top of page

2026 Yılı İtibarıyla Hükümlünün İstemiyle İnfazın Ertelenmesi: Şartlar, Süreç ve Güncel Hukuki Kılavuz

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 10 saat önce
  • 17 dakikada okunur
5275 sayılı kanun hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi şartları

1. Ceza İnfaz Hukukunda İnfazın Ertelenmesi Kurumunun Temel Felsefesi ve Amacı


Ceza adalet sisteminin nihai ve belki de en kritik aşaması, mahkemeler tarafından verilen ve kesinleşen mahkûmiyet kararlarının yerine getirilmesi, yani infaz edilmesidir. Çağdaş ceza hukuku sistemleri, salt cezalandırıcı ve intikamcı bir devlet anlayışından uzaklaşarak, onarıcı adaleti ve bireyin topluma yeniden sağlıklı bir şekilde entegrasyonunu merkeze alan bir infaz rejimini benimsemiştir. Bu modern yaklaşımın doğal bir sonucu olarak, hürriyeti bağlayıcı cezaların (hapis cezalarının) derhal ve tavizsiz bir şekilde infaz edilmesi, bazı spesifik durumlarda hükümlünün kendisi, ailesi veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler üzerinde, mahkûmiyetin asıl ve yasal amacını fersah fersah aşan, telafisi imkânsız ağır zararlara yol açabilmektedir. Tam bu noktada hukuk sistemi, birey ile devlet arasındaki adalet terazisini dengelemek amacıyla "infazın ertelenmesi" müessesesini ihdas etmiştir.


İnfazın ertelenmesi kurumu, kesinleşmiş bir hapis cezasının ceza infaz kurumunda (cezaevinde) yerine getirilmesi işleminin, kanunda açıkça öngörülen hukuki, fiili ve şahsi mazeretler çerçevesinde ileri bir tarihe bırakılması işlemidir. Vatandaşlar arasında sıklıkla yanlış anlaşılan bu kavram, kesinlikle bir genel veya özel af, cezanın tamamen silinmesi, adli sicil kaydının (sabıkanın) temizlenmesi veya bir beraat kararı niteliği taşımaz. Verilen mahkûmiyet kararı hukuken varlığını ve geçerliliğini sürdürür; adli sicil kayıtlarında yer almaya devam eder. Burada sağlanan tek hukuki imkân, hükümlünün cezaevine giriş tarihinin, kanuni sınırlar ve güvenceler dâhilinde belirli bir süre ötelenmesidir.


Bu erteleme sayesinde hükümlüye; sivil hayattaki yarım kalan işlerini toparlaması, ticari yükümlülüklerini devretmesi, ailesinin geçim ve bakım koşullarını yeni duruma göre ayarlaması veya acil sağlık problemlerini çözüme kavuşturması için hayati bir zaman dilimi, bir nevi hukuki nefes alma payı sunulmaktadır. Ancak takdir edileceği üzere, devletin infaz yetkisini geçici de olsa askıya alan bu istisnai durum, son derece katı şekil ve esas şartlarına bağlanmıştır. Toplumun güvenlik ihtiyacı, mağdurun adalet beklentisi ve failin temel hakları arasındaki hassas dengeyi korumayı amaçlayan bu sistem, her suç tipine ve her mahkûma bu hakkı tanımaz. 2026 yılı güncel mevzuatı, 9. Yargı Paketi ve sonrasında şekillenen infaz hukuku iklimi ışığında değerlendirildiğinde, bu kurumun uygulanması özellikle kamu düzenini sarsan suçlar bakımından daha da sıkı bir denetime tabi tutulmuştur.


2. 5275 Sayılı Kanun Madde 17: Hükümlünün Kişisel İstemiyle Ertelemenin Yasal Çerçevesi


Türk Hukukunda ceza infaz rejiminin anayasası niteliğinde olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, erteleme kurumunu çeşitli maddeler (hastalık, gebelik vb.) altında düzenlemiştir. Ancak doğrudan doğruya hükümlünün kendi kişisel talebi ve mazeretlerine dayanan erteleme hakkı, mezkûr kanunun 17. maddesinde "Hükümlünün İstemiyle İnfazın Ertelenmesi" başlığı altında, tüm detaylarıyla hüküm altına alınmıştır.


İlgili maddenin birinci fıkrası, bu hakkın temel çerçevesini çizerek yetkiyi Cumhuriyet Başsavcılıklarına (İnfaz Savcılıklarına) bırakmıştır. Bu düzenleme, hükümlülere doğrudan mahkemeye gitmek yerine, süreci daha hızlı ve idari bir pratiklikle yürüten infaz savcılıkları aracılığıyla çözme imkânı tanır. Kanun koyucu, bu hakkın suistimal edilmesini önlemek ve sadece gerçekten ihtiyaç duyan, tehlikelilik arz etmeyen bireylerin yararlanmasını sağlamak amacıyla, suçun işleniş biçimine (kast veya taksir) ve hükmedilen cezanın miktarına göre kesin yasal sınırlar belirlemiştir. Bu sınırlar aşıldığında, kişinin mazereti ne kadar insani veya ağır olursa olsun, madde 17 kapsamında kişisel istemle erteleme yapılması kanunen imkânsız hale gelmektedir.


3. İnfazın Ertelenmesi İçin Gerekli Olan Kümülatif Şartlar


Hapis cezası infaz erteleme başvuru süresi ve çağrı kâğıdı

Hükümlünün kişisel mazeretleri dolayısıyla infaz savcılığına başvurarak hapis cezasının infazını ileri bir tarihe bırakabilmesi için, 5275 sayılı Kanun'un 17. maddesinde sayılan şartların tamamının kümülatif (birlikte ve eksiksiz) olarak gerçekleşmesi hukuki bir zorunluluktur. Bu şartlardan yalnızca birinin dahi eksik olması, erteleme talebinin savcılık makamınca doğrudan usulden veya esastan reddedilmesine yol açacaktır.


3.1. Suçun Niteliği ve Cezaya İlişkin Miktar Şartı (Kast ve Taksir Ayrımı)

Kanun koyucu, infaz erteleme müessesesinin kapsamını belirlerken, suçun işleniş biçimine ve failin iç dünyasındaki niyetine göre ikili ve oldukça mantıklı bir ayrıma gitmiştir. Bu bağlamda, kasten işlenen suçlar ile taksirle işlenen suçlar arasında hem tehlikelilik karinesi hem de toplumsal infial riski açısından ciddi bir fark gözetilmiştir:


Hükümlünün bilerek, isteyerek ve neticesini öngörerek işlediği "kasten işlenen suçlarda", bu haktan yararlanabilmek için mahkemece hükmedilen ve kesinleşen hapis cezasının üç yıl veya daha az süreli olması gerekmektedir. Kasten yaralama, hırsızlık, dolandırıcılık, tehdit, hakaret, mala zarar verme, belgede sahtecilik gibi doğrudan failin suç işleme iradesiyle ortaya çıkan eylemlerde ceza süresi üç yılı bir gün dahi geçse, hükümlü kişisel istemiyle erteleme yoluna başvuramayacaktır. Üç yıllık bu sınır, kanun koyucunun "hafif veya orta ağırlıktaki suçlar" için belirlediği bir barajdır. Üç yılın üzerindeki hapis cezaları, kanun nazarında ağır suç statüsüne girmekte ve bu kişilerin derhal ceza infaz kurumuna alınarak izole edilmeleri kamu güvenliği açısından elzem görülmektedir.


Öte yandan, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu, aslında istemediği halde hukuka aykırı bir neticeye sebebiyet verdiği "taksirle işlenen suçlarda" ise kanuni sınır çok daha esnektir. Taksirli suçlarda, hükmedilen hapis cezasının beş yıl veya daha az süreli olması, erteleme talebi için yeterli kabul edilmiştir. Taksirle ölüme neden olma (örneğin ölümlü trafik kazaları veya iş kazaları) veya taksirle yaralama gibi suçlar bu kategoriye dâhildir. Taksirli suçlarda failin suç işleme kastı ve topluma karşı açık bir husumeti bulunmadığı için, devlet bu kişilerin kaçma şüphesinin daha düşük olduğu ve sivil hayatlarını düzenlemek için daha fazla esnekliği hak ettikleri karinesinden hareket ederek sınırı beş yıla kadar genişletmiştir.


3.2. Birden Fazla Cezanın Varlığı Durumunda İçtima (Toplama) Kurallarının Etkisi

İnfaz hukuku pratiğinde vatandaşların ve hatta bazen genç hukukçuların en sık yanılgıya düştüğü konulardan biri, hükümlünün farklı dosyalardan almış olduğu birden fazla hapis cezasının bulunması durumudur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve infaz hukukunun temel sistematik kuralları gereğince, bir kişinin birden fazla kesinleşmiş hapis cezası bulunuyorsa, infaz savcılığı bu cezaları ayrı ayrı değerlendirmez; tüm cezalar "içtima" işlemiyle (matematiksel olarak) toplanır.


Kişisel istemle erteleme şartları değerlendirilirken, bu toplam ceza miktarı üzerinden bir sonuca varılır. İnfazın ertelenmesi hakkının doğabilmesi için, içtima edilmiş bu toplam cezanın, kasten işlenen suçlarda üç yılı, taksirle işlenen suçlarda ise beş yılı geçmemesi gerekmektedir. Durumu daha somut bir örnekle açıklamak gerekirse; bir vatandaş basit yaralama suçundan 1 yıl 6 ay, tehdit suçundan ise 2 yıl hapis cezası almış ve her iki dosya da kesinleşerek infaz savcılığına gelmiş olsun. Vatandaş her bir cezanın 3 yıllık sınırın altında olduğunu düşünerek erteleme hakkı olduğunu sanabilir. Ancak infaz savcılığı bu cezaları topladığında toplam ceza süresi 3 yıl 6 ay (42 ay) yapacaktır. Toplam ceza kasten işlenen suçlar için belirlenen 3 yıllık üst sınırı aştığından, bu vatandaşın infazın ertelenmesi yönündeki talebi kanunen mümkün olmayacak ve doğrudan reddedilecektir.


3.3. Adalet Sistemine Teslimiyet: Çağrı Kâğıdına İcabet ve Yakalama Kararı Engeli

İnfazın ertelenmesi müessesesi, devletin hükümlüye sunduğu bir iyiniyet göstergesidir. Devlet, bu imtiyazı yalnızca adalet sistemiyle iş birliği yapan, adaletten kaçmayan ve yargı kararlarına saygı duyan hükümlülere tanımaktadır. Bu ilkenin yasadaki en net karşılığı "çağrı kâğıdı" şartıdır.


Mahkûmiyet kararı kesinleştikten sonra, dosya infaz işlemlerinin başlatılması için Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosuna gönderilir. İnfaz savcısı, hükümlünün cezasını çekmek üzere ceza infaz kurumuna teslim olması için kendisine resmi bir tebligat olan "çağrı kâğıdı" gönderir. Hükümlünün, infazın ertelenmesi hakkından yararlanabilmesi için ön koşul, kendisine tebliğ edilen bu çağrı kâğıdı üzerine, belgede belirtilen yasal süre (genellikle 10 gün) içerisinde kendiliğinden infaz savcılığına müracaat etmesidir.


Eğer hükümlü, çağrı kâğıdını tebliğ almasına rağmen yasal süre içinde teslim olmazsa, adresinde bulunamazsa, tebligattan kaçarsa veya doğrudan firar ederse, savcılık makamı derhal harekete geçerek hükümlü hakkında yakalama kararı (yakalama emri) çıkartır. Bir hükümlü hakkında infaz amacıyla yakalama kararı çıkartıldığı andan itibaren, 5275 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında kişisel istemle infaz erteleme hakkı tamamen ve kesin olarak ortadan kalkar. Yakalanarak zorla adliyeye getirilen veya yakalama kararı çıktıktan aylar sonra pişman olup kendiliğinden gelen bir hükümlünün yapacağı erteleme başvuruları, esasa dahi girilmeden usulden reddedilir. Çünkü kanun, adaletten kaçan birine sivil hayatta zaman tanıma lütfunu sunmayı, sistemin caydırıcılığına aykırı bulmaktadır.


3.4. Takdire Bağlılık ve Somut “Mazeret” Eşiği (Uygulamada Kabul Kriteri)

5275 sayılı Kanun m.17/1’deki “ertelenebilir” ibaresi, ceza süresi ve çağrı kâğıdı şartları sağlansa dahi infazın ertelenmesinin otomatik bir hak olmadığını; kararın Cumhuriyet Başsavcılığının (infaz savcılığının) takdirinde bulunduğunu gösterir. Bu nedenle, “3 yıl/5 yıl sınırının altındayım ve süresinde geldim” demek tek başına çoğu dosyada yeterli görülmez. Uygulamada (özellikle Ankara’da, çağrı kâğıdını gönderen infaz bürosu nezdinde yapılan başvurularda) talebin; makul, hayatın olağan akışına uygun, somutlaştırılabilir ve belgelenebilir bir gerekçeye dayanması, kabul ihtimalini belirgin şekilde artırır.


Bu “mazeret” eşiğini anlamanın en pratik yolu, aynı maddenin 17/4 fıkrasında infaza ara vermeyi mümkün kılan “zorunlu ve çok ivedi hâller” listesini bir ölçüt olarak görmektir. Her ne kadar m.17/4, infaza başlanmış hâllerde “ara verme”yi düzenlese de; burada sayılan başlıklar, m.17/1 kapsamında erteleme talebinde de mazeretin ağırlığını değerlendirmede yol göstericidir. Örneğin; yükseköğrenimi bitirmeye ilişkin kritik bir dönem, ana/baba/eş/çocuğun ölümü, bu kişilerin sürekli hastalık veya malullüğü nedeniyle ailenin ticari faaliyetinin yürütülememesi veya tarım topraklarının işlenememesi, eş/çocuğun bakıma muhtaç hâle gelmesi ya da hükümlünün kendi hastalığının sürekli tedaviyi gerektirmesi gibi durumlar, “erteleme nedeninin” ciddiyetini somutlaştıran güçlü örneklerdir.


Somutlaştırma açısından, sırf “işlerim var” veya “ailem zor durumda kalır” şeklindeki genel ifadeler yerine; neden şimdi teslim olunduğunda telafisi güç bir sonuç doğacağı, bu sonucun ne kadar sürede ortadan kaldırılabileceği ve hangi süre kadar erteleme istendiği net biçimde kurulmalıdır. Örneğin hasat/teslim dönemindeki zirai faaliyetler, tek yetkili/tek imzalı işletmelerde yetki devrinin yapılmamış olması, bakım yükünün tamamen hükümlü üzerinde kaldığı ağır hastalık hâlleri veya mezuniyet/sınav takviminin kısa vadede kaçırılacak olması, gerekçeyi kuvvetlendiren tipik durumlardır.


Son olarak, bu gerekçelerin belge ile desteklenmesi başvurunun kabul edilme ihtimalini artıracaktır: sağlık iddialarında sağlık kurulu raporu/epikriz ve bakım ihtiyacını gösteren evrak; ticari-zirai iddialarda ticaret sicil kayıtları, vergi levhası, imza/temsil belgeleri, sözleşmeler ve teslim/hasat takvimi; eğitim iddialarında öğrenci belgesi ve sınav/mezuniyet takvimi gibi. Ayrıca unutulmamalıdır ki m.17 hükümleri, terör/örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile mükerrirlere özgü infaz rejimi ve disiplin/tazyik hapsi bakımından uygulanmaz (m.17/6).


4. İnfazın Ertelenmesi Süreleri ve Yasal Sınırlar


Kanun koyucu, infazın ertelenmesi müessesesinin suistimal edilmesini, cezanın infazının yıllarca sürüncemede bırakılmasını ve kamuoyundaki adalet duygusunun zedelenmesini önlemek adına son derece kesin ve aşılamaz süre sınırları ihdas etmiştir.


5275 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası amir hükmü uyarınca, hükümlünün kişisel mazeretine dayanan erteleme kararı, her başvuruda (her defasında) en fazla 1 (bir) yıl olarak verilebilir. Savcılık, sunulan mazeretin niteliğine göre bu süreyi 3 ay, 6 ay veya doğrudan 1 yıl olarak belirleme konusunda geniş bir takdir yetkisine sahiptir.


Hükümlünün mazeretini teşkil eden durum (örneğin ticari iflas riski veya ağır hastanın bakımı) ilk verilen erteleme süresi içinde ortadan kalkmamışsa, hükümlü bu süre dolmadan infaz savcılığına yeniden başvurarak sürenin uzatılmasını talep edebilir. Ancak kanun, bu döngünün sonsuza kadar devam etmesini engellemek için net bir fren mekanizması getirmiştir: Erteleme işlemi, toplamda en fazla iki kez uygulanabilir.


Bu iki temel kuralın (maksimum 1 yıl ve maksimum 2 kez uygulanma) infaz pratiğindeki matematiksel yansıması şudur: Bir mahkûm, kişisel istemine dayanarak cezasının infazını toplamda en fazla 2 yıl (1 yıl + 1 yıl şeklinde) ileri bir tarihe atabilir. Uygulamada dikkat edilmesi gereken hassas nokta şudur; eğer Cumhuriyet Başsavcılığı, hükümlünün ilk başvurusunda sadece 6 aylık bir erteleme süresi verdiyse ve ikinci uzatma başvurusunda da bir 6 ay daha verirse, kanundaki "iki defa uygulanma" sınırı dolmuş olur. Bu durumda hükümlü, kullandığı toplam süre henüz 1 yıl olmasına rağmen (toplam 2 yıllık sınıra ulaşmamış olsa bile) üçüncü bir başvuru yapma hakkını tamamen kaybeder. Bu nedenle, infaz erteleme dilekçesinde talep edilen sürenin mazeretle orantılı olarak doğru temellendirilmesi ve savcılığın takdirinin stratejik olarak yönlendirilmesi büyük önem taşır.


Aşağıdaki tablo, infaz erteleme rejimindeki temel yasal süre parametrelerini özetlemektedir:

Erteleme Parametresi ve Kapsamı

Kanuni Düzenleme (5275 S.K. Md. 17)

Tek Seferlik Maksimum Uygulama Süresi

1 Yıl (12 Ay)

Maksimum Başvuru/Uygulanma Sayısı

En Fazla 2 Kez

Toplam Maksimum Erteleme Kapasitesi

2 Yıl (1+1 şeklinde)

Erteleme Süresinin Sona Ermesinin Sonucu

Hükümlüye yeni bir çağrı yapılır, cezaevine teslim olması hukuki bir zorunluluktur.


5. İnfazına Başlanmış Cezalarda İstisnai Bir Yol: İnfaza Ara Verme (Madde 17/4)


Kanunun 17. maddesinin ilk üç fıkrası, hükümlünün henüz cezaevine adım atmadan önce, sivil hayattayken yaptığı erteleme taleplerini düzenlerken, aynı maddenin 4. fıkrası çok daha spesifik, istisnai ve hayati bir kurumu düzenler: "İnfaza ara verme". Bu fıkra, adalet sisteminin insan yüzünü gösteren en belirgin düzenlemelerinden biridir; zira hükümlü halihazırda ceza infaz kurumuna girmiş, mahkûm elbisesini giymiş ve cezasını fiilen çekmeye başlamış olsa dahi, çok ağır şahsi felaketlerin baş göstermesi durumunda dışarı çıkabilmesine olanak tanır.


Birinci fıkrada belirtilen miktar şartlarını (kast için 3 yıl, taksir için 5 yıl) taşıyan hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, kanunda açık ve sınırlı bir şekilde (numerus clausus) sayılan zorunlu ve çok ivedi hallerin ortaya çıkması durumunda, Cumhuriyet Başsavcılığı kararıyla infaza geçici olarak ara verilebilir.


Bu zorunlu ve ivedi haller şunlardır:


  1. Hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi (eğitim hakkının korunması, diploma alma aşamasındaki kritik dönemler).


  2. Hükümlünün birinci derece yakınının (ana, baba, eş veya çocuklarından birinin) beklenmedik ölümü.


  3. Ana, baba, eş veya çocukların sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle, ailenin geçimini sağlayan ticari faaliyetlerin yürütülebilmesinin veya ailenin hayatta kalmasını sağlayan tarım topraklarının işlenebilmesinin fiilen imkânsız hâle gelmesi.


  4. Hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle doğrudan hükümlünün bakımına muhtaç olmaları.


  5. Hükümlünün bizzat kendi hastalığının, cezaevi koşullarında tedavisi mümkün olmayan ve sürekli bir dış tedaviyi gerektiren boyuta ulaşması.


Cezaevindeyken uygulanan bu "infaza ara verme" kurumu, sivil hayattaki ertelemeden yapısal olarak farklıdır. Ara verme kararları, savcılık tarafından doğrudan bir yıllık sürelerle verilmez; genellikle mazeretin ivediliği göz önüne alınarak altı ayı geçmeyen sürelerle veya çok zorunlu hallerde bir yılı geçmeyen sürelerle uygulanır. Yine genel kural olarak, bu infaza ara verme işlemi de mahkûmiyet süresi boyunca iki defadan fazla yapılamaz. Ara verilen ve hükümlünün sivil hayatta geçirdiği bu süre, cezaevinde geçirilmiş (infaz edilmiş) sayılmaz. Ara verme süresi dolduğunda hükümlü kuruma geri döner ve cezasının kalan (bakiye) kısmını çekmeye devam eder.


6. Devletin Kendini Koruma Refleksi: Güvence (Teminat) ve Şarta Bağlama Mekanizması


İnfaz savcılığı erteleme güvence bedeli ödemesi

Devletin, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunan bir suçluya cezaevine girmeden önce sivil hayatta kalma hakkı tanıması, kamu düzeni açısından hükümlünün kaçma, saklanma veya yeni bir suç işleme riskini göze alması anlamına gelir. Yasa koyucu bu riski minimize etmek, hükümlüyü sisteme bağlamak ve erteleme süresinin sonunda kendiliğinden cezaevine teslim olmasını garanti altına almak amacıyla "güvence (teminat)" sistemini kurgulamıştır.


5275 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, infaz savcısı erteleme istemini kabul ederken, bu kararın icrasını bir güvence gösterilmesi veya hukuka uygun başka bir şarta bağlama yetkisine sahiptir. Uygulamada bu durum genellikle nakdi (parasal) bir teminat bedelinin devletin adliye veznesine yatırılması şeklinde gerçekleşir.


Talep edilecek güvence miktarı kanunda maktu (sabit) bir rakam olarak belirlenmemiştir. İnfaz savcısı, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde; hükmedilen hapis cezasının ağırlığını, işlenen suçun niteliğini, potansiyel kaçma şüphesini ve en önemlisi hükümlünün sosyal ve ekonomik durumunu dikkate alarak orantılı bir teminat bedeli tayin eder. Örneğin, milyonlarca liralık cirosu olan bir holding yöneticisinin ticari işlerini devretmek için talep ettiği ertelemede istenecek güvence miktarı ile, asgari ücretle geçinen bir işçinin hasta çocuğunun bakımı için talep ettiği ertelemede belirlenecek miktar taban tabana zıt olacaktır.


Hükümlü, savcılık tarafından belirlenen (örneğin 10.000 TL, 50.000 TL gibi) bu güvence bedelini süresi içinde maliye veznesine yatırmazsa, erteleme talebi kâğıt üzerinde kabul edilmiş olsa dahi fiilen yürürlüğe girmez, karar icra edilmez ve infaz prosedürü kaldığı yerden devam ettirilerek hükümlü cezaevine gönderilir. Eğer hükümlü teminatı yatırır, erteleme süresi boyunca yükümlülüklerine uyar, yeni bir suça karışmaz ve süre bitiminde cezasını çekmek üzere kendiliğinden infaz kurumuna teslim olursa, yatırdığı bu teminat meblağı kendisine eksiksiz olarak iade edilir. Ancak hükümlü bu süreyi fırsat bilip yurt dışına kaçar veya teslim olmazsa, yatırılan güvence devlete irat (gelir) kaydedilir ve yakalanması için gerekli işlemler başlatılır.


7. İnfazın Ertelenmesinin Asla Mümkün Olmadığı Suçlar ve İstisnai Haller


Adalet sistemi, toplumun huzur ve güvenliğini derinden sarsan, infial yaratan suç türleri ile ıslahı güç, uslanmaz suçlu profillerini infazın ertelenmesi hakkından kati ve tavizsiz bir surette mahrum bırakmıştır. 5275 sayılı Kanun'un 17/6. maddesi, hangi durumlarda kişisel istemli infaz ertelemesinin yapılamayacağını sınırlayıcı (numerus clausus) olarak saymıştır. Bu hallerin varlığı durumunda, ceza miktarı 1 ay dahi olsa, hükümlünün dilekçesi savcılık tarafından hiçbir şekilde incelenmeksizin, esasa girilmeden doğrudan usulden reddedilir.


Aşağıdaki karşılaştırmalı tablo, bu katı istisnaların kapsamını ve hukuki gerekçelerini 2026 infaz rejimi bağlamında detaylandırmaktadır:

Erteleme Yasağı Kapsamındaki Kesin Durumlar

Hukuki Gerekçe, Mahiyeti ve 2026 İnfaz Rejimi Uygulaması

Terör ve Örgüt Faaliyetleri Kapsamındaki Suçlar

Silahlı/silahsız terör örgütüne üye olma, yardım yataklık, örgüt propagandası yapma ile çıkar amaçlı organize suç örgütü (mafya) faaliyetleri kapsamındaki hükümlüler. Bu suçlar devletin bekasını ve kamu düzenini doğrudan tehdit ettiği için faillerin sivil hayatta kalması yüksek güvenlik riski doğurur. Siyasi suçlar da bu istisna kapsamındadır.

Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar

Basit veya nitelikli cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, cinsel taciz ve reşit olmayanla cinsel ilişki gibi eylemler. Bu faillerin mağdura veya topluma tekrar zarar verme potansiyeli yüksek kabul edildiğinden, mağdurun psikolojisinin ve toplum ahlakının korunması önceliğiyle yasa kapsamı dışında tutulmuşlardır.

Mükerrirlere (Tekerrür) Özgü İnfaz Rejimine Tabi Olanlar

Suçta tekerrür, kişinin daha önce bir suçtan mahkûm olup cezası kesinleştikten sonra belli süreler içinde kanunu hiçe sayarak yeniden suç işlemesidir (TCK md. 58). Kanun, uslanmayan ve adalet sisteminden ders almayan (mükerrir) kişilere iyi niyet mekanizması olan ertelemeyi layık görmez.

Disiplin ve Tazyik Hapsi Cezasına Çarptırılanlar

İcra Ceza Mahkemelerince verilen tazyik hapisleri (örneğin nafakayı ödememe, taahhüdü ihlal) ile cezaevi içi disiplin cezaları yapıları gereği "zorlayıcı" hapislerdir. Bu cezaların amacı kişiyi hemen o an belirli bir yükümlülüğü yerine getirmeye zorlamak olduğundan, ertelenmeleri müessesenin varoluş amacına aykırıdır.

2026 yılı ceza hukuku ikliminde, özellikle 9. ve müteakip yargı paketlerinin genel ruhuna bakıldığında; "cezasızlık algısının" ortadan kaldırılması ve mükerrir suçlularla mücadelenin sertleştirilmesi temel politika haline gelmiştir. Bu çerçevede, yukarıda sayılan suç tiplerinde infaz makamlarının toleransı sıfıra inmiş durumdadır.


8. Verilen Erteleme Kararının İptali (Kaldırılması) ve Hukuki Sonuçları


Devletin hükümlüye bahşettiği erteleme hakkı, sınırsız, koşulsuz ve denetimsiz bir özgürlük alanı değildir. Hükümlünün bu süre zarfında toplum kurallarına harfiyen uyması beklenir. 5275 sayılı Kanun'un 17/3. maddesi, erteleme süresi içerisinde hükümlünün suça karışması durumunda karşılaşacağı ağır yaptırımı ve lütfun geri alınmasını düzenler.


Eğer hükümlü, kendisine tanınan erteleme süresi içerisinde (örneğin 1 yıllık erteleme kararı alınmış ve henüz 4. ayındayken) kasten işlenen yeni bir suç işlerse ve bu yeni suç iddiasıyla ilgili olarak hakkında soruşturma yürütülüp Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlenerek mahkemece kabul edilirse (yani kamu davası açılırsa), verilmiş olan infaz erteleme kararı derhal ve otomatik olarak kaldırılarak iptal edilir.


Bu yasal düzenlemedeki en can alıcı hukuki nokta "kamu davası açılması" kriteridir. Hükümlünün işlediği iddia edilen yeni suçtan dolayı yargılanıp mahkûm olması veya yeni cezasının kesinleşmesi beklenmez. Sadece suç şüphesinin, bir iddianameyle mahkeme önüne taşınacak kadar kuvvetli olması (kamu davasının açılması), ertelemenin iptali için yeterli görülmüştür. Modern ceza hukukunun temel direği olan "masumiyet karinesi" ile infaz rejiminin güvenliği arasındaki bu ince çizgide yasa koyucu, tercihini kamu güvenliğinden yana kullanmıştır. Zira infazın ertelenmesi anayasal bir hak değil, şartlara bağlı bir yasal imtiyazdır ve yeni bir kastî suç şüphesi bu imtiyazın temelindeki güven ilişkisini yıkar.


Erteleme kararı kaldırıldığında, infaz savcılığı hükümlü hakkında derhal yakalama kararı çıkarır; hükümlü bulunduğu yerde gözaltına alınarak bekletilen eski cezasını çekmek üzere doğrudan kapalı ceza infaz kurumuna gönderilir. Önemli bir detay olarak; hükümlünün erteleme süresi içinde karıştığı yeni suç "taksirli" bir suç ise (örneğin dikkatsizlik sonucu maddi hasarlı veya yaralamalı trafik kazası yapmak), kanun özellikle "kasten işlenen bir suç" tabirini kullandığı için, taksirli suçlardan açılan davalar mevcut erteleme kararını bozmayacaktır.


9. İnfazın Ertelenmesinde Başvuru Prosedürü ve Yasal İtiraz Yolları


İnfazın ertelenmesi süreci, sürelerin (özellikle çağrı kâğıdı tebliğinden itibaren 10 günlük sürenin) son derece kritik olduğu, teknik ve şekli bir hukuki prosedürdür. Usule aykırı yapılacak en küçük bir hata, kişinin özgürlüğünden mahrum kalmasına yol açacağından, bu sürecin alanında uzman bir ceza avukatı (müdafi) nezaretinde yürütülmesi hayati önem taşır.


9.1. Başvuru Makamı ve Şekli

Hapis cezasının infazının ertelenmesi talebini değerlendirmeye, kabul etmeye veya reddetmeye yetkili tek makam, mahkûmiyet hükmünü infaz etmekle görevli olan, müddetnameyi ve çağrı kâğıdını düzenleyen Cumhuriyet Başsavcılığı (İnfaz Savcılığı İnfaz Bürosu) makamıdır. Vatandaşlar, erteleme talepleri için doğrudan davaya bakan ilk derece mahkemesine (örneğin Asliye Ceza Mahkemesine) gitmemelidir.


Eğer hükümlü, çağrı kâğıdını gönderen asıl infaz savcılığının bulunduğu ilden çok uzakta, başka bir ilde ikamet ediyorsa, başvurusunu vakit kaybetmemek adına kendisine en yakın adliyedeki Nöbetçi İnfaz Savcılığına bir dilekçe ile (muhabere kanalıyla) yapabilir. İşlemi devralan savcılık, bu talebi ivedilikle asıl infaz savcılığına iletmek ve kararı oradan beklemek zorundadır.


Başvuru dosyası hazırlanırken sunulacak "İnfazın Ertelenmesi Talebi Dilekçesi", hukuki bir ciddiyetle kaleme alınmalı; hükümlünün T.C. kimlik numarası, mahkeme dosya esas ve karar numaraları, infaz savcılığı ilamat numarası, talep edilen kesin erteleme süresi ve dayanılan spesifik hukuki/şahsi mazeretler hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açıklanmalıdır. Dilekçe asla soyut iddialardan ibaret olmamalı; mazereti kanıtlayan her türlü resmi evrak (hastane epikriz raporları, ölüm belgeleri, ticaret odası kayıtları, öğrenci belgeleri) dilekçeye eklenmelidir.


9.2. Talebin Reddine Karşı Hukuki Yollar (Şikâyet ve İtiraz)

Peki, tüm şartları sağlamasına rağmen infaz savcısı takdir yetkisini olumsuz yönde kullanıp erteleme talebini reddederse ne olacaktır? Bu konu yargı pratiğinde en çok tartışılan alanlardan biridir.


5275 sayılı Kanun'un ruhuna ve Yargıtay'ın katı içtihatlarına göre, Cumhuriyet Başsavcılığınca Madde 17 kapsamında verilen "hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi talebinin reddi" kararlarına karşı, kanunda özel olarak tanımlanmış, doğrudan bir itiraz (yasa yolu) mercii bulunmamaktadır. Zira bu erteleme türü, hükümlünün kazanılmış mutlak bir hakkı değil, şartların varlığı halinde devletin (savcılığın takdiriyle) verebileceği bir idari lütuftur. Kanunun 98/1. maddesi ışığında bakıldığında, savcılığın bu takdir yetkisine dayanarak verdiği ret kararları kural olarak kesin niteliktedir.


Buna karşılık, doktrinde (hukuk ilminde) ve fiili avukatlık pratiğinde, savcılığın hiçbir gerekçe göstermeksizin, açıkça keyfi ve orantısız şekilde verdiği ret kararlarına karşı bir denetim mekanizması işletilmeye çalışılmaktadır. Genel usul kuralları çerçevesinde, Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği eylem ve kararlara karşı 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu kapsamında İnfaz Hâkimliğine şikâyet hakkı bulunduğu iddia edilerek başvurular yapılmaktadır (4675 S.K. md. 4). Hükümlüler, savcılığın ret kararının hukuka açıkça aykırı olduğunu öne sürerek İnfaz Hâkimliğine itiraz/şikâyet dilekçesi sunabilseler de, İnfaz Hâkimlikleri ve Yargıtay'ın genel eğilimi, savcılığın bu maddedeki takdir yetkisine müdahale etmeme, şikâyeti yetkisizlikten veya esastan reddetme yönündedir. Bu durum, ilk başvurunun ne kadar sağlam, ikna edici ve belgelere dayalı yapılması gerektiğinin en büyük kanıtıdır.


10. İnfazın Ertelenmesinde Diğer Kanuni Nedenler ve Mukayeseli Bakış


5275 sayılı Kanun'da yer alan ve hükümlünün "kişisel mazeretlerinden" tamamen bağımsız olarak uygulanan zorunlu infaz erteleme sebepleri de bulunmaktadır. Zira 17. maddedeki ceza süresi sınırlarına (3 yıl ve 5 yıl) takılan hükümlüler, eğer aşağıda sayılan özel sağlık veya durum şartlarını taşıyorlarsa, ceza miktarı ne olursa olsun (müebbet hapis dahi olsa) infaz erteleme hakkından yararlanabilirler.


  • Ağır Hastalık ve Engellilik Halinde Erteleme (Madde 16): Hükümlünün mevcut hastalığı hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa veya kişi cezaevi koşullarında hayatını yalnız başına idame ettiremeyecek derecede ağır bir hastalık ya da engellilik durumuyla karşı karşıya kalmışsa, Cumhuriyet Başsavcılığınca cezanın infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır. Burada 3 yıl veya 5 yıl gibi bir süre sınırı aranmaz. Tamamen iyileşme sağlanana kadar erteleme devam eder.


  • Akıl Hastalığı Durumunda Erteleme: Hükümlü cezaevine girmeden önce veya cezaevindeyken ağır bir akıl hastalığına tutulursa, cezanın infazı derhal geri bırakılır. Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda hükümlü, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında (psikiyatri hastanelerinde) tedavi altına alınır.


  • Gebelik ve Doğum Nedeniyle Erteleme (Madde 16/4): Gebe olan kadın hükümlülerin cezalarının infazı kesinlikle geri bırakılır. Ayrıca, doğum yapan kadınların cezaları, doğurdukları tarihten itibaren bir yıl altı ay (18 ay) geçene kadar ertelenir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin yakın tarihli emsal kararlarında (Örn: Esas 2021/9888, Karar 2021/12928) çok net vurgulandığı üzere; kadının doğurduğu çocuk sağ ise ve çocuk devlet korumasına veya başka bir aileye verilmemişse, savcılığın veya mahkemenin burada takdir yetkisi yoktur, bu 18 aylık ertelemeyi yasal bir zorunluluk olarak uygulamak mecburiyetindedirler.


  • Çocuğu Ağır Hasta Olan Kadın Hükümlüler (Madde 16/A): Toplam hapis cezası 10 yıl ve daha az olan kadın hükümlülerin, bakıma muhtaç veya ağır hasta durumda 18 yaş altı bir çocuğu bulunuyorsa, çocuğun durumunun raporlanması şartıyla infaz 1 yıla kadar ertelenebilir. Bu süre toplamda 4 kez uzatılarak büyük bir esneklik sağlanabilir.


Tüm bu istisnai kurumlar, modern Türk hukukunun "cezalandırırken insan onurunu ve yaşam hakkını koruma" prensibinin yansımalarıdır.


11. Sıkça Sorulan Sorular


İnfazın ertelenmesi hakkında vatandaşların sıkça sorduğu sorular 2026

1. İnfaz erteleme kararı tek seferde en fazla ne kadar sürebilir? 

Hükümlünün kişisel mazeretine dayalı talebiyle yapılan erteleme, her bir başvuru için en fazla 1 (bir) yıl olarak verilebilir. İnfaz savcısı mazeretin durumuna göre bu süreyi 3 ay veya 6 ay olarak da belirleyebilir.


2. İnfaz erteleme hakkımı toplamda kaç kez ve ne kadar süreyle kullanabilirim? 

Kişisel istemle infaz erteleme hakkı en fazla 2 (iki) kez uygulanabilir. Bu kapsamda cezanızın infazını toplamda maksimum 2 yıl süreyle erteletebilirsiniz.


3. Adli sicil (sabıka) kaydım infaz erteleme kararı alınca temizlenir mi? 

Hayır. İnfazın ertelenmesi kurumu bir af yasası veya beraat kararı değildir. Mahkûmiyet kararınız adli sicil kayıtlarınızda yer almaya devam eder; alınan karar sadece sizin cezaevine teslim olacağınız tarihi hukuken ileriye atar.


4. Evime çağrı kâğıdı geldi ancak gitmedim ve hakkımda yakalama kararı çıktı. Yine de erteleme talep edebilir miyim? 

Kesinlikle hayır. Kanun, erteleme talebinde bulunabilmek için çağrı kâğıdı tebliğ edildikten sonra yasal süresi içinde savcılığa kendiliğinden müracaat etmeyi zorunlu kılmıştır. Hakkında infaz amaçlı yakalama emri çıkarılan bir mahkûmun kişisel istemli erteleme talepleri kesin olarak reddedilir.


5. Silahlı terör örgütü üyeliği veya cinsel istismar suçlarından ceza alanlar bu haktan yararlanabilir mi? 

Hayır. 5275 sayılı Kanun çok açıktır; terör suçları, her türlü örgütlü suç faaliyeti ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan ceza alan mahkûmlar, cezaları ne kadar az olursa olsun hiçbir şekilde infaz erteleme hakkından faydalanamazlar.


6. Ayrı ayrı iki mahkeme dosyam var; biri hakaret (1 yıl), diğeri kasten yaralama (2 yıl 6 ay). Her ikisi de 3 yılın altında. Erteleme hakkım var mı? 

Hayır, yoktur. İnfaz savcılığı kasten işlediğiniz tüm hapis cezalarınızı içtima eder (toplar). İki cezanızın toplamı 3 yıl 6 ay yapacağı için, kanunun kasten işlenen suçlar için belirlediği 3 yıllık üst sınır aşılmış olur ve erteleme hakkınızı kaybedersiniz.


7. İnfazım ertelendiği süre içerisinde yeni bir suça karıştım. Karar iptal olur mu? 

Erteleme süresi zarfında bilerek ve isteyerek (kasten) yeni bir suç işlerseniz ve savcılık hakkınızda bir iddianame hazırlayıp mahkemeye sunarak "kamu davası" açarsa, erteleme kararınız derhal iptal edilir. Savcılık hakkınızda yakalama kararı çıkartarak sizi cezaevine gönderir. Ancak yeni işlediğiniz iddia edilen suç taksirli (kasıtsız, örn. trafik kazası) bir suç ise karar iptal olmaz.


8. Savcılık erteleme işlemi için benden para talep edebilir mi? 

Evet. İnfaz savcısı, sizin kaçmayacağınızı ve sürenin sonunda cezaevine teslim olacağınızı garanti altına almak amacıyla erteleme kararını bir "güvence (teminat)" bedelinin maliyeye yatırılması şartına bağlayabilir. Süre bittiğinde kendiliğinden teslim olursanız bu para tarafınıza iade edilir.


9. Hapis cezamı çekmek üzere cezaevine girdim. Üniversite son sınıf öğrencisiyim, diplomamı almak için dışarı çıkabilir miyim? 

Evet. Cezanın infazına başlanmış olsa dahi, yükseköğrenimi bitirebilme, birinci derece yakının ölümü veya çok ağır hastalık gibi "zorunlu ve ivedi" hallerde Cumhuriyet Başsavcılığınca cezanın infazına 6 ay veya 1 yılı geçmeyen parçalar halinde ara verilebilir (Maksimum 2 kez uygulanır).


10. Savcılık infaz erteleme başvurumu reddetti. Bir üst mahkemeye itiraz hakkım var mı? 

Kanunda savcılığın bu ret kararlarına karşı özel olarak tanımlanmış net bir itiraz (yasa yolu) mercii bulunmamakta ve kararlar kural olarak kesin sayılmaktadır. Ancak hukuk pratiğinde, ret kararının tamamen keyfi olduğu iddialarıyla İnfaz Hâkimliğine şikâyet dilekçesi yoluyla başvurular yapılabilmektedir.


11. Taksirli bir trafik kazasından dolayı 4 yıl 2 ay hapis cezası aldım. Cezam üç yılı geçtiği için erteleme isteyemez miyim? 

İsteyebilirsiniz. Kasten (bilerek) işlenen suçlarda yasal sınır 3 yıl iken, yasa koyucu taksirle (dikkatsizlik, kaza sonucu) işlenen suçlar için üst sınırı 5 yıl olarak belirlemiştir. Cezanız 5 yılın altında olduğundan diğer şartları ve meşru mazeretleri sağlayarak başvuru yapabilirsiniz.


12. Erteleme için savcılığa verdiğim süre dolduğunda süreç nasıl işler? 

Erteleme sürenizin son günü dolduğunda Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosu tarafından adınıza yeni bir çağrı işlemi başlatılır. Hiçbir bahaneye sığınmaksızın ilgili savcılığa veya ceza infaz kurumuna giderek teslim olmanız ve cezanızın infaz sürecini başlatmanız yasal bir mecburiyettir. Teslim olmazsanız aynı gün yakalama kararı çıkartılır.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.

Yorumlar


bottom of page