top of page

Ankara Elektrik Havagazı ve Otobüs İşletme Müessesesi (EGO) Varlıklarının Sigortalanması: Anayasa Mahkemesi'nin 2025/241 K. Sayılı İptal Kararı Işığında Kamu Zararı ve İdari Mali Yönetim Analizi

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 23 Oca
  • 12 dakikada okunur
Ankara EGO Genel Müdürlüğü belediye otobüsleri ve şehir içi trafik sigortası uygulamaları

Giriş: Türk Kamu Yönetiminde Köklü Bir Dönüşüm


Türkiye Cumhuriyeti'nin idari ve mali hukuk sistematiği içerisinde, kamu mallarının korunması yöntemi üzerine on yıllardır süregelen doktrinel tartışma, Anayasa Mahkemesi'nin 26 Kasım 2025 tarihli ve E.2024/180, K.2025/241 sayılı kararı ile 2026 yılı itibarıyla köklü bir dönüşüme uğramıştır. Ankara Elektrik Havagazı ve Otobüs İşletme Müessesesi Genel Müdürlüğü (EGO) özelinde başlayan ancak sonuçları itibarıyla tüm yerel yönetim iştiraklerini ve kamu iktisadi teşebbüslerini derinden etkileyen bu süreç, "Devlet kendi malını sigortalamaz" şeklindeki klasik maliye yaklaşımının, modern risk yönetimi ilkeleri ve hukuk devleti normları karşısında nasıl yeniden şekillendiğinin en somut örneğini teşkil etmektedir.


Bu kapsamlı araştırma raporu, Avukat Mete Şahin Hukuk Bürosu'nun kurumsal bilgi birikimiyle; vatandaşlarımızı, hukuk uygulayıcılarını, yerel yönetim bürokratlarını ve akademik çevreleri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmamız, sadece bir yüksek mahkeme kararının teknik analizini değil, aynı zamanda kamu kaynaklarının kullanımı, kamu zararı kavramının evrimi, trafik kazalarında vatandaşın tazminat hakları ve bütçe kanunlarının anayasal sınırları gibi hayati konuları 2026 yılının güncel hukuki perspektifiyle ele almaktadır.


Raporun temel ekseni, Sayıştay denetimlerinde yıllarca "kamu zararı" olarak nitelendirilen belediye otobüslerinin kasko sigortası yaptırılması işleminin, Anayasa Mahkemesi tarafından nasıl "Anayasa'ya uygunluk" denetiminden geçtiği ve Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'ndaki kısıtlayıcı hükmün iptal edilmesiyle ortaya çıkan yeni hukuki durumdur. Bu analiz, arama motorlarında konuyla ilgili yapılan sorgulamalarda en derinlikli ve doğru bilgiyi sunmayı hedeflemekte, EGO otobüslerini kullanan milyonlarca Ankaralının can ve mal güvenliği ile doğrudan ilişkili olan "sigorta güvencesi" konusunu tüm boyutlarıyla aydınlatmaktadır.


1. Hukuki ve Tarihsel Arka Plan: Devlet Mallarının Sigortalanması Rejimi


Türk kamu maliyesi sisteminde, devlet mallarının sigortalanması konusu, risk yönetimi ile bütçe tasarrufu prensipleri arasında sıkışmış karmaşık bir alandır. Bu alanın anlaşılması için öncelikle "kendi kendine sigorta" doktrininin ve yasal mevzuatın tarihsel gelişiminin incelenmesi gerekmektedir.


1.1. "Devlet Kendi Kendinin Sigortacısıdır" Doktrini ve Ekonomik Temelleri

Geleneksel kamu maliyesi teorisine göre, devlet o kadar büyük bir varlık havuzuna sahiptir ki, bu varlıkların maruz kalacağı riskleri bir sigorta şirketine devretmek, mali açıdan rasyonel değildir. Sigorta şirketleri, topladıkları primler üzerinden kâr elde etmeyi amaçlayan ticari kuruluşlardır. Devletin binlerce aracı, binası ve tesisi olduğu düşünüldüğünde, gerçekleşen hasarların maliyetinin, tüm varlıklar için ödenecek sigorta primleri toplamından daha düşük olacağı varsayılır. Bu varsayım, "Büyük Sayılar Kanunu"nun tersten işletilmesi gibidir; devlet, risk havuzunu kendi bünyesinde yönetir.


Bu doktrinin yasal dayanağı, her yıl çıkarılan Merkezi Yönetim Bütçe Kanunlarına ekli "E Cetveli"nde yer alan standart bir hükümle korunmuştur. 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu örneğinde olduğu gibi, E Cetveli'nin 25. sırasında (sıra numarası yıllara göre değişebilmektedir) şu kesin ifade yer almaktadır:


"Bütçelerin diğer tertiplerinin esas giderlerine ilişkin olarak ödenen sigorta giderleri dışında Devlet mallarının sigorta edilmemesi esastır." 


Bu hüküm, kamu idarecilerinin ellerini bağlayan ve inisiyatif almalarını engelleyen temel norm olarak yıllarca uygulanmıştır. Ancak bu katı yaklaşım, değişen dünya koşulları, artan teknolojik maliyetler ve çeşitlenen risk faktörleri karşısında yetersiz kalmaya başlamıştır.


1.2. Yasak Kapsamındaki İstisnalar ve EGO'nun Konumu

Kanun koyucu, devlet mallarının sigortalanmaması kuralının mutlak uygulanmasının yaratacağı felaketleri öngörerek bazı istisnalar getirmiştir. Bu istisnalar, riskin yönetilemeyecek kadar büyük olduğu veya uluslararası zorunlulukların bulunduğu alanlardır:


İstisna Kategorisi

Gerekçe ve Kapsam

Yanıcı ve Patlayıcı Maddeler

Yüksek risk ve potansiyel hasarın büyüklüğü nedeniyle sigortalanabilir.

Gemi, Uçak ve Helikopterler

Birim maliyetlerin çok yüksek olması ve "tam ziya" riskinin bütçeyi sarsacak boyutta olması.

Dış Temsilcilikler

Uluslararası diplomatik kurallar ve ev sahibi ülkenin mevzuatı gereği zorunluluklar.

İlaç Depolama Yerleri

Kamu sağlığının sürdürülebilirliği ve stratejik stokların korunması.

İtfaiye ve Ambulanslar

Belediyelere ait olsalar dahi, acil durum hizmeti sunmaları ve yüksek kaza riski taşımaları.


Sorunun düğümlendiği nokta, bu istisnalar listesinde "şehir içi toplu taşıma araçları"nın veya "belediye otobüsleri"nin açıkça sayılmamış olmasıdır. Ankara Elektrik Havagazı ve Otobüs İşletme Müessesesi (EGO) gibi devasa bir filoya sahip kuruluşlar, bu listenin dışında tutulmuş ve mallarını sigortalatmaları yasaklanmıştır. Oysa EGO, her gün yüzbinlerce yolcu taşıyan, yoğun trafikte hareket eden ve terör saldırıları ile toplumsal olayların hedefi olabilen bir yapıdır.


1.3. EGO'nun Hukuki Statüsü: 4325 Sayılı Kanun ve Özel Hukuk Niteliği

EGO'nun hukuki statüsü, bu tartışmanın merkezinde yer almaktadır. EGO, sıradan bir devlet dairesi veya bakanlık birimi değildir. 16 Aralık 1942 tarihli ve 4325 sayılı "Ankara Elektrik ve Havagazı ve Adana Elektrik Müesseselerinin İdare ve İşletmeleri Hakkında Kanun" ile kurulmuştur.


Bu Kanun'un 1. maddesi, EGO'yu "tüzel kişiliği olan ve özel hukuk hükümlerine tabi" bir müessese olarak tanımlamaktadır. EGO, belediyeye bağlı olmakla birlikte, kendi bütçesi, yönetim kurulu (İdare Encümeni) ve ticari işletme mantığı olan bir yapıdır. Ancak aynı Kanun'un 16. maddesi, EGO'nun mallarını "Devlet malı" statüsünde sayarak, bu mallara karşı işlenen suçları devlet malına karşı işlenmiş gibi cezalandırmakta ve bu malların haczedilemeyeceğini hükme bağlamaktadır.


İşte bu ikili yapı (özel hukuk tüzel kişiliği vs. devlet malı statüsü), Sayıştay ile EGO yönetimi arasındaki "kamu zararı" çatışmasının fitilini ateşlemiştir. EGO yönetimi, "Biz özel hukuk hükümlerine tabi bir işletmeyiz, ticari risklerimizi sigorta ile yönetmeliyiz" derken; Sayıştay, "Mallarınız devlet malıdır, Bütçe Kanunu'ndaki yasak sizi de bağlar" tezini savunmuştur.


2. Sayıştay Denetimi ve Kamu Zararı İddiasının Anatomisi


Sayıştay Başkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) adına kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarını denetleyen yüksek yargı organıdır. EGO'nun sigorta işlemleri, özellikle 2016 yılı ve sonrasındaki denetimlerde mercek altına alınmıştır.


2.1. Sayıştay Raporlarındaki Tespitler

Sayıştay denetçileri, EGO Genel Müdürlüğü'nün hesaplarını incelerken, kurumun otobüs filosu ve taşınmazları için sigorta şirketlerine yüksek miktarlarda prim ödediğini tespit etmiştir. Örneğin, 2016 yılı denetim raporunda, binlerce araca sigorta yapıldığı ve bunun karşılığında milyonlarca lira prim ödendiği belirtilmiştir.


Sayıştay'ın "kamu zararı" iddiasının mantıksal örgüsü şu şekildedir:

  1. Mevzuata Aykırılık: Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu E Cetveli, belediye otobüslerinin sigortalanmasına izin vermemektedir. İzin verilen istisnalar (ambulans, itfaiye) sınırlı sayıdadır (numerus clausus).


  2. Kaynak İsrafı: Kaza yapmayan veya hasar görmeyen araçlar için ödenen sigorta primleri, kamu kaynağından çıkan ve geri dönüşü olmayan bir paradır.


  3. Sonuç: Yasal dayanağı olmadan yapılan bu ödemeler, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında "kamu zararı"dır ve harcama yetkililerinden (EGO yöneticileri) tahsil edilmelidir.


2.2. EGO Yönetiminin Savunması: Risk Gerçeği

EGO yöneticileri, Sayıştay'ın bu katı tutumuna karşı hayatın olağan akışını ve risk gerçeklerini savunmuşlardır. Savunmalarda öne çıkan başlıklar şunlardır:


  • Terör ve Toplumsal Olay Riski: Ankara'nın başkent olması nedeniyle EGO otobüsleri sık sık toplumsal olayların ve terör saldırılarının hedefi olmaktadır. EGO yönetimi, 2013 Gezi Parkı olaylarında 24 otobüsün zarar gördüğünü, 2016 Güvenpark patlamasında ise bir otobüsün tamamen kullanılamaz hale geldiğini belirtmiştir. Güvenpark saldırısında hasar gören otobüs için sigorta şirketinden 190 bin TL tazminat tahsil edilmiştir. Sigorta olmasaydı, bu zarar doğrudan kurum bütçesinden karşılanacaktı.


  • Mali Sürdürülebilirlik: Modern bir körüklü otobüsün maliyeti 2026 rayiçleriyle milyonlarca lirayı bulmaktadır. Böyle bir varlığın tamamen kaybedilmesi (yanması, çalınması, kaza yapması) durumunda, yerine yenisinin konulması EGO bütçesini sarsacaktır. Sigorta, bu büyük maliyeti taksitlere (primlere) bölerek yönetilebilir hale getirmektedir.


  • Özel Hukuk Statüsü: Yöneticiler, EGO'nun kuruluş kanunundaki "özel hukuk hükümlerine tabidir" ibaresine dayanarak, basiretli bir tüccar gibi davranmak zorunda olduklarını, ticari işletme mantığının varlıkları sigortalamayı gerektirdiğini ifade etmişlerdir.


2.3. Yargılamanın Kilitlenmesi ve Anayasa Mahkemesi'ne Başvuru

Sayıştay 4. Dairesi, yaptığı yargılama sonucunda EGO'nun savunmalarını insani ve idari açıdan anlaşılabilir bulsa da, önündeki "Kanun" hükmünü (Bütçe Kanunu E Cetveli) görmezden gelememiştir. Ancak Daire, kanunu uygulamak yerine, kanunun kendisinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varmıştır.


Sayıştay 4. Dairesi, itiraz yoluyla (somut norm denetimi) Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak şu soruyu sormuştu: Belediyeye bağlı, özel hukuk tüzel kişisi olan EGO'nun mallarını sigortalamasını yasaklayan Bütçe Kanunu hükmü, Anayasa'nın bütçe hakkı ve kanunların yapılış usulüne ilişkin maddelerine uygun mudur?.


3. Anayasa Mahkemesi'nin 2025/241 Sayılı İptal Kararının Derinlemesine Analizi


Anayasa Mahkemesi 2025/241 sayılı EGO sigorta iptal kararı ve resmi gazete metni

Anayasa Mahkemesi, 26 Kasım 2025 tarihinde verdiği ve 20 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararıyla, bu tartışmaya son noktayı koymuştur. Karar, idare hukuku ve anayasa yargısı açısından ders niteliğinde tespitler içermektedir.


3.1. İptal Kararının Hukuki Gerekçesi: "Bütçe Kanunu Torba Kanun Değildir"

Mahkemenin iptal kararının temelinde Anayasa'nın 161. maddesi yatmaktadır. Bu madde, "Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz" amir hükmünü içermektedir. Anayasa Mahkemesi, bu hükmü yorumlarken şu aşamaları izlemiştir:


  1. Bütçe Kanununun Fonksiyonu: Bütçe kanunları, devletin belirli bir dönemdeki (genellikle bir yıl) gelir ve gider tahminlerini gösteren ve bunlara izin veren belgelerdir. Bütçe kanunları, yıllık olarak çıkarılır ve yıl bitince hükmü kalmaz. Bu nedenle, kalıcı nitelikteki kanunları değiştiren, kaldıran veya yeni kalıcı hukuk kuralları (yasaklar) getiren hükümler bütçe kanunlarına konulamaz.


  2. Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamı: Bütçe Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan idareleri kapsar (Genel Bütçeli İdareler, Özel Bütçeli İdareler, Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar).


  3. EGO'nun Konumu: EGO, 4325 sayılı Kanun ile kurulmuş, belediyeye bağlı ancak ayrı tüzel kişiliği olan bir kuruluştur. EGO, 5018 sayılı Kanun'un cetvellerinde yer almamaktadır. Dolayısıyla EGO, "Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu"nun doğrudan muhatabı olan bir idare değildir.


  4. Yetki Gaspı: Yasama organı (TBMM), Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nu yaparken, bu kanunun kapsamı dışında kalan EGO gibi bir kuruluş hakkında, onun kendi teşkilat kanunundan (4325 sayılı Kanun) ve Belediye Kanunu'ndan (5393 sayılı Kanun) gelen yetkilerini kısıtlayıcı bir hüküm koymuştur. "Devlet malları sigorta edilmez" kuralının EGO'ya teşmil edilmesi, bütçe kanununun anayasal sınırlarını aşması anlamına gelmektedir.


3.2. Kararın Sonucu ve İptal Hükmü

Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki gerekçelerle, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nun E Cetveli'nin 25. sırasındaki açıklamanın birinci cümlesinin "Ankara Elektrik Havagazı ve Otobüs İşletme Müessesesi Genel Müdürlüğü (EGO)" yönünden Anayasa'nın 161. maddesine aykırı olduğuna ve İPTALİNE oybirliğiyle karar vermiştir.


Bu iptal kararı, sadece 2020 yılı bütçesiyle sınırlı teknik bir iptal değil, ilkesel bir duruştur. Anayasa Mahkemesi, bütçe kanunları yoluyla, özel hukuk hükümlerine tabi kamu kuruluşlarının (BİT'ler ve bağlı kuruluşlar) ticari serbestilerine müdahale edilemeyeceğini tescil etmiştir.


3.3. Kararın Yürürlüğü ve Bağlayıcılığı

Karar, 20 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ilkesi bulunmakla birlikte, devam eden davalar ve Sayıştay yargılamaları açısından "lehe kanun" etkisi yaratmaktadır. Yani, geçmiş yıllarda sigorta yaptırdığı için "kamu zararı" suçlamasıyla karşı karşıya kalan EGO yöneticileri, bu kararı dayanak göstererek sorumluluktan kurtulacaklardır. 2026 yılı ve sonrası için ise EGO'nun önünde sigorta yaptırma konusunda hiçbir yasal engel kalmamıştır.


4. Sigorta Türleri ve EGO Açısından Uygulama Farklılıkları


Vatandaşların ve hatta bazı hukukçuların dahi karıştırdığı önemli bir ayrım, bu kararın anlaşılması için kritiktir. "Sigorta" genel bir terimdir ancak EGO otobüsleri için iki farklı sigorta türü söz konusudur ve hukuki rejimleri tamamen farklıdır.


4.1. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası)


  • Yasal Dayanak: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 106.


  • Amaç: Aracın üçüncü şahıslara (yayalara, diğer araçlara, yolculara) vereceği zararları karşılamak.


  • Durum: Bu sigorta, kamu araçları dahil trafiğe çıkan her araç için ZORUNLUDUR. Sayıştay'ın veya Bütçe Kanunu'nun bu sigortayı yasaklaması söz konusu değildir. EGO otobüslerinin tamamında bu sigorta zaten bulunmaktaydı ve bulunmak zorundadır.


  • Anlamı: EGO otobüsü size çarparsa, zararınızı bu sigorta öder.


4.2. Kara Taşıtları Sigortası (Kasko)


  • Yasal Dayanak: İsteğe bağlı sigorta sözleşmesi (Türk Ticaret Kanunu).


  • Amaç: Aracın kendisinin uğrayacağı zararları (yanma, çarpma, çalınma, terör, sel vb.) karşılamak.


  • Durum: İşte Sayıştay'ın "kamu zararı" dediği ve Bütçe Kanunu'nun yasakladığı sigorta buydu.


  • Anlamı: EGO otobüsü kendi kusuruyla duvara çarparsa veya eylemciler tarafından yakılırsa, bu zararı sigorta ödesin mi yoksa belediye bütçesinden mi çıksın? AYM kararı, EGO'nun bu sigortayı yaptırabilmesinin önünü açmıştır.


4.3. İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMM) ve Önemi

Kasko poliçelerinin içine genellikle "İhtiyari Mali Mesuliyet" (İMM) teminatı da eklenir. Zorunlu Trafik Sigortası'nın limitleri bellidir (örneğin 2026 yılı için araç başına maddi hasar limiti 400.000 TL'dir). Ancak lüks bir araca çarpılması veya çok sayıda kişinin öldüğü bir otobüs kazasında zarar bu limiti çok aşabilir. İMM, işte bu aşan kısmı öder. Sayıştay'ın kaskoyu yasaklaması, dolaylı olarak EGO'nun İMM teminatı almasını da engelliyordu. Bu da büyük kazalarda tazminat yükünün doğrudan EGO bütçesine (halkın vergilerine) kalmasına neden oluyordu. AYM kararı ile artık EGO, yüksek limitli İMM poliçeleri satın alarak bütçesini büyük tazminat risklerine karşı koruyabilecektir.

Özellik

Trafik Sigortası (ZMSS)

Kasko Sigortası

İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM)

Korunan Menfaat

Üçüncü Kişiler (Vatandaş)

EGO'nun Kendi Aracı

EGO'nun Bütçesi (Limit Üstü Tazminat)

Yasal Durum

Zorunlu (KTK m.106)

İsteğe Bağlı (Yasaklıydı, Artık Serbest)

İsteğe Bağlı (Genellikle Kasko ile birlikte alınır)

Sayıştay Görüşü

Yapılmalı

Kamu Zararı (Eskiden)

Kamu Zararı (Eskiden)

AYM Kararı Etkisi

Etkisiz (Zaten yapılıyordu)

Yasağı Kaldırdı

Yasağı Kaldırdı


5. Vatandaş Perspektifi: Trafik Kazaları ve Tazminat Süreçleri


Belediye otobüsü kazalarında yolcu hakları, maddi manevi tazminat ve sigorta başvurusu

Anayasa Mahkemesi'nin bu teknik kararı, günlük hayatta EGO otobüslerini kullanan veya trafikte bu araçlarla karşılaşan vatandaşlar için ne anlama geliyor? 2026 yılında bir EGO otobüsü kazasına karışırsanız haklarınız nelerdir?


5.1. Yargı Yolu: Adli Yargı mı İdari Yargı mı?

Yıllarca süren "Kamu aracı kaza yaparsa dava İdare Mahkemesi'nde mi açılır, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde mi?" tartışması, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarıyla kesinleşmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ve Anayasa Mahkemesi'nin bu maddeyi onayan kararları gereği; kamu idarelerine ait motorlu araçların karıştığı trafik kazalarından doğan tazminat davaları ADLİ YARGI yerinde (Asliye Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemeleri) görülür.


Bu durum vatandaş lehinedir. Çünkü:


  • Tam Tazminat İlkesi: Adli yargı, Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine göre gerçek zararı, destekten yoksun kalma tazminatını ve manevi tazminatı detaylı hesaplar.


  • Faiz Başlangıcı: Adli yargıda faiz, kaza tarihinden (haksız fiil tarihi) itibaren işletilir.


  • Prosedür: İdari yargıdaki "idareye başvuru" gibi bürokratik engeller adli yargıda daha esnektir.


5.2. Tazminatın Tahsili ve Sigortanın Rolü

Eğer EGO araçları kaskolu ve yüksek İMM limitli ise, vatandaş tazminatını tahsil ederken "Belediyenin parası yok, sıraya girin" cevabıyla karşılaşmaz. Doğrudan sigorta şirketinden parasını alır.


  • Kaza Anında: Vatandaş, EGO'nun trafik sigortacısına başvurur.


  • Limit Aşımı: Zarar büyükse (örneğin sakatlanma veya ölüm), trafik sigortası limiti yetmez. Bu durumda EGO'nun (artık yaptırabileceği) İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) sigortacısına başvurulur.


  • Sigorta Tahkim Komisyonu: Vatandaşlar, dava açmak yerine Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurarak 4-6 ay gibi kısa bir sürede bağlayıcı karar alabilirler. AYM kararı sayesinde EGO araçlarının sigorta kapsamı genişleyeceği için, Tahkim Komisyonu'nun işlevi de artacaktır.


5.3. Yolcu Hakları

Belediye otobüsündeki yolcular, sadece dışarıdaki 3. kişiler gibi değil, aynı zamanda "hizmet alan" konumundadır. Bu nedenle yolcular için şu sigortalar devreye girer:


  1. Zorunlu Trafik Sigortası: Yolcunun bedeni zararlarını karşılar.


  2. Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası: Şehirlerarası taşımada zorunlu olan bu sigorta, şehir içi taşımada EGO tarafından ihtiyari olarak veya ihale şartnameleriyle yaptırılabilmektedir. Kaza sonucu ölüm ve sakatlanma halinde yolcuya veya mirasçılarına ödeme yapar.


  3. Manevi Tazminat: Yolcunun yaşadığı travma, korku ve üzüntü için EGO'dan manevi tazminat talep edilebilir.


6. 2026 Yılı Vizyonu: Yerel Yönetimlerde Risk Yönetimi Dönemi


Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı, sadece EGO ile sınırlı kalmayacak, bir domino etkisi yaratacaktır.


6.1. Emsal Teşkil Etmesi

Hukuken karar sadece tarafları bağlasa da, gerekçesi evrenseldir. İstanbul (İETT), İzmir (ESHOT), Antalya ve diğer büyükşehirlerdeki benzer ulaşım idareleri, AYM'nin "Bütçe Kanunu ile özel tüzel kişiliğe sahip idarenin yetkisi kısıtlanamaz" ilkesine dayanarak kendi varlıklarını sigortalatmaya başlayacaktır. Sayıştay'ın bu kurumlara "kamu zararı" çıkarması, AYM'nin bu açık içtihadı karşısında artık hukuken mümkün görünmemektedir.


6.2. Kamu İhale Süreçleri

2026 yılı içerisinde EGO ve diğer idarelerin, devasa sigorta ihalelerine çıkması beklenmektedir. Bu ihalelerde:


  • Araçların güncel rayiç değerleri belirlenecek.


  • Terör, sel, deprem ve toplumsal olay riskleri teminat altına alınacak.


  • şahıs mali mesuliyet limitleri artırılacak.


Bu durum, Türkiye sigorta sektörü için de büyük bir hacim artışı anlamına gelmektedir. Kamu varlıklarının sigortalanabilir havuza girmesi, sigortacılık sektörünü derinleştirecektir.


6.3. Sayıştay Denetiminin Dönüşümü

Sayıştay denetçileri, 2026 denetimlerinde artık "Neden sigorta yaptırdın?" sorusunu sormayacaklardır. Bunun yerine şu sorular gündeme gelecektir:


  • "Sigorta primini piyasa koşullarına göre uygun fiyattan mı aldın?"


  • "Aşkın sigorta (değerinden fazla bedelle sigorta) yaptırarak kamu kaynağını israf ettin mi?"


  • "Hasar tazminatlarını sigorta şirketinden zamanında tahsil ettin mi?" Yani denetim, "yasakçılık"tan "verimlilik" eksenine kayacaktır.


7. Sonuç


Anayasa Mahkemesi'nin E.2024/180, K.2025/241 sayılı kararı, Türk idare hukukunda bürokratik vesayete karşı işletmecilik mantığının zaferidir. Yıllardır "Devlet malı deniz" veya "Devlet kendi riskini taşır" anlayışıyla sigortasız bırakılan milyarlarca liralık kamu varlığı, artık modern finansal enstrümanlarla korunabilecektir.


Bu karar:

  1. EGO Yöneticilerini: Haksız zimmet ve kamu zararı suçlamalarından kurtarmıştır.


  2. Vatandaşları: Olası kazalarda karşılarında ödeme gücü yüksek sigorta şirketlerini bulma imkanına kavuşturmuştur.


  3. Kamu Maliyesini: Beklenmedik büyük felaketlerde (deprem, terör, büyük yangınlar) bütçenin çökmesini engelleyecek bir "sigorta kalkanı" ile korumaya almıştır.


2026 yılı, kamu yönetiminde risk algısının değiştiği ve "kamu zararı" kavramının, "varlığı korumamak" olarak yeniden tanımlandığı bir yıl olacaktır.


8. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)


Soru 1: EGO otobüslerinin şu an sigortası var mıdır?

Cevap: Evet. EGO otobüslerinin Zorunlu Trafik Sigortası (Mali Sorumluluk Sigortası) kanunen zorunludur ve her zaman vardır. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra, artık EGO otobüslerine Kasko yapılması önündeki yasal engel de kalkmıştır. EGO yönetimi artık otobüslerini kasko ile de tam güvence altına alabilir.


Soru 2: Anayasa Mahkemesi EGO hakkında tam olarak ne karar verdi?

Cevap: AYM, 26/11/2025 tarihli kararıyla, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nda yer alan "Devlet malları sigorta edilmez" kuralının EGO için uygulanamayacağına hükmetti. EGO'nun özel hukuk tüzel kişiliği olduğunu belirterek, bütçe kanunuyla EGO'ya sigorta yasağı getirilmesini Anayasa'ya aykırı buldu ve iptal etti.


Soru 3: Kamu zararı nedir, sigorta yaptırmak neden kamu zararı sayılıyordu?

Cevap: Kamu zararı, mevzuata aykırı harcama yaparak kamuyu maddi kayba uğratmaktır. Sayıştay, Bütçe Kanunu'ndaki "sigorta yasağını" gerekçe göstererek, kaza yapmayan araçlar için ödenen kasko primlerini "boşa gitmiş para" olarak görüyor ve bunu kamu zararı sayıyordu. AYM kararı bu bakış açısını hukuken ortadan kaldırdı.


Soru 4: EGO otobüsü aracıma çarparsa hasarımı kim öder?

Cevap: Hasarınızı öncelikle EGO'nun Zorunlu Trafik Sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi öder. Eğer hasarınız trafik sigortası limitini aşıyorsa, kalan kısım için EGO Genel Müdürlüğü'ne veya (yeni dönemde yaptırılmışsa) EGO'nun İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) sigortacısına başvurabilirsiniz.


Soru 5: EGO otobüsünde yolculuk yaparken yaralanırsam tazminat alabilir miyim?

Cevap: Kesinlikle. Yolcular için hem otobüsün Trafik Sigortası hem de (varsa) Koltuk Ferdi Kaza Sigortası devreye girer. Tedavi giderleriniz, çalışamadığınız günler için geçici iş göremezlik tazminatı ve kalıcı sakatlık durumunda maluliyet tazminatı sigorta şirketleri tarafından ödenir.


Soru 6: Bu karar sadece EGO için mi geçerli, İETT veya diğer belediyeler için de geçerli mi?

Cevap: Karar metni teknik olarak "EGO" ibaresinin iptaline ilişkindir. Ancak kararın hukuki gerekçesi (Bütçe Kanunu ile özel tüzel kişiliği olan kurumların yetkisinin kısıtlanamayacağı ilkesi), benzer statüdeki İETT, ESHOT, ASKİ gibi tüm belediye bağlı kuruluşları için emsal teşkil eder. Diğer kurumlar da bu karara dayanarak sigorta yaptırabilirler.


Soru 7: Belediye otobüsüne kasko yapılması vatandaşa vergi yükü mü getirir?

Cevap: İlk bakışta prim ödemesi bir gider gibi görünse de, aslında vatandaşın yararınadır. 15 Milyon TL değerindeki bir otobüsün kaza sonucu yanması durumunda, o otobüsün parası vatandaşın vergisinden çıkar. Sigorta varsa, parayı sigorta şirketi öder. Sigorta, vatandaşın vergisiyle alınan malı korur.


Soru 8: EGO'ya karşı açılacak tazminat davaları hangi mahkemede görülür?

Cevap: EGO araçlarının karıştığı trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davaları Adli Yargıda (Asliye Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemeleri) görülür. İdare Mahkemesinde dava açılmamalıdır; aksi halde "görevsizlik" kararı verilir ve süreç uzar.


Soru 9: EGO şoförünün kazada kusuru varsa şoföre rücu edilir mi?

Cevap: Evet. Eğer kaza şoförün kastı (bilerek çarpma) veya ağır kusuru (alkollü araç kullanma, kırmızı ışıkta geçme vb.) ile olmuşsa, EGO veya tazminatı ödeyen sigorta şirketi, ödediği parayı şoförden geri isteyebilir (rücu). Ancak basit hatalarda genellikle şoföre rücu edilmez.


Soru 10: 2026 yılında kamu araçları için sigorta limitleri nedir?

Cevap: Limitler her yıl SEDDK tarafından enflasyon oranında güncellenir. 2026 yılı için araç başına maddi hasar ve kişi başına ölüm/sakatlanma limitleri artırılmıştır. En güncel ve kesin rakamlar için kaza tarihindeki poliçe limitlerine bakılmalıdır.


Soru 11: Sigorta şirketi ödeme yapmazsa ne yapmalıyım?

Cevap: Sigorta şirketi başvurunuza 15 gün içinde cevap vermezse veya eksik ödeme yaparsa, dava açmak yerine Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurmanız en hızlı yoldur. Tahkim hakemleri 4 ay içinde karar verir ve bu karar mahkeme ilamı hükmündedir.


Soru 12: Geçmişte "kamu zararı" suçlamasıyla yargılanan EGO yöneticileri ne olacak?

Cevap: AYM'nin iptal kararı, geçmişte yapılan işlemlerin de hukuka uygunluğuna karine teşkil eder. Sayıştay yargılaması devam eden veya tazmin hükmü verilmiş dosyalar için yöneticiler, bu iptal kararını "lehe gelişme" olarak sunup yargılamanın iadesini veya dosyalarının düşmesini talep edebilirler.



Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.

Yorumlar


bottom of page