top of page

TCK m.20 Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği (2026): “Kimse Başkasının Fiilinden Dolayı Sorumlu Tutulamaz” Ne Demektir?

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 27 Oca
  • 6 dakikada okunur
TCK m.20 ceza sorumluluğunun şahsiliği (2026): kimse başkasının fiilinden sorumlu tutulamaz

Ceza hukukunun en temel güvencelerinden biri ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesidir. Basit bir cümleyle: Suçu kim işlediyse ceza sorumluluğu ona aittir; bir başkası sırf yakınlık, akrabalık, iş ilişkisi, ortaklık ya da “adına kayıtlı olma” gibi nedenlerle cezalandırılamaz. Bu ilke, hem adil yargılanmanın hem de “suç–ceza” ilişkisinin kişiye bağlanmasının çekirdeğidir.


2026 itibarıyla bu ilkenin normatif dayanağı TCK m.20’dir; ayrıca Anayasal düzeyde de cezaların şahsiliği yaklaşımı korunmaktadır.


1) TCK m.20 ne diyor?


Türk Ceza Kanunu m.20 açık şekilde iki temel kural koyar:


  1. Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.


  2. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; ancak kanunda öngörülen güvenlik tedbirleri saklıdır. 


Bu iki cümle, uygulamada en çok tartışılan şu soruları doğurur:


  • “Yakınım suç işledi, bana da ceza gelir mi?”


  • “Çalışanım suç işledi, şirket/işveren ceza alır mı?”


  • “Şirket adına suç işlendi, tüzel kişi hapis/para cezası alır mı?”


  • “Plakaya kesilen ceza, fiili işlemeyen araç sahibine uygulanabilir mi?”


Aşağıdaki bölümlerde bu soruları, kanun metni + güncel Anayasa Mahkemesi yaklaşımı + pratik örnekler üzerinden sistematik biçimde açıklıyorum.


2) Ceza sorumluluğunun şahsiliği neyi garanti eder?


(A) “Yakın” olmak cezai sorumluluk doğurmaz

Eşinizin, çocuğunuzun, kardeşinizin veya arkadaşınızın işlediği bir suçtan dolayı siz fail gibi cezalandırılamazsınız. Ceza hukukunda “aile/akrabalık” tek başına sorumluluk sebebi değildir.


Ama önemli bir çizgi var: Eğer siz ayrıca kendi fiilinizle suça katılmışsanız (ör. yardım etme, azmettirme, suç delillerini yok etme, suçluyu kayırma gibi) o zaman sorumluluk başkasının fiilinden değil, sizin ayrı fiilinizden doğar. Bu, ilkenin istisnası değil; ilkenin tam olarak çalışmasıdır: Herkes kendi yaptığı (veya yapmadığı) şeyden sorumlu olur.


(B) “Aynı evde yaşamak / aynı işyerinde çalışmak / aynı şirkette ortak olmak” yetmez

Uygulamada sık yapılan hata şudur: Suç olayı bir işyerinde gerçekleşince “işveren otomatik sorumlu”, bir şirket çatısı altında gerçekleşince “şirket ortağı otomatik sorumlu” sanılır.


Ceza hukuku bakımından otomatiklik yoktur. Sorumluluk için isnat (suçun kişiye bağlanabilirliği), kusur, kast/taksir ve somut katkı aranır.


(C) Ölüm halinde cezanın kişiselliği çok somut görünür

Sanık ölürse kamu davası düşer; hükümlü ölürse hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezası ortadan kalkar. Ancak bazı hallerde müsadere ve kesinleşmiş yargılama giderleri bakımından sonuçlar devam edebilir.


Bu düzenleme, cezai yaptırımın kişiye bağlı olduğunun kanuni bir yansımasıdır.


3) “Şahsilik” ile “kusur” ilkesi aynı şey mi?


Yakın kavramlar ama aynı değil:


  • Şahsilik: “Başkasının fiilinden cezalandırma olmaz.” (Fail kimse, sorumluluk onda.)


  • Kusur: “Kişinin kastı/taksiri olmadan cezalandırma olmaz.” (Failin zihinsel/ihmali boyutu değerlendirilir.)


TCK m.20, esasen “sorumluluğun kişiye bağlılığı”nı kurar; kusur–kast–taksir boyutu ise ceza sorumluluğunun diğer kurallarıyla birlikte değerlendirilir (örn. kast/taksir hükümleri).


4) Tüzel kişiler neden “ceza” almaz? (TCK m.20/2)


TCK m.20/2, çok net bir sınır çizer:Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. 


Bunun pratik anlamı:


  • Bir şirket (A.Ş., Ltd., dernek, vakıf vb.) hapis cezası alamaz.


  • Şirket hakkında TCK anlamında adli para cezası (ceza yaptırımı olarak) kural olarak uygulanmaz.


  • Ancak tüzel kişilerin faaliyet alanı “cezasız alan” değildir: Kanun, belirli şartlarda tüzel kişilere güvenlik tedbirleri öngörür.


5) Tüzel kişiler için “güvenlik tedbiri” ne demek? (TCK m.60)


TCK m.60, “tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri”ni düzenler. Özetle iki ana araç vardır:


(A) İznin iptali (faaliyet izni/ruhsat üzerinden)

Bir kamu kurumunun verdiği izne dayanarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ/temsilcilerinin iştirakiyle ve izin yetkisinin kötüye kullanılması suretiyle, tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçta iznin iptaline karar verilebilir.


(B) Müsadere

Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanabilir.


Ayrıca hâkim, bazı durumlarda tedbire hükmetmeyebilir; ve bu madde “kanunun ayrıca belirttiği hallerde” uygulanır.

Kritik nokta: TCK m.60 otomatik uygulanmaz. Kanunun ilgili suç tipi için ayrıca işaret ettiği hallerde gündeme gelir.

6) “Hangi suçlarda tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanır?”


TCK’nın çeşitli maddelerinde, belirli suçlar bakımından “tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur” benzeri ifadeler yer alır. Örneğin TCK’da soykırım ve insanlığa karşı suçlar bakımından tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri öngörüldüğü görülür.


Bu teknik ayrıntı, uygulamada şu anlama gelir:


  • Suç tipi, tüzel kişi lehine/yararına işlenmişse ve kanun bu ihtimali ayrıca düzenlemişse,


  • Şirketin “ceza” alması değil; izin iptali / müsadere gibi güvenlik tedbirleri gündeme gelir.


7) Şirket adına suç işlendiğinde kim yargılanır?


En çok karşılaşılan senaryo şudur: “Bu işlem şirket adına yapıldı; o hâlde şirket ceza alır.”


Ceza hukuku açısından doğru çerçeve şu şekildedir:


  1. Suçun faili gerçek kişidir. (organ, temsilci, çalışan, yetkili vs. kim yaptıysa)


  2. Şirket ceza almaz; fakat şartları varsa güvenlik tedbiri uygulanabilir.


  3. Şirketin ayrıca özel hukuk sorumluluğu (tazminat, rücu, sözleşmesel sorumluluk vb.) doğabilir; bu, ceza sorumluluğu ile aynı şey değildir.


8) İdari para cezasında da “şahsilik” aynı mı? Kabahatler Kanunu m.8


Burada ince ama çok önemli bir ayrım var:


  • TCK m.20 ceza hukuku (suç/ceza) alanının temel kuralıdır.


  • İdari yaptırımlar ise çoğu zaman Kabahatler Kanunu çerçevesinde değerlendirilir.


Kabahatler Kanunu m.8, organ/temsilci veya tüzel kişi faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin işlediği kabahat nedeniyle tüzel kişi hakkında da idari yaptırım uygulanabileceğini düzenler.


Yani:

  • Ceza hukukunda “tüzel kişiye ceza yok” kuralı geçerliyken,


  • Kabahatler alanında kanun, belirli koşullarda tüzel kişiye idari para cezası uygulanabilmesine kapı aralar.


Bu nedenle “tüzel kişiye ceza yok” cümlesi idari para cezaları bakımından otomatik sonuç doğurmaz; somut yaptırımın hukuki niteliğine ve dayandığı kanuna bakmak gerekir.


9) Güncel AYM yaklaşımı: “Fiili işlemeyene plaka üzerinden ceza” tartışması (2025)


Ceza sorumluluğunun şahsiliği, özellikle trafik idari para cezalarında “tescil plakası/araç sahibi” üzerinden kurulan sorumlulukta çok tartışılır.


Anayasa Mahkemesi, 2918 sayılı KTK m.26/5’te, sürücü araç sahibi değilse tescil plakasına da aynı miktarda ceza tutanağı düzenlenmesini öngören kuralı Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir (AYM E.2025/122, K.2025/185; karar tarihi 10/09/2025). Kararda, fiili işlemeyen araç sahibine yaptırım uygulanmasının cezaların şahsiliği ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir.


Bu kararın pratik mesajı şudur:


  • İdari yaptırım alanında bile, yaptırımın niteliğine göre kişisellik–isnat–illiyet tartışması Anayasa düzeyinde yapılabilmektedir.


10) Ankara/Yenimahalle pratiğinde en sık görülen 3 senaryo


Aşağıdaki örnekler, ilkenin pratikte nerede “hayat kurtardığını” gösterir:


Senaryo 1: “Yakınımın borcu/taahhüdü/eylemi yüzünden ben de ceza alır mıyım?”

Ceza sorumluluğu bakımından hayır: sırf yakınlıkla cezalandırma olmaz. Ancak bir “yardım/katkı” varsa dosyanın niteliği değişebilir (ör. delil karartma iddiası gibi).


Senaryo 2: “İşyerinde çalışan suç işledi; işveren olarak ben sanık olur muyum?”

İşveren otomatik sanık olmaz. Soru: Somut katkınız/ihmalî davranışınız/organ–temsilci olarak rolünüz var mı? Yoksa sorumluluk doğmaz. Varsa, yine kendi fiiliniz üzerinden değerlendirme yapılır.


Senaryo 3: “Şirket adına işlem yapıldı; şirket mi ceza alır, yönetici mi?”

Ceza yargılamasında fail gerçek kişidir; şirket ceza almaz. Ama kanun şartları varsa şirket hakkında güvenlik tedbirleri (izin iptali, müsadere) gündeme gelebilir.


Sonuç: TCK m.20 neden “temel güvence”dir?


TCK m.20, iki kritik bariyer kurar:


  1. Toplu/kollektif cezalandırmaya karşı: “Başkasının fiilinden ceza olmaz.”


  2. Tüzel kişilerin cezalandırılmasına karşı: “Şirkete hapis/ceza yok; ama kanuni şartlarda güvenlik tedbiri var.”


Bu ilkeyi doğru anlamak, hem haksız korkuları (yakının suçu bana da gelir mi?) bitirir, hem de gerçek riskleri (kendi fiilin/ihmalin var mı?) doğru yere oturtur.


Sıkça Sorulan Sorular


1) Ceza sorumluluğunun şahsiliği ne demektir?

Suçu kim işlediyse ceza sorumluluğu ona aittir; kimse sırf başkasının fiili nedeniyle cezalandırılamaz.


2) Eşim/kardeşim/çocuğum suç işledi; ben de ceza alır mıyım?

Sırf yakınlık nedeniyle almazsınız. Ancak suça iştirak, yardım, azmettirme veya ayrı bir suç oluşturan davranış varsa değerlendirme değişir.


3) “Aynı evde yaşıyoruz” diye soruşturma bana da döner mi?

Ceza sorumluluğu açısından tek başına yetmez. Yine de fiili bağ (katkı, yardım, delil karartma iddiası vb.) varsa soruşturma genişleyebilir.


4) Çocuğum suç işledi; ebeveyn olarak ben cezalandırılır mıyım?

Çocuğun fiilinden dolayı otomatik cezalandırma olmaz. Ancak ebeveynin kendi fiili ayrı bir suç/kabahati oluşturuyorsa farklı değerlendirilir.


5) İşyerimde çalışan suç işledi; işveren olarak otomatik sorumlu olur muyum?

Otomatik sorumluluk yoktur. Ceza hukuku, işvereni “başkasının fiilinden” değil, varsa kendi katkısı/ihmali üzerinden değerlendirir.


6) Şirket suç işleyebilir mi? Şirket hapis cezası alır mı?

TCK’ya göre tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz.


7) Şirket ceza almıyorsa hiçbir yaptırım olmaz mı?

Olabilir. Kanunun öngördüğü hallerde tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri (örn. izin iptali, müsadere) uygulanabilir.


8) Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri nelerdir?

TCK m.60 kapsamında (şartları varsa) iznin iptali ve müsadere başta gelir.


9) Suçtan elde edilen para/menfaat şirkete kaldıysa ne olur?

Somut olaya göre müsadere gündeme gelebilir; TCK m.60/2, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında müsadere hükümlerinin uygulanabileceğini belirtir.


10) Sanık ölürse dava ne olur?

Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşmesine karar verilir; ancak müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler yönünden davaya devam edilip müsadereye hükmedilebilir.


11) Hükümlü ölürse adli para cezasını mirasçılar öder mi?

TCK m.64’e göre hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır; ancak ölümden önce kesinleşmiş müsadere ve yargılama giderlerine ilişkin hüküm infaz olunur.


12) İdari para cezalarında da “şahsilik” geçerli mi?

İdari yaptırımların dayanağına göre değişir. Kabahatler Kanunu m.8, organ/temsilci faaliyetinden dolayı tüzel kişi hakkında da idari yaptırım uygulanabileceğini düzenler. Buna karşılık AYM, bazı trafik idari para cezası kurgularında “fiili işlemeyene plaka üzerinden ceza” yaklaşımını Anayasa’ya aykırı görerek iptal kararı vermiştir.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.

Yorumlar


bottom of page