top of page

2026 Yılı Güncel Rehberi: Mahkemece İnfazın Ertelenmesi veya Durdurulması (5275 Sayılı Kanun Madde 17/A)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 2 gün önce
  • 16 dakikada okunur
Mahkemece infazın ertelenmesi ve durdurulması kavramlarını temsil eden adalet terazisi ve kanun kitabı

1. Ceza Hukukunda İnfaz Kavramı ve İnfazın Ertelenmesi Kurumunun Temel Amacı


Modern ceza adalet sisteminin temel gayesi, salt suç işleyen bireyi cezalandırmak ve toplumdan soyutlamak değil, aynı zamanda bu sürecin hukuka, insan haklarına ve hakkaniyete uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Bir ceza davası neticesinde sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmü olağan kanun yollarından (istinaf ve temyiz) geçerek kesinleştiğinde, cezanın çektirilmesi aşamasına, yani "infaz" aşamasına geçilir. Ancak hukukun dinamik yapısı, yargılama süreçlerinin karmaşıklığı ve insan hayatının öngörülemez doğası gereği, kesinleşmiş bir hapis cezasının infazının derhal başlaması veya başlamışsa kesintisiz bir şekilde devam etmesi her zaman adil sonuçlar doğurmayabilir. Bu noktada, telafisi imkânsız zararların ve haksız mağduriyetlerin önüne geçebilmek adına "infazın ertelenmesi" ve "infazın durdurulması" kurumları devreye girmektedir.


Türk hukuk sisteminde vatandaşlar tarafından en sık karıştırılan kavramların başında hapis cezasının ertelenmesi (TCK Madde 51) ile kesinleşmiş cezanın infazının ertelenmesi (5275 sayılı Kanun) gelmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi kapsamında verilen hapis cezasının ertelenmesi kararı, yargılamayı yapan mahkeme tarafından hüküm kurulurken davanın sonunda verilir ve cezanın belirli bir denetim süresi içinde cezaevine girilmeden dışarıda infaz edilmiş sayılmasını sağlar. Öte yandan, kesinleşmiş bir hapis cezasının infazının ertelenmesi, yargılama bitip karar kesinleştikten ve dosya infaz savcılığına intikal ettikten sonra, kanunda öngörülen zaruri, tıbbi veya yasal şartların varlığı halinde infaz sürecinin ileri bir tarihe ötelenmesini ifade eder. Bu işlem, hükmedilen cezayı ortadan kaldırmaz veya affetmez; yalnızca belirli bir hukuki veya fiili zorunluluk nedeniyle cezanın infaz edilmeye başlanmasını veya devam etmesini geçici bir süre için durdurur.

Karşılaştırma Kriteri

Hapis Cezasının Ertelenmesi (TCK 51)

İnfazın Ertelenmesi/Durdurulması (5275 S.K.)

Karar Aşaması

Yargılama aşamasında, mahkûmiyet kararıyla birlikte verilir.

Hüküm kesinleştikten sonra, infaz aşamasında uygulanır.

Karar Mercii

Davaya bakan ve hükmü kuran Mahkeme.

Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosu veya istisnai hallerde (Madde 17/A) Mahkeme.

Hukuki Sonucu

Denetim süresi iyi halli geçirilirse ceza infaz edilmiş sayılır, cezaevine girilmez.

Süre bitiminde erteleme şartları kalkarsa hükümlü cezaevine girerek cezasını çeker.

Şartları

2 yıl veya daha az hapis cezası alınması, sanığın pişmanlık duyması.

Hastalık, gebelik, haklı mazeret veya diğer sanıklara sirayet edecek lehe kanun yolu incelemesi.

TCK madde 51 hapis cezasının ertelenmesi ile 5275 sayılı kanun infazın ertelenmesi arasındaki farkları gösteren infografik

2019 yılında yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a eklenen Madde 17/A, infaz hukuku pratiğinde devrim niteliğinde bir yenilik getirmiş ve hukuki bir boşluğu doldurmuştur. 2026 yılı itibarıyla güncelliğini ve kritik önemini koruyan bu madde, özellikle birden fazla kişinin iştirak halinde (birlikte) işlediği suçlarda telafisi imkânsız bedeni ve hürriyeti bağlayıcı zararların doğmasını engellemek üzere "mahkemece infazın durdurulması ve ertelenmesi" mekanizmasını ihdas etmiştir.


1.1. İnfazın Kesintisizliği İlkesi ve İstisnaları

Ceza infaz hukukuna egemen olan temel ilkelerden biri "infazın kesintisizliği" ilkesidir. Bu ilke uyarınca, kesinleşen bir ceza derhal infaz edilmeli ve infazına başlanan ceza aralıksız bir biçimde tamamlanmalıdır. Ancak mutlak kesintisizlik, adaletin tesisinde zaman zaman amaca hizmet etmez. Yargılamanın yenilenmesi başvuruları, sanığın ağır ve ölümcül bir hastalığa yakalanması, gebelik durumu veya bir sanığın kanun yoluna (temyiz/istinaf) başvurması sonucunda verilecek lehe kararın diğer sanıkları da doğrudan etkileyeceği durumlar, kesintisizlik ilkesinin yasal istisnalarını oluşturur. Madde 17/A, tam olarak bu son ihtimali, yani adaletsiz bir infazı önlemeyi hedefler.


2. 5275 Sayılı Kanun Madde 17/A: Mahkemece İnfazın Durdurulması


5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 17/A maddesi, mahkeme kararıyla cezanın infazının ertelenmesi veya durdurulmasını düzenleyen spesifik ve son derece teknik bir kanun maddesidir. Maddenin lafzı şu şekildedir:


"Birlikte işlenmiş olup da 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 306 ncı maddesinin uygulanma olanağının bulunduğu hâllerde, hükmü veren ilk derece mahkemesinden infazın ertelenmesine veya durdurulmasına ilişkin karar verilmesi istenebilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmesi istenebilir. Karar, duruşma açılmaksızın verilir ve bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilir. Erteleme veya durdurma talebinin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir." 


Bu düzenlemenin temel varlık sebebi ve adalet sistemindeki işlevi, iştirak halinde işlenen suçlarda hukuki bir eşitsizliğin ve haksız yere özgürlükten yoksun bırakılmanın önüne geçmektir. Aynı dosyada yargılanan sanıklardan birinin kanun yoluna başvurması ve üst mahkemenin (İstinaf veya Yargıtay) kararı onun lehine bozması durumunda, kanun yoluna başvurmamış olan diğer sanığın haksız yere hapis yatmasını engellemek hedeflenmektedir. Hukuk sistemimizde bu duruma "sirayet etkisi" (yayılma etkisi) adı verilir. Kanun koyucu, lehe olan bir bozma kararının diğer sanıklara da uygulanma ihtimali (uygulanma olanağı) belirdiğinde, henüz üst mahkeme nihai kararını vermeden önce mağduriyet yaşanmaması adına infazın geçici olarak durdurulmasına mahkemelerce olanak tanımıştır.


2.1. "Birlikte İşlenmiş Suç" (İştirak) Kavramının Derinlemesine Analizi

Madde 17/A'nın uygulanabilmesi için aranan ilk ve en hayati şart, ortada "birlikte işlenmiş" bir suçun bulunmasıdır. Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında suça iştirak, bir suçun işlenişine müşterek fail, azmettiren veya yardım eden sıfatıyla katılmayı ifade eder. Bu kavramın sınırlarının doğru çizilmesi, talebin reddedilmemesi için elzemdir.


Eğer sanıklar aynı iddianamede veya aynı dava dosyasında yargılansalar dahi, birbirlerinden tamamen bağımsız, farklı zamanlarda ve farklı suç işleme kastlarıyla hareket etmişlerse (örneğin aralarında iştirak iradesi bulunmayan tesadüfi suçlar), bu maddenin uygulanma olanağı yoktur. İnfazın mahkemece durdurulabilmesi için, sanıkların aynı suç işleme kararı icrası kapsamında fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmuş olmaları, eylem ve fikir birliği içinde hareket etmeleri zaruridir. Örneğin, bir banka soygununda silahı tutan fail, dışarıda gözcülük yapan yardım eden ve planı yapan azmettiren "birlikte suç işlemiş" sayılırlar. Bu kişilerden yalnızca birinin dosyayı Yargıtay'a taşıması ve Yargıtay'ın eylemin niteliğine yönelik bozma kararı verme ihtimali, diğer suç ortakları için Madde 17/A'nın kapısını aralar.


2.2. Hükümlü Lehine Hukuki Belirsizliğin Giderilmesi

Yargılamanın doğası gereği, Bölge Adliye Mahkemeleri veya Yargıtay nezdindeki temyiz incelemeleri yıllar sürebilmektedir. Hükmü kesinleşen bir kişi cezaevine girdikten üç yıl sonra, diğer sanığın temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay'ın "Bu olayda aslında suç unsuru oluşmamıştır" şeklinde karar vermesi durumunda, cezaevinde yatan kişinin kaybettiği üç yılı geri getirmek mümkün değildir. Madde 17/A, tam da bu adaletsizlik riskini ortadan kaldırmak için, "uygulanma olanağı" bulunduğu andan itibaren infazın durdurulmasını bir tedbir olarak sunar.


3. Ceza Muhakemesi Kanunu Kapsamında "Sirayet Etkisi" ve Uygulanma Olanağı


Madde 17/A'nın kalbini ve işleyiş mekanizmasını oluşturan asıl yasal dayanaklar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 306. maddesi ve 280. maddesinin üçüncü fıkrasıdır. Bu iki madde, üst mahkemelerce verilen kararların hukuki sonuçlarının, o üst mahkemeye başvurmamış olan yargılanan diğer kişilere nasıl etki edeceğini (sirayet edeceğini) düzenler.


3.1. CMK Madde 306: Temyiz (Yargıtay) Kararlarının Diğer Sanıklara Sirayeti

CMK Madde 306, kanun yoluna (temyiz) başvuran bir sanık lehine verilen bozma kararının, bu kararın alınmasında rol oynayan gerekçelerin şahsi olmaması şartıyla, kanun yoluna başvurmayan diğer sanıklara da genişletilmesini (sirayet etmesini) emreder. Kanun metninde de açıkça belirtildiği üzere, sirayet etkisinin doğabilmesi için bozmanın "şahsi nedenlere dayanmaması" gerekir.


Bu durumu somut bir örnekle açıklamak, konunun vatandaşlar tarafından tam olarak anlaşılmasını sağlayacaktır: Üç sanığın iştirak halinde bir yağma (gasp) suçunu işledikleri iddiasıyla yargılandığını ve yerel mahkemece üçünün de 10'ar yıl hapis cezasına mahkûm edildiğini varsayalım. Sanıklardan (A) kararı süresi içinde temyiz etmiş, sanıklar (B) ve (C) ise maddi imkânsızlıklar veya avukatlarının ihmali nedeniyle temyiz süresini kaçırmışlardır. Temyiz etmeyen (B) ve (C)'nin kararı kesinleşir, haklarında yakalama kararı çıkarılır ve cezaevine girerek infaz süreçleri başlar. Ancak temyiz eden (A)'nın dosyası Yargıtay'da incelenirken, Yargıtay eylemin aslında "yağma" değil, çok daha hafif bir ceza gerektiren "hırsızlık" veya "kasten yaralama" olduğuna kanaat getirerek hükmü (A) lehine bozar. Bu bozma kararı, (A)'nın yaşı, akıl hastalığı veya etkin pişmanlığı gibi sadece kendisine ait "şahsi" bir durumdan değil, doğrudan eylemin hukuki nitelendirmesinden (objektif bir nedenden) kaynaklanmaktadır. Bu sebeple CMK 306 uyarınca bu lehe bozma, temyiz etmeyen ve o sırada cezaevinde olan (B) ve (C)'ye de sirayet edecektir.


İşte 5275 sayılı Kanun Madde 17/A tam bu aşamada hayati bir fonksiyon üstlenir. Yargıtay'ın dosyayı esastan inceleyip karar vermesi yıllar alabilir. Temyiz eden (A) için bozma ihtimali belirdiğinde veya dosyada CMK 306'nın uygulanma olanağı (örneğin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma talep eden tebliğnamesi ile) güçlü bir şekilde ortaya çıktığında, cezaevindeki (B) ve (C), hükmü veren ilk derece mahkemesine başvurarak "Benim dosyamdaki diğer sanığın temyiz incelemesi lehe sonuçlanabilir ve hukuken bu durum bana sirayet edecek. Telafisi imkânsız zarar doğmaması için Yargıtay incelemesi bitene kadar benim infazımı durdurun" talebinde bulunabilir. Mahkeme, dosyayı inceleyerek bu "uygulanma olanağını" görürse, derhal tahliye ve infazın durdurulması kararı verir.


3.2. CMK Madde 280/3: İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) Kararlarının Genişletici Etkisi

CMK Madde 280/3 ise yukarıda anlatılan Yargıtay aşamasındaki sirayet etkisinin bir benzerinin, Bölge Adliye Mahkemeleri (İstinaf) aşamasında geçerli olmasını sağlayan düzenlemedir. İstinaf mahkemesi (BAM) ceza dairesi, bir sanığın başvurusu üzerine ilk derece mahkemesi kararını kaldırır ve beraat veya daha az cezayı gerektiren yeni bir hüküm kurarsa, bu kararın gerekçesi suça iştirak eden diğer sanıkları da ilgilendiriyorsa (şahsi değilse), istinaf başvurusunda bulunmayan sanıklar da bu lehe karardan istifade eder.


Madde 17/A, bu ihtimalin bulunduğu süreçlerde istinafa gitmeyen sanığın da infazının durdurulmasına olanak tanır. Uygulamada, istinaf incelemesinin devam ettiği durumlarda, istinafa başvurmamış olan hükümlünün avukatı aracılığıyla yerel mahkemeye vereceği detaylı bir dilekçe ile "istinaftaki hukuki sürecin kendi müvekkiline sirayet edeceği" gerekçesiyle infaz durdurma talep etmesi büyük önem taşır.


4. Madde 17/A Kapsamında Başvuru Süreci ve Usul Hükümleri


Madde 17/A kapsamında ilk derece mahkemesine infazın durdurulması talebi için dilekçe hazırlama ve başvuru süreci

2026 yılı itibarıyla mahkemelerin uygulamaları, teknolojik altyapının (UYAP) geldiği nokta ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda, Madde 17/A uyarınca infazın durdurulması veya ertelenmesi talebinin nasıl işleme alınacağı son derece spesifik kurallara bağlanmıştır. Vatandaşların ve hukuki temsilcilerin bu ince ayrıntılara dikkat etmesi, ret kararlarıyla karşılaşmamak adına zorunludur.


4.1. Yetkili ve Görevli Makam: İlk Derece Mahkemesinin Rolü

İnfaz hukukunda genel kural, infazın ertelenmesi kararlarının infaz savcılıkları tarafından verilmesidir. Ancak Madde 17/A istisnai bir kurumdur. Madde 17/A uyarınca infazın durdurulması veya ertelenmesi kararı verecek merci, Cumhuriyet Başsavcılığı değil, doğrudan doğruya hükmü veren ilk derece mahkemesidir.


Uygulamada yapılan en büyük hatalardan biri, avukatların veya vatandaşların CMK 306 sirayet etkisine dayalı erteleme taleplerini İnfaz Savcılığına yapmalarıdır. İnfaz Bürosu Savcılığının bu kapsamdaki başvurularda esasa müdahale ederek karar verme veya hukuki değerlendirme yapma yetkisi kesinlikle yoktur. Başsavcılık yalnızca genel sağlık, eğitim, askerlik veya şahsi mazeret hallerinde (Madde 16 ve 17) karar yetkisine sahiptir. CMK 306 sirayet ihtimaline dayalı infaz durdurma talepleri, davanın esasına bakan, delilleri toplayan ve mahkûmiyet kararını tesis eden Ağır Ceza veya Asliye Ceza Mahkemesine yöneltilmelidir. Dilekçede açıkça "5275 Sayılı Kanun 17/A Maddesi Gereğince İnfazın Durdurulması Talebidir" ibaresi yer almalıdır.


4.2. İnceleme Usulü: Savcı Görüşü ve Duruşmasız Karar Süreci

Hükümlü veya müdafii tarafından hazırlanan talep dilekçesi mahkemeye ulaştığında (UYAP üzerinden veya fiziken kalem aracılığıyla), mahkemenin izleyeceği prosedür kanunda netleştirilmiştir. Mahkeme öncelikle Cumhuriyet savcısının ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmesini isteyebilir. Bu aşama kanunda "istenebilir" şeklinde ifade edilerek mahkemenin takdirine bırakılmış olsa da, şeffaflık, hukuki denetim ve adil yargılanma ilkeleri gereği uygulamada mahkemeler neredeyse her zaman savcılık makamından yazılı bir mütalaa talep etmektedir.


Kanun maddesinde açıkça belirtildiği üzere karar, duruşma açılmaksızın evrak üzerinden incelenerek verilir. Bu usulün tercih edilmesinin temel nedeni, sürecin gereksiz yere uzamasını engellemek, hızlı ve etkin bir şekilde karar alarak mağduriyet ihtimali bulunan cezaevindeki hükümlünün akıbetinin ivedilikle belirlenmesini sağlamaktır. Mahkeme heyeti veya hakimi dosyayı, Yargıtay'daki süreci, diğer sanıkların durumunu inceler ve kararını tensip zaptı veya müteferrik karar şeklinde açıklar.


4.3. Kararın Şartlara Bağlanması: Güvence ve Teminat Uygulamaları

Mahkeme, CMK 306 veya 280/3 uyarınca sirayet etkisini öngörüp infazı durdurmaya karar verdiğinde, hükümlüyü koşulsuz şartsız serbest bırakmak zorunda değildir. Kanun metni, mahkemeye geniş bir takdir yetkisi tanıyarak "Erteleme veya durdurma talebinin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir" demektedir.


Bunun amacı, Yargıtay incelemesi neticesinde beklenen "lehe bozma" kararının çıkmaması durumunda, geçici olarak tahliye edilen hükümlünün kaçmasını, saklanmasını veya adaletin tecellisinden kaçınmasını engellemektir. Ekonomik teminat veya adli kontrol şartları, cezanın miktarı, olayın niteliği ve hükümlünün mali durumu dikkate alınarak orantılılık ilkesi çerçevesinde belirlenir. Şartlara veya güvence kurallarına uyulmaması halinde (örneğin imza atılmaması), mahkeme erteleme kararını derhal kaldırarak hükümlü hakkında yeniden yakalama emri çıkartır.

Güvence ve Şart Türleri

Kapsam, İşleyiş ve Uygulama Esasları

Nakdi Teminat (Güvence Bedeli)

Mahkemece veya Savcılıkça hükümlünün ekonomik durumuna göre belirlenen parasal meblağın adliye veznesine depo edilmesi. Süreç lehe biterse iade edilir.

İmza Yükümlülüğü

Belirli günlerde (haftada bir vb.) en yakın polis merkezine veya jandarma karakoluna giderek imza atma zorunluluğu.

Yerleşim Yeri Kısıtlaması

Belirli bir yerleşim bölgesini (il veya ilçe sınırlarını) terk etmeme veya belirli alanlara girmeme kısıtlaması.

Yurtdışı Çıkış Yasağı

Kişinin kaçma şüphesini sıfıra indirmek amacıyla pasaportuna el konulması ve sınır kapısı tahditleri uygulanması.

5. Cumhuriyet Başsavcılığınca Verilen Genel İnfaz Erteleme Kararları (Madde 16 ve 17)


Mahkemece infazın durdurulması (17/A) sirayet ve kanun yolu süreçleriyle ilgili son derece spesifik bir konu iken, Türkiye'deki infazın ertelenmesi uygulamalarının büyük çoğunluğu doğrudan Cumhuriyet Başsavcılıkları (İnfaz Savcıları) tarafından 5275 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddelerine dayanılarak gerçekleştirilir. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması ve dilekçelerini doğru kuruma yöneltebilmesi adına bu ayrımların çok iyi bilinmesi gerekir. Bu başvurularda karar mercii, çağrı kağıdını çıkartan veya hükümlünün bulunduğu yere en yakın olan İnfaz Cumhuriyet Başsavcılığıdır.


Hastalık sebebiyle erteleme, hapis cezasının miktarından, üst sınırından veya işlenen suçun türünden tamamen bağımsız olarak, insan hakları, onuru ve yaşama hakkı temelinde düzenlenen mutlak bir haktır.


  • Akıl Hastalığı: Hükümlünün infaz sürecinde veya öncesinde akıl hastalığına tutulması durumunda cezanın infazı, kişi iyileşinceye kadar tamamen geri bırakılır ve kişi yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında (örneğin ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri) koruma ve tedavi altında bulundurulur.


  • Hayati Tehlike Arz Eden Ağır Hastalıklar: Hükümlünün hayatı için "kesin bir tehlike" teşkil eden ağır bir hastalık söz konusuysa (kanser, ileri derece kalp yetmezliği vb.) veya kişi ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız başına idame ettiremeyecek ölçüde ağır engelli, yatalak veya hastaysa infaz durdurulur. Ancak bunun için herhangi bir hastaneden alınacak rapor yeterli değildir. İnfaz savcılığı, Adli Tıp Kurumundan (ATK) veya Adli Tıp Kurumunca onaylanmış tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınacak resmi ve kesin "infaz ertelemesi gerektirir" raporları doğrultusunda cezanın infazını iyileşinceye kadar geriye bırakabilir.


5.2. Gebelik ve Doğum Nedeniyle Erteleme Süreçlerinde Güncel Yargıtay İçtihatları

Kadın hükümlülerin ve doğacak çocukların bedensel/ruhsal gelişimlerinin korunması amacıyla, gebe olan veya doğum üzerinden henüz bir yıl altı ay (18 ay) geçmemiş olan kadınların ceza infazları kanun gereği ertelenir. Bu durum savcılığın takdirinde olan bir konu değil, objektif şartlar oluştuğunda uygulanması gereken otomatik bir erteleme niteliği taşır.


Ancak, cezaevinde bulunmayan (örneğin kaçak durumunda olan veya hakkında yakalama kararı bulunan) bir hükümlünün, infaz erteleme sürecindeyken gebe kalması ve ardından doğum yapması gibi senaryolarda Yargıtay'ın güncel kararları emsal niteliğindedir. Bazı yerel mahkemeler "hükümlünün kurum dışında gebe kaldığı" gerekçesiyle erteleme taleplerini reddetmiştir. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin yerleşik ve 2026'da da uygulanan içtihatlarına göre; hükümlünün kapalı ceza infaz kurumu dışında gebe kalması ve doğum yapması halinde dahi, çocuğun sağ olması ve anneyle birlikte (onun bakımında) olması şartıyla 5275 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi uyarınca infaz ertelemesinin uygulanması hukuken zorunludur (Örn: Yargıtay 1. CD, 2021/12928 K.).


Şayet trajik bir durum yaşanır ve çocuk anne karnında ölürse, doğduktan sonra vefat ederse ya da yasal nedenlerle anneden alınarak sosyal hizmetlere veya başka birine verilirse, bu durumda erteleme süresi doğumdan itibaren yalnızca 2 ay ile sınırlandırılır.


Herhangi bir hastalık, hayati tehlike veya gebelik durumu olmaksızın, hükümlünün kendi talebi ve sunacağı mazeretler üzerine infazın belirli bir süre ötelenmesi de mümkündür. Ancak sistemin suiistimal edilmemesi için bu hakkın kullanılabilmesi son derece katı şartlara bağlanmıştır:


  1. Ceza Miktarı Sınırı: Hükümlünün aldığı kesinleşmiş ceza, kasten işlenen suçlarda 3 yıl veya daha az; taksirle işlenen suçlarda (örneğin ölümlü/yaralamalı trafik kazası, iş kazası) 5 yıl veya daha az olmalıdır. Daha yüksek cezalar için bu maddeden faydalanılamaz.


  2. Süresinde ve Kanuni Başvuru: Hükümlü hakkında yakalama kararı çıkmamış olması gerekir. Ceza kesinleştikten sonra savcılıkça gönderilen "Çağrı Kağıdı" (teslim ol yazısı) kendisine tebliğ edildikten sonraki belirtilen yasal süre içinde (genellikle 10 gün) bizzat savcılığa müracaat etmelidir.


  3. Haklı ve İspatlanabilir Mazeret: Ertelemeyi haklı kılacak şahsi, ticari, akademik veya ailevi meşru bir mazeret belgelenerek sunulmalıdır (Örneğin; üniversite bitirme sınavlarına girmek, eş veya çocukların ağır hastalığı nedeniyle sadece kendisinin bakım sağlayabilecek olması, çiftçiler için hayati önem taşıyan tarımsal hasat dönemi vb.).


Bu üç şartın birlikte varlığı halinde Cumhuriyet savcısı, takdir yetkisini kullanarak infazı 1 yıl süreyle erteleyebilir. Bu süre sonunda mazeret ve zorunluluk devam ediyorsa, talep üzerine 1 yıl daha uzatılarak toplamda maksimum 2 yıl (1 yıl + 1 yıl) olarak uygulanabilir.


6. İnfazın Ertelenmesi ve Durdurulması Kurumundan Yararlanamayacak Haller


İnfaz ertelemesi ve durdurulması kurumundan yararlanamayan terör ve örgütlü suçlar gibi istisna haller

5275 Sayılı Kanun m.17 ve 17/A'da “infazın ertelenmesi/durdurulması” tek başlık altında değil, iki ayrı mekanizma olarak düzenlenmiştir:(i) Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi veya zorunlu hâllerde infaza ara verme (5275 m.17),(ii) Birlikte işlenen suçlarda sirayet ihtimali nedeniyle hükmü veren ilk derece mahkemesince infazın ertelenmesi veya durdurulması (5275 m.17/A).


Bu nedenle “istisna/yararlanamama” değerlendirmesi yapılırken, hangi maddeye dayanıldığı mutlaka ayrıştırılmalıdır. 5275 m.17/6’daki yasaklar m.17’ye ilişkindir; m.17/A ise suç türünden ziyade sirayet koşullarına bağlıdır.


Not: m.17/A bakımından ise değerlendirme farklıdır: 5275 m.17/A, suç tipinden bağımsız olarak CMK 280/3 ve 306’daki sirayet koşulları varsa, hükmü veren mahkemeden infazın ertelenmesi veya durdurulması istemine imkân verir. Bu, m.17’deki “kişisel istem/ivedi hâl” rejiminden ayrı ve istisnai bir yoldur.

7. 2025 ve 2026 Yılı İnfaz Hukuku Reformları: 10. ve 11. Yargı Paketlerinin Etkileri


İnfazın durdurulması pratiğini, cezaevinde kalma sürelerini ve genel infaz rejimini 2026 yılı itibarıyla doğrudan etkileyen en önemli güncel gelişmeler, 2025 yılında yürürlüğe giren 10. Yargı Paketi ve 2026 yılı itibarıyla TBMM gündeminde olan ve yasalaşan 11. Yargı Paketi tasarılarıdır. "Toplumsal Huzur, Cezasızlık Algısını Kırma ve Dijital Güvenlik" teması etrafında şekillenen bu reformlar, infaz sürelerini, denetimli serbestlik şartlarını ve açık cezaevine ayrılma koşullarını kökten değiştirerek sistemik bir dönüşüm yaratmıştır.


7.1. 10. Yargı Paketi ile Gelen "1/10 Yatar Kuralı" ve "5 Gün Şartı"

Uzun yıllardır kamuoyunda haklı bir infiale neden olan ve "az ceza alanların cezaevi yüzü görmeden doğrudan denetimli serbestlikle tahliye olması" (giren-çıkan, kapıdan dönme) şeklinde bilinen durum, 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinde yapılan radikal ve tarihi bir değişiklikle sona erdirilmiştir.


4 Haziran 2025 tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından geçerli olan bu kurala göre; hükümlünün denetimli serbestlik hakkından yararlanabilmesi için, toplam cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının 1/10'unu mutlaka kapalı veya açık ceza infaz kurumunda bilfiil geçirmesi zorunlu hale getirilmiştir. Dahası, kanun asgari bir yatar süresi belirleyerek, hükmedilen ceza ne kadar kısa olursa olsun (örneğin 1 aylık bir hapis cezası bile olsa) mahkûmun "en az 5 gün" bilfiil cezaevinde (demir parmaklıklar ardında) kalmasını emretmiştir.


Bu yapısal değişiklik, infaz durdurma veya erteleme (Madde 17/A ve Madde 17) taleplerinin önemini vatandaşlar için bir kat daha artırmıştır. Zira artık "nasıl olsa cezaevine girmeden çıkarım" mantığı bitmiş, kısa süreli cezalar için dahi hapis yatma zorunluluğu gelmiştir. Bu sebeple cezanın sirayet yoluyla düşürülmesi veya mazeretle ötelenmesi çok daha kritik hale gelmiştir.


7.2. 2026 Yılı İtibarıyla Güncel Koşullu Salıverilme (Şartlı Tahliye) Oranları

Halk arasında "Genel Af" olarak bilinen kapsamlı bir af yasası 2026 yılı ajandasında ve meclis gündeminde yer almamaktadır. Adalet Bakanlığı bunun yerine infaz sürelerinin yeniden ayarlanması üzerine yoğunlaşmıştır.


2026 yılı güncel infaz yasasına göre, suç türlerine göre cezaevinde kalma (şartlı tahliye/koşullu salıverilme) oranları şu şekilde yapılandırılmıştır.

Suç Türü (TCK/Kanun)

Koşullu Salıverilme Oranı (süreli hapis)

Denetimli Serbestlik (DS) Durumu Ve Notlar

Genel kural

1/2

DS genel kural: 1 yıl. 04/06/2025 sonrası suçlarda DS için en az 1/10 + en az 5 gün ceza infaz kurumunda kalma şartı.

5275 Sayılı Kanun m.17 uygulanabilir.

m.17/A uygulanabilir.

Kasten öldürme (TCK 81–83)

2/3

DS: 1 yıl 

5275 Sayılı Kanun m.17 uygulanmaz.

m.17/A uygulanabilir.

Cinsel suçlar (yetişkine karşı – “basit” grupta): Cinsel saldırı (TCK 102/1), Reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104/1), Cinsel taciz (TCK 105)

2/3

DS: 1 yıl

 5275 Sayılı Kanun m.17

uygulanmaz.

m.17/A uygulanabilir.

Cinsel suçlar (nitelikli/çocuğa karşı): Nitelikli cinsel saldırı (TCK 102/2), Çocuğun cinsel istismarı (TCK 103), TCK 104/2-3

3/4

DS: 1 yıl 

 5275 Sayılı Kanun m.17 uygulanmaz; ayrıca infaz hâkimi tedavi/yükümlülük kararları gündeme gelebilir.

m.17/A uygulanabilir.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK 188 – temel/nitelikli/örgütlü halleri dahil)

3/4

DS: 1 yıl.

 5275 Sayılı Kanun m.17

uygulanmaz.

m.17/A uygulanabilir.

Örgüt kurma/yönetme veya örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar (TCK 220/314 ve “örgüt faaliyeti” ibareli mahkûmiyet)

2/3 (suç 3/4 rejimine tabi ise 3/4 uygulanır)

DS: 1 yıl 

 5275 Sayılı Kanun m.17

uygulanmaz.

m.17/A uygulanabilir.

Terör suçları (3713 TMK kapsamı)

3/4

DS: 1 yıl 

5275 Sayılı Kanun m.17

uygulanmaz.

m.17/A uygulanabilir.

Tekerrür (mükerrire özgü infaz rejimi) (TCK 58 uygulanmış)

2/3 (suç 3/4 rejimine tabi ise 3/4 uygulanır)

DS: 1 yıl

5275 Sayılı Kanun m.17

 uygulanmaz.

m.17/A uygulanabilir.

İkinci defa tekerrür (çift mükerrir)

3/4

DS: 1 yıl 

5275 Sayılı Kanun m.17

uygulanmaz.

m.17/A uygulanabilir.


8. Hukuki Koruma, İtiraz Yolları ve Hak Arama Özgürlüğü


Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın temel güvencelerinden olan hak arama hürriyeti kapsamında, infazın ertelenmesi talebinin reddedilmesi halinde başvurulacak hukuki yollar kararı veren makamın niteliğine göre net bir şekilde ikiye ayrılır.


8.1. Mahkeme Kararlarına Karşı İtiraz (5275 m.17/A kapsamında)

Eğer 5275 sayılı CGTİHK m.17/A uyarınca (birlikte işlenmiş suçlarda CMK m.280/3 ve CMK m.306’nın uygulanma olanağı bulunduğu hâllerde) hükmü veren ilk derece mahkemesinden “infazın ertelenmesi veya durdurulması” istenmiş ve mahkeme bu talebi duruşma açmaksızın reddetmişse; ret kararı “itiraz” kanun yoluna tabidir.


İtiraz süresi 7 gün değil, 01.06.2024’ten itibaren kural olarak 2 haftadır. İtiraz, ilgilinin kararı öğrendiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie dilekçeyle (veya zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle) yapılır.


İtirazı inceleme mercii (CMK m.268/3):


  • Karar Asliye Ceza hâkimi/mahkemesi tarafından verilmişse: yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesi inceler.


  • Karar Ağır Ceza Mahkemesi (veya başkanı) tarafından verilmişse: o yerde birden fazla daire varsa numara olarak kendisini izleyen daire, son numaralı daire için 1. daire; tek daire varsa en yakın Ağır Ceza Mahkemesi inceler.


Örnek: Kararı 1. ACM verdiyse itirazı kural olarak 2. ACM inceler; son numaralı ACM ise itirazı 1. ACM inceler.


8.2 Savcılık (İnfaz) Kararlarına Karşı Şikâyet ve İnfaz Hâkimliği Kararına İtiraz

Eğer infazın ertelenmesi/ara verilmesi/geri bırakılması talebi infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığına (infaz savcılığına) yapılmışsa (ör. CGTİHK m.16, m.16/A, m.17) ve Cumhuriyet savcısı talebi reddetmişse, bu işlem “infaza ilişkin Cumhuriyet savcısı kararı/işlemi” niteliğindedir. Bu tür kararlara karşı 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu uyarınca şikâyet yoluyla İnfaz Hâkimliğine başvurulur.


Şikâyet süresi: Karar/işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün, her hâlde işlem tarihinden itibaren 30 gün içinde şikâyet yoluna gidilebilir.


İnfaz hâkimi kararına karşı: İnfaz hâkiminin kararına karşı, tebliğden itibaren 2 hafta içinde (01.06.2024 sonrası kararlar bakımından) CMK hükümlerine göre itiraz edilebilir; itiraz mercii infaz hâkimliğinin yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesidir.


Bu hukuki labirentte, dilekçenin nereye verileceği ve kanunun hangi maddesine dayanacağı vatandaşın kaderini belirler. Hatalı merciye yapılan, yasal dayanaktan yoksun veya süresi kaçırılmış başvurular süreci aylarca uzatabilir, reddedilebilir ve nihayetinde kişinin polis zoruyla yakalanıp cezaevine konulmasıyla sonuçlanan telafisi güç mağduriyetlere yol açabilir.


9. Sıkça Sorulan Sorular


Mahkemece infazın ertelenmesi ve durdurulması hakkında vatandaşların sıkça sorduğu sorular 2026

1. Mahkemece infazın durdurulması (Madde 17/A) başvurusu nereye yapılır?

Talep, sanıldığı gibi infaz savcılığına değil, doğrudan sizin hakkınızda mahkûmiyet hükmünü kuran (kararı veren) ilk derece mahkemesine detaylı bir dilekçe ile yapılır.


2. Aynı davada yargılandığım diğer sanık beraat ederse benim cezam da düşer mi?

Eğer diğer sanığın Yargıtay veya İstinaf'tan aldığı beraat kararının gerekçesi şahsi değilse (örneğin mahkeme 'ortada işlenmiş bir suç yoktur' demişse), CMK 306 uyarınca bu lehe karar size de sirayet eder ve cezanız düşebilir.


3. Cezaevine girmemek için hastalık raporunu herhangi bir devlet hastanesinden alabilir miyim?

Hayır, tek başına yeterli değildir. Ağır hastalık nedeniyle infazın ertelenmesi için raporun Adli Tıp Kurumundan (ATK) veya mutlaka ATK tarafından onaylanmış tam teşekküllü yetkili devlet hastanelerinden "infazı erteleme gerektirir" ibaresiyle alınması zorunludur.


4. İnfazın ertelenmesi için mahkemeye yatırdığım teminat-güvence parasını geri alabilir miyim?

Evet. Erteleme süresi bittiğinde yasal çağrıya uyup adliyeye teslim olursanız veya yargı süreci tamamen lehinize sonuçlanırsa, yatırdığınız teminat miktarı size aynen iade edilir. Teslim olmaz ve kaçarsanız para Hazineye irat kaydedilir (yanar).


5. Uyuşturucu ticareti suçundan hüküm giydim, hapse girmemek için infazı erteletebilir miyim?

Uyuşturucu ticareti suçları, kişi mükerrir veya örgüt mensubu değilse, Madde 16 kapsamındaki hastalık veya gebelik şartlarıyla ertelemeye konu olabilir. Ancak Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi (Madde 17) ceza sınırlarına (kasıtlı suçlarda 3 yıl) tabi olduğundan, genelde yüksek ceza alan uyuşturucu suçlarında erteleme mümkün olmaz.


6. Erteleme süresi dışarıdayken yeni bir suç işlersem cezam ne olur?

Erteleme süresi içinde dışarıdayken kasten yeni bir suç işler ve hakkınızda savcılıkça kamu davası açılırsa, önceki erteleme kararınız derhal iptal edilir. Bekleyen cezanızı çekmek üzere anında cezaevine alınırsınız.


7. 2026 yılındaki 11. Yargı Paketi genel af, örtülü af veya büyük bir infaz indirimi getiriyor mu?

Hayır, 2026 yılı ajandasında kamuoyunda beklendiği gibi bir "Genel Af" yoktur. Ancak denetimli serbestlik oranlarında yeni düzenlemeler, 1/10 yatar kuralının işletilmesi ve 2. kez mükerrir olanlara yeni tahliye imkânları gibi spesifik infaz teknik değişiklikleri mevcuttur.


8. Gebelik ve doğum durumunda kadının hapis cezası ne kadar süreyle ertelenir?

Gebe olan kadınların hapis cezası, gebelik süresince ve doğum yaptıktan sonra üzerinden tam 1 yıl 6 ay (18 ay) geçene kadar kanun gereği otomatik olarak ertelenir. Çocuğun sağ olması şarttır.


9. İnfaz erteleme kararı verilirken duruşma salonunda mahkeme yapılır mı?

Hayır. Madde 17/A uyarınca mahkemece verilen infazı durdurma kararları, hakim tarafından dosya üzerinden evrakla (duruşma açılmaksızın) ve sadece savcının yazılı görüşü alınarak verilir.


10. Terör suçundan (FETÖ, PKK vb.) hüküm giyen biri hastalık nedeniyle dahi infaz ertelemesi alabilir mi?

Terör suçları/örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan mahkûm olanlar, 5275 sayılı Kanun m.17 kapsamındaki “hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi/infaza ara verilmesi”nden yararlanamaz (m.17/6-a). Buna rağmen hükümlünün hastalığı nedeniyle infazın sürmesi hayatı için kesin tehlike oluşturuyorsa, cezanın infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır (m.16/2). Bu geri bırakma kararı, ATK raporu (veya ATK onaylı sağlık kurulu raporu) üzerine infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir (m.16/3). Ayrıca ağır hastalık/engellilikte cezaevi koşullarında hayatını yalnız idame ettirememe ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmama şartları varsa geri bırakma uygulanabilir (m.16/6).


11. Hükümlünün kendi isteğiyle (eğitim, tarım, ailevi mazeret) infaz ertelemesi en fazla kaç yıl olabilir?

Kasten işlenen 3 yıl veya altı, taksirle işlenen 5 yıl veya altı hapis cezalarında, haklı mazeret sunulması halinde savcılık infazı 1 yıl erteleyebilir. Mazeret ve zorunluluk devam ederse bu süre sadece 1 kez daha uzatılarak maksimum 2 yıla çıkarılabilir.


12. Mahkemenin veya İnfaz Savcısının verdiği ret kararlarına karşı hukuki itiraz hakkım var mı?

Kesinlikle evet. Mahkemenin (17/A) infazı durdurmama kararlarına karşı üst makam olan Ağır Ceza Mahkemesine (iki hafta içinde); savcılığın erteleme ret kararlarına karşı ise İnfaz Hâkimliğine şikayet/itiraz kanun yolu ile başvurulabilir.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.

Yorumlar


bottom of page