Nafakanın Kaldırılması Davası

Güncelleme tarihi: 30 Eyl

1. Türk Medeni Hukukunda Nafaka Kurumunun Temelleri ve Kaldırılması Davasının Hukuki Doğası
Türk aile hukuku sistemi, evlilik birliğinin kurulması, devamı ve sona ermesi süreçlerinde tarafların ve müşterek çocukların ekonomik, sosyal ve psikolojik bütünlüklerini korumayı en üstün amaç olarak benimsemiştir. Bu koruyucu mekanizmaların en somut ve uygulamada en sık karşılaşılan aracı şüphesiz ki nafaka kurumudur. Hukuk sistemimizde genel olarak tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası olmak üzere dört temel nafaka türü bulunmaktadır. Her bir nafaka türünün hukuki doğası, ihdas ediliş amacı ve sona erme veya mahkeme kararıyla kaldırılma şartları, kanun koyucu tarafından Türk Medeni Kanunu (TMK) çerçevesinde titizlikle düzenlenmiştir. 2026 yılı itibarıyla yürürlükte olan güncel mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları incelendiğinde, nafaka kararlarının mutlak, değişmez ve ömür boyu sürecek kesin hükümler olmadığı açıkça görülmektedir. Sosyal ve ekonomik hayatın dinamik yapısı, tarafların mali durumlarında zaman içinde meydana gelen olağanüstü veya öngörülemez değişiklikler, nafaka kararlarının da değişen şartlara uyarlanmasını hukuki bir zorunluluk haline getirmektedir.
Nafakanın kaldırılması davası, mevcut nafaka yükümlülüğünün kanundaki koşullar çerçevesinde sona erdirilmesi istemidir. Kaldırma kararının hangi tarihten itibaren sonuç doğuracağı, nafakanın türüne, sona erme nedenine ve mahkemenin hükmüne göre değerlendirilir. Dava açılması tek başına ödeme yükümlülüğünü veya icra takibini durdurmaz. Önceden doğmuş alacakların durumu da sona erme tarihi ve kararın kapsamına göre ayrıca incelenmelidir.
Bu makale, adaletin tesis edilmesi ve hak arama hürriyetinin etkin kullanılması amacıyla, nafaka yükümlülüğünün hangi somut hukuki gerekçelerle, hangi usul kurallarına tabi olarak ve ne tür delillerle kaldırılabileceği konusunu 2026 yılı güncel mevzuatı ışığında tüm yönleriyle ele almaktadır. Boşanma davalarının karmaşık doğası ve sonrasında devam eden ekonomik yükümlülükler, vatandaşların doğru, bilimsel ve güncel hukuki bilgiye ulaşmasını hayati derecede önemli kılmaktadır.
2. Tedbir Nafakasının Hukuki Niteliği ve Kaldırılma Koşulları
Boşanma veya ayrılık davalarının açılmasıyla birlikte taraflar arasında başlayan hukuki ihtilaf süreci, çoğunlukla uzun yıllara yayılan çekişmeli yargılamalara sahne olmaktadır. Bu uzun ve yıpratıcı süreçte eşlerin ve varsa müşterek çocukların barınma, beslenme, eğitim, sağlık ve ulaşım gibi temel insani ihtiyaçlarının güvence altına alınması devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır. İşte bu noktada tedbir nafakası kurumu devreye girmektedir. Tedbir nafakası, boşanma veya bağımsız ayrılık davası açıldığında, mahkeme hakimi tarafından yargılama sonuçlanıncaya kadar geçerli olmak üzere, yoksulluğa düşecek ve ekonomik desteğe muhtaç kalacak eş ile müşterek çocuklar yararına hükmedilen geçici nitelikte bir koruma tedbiridir. Tedbir nafakasının hükmedilebilmesi için eşlerin boşanmadaki kusur oranları dikkate alınmaz; yani daha ağır kusurlu olan eş bile, eğer ekonomik durumu diğer eşten daha kötüyse ve geçimi tehlikedeyse, dava süresince diğer eşten tedbir nafakası alabilir.
2.1. Tedbir Nafakasının Geçici Doğası ve Kendiliğinden Sona Ermesi
Boşanma davasında TMK m.169 kapsamında verilen tedbir nafakası geçici bir önlemdir. Dava sürecindeki ara kararlar ile kararın kesinleşmesi, tedbirin devamı bakımından birlikte değerlendirilmelidir.
Tedbir nafakası, hüküm bulunmaksızın kendiliğinden yoksulluk veya iştirak nafakasına dönüşmez. Boşanma sonrasında ödenecek nafakanın türü, miktarı ve başlangıcı mahkeme kararındaki düzenlemeye göre belirlenir.
2.2. Davanın Seyri İçinde Tedbir Nafakasının Mahkemece İptali (Haklı Nedenin Kaybı)
Tedbir nafakası sadece boşanma davası ile birlikte istenmez; haklı bir nedene dayalı olarak fiili ayrılık durumunda (örneğin eşin evi terk etmesi, şiddet uygulaması veya müşterek konuta almaması gibi sebeplerle boşanma davası açılmaksızın ayrı yaşama) da talep edilebilir. Ancak TMK m.200 gereğince, koşullar değiştiğinde, taraflardan birinin haklı istemi üzerine mahkeme hakimi kararında gerekli maddi değişikliği yapabilir veya bağlanan tedbir nafakasının hukuki sebebi tamamen sona ermişse alınan bu önlemi tamamen kaldırabilir.
Tarafların gelirinde, giderlerinde veya ayrı yaşama koşullarında sonradan meydana gelen değişiklikler, tedbir nafakasının yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. İşe başlama, malvarlığı edinme veya eşlerin yeniden birlikte yaşamaya başlaması her dosyada aynı sonucu doğurmaz. İlgili mahkeme, tedbirin dayanağına ve tarafların somut koşullarına göre miktarın değiştirilmesine veya önlemin kaldırılmasına karar verebilir.
3. İştirak Nafakasının Sona Ermesi ve Çocukların Korunması İlkesi

Aile hukukunun en hassas dengesi müşterek çocukların üstün yararının korunmasıdır. Evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesi durumunda, çocukların bakım, gözetim ve velayet hakkı mahkeme kararıyla eşlerden birine bırakılır. Velayet kendisine verilmeyen diğer ebeveyn ise çocuğun beslenme, barınma, giyim, sağlık, eğitim, kültürel gelişim ve ulaşım gibi temel ve sosyal giderlerine kendi mali gücü oranında katılmakla yasal olarak yükümlüdür. Bu kanuni katılma yükümlülüğünün maddi karşılığı iştirak nafakasıdır. İştirak nafakasının bağlanmasında ve miktarının tayin edilmesinde ebeveynlerin boşanma davasındaki kusur oranlarının hiçbir hukuki önemi yoktur; temel kıstas müşterek çocuğun ihtiyaçları ile nafaka borçlusu ebeveynin ekonomik gelir seviyesidir.
3.1. Reşit Olma (18 Yaş Sınırı) ile İştirak Nafakasının Otomatik Sonlanması
İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Erginlik yalnız 18 yaşın doldurulmasıyla değil, kanundaki koşullarla evlenme veya mahkeme kararıyla ergin kılınma yoluyla da gerçekleşebilir. Erginlikten önce doğmuş nafaka alacakları ayrıca değerlendirilir.
Devam eden bir icra dosyasında çocuğun ergin olduğu tarihin ve hükmün kapsamının icra müdürlüğüne bildirilmesi gerekir. Kesintinin fiilen durdurulması dosyadaki işleme bağlıdır; yalnız kimlik fotokopisinin her durumda yeterli olacağı söylenemez.
Çocuğun gelir veya malvarlığının değişmesi, tek başına önceden verilmiş nafaka kararını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. TMK m.330 ve m.331 uyarınca ihtiyaçlar, ana ve babanın ödeme güçleri ile değişen durum mahkemece değerlendirilir. Ölüm hâlinde gelecekteki bakım yükümlülüğü ile daha önce doğmuş alacaklar ayrı ele alınmalıdır.
3.2. Velayetin Değiştirilmesi Kararlarının İştirak Nafakasına Etkisi
Velayetin veya çocuğun fiilî bakım koşullarının değişmesi, mevcut iştirak nafakasının yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Mahkeme, çocuğun ihtiyaçlarını ve ebeveynlerin mali durumlarını dikkate alarak nafaka konusunda gerekli düzenlemeyi yapar. Önceki kararın kapsamı incelenmeden ödemelerin tek taraflı kesilmesi uygun değildir.
3.3. Eğitimi Devam Eden Ergin Bireylerde İştirakten Yardım Nafakasına Geçiş Süreci
TMK m.328/2 uyarınca, çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar bakım yükümlülüğünü sürdürür. Ergin çocuk bu istemi kendi adına ileri sürer; önceki iştirak nafakasının devam edip etmediği ile yeni istemin hukuki dayanağı birbirinden ayrılmalıdır.
Eğitimin sona ermesi, TMK m.364 kapsamında şartları oluşabilecek yardım nafakası istemini her durumda ortadan kaldırmaz. Eğitim nedeniyle bakım istemi ile yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek yakınlara ilişkin yardım nafakası ayrı koşullara tabidir.
Nafaka için gelirin belirli bir yüzdesinin uygulanmasını öngören genel bir kanuni oran yoktur. Çocuğun ihtiyaçları, ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri ile çocuğun gelirleri TMK m.330 kapsamında birlikte değerlendirilir. Somut dosya verisi olmadan belirli gelir aralıkları için 'ortalama emsal nafaka' veya sabit kesinti oranı sunulmamalıdır.
4. Yoksulluk Nafakasının Sona Ermesi: Kanuni Nedenlerle Kendiliğinden Bitiş
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında isteyebildiği destektir. TMK m.175 uyarınca nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Önceki yaşam standardının her azalması tek başına yoksulluk nafakası için yeterli değildir; ihtiyaçlar, gelirler ve somut koşullar değerlendirilir.
Kanun koyucu, yoksulluk nafakasının hangi hallerde dava açmaya bile gerek kalmadan kendiliğinden (otomatik olarak) sona ereceğini TMK m.176'da kesin çizgilerle belirtmiştir.
4.1. Yeniden Resmi Evlilik Yapılması
TMK m.176/3 uyarınca irat biçimindeki yoksulluk nafakası, alacaklı tarafın yeniden evlenmesiyle kendiliğinden sona erer. Evlenmeden önce doğmuş alacaklar ayrıca değerlendirilir. Devam eden icra dosyasında evlenme kaydının ve sona erme tarihinin ilgili mercie bildirilmesi gerekir; somut dosyada uyuşmazlık varsa gerekli başvuru yolu ayrıca belirlenir.
4.2. Nafaka Alacaklısının veya Borçlusunun Ölümü Durumunda Tereke ve Miras Hukuku Etkileşimi
TMK m.176/3 uyarınca irat biçimindeki yoksulluk nafakası, taraflardan birinin ölümüyle geleceğe yönelik olarak sona erer. Bu durum, ölümden önce muaccel olmuş ve ödenmemiş alacakları kendiliğinden silmez.
Önceden doğmuş alacakların terekeye dâhil olması ve mirasçılara yöneltilecek talepler; mirasın reddi, terekenin durumu ve miras hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Gelecekteki nafaka hakkı ile birikmiş alacak birbirinden ayrılmalıdır.
5. Mahkeme Kararıyla Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması: Yargıtay İçtihatları ve İspat Kriterleri

Yoksulluk nafakasının kendiliğinden sona ermediği, ancak şartların köklü bir şekilde değiştiği hallerde, nafaka borçlusunun görevli aile mahkemesinde "Nafakanın Kaldırılması Davası" açarak bu değişikliği yasal delillerle ispat etmesi zorunludur. Aksi takdirde, fiili durum ne olursa olsun yasal yükümlülük devam eder. Yargıtay uygulamaları ışığında bu davanın kabulü için aranılan şartlar son derece sıkı şekil ve ispat şartlarına bağlanmıştır.
5.1. Nafaka Alacaklısının Başkasıyla Fiilen Evli Gibi Hayat Sürmesi
TMK m.176/3, alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamasını, irat biçimindeki yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılma nedenlerinden biri olarak düzenler. Her arkadaşlık, görüşme veya aynı mekânda bulunma bu koşulun gerçekleştiğini göstermez; ilişkinin niteliği ve sürekliliği somut olayda değerlendirilir.
İddiayı destekleyen tanık anlatımları, hukuka uygun elde edilmiş kayıtlar ve diğer deliller birlikte incelenir. Özel hesaplara izinsiz erişilmesi, gizli takip veya kişisel verilerin hukuka aykırı elde edilmesi delil toplama yöntemi olarak önerilemez. Mahkemenin kararı ve hükmün sonuç doğurduğu tarih incelenmeden ödeme tek taraflı kesilmemelidir.
5.2. Yoksulluk Durumunun Tamamen Ortadan Kalkması (Yoksulluğun Zevali)
Alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkması, TMK m.176/3 uyarınca irat biçimindeki yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılması nedenidir. İşe başlama, miras veya malvarlığı edinme tek başına her dosyada aynı sonucu doğurmaz. Gelirin miktarı ve sürekliliği, zorunlu giderler, sağlık durumu ve kişinin diğer koşulları birlikte değerlendirilir.
Ekonomik durumdaki değişiklik yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmıyorsa, TMK m.176/4 kapsamında nafaka miktarının azaltılması veya artırılması gündeme gelebilir. Asgari ücretle çalışma nafakayı otomatik olarak ne kaldırır ne de bütün dosyalarda korur. Kaldırma ve indirim talepleri somut mali durum ve hukuka uygun delillerle değerlendirilmelidir.
5.3. Toplum Ahlakına Aykırı ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Olgusu
TMK m.176/3, kanunda kullanılan ifadeyle 'haysiyetsiz hayat sürme' hâlini mahkeme kararıyla kaldırma nedeni olarak düzenler. Bu değerlendirmenin somut olayın bütün koşullarına dayanması gerekir; kişisel kanaat veya tek bir davranış yeterli kabul edilemez.
Bir hastalık, bağımlılık tanısı veya tedavi başvurusu, tek başına bu hukuki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamaz. Sağlık verileri ve özel hayat bilgileri hukuka aykırı biçimde toplanmamalıdır. İddia, hukuka uygun delillerle mahkemeye sunulmalı ve değerlendirme mahkemeye bırakılmalıdır.
6. AYM Kararı Nafakanın Kaldırılması Davasını Nasıl Etkiler?
30 Eylül 2026 AYM kararı: TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresi iptal edilmiştir; iptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecektir. Yoksulluk nafakası kurumu, tedbir ve iştirak nafakası kaldırılmamıştır. Mevcut kararlar ve birikmiş borçlar kendiliğinden sona ermez. Resmî karar metni ve kararın kapsamı ile yürürlük incelememiz birlikte değerlendirilmelidir.
Karar, bütün dosyalara aynı şekilde uygulanacak bir veya beş yıllık süre getirmemiştir. Nafakanın kaldırılması isteminde TMK m.176 koşulları, tarafların ekonomik durumundaki değişiklik ve hukuka uygun deliller ayrıca incelenmelidir.
7. Nafakanın Kaldırılması Davasında Usul Hukuku, Görevli Mahkemeler ve İspat Yükü

Nafakanın kaldırılması davaları, sadece haklı olmanın yetmediği, bu haklılığın usul kurallarına uygun delillerle ispat edilmesinin zorunlu olduğu teknik yargılamalardır. Bir dilekçe örneğinde de görülebileceği üzere (örneğin; Kayseri Nöbetçi Aile Mahkemesine sunulan, davacının yeni evlilik masraflarını ve davalının değişen mali durumunu bildirdiği bir nafakanın kaldırılması dilekçesi), değişen koşulların maddi vakıalarla mahkemeye sunulması şarttır.
7.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme Kuralları
Yoksulluk nafakasının kaldırılması davasında görevli mahkeme, 4787 sayılı Kanun m.4 uyarınca aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu görevi belirlenen asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla yerine getirir.
TMK m.177 görev değil, boşanmadan sonra açılan nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesinin yetkisini düzenler. Nafaka türüne ve talebin niteliğine göre özel yetki hükümleri ayrıca incelenmelidir. Mevcut nafakanın değişen koşullarla kaldırılması istemi ile boşanmadan doğan ilk nafaka isteminin süre kuralları birbirine karıştırılmamalıdır.
7.2. 2026 Yılı İtibarıyla Dava Masrafları, Harçlar ve Avukatlık Ücret Tarifesi
Dava açılırken başvurma harcı, talebin niteliğine göre hesaplanan peşin harç, gider avansı ve delil giderleri dikkate alınır. Tutarlar, başvuru tarihindeki tarife ile dava değerine ve yapılacak işlemlere göre belirlenir. Önceki yılların harç ve avanslarının tek bir '2025–2026 toplamı' olarak sunulması doğru değildir.
Avukatla kararlaştırılan ücret ile mahkemenin hükmedeceği karşı vekâlet ücreti ayrı kalemlerdir. Uygulanacak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, dava değeri, işin niteliği ve ücret sözleşmesi birlikte incelenmelidir. Her nafaka kaldırma davası için tek bir kesin ücret veya toplam masraf vaat edilemez.
İlk değerlendirme için sitedeki Dava Harç ve Gider Hesaplama ile Vekâlet Ücreti Hesaplama araçları kullanılabilir. Araç sonuçları, dosya ve yürürlükteki tarife kontrolünün yerine geçmez.
7.3. Delil İkamesi, Tanık Dinletilmesi ve Sosyo-Ekonomik Durum Araştırması
İspat yükü HMK m.190 çerçevesinde değerlendirilir. Hangi delilin hangi vakıayı ispatladığı açıkça belirtilmelidir. Tarafların gelir, gider ve malvarlığı kayıtları ile sosyoekonomik araştırma sonucu, dosyada gerekli görülen diğer delillerle birlikte incelenebilir.
HMK m.139/1-ç kapsamındaki belge sunma süresi ile tanık listesi kuralları ayrıdır. Tanıkların adları ve tebliğe elverişli adresleri HMK m.240 uyarınca bildirilir; ikinci tanık listesi verilemez. Mahkemenin usulüne uygun kesin sürelerine ve HMK m.324 kapsamındaki delil avansına uyulmalıdır. Geç delil HMK m.145, hazır bulundurulan tanık HMK m.243 koşulları çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Tanık adlarının tahkikatın herhangi bir aşamasında sınırsız biçimde bildirilebileceği veya avans yatırılmasının tek başına her tanığın dinlenmesini zorunlu kıldığı söylenemez. Deliller hukuka uygun elde edilmeli; özel hayat ve kişisel veriler korunmalıdır.
8. Nafaka Yükümlülüğünün İhlali, İcra Takipleri ve Tazyik Hapsi Yaptırımı
Nafakanın kaldırılması davasının açılması, mevcut kararı ve ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ödenmemiş nafaka alacakları için icra takibi yapılabilir. Kanuni kendiliğinden sona erme nedenleri veya yeni mahkeme kararı varsa bunların takip dosyasına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
İİK m.344 kapsamında, nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelebilir. Bu yaptırım her ödenmemiş eski borç için otomatik olarak uygulanmaz. Takip, tebligat, şikâyete konu dönem ve süre koşulları incelenir; yalnız birikmiş alacağın tahsili ile cari nafakaya ilişkin şikâyet birbirinden ayrılır.
Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir. Hangi aylara ilişkin ödemenin gerektiği, şikâyet ve verilen kararın kapsamına göre belirlenir. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması için açılan davada ileri sürülen nedenler dikkate alınarak tazyik hapsinin uygulanması dava sonuna bırakılabilir; dava açılması tek başına bu sonucu doğurmaz.
Birikmiş alacakların zamanaşımı, muacceliyet tarihleri ve zamanaşımını kesen işlemler dikkate alınarak değerlendirilir. Bütün nafaka alacakları için yalnız kararın kesinleşmesinden başlayan tek bir süre kabul edilmemelidir.
9. Sıkça Sorulan Sorular
1. Yeni nafaka yasası (Süresiz nafakanın kaldırılması) 2026'da çıktı mı?
AYM’nin “süresiz olarak” ibaresini iptal eden kararı 30 Eylül 2026’da yayımlandı; iptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Bu gelişme mevcut nafakayı hemen bitirmez ve bütün dosyalara sabit bir süre getirmez.
2. İştirak nafakası ödüyorum, çocuğum 18 yaşına bastığında ne yapmalıyım?
İştirak nafakası kural olarak erginlikle sona erer. Devam eden icra dosyasında erginlik tarihi ve kararın kapsamı incelenerek gerekli başvuru yapılmalıdır. Önceden doğmuş alacaklar ayrıca değerlendirilir.
3. Üniversite okuyan 18 yaşından büyük çocuğa nafaka ödenmesi zorunlu mu?
TMK m.328/2 koşulları varsa ana ve babanın eğitim süresindeki bakım yükümlülüğü devam edebilir. Ergin çocuk istemini kendi adına ileri sürer; önceki iştirak nafakasından ayrı değerlendirme gerekir.
4. Eski eşim asgari ücretle işe girdi, yoksulluk nafakası hemen kalkar mı?
İşe başlama nafakayı otomatik kaldırmaz. Gelirin sürekliliği, ihtiyaçlar ve diğer koşullar incelenir; yoksulluğun sona ermesine veya mali değişikliğe göre kaldırma ya da indirim değerlendirilebilir.
5. Eski eşim başkasıyla resmi nikahsız, imam nikahlı yaşıyor. Nafakayı nasıl iptal ederim?
TMK m.176/3 koşullarının oluştuğu iddiasıyla mahkemeye başvurulabilir. Fiilen evli gibi yaşama hukuka uygun delillerle değerlendirilir; yalnız şüphe veya fotoğraf kesin sonuç sağlamaz.
6. Boşanma davasında bağlanan tedbir nafakası dava bitince ne olur?
Tedbir nafakası geçici bir önlemdir. Boşanma sonrasında ödenecek iştirak veya yoksulluk nafakası, mahkeme hükmüne göre belirlenir; hüküm olmadan otomatik dönüşüm olmaz.
7. Eski eşimin yeniden resmi nikahla evlendiğini öğrendim, dava açmalı mıyım?
İrat biçimindeki yoksulluk nafakası yeniden evlenmeyle kendiliğinden sona erer. İcra dosyasına etkisi için evlenme kaydı ve sona erme tarihi bildirilmelidir; birikmiş alacaklar ayrıca incelenir.
8. Nafakanın kaldırılması davasında hangi mahkeme görevli ve yetkilidir?
Yoksulluk nafakasının kaldırılmasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. TMK m.177 nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesinin yetkisini düzenler. Diğer nafaka türlerinin yetki kuralları ayrıca incelenir.
9. Nafaka borcunu ödeyemezsem gerçekten hapse girer miyim?
İİK m.344 koşulları oluşursa şikâyet üzerine üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelebilir. Her eski birikmiş borç için otomatik hapis uygulanmaz; takip, tebligat ve şikâyet dönemi değerlendirilir.
10. Ekonomik kriz sebebiyle işimi kaybettim, nafakayı ödeyemiyorum, iptal olur mu?
İşsizlik nafakayı kendiliğinden sona erdirmez. Mali durumdaki değişiklik kanıtlanarak koşullara göre indirim veya diğer uygun istemler değerlendirilebilir; dava açılması ödemeyi otomatik durdurmaz.
11. Nafaka davası açarken şahit (tanık) bildirmek zorunlu mudur?
Her davada tanık zorunlu değildir. Uyuşmazlık uygun belgeler ve diğer delillerle de ispatlanabilir. Tanık kullanılacaksa liste, kesin süre ve delil avansı kurallarına uyulmalıdır.
12. Eski eşim vefat etti, geçmişe dönük ödemediği nafakaları mirasçılarından alabilir miyim?
Ölümden önce muaccel olmuş ve ödenmemiş alacaklar kendiliğinden silinmez. Tereke, mirasın reddi ve miras hükümleri değerlendirilerek uygun kişilere karşı talepte bulunulabilir.
Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.




Yorumlar