top of page

Ankara ve Yenimahalle Ekseninde Memur Suçları, Disiplin Hukuku ve 2026 Mevzuat Değişiklikleri

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 3 gün önce
  • 15 dakikada okunur
Ankara memur suçları rüşvet ve zimmet davaları  avukat Mete Şahin

1. Giriş: 2026 Türkiye'sinde Kamu Görevinin Hukuki Risk Haritası ve Ankara'nın Stratejik Konumu


Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilatının beyni ve kalbi olan Ankara, kamu personel rejiminin en yoğun ve karmaşık işlediği merkezdir. Başkent bürokrasisi, bakanlıklar, genel müdürlükler ve bunlara bağlı taşra teşkilatları ile devasa bir idari mekanizmayı barındırırken, bu mekanizmanın dişlileri olan kamu görevlileri her geçen gün artan hukuki risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle 2026 yılı, Türk İdare Hukuku ve Ceza Hukuku açısından kritik bir dönemeç niteliği taşımaktadır. 29 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7573 sayılı Kanun ile disiplin cezalarındaki zamanaşımı ve yargı kararı sonrası yeniden işlem tesisi süreçlerinin sil baştan düzenlenmesi, Anayasa Mahkemesi'nin Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunu ilga eden kararının Eylül 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek olması ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin rüşvet ve zimmet suçlarında geliştirdiği yeni içtihatlar, kamu görevlileri için "kusursuz fırtına" etkisi yaratmaktadır.


Bu kapsamlı blog, Ankara ve özellikle sanayi, ticaret ve yerleşimin kesişim noktası olan Yenimahalle bölgesinde görev yapan kamu personeline, haklarında yürütülen ceza ve disiplin soruşturmalarında yol gösterecek, "Görevi Kötüye Kullanma", "Rüşvet", "Zimmet" ve "Memuriyetten İhraç" süreçlerini ele alacaktır. Dijital çağın getirdiği şeffaflık ve denetim mekanizmalarının artması, kamu görevlilerinin her imzasının, her kararının ve hatta mesai dışı davranışlarının dahi mercek altında tutulmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, idari yargılamanın başkenti Ankara'da, sürecin soruşturma evresinden Danıştay temyiz aşamasına kadar nasıl yönetilmesi gerektiği, sadece hukuki bir teknik mesele değil, bir kariyer ve gelecek mücadelesidir.


Ankara/Yenimahalle bölgesinde yoğunlaşan Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgeleri, kamu ve özel sektör etkileşiminin en üst düzeyde olduğu, dolayısıyla "menfaat temini" iddialarının en sık gündeme geldiği lokasyonlardır. Bu blogda, coğrafi yetki kurallarından, 2026 yılı parasal sınırlarına, teknik takip (TAPE) kayıtlarının delil değerinden, etkin pişmanlık hükümlerinin stratejik kullanımına kadar her detay, en ince ayrıntısına kadar irdelenecektir.



Kamu personel hukukunda 2026 yılının en sarsıcı gelişmesi, şüphesiz 7573 sayılı Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (DMK) disiplin hükümlerinde yapılan köklü değişikliklerdir. Yıllardır tartışmalı olan "yargı kararıyla iptal edilen disiplin cezalarının akıbeti" sorunu, idare lehine genişletilmiş yetkilerle yeni bir boyuta taşınmıştır.


2.1. 7573 Sayılı Kanun ve Madde 127/2 Değişikliğinin Analizi

23 Ocak 2026 tarihinde kabul edilen ve 29 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7573 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, memur disiplin soruşturmalarında zamanaşımı kavramını yeniden tanımlamıştır.


2.1.1. İki Yıllık Mutlak Zamanaşımı Kuralının Korunması

Kanun koyucu, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesindeki temel prensibi korumuş görünmektedir: "Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." Bu hüküm, memurun ebediyen soruşturma tehdidi altında kalmaması için getirilmiş bir "hukuki güvenlik" ilkesidir. Ancak, 2026 değişikliği, bu sürenin yargı süreciyle nasıl etkileşime gireceği noktasında devreye girmektedir.


2.1.2. Yargı İptali Sonrası "6 Ay" Kuralı

Eski uygulamada, idare mahkemesi bir disiplin cezasını usulden (örneğin savunma hakkı ihlali veya yetkisiz amir onayı nedeniyle) iptal ettiğinde, idarenin yeniden ceza verip veremeyeceği ve verecekse hangi süre içinde vereceği konusu Danıştay içtihatlarıyla şekilleniyordu. 7573 sayılı Kanun, bu gri alanı netleştirmiş ancak idareye çok güçlü bir "ikinci şans" tanımıştır.


Yeni düzenlemeye göre; bir disiplin cezası yargı kararıyla iptal edilirse, kararın idareye ulaştığı (tebliğ edildiği) tarihten itibaren şu mekanizma işler:


  • Senaryo A (Süre Var): Eğer fiilin işlendiği tarihten itibaren başlayan 2 yıllık genel zamanaşımı süresi henüz dolmamışsa, idare kalan süreyi kullanarak eksikliği giderip yeniden ceza verebilir.


  • Senaryo B (Kritik Süre): Eğer 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmuşsa veya dolmasına 6 aydan az bir süre kalmışsa, idareye ek 6 aylık süre tanınır.


Hukuki Yorum ve Stratejik Tehlike: Bu düzenleme, avukatlar ve savunma makamı için stratejinin tamamen değişmesi gerektiği anlamına gelir. Eskiden, usul hataları (örneğin soruşturmacının rütbesinin düşük olması) nedeniyle iptal edilen cezalar, zamanaşımı dolduğu için genellikle "kadük" kalırdı. İdare yeniden işlem yapamazdı. Ancak 2026 düzenlemesiyle idareye, mahkeme kararının gerekçesini okuyup, hatayı düzeltip (örneğin doğru rütbede yeni bir soruşturmacı atayıp), 6 ay içinde aynı cezayı tekrar verme yetkisi tanınmıştır. Bu durum, idari davalarda sadece "usulden iptal" değil, "esastan iptal" (fiilin sübut bulmadığı, suçun oluşmadığı) kararı almanın hayati önemini artırmaktadır.


Ankara İdare Mahkemeleri, disiplin cezalarının iptal davalarında şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlıdır. 2026 yılında bir disiplin soruşturmasının hukuka uygun kabul edilebilmesi için aşağıdaki şartların eksiksiz yerine getirilmesi gerekir.


2.2.1. Soruşturmacı (Muhakkik) Atanması Zorunluluğu

Disiplin cezası vermeye yetkili amir, olayı bizzat soruşturamaz. Tarafsızlık ilkesi gereği, olayı araştırmak üzere bir "muhakkik" görevlendirmek zorundadır. Ankara bölgesindeki kamu kurumlarında sıklıkla yapılan hata, disiplin amirinin hem savcı hem hakim rolüne soyunmasıdır. Danıştay 12. Dairesi, bu durumu ağır bir usul ihlali saymaktadır. Ayrıca, atanan muhakkikin rütbe ve kıdemi, soruşturulan memurdan üst veya en azından ona denk olmak zorundadır. Alt rütbedeki bir memurun üstünü soruşturması, raporun ve dolayısıyla cezanın iptal sebebidir.


2.2.2. Yedi Günlük Savunma Süresi ve "Susma Hakkı"

657 sayılı Kanun'un 130. maddesi gereği, memura savunmasını yapması için en az 7 gün süre verilmek zorundadır. 2026 yılı güncel Danıştay kararlarına göre:


  • Savunma istem yazısında, isnat edilen fiil (yer, zaman, oluş şekli) açıkça belirtilmelidir. "Hakkınızda şikayet var, savunmanızı verin" şeklindeki soyut yazılar geçersizdir.


  • Yazıda, "7 gün içinde savunma yapmadığınız takdirde savunma hakkınızdan vazgeçmiş sayılacağınız" ihtarı mutlaka yer almalıdır.


  • Memurun, soruşturma dosyasındaki delilleri, tanık ifadelerini ve belgeleri inceleme talep etme hakkı vardır. Bu hak engellenirse, verilen savunma "kör savunma" sayılır ve ceza iptal edilir.


2.2.3. Disiplin Cezalarının Sıralaması ve Tekerrür

Disiplin cezaları hafiften ağıra doğru; Uyarma, Kınama, Aylıktan Kesme, Kademe İlerlemesinin Durdurulması ve Devlet Memurluğundan Çıkarma şeklinde sıralanır.


  • Aylıktan Kesme: Brüt aylığın 1/30 ile 1/8'i arasında kesinti yapılır. Kasıtlı olarak emirlere uymamak, kurum araçlarını hor kullanmak gibi fiillerde uygulanır.


  • Kademe İlerlemesinin Durdurulması (KİD): 1 ila 3 yıl süreyle kademenin durdurulmasıdır. Göreve sarhoş gelmek, 3-9 gün devamsızlık, ticaret yapmak, gerçeğe aykırı rapor düzenlemek bu cezayı gerektirir.


  • İhraç: En ağır yaptırımdır. Siyasi parti üyeliği, özürsüz 10 gün devamsızlık, rüşvet, zimmet, evrakta sahtecilik gibi suçlar bu kapsamdadır.


3. Ceza Hukuku Boyutu: Memur Suçları ve Ankara Adliyesi Pratikleri


Ankara Ağır Ceza Mahkemesi rüşvet ve zimmet suçu teknik savunma dosyası

İdari soruşturmalar genellikle ceza soruşturmalarıyla eş zamanlı yürür. Memur suçları, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar" başlığı altında düzenlenmiştir. Ankara, bu suçların yargılamasının en yoğun yapıldığı ildir.


3.1. Rüşvet (TCK m. 252) ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2026 Perspektifi

Rüşvet, kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması amacıyla, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başkasına menfaat sağlamasıdır.


3.1.1. Suçun Unsurları ve "Anlaşma" Teorisi

Rüşvet suçu, tarafların (rüşvet alan ve veren) "anlaşması" ile tamamlanır. Menfaatin fiilen temin edilmiş olması suçun oluşumu için şart değildir; anlaşmanın varlığı yeterlidir. Ancak, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2025 ve 2026 yıllarında verdiği kararlar, bu anlaşmanın ispatı konusunda çıtayı yükseltmiştir. Soyut beyanlar veya varsayımlar üzerine kurulan rüşvet iddiaları, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği beraatle sonuçlanabilmektedir.


3.1.2. 05.07.2012 Öncesi Dosyalarda “Görevin Gereklerine Uygun Davranma İçin Menfaat” (Mülga TCK 257/3) Savunması

Savunma stratejisinde kritik ayrım, fiilin işlendiği tarihtir. 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile TCK 252 (rüşvet) maddesi yeniden yazılmış; “görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için menfaat” şeklindeki geniş tanım benimsenmiştir. Bu nedenle 05.07.2012 sonrası olaylarda, işlemin “zaten hukuka uygun” olması tek başına rüşvet vasfını dışlamaz.


Buna karşılık 05.07.2012 öncesi dönemde rüşvet tanımı daha dardı ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi uygulamasında, kamu görevlisinin yapması gereken (hukuka uygun) bir işi yapması/hızlandırması karşılığında menfaat temini, o tarihte yürürlükte olan mülga TCK 257/3 (“görevin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama”) kapsamında değerlendirilmiş; bu nitelendirme bazı dosyalarda lehe kanun ve dava zamanaşımı tartışmasını doğurmuştur.


Ankara/Yenimahalle örneği: Yenimahalle’de bir ruhsat işleminin “hızlandırılması” için, memurun talebiyle “bağış” adı altında ve resmî harç/kanuni ödeme dışında bir menfaat sağlanıyorsa; olayın tarihi 05.07.2012 sonrası ise değerlendirme çoğu durumda TCK 252 rüşvet ekseninde yapılır. Eğer menfaat, kamu görevlisinin haksız tutumuyla kişiyi “mecbur” bırakacak şekilde alınmışsa ayrıca irtikap tartışması da gündeme gelebilir (somut olaya göre). 05.07.2012 öncesi fiillerde ise savunma, nitelendirmeyi mülga TCK 257/3 çizgisine çekerek zamanaşımı yönünden daha avantajlı bir hukuki zemine oturtmayı hedefleyebilir.


3.1.3. İletişimin Tespiti (TAPE) Kayıtları ve Delil Değeri (CMK 135–138)

Rüşvet (TCK 252) soruşturmalarında telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi (CMK 135) uygulamada sık başvurulan bir koruma tedbiridir. Ancak bu tedbir, kanunun öngördüğü şartlarla ve katalog suç sınırı içinde uygulanabilir; rüşvet suçu CMK 135 kapsamındaki katalog suçlar arasında yer aldığından, usulüne uygun hâkim kararıyla bu tedbire başvurulması mümkündür. Bunun dışında hiç kimsenin bir başkasının iletişimini dinleyip kayda alamayacağı CMK’da açıkça vurgulanmıştır.


TAPE çözümlemeleri (görüşme içeriklerinin tutanağa bağlanması) tek başına “otomatik mahkûmiyet” doğuran deliller değildir; mahkeme, kayıtların içeriğinin açıklığı, konuşmaların somut olayla örtüşmesi ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi üzerinden sonuca gider. Özellikle yoruma açık, para/menfaat ilişkisinin mahiyetini netleştirmeyen ve dış dünyadaki maddi olgularla doğrulanmayan tape kayıtlarının tek ve belirleyici delil olarak kabul edilmesi, ispat standardı bakımından ciddi tartışma yaratır; Anayasa Mahkemesi de telekomünikasyon verilerinin mahkûmiyette “tek veya belirleyici delil” yapılmasına ilişkin iddiaları adil yargılanma kapsamında ayrıca denetlemektedir.


Hukuka aykırı şekilde elde edilen dinleme/tespit kayıtları ise delil olarak kullanılamaz (Anayasa m.38/6). Bu nedenle, yetkisiz, katalog suç dışı, karar kapsamı/süresi dışında veya usul güvencelerine aykırı şekilde elde edilen kayıtların rüşvet dosyasına taşınması kural olarak mümkün değildir.


Öte yandan, başka bir soruşturma kapsamında hukuka uygun dinleme yürütülürken rüşvet suçuna ilişkin bir içerik “tesadüfen” ortaya çıkarsa, bunun delil olarak değerlendirilebilmesi CMK 138/2’nin dar şartlarına bağlıdır: elde edilen delilin, ancak CMK 135’te sayılan katalog suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırması hâlinde muhafaza altına alınması ve durumun derhâl Cumhuriyet savcılığına bildirilmesi gerekir. Bu çerçeve, katalog suç olmayan bir fiil yönünden “başka dosyadan gelen tape” kullanımını sınırlayan yerleşik yaklaşımın da temel dayanağıdır.


3.2. Zimmet (TCK m. 247) ve Etkin Pişmanlık Stratejileri

Zimmet suçu, kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesidir.


3.2.1. Basit Zimmet vs. Nitelikli Zimmet

Eğer zimmet suçu, daire içi olağan denetimle ortaya çıkarılabilecek türden ise "basit zimmet" (daha az ceza), hileli davranışlarla gizlenmiş ve denetimi yanıltmışsa "nitelikli zimmet" (daha ağır ceza) söz konusudur. Ankara Ağır Ceza Mahkemeleri'nde görülen davalarda, bilirkişi raporları bu ayrımı yapmakta belirleyicidir. Savunma makamı olarak, eylemin "adi hile" boyutunda kaldığını ve basit bir denetimle anlaşılabileceğini ispatlamak, ceza miktarını yarı yarıya düşürebilir.


3.2.2. Kullanma Zimmeti ve Etkin Pişmanlık (TCK 248)

Kamu malının geçici süre kullanılıp iade edilmesi durumunda "kullanma zimmeti" hükümleri uygulanır ve ceza indirilir. Daha önemlisi, TCK 248. maddedeki "Etkin Pişmanlık" hükmüdür.


  • Soruşturma Başlamadan Önce: Zimmete geçirilen mal aynen iade edilirse ceza 2/3 oranında indirilir.


  • Kovuşturma (Dava) Başlamadan Önce: İade edilirse ceza 1/2 oranında indirilir.


  • Hüküm Verilmeden Önce: İade edilirse ceza 1/3 oranında indirilir. Bu indirim oranları, memuriyetin devamı veya cezaevine girmeme noktasında matematiksel bir kesinlik sunar.


3.3. Görevi Kötüye Kullanma (TCK m. 257)

Bu suç, TCK'nın "torba suçu"dur. Rüşvet, zimmet veya irtikap suçlarının unsurlarının oluşmadığı durumlarda savcılar TCK 257'den dava açma eğilimindedir. Suçun oluşması için üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekir:


  1. Kamu Zararı: Somut, hesaplanabilir mali zarar.


  2. Kişilerin Mağduriyeti: Vatandaşın haksız yere beklemesi, hakkını alamaması.


  3. Haksız Menfaat Sağlama: Kendisine veya başkasına (rüşvet boyutuna varmayan) çıkar sağlama. Ankara 1. ve 2. Ağır Ceza Mahkemeleri ve Asliye Ceza Mahkemeleri pratiğinde, "kamu zararı"nın somutlaştırılmadığı (Sayıştay raporu veya bilirkişi ile tespit edilmediği) durumlarda beraat kararları verilmektedir.


4. Memuriyetten İhraç ve İdari Yargı Süreci


Bir ceza davasının en yıkıcı sonucu hapis cezası ise, idari soruşturmanın en yıkıcı sonucu memuriyetten ihraçtır (Devlet memurluğundan çıkarma).


4.1. DMK 48/A-5 ve "Yüz Kızartıcı Suçlar"

657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesi, memuriyetin "kırmızı çizgilerini" belirler. Aşağıdaki suçlardan mahkum olanlar, cezaları ertelense, paraya çevrilse veya affa uğrasa dahi memur olamazlar ve görevdeyseler ihraç edilirler:

  • Zimmet, irtikap, rüşvet.

  • Hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik.

  • Güveni kötüye kullanma, hileli iflas.

  • İhaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma.

  • Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık.


Bu suçlar dışındaki "kasıtlı suçlardan" (örneğin kasten yaralama) dolayı 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alanların da memuriyetle ilişiği kesilir.


Anayasa Mahkemesi, Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" (HAGB) kurumunu, kamu görevlilerinin işkence ve kötü muamele suçlarında cezasızlık yarattığı gerekçesiyle iptal etmiştir. Ancak bu iptal kararı genel bir etki yaratmış ve yürürlük tarihi olarak 30 Eylül 2026 belirlenmiştir.


Eski Rejim (30 Eylül 2026 Öncesi): HAGB kararı verildiğinde, sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmuyor ve "mahkumiyet" sayılmıyordu. Bu sayede, yüz kızartıcı suçlar dışındaki suçlardan 1 yılın üzerinde ceza alan memurlar, HAGB sayesinde görevlerine devam edebiliyordu.


Yeni Rejim (30 Eylül 2026 Sonrası): HAGB'nin kalkmasıyla, mahkemeler artık ya doğrudan mahkumiyet hükmü kuracak ya da cezayı erteleyecektir (TCK 51). Ancak "erteleme" bir mahkumiyet hükmüdür. Bu durum, özellikle 1 yılın üzerinde hapis cezası gerektiren suçlarda, memuriyetin otomatik olarak sona ermesi (DMK 48/A-5 ve 98/b) riskini doğuracaktır.


Stratejik Hamle: Devam eden ceza davalarının 30 Eylül 2026 tarihinden önce sonuçlandırılması veya bu tarihten sonraya kalacaksa savunma stratejisinin "ceza ertelemesi" değil, mutlak beraat veya suç vasfının memuriyete engel olmayan bir suça dönüştürülmesi (örneğin taksirli suça) üzerine kurulması şarttır.


4.3. İdare Mahkemesinde Dava Açma ve 2026 Parasal Sınırları

Ankara İdare Mahkemesi memuriyetten ihraç iptal davası ve yürütmeyi durdurma avukatı Söğütözü

İhraç kararı veya diğer disiplin cezaları memura tebliğ edildikten sonra 60 gün içinde İdare Mahkemesi'nde iptal davası açılmalıdır. Ankara'da bu davalar, Söğütözü'nde bulunan Ankara İdare Mahkemeleri nezdinde açılır.


2026 yılı itibarıyla, idari yargıda istinaf ve temyiz (Danıştay) sınırları yeniden değerleme oranlarıyla artırılmıştır. Bu sınırlar, davanın nerede kesinleşeceğini belirler.


Tablo 1: 2026 Yılı İdari Yargı Parasal Sınırları

Kanun yolu / işlem

Parasal sınır (2026)

Ne anlama gelir?

İstinaf (BİM) – kesinlik sınırı

55.000 TL

Dava değeri 55.000 TL’yi aşmıyorsa (vergi/tam yargı/parasal değeri olan iptal türlerinde) ilk derece kararı kesinleşir, istinaf yolu kapalıdır.

Temyiz (Danıştay) – kesinlik sınırı

1.661.000 TL

BİM kararı, dava konusu 1.661.000 TL’yi aşmıyorsa temyize gidilemez; aşıyorsa Danıştay temyizi mümkündür.

Duruşma eşiği (İYUK m.17 – vergi/tam yargı)

486.000 TL

Vergi ve tam yargı davalarında dava değeri 486.000 TL’yi aşıyorsa talep üzerine duruşma yapılması rejimi devreye girer; altında duruşma çoğunlukla hâkimin takdirinde değerlendirilir.

Önemli Not: Memuriyetten ihraç, görevden uzaklaştırma ve atama işlemleri "iptal davası" niteliğinde olduğundan, parasal sınıra bakılmaksızın Danıştay yolu açıktır. Ancak ihraç nedeniyle yoksun kalınan maaşların iadesi için açılan tam yargı davalarında bu sınırlar dikkate alınır.


5. Ankara ve Yenimahalle Özelinde Yargı Çevresi

ve Yerel Dinamikler


Bir avukatın başarısı, sadece kanunları bilmesiyle değil, davanın görüleceği adliyenin ve bölgenin dinamiklerine hakim olmasıyla ölçülür.


5.1. Yetki Karmaşası: Sıhhiye mi, Ankara Batı mı?

Ankara’da ceza soruşturmalarında “Sıhhiye mi, Sincan/Ankara Batı mı?” ayrımı pratikte kritik bir yer bakımından yetki problemidir. Genel kural şudur: Davaya bakma yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir (CMK m.12).  Bu nedenle dosyanın hangi adliyede yürüyeceğini belirlerken, failin ikametinden ziyade fiilin gerçekleştiği yer ve o yerin yargı çevresi esas alınır.


Ankara Adliyesi (Sıhhiye / Merkez yargı çevresi)

HSK rehberine göre Yenimahalle (ayrıca Altındağ, Çankaya, Keçiören, Mamak, Pursaklar gibi merkez ilçeler) Ankara Adliyesi yargı çevresindedir. Örnek: Yenimahalle’deki bir kamu biriminde (örn. ilçe ölçekli müdürlük veya Yenimahalle’de bulunan bir tapu/ruhsat işlemi) rüşvet iddiası varsa, fiilin işlendiği yer Yenimahalle olduğu için dosya kural olarak Ankara Adliyesi bünyesindeki görevli/ yetkili ceza mahkemelerinde yürür. Ankara Adliyesi'nin adresi Hacı Bayram Mah. Atatürk Blv. No:52 Altındağ/ANKARA'dır.


Ankara Batı Adliyesi (Sincan/Etimesgut yargı çevresi)

HSK rehberinde Ankara Batı yargı çevresi; Etimesgut, Beypazarı, Kahramankazan, Kızılcahamam, Nallıhan gibi yerleri kapsar; ayrıca Ayaş, Çamlıdere, Güdül için de birleştirme/mülhakat ilişkileri gösterilmiştir. Örnek: Fiil Sincan veya Etimesgut sınırlarında gerçekleşiyorsa (örn. Etimesgut’ta bir belediye/kurum işlemi sırasında rüşvet iddiası), soruşturma ve kovuşturma kural olarak Ankara Batı Adliyesi bünyesinde yürür. Ankara Batı Adliyesi’nin adresi Oğuzlar Mah. Prof. Dr. Necmettin Erbakan Cd. No:52 Etimesgut/ANKARA'dır.


Pratik not (dosya “iki yer”e taşarsa)

Rüşvet/zimmet gibi suçlarda eylem birden fazla yerde gerçekleşmiş olabilir (ör. anlaşma telefonla başka yerde, teslim başka yerde). Bu durumda CMK m.12’nin devam hükümleri ve bağlantı kuralları çerçevesinde yetki tartışması çıkabilir; yine de başlangıç noktası, somut olayda suçun işlendiği yerdir.


5.2. Memur Suçları Soruşturma Bürosu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde, sadece kamu görevlilerinin suçlarını soruşturmak üzere uzmanlaşmış "Memur Suçları Soruşturma Bürosu" bulunmaktadır. Bu büro, Sıhhiye'deki Merkez Adliye binasında yer alır. Savcılar, 4483 sayılı Kanun prosedürlerine ve memur yargılama usullerine son derece hakimdir. Bu nedenle, ifadeye çağrılan bir memurun, "nasıl olsa bir şey çıkmaz" diyerek hazırlıksız gitmesi büyük hatadır. İfade tutanağına geçirilen her kelime, hem ceza davasında hem de disiplin soruşturmasında aleyhe delil olarak kullanılır.


5.3. Ostim ve İvedik Bölgesi: Sanayi ve Bürokrasi Çatışması

Yenimahalle sınırları içindeki Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgeleri, Türkiye'nin en büyük KOBİ merkezlerindendir. Burada belediye zabıtaları, vergi müfettişleri, SGK denetmenleri ve çevre mühendisleri yoğun denetim faaliyetleri yürütür. Bölgedeki iş insanları ile kamu görevlileri arasındaki "ruhsat", "ceza iptali", "denetimden kaçınma" gibi konulardaki diyaloglar, teknik takibe (dinlemeye) en çok takılan konulardır.


Yerel Risk: Bu bölgedeki "danışmanlık firması" adı altındaki aracılar vasıtasıyla yapılan para transferleri, doğrudan "rüşvet" ve "irtikap" suçlamasıyla soruşturulmaktadır. Sanık memurun, aracı firmayla hiçbir bağı olmadığını, paranın kendisine ulaşmadığını ispatlaması, dijital bankacılık kayıtlarının ve HTS (baz istasyonu) kayıtlarının profesyonelce analiziyle mümkündür.


6. Soruşturma İzni ve 4483 Sayılı Kanun Prosedürü


4483 sayılı Kanun, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar bakımından, ceza soruşturmasına geçilmeden önce bir soruşturma izni (idari filtre) mekanizması öngörür. Bu filtre, yalnızca “görev sebebiyle” işlenen fiillerde devreye girer; görevle ilgisi olmayan fiillerde 4483 prosedürü uygulanmamalıdır.


İstisna: Kanun ayrıca ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlinde genel hükümlerin uygulanacağını açıkça belirtir.


6.1. Yetkili Merci, Savcının Rolü ve Ön İnceleme

Cumhuriyet savcısı, 4483 kapsamına giren bir ihbar/şikâyet aldığında yalnızca kaybolma ihtimali bulunan ivedi delilleri tespit eder; bunun dışında işlem yapmadan (özellikle şüpheli memurun ifadesini almadan) evrakın bir örneğini izin vermeye yetkili mercie gönderir ve soruşturma izni ister.


Yetkili merci, olayı öğrendiğinde bir ön inceleme başlatır; ön inceleme bizzat yapılabileceği gibi görevlendirilen kişi/kişiler aracılığıyla da yürütülür ve rapor üzerine gerekçeli “izin verilmesi / verilmemesi” kararı kurulur.


Yetkili merci (özet şema – 4483 m.3):


  • İlçede görevli memur/kamu görevlisi → Kaymakam 


  • İlde ve merkez ilçede görevli memur/kamu görevlisi → Vali 


  • Bakanlıkların merkez/bağlı/ilgili kuruluşları (Cumhurbaşkanına/Cumhurbaşkanlığına bağlı/ilgili/ilişkili kuruluşlar)→ kuruluşun en üst idari amiri 


  • Cumhurbaşkanı kararıyla atananlar → Cumhurbaşkanı veya ilgili bakan 


Süre: Yetkili merci, ön inceleme dâhil 30 gün içinde karar verir; zorunlu hâllerde 15 güne kadar bir defa uzatılabilir.


6.2. İtiraz (10 Gün) ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi / Danıştay İkinci Dairesi


Yetkili merciin “izin verilmesi / verilmemesi” kararı, başsavcılığa, hakkında inceleme yapılan memura ve varsa şikâyetçiye bildirilir.


Kim, hangi karara itiraz eder? (4483 m.9):

  • İzin verilmesi kararına → hakkında inceleme yapılan memur/kamu görevlisi itiraz edebilir.


  • İzin verilmemesi kararına → Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi itiraz edebilir.


  • Ayrıca “işleme koymama” kararına da şikâyetçi itiraz edebilir.


İtiraz süresi: Tebliğden itibaren 10 gün.


İtiraz mercii:

  • 4483 m.3’te sayılan belirli üst gruplar için (m.3 (e), (f), (g) — Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç — ve (h)) → Danıştay İkinci Dairesi,


  • diğerleri için → yetkili merciin yargı çevresindeki Bölge İdare Mahkemesi (Ankara bakımından çoğu dosyada Ankara BİM).


Sonuç ve etki: İtirazlar öncelikle incelenir ve en geç 3 ay içinde karara bağlanır; karar kesindir. Soruşturma dosyası, izin itiraz edilmeden veya itirazın reddiyle kesinleştikten sonra yetkili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.


Uygulama stratejisi (teknik): İtiraz dilekçesinde; fiilin görev sebebiyle olmadığı (4483’e tabi olmadığı), ön incelemenin eksik/önyargılı yürütüldüğü, kararın yetersiz gerekçeli olduğu ve kapsamın iznin sınırlarını aştığı gibi noktalar somut delillerle ortaya konulmalıdır. (Bu argümanların zemini, 4483’ün “görev sebebiyle” koşulu ve m.9’daki denetim mekanizmasıdır.)


7. 2026 Yılı Avukatlık Ücretleri ve Hukuki Maliyetler


Kaliteli bir hukuki savunma, ciddi bir emek ve uzmanlık gerektirir. Ankara Barosu'nun 2026 yılı için yayımladığı tavsiye niteliğindeki asgari ücret tarifesi, bu davaların mali boyutu hakkında fikir vermektedir.


  • Ağır Ceza Davaları (Rüşvet, Zimmet): Taban ücretler artırılmış olup, davanın karmaşıklığına göre belirlenmektedir.


  • İdare Mahkemesi (İptal Davaları): Duruşmalı işler için asgari ücretler 2026 enflasyon oranlarına göre güncellenmiştir (Yaklaşık 30.000 TL - 50.000 TL bandının üzerinde taban fiyatlar).


  • Soruşturma Evresi: Savcılık ve karakol ifade süreçleri için ayrı ücretlendirme yapılmaktadır.


Unutulmamalıdır ki, memuriyetin kaybı durumunda yaşanacak maddi kayıp (maaş, emeklilik ikramiyesi, sosyal haklar), ödenecek avukatlık ücretinin yüzlerce katıdır. Bu nedenle, "en ucuz" değil, "en yetkin" hukuki desteği aramak daha gerçekçi bir yaklaşımdır.


8. Sonuç: Kariyerinizi ve Özgürlüğünüzü Şansa Bırakmayın


Ankara Yenimahalle ceza avukatı disiplin soruşturması hukuki danışmanlık ve savunma

Kamu görevlileri için yargı süreci, sadece özgürlüğün kısıtlanması tehdidi değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal statünün (memuriyetin) kaybı riskini taşır. 2026 yılı, 7573 sayılı Kanun'un getirdiği yeni disiplin zamanaşımı kuralları ve HAGB'nin kaldırılmasıyla, hata kabul etmeyen bir hukuki zemin yaratmıştır.


Unutmayın; iyi bir savunma, gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olduğu kadar, kanunların tanıdığı usulü hakların (zamanaşımı, lehe kanun, usul hatası) sonuna kadar kullanılmasını sağlar.


Sıkça Sorulan Sorular


1. Memur hapis cezası alırsa memuriyeti biter mi? 

Evet, ancak şartları vardır. 657 sayılı DMK’nın 48/A-5 maddesi gereği, "kasten işlenen bir suçtan dolayı" 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alan memurun görevi sona erer. Ancak zimmet, rüşvet, hırsızlık, sahtecilik gibi "yüz kızartıcı suçlarda" ceza süresi 1 gün bile olsa veya ceza ertelense dahi memuriyetten ihraç işlemi uygulanır.


2. HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kararı memuriyete engel mi? (2026 Güncel Durum) 

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrası 30 Eylül 2026 tarihi bir milattır. Bu tarihten önce kesinleşmiş HAGB kararları memuriyete engel değildir ve mahkumiyet sayılmaz. Ancak 30 Eylül 2026 sonrası işlenen suçlarda veya verilen kararlarda HAGB uygulanmayacağı için, alınacak cezalar doğrudan memuriyeti etkileyecektir.


3. Rüşvet suçunda "Etkin Pişmanlık" var mı, ceza düşer mi? 

Evet. TCK 254. maddesi gereği, rüşvet veren veya alan kişi, durum soruşturma makamlarınca (savcılık/polis) duyulmadan önce pişman olup durumu haber verirse hakkında ceza verilmez. Soruşturma başladıktan sonra ancak dava açılmadan önce itiraf edilirse cezada ciddi indirim yapılır. Zamanlama hayati önem taşır.


4. Zimmet suçunda parayı geri ödersem hapse girer miyim? 

Zimmet suçunda TCK 248. maddesi "Etkin Pişmanlık" sağlar. Zimmete geçirilen mal veya para, soruşturma başlamadan önce aynen iade edilirse ceza 2/3 oranında; dava açılmadan önce iade edilirse 1/2 oranında indirilir. Bu indirimler, sanığın hapse girmeden süreci atlatmasını sağlayabilir.


5. Görevi kötüye kullanma suçu şikayete bağlı mıdır? 

Hayır, TCK 257 kapsamındaki "Görevi Kötüye Kullanma" suçu şikayete bağlı değildir. Savcılık, suçu öğrendiği an (re'sen) soruşturma başlatır. Şikayetçi şikayetinden vazgeçse bile kamu davası devam eder. Bu nedenle "karşı tarafla anlaştım, dava kapanır" düşüncesi yanlıştır.


6. Açığa alınan memur maaşının ne kadarını alır? 

Görevden uzaklaştırılan (açığa alınan) memur, bu süre boyunca aylığının üçte ikisini (2/3) alır. Göreve iade edilmesi halinde ise kesilen 1/3'lük kısım yasal faiziyle birlikte toplu olarak geri ödenir .


7. Ankara'da memur davalarına hangi mahkeme bakar? 

Ankara’da “memur davası” iki farklı kulvara ayrılır: (i) ceza dosyası (rüşvet/zimmet/irtikap vb.) ve (ii) idari dava (ihraç/disiplin işlemi iptali vb.).

  • Ceza dosyalarında temel kural, suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkili olmasıdır (CMK m.12).  Bu yüzden adliye ayrımı memurun ikametine değil, fiilin gerçekleştiği ilçeye göre yapılır: Yenimahalle ilçesindeki olaylar kural olarak Ankara Adliyesi (Ankara) yargı çevresinde; Etimesgut ilçesindeki olaylar ise Ankara Batı yargı çevresindedir.  Sincan ilçesi de Ankara Batı Adliyesi’nin yargı çevresi içinde yer alır

  • Memuriyetten çıkarma (ihraç) / disiplin işlemi iptali gibi işlemler ise idari yargıda görülür; Ankara’da uygulamada dava, Ankara İdare Mahkemeleri nezdinde açılır (Mustafa Kemal Mah., 2155. Sok. No:3, Çankaya/ANKARA).

Not: Ceza dosyası “görev sebebiyle” işlenen fiillere ilişkinse, soruşturma çoğu durumda 4483 soruşturma izni filtresine tabi olabilir; bu, “hangi mahkeme”den önce “soruşturma başlayabilir mi” aşamasını etkiler.


8. Ceza mahkemesinden beraat eden memur disiplin cezası alır mı? 

Evet, alabilir. Ceza hukuku "şüpheden sanık yararlanır" ilkesiyle kesin delil ararken, disiplin hukuku "memuriyet vakarı" ve "hizmet kusuru"na bakar. Delil yetersizliğinden beraat eden bir memur, aynı eylem nedeniyle disiplin soruşturmasında "hizmet içinde güven sarsıcı hareket" gerekçesiyle cezalandırılabilir. İki süreç birbirinden bağımsız yürür.


9. 2026 yılında memurlar için disiplin affı çıkacak mı? 

Şu an için TBMM gündeminde genel bir "Memur Disiplin Affı" bulunmamaktadır. Ancak 2026 yılı içinde öğrenci affı gibi bazı özel düzenlemeler konuşulmakta olup, disiplin cezaları için 7573 sayılı Kanun ile zamanaşımı lehine düzenlemeler getirilmiştir. Af söylentilerine göre değil, mevcut kanuna göre savunma yapılmalıdır.


10. Telefon dinlemesi (TAPE) rüşvet davasında tek başına delil olur mu? 

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 5. Ceza Dairesi'nin istikrar kazanan kararlarına göre; fiziki takip, paranın ele geçirilmesi veya suçüstü gibi yan delillerle desteklenmeyen, sadece telefon konuşmalarına dayalı iddialar mahkumiyet için yeterli değildir.


11. İdare Mahkemesi disiplin cezamı iptal ederse kurum bana tekrar ceza verebilir mi? 

Evet, ancak süre kısıtlaması vardır. 2026 yılında yürürlüğe giren 7573 sayılı Kanun ile; mahkeme iptal kararının idareye ulaşmasından itibaren idarenin eksikliği gidererek 6 ay içinde yeniden ceza verme hakkı saklı tutulmuştur. Bu nedenle iptal davasının "usulden" değil "esastan" kazanılması çok önemlidir .


12. Ankara'da bir avukat tutmak zorunda mıyım? 

Kanunen zorunluluk yoktur ancak memur suçları teknik uzmanlık gerektirir. Ankara, idari yargının ve Yargıtay'ın merkezidir. Sıradan bir ceza savunması yerine, idari prosedürleri ve 4483 sayılı Kanun'u bilen, Ankara İdare Mahkemeleri'nin eğilimlerine hakim uzman bir avukatla çalışmak, mesleğinizi kaybetmenizi önleyebilir.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.


Yorumlar


bottom of page