürdüğü iddiasıyla açılan nafaka kaldırma davasında mahkemenin tarafların iddia ve savunmalarını, tanıklarını ve delillerini yeterince araştırmadan karar vermesini hatalı bulmuştur. Kararda, mahkemenin bu iddia bakımından delilleri toplamadan karar vermesi “eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı” görülmüştür.
Bu kararın uygulamadaki sonucu şudur:
Haysiyetsiz hayat sürme iddiası varsa mahkeme eksiksiz araştırma yapmalı; karar soyut iddiaya değil, somut delile dayanmalıdır.
18. Yoksulluğun Ortadan Kalkması Hâlinde Nafaka Ne Olur?
Nafaka alacaklısının yoksulluğu ortadan kalkarsa, yoksulluk nafakasının kaldırılması talep edilebilir. Ancak her gelir artışı yoksulluğun tamamen sona erdiği anlamına gelmez.
Mahkeme şu hususları birlikte değerlendirir:
1. Gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığı,
2. Gelirin temel yaşam giderlerini karşılayıp karşılamadığı,
3. Kira, sağlık, ulaşım ve çocuk bakım giderleri,
4. Nafaka alacaklısının malvarlığı,
5. Nafaka borçlusunun ödeme gücü,
6. Tarafların boşanma sonrası ekonomik dengesi,
7. Hakkaniyet ilkesi.
Yargıtay kararlarında yoksulluk kavramı yalnızca açlık veya mutlak çaresizlik olarak değerlendirilmez. Yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım ve kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayan kişiler yoksul kabul edilebilir.
19. Nafaka Borçlusu 2026’da Ödemeyi Kendiliğinden Durdurabilir Mi?
30 Eylül 2026’da yayımlanan AYM kararı, mevcut nafaka borcunun aynı gün sona erdiği anlamına gelmez. Sırf bu karara dayanarak tek taraflı ödeme kesilmemeli; sona erme koşulları, mahkeme kararı ve icra dosyası ayrıca kontrol edilmelidir. Nafaka ödenmemesinin icra sonuçları bu ayrım gözetilerek değerlendirilir.
Hayır. Nafaka borçlusu, mevcut mahkeme kararı devam ederken yalnızca haberlerde “süresiz nafaka kalkacak”, “yeni nafaka yasası geliyor”, “12. Yargı Paketi nafakayı kaldıracak” gibi ifadeler yer aldığı için ödemeyi kendiliğinden durdurmamalıdır.
Mevcut karar devam ettiği sürece nafaka borcu da devam eder. Nafakanın kaldırılması, azaltılması veya sona erdiğinin tespiti için somut olaya göre aile mahkemesine başvurulması gerekebilir.
Nafaka borçlusunun doğru hareket tarzı şudur:
1. Mevcut Nafaka Kararını İncelemek,
2. Kararın Kesinleşme Tarihini Tespit Etmek,
3. Nafakanın Türünü Belirlemek,
4. Sonradan Ortaya Çıkan Ekonomik Veya Sosyal Değişiklikleri Belgelemek,
5. Gerekirse Aile Mahkemesinde Nafaka Kaldırma Veya Azaltma Davası Açmak.
Kanun değişikliği yapılırsa, bu değişikliğin mevcut dosyalara uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca kanunun geçiş hükümlerine göre değerlendirilir. 2026 itibarıyla mevcut nafaka kararlarının otomatik olarak sona erdiği yönünde yürürlükte bir düzenleme yoktur.
20. Nafaka Kaldırma Veya Azaltma Davasında Hangi Deliller Önemlidir?

Nafaka kaldırma veya azaltma davasında mahkeme, tarafların güncel ekonomik ve sosyal durumunu araştırır. Bu nedenle dava açmadan önce delil hazırlığı yapılması önemlidir.
Başlıca deliller şunlardır:
1. SGK Hizmet Dökümü,
2. Maaş Bordrosu,
3. İşten Çıkış Belgesi,
4. Emeklilik Belgeleri,
5. Maluliyet Veya Sağlık Raporları,
6. Tapu Kayıtları,
7. Araç Kayıtları,
8. Banka Ve Gelir Kayıtları,
9. Kira Sözleşmeleri,
10. Sosyal Ve Ekonomik Durum Araştırması,
11. Tanık Beyanları,
12. Nafaka Alacaklısının Gelir Elde Ettiğini Gösteren Belgeler,
13. Fiilen Evli Gibi Yaşama İddiasına İlişkin Somut Deliller,
14. Nüfus Kayıtları,
15. İcra Dosyası Kayıtları.
Nafaka kaldırma davasında en sık yapılan hata, yalnızca “çalışıyor”, “evli gibi yaşıyor”, “durumu iyi” veya “ben ödeyemiyorum” gibi soyut iddialarla dava açılmasıdır. Mahkeme, iddiayı değil delili dikkate alır.
21. Ankara, Yenimahalle Ve Ankara Batı Açısından Pratik Bilgi

Ankara, Yenimahalle, Keçiören, Mamak, Çankaya, Etimesgut ve Sincan'da nafaka kaldırma, nafaka azaltma, nafaka artırma ve yoksulluk nafakası talepleri aile mahkemelerinde görülür.
Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında Türk Medeni Kanunu m.177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Bu nedenle Ankara’da yaşayan kişiler bakımından görevli ve yetkili mahkeme değerlendirmesi somut olaya göre yapılmalıdır.
Özellikle şu sorular önemlidir:
1. Boşanma Kararı Hangi Mahkemeden Verildi?
2. Nafaka Kararı Kesinleşti Mi?
3. Nafaka Türü Yoksulluk Nafakası Mı, İştirak Nafakası Mı?
4. Tarafların Güncel Yerleşim Yeri Neresi?
5. Nafakanın Kaldırılması Mı, Azaltılması Mı, Artırılması Mı Talep Edilecek?
Bu sorular netleşmeden açılan davalarda yetki, görev ve ispat yönünden sorun yaşanabilir.
22. Nafaka Konusunda Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
1. AYM, “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiş; iptal hükmünün yürürlüğünü 30 Haziran 2027’ye ertelemiştir.
3. Kanun teklifleri ile yürürlükteki hükümler birbirinden ayrılmalıdır; AYM kararı sabit bir nafaka süresi tablosu getirmemiştir.
2. Mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez; nafakanın türü, ödeme biçimi ve TMK m.176 koşulları birlikte değerlendirilir.
4. Birikmiş nafaka borçları topluca silinmez; mahkeme kararı ve icra dosyası incelenmeden ödeme tek taraflı kesilmemelidir.
23. Mevcut Nafaka Dosyasında Nasıl İlerlenmeli?
İlk adım, ödenen veya talep edilen nafakanın yoksulluk, tedbir, iştirak ya da yardım nafakası olduğunun belirlenmesidir. Sonra mahkeme kararı, kesinleşme bilgisi, mevcut icra dosyası ve tarafların gelir-gider koşulları birlikte incelenmelidir.
30 Eylül 2026’da yayımlanan AYM kararı yalnız TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresine yöneliktir; iptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecektir. Yoksulluk nafakası kurumu ve m.176’daki sona erme/değiştirme imkânları ortadan kalkmamıştır.
Ankara ve Yenimahalle’de nafaka alan veya ödeyen kişiler için hukuken anlamlı adım, haber başlığından otomatik sonuç çıkarmak yerine dosyadaki talebi ve delilleri güncellemektir. Koşullara göre nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması ayrıca değerlendirilebilir.
24. Sıkça Sorulan Sorular
1. Süresiz nafaka konusunda 2026’da ne değişti?
AYM, “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. 30 Eylül 2026’da yayımlanan kararın iptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek.
2. Yoksulluk nafakasını kim isteyebilir?
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan taraf, diğer eşin mali gücü oranında talepte bulunabilir.
3. Erkek de yoksulluk nafakası alabilir mi?
Evet. TMK m.175’teki koşullar cinsiyete göre değil, tarafların kusuru ve ekonomik durumuna göre değerlendirilir.
4. Çalışan kişi nafaka alabilir mi?
Çalışmak tek başına talebi engellemez; gelirin kişinin geçimini sağlamaya yeterli olup olmadığı somut olarak incelenir.
5. Nafaka alan kişi yeniden evlenirse ne olur?
TMK m.176’ya göre irat biçimindeki yoksulluk nafakası, alacaklının yeniden evlenmesiyle kendiliğinden kalkar.
6. Fiilen evli gibi yaşamak nafakayı etkiler mi?
Evet. Bu durum ispatlanırsa irat biçimindeki yoksulluk nafakası mahkeme kararıyla kaldırılabilir.
7. İşsiz kalan nafaka borçlusu ne yapabilir?
Gelir kaybını ve mali durumunu belgeleyerek nafakanın azaltılması veya kaldırılması talebini somut koşullara göre değerlendirebilir.
8. Nafaka toptan ödenebilir mi?
Evet. TMK m.176 uyarınca durumun gereklerine göre toptan veya irat biçiminde ödeme kararlaştırılabilir.
9. AYM kararı mevcut ödemeyi hemen bitirdi mi?
Hayır. Kararın yayımlanması mevcut nafaka kararlarını otomatik olarak sona erdirmemiştir.
10. Nafaka artık evlilik süresi kadar mı ödenecek?
Hayır. AYM kararı, evlilik süresine eşit veya bütün dosyalarda beş yıllık otomatik bir süre belirlememiştir.
11. Çocuk için iştirak nafakası kalktı mı?
Hayır. İptal hükmü, yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresine ilişkindir; iştirak nafakasını kaldırmamıştır.
12. Ankara’da hangi mahkemeye başvurulmalı?
Nafaka uyuşmazlıklarında görev ve yetki, talebin türü ve tarafların yerleşim yerleri dikkate alınarak belirlenir; her dosya otomatik Ankara Batı’ya ait değildir.
Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıkta mahkeme kararı, nafaka türü ve tarafların koşulları birlikte değerlendirilmelidir.




Yorumlar