TCK 24 ve Kanunsuz Emir: Kamu Görevlileri İçin Kapsamlı Yasal Sorumluluk ve İçtihatlar (2026)
- Av. Mete ŞAHİN

- 4 gün önce
- 12 dakikada okunur

Türkiye Cumhuriyeti hukuk sisteminde kamu hizmetinin yürütülmesi, Anayasa ile teminat altına alınan "Hukuk Devleti" ilkesi ve idarenin kanuniliği prensibi üzerine inşa edilmiştir. Ancak bu prensipler, hiyerarşik yapılanma içerisinde görev yapan kamu personeli (memur, polis, asker, zabıta, bekçi) için sahada karmaşık ikilemlere dönüşebilmektedir. Ankara'da yürütülen idari ve ceza davalarından elde edilen tecrübeler ve 2026 yılı itibarıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik hale gelen içtihatları göstermektedir ki; "Amirin Emri" kavramı, kamu görevlisi için hem bir koruma kalkanı hem de ciddi bir cezai sorumluluk tuzağı olabilmektedir.
Bu yazı, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 24. maddesi, Anayasa'nın 137. maddesi ve ilgili özel kanunlar (PVSK, DMK, AsCK) çerçevesinde, "Kanunun Hükmü ve Amirin Emri" konusunu tüm boyutlarıyla ele almaktadır. Yazının temel amacı; amirinden aldığı talimatın yasallığından şüphe duyan, görev gereği silah kullanmak zorunda kalan veya imza attığı idari işlem nedeniyle gelecekte yargılanmaktan endişe eden kamu görevlilerine, akademik derinliği pratik sahadaki gerçeklerle birleştiren bir başvuru kaynağı sunmaktır.
Analizimiz, özellikle "Konusu Suç Teşkil Eden Emir" ile "Hukuka Aykırı Emir" arasındaki ince çizgiyi, 2024 ve 2025 yıllarında Yargıtay 1., 4. ve 12. Ceza Daireleri ile Ceza Genel Kurulu'nun verdiği emsal kararlar ışığında incelemektedir. Ayrıca, polis ve bekçilerin silah kullanma yetkisinin sınırları, tapu ve ihale komisyonu üyelerinin mali sorumlulukları ve "yazılı emir" prosedürünün hayati önemi detaylandırılmıştır.
BÖLÜM 1: Hukuki ve Teorik Çerçeve
1.1. İdare Hukukunda Hiyerarşi ve İtaat Yükümlülüğü
Devlet idaresi, iradenin ve talimatların en üst makamdan en alt kademeye doğru aktarıldığı piramidal bir hiyerarşi üzerine kuruludur. Bu hiyerarşik yapı, kamu hizmetlerinin etkin, hızlı ve düzenli yürütülmesi için bir zorunluluktur. Kamu görevlisi, statüsü gereği bu hiyerarşiye girmeyi ve amirinin emirlerine itaat etmeyi kabul etmiş sayılır. Ancak modern hukuk sistemlerinde bu itaat "mutlak" değil, "hukukla sınırlı" bir itaattir.
Demokratik hukuk devletlerinde, amirin emir verme yetkisi şahsından değil, işgal ettiği makamdan ve o makama kanunlarla verilen yetkilerden kaynaklanır. Dolayısıyla astın itaati de amirin şahsına değil, hukuki düzenedir. Bu bağlamda, Türk hukuk sisteminde "Kanun Devleti" ilkesi geçerlidir ve hiçbir amir, kaynağını Anayasa ve kanunlardan almayan bir yetkiyi kullanamaz. Bu temel prensip, TCK 24. maddenin ruhunu ve sınırlarını belirleyen ana eksendir.
2026 yılı perspektifiyle bakıldığında, Türk yargı sistemi "kör itaat" (sorgusuz itaat) anlayışını terk etmiş ve kamu görevlisine "akıllı süngü" (düşünen, sorgulayan uygulayıcı) rolünü biçmiştir. Yargıtay'ın güncel kararlarında, memurun eğitim seviyesi, rütbesi ve tecrübesi arttıkça, kendisine verilen emrin hukuka uygunluğunu denetleme yükümlülüğünün de arttığı kabul edilmektedir.
1.2. TCK 24. Maddenin Dogmatik Analizi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24. maddesi, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler başlığı altında, kamu görevlileri için hayati önem taşıyan düzenlemeleri içermektedir. Maddenin fıkraları, sorumluluk rejimini kademelendirmektedir:
1.2.1. Kanun Hükmünü Yerine Getirme (TCK 24/1)
Maddenin birinci fıkrası, "Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez" hükmünü amirdir. Bu fıkra, doğrudan kanundan aldığı yetkiyi kullanan kamu görevlisini korur. Örneğin:
CMK 90 ve devamı maddeleri uyarınca bir şüpheliyi yakalayan polis memuru, TCK 109 (Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma) suçunu işlemiş sayılmaz.
İcra İflas Kanunu uyarınca borçlunun evine girip eşyasını haczeden icra memuru, TCK 116 (Konut Dokunulmazlığını İhlal) veya TCK 141 (Hırsızlık) suçlarını işlemiş olmaz.Burada "hukuka uygunluk nedeni" vardır; yani fiil suç olmaktan çıkar, tamamen yasal bir hale gelir.
1.2.2. Yetkili Merciden Verilen Emir (TCK 24/2)
İkinci fıkra, "Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz" diyerek hiyerarşik itaati koruma altına alır. Ancak bu korumanın devreye girmesi için üç şartın bir arada bulunması gerekir:
Yetkili Merci: Emri veren kişi, o emri vermeye yetkili amir olmalıdır. (Örneğin, İlçe Tarım Müdürü, Emniyet Amirine operasyon emri veremez).
Görev Gereği Zorunluluk: Emir, memurun görev tanımı içinde olmalıdır.
Denetim: Memur, emrin hukuka uygunluğunu denetlediğinde, emrin suç teşkil etmediğini görmelidir.
1.2.3. Konusu Suç Teşkil Eden Emir (TCK 24/3)
Maddenin en kritik ve en çok tartışılan fıkrasıdır. "Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur." Bu hüküm, kamu görevlisinin sorumluluktan kaçamayacağı "kırmızı çizgiyi" çizer.
Emrin konusu bir suç ise (Örneğin: İşkence yapmak, evrakta sahtecilik, rüşvet almak, adam öldürmek), amirin bu emri yazılı vermesi, tehdit etmesi veya ısrar etmesi durumu değiştirmez.
Bu durumda emri yerine getiren memur, amirle birlikte "müşterek fail" veya "yardım eden" sıfatıyla yargılanır.
1.2.4. Denetimin Engellendiği Haller (TCK 24/4)
Dördüncü fıkra, "Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur" diyerek istisnai bir durumu düzenler. Bu genellikle askeri operasyonlar, acil güvenlik durumları veya istihbarat faaliyetleri gibi, astın emri sorgulama imkanının ve zamanının olmadığı, kanunun da buna izin vermediği durumları kapsar. Bu halde sorumluluk tamamen emri verendedir.
1.3. Anayasa Madde 137: Normlar Hiyerarşisinin Zirvesi
TCK 24'ün anayasal dayanağı olan Madde 137, "Kanunsuz Emir" başlığı altında kamu görevlisinin yol haritasını çizer. Anayasa, emrin niteliğine göre ikili bir ayrım yapar ve buna göre bir prosedür öngörür. Bu prosedür, "Hukuka Aykırı Emir" ile "Suç Teşkil Eden Emir" ayrımına dayanır. Anayasa'nın bu maddesi, TCK 24 ile birlikte okunduğunda, Türk hukukunda "Kanunsuz Emir" doktrininin temelini oluşturur.
BÖLÜM 2: "Hukuka Aykırı Emir" ile "Konusu Suç Teşkil Eden Emir" Ayrımı

Bu ayrım, bir kamu görevlisinin kariyerini, özgürlüğünü ve mali geleceğini belirleyen en hayati ayrımdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2024 ve 2025 yıllarındaki kararları, bu ayrımda memurun "özen ve denetim yükümlülüğüne" vurgu yapmaktadır.
2.1. Hukuka Aykırı Emir (Usulsüzlük ve İdari Aykırılık)
Hukuka aykırı emir; şekil, yetki, sebep, konu veya maksat yönünden idari hukuk kurallarına, yönetmeliklere veya genelgelere aykırı olan, ancak TCK anlamında bir "suç" oluşturmayan emirdir.
Örnek Senaryo 1: Bir Belediye Başkanı, İmar Müdürü'ne, "X Mahallesindeki parkın bakım ihalesini, davetiye usulüyle (21/b) şu firmaya verin, aciliyet var" talimatını veriyor. Oysa kanunen aciliyet durumu yoktur ve açık ihale yapılması gerekmektedir.
Analiz: Bu emir, Kamu İhale Kanunu'na (KİK) ve idari usullere aykırıdır. Ancak tek başına (rüşvet veya fesat karıştırma niyeti ispatlanmadıkça) TCK anlamında bir suç olmayabilir, idari bir usulsüzlüktür.
Memurun Tutumu: Memur, emrin KİK'e aykırı olduğunu amire sözlü bildirir. Amir yazılı olarak ısrar ederse (Yazılı Emir), memur işlemi yapar. Sorumluluk amire geçer (Sayıştay denetiminde zimmet çıkarsa amir öder).
Prosedürel Süreç (DMK 11 ve Anayasa 137):
Memur emri hukuka aykırı bulur.
Emri yerine getirmez ve aykırılığı emri verene bildirir.
Amir emrinde ısrar eder ve emri YAZILI olarak yeniler.
Memur emri yerine getirir.
Sonuç: Memur sorumlu olmaz (Sorumsuzluk Nedeni), sorumluluk emri verene aittir.
2.2. Konusu Suç Teşkil Eden Emir (Mutlak Yasak)
Emrin yerine getirilmesi, Türk Ceza Kanunu veya diğer ceza hükmü içeren kanunlarda tanımlanmış bir suçun (tipik fiilin) işlenmesi sonucunu doğuruyorsa, bu emir "konusu suç teşkil eden emir"dir.
Örnek Senaryo 2: Emniyet Amiri, gözaltındaki şüphelinin konuşmaması üzerine polis memuruna, "Şuna biraz sert davran, gerekirse kaba dayak at, konuştur" emrini veriyor.
Analiz: Bu emir, TCK 94 (İşkence) veya TCK 86 (Kasten Yaralama) suçunu oluşturur.
Memurun Tutumu: Bu emir HİÇBİR SURETTE yerine getirilemez. Amir bu emri resmi yazıyla, tutanakla, hatta noter onayıyla bile verse, emrin "suç" olma vasfı değişmez.
Sonuç: Memur emri yerine getirirse, "Amirim emretti, ben emir kuluyum" savunması geçersizdir. Hem amir (Azmettiren) hem de memur (Fail) olarak cezalandırılır.
2.3. Gri Alanlar ve "Haksızlık Yanılgısı" (TCK 30/4)
Sahada her olay siyah-beyaz değildir. Bazen bir emrin suç olup olmadığı, karmaşık hukuki yorumları gerektirebilir veya memurun o andaki bilgi düzeyiyle anlaşılamayabilir. Özellikle 2026 yılı yargılamalarında, "Kaçınılmaz Hata" (TCK 30/4) savunması önem kazanmıştır.
Yargıtay Kriterleri (2025): Yargıtay, memurun hataya düşüp düşmediğini değerlendirirken şu kriterlere bakmaktadır:
Memurun Eğitim ve Rütbesi: Bir Komiser ile yeni mezun polis memurunun, veya bir Tapu Müdürü ile aday memurun "hukuku bilme" yükümlülüğü aynı değildir. Uzmanlaştıkça, "hata" savunmasının kabulü zorlaşır.
Aykırılığın Açıklığı: Emrin suç olduğu "ilk bakışta" anlaşılıyor mu? (Örneğin: "Adamı vur" emri açıktır, ancak karmaşık bir imar planı tadilatındaki usulsüzlük teknik bilgi gerektirir).
Zaman Baskısı: Karar vermek için memurun ne kadar süresi vardı? (Çatışma anı vs. masa başı işi).
Eğer hata "kaçınılmaz" ise, memur cezadan kurtulabilir (Kusurluluğu kaldıran hal). Ancak hata "kaçınılabilir" ise, yani memur biraz araştırsa suç olduğunu anlayacak durumda ise, ceza verilir.
BÖLÜM 3: Kamu Görevlisinin Koruma Kalkanı: Yazılı Emir Prosedürü

Amir baskısı altında kalan bir memur için en güçlü hukuki silah, "Yazılı Emir" prosedürüdür. Bu prosedür, sadece bir bürokratik işlem değil, memurun özgürlüğünün teminatıdır.
3.1. Remonstrasyon (İtiraz) Hakkının Kullanılması
Hukuk dilinde "Remonstrasyon" olarak bilinen, emre itiraz mekanizması, memur için bir hak değil, bir yükümlülüktür. DMK Madde 11, memura "hukuka aykırı emri amire bildirme" görevini yükler. Bildirmeyen memur, oluşan zarara ortak olur.
3.2. Adım Adım Yazılı Emir Alma Süreci
Adım 1: Sözlü Uyarı ve Tereddüdün Kayda Geçirilmesi
Amirden şüpheli bir emir alındığında, saygı çerçevesinde ancak net bir dille: "Sayın Amirim, bu talimatınızın ..... maddesine aykırılık teşkil edebileceğini, bu nedenle hukuki ve cezai sorumluluk doğurabileceğini düşünüyorum" denilmelidir. Mümkünse bu konuşma sırasında odada başka bir memurun (tanık) bulunması önemlidir.
Adım 2: Yazılı Emir Talebi (Dilekçe)
Amir sözlü emrinde ısrar ederse, Anayasa'nın 137. maddesi referans gösterilerek emrin yazılı verilmesi talep edilmelidir. Bu talep sözlü yapılabilir ancak en güvenlisi yazılı (dilekçe) ile yapmaktır.
Örnek Dilekçe:
...........MAKAMINA
Konu:... tarihli sözlü emir hakkında.
... tarihinde şahsıma sözlü olarak tebliğ edilen, [... işleminin yapılması] yönündeki emriniz;... sayılı Kanun'un... maddesine ve... Yönetmeliği'ne aykırılık teşkil ettiği kanaatindeyim. 657 Sayılı DMK'nın 11. maddesi ve Anayasa'nın 137. maddesi uyarınca; sorumluluğun tarafıma ait olmaması için söz konusu emrin yazılı olarak yenilenmesini saygılarımla arz ederim.
Adım 3: Evrak Kayıt ve Saklama
Bu dilekçenin mutlaka kurumun "Gelen Evrak" veya "Birim Evrak" defterine kaydedilmesi ve kayıt tarih/sayısının alınması gerekir. Evrak kayıttan geçmeyen bir dilekçe, yargılama aşamasında ispat gücünü yitirebilir. Amirin verdiği yazılı emir de (veya emrin yazılı olarak yenilendiğine dair yazı) şahsi dosyada saklanmalı, bir nüshası dijital olarak yedeklenmelidir.
Adım 4: Mobbing ve Psikolojik Baskı Durumu
Genellikle amirler, hukuksuz emirleri yazılı vermekten kaçınırlar. "Sen yap, bir şey olmaz, ben arkandayım" söylemi klasiktir. Yazılı emir istendiğinde amir öfkelenip mobbing uygulayabilir. 2026 yılı Yargıtay kararlarında, "Yazılı emir istediği için görev yeri değiştirilen veya baskı gören" memurların, bu durumu ispatlamaları halinde idari işlemin iptali ve manevi tazminat kazandıkları görülmektedir. Hukuksuz bir iş yapıp cezaevine girmektense, mobbing davası ile uğraşmak her zaman daha rasyonel bir tercihtir.
BÖLÜM 4: Kolluk Kuvvetleri Özelinde İnceleme (Polis, Jandarma, Bekçi)

Güvenlik güçleri için TCK 24, masa başı memurlarına göre çok daha dinamik ve anlık kararları içerir. Özellikle "Silah Kullanma Yetkisi", bu alanın en kritik başlığıdır.
4.1. PVSK 16 ve TCK 24 İlişkisi
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) Madde 16, polise "Zor ve Silah Kullanma" yetkisi verir. Bu yetki, TCK 24/1 kapsamındaki "Kanun Hükmünü Yerine Getirme" hukuka uygunluk nedenidir. Yani polis, kanunun çizdiği sınırlar içinde silah kullandığında, bir insanı yaralasa veya öldürse bile ceza almaz. Ancak sınır aşıldığında koruma kalkar.
PVSK 16'nın Temel İlkeleri (2026 Güncel Yorumu):
Kademelilik: Güç kullanımı en hafiften en ağıra doğru gitmelidir (Bedeni Kuvvet -> Maddi Güç -> Silah).
Orantılılık: Karşıdaki direnişi kıracak en az güç kullanılmalıdır.
İhtar: Silah kullanmadan önce mutlaka "DUR" ihtarı yapılmalı, gerekirse havaya uyarı atışı yapılmalıdır.
4.2. Kaçan Şüpheli ve Silah Kullanma (Yargıtay Kriterleri)
En sık karşılaşılan dava konusu, "Dur" ihtarına uymayıp kaçan araç veya şahıslara ateş edilmesidir.
Senaryo: Bir araç kontrol noktasında durmayıp kaçıyor. Polis arkasından ateş ediyor ve mermi arka koltukta oturan yolcuya isabet edip ölümüne neden oluyor.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi Yaklaşımı (2024-2025): Yargıtay, polisin "yakalama amacı" ile "öldürme kastı"nı ayırır. Eğer polis, doğrudan aracın cam hizasına veya şoför mahilline ateş etmişse, bu "Olası Kastla Adam Öldürme" sayılır ve TCK 24 koruması uygulanmaz. Çünkü kanun (PVSK), "yakalamak için" silah kullanmaya izin verir, "öldürmek için" değil. Polisin lastiklere nişan alması gerekir.
Seken Kurşun ve Kaza: Eğer polis usulüne uygun olarak lastiklere veya havaya ateş etmiş, ancak mermi yerden sekerek veya şahsın ani hareketiyle isabet etmişse; Yargıtay 12. Ceza Dairesi bunu "Hukuka Uygunluk Sınırları İçinde" değerlendirerek beraat (veya duruma göre taksir) kararı vermektedir.
4.3. Toplumsal Olaylar ve Amir Emri
Çevik Kuvvet müdahalelerinde (PVSK Ek Madde 1), zor kullanmanın derecesini belirleme yetkisi sahadaki amire aittir.
Amir, "Gaz kullan" emri verirse, polis bu emri uygular.
Ancak amir, "Şu grubun üzerine hedef gözeterek gaz fişeği at" derse ve polis, fişeği 45 derece açıyla atmak yerine (yasal usul), doğrudan insanların kafasına nişan alarak atarsa; burada hem amir hem polis sorumludur. Emrin "hedef gözeterek atılması" kısmı, konusu suç teşkil eden bir emirdir.
4.4. Çarşı ve Mahalle Bekçileri
7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu, bekçilere de PVSK 16 kapsamında silah kullanma yetkisi vermiştir. Ancak bekçilerin eğitim ve donanım süreçleri polisten farklı olduğu için, yargılamalarda "hata" ve "kasıt" değerlendirmeleri daha hassas yapılmaktadır. Bekçilerin, polisin yardımcı kolluk kuvveti olduğu, ancak silah kullanma yetkisinde aynı sınırlara tabi olduğu 2025 içtihatlarında vurgulanmıştır.
BÖLÜM 5: Askeri Personel ve "Mutlak İtaat" Kültürü
Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) disiplin, sivil memuriyetten çok daha katı kurallara bağlıdır. Askeri Ceza Kanunu (AsCK) ve İç Hizmet Kanunu, astın emri sorgulamasını kısıtlar.
5.1. AsCK 41. Madde ve TCK 24 Karşılaştırması
AsCK 41. madde, "Hizmete müteallik (ilişkin) hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse, bu suçun işlenmesinden emir veren mesuldür" der.
Kural: Sorumluluk amirdedir.
İstisna (Faili Müştereklik): Eğer ast, emrin suç olduğunu "bildiği halde" yerine getirirse, o da sorumlu olur.
Sivil TCK 24/3'teki "Hiçbir surette yerine getirilemez" kuralı, askeri hukukta "Hizmetin gerekleri" ve "Operasyonel zaruretler" ile çatışabilir. Ancak Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın 2026 yılındaki güncel yorumu şudur: "İnsanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve açıkça yaşam hakkını ihlal eden (infaz gibi) emirler, askeri hiyerarşide bile mutlak itaat kapsamında değildir."
5.2. Savaş ve Acele Haller İstisnası
Anayasa 137/3, "Askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeninin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır" der. Bu istisna, çatışma anında komutanın verdiği "Ateş serbest" emrinin, o anın psikolojisi ve gerekliliği içinde değerlendirilmesini sağlar. Ancak çatışma bittikten sonra, teslim olmuş bir teröristin infaz edilmesi emri, bu istisna kapsamına girmez ve TCK 24/3 gereği suçtur.
BÖLÜM 6: Mali ve İdari Bürokrasi (Tapu, İhale, Sayıştay)
Memur suçları sadece fiziksel şiddet içermez; "Beyaz Yaka Suçları" olarak adlandırılan evrakta sahtecilik, ihaleye fesat ve görevi kötüye kullanma suçları, amir baskısının en çok hissedildiği alanlardır.
6.1. Tapu Sicilinde "Yolsuz Tescil" ve Rücu Davaları
Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 1007, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin "kusursuz sorumlu" olduğunu belirtir.
Mekanizma: Tapu memuru hata yapar -> Vatandaş zarar görür -> Vatandaş Devlete dava açar -> Devlet tazminatı öder -> Devlet dönüp memura "Rücu" eder (Parayı memurdan ister).
Amirin Emri: Tapu Müdürü, memura "Bu işlemde vekaletname biraz şüpheli ama sen yap, müteahhit tanıdık" derse ve memur yaparsa:
Bu bir "Konusu Suç Teşkil Eden Emir" olabilir (TCK 204 Resmi Belgede Sahtecilik veya TCK 257 Görevi Kötüye Kullanma).
Yazılı emir olsa bile, eğer sahtecilik bariz ise, memur hem ceza alır hem de ödenen milyonlarca liralık tazminatı maaşından ödemek zorunda kalır.
6.2. İhale Komisyonları ve Gerçekleştirme Görevlileri
Sayıştay Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre, Harcama Yetkilisi (Amir) ile Gerçekleştirme Görevlisi (Memur/Uzman) mali işlemlerde müştereken sorumludur.
Senaryo: Belediye Başkanı, ihale komisyonu üyesine "Bu ihaleyi şu firmaya verelim, teknik şartnameyi ona göre düzenleyin" baskısı yapıyor.
Analiz: Bu, TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma) suçudur. Memur bu emri uygularsa, "Baskı altındaydım" savunması onu kurtarmaz. TCK'da "Cebir ve Tehdit" (TCK 28) altında işlenen suçlarda ceza verilmez, ancak amirin "Sürerim, görevden alırım" şeklindeki tehditleri, genellikle TCK 28 kapsamındaki "karşı konulamaz cebir" (örneğin silah dayama) seviyesinde görülmez. Memurun direnmesi ve ihbar etmesi beklenir.
BÖLÜM 7: Karşılaştırmalı Tablolar ve Veriler
Tablo 1: Kamu Görevlisi Gruplarına Göre Sorumluluk Karşılaştırması
Kriter | Sivil Memur (DMK) | Polis / Bekçi (PVSK) | Askeri Personel (AsCK) |
Temel Yasa | DMK Md. 11, TCK 24 | PVSK Md. 16, TCK 24 | AsCK Md. 41, İç Hizmet |
Hukuka Aykırı Emir | Yazılı emirle sorumluluk amire geçer. | Yazılı emirle amire geçer. | Genellikle uygulanır (Hizmet gereği). |
Suç Olan Emir | Asla yerine getirilemez. | Asla yerine getirilemez. | Asla (Biliyorsa faili müşterek). |
İtiraz Hakkı | Var (Remonstrasyon). | Var (Ancak acil hallerde kısıtlı). | Çok kısıtlı (Önce itaat, sonra şikayet). |
Silah Kullanma | Yok (İstisnalar hariç). | Var (Kademeli ve Orantılı). | Var (Operasyonel ve Çatışma). |
Mali Sorumluluk | Rücu edilir (Kusur oranında). | Rücu edilir. | Rücu edilir. |
Tablo 2: Hukuka Aykırı Emir vs. Suç Teşkil Eden Emir Ayrımı
Özellik | Hukuka Aykırı Emir | Konusu Suç Teşkil Eden Emir |
Tanım | Mevzuata, usule, şekle aykırı emir. | TCK'da suç olarak tanımlanan fiil. |
Örnek | "İhaleyi 21/b ile yap" (Şartlar yoksa). | "Gözaltındakini döv", "Evrakı yak". |
Prosedür | Sözlü itiraz -> Yazılı emir -> İfa. | Hiçbir surette ifa edilemez. |
Sorumluluk | Yazılı ise amir sorumlu, memur kurtulur. | Hem amir hem memur sorumlu. |
Yazılı Emir Etkisi | Memuru korur (Sorumsuzluk nedeni). | Memuru korumaz (Geçersiz belge). |
BÖLÜM 8: 2026 Yılı Güncel Yargıtay İçtihat Analizi

Yargıtay kararları, kanun maddelerinin ete kemiğe bürünmüş halidir. 2024-2026 döneminde öne çıkan içtihat eğilimleri şunlardır:
8.1. "Denetim Yükümlülüğü"nün Genişletilmesi
Yargıtay, memurun "bilgisizliğini" mazeret olarak kabul etmemektedir. Özellikle rütbeli personelin (Başkomiser, Şube Müdürü, Tapu Müdürü vb.) astlarına göre daha yüksek bir "hukuki öngörü" kapasitesine sahip olması gerektiği vurgulanmaktadır. "Amirim emretti, suç olduğunu düşünemedim" savunması, rütbe arttıkça geçersizleşmektedir.
8.2. "Görevin Gereği" Kavramının Dar Yorumu
TCK 24/2'deki "görev gereği zorunlu emir" ifadesi, Yargıtay tarafından "objektif görev" olarak yorumlanmaktadır. Amirin şahsi kini, siyasi görüşü veya çıkarı için verdiği emirler, görünüşte "resmi emir" gibi dursa da, içerik olarak "görev gereği" sayılmamakta ve TCK m. 24 korumasından çıkarılmaktadır.
8.3. Elektronik Delillerin Durumu
WhatsApp, Telegram veya kurumsal e-posta üzerinden verilen emirler, "Yazılı Emir" şartını (DMK m. 11 anlamında) tam olarak karşılamasa da, TCK m. 24/3 kapsamındaki suçlarda "amirin azmettiriciliğini" ispatlamada kritik delil olarak kabul edilmektedir. Ancak idari usulsüzlüklerde, DMK'nın aradığı "resmi yazı" formatı (imzalı, tarihli, sayılı) esastır.
BÖLÜM 9: Sıkça Sorulan Sorular
Amirim "Bu işi yap, sorumluluk bende, gerekirse tutanağı ben imzalarım" dedi. Güvenmeli miyim?
Kesinlikle hayır. Ceza hukukunda "suçun şahsiliği" ilkesi vardır. Suçu işleyen (fiili yapan) kişi faildir. Amirin sözlü garantisi veya sonradan tutanağı imzalaması, sizin fiili işlediğiniz gerçeğini değiştirmez. Eğer emir "suç" teşkil ediyorsa, ikiniz de yanarsınız. Eğer sadece "idari aykırılık" ise, mutlaka yazılı emir (resmi evrak) isteyiniz. Söz uçar, yazı ve hapis cezası kalır.
Yazılı emir istedim ama amirim vermedi, üstüne bir de mobbing yapıyor, sürgünle tehdit ediyor. Ne yapmalıyım?
Bu en zor senaryodur. Ancak stratejiniz "Kayıt Altına Alma" olmalıdır.
Emri yerine getirmeyin.
Bir dilekçe ile (yukarıdaki örnekteki gibi) durumu kayda geçirin ve kurum evrakına sokun.
Mobbing ve tehdit için sendikanızla veya avukatınızla görüşüp hukuki süreç başlatın.Suç olan bir emri yerine getirip hapse girmek veya memuriyetten atılmak (yüz kızartıcı suç), sürgün edilmekten çok daha ağır bir bedeldir. Hukuk, direnen memuru korur.
Polis memuruyum. Çatışma sırasında amirim "Vur" dedi, vurdum ama yanlış kişiyi (masum) vurmuşuz. Durumum ne olur?
Burada TCK 30 (Hata) ve TCK 27 (Sınırın Aşılması) hükümleri devreye girer. Eğer çatışma karmaşasında, makul bir hata ile (örneğin terörist sanarak) ateş ettiyseniz, "kasıt" olmadığı için ceza almayabilirsiniz veya cezanız azalır (Taksir). Ancak, kişi teslim olmuşken veya tehdit oluşturmuyorken amir emriyle vurduysanız, bu "kasten öldürme"dir ve TCK 24 sizi korumaz.
İhale komisyonu üyesiyim. Şartnamede adrese teslim maddeler var. İmzalamazsam sözleşmem yenilenmeyecek. Ne yapayım?
Şerh (muhalefet şerhi) koyarak imzalama seçeneğini değerlendirin. Karara, "Şu maddelerin rekabeti engellediği kanaatindeyim" şeklinde şerh düşerseniz, sorumluluktan büyük ölçüde kurtulursunuz. Ancak şerh koydurmuyorlarsa, imzalamayın. İhaleye fesat karıştırma suçu (TCK 235), memuriyetinizi yakar. Sözleşme yenilenmemesi idari bir işlemdir ve İdare Mahkemesi'nden dönebilir, ama ceza davası sicilinize işler.
SONUÇ VE TAVSİYELER
Unutmayınız ki, 657 sayılı Kanun veya üniformanız sizi her türlü sorumluluktan koruyan sihirli bir zırh değildir. TCK 24. madde, sadece "kanuna saygılı" ve "prosedüre uyan" memuru korur.
Bir avukat olarak Ankara'daki davalardan edindiğim tecrübeyle sizlere üç temel tavsiyem şudur:
Mevzuata Hakim Olun: Kendi görev alanınızla ilgili kanunları, amirinizden daha iyi bilin. Bilgi, en büyük güçtür.
Yazılı Belge Kültürü: Sözlü talimatlarla riskli işlem yapmayın. "Devletin dili yazıdır."
Hukuki Destek: Riskli bir durumla karşılaştığınızda, ifade vermeden veya işlem yapmadan önce mutlaka ceza ve idare hukuku alanında uzman bir avukata danışın.
Adalet, mülkün; hukuk, memurun temelidir.
Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.



Yorumlar