top of page

2026 Yılı İtibarıyla Hükümlünün İstemiyle İnfazın Ertelenmesi: Şartlar, Süreç ve Güncel Hukuki Kılavuz

Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
Av. Mete ŞAHİN
4 Mar
15 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 27 Eyl

5275 sayılı kanun hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi şartları

Kısaca: 5275 sayılı Kanun’un 17. maddesine göre kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az süreli hapis cezası alan hükümlü, çağrı kâğıdı üzerine gelerek Cumhuriyet Başsavcılığından cezasının infazının ertelenmesini isteyebilir. Erteleme her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir. Karar savcılığın takdirindedir; ret kararına karşı infaz hâkimliğine şikâyet yoluna gidilebilir.


1. Ceza İnfaz Hukukunda İnfazın Ertelenmesi Kurumunun Temel Felsefesi ve Amacı


Ceza adalet sisteminin nihai ve belki de en kritik aşaması, mahkemeler tarafından verilen ve kesinleşen mahkûmiyet kararlarının yerine getirilmesi, yani infaz edilmesidir. Çağdaş ceza hukuku sistemleri, salt cezalandırıcı ve intikamcı bir devlet anlayışından uzaklaşarak, onarıcı adaleti ve bireyin topluma yeniden sağlıklı bir şekilde entegrasyonunu merkeze alan bir infaz rejimini benimsemiştir. Bu modern yaklaşımın doğal bir sonucu olarak, hürriyeti bağlayıcı cezaların (hapis cezalarının) derhal ve tavizsiz bir şekilde infaz edilmesi, bazı spesifik durumlarda hükümlünün kendisi, ailesi veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler üzerinde, mahkûmiyetin asıl ve yasal amacını fersah fersah aşan, telafisi imkânsız ağır zararlara yol açabilmektedir. Tam bu noktada hukuk sistemi, birey ile devlet arasındaki adalet terazisini dengelemek amacıyla "infazın ertelenmesi" müessesesini ihdas etmiştir.


İnfazın ertelenmesi kurumu, kesinleşmiş bir hapis cezasının ceza infaz kurumunda (cezaevinde) yerine getirilmesi işleminin, kanunda açıkça öngörülen hukuki, fiili ve şahsi mazeretler çerçevesinde ileri bir tarihe bırakılması işlemidir. Vatandaşlar arasında sıklıkla yanlış anlaşılan bu kavram, kesinlikle bir genel veya özel af, cezanın tamamen silinmesi, adli sicil kaydının (sabıkanın) temizlenmesi veya bir beraat kararı niteliği taşımaz. Verilen mahkûmiyet kararı hukuken varlığını ve geçerliliğini sürdürür; adli sicil kayıtlarında yer almaya devam eder. Burada sağlanan tek hukuki imkân, hükümlünün cezaevine giriş tarihinin, kanuni sınırlar ve güvenceler dâhilinde belirli bir süre ötelenmesidir.


Bu erteleme sayesinde hükümlüye; sivil hayattaki yarım kalan işlerini toparlaması, ticari yükümlülüklerini devretmesi, ailesinin geçim ve bakım düzenini yeni duruma göre ayarlaması veya acil sağlık sorunlarını çözmesi için sınırlı bir süre tanınır. Ancak devletin infaz yetkisini geçici olarak durduran bu istisnai imkân, kanunda sayılan şartlara bağlanmıştır ve her suç tipi ile her hükümlü için uygulanmaz. Hükümlünün istemiyle erteleme bugün, 24.01.2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanunla değiştirilen 5275 sayılı Kanun’un 17. maddesinde düzenlenmektedir; maddenin infaza ara vermeye ilişkin dördüncü fıkrası ise 14.04.2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunla değiştirilmiştir.


2. 5275 Sayılı Kanun Madde 17: Hükümlünün Kişisel İstemiyle Ertelemenin Yasal Çerçevesi


Türk Hukukunda ceza infaz rejiminin anayasası niteliğinde olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, erteleme kurumunu çeşitli maddeler (hastalık, gebelik vb.) altında düzenlemiştir. Ancak doğrudan doğruya hükümlünün kendi kişisel talebi ve mazeretlerine dayanan erteleme hakkı, mezkûr kanunun 17. maddesinde "Hükümlünün İstemiyle İnfazın Ertelenmesi" başlığı altında, tüm detaylarıyla hüküm altına alınmıştır.


İlgili maddenin birinci fıkrası, bu hakkın temel çerçevesini çizerek yetkiyi Cumhuriyet Başsavcılıklarına (İnfaz Savcılıklarına) bırakmıştır. Bu düzenleme, hükümlülere doğrudan mahkemeye gitmek yerine, süreci daha hızlı ve idari bir pratiklikle yürüten infaz savcılıkları aracılığıyla çözme imkânı tanır. Kanun koyucu, bu hakkın suistimal edilmesini önlemek ve sadece gerçekten ihtiyaç duyan, tehlikelilik arz etmeyen bireylerin yararlanmasını sağlamak amacıyla, suçun işleniş biçimine (kast veya taksir) ve hükmedilen cezanın miktarına göre kesin yasal sınırlar belirlemiştir. Bu sınırlar aşıldığında, kişinin mazereti ne kadar insani veya ağır olursa olsun, madde 17 kapsamında kişisel istemle erteleme yapılması kanunen imkânsız hale gelmektedir.


3. İnfazın Ertelenmesi İçin Gerekli Olan Kümülatif Şartlar


Hapis cezası infaz erteleme başvuru süresi ve çağrı kâğıdı

Hükümlünün kişisel mazeretleri dolayısıyla infaz savcılığına başvurarak hapis cezasının infazını ileri bir tarihe bırakabilmesi için, 5275 sayılı Kanun'un 17. maddesinde sayılan şartların tamamının kümülatif (birlikte ve eksiksiz) olarak gerçekleşmesi hukuki bir zorunluluktur. Bu şartlardan yalnızca birinin dahi eksik olması, erteleme talebinin savcılık makamınca doğrudan usulden veya esastan reddedilmesine yol açacaktır.


3.1. Suçun Niteliği ve Cezaya İlişkin Miktar Şartı (Kast ve Taksir Ayrımı)

Kanun koyucu, infaz erteleme müessesesinin kapsamını belirlerken, suçun işleniş biçimine ve failin iç dünyasındaki niyetine göre ikili ve oldukça mantıklı bir ayrıma gitmiştir. Bu bağlamda, kasten işlenen suçlar ile taksirle işlenen suçlar arasında hem tehlikelilik karinesi hem de toplumsal infial riski açısından ciddi bir fark gözetilmiştir:


Hükümlünün bilerek ve isteyerek işlediği “kasten işlenen suçlarda” bu haktan yararlanabilmek için, hükmedilen ve kesinleşen hapis cezasının üç yıl veya daha az süreli olması gerekir. Kasten yaralama, hırsızlık, dolandırıcılık, tehdit, hakaret, mala zarar verme veya belgede sahtecilik gibi kasten işlenen suçlarda ceza üç yılı bir gün dahi aşarsa 17. madde kapsamında erteleme istenemez. Bu sınırın üzerindeki cezalarda hükümlüye çağrı kâğıdı gönderilmez; 5275 sayılı Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince doğrudan yakalama emri çıkarılır.


Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu, istemediği hâlde hukuka aykırı bir neticeye yol açtığı “taksirle işlenen suçlarda” ise sınır daha geniştir: hükmedilen hapis cezasının beş yıl veya daha az süreli olması yeterlidir. Taksirle öldürme (örneğin ölümlü trafik kazaları veya iş kazaları) ve taksirle yaralama gibi suçlar bu gruptadır. Taksirle işlenen suçlarda da beş yılı aşan cezalar için çağrı kâğıdı gönderilmeden doğrudan yakalama emri çıkarılır (5275 s. K. m.19/2).


3.2. Birden Fazla Cezanın Varlığı Durumunda İçtima (Toplama) Kurallarının Etkisi

Hükümlünün farklı dosyalardan kesinleşmiş ve infaza verilmiş birden fazla hapis cezası varsa, 17. maddedeki süre şartı her ceza için ayrı ayrı değil, cezaların toplamı üzerinden değerlendirilir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 13.03.2025 tarihli ve 2024/5581 Esas, 2025/2052 Karar sayılı kanun yararına bozma kararında, hükümlünün kesinleşen ve infaza verilen birden fazla cezası bulunduğunda toplam sürenin dikkate alınması gerektiğini belirtmiş; toplam cezası üç yılı aşan hükümlünün cezalarından yalnızca birinin ertelenmesi talebinin reddini hukuka uygun bulmuştur.


Örneğin bir hükümlü basit yaralama suçundan 1 yıl 6 ay, tehdit suçundan 2 yıl hapis cezası almış ve iki dosya da kesinleşerek infaza verilmiş olsun. Cezaların her biri tek başına üç yılın altındadır; ancak toplam süre 3 yıl 6 ay olduğundan kasten işlenen suçlar için öngörülen üç yıllık sınır aşılır ve 17. madde kapsamındaki erteleme talebi kabul edilmez. Toplam sürenin nasıl hesaplandığı konusunda tereddüt varsa müddetname ve infaz hesabı ayrıca kontrol edilmelidir.


3.3. Adalet Sistemine Teslimiyet: Çağrı Kâğıdına İcabet ve Yakalama Kararı Engeli

İnfazın ertelenmesi müessesesi, devletin hükümlüye sunduğu bir iyiniyet göstergesidir. Devlet, bu imtiyazı yalnızca adalet sistemiyle iş birliği yapan, adaletten kaçmayan ve yargı kararlarına saygı duyan hükümlülere tanımaktadır. Bu ilkenin yasadaki en net karşılığı "çağrı kâğıdı" şartıdır.


Mahkûmiyet kararı kesinleştikten sonra dosya, infaz işlemleri için Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosuna gönderilir. Üç yıl (taksirle işlenen suçlarda beş yıl) veya daha az süreli hapis cezalarında hükümlüye, cezasını çekmek üzere gelmesi için çağrı kâğıdı tebliğ edilir. Kanun, istem üzerine erteleme imkânını yalnızca “çağrı üzerine gelen” hükümlüye tanır (5275 s. K. m.17/1). Hükümlü çağrı kâğıdının tebliğinden itibaren on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır (m.19/1).


Süresinde gelmeyen ve hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlü, artık “çağrı üzerine gelen” hükümlü sayılmadığından 17. maddedeki ertelemeden yararlanamaz. Yakalanarak getirilen ya da yakalama emri çıktıktan sonra kendiliğinden gelen hükümlünün erteleme talebi de kural olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle çağrı kâğıdı tebliğ edildiği anda on günlük süre takip edilmeli ve başvuru bu süre içinde yapılmalıdır.


3.4. Takdire Bağlılık ve Somut “Mazeret” Eşiği (Uygulamada Kabul Kriteri)

5275 sayılı Kanun m.17/1’deki “ertelenebilir” ifadesi, ceza süresi ve çağrı şartları sağlansa bile infazın ertelenmesinin otomatik bir hak olmadığını; kararın Cumhuriyet Başsavcılığının takdirinde bulunduğunu gösterir. Bu nedenle “süre sınırının altındayım ve süresinde geldim” demek tek başına yeterli olmayabilir. Uygulamada talebin makul, hayatın olağan akışına uygun, somut ve belgelenebilir bir gerekçeye dayanması kabul ihtimalini artırır.


Bu “mazeret” eşiğini anlamanın en pratik yolu, aynı maddenin 17/4 fıkrasında infaza ara vermeyi mümkün kılan “zorunlu ve çok ivedi hâller” listesini bir ölçüt olarak görmektir. Her ne kadar m.17/4, infaza başlanmış hâllerde “ara verme”yi düzenlese de; burada sayılan başlıklar, m.17/1 kapsamında erteleme talebinde de mazeretin ağırlığını değerlendirmede yol göstericidir. Örneğin; yükseköğrenimi bitirmeye ilişkin kritik bir dönem, ana/baba/eş/çocuğun ölümü, bu kişilerin sürekli hastalık veya malullüğü nedeniyle ailenin ticari faaliyetinin yürütülememesi veya tarım topraklarının işlenememesi, eş/çocuğun bakıma muhtaç hâle gelmesi ya da hükümlünün kendi hastalığının sürekli tedaviyi gerektirmesi gibi durumlar, “erteleme nedeninin” ciddiyetini somutlaştıran güçlü örneklerdir.


Somutlaştırma açısından, sırf “işlerim var” veya “ailem zor durumda kalır” şeklindeki genel ifadeler yerine; neden şimdi teslim olunduğunda telafisi güç bir sonuç doğacağı, bu sonucun ne kadar sürede ortadan kaldırılabileceği ve hangi süre kadar erteleme istendiği net biçimde kurulmalıdır. Örneğin hasat/teslim dönemindeki zirai faaliyetler, tek yetkili/tek imzalı işletmelerde yetki devrinin yapılmamış olması, bakım yükünün tamamen hükümlü üzerinde kaldığı ağır hastalık hâlleri veya mezuniyet/sınav takviminin kısa vadede kaçırılacak olması, gerekçeyi kuvvetlendiren tipik durumlardır.


Son olarak, bu gerekçelerin belge ile desteklenmesi başvurunun kabul edilme ihtimalini artıracaktır: sağlık iddialarında sağlık kurulu raporu/epikriz ve bakım ihtiyacını gösteren evrak; ticari-zirai iddialarda ticaret sicil kayıtları, vergi levhası, imza/temsil belgeleri, sözleşmeler ve teslim/hasat takvimi; eğitim iddialarında öğrenci belgesi ve sınav/mezuniyet takvimi gibi. Ayrıca unutulmamalıdır ki m.17 hükümleri, terör/örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile mükerrirlere özgü infaz rejimi ve disiplin/tazyik hapsi bakımından uygulanmaz (m.17/6).


4. İnfazın Ertelenmesi Süreleri ve Yasal Sınırlar


Kanun koyucu, infazın ertelenmesi müessesesinin suistimal edilmesini, cezanın infazının yıllarca sürüncemede bırakılmasını ve kamuoyundaki adalet duygusunun zedelenmesini önlemek adına son derece kesin ve aşılamaz süre sınırları ihdas etmiştir.


5275 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası amir hükmü uyarınca, hükümlünün kişisel mazeretine dayanan erteleme kararı, her başvuruda (her defasında) en fazla 1 (bir) yıl olarak verilebilir. Savcılık, sunulan mazeretin niteliğine göre bu süreyi 3 ay, 6 ay veya doğrudan 1 yıl olarak belirleme konusunda geniş bir takdir yetkisine sahiptir.


Hükümlünün mazeretini teşkil eden durum (örneğin ticari iflas riski veya ağır hastanın bakımı) ilk verilen erteleme süresi içinde ortadan kalkmamışsa, hükümlü bu süre dolmadan infaz savcılığına yeniden başvurarak sürenin uzatılmasını talep edebilir. Ancak kanun, bu döngünün sonsuza kadar devam etmesini engellemek için net bir fren mekanizması getirmiştir: Erteleme işlemi, toplamda en fazla iki kez uygulanabilir.


Bu iki temel kuralın (maksimum 1 yıl ve maksimum 2 kez uygulanma) infaz pratiğindeki matematiksel yansıması şudur: Bir mahkûm, kişisel istemine dayanarak cezasının infazını toplamda en fazla 2 yıl (1 yıl + 1 yıl şeklinde) ileri bir tarihe atabilir. Uygulamada dikkat edilmesi gereken hassas nokta şudur; eğer Cumhuriyet Başsavcılığı, hükümlünün ilk başvurusunda sadece 6 aylık bir erteleme süresi verdiyse ve ikinci uzatma başvurusunda da bir 6 ay daha verirse, kanundaki "iki defa uygulanma" sınırı dolmuş olur. Bu durumda hükümlü, kullandığı toplam süre henüz 1 yıl olmasına rağmen (toplam 2 yıllık sınıra ulaşmamış olsa bile) üçüncü bir başvuru yapma hakkını tamamen kaybeder. Bu nedenle, infaz erteleme dilekçesinde talep edilen sürenin mazeretle orantılı olarak doğru temellendirilmesi ve savcılığın takdirinin stratejik olarak yönlendirilmesi büyük önem taşır.


Aşağıdaki tablo, infaz erteleme rejimindeki temel yasal süre parametrelerini özetlemektedir:

Erteleme Parametresi ve Kapsamı

Kanuni Düzenleme (5275 S.K. Md. 17)

Tek Seferlik Maksimum Uygulama Süresi

1 Yıl (12 Ay)

Maksimum Başvuru/Uygulanma Sayısı

En Fazla 2 Kez

Toplam Maksimum Erteleme Kapasitesi

2 Yıl (1+1 şeklinde)

Erteleme Süresinin Sona Ermesinin Sonucu

Hükümlüye yeni bir çağrı yapılır, cezaevine teslim olması hukuki bir zorunluluktur.


5. İnfazına Başlanmış Cezalarda İstisnai Bir Yol: İnfaza Ara Verme (Madde 17/4)


Kanunun 17. maddesinin ilk üç fıkrası, hükümlü henüz ceza infaz kurumuna girmeden yapılan erteleme taleplerini düzenler. Aynı maddenin dördüncü fıkrası ise cezanın infazına başlanmış olsa bile belirli zorunlu durumlarda “infaza ara verme” imkânı tanır.


Birinci fıkradaki sınırlar içinde kalan (kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az) hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, zorunlu ve çok ivedi hâllerde Cumhuriyet Başsavcılığınca infaza ara verilebilir. Kanunda sayılan durumlar “gibi” ifadesiyle bağlandığından örnek niteliğindedir; benzer ağırlıktaki zorunlu durumlar da değerlendirilebilir.


Kanunda örnek olarak sayılan durumlar şunlardır:


  1. Hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi (eğitim hakkının korunması, diploma alma aşamasındaki kritik dönemler).


  2. Hükümlünün ana, babası, eşi veya çocuklarından birinin ölümü.


  3. Ana, baba, eş veya çocukların sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle, ailenin geçimini sağlayan ticari faaliyetlerin yürütülebilmesinin veya ailenin hayatta kalmasını sağlayan tarım topraklarının işlenebilmesinin fiilen imkânsız hâle gelmesi.


  4. Hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle doğrudan hükümlünün bakımına muhtaç olmaları.


  5. Hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi.


Cezanın infazı sırasında uygulanan bu “infaza ara verme”, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerle verilebilir ve iki defadan fazla uygulanamaz. Bu süre, 14.04.2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunla “altı ay”dan “bir yıl”a çıkarılmıştır. Ara verilen sürede ceza infaz edilmiş sayılmaz; süre dolduğunda hükümlü kuruma dönerek cezasının kalan kısmını çekmeye devam eder.


6. Devletin Kendini Koruma Refleksi: Güvence (Teminat) ve Şarta Bağlama Mekanizması


İnfaz savcılığı erteleme güvence bedeli ödemesi

Devletin, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunan bir suçluya cezaevine girmeden önce sivil hayatta kalma hakkı tanıması, kamu düzeni açısından hükümlünün kaçma, saklanma veya yeni bir suç işleme riskini göze alması anlamına gelir. Yasa koyucu bu riski en aza indirmek, hükümlüyü sisteme bağlamak ve erteleme süresinin sonunda kendiliğinden cezaevine teslim olmasını sağlamak amacıyla "güvence (teminat)" sistemini kurgulamıştır.


5275 sayılı Kanun’un 17. maddesinin beşinci fıkrasına göre erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya başka bir şarta bağlanabilir. Güvence, örneğin belirli bir miktar paranın yatırılması şeklinde istenebilir; kanun, 17. madde bakımından güvencenin türünü ve miktarını ayrıca belirlememiştir.


Miktar belirlenirken hükmedilen cezanın ağırlığı, suçun niteliği ve hükümlünün ekonomik durumu gibi hususların gözetilmesi ölçülülük ilkesinin gereğidir. Nitekim çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlünün cezasının ertelenmesini düzenleyen 16/A maddesi, güvence miktarının hükümlünün ekonomik durumu göz önünde bulundurularak belirleneceğini açıkça öngörmektedir.


Erteleme kararı güvence şartına bağlanmışsa, güvence yatırılmadıkça erteleme uygulanmaz ve infaz işlemleri devam eder. Güvencenin hangi koşullarda iade edileceği savcılık kararında belirtilen şartlara göre belirlenir; bu nedenle kararın içeriği dikkatle incelenmeli ve erteleme süresinin sonunda hükümlü ceza infaz kurumuna teslim olmalıdır.


7. Hükümlünün İstemiyle Ertelemenin Uygulanmadığı Hâller (m.17/6)


5275 sayılı Kanun’un 17. maddesinin altıncı fıkrası, hükümlünün istemiyle ertelemenin ve infaza ara vermenin uygulanmayacağı hâlleri sınırlı olarak saymıştır. Bu kapsamdaki hükümlüler, cezaları süre sınırının altında kalsa bile 17. maddeden yararlanamaz. Ancak bu yasak yalnızca 17. madde içindir; hastalık veya gebelik nedeniyle ertelemeyi düzenleyen 16. madde ile çocuğun hastalığına ilişkin 16/A maddesi kendi şartlarına göre ayrıca değerlendirilir.


Kanundaki istisnalar ve kapsamları şöyledir:

Kanundaki İstisna (m.17/6)

Kapsam ve Açıklama

Terör suçları ve örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar

Terör suçlarından veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan mahkûm olanlar hakkında 17. madde uygulanmaz (m.17/6-a). Bir suçun bu kapsamda olup olmadığı, hükümdeki suç vasfına göre belirlenir.

Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar

Türk Ceza Kanunu’nun 102-105. maddelerinde düzenlenen cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel taciz suçlarından mahkûm olanlar (m.17/6-a).

Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler

Suçta tekerrür (TCK m.58) nedeniyle hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilen hükümlüler (m.17/6-b).

Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar

Örneğin icra hukukunda nafaka borcunu ödememe veya taahhüdü ihlal gibi hâllerde verilen tazyik hapsi ile disiplin hapsi, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamaya yöneliktir ve 17. madde kapsamında ertelenmez (m.17/6-c).


8. Verilen Erteleme Kararının İptali (Kaldırılması) ve Hukuki Sonuçları


Devletin hükümlüye bahşettiği erteleme hakkı, sınırsız, koşulsuz ve denetimsiz bir özgürlük alanı değildir. Hükümlünün bu süre zarfında toplum kurallarına harfiyen uyması beklenir. 5275 sayılı Kanun'un 17/3. maddesi, erteleme süresi içerisinde hükümlünün suça karışması durumunda karşılaşacağı ağır yaptırımı ve lütfun geri alınmasını düzenler.


Eğer hükümlü, kendisine tanınan erteleme süresi içerisinde (örneğin 1 yıllık erteleme kararı alınmış ve henüz 4. ayındayken) kasten işlenen yeni bir suç işlerse ve bu yeni suç iddiasıyla ilgili olarak hakkında soruşturma yürütülüp Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlenerek mahkemece kabul edilirse (yani kamu davası açılırsa), verilmiş olan infaz erteleme kararı derhal ve otomatik olarak kaldırılarak iptal edilir.


Bu yasal düzenlemedeki en can alıcı hukuki nokta "kamu davası açılması" kriteridir. Hükümlünün işlediği iddia edilen yeni suçtan dolayı yargılanıp mahkûm olması veya yeni cezasının kesinleşmesi beklenmez. Sadece suç şüphesinin, bir iddianameyle mahkeme önüne taşınacak kadar kuvvetli olması (kamu davasının açılması), ertelemenin iptali için yeterli görülmüştür. Modern ceza hukukunun temel direği olan "masumiyet karinesi" ile infaz rejiminin güvenliği arasındaki bu ince çizgide yasa koyucu, tercihini kamu güvenliğinden yana kullanmıştır. Zira infazın ertelenmesi anayasal bir hak değil, şartlara bağlı bir yasal imtiyazdır ve yeni bir kastî suç şüphesi bu imtiyazın temelindeki güven ilişkisini yıkar.


Erteleme kararı kaldırıldığında ceza derhal infaz edilir (m.17/3); hükümlü kendiliğinden gelmezse yakalanması için gerekli işlemler yapılır. Kanun yalnızca “kasten işlenen bir suçtan” açılan kamu davasını kaldırma sebebi saydığından, erteleme süresi içinde taksirli bir suçtan (örneğin yaralamalı trafik kazası) dava açılması erteleme kararını kendiliğinden kaldırmaz. Bu nedenle kast ile taksir ayrımı sonuç bakımından önemlidir.


9. İnfazın Ertelenmesinde Başvuru Prosedürü ve Yasal İtiraz Yolları


İnfazın ertelenmesi, sürelerin (özellikle çağrı kâğıdının tebliğinden itibaren on günlük sürenin) belirleyici olduğu teknik bir süreçtir. Süre kaçırıldığında veya başvuru eksik belgeyle yapıldığında erteleme imkânı kaybedilebileceğinden, başvurunun hazırlanmasında bir avukattan hukuki destek alınması yararlı olur.


9.1. Başvuru Makamı ve Şekli

17. madde kapsamındaki erteleme talebini karara bağlayan makam, hükmün infazını yürüten Cumhuriyet Başsavcılığıdır (infaz bürosu). Bu nedenle talep, hükmü veren mahkemeye değil başsavcılığa yapılır. Bunun istisnası, birlikte işlenen suçlarda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280. maddesinin üçüncü fıkrası ve 306. maddesinin uygulanma olanağı bulunan hâllerde hükmü veren ilk derece mahkemesinden infazın ertelenmesinin veya durdurulmasının istenebilmesidir (5275 s. K. m.17/A).


Hükümlü, çağrı kâğıdını gönderen başsavcılığın bulunduğu yerden farklı bir şehirdeyse, başvurusunu nasıl ileteceğini ilgili infaz bürosundan teyit etmeli ve on günlük süreyi kaçırmamalıdır. Karar her durumda infazı yürüten başsavcılık tarafından verilir.


Başvuru dosyası hazırlanırken sunulacak "İnfazın Ertelenmesi Talebi Dilekçesi", hukuki bir ciddiyetle kaleme alınmalı; hükümlünün T.C. kimlik numarası, mahkeme dosya esas ve karar numaraları, infaz savcılığı ilamat numarası, talep edilen kesin erteleme süresi ve dayanılan spesifik hukuki/şahsi mazeretler hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açıklanmalıdır. Dilekçe asla soyut iddialardan ibaret olmamalı; mazereti kanıtlayan her türlü resmi evrak (hastane epikriz raporları, ölüm belgeleri, ticaret odası kayıtları, öğrenci belgeleri) dilekçeye eklenmelidir.


9.2. Talebin Reddine Karşı Hukuki Yollar (Şikâyet ve İtiraz)

Tüm şartlar sağlandığı hâlde başsavcılık erteleme talebini reddederse, hükümlü bu karara karşı hukuki yola başvurabilir.


14.04.2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunla 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 4. maddesine eklenen hükümle, Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı infaz hâkimliğine şikâyet yolu açıkça düzenlenmiştir. Şikâyet, kararın öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, her hâlde kararın verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır (4675 s. K. m.5). Şikâyet dilekçesi doğrudan infaz hâkimliğine verilebileceği gibi Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla da sunulabilir.


İnfaz hâkiminin şikâyet üzerine verdiği karara karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde infaz hâkimliğinin yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir (4675 s. K. m.6). Yukarıda anılan 13.03.2025 tarihli Yargıtay kararına konu dosyada da başsavcılığın ret kararına karşı önce infaz hâkimliğine şikâyette bulunulmuş, ardından itiraz yoluna gidilmiştir. Savcılığın takdir yetkisi bulunduğundan, sonucu büyük ölçüde başvuruda ileri sürülen mazeretin somut ve belgeli olması belirler.


10. İnfazın Ertelenmesinde Diğer Kanuni Nedenler ve Mukayeseli Bakış


5275 sayılı Kanun’da hükümlünün kişisel istemine dayanmayan başka erteleme (geri bırakma) sebepleri de vardır. Bunlarda 17. maddedeki üç ve beş yıllık sınırlar aranmaz; ancak her birinin kendine özgü şartları bulunur:


  • Hastalık ve engellilik nedeniyle erteleme (m.16/2 ve 16/6): Cezanın infazı mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa infaz iyileşinceye kadar geri bırakılır. Ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı ise iyileşinceye kadar geri bırakılabilir. Karar, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen veya onaylanan rapor üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir (m.16/3).


  • Akıl hastalığı (m.16/1): Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geri bırakılır ve hükümlü iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanunu’nun 57. maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır. Geri bırakma kararı için gereken raporlar Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenir veya onaylanır.


  • Gebelik ve doğum (m.16/4-5): Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya annesinden başka birine verilmişse, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur. Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında bu erteleme uygulanmaz.


  • Çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlü (m.16/A): Toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan ya da adli para cezasından çevrilen hapsi infaz edilecek kadın hükümlünün, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan on sekiz yaşını doldurmamış çocuğu varsa ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilirse, cezasının infazı bir yıla kadar ertelenebilir. Erteleme her defasında altı ayı geçmemek üzere en çok dört kez uzatılabilir; hükümlüye yurt dışına çıkamama yükümlülüğü ile kanunda sayılan diğer yükümlülüklerden en az biri getirilir.


Tüm bu istisnai kurumlar, modern Türk hukukunun "cezalandırırken insan onurunu ve yaşam hakkını koruma" prensibinin yansımalarıdır.


11. Sıkça Sorulan Sorular


İnfazın ertelenmesi hakkında vatandaşların sıkça sorduğu sorular 2026

1. İnfaz erteleme kararı tek seferde en fazla ne kadar sürebilir? 

Hükümlünün istemiyle yapılan erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere verilebilir. Başsavcılık, mazeretin niteliğine göre örneğin üç veya altı ay gibi daha kısa bir süre de belirleyebilir.


2. İnfaz erteleme hakkımı toplamda kaç kez ve ne kadar süreyle kullanabilirim? 

Erteleme en fazla iki kez uygulanabilir. Her biri en çok bir yıl olduğundan toplam süre en fazla iki yılı bulabilir; ancak daha kısa sürelerle verilen iki erteleme de bu hakkı tüketir.


3. Adli sicil (sabıka) kaydım infaz erteleme kararı alınca temizlenir mi? 

Hayır. İnfazın ertelenmesi kurumu bir af yasası veya beraat kararı değildir. Mahkûmiyet kararınız adli sicil kayıtlarınızda yer almaya devam eder; alınan karar sadece sizin cezaevine teslim olacağınız tarihi hukuken ileriye atar.


4. Evime çağrı kâğıdı geldi ancak gitmedim ve hakkımda yakalama kararı çıktı. Yine de erteleme talep edebilir miyim? 

Hayır. 17. madde yalnızca çağrı üzerine gelen hükümlüye uygulanır. Çağrı kâğıdının tebliğinden itibaren on gün içinde gelmeyen hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılır ve bu durumda istem üzerine erteleme kural olarak mümkün olmaz.


5. Silahlı terör örgütü üyeliği veya cinsel istismar suçlarından ceza alanlar bu haktan yararlanabilir mi? 

Hayır. Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar hakkında 17. madde uygulanmaz (m.17/6). Hastalık veya gebelik nedeniyle ertelemeyi düzenleyen 16. madde ise kendi şartlarına göre ayrıca değerlendirilir.


6. Ayrı ayrı iki mahkeme dosyam var; biri hakaret (1 yıl), diğeri kasten yaralama (2 yıl 6 ay). Her ikisi de 3 yılın altında. Erteleme hakkım var mı? 

Hayır. Kesinleşip infaza verilen birden fazla cezanız varsa süre şartı cezaların toplamına göre değerlendirilir. Toplam 3 yıl 6 ay olduğundan kasten işlenen suçlar için öngörülen üç yıllık sınır aşılır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 13.03.2025, 2024/5581 E., 2025/2052 K.).


7. İnfazım ertelendiği süre içerisinde yeni bir suça karıştım. Karar iptal olur mu? 

Erteleme süresi içinde hakkınızda kasten işlenen bir suçtan kamu davası açılırsa erteleme kararı kaldırılır ve ceza derhal infaz edilir; yeni davanın sonuçlanması beklenmez. Taksirle işlenen bir suçtan (örneğin trafik kazası) dava açılması ise ertelemeyi kendiliğinden kaldırmaz.


8. Savcılık erteleme işlemi için benden para talep edebilir mi? 

Evet. Erteleme isteminin kabulü güvence gösterilmesine veya başka bir şarta bağlanabilir (m.17/5). Güvencenin türü, miktarı ve iadesine ilişkin koşullar savcılık kararında belirtilir.


9. Hapis cezamı çekmek üzere cezaevine girdim. Üniversite son sınıf öğrencisiyim, diplomamı almak için dışarı çıkabilir miyim? 

Cezanız 17. maddedeki sınırlar içindeyse (kasten işlenen suçlarda üç, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az), infaza başlanmış olsa bile yükseköğrenimi bitirebilme gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerle infaza ara verilebilir. Ara verme iki defadan fazla uygulanamaz.


10. Savcılık infaz erteleme başvurumu reddetti. Bir üst mahkemeye itiraz hakkım var mı? 

Ret kararına karşı infaz hâkimliğine şikâyet yoluna gidebilirsiniz. Şikâyet, kararı öğrendiğiniz tarihten itibaren on beş gün, her hâlde karar tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır (4675 s. K. m.5). İnfaz hâkiminin kararına karşı da tebliğden itibaren iki hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir (m.6).


11. Taksirli bir trafik kazasından dolayı 4 yıl 2 ay hapis cezası aldım. Cezam üç yılı geçtiği için erteleme isteyemez miyim? 

İsteyebilirsiniz. Kasten işlenen suçlarda sınır üç yıl iken taksirle işlenen suçlarda beş yıldır. Cezanız beş yıl veya daha az olduğundan, diğer şartları taşımanız ve mazeretinizi belgelendirmeniz hâlinde başvuru yapabilirsiniz; başka kesinleşmiş cezanız varsa toplam süre dikkate alınır.


12. Erteleme için savcılığa verdiğim süre dolduğunda süreç nasıl işler? 

Erteleme süresinin sonunda hükümlünün cezasını çekmek üzere teslim olması gerekir. Teslim olunmazsa yakalanması için yakalama emri çıkarılabilir; bu nedenle erteleme kararında belirtilen tarih ve yükümlülükler dikkatle takip edilmelidir.


13. Cezam kasten işlenen suçlarda üç yılı, taksirle işlenen suçlarda beş yılı aşıyorsa ne olur?

Bu durumda 17. maddedeki erteleme ve ara verme hükümleri uygulanmaz; hükümlüye çağrı kâğıdı gönderilmeden doğrudan yakalama emri çıkarılır (m.19/2). Hastalık, gebelik veya çocuğun ağır hastalığı gibi 16. ve 16/A maddelerindeki durumlar ise kendi şartlarına göre ayrıca değerlendirilir.



Av. Mete ŞAHİN, Ankara Yenimahalle’deki bürosunda infaz ertelemesi, infaza ara verme ve infaz hâkimliğine şikâyet başvurularında hukuki destek vermektedir. Görüşme için iletişim sayfasındaki bilgileri kullanabilirsiniz.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.

Yorumlar


bottom of page