Karşılıksız Çek Cezası 2026: Hapis Yatar mıyım?
- Av. Mete ŞAHİN

- 1 gün önce
- 18 dakikada okunur

GİRİŞ: EKONOMİK DARBOĞAZIN GÖLGESİNDE TİCARİ İTİBAR VE HÜRRİYET MÜCADELESİ
Ankara, Türkiye Cumhuriyeti'nin idari başkenti olmasının ötesinde, Anadolu'nun sanayi üretiminin ve ticaretinin kalbinin attığı en stratejik merkezlerden biridir. Başkentimizin sanayi omurgasını oluşturan Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi (OSTİM), İvedik Organize Sanayi Bölgesi ve Sincan 1. Organize Sanayi Bölgesi; makine imalatından savunma sanayine, medikal sektöründen ağır sanayi yedek parçalarına kadar binlerce işletmeye ev sahipliği yapmaktadır. Bu bölgeler, on binlerce tacirin ticari zekasıyla şekillenen, yüz binlerce çalışanın emeğiyle dönen devasa bir ekonomik çarktır. Ancak, 2024 ve 2025 yıllarında küresel piyasalarda yaşanan derin daralmalar, döviz kurlarındaki öngörülemez artışlar, hammadde fiyatlarındaki fahiş artışlar ve finansmana erişimde yaşanan yapısal zorluklar, 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde Ankara sanayicisini tarihin en çetin sınavlarından biriyle karşı karşıya bırakmıştır.
Ticaretin doğasında risk almak vardır; bir tacir için zarar etmek, kar etmek kadar olağan bir ihtimaldir. Ancak, Türk hukuk sisteminde "çek" kullanımı söz konusu olduğunda, riskin boyutu ticari bir zarar olmaktan çıkıp, kişinin "hürriyetini kaybetmesi" noktasına evrilmektedir.
Çek, Türk ticaret hayatının, özellikle de vadeli satışların en temel ve vazgeçilmez enstrümanıdır. Nakit akışının sıkıştığı, banka kredilerinin maliyetinin katlanılamaz boyutlara ulaştığı dönemlerde esnafımız, çek defterini adeta bir "kredi kartı" gibi kullanarak işletmesini döndürmeye çalışmaktadır. Ancak ödeme günü geldiğinde, elinde olmayan sebeplerle, tahsil edemediği kamu veya özel sektör alacakları yüzünden veya bankaların kredi limitlerini aniden dondurması nedeniyle çekini ödeyemeyen dürüst bir tacir için, cebindeki o çek yaprağı, bir ödeme aracı olmaktan çıkıp, hürriyetini ve ailesinin geleceğini tehdit eden tehlikeli bir silaha dönüşmektedir.
Bu blogumuzda, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun getirdiği ağır yaptırımları, "ekonomik suça ekonomik ceza" ilkesinin pratikte nasıl "ödenmediğinde hapis cezasına" dönüştüğünü inceleyeceğiz. Özellikle tüzel kişi yetkililerinin (şirket müdürleri ve yönetim kurulu üyeleri) şahsi sorumluluklarını, bu sarmaldan çıkış yollarını; "Etkin Pişmanlık", "Şikayetten Vazgeçirme", "Teknik Savunma" ve "Zamanaşımı" gibi başlıklar altında derinlemesine analiz edeceğiz. Unutmayın, hakkında dava açılmış olması, suçlu olduğunuz veya mutlaka hapse gireceğiniz anlamına gelmez. Hukuk, detaylarda gizlidir. Doğru hukuki hamleler, zamanında yapılan müdahaleler ve Ankara Çek Avukatı desteği ile sürecin seyri tamamen lehinize çevrilebilir.
BÖLÜM 1: TÜRK HUKUK SİSTEMİNDE ÇEKİN YERİ VE SUÇUN OLUŞUM MEKANİZM ALARI

Karşılıksız çek düzenleme suçu, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesinde düzenlenmiş, kendine özgü (sui generis) yapısı olan, şekli unsurların belirleyici olduğu özel bir suç tipidir. Bu suç, klasik ceza hukuku anlamında "kast" unsurunun (yani bilerek ve isteyerek suç işleme iradesinin) ötesinde, şekli şartlara sıkı sıkıya bağlı objektif cezalandırılabilme şartlarını barındırır. Yani, bir çekin sadece ödenmemiş olması tek başına suçun oluştuğu anlamına gelmez. Kanun koyucu, çek hamilinin (alacaklının) şikayet hakkını kullanabilmesi ve devletin cezai yaptırım uygulayabilmesi için belirli prosedürlerin eksiksiz yerine getirilmesini şart koşmuştur.
1.1. Çekin Hukuki Vasfı ve Şekil Şartlarının Hayati Önemi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 5941 sayılı Çek Kanunu anlamında bir belgenin "çek" vasfını taşıyabilmesi için kanunda öngörülen zorunlu unsurları barındırması gerekir. Eğer elinizdeki belge bu unsurlardan birini dahi taşımıyorsa, o belge kambiyo senedi vasfını yitirir; sadece adi bir senet veya ödeme taahhüdü (havale) hükmüne dönüşür. Bu durumda, 5941 sayılı Kanun kapsamındaki cezai yaptırımların (adli para cezası ve hapis) uygulanması hukuken imkansız hale gelir. Savunmanın ilk ve en güçlü hattı, senedin vasfının incelenmesidir.
Bir belgenin çek sayılabilmesi için şu unsurları taşıması zorunludur:
"Çek" Kelimesi: Senet metninde "çek" kelimesinin açıkça yer alması gerekir. Eğer senet Türkçe dışında bir dille yazılmışsa, o dilde çek karşılığı olarak kullanılan kelimenin (Cheque, Scheck vb.) bulunması şarttır.
Kayıtsız Şartsız Ödeme Emri: Çek, belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız bir havaleyi içermelidir. "Mal teslim edilirse ödenecektir", "İnşaat bitince tahsil edilecektir" veya "Teminat amaçlıdır" gibi şarta bağlı ifadeler çeki geçersiz kılar. Yargıtay uygulamalarında, çekin arkasına veya ön yüzüne yazılan teminat ibarelerinin çekin vasfını etkileyip etkilemediği, çekin tedavüle çıkış amacı ile birlikte değerlendirilmektedir. Ancak ceza hukuku açısından, çekin "ödeme aracı" olma vasfı esastır.
Muhatap: Ödeyecek kimsenin (muhatabın) ticaret unvanı bulunmalıdır. Türkiye'de muhatap ancak bir banka veya katılım bankası olabilir. Banka dışındaki kurumlara hitaben yazılan belgeler çek sayılmaz.
Düzenleme Yeri ve Tarihi: Düzenleme tarihi, suçun oluşumu ve ibraz sürelerinin hesaplanması açısından hayati öneme sahiptir. Düzenleme yeri gösterilmemişse, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yer düzenleme yeri sayılır. Bu da yoksa belge çek sayılmaz ve cezai sorumluluk doğmaz.
İmza: Düzenleyenin (keşidecinin) imzası. Bu imzanın mutlaka el yazısı ile atılması gerekir; parmak izi veya mühür, imza yerine geçmez. Tüzel kişilerde ise yetkili temsilcilerin imzası aranır.
Karekodlu Çek Zorunluluğu ve Hukuki Sonuçları (2026 Perspektifi): 2016 yılında yapılan yasal düzenlemeler ve 2026 yılındaki güncel bankacılık uygulamaları ışığında, tacir çeklerinin karekodlu olması zorunluluğu getirilmiştir. Karekod, çekin güvenilirliğini artıran, çek yaprağının banka sistemine kayıtlı olduğunu gösteren ve çekin dolaşımını dijital olarak izlemeye yarayan bir güvenlik unsurudur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin ve ceza dairelerinin son dönem kararlarında, karekodsuz çeklerin cezai sorumluluk doğurup doğurmayacağı hususu tartışmalı olmakla birlikte; bankaların tacirlere karekodsuz çek defteri vermesi yasaklanmıştır. Savunma açısından şu nokta kritiktir: Eğer elinizdeki çek eski basım (karekodsuz) ise ve banka bu çeki işleme almışsa, mahkemeler genellikle suçun oluştuğunu kabul etmektedir. Ancak, çekin karekodunun okunamaması, karekod sistemindeki verilerle fiziksel çek üzerindeki verilerin uyuşmaması gibi teknik aksaklıklar, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği beraat sebebi yapılabilmektedir. Özellikle Ankara mahkemelerinde, çekin şekil şartlarına ilişkin en ufak bir eksiklik, davanın beraatle sonuçlanmasını sağlamaktadır.
1.2. İbraz Süresi, "Karşılıksızdır" İşlemi ve Bankanın Sorumluluğu
Suçun maddi unsurunun oluşması için en kritik aşama, çekin yasal ibraz süresi içinde muhatap bankaya sunulmasıdır. Çek, görüldüğünde ödenen bir ödeme aracıdır; ancak Türk ticaret hayatında fiili bir vade aracı olarak kullanılmaktadır. Hukuken geçerli olan, çekin üzerinde yazılı "düzenleme tarihi"dir.
İbraz süreleri TTK kapsamında şu şekilde belirlenmiştir:
Aynı Yer: Çek, düzenlendiği yerde ödenecekse (örneğin Ankara'da düzenlendi ve Ankara şubeli bir bankaya ibraz edilecekse) 10 gün içinde.
Farklı Yer: Düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse (örneğin İstanbul'da düzenlendi, Ankara'daki bankaya ibraz edilecekse) 1 ay içinde.
Farklı Kıta: Ödeme yeri ile düzenleme yeri ayrı kıtalarda ise 3 ay içinde ibraz edilmelidir. (Örneğin Ankara'da düzenlendi, Berlin'de ödenecek). İstanbul'un iki yakası aynı kıta sayılırken, Ankara ve İstanbul arası farklı yer (1 ay) kapsamında değerlendirilir.
ÖNEMLİ AYRINTI: İbraz süresi geçtikten sonra bankaya sunulan çekler için banka "karşılıksızdır" işlemi yapamaz. Banka memuru sehven bu işlemi yapsa bile, bu işlem hukuken geçersizdir ve cezai sorumluluk doğurmaz. Avukat olarak incelediğimiz dosyalarda en sık rastladığımız "teknik beraat" gerekçesi, çekin ibraz süresi olan 10 gün veya 1 ay geçirildikten sonra bankaya ibraz edilmesidir. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir ve mahkemece resen dikkate alınır.
İleri Tarihli Çeklerde İbraz Yasağı (2026 Durumu): Türk ticaret pratiğinde çekler genellikle ileri tarihli (vadeli) olarak düzenlenir. Normal şartlarda çek görüldüğünde ödenir kuralı gereği, elinde ileri tarihli çek bulunan hamil, vadesi gelmeden bankaya gidip tahsilat isteyebilir. Ancak, ekonomik dengeleri korumak amacıyla 5941 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddelerle, çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce bankaya ibrazı yasaklanmıştır. Bu yasak, 2026 yılı itibarıyla da yürürlüktedir. Yani, 30 Ağustos 2026 tarihli bir çekiniz varsa, alacaklı bu çeki 29 Ağustos 2026'da bankaya götürüp "paramı ver" diyemez; derse banka işlem yapmaz ve suç oluşmaz.
1.3. Şikayet Hakkı, Süreleri ve Usulü
Karşılıksız çek düzenleme suçu, resen (savcılıkça kendiliğinden) soruşturulan bir suç değildir. Şikayete tabidir. Devlet, alacaklının talebi olmadan borçluyu cezalandırmaz. Bu durum, savunma stratejisi açısından büyük bir manevra alanı sağlar; çünkü şikayet şartlarının varlığı davanın her aşamasında kontrol edilir.
Şikayet Süresi: Çek hamilinin (alacaklının), çekin karşılıksız çıktığını öğrendiği tarihten (genellikle "karşılıksızdır" kaşesinin vurulduğu tarih) itibaren 3 ay ve her halde çekin keşide tarihinden itibaren 1 yıl içinde şikayette bulunması gerekir. Bu 3 aylık süre hak düşürücü süredir. Bir gün bile geçirilirse şikayet hakkı düşer. Örneğin, 1 Ocak 2026'da çek yazıldıysa, en geç 1 Nisan 2026 mesai bitimine kadar şikayet dilekçesinin İcra Ceza Mahkemesi'ne verilmesi gerekir.
Şikayet Hakkı Sahibi: Şikayet hakkı, kural olarak çeki bankaya ibraz eden ve karşılıksız işlemini yaptıran "yetkili hamil"e aittir. Ancak ticaret hayatında çekler ciro yoluyla el değiştirir. 2026 yılı itibarıyla yerleşik Yargıtay içtihadı şöyledir: Şikayet hakkı, çeki bankaya ibraz eden veya ibrazdan sonra "karşılıksızdır" kaşesi vurulmuş çeki, hukuki halefiyet prensibi gereği ödeyip geri alan (ciranta) kişiye aittir. Yani, çeki ciro ettiğiniz kişi bankaya sordu, çek yazıldı, sonra gelip size "Al çekini, paramı ver" dedi. Siz ödemeyi yapıp çeki geri aldığınızda, şikayet hakkı size geçer. Ancak, karşılıksız işleminden sonra çeki "alacağın temliki" yoluyla veya gayri resmi yollarla alan üçüncü şahısların (faktoring firmaları hariç) şikayet hakkı tartışmalıdır ve genellikle mahkemelerce reddedilir.
BÖLÜM 2: 2026 Yılı İtibarıyla Ceza Sistemi, Yaptırımlar ve İnfaz Rejimi
2026 itibarıyla 5941 sayılı Çek Kanunu m.5 kapsamında yürüyen süreç, klasik “hapis cezası–infaz” mantığından ayrılır. Uygulamada mahkeme, önce gün esaslı adli para cezası kurar; “hapis” sonucu ise çoğu dosyada ödememe hâlinde, adli para cezasının infaz aşamasında hapse çevrilmesi üzerinden doğar. Bu nedenle Ankara OSTİM / Yenimahalle hattında ticari çek kullananlar için risk, yalnızca icra takibiyle sınırlı kalmayıp infaz boyutuna taşınabilmektedir.
2.1. Adli Para Cezası (APC) Hesaplanması ve “Alt Sınır” Kuralı (Ankara/OSTİM Örneği)
Karşılıksız çek (çekle ilgili “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet verme) bakımından 5941 sayılı Çek Kanunu m.5/1 uyarınca; hamilin şikâyeti üzerine, her bir çek yönünden sanık hakkında 1.500 güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
Kanun, hakimin takdir alanını sınırlayan kritik bir alt sınır da öngörür:
“Hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz.”
Bu alt sınırın pratik karşılığı şudur:
Mahkeme gün sayısını belirler (üst sınır: 1.500 gün),
TCK m.52 uyarınca bir gün karşılığını sanığın ekonomik ve sosyal durumuna göre takdir eder,
Toplam ceza, çekin karşılıksız kalan kısmının altına indirilemez.
Önemli (Yargıtay uygulaması – 1.500 gün sınırı korunur)
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 1.500 gün üst sınırı aşılarak gün hesabı yapılmasını isabetsiz bulmakta; üst sınırı 1.500 gün olarak koruyup, alt sınırın ise “neticeten” karşılıksız kalan tutar dikkate alınarak sağlanması gerektiğini göstermektedir.(Yargıtay 19. CD, 17.03.2021, E.2020/872, K.2021/3185)
Somut örnek (OSTİM’de makine parçası üreten sanayici)
A) Çek Bedeli: 500.000 TL
B) Bankanın hamile ödemekle yükümlü olduğu tutar (2026):
TCMB Tebliği (Sayı: 2026/4) ile, Tebliğ’in 4. maddesindeki tutar 16.350 TL olarak güncellenmiştir (RG 29.01.2026 / 33152, yürürlük 30.01.2026). Aynı Tebliğ’in Geçici 2. maddesindeki tutar ise 14.200 TL olarak değiştirilmiştir.
C) Karşılıksız kalan tutar (alt sınır):
500.000 TL – 16.350 TL = 483.650 TL
D) Günlük birim (TCK m.52 – güncel):
01.06.2024 itibarıyla bir gün karşılığı adli para cezası en az 100 TL – en fazla 500 TL aralığındadır.
E) 1.500 gün üst sınırı + alt sınır birlikte nasıl sağlanır?
Mahkeme örneğin 1.500 gün belirlerse, 483.650 TL alt sınırın sağlanabilmesi için günlük birim yaklaşık:483.650 / 1.500 ≈ 322,43 TL
Bu durumda günlük birim 323 TL seçilirse:
1.500 gün × 323 TL = 484.500 TL
Sonuç: 484.500 TL, 483.650 TL alt sınırın altına düşmediği için kural sağlanır.
2.2. Adli Para Cezasının Hapse Çevrilmesi (İnfaz Aşaması)
Adli para cezasının infazında genel çerçeve 5275 sayılı Kanun m.106’dır: ilam Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir; Cumhuriyet savcısı otuz gün içinde ödeme emri tebliğ eder. Hükümlü, ödeme emrindeki süre içinde ödeme yapmazsa, ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir.
Çek suçunda kritik istisna: “kamuya yararlı iş” yok
5941 sayılı Kanun m.5/11 gereği, bu suçtan verilen adli para cezası ödenmezse, 5275 m.106/3’teki “kamuya yararlı bir işte çalıştırma” kararı verilmeksizin ceza doğrudan hapse çevrilir.
Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik açısından sonuç
5275 m.106/9: Adli para cezasından çevrilen hapsin infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
5275 m.105/A f.4: Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilen hükümlüler, 105/A’daki infaz usulünden yararlanamaz. (AYM’nin madde metnini aktardığı şekliyle: AYM 04.11.2021, E.2021/109, K.2021/81)
Örnek (mantık): Hükümde 1.000 gün adli para cezası belirlenmişse ve ödeme yapılmazsa, infazda 1.000 gün hapis gündeme gelir (yaklaşık 2 yıl 9 ay). Ödeme yapılırsa, ödenmeyen kısma karşılık gelen günler bakımından süreç durur.
2.3. Hapse Çevirmede Üst Sınırlar (Tek çek / Çoklu çek)
5275 m.106/7 uyarınca:
Tek hüküm bakımından adli para cezasından çevrilen hapis 3 yılı geçemez,
Birden fazla hüküm varsa toplam süre 5 yılı geçemez.
Ayrıca 5275 m.106/8 gereği; hükümlü, hapis yattığı günler dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkarılır. m.106/11 uyarınca infaz edilen hapis, adli para cezasını tamamen karşılamazsa kalan kısım 6183 uyarınca tahsil yoluna gidebilir.
2.4. Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağı – Bildirim ve İhlalin Cezası
Mahkûmiyetle birlikte mahkeme ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmeder; yargılama sırasında da resen koruma tedbiri olarak yasak kararı verilebilir.
Yasak kararına ilişkin bilgiler, UYAP üzerinden MERSİS ve Risk Merkezine elektronik ortamda bildirilir; Risk Merkezi tarafından bankalara duyurulur.
Yasağın ihlali (ağır risk):Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş kişi, buna rağmen çek düzenlerse; fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadıkça 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (5941 s. Kanun m.7/6).
BÖLÜM 3: ŞİRKETLERDE VE TÜZEL KİŞİLERDE CEZAİ SORUMLULUK

Ankara'nın sanayi merkezleri Sincan, OSTİM ve İvedik bölgelerindeki işletmelerin büyük çoğunluğu Limited Şirket (Ltd. Şti.) veya Anonim Şirket (A.Ş.) statüsündedir. Tüzel kişiliklerin "vücutları" olmadığı için hapse girmeleri mümkün değildir. Peki, şirket çeki karşılıksız çıktığında hapse kim girecektir? Kanun kimi muhatap almaktadır? Bu konu, şirket ortakları ve profesyonel yöneticiler için en karmaşık ve tehlikeli alandır.
3.1. Yönetim Organı ve Mali İşler Sorumlusu Ayrımı
5941 sayılı Kanun'un 5. maddesi sorumluluğu şu şekilde belirlemiştir: "Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler sorumludur."
Bu maddeyi 2026 yılı uygulamaları ışığında detaylandıralım:
Özel Görevlendirme Varsa (İç Yönerge ve Tescil): Anonim şirketlerde yönetim kurulu veya Limited şirketlerde müdürler kurulu kararı ile bir yönetim kurulu üyesi "mali işlerden sorumlu üye" veya "finansman sorumlusu" olarak belirlenmiş ve bu görevlendirme Ticaret Sicili'ne tescil ve ilan edilmişse, cezai sorumluluk sadece bu kişiye aittir. Diğer yönetim kurulu üyeleri veya ortaklar, çekin karşılıksız çıkmasından dolayı ceza almazlar. Bu, kurumsal şirketlerde yönetim kurulunu koruyan en önemli kalkandır.
Görevlendirme Yoksa: Eğer şirkette böyle bir özel görev dağılımı ve tescil yoksa (ki aile şirketlerinde ve KOBİ'lerde genellikle yoktur), tüm yönetim kurulu üyeleri (A.Ş. için) veya tüm müdürler (Ltd. Şti. için) müteselsilen sorumludur. Hepsi hakkında ayrı ayrı dava açılır ve hepsi aynı cezayı alabilir.
Şirket Ortakları: Sadece hissedar (pay sahibi) olan, ancak yönetim kurulunda yer almayan veya müdür sıfatı taşımayan ortağın cezai sorumluluğu yoktur. İmza yetkisi olmayan ortak, şirket çekinden dolayı hapse girmez.
3.2. Çekin Keşide Tarihindeki Yetkili Kimdir? "Zaman Bakımından Uygulama"
Avukat olarak en çok karşılaştığım ve Yargıtay'ın en çok üzerinde durduğu hususlardan biri şudur: "Ben çeki imzaladım, sonra şirketten ayrıldım. Çek 6 ay sonra yazıldı. Sorumlu ben miyim, yoksa yeni gelen müdür mü?"
Genel Kural: Suçun oluşum anı, çekin bankaya ibraz edildiği ve "karşılıksızdır" işleminin yapıldığı andır. Dolayısıyla, karşılıksız işleminin yapıldığı tarihte şirketin yetkilisi kim ise, cezai sorumluluk kural olarak ona aittir. Çünkü hesabı fonlamak (karşılığını bulundurmak) o andaki yöneticinin görevidir.
İleri Tarihli Çek Sorunu: Türk ticaret hayatında çek bir vade aracıdır. Siz Ocak 2026'da çeki imzalayıp Ağustos 2026 vadeli olarak verdiniz. Şubat 2026'da hisselerinizi devredip müdürlükten istifa ettiniz. Ağustos ayında çek yazıldığında, bankada ve Ticaret Sicil kayıtlarında yetkili görünen yeni müdür sorumlu tutulur.
İstifa ve Tescilin Önemi: Şirketten ayrılırken sadece noterden istifa etmek yetmez. İstifanızın Ticaret Sicili'ne tescil ve ilan edilmesi şarttır. Eğer tescil yapılmazsa, üçüncü şahıslara (ve ceza mahkemesine) karşı sorumluluğunuz devam eder. Bu nedenle şirketten ayrılırken, piyasadaki çeklerin dökümünü yapıp, devralan kişiye bunları bildirdiğinizi tutanak altına almanız ve tescili bizzat takip etmeniz hayati önem taşır.
3.3. Temsilci veya Vekil Aracılığıyla Çek Düzenleme
Şirket adına vekâleten (örneğin muhasebe müdürü, satın alma sorumlusu veya finans müdürü -yönetim kurulu üyesi olmayan-) çek düzenlenmişse durum ne olacaktır?
Kanun, "çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi"den bahseder. Vekil, çek hesabı sahibi değildir. Bu nedenle, çeki imzalayan vekil olsa bile, cezai sorumluluk (hapis riski) vekile değil, yönetim organına (asıl yetkiliye) aittir. Çünkü vekil, sadece imza yetkisini kullanır; hesaba para yatırma ve şirketin maliyesini yönetme yetkisi ve sorumluluğu yönetim organındadır. Ancak vekil, çeki yetkisiz olarak veya sahte imza ile düzenlemişse "resmi belgede sahtecilik" veya "dolandırıcılık" gibi daha ağır TCK suçlarıyla yargılanabilir.
BÖLÜM 4: SAVUNMA STRATEJİLERİ, TEKNİK İTİRAZLAR VE KURTULMA YOLLARI
Bir Ankara Çek Avukatı olarak, müvekkillerime ilk söylediğim şey şudur: "Panik yapmayın, süreci yönetin." Hakkınızda dava açılmış olması, sonun geldiği anlamına gelmez. Ceza hukuku, şüpheden sanığın yararlandığı ve usul kurallarının esastan önce geldiği bir alandır. İşte 2026 yılı güncel mevzuatı ve Yargıtay kararları ışığında geliştirdiğimiz savunma stratejileri:
4.1. Teknik İtirazlar ve Beraat Sebepleri
İcra Ceza Mahkemeleri, dar yetkili mahkemelerdir ve şekli inceleme yaparlar. Çek üzerindeki şekli bir eksiklik, davanın beraatle sonuçlanmasını sağlar.
İmza İtirazı: Çek üzerindeki imzanın size veya şirket yetkilisine ait olmadığını düşünüyorsanız (örneğin imza taklidi, sahte çek), derhal imza inkarında bulunmalısınız. Mahkeme, çeki Adli Tıp Kurumu veya Kriminal Polis Laboratuvarı'na gönderir. İmza sahte çıkarsa beraat edersiniz.
Tahrifat İddiası: Çek bedelinde ("10.000" TL'nin "110.000" TL yapılması gibi) veya tarihinde (2026'nın 2025 yapılması gibi) oynama yapılmış mı? Çekteki kazıntı, silinti ve eklemeler, çekin vasfını bozabilir veya suçun unsurlarını ortadan kaldırabilir.
İbraz Süresi İhlali: Çek, 10 günlük veya 1 aylık yasal süreler geçirildikten sonra mı bankaya sorulmuş? Bu süreler geçtikten sonra vurulan kaşe geçersizdir.
Şikayet Süresinin Kaçırılması: Hamil, 3 aylık hak düşürücü süreyi kaçırmış mı? Çek arkasındaki kaşe tarihi ile mahkeme tevzi tarihi arasındaki süre dikkatle hesaplanmalıdır.
Mücbir Sebep (Deprem, Afet, OHAL): 2023 depreminde olduğu gibi, 2026 yılında da bölgesel afetler, sel baskınları veya OHAL durumlarında devlet tarafından "çek ibraz yasakları" ve "sürelerin durması" kararları alınabilir. Bu dönemlere denk gelen çekler için yapılan işlemler geçersizdir ve ceza verilemez. Ankara'da veya ticaret yaptığınız bölgede böyle bir durumun olup olmadığını kontrol etmek gerekir.
4.2. Etkin Pişmanlık (Borcu Ödeyerek Kurtulma)
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 6. maddesi, karşılıksız çek nedeniyle yürüyen ceza sürecinde, borcun tam ve eksiksiz ödenmesi hâlinde yaptırımın doğmasını/infazın sürmesini engelleyen “etkin pişmanlık” mekanizmasını düzenler.
Bu hükme göre; karşılıksız kalan çek bedelini, çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre belirlenen kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında, dosyanın aşamasına göre şu kararlar verilir:
1) Yargılama aşamasında (icra ceza mahkemesinde) ödeme
Mahkeme, ödeme tamamlanmışsa “davanın düşmesine” karar verir.
2) Mahkûmiyet kesinleştikten sonra (infaz aşamasında) ödeme
Mahkeme, ödeme tamamlanmışsa “hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına” karar verir. Bu karar ile birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılması da aynı sistem üzerinden bildirilir. Uygulamada, bu karar infaz birimine işlendiğinde tahliye işlemleri gerçekleştirilir (hapse girilmiş olsa dahi).
Kritik nokta: Ödeme “karşılıksız kalan” kısım + kanuni ibraz tarihinden itibaren hesaplanan ticari temerrüt faizi ile birlikte tam olmalıdır; eksik ödeme, etkin pişmanlıktan yararlanmayı ve tahliyeyi geciktirebilir.
Faiz hesabı (doğru başlangıç ve yöntem)
Başlangıç tarihi: Faiz, “fiilî ibraz tarihi”nden değil; çek üzerindeki düzenleme tarihine göre belirlenen kanunî ibraz tarihinden itibaren başlar.
Uygulanacak oran: 3095 sayılı Kanun uyarınca “ticarî işlerde temerrüt faizi” hesaplanır; sözleşme ile ayrı bir oran kararlaştırılmamışsa, uygulamada TCMB’nin kısa vadeli avans oranı rejimi devreye girer ve yıl içinde şartları oluşursa ikinci yarıyılda güncellenebilir.
Pratik hesap formülü (özet):Faiz = (Karşılıksız kalan tutar) × (Yıllık oran) × (Gün sayısı / 365)(Oran dönem içinde değişmişse, dönemler ayrı ayrı hesaplanır.)
Oran örneği (güncellik notu): Kısa vadeli avans faiz oranı Resmî Gazete tebliğleriyle değişebildiğinden, hesap ödemenin yapıldığı dönemde geçerli oran üzerinden kurulmalıdır. 20.12.2025 tarihli tebliğ sonrası avans oranının %39,75 olarak uygulandığına dair yayımlar mevcuttur.
4.3. Şikayetten Vazgeçme (Alacaklı ile Anlaşma)
En pratik, en hızlı ve en yaygın çözüm yoludur. Alacaklı şikayetinden vazgeçerse dava düşer, ceza verilmişse iptal olur.
Protokol Yapın: Alacaklı ile masaya oturun. Nakit akışınızın bozuk olduğunu, hapse girerseniz borcu hiç ödeyemeyeceğinizi anlatın. Yeni bir ödeme planı (taksitlendirme) içeren bir protokol yapın.
Feragat Dilekçesi: Alacaklı, mahkemeye sunacağı bir dilekçe ile şikayetinden vazgeçebilir.
DİKKAT: Şikayetten vazgeçme, kesinleşmiş hapis cezasını dahi ortadan kaldırır. Yani cezaevindeyken bile dışarıdaki avukatınız veya aileniz alacaklıyı ikna edip şikayeti geri aldırırsa, aynı gün özgürlüğünüze kavuşursunuz. Bu nedenle iletişim kanallarını asla kapatmayın.
4.4. Konkordato ve İflas Durumu
Şirketiniz hakkında Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Konkordato Mühleti (Geçici veya Kesin Mühlet) kararı verilmişse, bu süre içinde vadesi gelen çekleriniz yazılsa bile, "karşılıksızdır" işlemi yapılsa dahi cezai sorumluluk doğmaz. Konkordato, şirketi koruma şemsiyesi altına alır ve bu süreçte ceza davaları durur veya açılmaz.
Ancak İflas kararı tek başına cezayı düşürmez; önemli olan suçun işlendiği (çekin bankaya ibraz edildiği) tarihteki durumdur. İflas kararı verilmeden önce çek yazılmışsa suç oluşur. İflastan sonra müflis yetkisiz olduğu için suç oluşmaz.
BÖLÜM 5: 2026 YILI ANKARA İCRA CEZA MAHKEMELERİ REHBERİ VE YEREL PRATİKLER
Bir Ankara avukatı olarak, yerel işleyişi bilmenin davayı kazanmak kadar önemli olduğunu tecrübe ettim. Ankara Adliyesi, büyüklüğü, iş yoğunluğu ve birimlerinin dağınıklığı ile meşhurdur. Yanlış binaya gitmek, duruşmayı kaçırmanıza, savunma hakkınızı kaybetmenize ve hakkınızda yakalama kararı çıkmasına neden olabilir.
5.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme: Nereye Başvurulacak?
Görevli Mahkeme: İcra Ceza Mahkemesi.
Yetkili Mahkeme (CMK ve İİK m.347):
-Çekin bankaya ibraz edildiği yer: En sık kullanılan ve en garantili yetki kuralıdır. Çek hangi şubede "karşılıksızdır" kaşesi yediyse, o yer mahkemesi yetkilidir.
-Çek hesabının açıldığı şubenin yeri: Hesabınızın bağlı olduğu şube.
-Hesap sahibinin (şirketin) yerleşim yeri: Şirket merkezi.
-Şikayetçinin yerleşim yeri: Alacaklının ikametgahı.
Ankara Özelinde Yetki Karmaşası:
Ankara'da yargı çevresi ikiye bölünmüştür: Ankara (Merkez) Adliyesi ve Ankara Batı Adliyesi. Bu ayrım hayati önem taşır.
OSTİM ve İvedik OSB: Bu bölgeler genellikle Yenimahalle ilçesi sınırlarında kalsa da, adli yargı çevresi olarak Ankara (Merkez) Adliyesi yetki alanındadır.
Sincan OSB ve Etimesgut: Bu bölgelerdeki banka şubelerine ibraz edilen çekler için yetkili merci Ankara Batı Adliyesi'dir (Sincan Adliyesi).
Yanlış adliyeye açılan dava, yetkisizlik kararı ile diğer adliyeye gönderilir. Bu durum sanık için zaman kazandırıcı bir faktör olabilir (zamanaşımı stratejisi), ancak alacaklı için hak kaybı riski taşır.
5.2. Mahkeme Binaları ve Lokasyon (2026 Güncel Durum)
Ankara Adliyesi, birimlerini farklı binalara dağıtmıştır ve bu binalar arasında kilometrelerce mesafe vardır. 2026 yılı itibarıyla İcra Mahkemeleri ve İcra Ceza Mahkemeleri Ankara Adliyesi 3 Nolu Ek Hizmet Binası'nda hizmet vermektedir.
Adres: Söğütözü Mahallesi, 2179. Cadde, No:5, Çankaya/ANKARA.
Konum Tarifi: CHP Genel Merkezi'nin yanındadır. MTA Metro İstasyonu'na yürüme mesafesindedir. Söğütözü bölgesindedir.
DİKKAT: Sıhhiye'deki (Merkez) Binada veya Dışkapı'daki binalarda İcra Ceza Mahkemesi YOKTUR. Duruşma saatinizde yanlışlıkla Sıhhiye'ye giderseniz, Söğütözü'ne yetişmeniz trafiğin durumuna göre imkansız olabilir ve yokluğunuzda karar verilebilir.
5.3. Duruşma Pratiği ve Usulü
Sanığın Varlığı: İcra Ceza davalarında sanığın duruşmada bizzat bulunması zorunlu değildir, avukatı temsil edebilir. Ancak hakim, sanığı bizzat dinlemek isterse (isticvap) veya imza/yazı örneği alınması gerekirse, gitmek zorundasınız. Gitmezseniz polis zoruyla (yakalama) getirilirsiniz.
Yazılı Savunma: Duruşmalar çok hızlı (bazen 1-2 dakika) sürer. Derdinizi sözlü anlatmaya vaktiniz olmayabilir. Bu nedenle savunmanızı mutlaka yazılı dilekçe olarak duruşmadan önce veya duruşma sırasında sunmanız, dosyanın Yargıtay (İstinaf) aşaması için hayati önem taşır.
Tebligat Takibi: Hakkınızda dava açıldığını e-Devlet veya UYAP Vatandaş Portal üzerinden takip edin. Tebligat muhtara bırakıldığında süre başlar. "Haberim yoktu" savunması geçersizdir.
BÖLÜM 6: SIKÇA SORULAN SORULAR
Karşılıksız çek cezası adli sicilime (sabıka kaydına) işler mi?
Evet, mahkûmiyet hükmü kesinleşirse adlî sicile kaydedilir. 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu m.4/1 “kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin” adlî sicile kaydedileceğini; ayrıca adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün de kayda gireceğini açıkça düzenler.
Çekim yazıldı, polis hemen gelip beni tutuklar mı?
Hayır, hemen tutuklanmazsınız. Önce alacaklının şikayet etmesi, dava açılması, yargılamanın bitmesi, kararın kesinleşmesi gerekir. Karar kesinleştikten sonra size "Ödeme Emri" gönderilir. Buna rağmen 30 gün içinde ödemezseniz yakalama kararı çıkarılır. Ankara'da bu süreç (dava açılmasından yakalamaya kadar) ortalama 1.5 - 2 yıl sürebilir.
Borcu taksitle ödeyebilir miyim?
Evet. Taksit iki şekilde mümkündür: (1) Mahkeme, TCK m.52/4 uyarınca adli para cezasını hükümde taksitle ödenmek üzere belirleyebilir; süre 2 yılı geçemez, taksit sayısı 4’ten az olamaz; taksit aksarsa kalan borç muaccel olur ve ödenmeyen kısım hapse çevrilir. (2) Hükümde taksit yoksa, infazda 5275 m.106/6 kapsamında 1 ay içinde 1/3 ödenirse kalan 2/3 için 1’er ay arayla 2 eşit taksit yapılmasına izin verilebilir; ilk taksit süresinde ödenmezse ikinci taksit hakkı düşer. Karşılıksız çek dosyalarında ayrıca, adli para cezası ödenmezse 5941 m.5/11 gereği 5275 m.106/3’teki kamuya yararlı iş uygulanmadan ceza doğrudan hapse çevrilir. Alacaklıyla yapılan protokol tek başına dosyayı kapatmaz; alacaklı şikâyetten vazgeçerse 5941 m.6/2 gereği aşamaya göre düşme veya hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılması kararı verilir.
Şirket müdürüyüm ama hissem yok, sadece maaşlı çalışanım. Yine de sorumlu muyum?
Evet. Kanun "hissedar" olmayı değil, "yönetim organı üyesi" olmayı ve "imza yetkisine sahip olmayı" esas alır. Eğer yönetim kurulundaysanız veya imza yetkisine sahip müdür olarak atanmışsanız, cezai sorumluluğunuz vardır. Hissenizin olup olmaması sonucu değiştirmez.
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kararı verilebilir mi?
Hayır. Çek Kanunu m.5/10 gereği, karşılıksız çek suçlarında HAGB, cezanın ertelenmesi ve ön ödeme hükümleri uygulanmaz. Ceza neyse o uygulanır, erteleme yoktur.
2026'da bankanın sorumlu olduğu miktar ne kadar?
2026 yılı Ocak ayı itibarıyla TCMB tebliği ile belirlenen tutar çek yaprağı başına yaklaşık 16.350 TL'dir. Banka, çek karşılıksız çıksa bile hamil talep ederse bu tutarı ödemek zorundadır. Bu tutar, adli para cezası hesaplanırken toplam borçtan düşülür.
Çeki ileri tarihli (vadeli) verdim, vadesinden önce bankaya ibraz edebilirler mi?
Hayır. Çek Kanunu'nun geçici maddeleri ile "üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce ibraz yasağı" 2026 yılına kadar uzatılmıştır. Çekiniz vadesinden önce bankaya sorulamaz, sorulursa karşılıksız işlemi yapılamaz ve suç oluşmaz.
Pandemi veya ekonomik kriz "mücbir sebep" sayılır mı?
Genel bir ekonomik kriz veya döviz artışı, Yargıtay tarafından tek başına mücbir sebep olarak kabul edilmemektedir. "Basiretli tacir" öngörüsüyle hareket etmeniz beklenir. Ancak, resmi olarak ilan edilmiş bölgesel afetler (deprem, sel) mücbir sebeptir.
Avukat tutmak zorunda mıyım? Kendim halledebilir miyim?
Ceza davalarında avukat tutma zorunluluğu yoktur, kendinizi savunabilirsiniz. Ancak bu dava "teknik" bir davadır. Süreleri, şekil şartlarını, tebligat usulsüzlüklerini ve Yargıtay'ın en son kararlarını bilmeniz zordur. Uzman bir avukatla çalışmak, beraat etme şansınızı veya en azından zaman kazanma şansınızı %80 artırır. Hürriyetiniz söz konusu olduğu için risk almamanızı, bir profesyonelle çalışmanızı önerilir.
Çek yasağım ne zaman kalkar?
Çek bedelini öderseniz yasak hemen kalkar. Ödemezseniz, cezanın tamamen infaz edildiği tarihten itibaren 3 yıl, her halükarda yasağın konulmasından itibaren 10 yıl geçtikten sonra mahkeme kararıyla yasak kaldırılabilir.
Yurtdışına çıkış yasağı konulur mu?
Karşılıksız çek davası devam ederken kural olarak yurtdışı çıkış yasağı konulmaz. Ancak ceza kesinleşir ve ödenmezse, hakkınızda yakalama kararı çıkar. Bu durumda havalimanında veya sınır kapısında GBT kontrolünde yakalanır ve infaz için cezaevine alınırsınız. Yani fiili bir çıkış engeli oluşur.
Karekodsuz çek defterim var, kullanırsam ne olur?
Eski çek defterlerinizi kullanmanız banka tarafından engellenmeyebilir ancak yasal olarak tacirlerin karekodlu çek kullanması zorunludur. Karekodsuz çek düzenlemek, alacaklı açısından güven sorunu yaratır. Ceza davasında ise bu durum lehinize bir savunma argümanı olarak kullanılabilir, ancak garantisi yoktur.
TABLO 1: 2026 YILI KARŞILIKSIZ ÇEK CEZASI VE İNFAZ HESAPLAMA TABLOSU

Aşağıdaki tablo, 2026 yılı parametrelerine göre hazırlanmış tahmini ceza/infaz hesabıdır. Bilgilendirme amaçlıdır; mahkemenin takdiri esastır.
Çek Bedeli (TL) | Banka Sorumluluk Tutarı* (TL) | Karşılıksız Kalan Tutar (Ceza Bazı) (TL) | Örnek Adli Para Cezası (Gün)** | Hapse Çevrilirse Yatarı (İnfaz)*** |
50.000 | 16.350 | 33.650 | ≈ 337 gün | ≈ 337 gün (yaklaşık 11 ay) |
100.000 | 16.350 | 83.650 | ≈ 837 gün | ≈ 837 gün (yaklaşık 2 yıl 3 ay) |
200.000 | 16.350 | 183.650 | ≈ 1.837 gün | 3 yıl (azami) **** |
500.000 | 16.350 | 483.650 | ≈ 4.837 gün | 3 yıl (azami) **** |
1.000.000 | 16.350 | 983.650 | ≈ 9.837 gün | 3 yıl (azami) **** |
Tablo Notları
* Banka Sorumluluk Tutarı (2026): 30.01.2026 itibarıyla 16.350 TL’dir. (Bazı eski basım çek yapraklarında geçiş tutarı 14.200 TL olabilir.)
** Örnek “Gün” hesabı: Buradaki gün sayıları, karşılıksız kalan tutarın günlük 100 TL varsayımıyla (TCK m.52/2’deki alt sınır) tavana yuvarlanması ile gösterilmiştir. Mahkeme, sanığın ekonomik/sosyal durumuna göre 100–500 TL aralığında günlük birim takdir edebilir; günlük birim yükseldikçe “gün” sayısı azalır.
*** İnfaz (ödenmezse): Genel kuralda adli para cezası, 5275 m.106/3 kapsamında (kamuya yararlı iş + uyulmaması hâlinde açık ceza infazında hapis) rejimine bağlanmıştır. Karşılıksız çekte ise Çek Kanunu m.5/11 nedeniyle 106/3’teki “kamuya yararlı iş” uygulanmadan doğrudan hapse çevrilmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesi kararında açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca adli para cezasından çevrilen hapsin infazında koşullu salıverilme uygulanmaz; denetimli serbestlik usulü de (m.105/A/4) bu gruba kapalıdır.
**** Üst sınır: Tek bir hükümden çevrilen hapis 3 yılı, birden fazla hüküm varsa toplam 5 yılı geçemez.
SONUÇ
Blogumuzda detaylandırdığımız üzere, karşılıksız çek suçu, sonuçları itibarıyla ailenizi, işinizi ve en önemlisi özgürlüğünüzü doğrudan etkileyen ağır bir yaptırım sistemine sahiptir. 2026 yılı ekonomik koşulları ne kadar zorlu olursa olsun, mevcut hukuk sistemi "borcuna sadık kalmayana" müsamaha göstermemekte, "ekonomik suça hapis cezası" ilkesini katı bir şekilde uygulamaktadır.
Ancak, hukuk aynı zamanda şekil, usul ve savunma demektir. Doğru zamanda yapılan basit bir "imza itirazı" veya gözden kaçan bir "ibraz süresi" durumu değiştirebilir. Sizi demir parmaklıklardan kurtaracak olan, panik yapmak veya kaçmak değil; soğukkanlılıkla hukuki haklarınızı kullanmaktır.
Unutmayın, en karanlık gecenin bile bir sabahı, en karmaşık davanın bile bir hukuki çözümü vardır. Ticari itibarınız ve özgürlüğünüz için mücadele etmekten vazgeçmeyin.
Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.



Yorumlar