top of page

Anayasa Mahkemesinin 2024/98 E. , 2025/149 K. Sayılı ve 10/7/2025 Tarihli Kararı ile Hangi TCK ve CMK Düzenlemeleri İptal Edildi?

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 15 Oca
  • 8 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 16 Oca

Anayasa Mahkemesi 2025/149 kararı: TCK ve CMK iptalleri (HAGB ve ceza yargılaması)
AYM 2025/149 kararıyla ceza yargılamasında (CMK) yapılan iptaller ve vatandaş açısından sonuçları.

Anayasa Mahkemesi’nin 2024/98 E. , 2025/149 K. sayılı ve 10/7/2025 tarihli kararıyla, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki bazı hükümler iptal edilmiştir. Bu karar en çok Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumuna ilişkin hükümleri etkilemiştir. Kısacası, ceza erteleme usulü Anayasa’ya aykırı bulunmuştur.


Bu yazıda, iptal edilen TCK ve CMK hükümleri sade bir dille ele alınacak; Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri (özgürlükler, adil yargılanma, mülkiyet hakkı, mahkemeye erişim gibi yönlerden) özetlenecek; bu kararların ceza yargılamasına etkileri açıklanacak ve vatandaşlar için ne anlama geldiği örneklerle anlatılacaktır. Son bölümde de en çok merak edilen sorulara basit cevaplar verilecektir.


AYM 2025/149 kararı sonrası 3 kritik sonuç: CMK 231 (HAGB) iptali, CMK 247/3 iptali ve 9 ay yürürlük süresi
Kararın vatandaş açısından en önemli üç sonucu: HAGB düzenlemesi, kaçak sanık hükmü ve yürürlük takvimi.

İptal Edilen TCK ve CMK Düzenlemeleri


  • TCK 220/6 (örgüt adına suç işleme): 2 Mart 2024’te yapılan düzenlemeyle TCK’nın 220/6. fıkrasına “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen” kişilere 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası verileceği hükmü eklenmişti. Anayasa Mahkemesi bu birinci cümleyi iptal etti. Yani, artık kanunda bu suç tipi kalmadı ve bu hüküm yürürlükten kaldırıldı. Benzer şekilde, TCK 314/3 fıkrasına eklenen “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçunu düzenleyen cümle de Anayasa Mahkemesinin 2024/81 E. , 2024/189 K. Sayılı ve 5/11/2024 Tarihli Kararı ile iptal edilmiştir. Bu düzenlemeler esasen silahlı örgütlerle ilgili suçlara yönelik yeni yaptırımlar getiriyordu.


TCK 220/6 ve TCK 314/3 iptali sonrası: örgüt üyeliği, örgüt adına suç ve somut suç ayrımı şeması
İptal edilen düzenleme, “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” hükmüne ilişkindir. Bununla birlikte, somut olayda isnat edilen fiiller hakaret, tehdit, kasten yaralama gibi Türk Ceza Kanunu’nda bağımsız olarak tanımlanan bir suçun unsurlarını oluşturuyorsa, yargılama bu suç tipleri bakımından genel hükümler çerçevesinde devam edebilir.

  • CMK 231 (HAGB – Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması): Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi, daha önce “mahkûm edilen ceza 2 yıl veya altında ise hüküm açıklanmayarak sanık denetim süresine tabi tutulur” diyordu. 2024’te bu maddeye getirilen birinci cümle Anayasa’ya aykırı bulundu ve iptal edildi. Mahkeme ayrıca 231/5. fıkrasının devamındaki bazı ibarelerin ve 231/11. fıkrasının üçüncü-dördüncü cümlelerinin de iptallerine karar vermiştir. Sonuç olarak, HAGB kanunda öngörülmüş olmakla birlikte bu kanun maddesi kapsamındaki düzenleme bütünüyle geçersiz hale gelmiştir.


  • CMK 247/3 (kaçak sanık düzenlemesi): Kanundaki bir hükümde, yurt dışına kaçan (firar eden) sanık hakkında soruşturma/kovuşturma işlemlerine ne şekilde devam edileceği yeniden düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesi bu yeniden düzenlenen üçüncü fıkrayı da iptal etti. Böylece CMK’da kaçak sanıklarla ilgili 247/3. madde hükmü eski haline dönmüştür.


Bu iptaller sonucunda, söz konusu düzenlemelerin kanun metnindeki hükümleri geçerliliğini yitirmiştir. Artık iptal edilen bu hükümlerle ilgili yargılama yapılamayacak veya bu hükümlere göre ceza verilemeyecek demektir.


İptal Gerekçeleri: Özgürlük, Adil Yargılanma, Mülkiyet, Mahkemeye Erişim


Anayasa Mahkemesi kararında özellikle şu anayasal ilkeler ve haklar gözetilmiştir:


  • Özgürlükler ve Haklar: Mahkeme, iptal edilen düzenlemelerin kişinin temel haklarını gereksiz yere kısıtladığını vurgulamıştır. Özellikle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı (Anayasa md.34) ile ifade özgürlüğü açısından sorunlara dikkat çekilmiştir. Örneğin, bir kişinin bir eyleme katılması veya konuşması gibi hak arayışı faaliyetleri sırasında örgüt adına suç işlemiş gibi değerlendirilebilmesi özgürlükleri ihlal edebilir. Dolayısıyla TCK’daki yeni tanım, hak arama özgürlüğünü tehdit edecek belirsizlikte bulunmuştur. Benzer şekilde HAGB düzenlemesinin, yaşam hakkı ile işkence yasağı (Anayasa md.17) başta olmak üzere ciddi suçlarda failin ceza almaması anlamına gelebileceği ifade edilmiştir. Özellikle devlet görevlilerinin işlediği işkence veya kötü muamele suçlarında HAGB’nin uygulanmaması gerektiği; aksi halde devletin sorumluluk yükümlülüğünün yok sayılacağı belirtilmiştir.


  • Adil Yargılanma ve Mahkemeye Erişim: Mahkeme, iptal gerekçesinde sanığın kanun yoluna (istinaf/temyiz) başvuru hakkının fiilen kısıtlanmasını vurgulamıştır. HAGB kararının açıklanabilmesi için sanığın cezayı kabul etmesi ve erken karar verilmesi gerekmektedir. Bu ise hüküm kurulmadan önce sanığa istinaf hakkından vazgeçmiş gibi davranılması anlamına gelir. Dolayısıyla mahkemece kurulacak hükümden önce feragat iradesi aranmadığı için sanığın adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı zedelenmektedir. İptal edilen CMK hükümleri mahkûmiyet kararından sonra sanığa HAGB’yi kabul edip etmediğini sorma usulü güvencesini de içermemektedir; bu da hukukilik ilkesini (belirlilik) ihlal eder.


  • Mülkiyet Hakkı: Kararda, özellikle HAGB kararı verilen bir sanık aleyhine verilen müsadere (malvarlığının kamuya geçirilmesi) kararına dikkat çekilmiştir. Kanunda net bir güvence olmadan HAGB kararı ile birlikte müsadere hükümleri de infaz edilebiliyordu. Bu durumda sanığın mülkiyet hakkı (Anayasa md.35) üzerinde ölçüsüz bir sınırlama ortaya çıkmaktadır. Çünkü HAGB ile fiilen ceza uygulanmadığı hâlde, sanığın mal varlığı kurbanlarına ve devlete devredilebiliyordu. Mahkeme bu tür aşırı sonuçların Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetmiştir.


  • Ölçülülük ve Devletin Koruma Yükümlülüğü: Anayasa Mahkemesi, devletin işkence ve kötü muamelede tolerans göstermemesinin anayasal bir zorunluluk olduğuna vurgu yapmıştır. HAGB’nin uygulandığı hallerde fail cezadan kurtulurken mağdur hiçbir tatmin alamamaktadır. Mahkeme, özellikle kişi dokunulmazlığı hakkı bakımından, HAGB’nin ciddi suçlarda (işkence vb.) uygulanmasının devletin koruma yükümlülüğüyle çeliştiğini belirtmiştir.


Bu nedenlerle AYM, ilgili TCK ve CMK hükümlerinin Anayasa’nın ilgili maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.


Ceza Yargılaması Sürecine Etkileri


AYM 2025/149 yürürlük takvimi: Resmî Gazete 31.12.2025 yayım tarihi ve 9 ay sonra 30.09.2026 yürürlük
Kararın yürürlüğe giriş süreci: Resmî Gazete yayımı sonrası 9 aylık geçiş dönemi ve uygulanma tarihi.

Kararın yürürlüğe girmesiyle (Resmi Gazete’de yayımlandıktan 9 ay sonra) ceza yargılaması sürecinde önemli değişiklikler olacaktır:


  • HAGB Uygulanamayacak: Mahkeme artık, mahkûmiyet kararı içeren bir dosyada “ceza iki yıl veya altı ise HAGB kararı” verilemeyeceğine karar vermiştir. Yani 9 ay sonra, CMK 231/5’teki bu hüküm geçersiz olacağından hiçbir hâkim bu koşullarda hükmü ertelenmiş saymayacaktır. HAGB yerine mahkûmiyet kesinleşerek ceza infaz edilecektir. Bu durum, hâkimleri ceza seçeneklerini değerlendirirken daha dikkatli kılacak; sanığa otomatik erteleme imkânı tanınmayacaktır.


  • “Örgüt adına suç” Düzenlemeleri Kaldırıldı: TCK’da artık “örgüt adına suç işleyen” diye ayrı bir tanım yoktur. Eğer bir kişi bir örgütle bağlantılı olmadan herhangi bir suç işlerse, bu durum eskiden TCK 220/6 veya 314/3’e göre ek ceza sebebi sayılıyordu. İptal kararıyla bu özel düzenleme ortadan kalkmış, suç işlendiğinde yalnızca o suça ilişkin normal hükümler uygulanacaktır. Örneğin bir kişi bir gösteride kanuna uygun şekilde davranırken “örgüt adına suç işlemiş” sayılmayacak; dolayısıyla onun cezalandırılması için başka bir somut suç işlemesi gerekir.


  • Mahkeme Yoluna Erişim: İptal edilerek yürürlükten kalkan hükümler nedeniyle sanığa yargı yollarından vazgeçmiş gibi davranılmaz. Önceki düzenlemede HAGB koşuluna giren bir sanık için ön inceleme yapılarak itiraz hakkı iptal ediliyordu. Bu durum son bulacak; sanık, hüküm kurulmadan önce dahi itiraz ve temyiz başvurusu yapma hakkına sahip olacak. Böylece adil yargılanma ve kanun yoluna başvurma güvencesi daha iyi sağlanacaktır.


  • Eski Dosyalar ve Yeni Dosyalar: İptal kararının yürürlüğe girmesine kadar işlenmiş suçlar bakımından mahkemeler eski şekliyle (iptal öncesi durumla) karar verebilir. Ancak karar yürürlüğe girdiği tarihten sonra görülecek davalarda yeni düzenlemeler geçerli olacaktır. Yani fiilen, mahkeme kararı yayımlanıp uygulanacağı tarihten itibaren iptal edilen hükümlerin kaydı silinmiş gibi işlem yapılır.


  • Ceza İnfazı: HAGB kalktığı için önceden ertelenen cezaların infazı gündeme gelebilir. Daha önce süresi geçince kalkan kararların infaz edilmesi söz konusu değil; ancak bundan sonra hiçbir ceza ertelenmeyeceği için mahkûm olan herkes cezasını çekmekle yükümlü olacaktır. Müsadere gibi tedbir kararları da normal şekilde uygulanacaktır.


Vatandaş Açısından Ne Anlama Geliyor? (Örneklerle)


Kararın yürürlüğe giriş süreci: Resmî Gazete yayımı sonrası 9 aylık geçiş dönemi ve uygulanma tarihi.
Kararın yürürlüğe giriş süreci: Resmî Gazete yayımı sonrası 9 aylık geçiş dönemi ve uygulanma tarihi.

  • Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleyenler: Diyelim ki bir yurttaş bilerek bir örgüte üye değil ancak barışçıl bir gösteride konuşmalar yapıyor veya pankart tutuyor. Eskiden değiştirilen 220/6’ya göre suç işlediği düşünülebilirdi. İptal kararıyla artık bu risk ortadan kalkmıştır. Gösteri düzenleme hakkınızı (Anayasa md.34) kullanırken artık “örgüt adına suç işleme” düzenlemesiyle karşılaşmazsınız; mahkemeler sadece somut suç işlemişseniz değerlendirme yapacak.


  • HAGB Verilmiş Sanıklar: Eğer bir suça ilişkin HAGB (ceza erteleme) kararı aldıysanız, bu kararınız hemen kalkmayacak; iptal hükmü ilan edildikten 9 ay sonra geçerli olacak. Bu sürede verilen HAGB kararları yürürlükte kalmaya devam eder. Süre dolduğunda ise artık erteleme uygulaması olmadığı için mahkemeler daha sıkı karar verecektir. Örneğin, mahkûmiyet cezası ertelenen bir sanık, cezasını artık aynen infaz edebilir hale gelebilir.


  • Mağdurlar (Suçtan Zarar Görenler): Eskiden HAGB ile ceza ertelenen bir suçta mağdur zararının karşılanması güç olabiliyordu; şimdiyse fail hemen cezasını çekeceği için mağdura manevi ve maddi tazminat şansı artabilir. Örneğin yüz kızartıcı bir suçu işleyen kamu görevlisi kovuşturmada ertelemeye tabi tutulamaz; mağdur bu sayede devletin önlem almadığı hissiyatından kurtulur.


  • Adil Yargılanma Açısından: İstinaf veya temyiz hakkı daha etkin hale gelecek. Diyelim sanık, kesin hüküm kurulmadan dosyasını önce İstinaf mahkemesinde inceletmek istiyor; artık bu hakkı kullanabilecektir. Önceden HAGB uygulandığında adli yollar kapanıyordu; artık kimse “önceden feragat ettirilmeyecek” şartıyla karar vermeye zorlanmayacak.


  • Yeni Davalar: İptalin uygulamaya girmesinden sonra açılan yeni davalarda yukarıdaki değişiklikler geçerli olacaktır. Eski düzenleme tarihi geçirilmiş olacak, bu yüzden Kanun’un iptal edilen maddelerine göre işlem yapılamaz. Yani yeni suçlara bakarken ilgili hâkim “iptal edilen hükümler yokmuş gibi” davranacaktır.


Bu gelişmeler, ceza yargılamasının şeffaflığını ve vatandaşın haklarını güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Özetle, bireyler adil yargılanma ve temel haklar açısından daha korunaklı hale gelmekte, ağır suçlarda failin cezasız kalmasının önüne geçilmekte ve mağdurların hakları daha çok dikkate alınmaktadır.


Sıkça Sorulan Sorular


1) “AYM 2024/98 E. ve 2025/149 K. Sayılı Kararı” tam olarak neyi değiştirdi?

Bu karar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) özellikle HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) kurumuna ilişkin düzenlemeleri ve ayrıca kaçak sanıkla ilgili bir düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Yani mesele, “cezanın nasıl uygulanacağı ve yargılamanın nasıl yürütüleceği” ile ilgilidir.


2) HAGB tamamen kalktı mı?

Karar yürürlüğe girdikten sonra, CMK 231’de HAGB’yi düzenleyen 5’ten 14’e kadar fıkralar iptal edilmiş olacağından, kanunda HAGB’ye dayanak oluşturan ana çerçeve ortadan kalkmış olacaktır. Bu nedenle uygulamada “HAGB artık uygulanabilir mi?” sorusunun cevabı, yürürlük sonrası dönemde hayır yönünde olacaktır.


3) AYM 2024/98 E. ve 2025/149 K. Sayılı iptal kararları ne zaman yürürlüğe girecek?

Karar Resmî Gazete’de yayımlandıktan sonra 9 ay sonra yürürlüğe girecek şekilde ertelenmiştir. Yani 31.12.2025 + 9 ay = 30.09.2026 tarihinde yürürlüğe girmesi beklenir. Bu tarihe kadar mahkemeler mevcut düzenlemeye göre işlem yapmaya devam eder.


4) HAGB kararı daha önce verilmişse (dosyamda HAGB varsa) ne olacak?

Daha önce verilmiş HAGB kararları bakımından “iptal oldu, otomatik infaz başlar” şeklinde bir sonuç kendiliğinden çıkmaz. Dosyanın aşamasına (kesinleşme, denetim süresi, düşme vs.) göre değerlendirme yapılır. Kısaca: mevcut HAGB dosyaları “tek kalemde” aynı sonuca bağlanmaz; dosya dosya bakılır.


5) Hakkımda soruşturma/kovuşturma devam ediyorsa ne olacak?

Dosyanız devam ediyorsa, iptal hükümleri yürürlüğe girdikten sonra mahkeme iptal edilen kurallara dayanarak karar veremez. Ancak olayınızda başka suç isnatları varsa (ör. hakaret, tehdit, mala zarar, toplantı ve gösteri kanununa muhalefet gibi), yargılama o suçlar yönünden devam edebilir.


6) “Kaçak sanık” ile ilgili iptal ne anlama geliyor?

CMK’daki kaçak sanık hakkında kovuşturmanın nasıl yürütüleceğine ilişkin bir hüküm (CMK 247/3) iptal edilmiştir. Bu, özellikle yurt dışında olup çağrılara uymayan sanıklar bakımından “yargılamanın hangi işlemlerinin yapılıp hangilerinin yapılamayacağı” tartışmasını etkiler. Yürürlükten sonra, iptal edilen çerçeveye göre işlem yapılamaz.


7) Bu karar “cezasızlık” mı getiriyor?

Hayır. Bu karar, cezanın varlığını değil; ceza yargılamasında kullanılan bir usul kurumunu (HAGB) ve bazı prosedürleri Anayasa açısından değerlendiriyor. Suç varsa ve mahkûmiyet kurulursa, ceza hukukunun genel kuralları devreye girer.


8) HAGB kalkınca benim için pratik sonuç ne olur?

En pratik sonuç şudur: Daha önce belirli şartlarda “hüküm açıklanmayıp denetime tabi tutulan” bir mekanizma vardı; yürürlükten sonra bu mekanizma ortadan kalkacağı için, mahkeme mahkûmiyet kurduğunda bunun sonuçları (cezanın infazı/ertelemeler vb.) HAGB dışında kalan kurumlar üzerinden değerlendirilir.


9) “İtiraz/istinaf/temyiz” açısından ne değişir?

HAGB’nin tartışmalı yönlerinden biri, kanun yolu güvenceleri bakımından yarattığı sorunlardı. Yürürlük sonrası dönemde, mahkûmiyet hükmü kurulursa, kanun yollarının işleyişi HAGB’den bağımsız şekilde, genel sistem üzerinden yürür.


10) Bu karar adli sicil (sabıka) açısından ne ifade eder?

HAGB’nin önemli sonuçlarından biri, belirli koşullarda sabıka kaydı ve mahkûmiyetin sonuçları bakımından farklı etkiler yaratmasıydı. Yürürlük sonrası dönemde HAGB uygulanamayacağı için, adli sicil ve mahkûmiyetin sonuçları genel kurallara göre değerlendirilecektir. (Somut dosyada hükmün niteliği ve kesinleşme durumu belirleyicidir.)


11) “Örgüt adına suç işleme” konusu bu kararla mı iptal edildi?

Bu noktada iki farklı karar birbirine karıştırılıyor:


12) Vatandaş olarak şimdi ne yapmalıyım?

Bu kararlar, dosyanın aşamasına göre farklı sonuçlar doğurabilir. En doğru adım:

  • Dosyanızın hangi aşamada olduğunu (soruşturma/kovuşturma, istinaf/temyiz, kesinleşme) netleştirin.

  • Hakkınızdaki işlem doğrudan HAGB’ye veya iptal edilen hükümlere dayanıyorsa, yürürlük tarihleri dikkate alınarak strateji belirlenmelidir.

  • Bu tür dosyalarda küçük bir usul hatası bile hak kaybı doğurabileceğinden, somut dosya üzerinden profesyonel değerlendirme yapılması gerekir.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.

Yorumlar


bottom of page