TCK m.17 Hak Yoksunlukları (2026): Yabancı Mahkeme Mahkûmiyetinin Türkiye’de Haklara Etkisi ve Uygulama Rehberi
- Av. Mete ŞAHİN

- 25 Oca
- 5 dakikada okunur

Yurt dışında verilen bir mahkûmiyet kararı, Türkiye’de otomatik olarak “aynı şekilde” sonuç doğurmaz. Özellikle hak yoksunlukları (kamu görevine girme, belirli meslekleri yapma, bazı yetkileri kullanma gibi) bakımından, yabancı kararın Türkiye’de hangi ölçüde etkili olacağı ayrı bir hukuki mekanizmaya bağlanmıştır. Bu mekanizmanın temel dayanağı Türk Ceza Kanunu m.17’dir.
Bu yazıda; TCK m.17’nin neyi düzenlediği, hangi şartlarda devreye girdiği, hak yoksunluğu kavramının Türk hukukundaki karşılığı (özellikle TCK m.53 ve ilgili mevzuat çerçevesinde) ve sürecin pratikte nasıl yürüdüğü güncel ve anlaşılır bir dille ele alınmıştır.
1) TCK m.17’nin kanun metni ne diyor?
TCK m.17 – Hak yoksunlukları hükmü özetle şunu düzenler: Yukarıdaki maddelerde (TCK m.8–16 bağlamındaki kanunun uygulama alanı hükümlerinde) açıklanan hallerde; yabancı bir mahkemece verilmiş, Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen mahkûmiyet hükmü, Türk kanunlarına göre bir hak yoksunluğu sonucunu gerektiriyorsa, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkeme, Türk kanunlarındaki sonuçların geçerli olmasına karar verebilir.
Buradaki kritik nokta şudur: TCK m.17 “yabancı cezanın infazını” değil, hak yoksunluğu sonuçlarının Türkiye’de “Türk hukuku ölçütleriyle” doğup doğmayacağını tartışır.
2) “Hak yoksunluğu” ne demek? Hangi haklar söz konusu olabilir?
“Hak yoksunluğu” günlük dilde genellikle “sicil yüzünden hak kaybı” gibi algılansa da ceza hukuku bakımından daha teknik bir kavramdır. Kural olarak hak yoksunluklarının çekirdeği, mahkûmiyete bağlı sonuçlar (özellikle TCK m.53 sistemi) ve özel kanunların mahkûmiyete bağladığı yasaklılıklardır.
2.1. Türk hukukunda hak yoksunluklarının tipik kaynakları
TCK m.53 sistemi: Kasıtlı suçtan mahkûmiyet halinde bazı hakların kullanılmasının sınırlandırılması/engellenmesi (kamu görevi, velayet/vesayet yetkileri, belirli meslek ve sanatların icrası gibi alanlarda sonuç doğurabilen bir çerçeve).
Özel kanun yasaklılıkları: Anayasa m.76 ve çeşitli özel kanunlar (ör. belirli görevler, lisanslar, meslekler) mahkûmiyete bağlı ek sınırlamalar getirebilir.
Adlî sicil–arşiv kayıt rejimi: Bazı işlemlerde adlî sicil/arşiv kaydı sorgulanması ve bunun belirli hak alanlarında sonuç doğurması.
2.2. 2015 tarihli AYM kararı neden önemli?
Hak yoksunlukları konuşulurken TCK m.53’e ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin E.2014/140, K.2015/85 (08.10.2015) kararı mutlaka hatırlanmalıdır. Bu karar, TCK m.53’teki bazı ifadelerin Anayasa’ya uygunluğu bağlamında değerlendirmeler içerir ve “hak yoksunluğu” tartışmalarında çerçeveyi etkiler.
Pratik sonuç: “Hak yoksunluğu” tek bir kalıp değildir; suç türü, hükmün niteliği, ilgili özel kanunlar ve AYM içtihadı birlikte değerlendirilir.
3) TCK m.17 hangi durumlarda devreye girer?
TCK m.17’nin başındaki “yukarıdaki maddelerde açıklanan hallerde” ifadesi, TCK’nin “Kanunun Uygulama Alanı” bölümünde yer alan yurt dışı bağlantılı suç senaryolarını işaret eder. Yani m.17, tipik olarak:
Suç yurt dışında işlenmiş,
Yabancı ülkede mahkûmiyet kararı verilmiş,
Bu mahkûmiyetin Türkiye’de hak yoksunluğu doğurup doğurmayacağı gündeme gelmiş durumlarda tartışılır.
4) TCK m.17’nin uygulanma şartları (2026 itibarıyla “kontrol listesi”)
TCK m.17 bakımından uygulamada tartışma yaratan alanları da dikkate alarak, pratik bir kontrol listesi şöyle kurulabilir:
Yabancı mahkeme kararı var mı ve mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş mi?Tanıma/sonuç bağlama tartışmalarında “kesinleşme” ve belgelendirme merkezi önemdedir.
Hüküm Türk hukuk düzenine aykırı mı? (kamu düzeni filtresi)
TCK m.17 açıkça “Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen” şartını koyar.
Aynı fiil Türk hukukuna göre hak yoksunluğu gerektirir mi?
En kritik eşik burasıdır: Mahkeme, yabancı hukuktaki hak yoksunluğu mantığını değil, Türk kanunlarındaki sonuçları esas alır.
Cumhuriyet savcısının istemi var mı?
Kanun, “savcının istemi üzerine” mekanizmasını kurar.
Mahkeme kararıyla Türk hukukundaki sonuçların geçerliliği tespit edilir.
Bu karar, yalnızca “hak yoksunluğu sonuçları” bakımından Türkiye’de etki doğurur; her somut olayda sonuç alanı ayrıca değerlendirilir.
Not: TCK m.17’nin gerekçesinde, yabancı hak yoksunluğu rejimlerinin ülkelere göre farklılığı nedeniyle “eşitlik ve yeknesaklık” için Türk hukukunun esas alınmasının benimsendiği vurgulanır.
5) “Yabancı karar Türkiye’de adli sicile işler mi?” — Adlî Sicil Kanunu ile bağlantı
TCK m.17’nin uygulaması, pratikte çoğu zaman adli sicil ve arşiv kayıtları üzerinden görünür hale gelir. Burada 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu kritik rol oynar:
Adlî Sicil Kanunu, Türk vatandaşı hakkında yabancı mahkemeden verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararının, Türk hukuku bakımından doğurduğu hak yoksunluklarına ilişkin olarak, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece verilen kararın adlî sicile kaydedilecek bilgiler arasında olduğunu açıkça düzenler.
Bu hüküm (5352 S.K. m.4/1-f), TCK m.17’nin “mahkeme kararı” ayağının kayıt sistemine nasıl taşındığını göstermesi açısından önemlidir.
6) Uygulamada süreç nasıl işler?

Aşağıdaki akış, genel bilgilendirme amaçlıdır; ülke, karar türü, belge temini, tercüme/şerh süreçleri ve dosya içeriği somut olaya göre değişebilir:
Yabancı mahkûmiyet kararının temini
Kararın aslı/örneği, kesinleşme şerhi ve gerekiyorsa ek kararlar alınır.
Belgelendirme ve tercüme
Çoğu dosyada yeminli tercüme gerekir. Kararın geldiği ülkeye göre apostil veya konsolosluk onayı gündeme gelebilir.
Türkiye’de savcılık nezdinde değerlendirme
TCK m.17 mekanizması “savcının istemi” ile çalıştığı için, süreç genellikle Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla yürür.
Mahkemenin incelemesi
Mahkeme; (i) kamu düzeni filtresi, (ii) Türk hukukunda aynı fiilin hak yoksunluğu doğurup doğurmayacağı, (iii) uygulanacak sonucun kapsamı gibi başlıklarda inceleme yapar.
Karar ve bildirim/kayıtKararın niteliğine göre ilgili kayıt ve bildirim süreçleri devreye girer (özellikle 5352 m.4/1-f çizgisi).
7) “Hak yoksunluğu nasıl kaldırılır?” — Yasaklanmış hakların geri verilmesi (memnu hak iadesi)
Hak yoksunluklarının bazı türlerinde, şartlar oluştuğunda “yasaklanmış hakların geri verilmesi” yolu gündeme gelebilir. Bu kurum 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu m.13/A’da düzenlenmiştir.
Kanun; TCK m.53/5 ve 53/6 saklı kalmak kaydıyla, TCK dışındaki kanunların bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesi için belirli koşullar öngörür. Örneğin:
Cezanın infazının tamamlanmasından itibaren 3 yıl geçmesi,
Bu süre içinde yeni suç işlememe ve iyi hal,
Bazı hallerde 5 yıl ve ek süre hesabı,
Yetkili mahkeme ve kanun yolu kuralları.
Bu başlık, özellikle “iş başvurusu”, “ruhsat/lisans”, “kamu görevine giriş” gibi alanlarda pratik önem taşır.
Sıkça Sorulan Sorular
1) TCK m.17 neyi düzenler?
Yurt dışında verilen ve Türk hukuk düzenine aykırı olmayan mahkûmiyet kararının, Türk hukukuna göre hak yoksunluğu doğurması halinde, bu sonuçların Türkiye’de geçerli sayılmasına mahkemece karar verilebilmesini düzenler.
2) Yabancı mahkeme kararı Türkiye’de otomatik olarak geçerli olur mu?
Hak yoksunlukları bakımından “otomatik” bir etki kabul edilmez; TCK m.17 kapsamında mahkeme kararı ve Türk hukukuna göre değerlendirme esastır.
3) TCK m.17’de neden “Cumhuriyet savcısının istemi” şartı var?
Kanun, hak yoksunluğu sonuçlarının Türkiye’de geçerli sayılmasını savcının istemine bağlayarak süreci bir “kamu makamı talebi” mekanizması üzerinden kurmuştur.
4) “Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen hüküm” ne demek?
Mahkeme, yabancı hükmün Türkiye’de sonuç doğurmasında kamu düzeni (hukuk düzeninin temel ilkeleri) filtresi uygular. Bu değerlendirme somut olaya göre yapılır.
5) Hangi haklar açısından sonuç doğurabilir?
Somut olayda; Türk hukukunda ilgili suçun/mahkûmiyetin bağlandığı sonuçlara göre değişir. Çoğu dosyada tartışma, TCK m.53 sistemi ve/veya özel kanun yasaklılıkları üzerinden yürür.
6) Bu karar adli sicile kaydedilir mi?
Evet. 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu, yabancı mahkûmiyetin Türk hukuku bakımından doğurduğu hak yoksunluklarına ilişkin olarak savcının istemi üzerine mahkemece verilen kararın adlî sicile kaydedilecek bilgiler arasında olduğunu düzenler.
7) Yabancı mahkûmiyet kararı tek başına “sabıka” sayılır mı?
Adlî sicile işlenme ve arşiv rejimi, 5352 sayılı Kanun’daki kurallara tabidir; yabancı mahkûmiyetlerin hangi şartlarda nasıl kaydedileceği/arşive alınacağı mevzuat çerçevesinde değerlendirilir.
8) Hak yoksunluğunu kaldırmak için “memnu hak iadesi” mümkün mü?
Bazı hak yoksunluklarında, 5352 m.13/A’daki şartlar oluşursa yasaklanmış hakların geri verilmesi istenebilir (3 yıl + iyi hal gibi koşullar ve bazı istisnalar vardır).
9) Memnu hak iadesinde 3 yıllık süre ne zaman başlar?
Genel kural, kanunda belirtildiği üzere mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarih esas alınarak değerlendirilir.
10) Seçme–seçilme gibi siyasi haklarda “hak yoksunluğu” otomatik midir?
Siyasi haklar alanında hem TCK m.53 sistemi hem de Anayasa/özel kanun hükümleri ve AYM içtihadı birlikte değerlendirilir. Bu nedenle “tek cümlelik otomatik sonuç” yaklaşımı yerine somut olaya göre hukuki analiz gerekir.
11) TCK m.17 kararı çıkmadan önce ben ne yapabilirim?
Yabancı kararın içeriği, kesinleşme durumu, Türk hukukundaki karşılığı ve muhtemel hak yoksunluğu etkileri açısından dosya bazlı değerlendirme yapılmalıdır. Gerekli belgelerin temini ve doğru mercie sunulması çoğu kez sürecin kaderini belirler.
12) Ankara/Yenimahalle’de bu konu en çok hangi durumlarda gündeme gelir?
Uygulamada, yurt dışı mahkûmiyetin işe giriş/ruhsat/mesleki faaliyet süreçlerinde veya adlî sicil–arşiv sorgularında görünür olmasıyla tartışma yoğunlaşır. TCK m.17 ve 5352 sayılı Kanun bağlantısı bu nedenle kritik hale gelir
Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.



Yorumlar