Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma (CMK Madde 253): 2026 Güncel Mevzuat, 7571 Sayılı Kanun Değişiklikleri ve Ankara Yenimahalle Uygulamaları
- Av. Mete ŞAHİN

- 25 Şub
- 17 dakikada okunur

A. Giriş ve Onarıcı Adalet Paradigmasının Türk Ceza Hukukundaki Yeri
Ceza adaleti sistemi, tarihsel süreç içerisinde suçluyu salt cezalandırma ve toplumdan izole etme odaklı "cezalandırıcı adalet" (retributive justice) anlayışından, fail ile mağdur arasındaki uyuşmazlığın onarılmasını merkeze alan "onarıcı adalet" (restorative justice) modeline doğru köklü bir paradigma kayması yaşamıştır. Modern ceza hukukunun temel felsefesini oluşturan ve devletin müdahalesini en son seçenek olarak gören "ultima ratio" (son çare) ilkesi, bireyler arasındaki uyuşmazlıkların mümkün mertebe yargısal süreçler dışında, tarafların özgür iradeleriyle çözülmesini emretmektedir. Türk hukuk sisteminde bu felsefi temelin en somut ve işlevsel yansıması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 253. maddesinde düzenlenen "Uzlaştırma" kurumudur. Bu kurum, suç nedeniyle bozulan toplumsal barışın yeniden tesis edilmesini, mağdurun maddi veya manevi zararının en hızlı biçimde giderilmesini ve failin uzun yargılama süreçlerinin yıpratıcı etkilerinden korunarak topluma yeniden entegre olmasını hedeflemektedir.
Özellikle 2026 yılı itibarıyla Türk ceza adalet sisteminde uzlaştırma mekanizması, 25 Aralık 2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve kamuoyunda "11. Yargı Paketi" olarak bilinen 7571 sayılı Kanun ile yapısal ve stratejik değişikliklere uğramıştır. Bu reformlar, bir yandan yargının iş yükünü rasyonel bir seviyeye çekmeyi hedeflerken, diğer yandan dijitalleşen suç biçimlerine ve değişen toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilmek adına kanun koyucunun suç politikalarındaki güncel reflekslerini ortaya koymaktadır. Devletin cezalandırma tekelini, belirli suç tipleri ve belirli şartlar altında tarafların uzlaşma iradesine devretmesi, yalnızca hukuki bir usul işlemi değil, aynı zamanda toplumsal uzlaşı kültürünü besleyen sosyolojik bir hamledir.
Hukuki süreçlerin teori ile pratiği arasındaki köprü, yerel adliye dinamiklerinde kurulmaktadır. Gerek soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılarının sevk işlemleri, gerekse bağımsız uzlaştırmacıların yürüttüğü müzakere süreçleri, spesifik usul kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu detaylı blog yazısı, CMK Madde 253 hükümlerini, 2026 yılındaki en son yasal güncellemeleri, Yargıtay içtihatlarını ve Ankara Yenimahalle özelindeki yerel uygulama dinamiklerini eksiksiz bir biçimde analiz etmeyi amaçlamaktadır.
B. Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 253 Kapsamında Uzlaştırmanın Maddi ve Şekli Şartları
Bir ceza soruşturmasının uzlaştırma usulüne tabi tutulabilmesi için kanun koyucu tarafından belirlenen maddi ve şekli şartların kümülatif olarak gerçekleşmesi zorunludur. Uzlaştırma kurumu her suç tipine veya her faile uygulanamayan, istisnai sınırları özenle çizilmiş bir onarıcı adalet mekanizmasıdır. Sürecin başlayabilmesi için öncelikle ortada uzlaşmaya tabi bir suçun bulunması ve bu suçun işlendiğine dair "yeterli şüphe" derecesine ulaşılmış olması gerekmektedir.
1. Yeterli Şüphe ve Savcılık Makamının Filtreleme Görevi
CMK Madde 253'ün dördüncü fıkrası uyarınca, soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tabi olması tek başına yeterli değildir; aynı zamanda kamu davası açılması için CMK Madde 170 anlamında "yeterli şüphenin" bulunması şarttır. Bu kuralın dogmatik temeli, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkıdır. Cumhuriyet savcısı, önüne gelen bir şikâyet veya ihbar üzerine derhal uzlaştırma bürosuna sevk işlemi yapamaz. Öncelikle delilleri toplamalı, şüphelinin isnat edilen eylemi gerçekleştirdiğine dair yüzde ellinin üzerinde bir ihtimal (yeterli şüphe) bulgularına ulaşmalıdır. Aksi takdirde, suç işlediğine dair yeterli delil bulunmayan bir şüphelinin uzlaştırma masasına oturtulması ve ondan bir edim (tazminat, özür vb.) talep edilmesi, devletin adalet dağıtma fonksiyonuyla bağdaşmaz. Delillerin yetersiz olduğu durumlarda savcılık makamı, uzlaştırma yoluna gitmeksizin doğrudan Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (Takipsizlik) vermelidir. Sadece iddianame düzenlenmesini gerektirecek ağırlıkta delil bulunan dosyalar uzlaştırma bürosuna tevdi edilir.
2. Taraf Ehliyeti: Mağdurun Niteliği ve Kamunun Dışlanması
Uzlaştırma mekanizmasının doğası gereği, karşılıklı müzakere ve serbest irade ile anlaşılabilecek tarafların varlığı zorunludur. CMK Madde 253'ün birinci fıkrası, uzlaştırma girişiminde bulunulacak kişileri "şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi" olarak kesin bir sınırla belirlemiştir. Bu normatif düzenlemenin en büyük sonucu, kamu kurum ve kuruluşlarının (Devlet tüzel kişiliği, bakanlıklar, belediyeler, kamu iktisadi teşebbüsleri vb.) mağdur veya suçtan zarar gören sıfatıyla yer aldığı suçlarda uzlaştırma hükümlerinin kesinlikle uygulanamamasıdır. Kamunun uğradığı zarar, bireylerin kendi aralarındaki müzakere ile tasfiye edemeyeceği, üstün bir kamu yararı barındırır. Özel hukuk tüzel kişileri (şirketler, dernekler, vakıflar) ise yetkili temsilcileri aracılığıyla uzlaştırma sürecine dahil olabilir ve iradelerini yansıtabilirler.
C. Uzlaşmaya Tabi Suçların Sınırları ve 2026 Güncel Analizi

Kanun koyucu, uzlaşmaya tabi suçları CMK Madde 253/1 altında üç ana kategoriye ayırmıştır. Bu kategorizasyon, suçun toplumsal etkisini, koruduğu hukuki değeri ve mağdurun şikâyet hakkını merkeze alan teleolojik bir yaklaşımla yapılmıştır.
Birinci kategori, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlardır. Türk Ceza Kanunu'nda veya özel kanunlarda yer alan bir suç, takibi şikâyete bağlı olarak düzenlenmişse, aksine açık bir yasaklayıcı hüküm bulunmadıkça kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Şikâyetten vazgeçmenin ohukuki sonuç doğurduğu bir sistemde, tarafların adli makamlar gözetiminde anlaşmasını sağlamak, hukukun tutarlılığı açısından bir gerekliliktir.
İkinci kategori ise, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın doğrudan kanun metninde sınırlı sayıda (numerus clausus) belirtilen katalog suçlardır. Bu suçlar, nitelikleri gereği şikâyete bağlı olmasalar dahi, toplumsal barışın sağlanması adına uzlaşmaya açılmıştır.
TCK Maddesi | Suçun Tanımı | Kapsam ve İstisnai Durumlar Üzerine Analiz |
Madde 86/1-2, 88 | Basit kasten yaralama fiillerini kapsar. Ancak üçüncü fıkrada yer alan silahla, canavarca hisle veya kamu görevlisine karşı işlenen nitelikli haller uzlaştırma kapsamı dışındadır. | |
Madde 89 | Taksirle Yaralama | Trafik kazaları ve iş kazaları neticesinde oluşan yaralanmalar bu kapsama girer. Bilinçli taksir durumu da uygulamada uzlaştırma çerçevesinde değerlendirilmektedir. |
Madde 106/1 | Sadece maddenin birinci fıkrasında yer alan basit tehdit halleri uzlaştırmaya tabidir. Silahla veya birden fazla kişiyle işlenen nitelikli tehditler kapsam dışıdır. | |
Madde 116 | Konut Dokunulmazlığının İhlali | Bireyin özel yaşam alanının mahremiyetini ihlal eden fiillerdir. Komşuluk ilişkilerinden doğan ihtilaflarda en sık uzlaşılan suç tiplerindendir. |
Madde 117/1, 119/1-c | İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali | Çalışma barışını korumak amacıyla 7188 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamına dahil edilmiştir. İşçi-işveren uyuşmazlıklarının ceza boyutunu onarır. |
Madde 141 | Hırsızlık | Yalnızca basit hırsızlık (örneğin açık alanda bırakılan bir eşyanın çalınması) dahildir. Gece vakti veya kilit kırmak suretiyle işlenen nitelikli hırsızlıklar uzlaşma dışıdır. |
Madde 155/1-2 | Güveni Kötüye Kullanma | Ticari veya mesleki sıfatın kötüye kullanılması haricindeki temel güven ihlallerini kapsar. |
Madde 157 | Dolandırıcılık | Basit dolandırıcılık eylemleri kapsama dahildir. Bilişim sistemleri veya banka araçları kullanılarak işlenen nitelikli dolandırıcılık (TCK 158) kesinlikle uzlaşma yasağına tabidir. |
Madde 165 | Suç Eşyasının Satın Alınması | Çalıntı bir malı bilerek satın alan veya kabul eden kişinin, eşyanın değerini iade ederek mağdurla uzlaşabilmesine imkan tanır. |
Madde 234 | Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması | Aile içi velayet anlaşmazlıklarında ortaya çıkan bu suç, çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilerek pedagojik bir yaklaşımla uzlaştırılmaya çalışılır. |
Madde 239 | Ticari Sırrın Açıklanması | Dördüncü fıkra hariç olmak üzere, ekonomik hayatın gizliliğini ihlal eden durumları, ticari itibarı koruyarak sessizce çözmeyi amaçlar. |
Üçüncü kategori ise suça sürüklenen çocuklar (SSÇ) bakımından öngörülen pozitif ayrımcılıktır. CMK Madde 253/1-c uyarınca, mağdurun gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması şartıyla, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar, suça sürüklenen çocuklar yönünden uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Çocuk adalet sisteminde çocuğun cezalandırılmasından ziyade eğitilmesi ve ıslahı esastır. Bu nedenle yetişkinler için uzlaşma yasağı kapsamında olan bazı suçlar, üç yıllık üst sınır barajını aşmadıkları takdirde çocuklar için onarıcı adaletin bir parçası haline gelmektedir.
D. Uzlaştırmada Mutlak Yasaklar: Toplumsal Hassasiyetler ve Kamu Güvenliği
Uzlaştırma kurumu, mağdurun serbest iradesine dayansa da kanun koyucu bazı suç tiplerinde devletin müdahalesini zorunlu görmüş ve mağdurun rızası olsa dahi uzlaştırmayı kesin bir dille yasaklamıştır. CMK Madde 253'ün üçüncü fıkrası, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda (TCK Madde 102, 103, 104, 105) uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini emreder. Cinsel suçlar, bireyin bedensel ve ruhsal bütünlüğüne yönelik en ağır saldırılar arasında yer aldığından, bu suçların failleri ile mağdurlarının bir masaya oturtularak pazarlık yapması insan onuruyla bağdaşmaz ve ikincil mağduriyete yol açar.
Benzer şekilde, 5237 sayılı TCK'ya eklenen Israrlı Takip suçu (Madde 123/A) da kadına yönelik şiddetle ve aile içi şiddetle mücadelenin bir parçası olarak uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. Failin sistematik olarak mağduru takip etmesi ve psikolojik şiddet uygulaması, uzlaşma müzakerelerinde mağdurun özgür iradesini sakatlayacak bir tahakküm ilişkisi doğuracağından, kanun koyucu bu alanda devletin koruyucu gücünü aktif tutmayı tercih etmiştir.
Bunun yanı sıra, terör suçları, anayasal düzene karşı işlenen suçlar ve kamu güvenliğini ağır biçimde tehdit eden eylemler, mağduriyet doğrudan devlete ve topluma yönelik olduğu için doğası gereği uzlaşma yasakları alanındadır.
E. 2026 Hukuk Reformu: 7571 Sayılı Kanun ve Hakaret Suçunun Uzlaştırmadan Çıkarılması

Türk hukuk sisteminde 2026 yılı, onarıcı adalet mekanizmalarının kapsamının radikal bir biçimde yeniden kalibre edildiği bir dönüm noktasıdır. 25 Aralık 2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (11. Yargı Paketi), uzun süredir tartışılan uygulama sorunlarını çözmek amacıyla yürürlüğe girmiştir.
Bu reformun en çarpıcı maddesi, Hakaret (TCK Madde 125) suçunun uzlaştırma kapsamından tamamen çıkarılarak "Önödeme" (TCK Madde 75) müessesesine devredilmesidir. Sosyal medyanın ve dijital iletişim platformlarının hayatın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte, hakaret suçu istatistiklerinde daha önce benzeri görülmemiş bir patlama yaşanmıştır. Birbirini fiziksel olarak hiç tanımayan insanların dijital ortamlardaki anlık öfke patlamaları neticesinde açılan milyonlarca soruşturma dosyası, uzlaştırma bürolarının asıl odaklanması gereken ağır suçlara vakit ayırmasını imkansız hale getirmiş ve adliye koridorlarını kilitlemiştir.
Kanun koyucu, dijital ortamda veya yüz yüze işlenen hakaret eylemlerinin, tarafların bir araya gelerek onarıcı adalet felsefesiyle çözmesinden ziyade, devlete ödenecek maktu bir idari-cezai bedel ile hızlıca tasfiye edilmesinin kamu yararına daha uygun olduğuna karar vermiştir. TCK Madde 75'te yapılan değişiklikle, hakaret suçu failine savcılık tarafından bir önödeme miktarı tebliğ edilecek, fail bu miktarı on gün içinde Devlet Hazinesi'ne ödediği takdirde hakkında takipsizlik kararı verilecektir. Bu durum, mağdurun uzlaşma masasındaki pazarlık gücünü ortadan kaldırmış, ancak devletin yargı yükünü devasa oranda hafifletmiştir. Ancak, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçları bu önödeme kolaylığından da muaf tutularak, devletin kurumsal otoritesinin zedelenmesi engellenmiştir.
2026 değişikliklerinin zaman bakımından uygulanması kurallarına göre; 25 Aralık 2025 tarihinden önce uzlaşması sağlanmış, raporu imzalanmış ve derdest olan dosyalar bu değişiklikten etkilenmeyecektir. Yani eski kanun döneminde hakaret suçu için uzlaşan bir fail, "Artık bu suç önödemeye girdi, uzlaşmadan vazgeçip önödeme yapacağım" diyerek süreci geriye yürütemez. Ancak uzlaşmanın bozulması veya edimin yerine getirilmemesi halinde yargılama eski hükümlere göre devam edecektir.
1. CMK 253/3 Ek Cümle: İçtima ve Önödeme Kesişimi İstisnası
Hukuk pratiğinde uzlaştırmanın önündeki en büyük usuli engellerden biri "birlikte işlenme" yasağıydı. CMK Madde 253/3'ün eski metnine göre; uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanamıyordu. Örneğin, failin mağdura hem hakaret etmesi (eskiden uzlaşmaya tabiydi) hem de cinsel tacizde bulunması (uzlaşma yasağı) durumunda, hakaret suçu da uzlaştırma bürosuna gidemiyor, doğrudan mahkemeye sevk ediliyordu.
Ancak hakaret suçunun 7571 sayılı Kanun ile uzlaştırmadan çıkarılıp önödemeye (TCK 75) tabi tutulması, uygulamada devasa bir boşluk ve tehlike yarattı. Zira uygulamada kasten yaralama (uzlaşmaya tabi) ve hakaret (artık önödemeye tabi) suçları genellikle aynı kavga silsilesi içinde işlenmektedir. Eski kural aynen kalsaydı, önödemeye tabi olan hakaret, kasten yaralamanın uzlaşmasını da zehirleyecek ve tüm dosyalar mahkemeye yığılacaktı.
Kanun koyucu bu krizi öngörerek 7571 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile CMK Madde 253/3'e son derece stratejik bir ek cümle yerleştirmiştir: "Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır".
Bu yerinde müdahale sayesinde, 2026 yılından itibaren savcılıklar dosyaları ayırabilecek; hakaret kısmı için önödeme ihtarında bulunurken, eşzamanlı olarak kasten yaralama kısmı için dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderebilecektir. Bu düzenleme, failin haklarından mahrum bırakılmasını engelleyen mükemmel bir denge mekanizmasıdır.
F. Uzlaştırma Sürecinin Usuli Adımları ve Kesin Süreler
Uzlaştırma süreci, bireylerin kaderini etkileyen adli bir süreç olduğundan, her bir aşaması sıkı usul kurallarına ve kesin hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. Usule aykırı gerçekleştirilen bir uzlaştırma işleminin geçersiz olduğu ve yargılama aşamasında mahkemenin dosyayı yeniden uzlaştırma bürosuna göndermek zorunda kalacağı, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2022/10737 E. ve 2024/11926 K. sayılı ilamıyla istikrar kazanmış bir içtihattır.
1. Teklif Aşaması ve Yedi Günlük Düşünme Süresi
Soruşturma dosyasını devralan ve Adalet Bakanlığı Uzlaştırmacı Sicili'ne kayıtlı hukuk fakültesi mezunu uzlaştırmacı, derhal taraflarla iletişime geçer. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Taraflardan birinin reşit olmaması (küçük olması) veya kısıtlı olması halinde teklif bizzat kanuni temsilcilere (veli veya vasi) yapılır ve müzakereler onlar üzerinden yürütülür.
Uzlaştırmacı, teklifi açıklamalı tebligat, istinabe yoluyla veya güncel iletişim araçlarıyla yapabilir. Kendisine teklif yapılan kişi, kararını anında vermek zorunda değildir. Kanun, bireye baskı altında kalmadan serbest iradesiyle karar verebilmesi için bir düşünme payı bırakmıştır. Teklifin yapıldığı tarihten itibaren en geç yedi (7) gün içinde kararını bildirmeyen taraf, uzlaşma teklifini reddetmiş sayılır (CMK m. 253/4). Bu yedi günlük hak düşürücü süre kesin olup, uzatılması veya eski hale getirilmesi mümkün değildir.
Ayrıca, resmi mercilere (Mernis veya Nüfus Müdürlüğü) beyan edilmiş adreste bulunmama, yurt dışında olma veya taraflara hiçbir şekilde ulaşılamaması hallerinde, adalet çarkının tıkanmaması adına uzlaştırma usulü işletilmez ve savcılık makamı standart soruşturma işlemlerine kaldığı yerden devam eder (CMK m. 253/6).
2. Müzakerelerin Yürütülmesi, Süre Sınırları ve Gizlilik İlkesi
Teklifin her iki tarafça da kabul edilmesiyle birlikte uzlaşma müzakereleri safhasına geçilir. Uzlaştırmacı, kendisine dosyanın ve belgelerin verilmesinden itibaren en geç otuz (30) gün içinde işlemleri sonuçlandırmak zorundadır. Şayet uyuşmazlığın karmaşıklığı, tarafların sayısının fazlalığı veya ek görüşme ihtiyaçları doğarsa, uzlaştırma bürosu savcısının onayıyla bu süre her defasında yirmi günü geçmemek şartıyla en fazla iki kez uzatılabilir. Dolayısıyla bir uzlaştırma sürecinin azami yasal ömrü 70 gün ile sınırlandırılmıştır (CMK m. 253/12).
Müzakerelere şüpheli, mağdur, yasal temsilciler ile şüphelinin müdafii (avukatı) ve mağdurun vekili katılabilir. Müzakerelerin en temel taşıyıcı kolonu gizlilik ilkesi ve buna bağlı delil yasağıdır. CMK Madde 253/20 uyarınca, müzakereler sırasında tarafların suça ilişkin yaptıkları açıklamalar, ikrarlar (suçu kabul etme) veya beyanlar hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz. Örneğin, şüphelinin "Evet bu telefonu ben çaldım, özür dilerim parasını ödeyeyim" şeklindeki bir beyanı uzlaşma sağlanamazsa ceza mahkemesinde aleyhine delil olarak sunulamaz. Bu kural, failin dürüstçe yüzleşmesini teşvik etmek için getirilmiş muazzam bir güvencedir.
3. Dijital Müzakereler ve TCK 132 Kapsamındaki Ağır Riskler
2026 yılı itibarıyla teknolojinin yaygınlaşması, uzlaştırma görüşmelerinin fiziksel mekanlardan ziyade Zoom, WhatsApp veya FaceTime gibi dijital platformlara taşınmasını hızlandırmıştır. Ancak bu pratiklik beraberinde devasa hukuki riskler getirmektedir. Taraflardan birinin, uzlaşma görüşmesini diğer tarafın ve uzlaştırmacının açık rızası olmaksızın gizlice kayda alması, ekran görüntüsü (screenshot) alması veya sesini kaydetmesi, Türk Ceza Kanunu Madde 132'de düzenlenen "Haberleşmenin Gizliliğini İhlal" suçunu oluşturur.
Bu yasa dışı kayıtlar, delil yasağı kuralı gereği hukuka aykırı delil sayılacağından hiçbir mahkemede işe yaramayacağı gibi, kaydı alan kişiyi ağır bir hapis cezası tehdidiyle karşı karşıya bırakır. Avukatların ve uzlaştırmacıların, sürece başlarken tarafları dijital kayıt yasakları konusunda aydınlatması hayati bir mesleki sorumluluktur.
G. Uzlaşma Edimleri, Seçenekler ve Hukuki Sonuçlar
Uzlaşmanın sağlanması, mağdurun tatmin edildiği ve devletin adalet beklentisinin karşılandığı anlamına gelir. Bu tatmin, tarafların üzerinde mutabık kaldığı bir "edim" (şart) aracılığıyla veya tamamen "edimsiz" (karşılıksız affetme) olarak gerçekleşebilir.
Edim, hukuka, ahlaka ve adaba aykırı olamaz, imkansız bir eylem talep edilemez. Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı standartlarına göre belirlenebilecek edim konuları çok çeşitlidir:
Maddi Tazmin: Mağdurun zararının nakdi olarak ödenmesi veya eşyanın aynen iade edilerek eski hale getirilmesi.
Manevi Onarım: Mağdurdan yüz yüze, yazılı olarak veya bir yayın organı vasıtasıyla özür dilenmesi.
Sosyal Sorumluluk: LÖSEV, TEMA, Kızılay, Mehmetçik Vakfı gibi kamu yararına hizmet veren kurumlara, okullara veya yardıma muhtaç kişilere belirli bir tutarda bağış yapılması.
Toplumsal Hizmet: Belirli bir süre bir kamu kurumunda (örneğin huzurevinde veya hayvan barınağında) ücretsiz hizmet verilmesi veya öfke kontrolü gibi bir rehabilitasyon programına katılım sağlanması.
1. Soruşturma ve Kovuşturma Aşamasındaki Kesin Kararlar
Taraflar edim üzerinde anlaştığında uzlaştırmacı bir rapor hazırlayarak savcıya sunar. Savcı, uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu tespit ederse raporu onaylar.
Soruşturma evresinde şüpheli edimini def'aten (tek seferde ve anında) yerine getirirse, hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK - Takipsizlik) verilir. Devletin cezalandırma süreci daha başlamadan biter.
Eğer edimin ifası ileri bir tarihe bırakılmış (örneğin 3 ay sonra ödenecekse), taksite bağlanmış veya süreklilik arz eden bir fiil ise, şüpheli hakkında Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi kararı verilir. Bu erteleme süresince dava zamanaşımı işlemez. Şüpheli yükümlülüklerini başarıyla tamamlarsa karar KYOK'a dönüşür; aksatır veya yerine getirmezse, savcılık doğrudan kamu davası açarak iddianame düzenler (CMK m. 253/19).
Uzlaştırma prosedürü kural olarak soruşturmada yapılsa da, dava açıldıktan sonra (kovuşturma aşamasında) da istisnai durumlarda uygulanabilir. Örneğin mahkeme, eylemin hukuki niteliğinin değişerek uzlaşmaya tabi bir suça dönüştüğünü tespit ederse dosyayı büroya gönderir. Mahkeme aşamasında uzlaşma sağlanması halinde, sanık hakkında Davanın Düşmesi kararı verilir.
2. Adli Sicil Kaydı (Sabıka) Üzerindeki Pozitif Etki
Uzlaşma kurumunun failler açısından en hayati faydası "etiketleme kuramından" (labeling theory) korumasıdır. Uzlaşma neticesinde verilen KYOK veya Düşme kararları birer mahkûmiyet hükmü (ceza) niteliği taşımaz. Bu nedenle CMK Madde 253/19'un koruyucu şemsiyesi altında, uzlaşma bilgisi adli sicil (sabıka) kaydına kesinlikle işlenmez. Şüpheli, hayatına temiz bir sicille devam eder. Bu durum memuriyet atamalarında, özel sektördeki kariyer basamaklarında, vize alımlarında veya güvenlik soruşturmalarında kişinin önüne bir set çekilmesini engeller. Özellikle suça sürüklenen çocukların geleceğinin karartılmaması adına bu hukuki sonuç paha biçilemez bir değere sahiptir.
3. Tazminat Haklarından Feragat ve İlamlı İcra (İİK Madde 38)
Mağdurlar açısından uzlaştırmanın bağlayıcı sonucu tazminat davaları ile ilgilidir. CMK Madde 253/19 uyarınca uzlaşma sağlandığı takdirde, mağdur ceza mahkemesinde çözdüğü bu uyuşmazlık için Hukuk Mahkemelerinde ayrıca maddi veya manevi tazminat davası açamaz. Eğer daha önceden açılmış derdest bir tazminat davası varsa, uzlaşmanın imzalanmasıyla birlikte o davadan feragat edilmiş sayılır. Sadece uzlaşma anında tespit edilemeyen (örneğin bir yaralama sonrası 6 ay sonra ortaya çıkan kalıcı bir fizyolojik hasar) veya uzlaşmadan sonra doğan zararlar bu kuralın istisnasıdır.
Şüphelinin uzlaşma sözleşmesine imza atıp daha sonra edimini (örneğin 50.000 TL ödemeyi) yerine getirmemesi durumunda mağdur çaresiz kalmaz. Onaylanmış uzlaşma raporu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 38. maddesi anlamında ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır [CMK m. 253/19]. Bu, mağdurun elindeki raporla uzun ve masraflı hukuk davaları açmasına gerek kalmadan, doğrudan icra dairesine giderek mahkeme kararı (ilam) gücünde kesin haciz takibi başlatabileceği anlamına gelir.
H. 2026 Uzlaştırmacı Asgari Ücret Tarifesi ve Finansal Sorumluluk
Ceza adaleti sistemine entegre edilen alternatif çözüm yollarının maliyetleri, adil yargılanma hakkı ve devletin barışı teşvik politikası çerçevesinde dizayn edilmiştir. Temel kaide son derece nettir: Uzlaştırma sürecinde mağdur veya suçtan zarar gören kişi, uzlaştırmacı ücretinden, tebligat masraflarından veya sürecin diğer giderlerinden hiçbir koşulda sorumlu tutulamaz.
Uzlaşma müzakerelerinin olumlu (anlaşma ile) sonuçlanması halinde, sistem başarısını ödüllendirir ve tüm uzlaştırmacı giderleri Devlet Hazinesi tarafından üstlenilir. Şüpheli de bu bedeli ödemez. Ancak uzlaşma olumsuz sonuçlanırsa, bu masraflar yargılama gideri kalemine eklenir ve yargılama sonunda sanığın ceza alması halinde, mahkeme kararıyla sanıktan tahsil edilir.
Adalet Bakanlığı tarafından her yıl güncellenen tarife, 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete'de 2026 Yılı Uzlaştırmacı Asgari Ücret Tarifesi olarak yayımlanmıştır. Bu tarife, uzlaştırmacının harcadığı mesaiyi, uyuşmazlığın zorluk derecesini ve taraf sayısını dikkate alan adil bir barem sistemi sunar.
Sürecin Sonucu ve Niteliği | Taraf Sayısı | 2026 Yılı Ücret Skalası (TL) |
Teklif Aşamasında Olumsuz (Kabul Edilmeme) | Taraf Sayısı Fark Etmez | 1.158,00 TL - 1.738,00 TL |
Süreç Olumlu Sonuçlanırsa (Anlaşma Sağlanırsa) | 2 - 3 Kişinin Uzlaştırılması | 3.486,00 TL - 4.664,00 TL |
Süreç Olumlu Sonuçlanırsa | 4 - 6 Kişinin Uzlaştırılması | 4.664,00 TL - 5.822,00 TL |
Süreç Olumlu Sonuçlanırsa | 7 - 9 Kişinin Uzlaştırılması | 5.822,00 TL - 6.991,00 TL |
Süreç Olumlu Sonuçlanırsa | 10 ve Daha Fazla Kişi | 6.991,00 TL - 8.159,00 TL |
Süreç Olumsuz Sonuçlanırsa (Müzakere Edilip Anlaşılamaması) | 2 - 3 Kişinin Taraf Olması | 1.738,00 TL - 2.317,00 TL |
Süreç Olumsuz Sonuçlanırsa | 4 - 6 Kişinin Taraf Olması | 2.317,00 TL - 2.906,00 TL |
Süreç Olumsuz Sonuçlanırsa | 7 - 9 Kişinin Taraf Olması | 2.906,00 TL - 3.486,00 TL |
Süreç Olumsuz Sonuçlanırsa | 10 ve Daha Fazla Kişi | 3.486,00 TL - 4.065,00 TL |
Tablo: 31/12/2025 Tarihli Resmî Gazete İlanına Göre 2026 Uzlaştırmacı Asgari Ücretleri
Sürece birden fazla uzlaştırmacının atandığı istisnai ve karmaşık dosyalarda, belirlenen tarife tutarları bu kişilere ayrı ayrı ve eşit miktarda ödenmektedir. Ücretin takdirinde uzlaştırmacının raporu sunduğu tarihte yürürlükte olan tarife hükümleri uygulanır. Ek olarak, uzlaştırmacının sürecin gerektirdiği mutat ulaşım giderleri de Harcırah Kanunu çerçevesinde karşılanmaktadır.
I. UYAP Uzlaştırmacı Portalı ve 2026 Dijital Entegrasyonları
Adalet sisteminin dijital hafızası olan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), 2026 yılı vizyonu kapsamında Uzlaştırmacı Portalı'nda devrim niteliğinde arayüz güncellemelerine gitmiştir. Bu güncellemeler, adliye bürolarındaki fiziki evrak trafiğini ve kırtasiyeciliği neredeyse sıfıra indirmeyi başarmıştır.
Yenilenen sistem ile uzlaştırmacılar, savcılıklardan gelen dosya atama tekliflerini sistem üzerinden görebilmekte ve saniyeler içinde e-imza ile kabul veya ret işlemi yapabilmektedir. Görevlendirilen dosyanın içerisindeki ifade tutanakları, iddianameler, adli tıp raporları tamamen dijital olarak incelenebilmektedir. Uygulamada en çok vakit kaybettiren "Ek Süre Talep Dilekçesi", "Görevden Çekilme Talep Dilekçesi", tutuklu sanıklar için "SEGBİS Görüşme Talep Dilekçesi" ve ulaşılmaz taraflar için "Tebligat Talep Dilekçesi" doğrudan portal üzerinden savcının UYAP ekranına düşürülmektedir.
"Dosya Görüntüleme" ve "Tüm Görevlendirmelerim" sekmeleri sayesinde uzlaştırmacılar büroya gönderdikleri raporların akıbetini, onay aşamalarını ve tahakkuk edecek ücretlerini anlık olarak takip edebilmektedir. Bu teknolojik altyapı, adliyenin işleyiş hızına çarpan etkisi yaparak uzlaşma raporlarının çok daha süratli onaylanmasını sağlamaktadır.
İ. Ankara ve Yenimahalle Özelinde Yerel Uygulama Dinamikleri ve Avukatın Stratejik Rolü

1. Yenimahalle'nin Suç Demografisi ve Uzlaştırma Pratiği
Yenimahalle ilçesi, Ostim ve İvedik gibi Türkiye'nin en büyük organize sanayi bölgelerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu yoğun ticari ve sınai ekosistem, uzlaştırma bürosunun dosya tipolojisini doğrudan şekillendirmektedir. Sanayi sitelerinde sıklıkla karşılaşılan iş kazaları neticesinde açılan "Taksirle Yaralama (TCK Madde 89)" dosyaları, ticari ilişkilerin ihlali sonucu doğan "Güveni Kötüye Kullanma (TCK Madde 155)" ve "Suç Eşyasının Satın Alınması (TCK Madde 165)" suçları bölgedeki uzlaşma masalarının asli gündemidir.
2. Ankara Uzlaştırma Avukatı ile Süreci Yürütmenin Elzemliği
Teoride uzlaştırma sürecinin savcı ve bağımsız uzlaştırmacı kontrolünde ilerlediği düşünülse de, pratiğin katı gerçekleri, sürece muhakkak bir ceza hukuku profesyonelinin nezaret etmesini zorunlu kılmaktadır. Özellikle dijital görünürlüğün zirvesinde yer alan uzman avukatların rehberliği, tarafların telafisi imkansız zararlara uğramasını engeller.
Bir mağdur açısından ele alındığında; iş kazasında (taksirle yaralama) uzvunu kaybetme riski taşıyan bir işçinin, olayın sıcaklığı ve failin baskısıyla sembolik bir rakama (örneğin 10.000 TL) uzlaşmayı kabul etmesi feci bir stratejik hatadır. CMK Madde 253/19'un "tazminat haklarından feragat" kuralı gereği, bu işçi ileride İş Mahkemesinde doğabilecek belki de milyonlarca liralık iş göremezlik tazminatı hakkını bir imza ile sonsuza dek kaybetmektedir. Yerel pratiklere hakim bir Yenimahalle ceza avukatı, aktüerya hesaplamalarını öngörerek müvekkili adına edim tutarının adil seviyelere çekilmesini sağlar ve protokolü güvence altına alır.
Şüpheli açısından ise durum farklı bir boyutta kritiktir. Çoğu şüpheli, uzlaşma edimini kabul edip ödeme yapmayı "suçunu kabullenmek" olarak algılayıp inatlaşmakta ve süreci reddetmektedir. Oysa bir Ankara uzlaştırma avukatı, müvekkiline uzlaşmanın hukuki bir ikrar sayılmadığını, aksine sabıka kaydının (adli sicilin) tertemiz kalması için verilmiş altın bir fırsat olduğunu analitik olarak açıklar. Eğer edim ifa edilmezse ortaya çıkacak İİK Madde 38 ilamlı icra tehlikesi de avukatın kontrolünde bertaraf edilir. Avukatın sürece dahil olması, duygusal reaksiyonları devreden çıkararak, müzakerelerin rasyonel, hukuki ve ticari gerçeklikler zemininde yürümesini garanti eder.
J. Sonuç ve Gelecek
Ceza muhakemesinde uzlaştırma mekanizması, 5271 sayılı CMK'nın uygulanmaya başlandığı ilk günden 2026 yılındaki 11. Yargı Paketi (7571 sayılı Kanun) dönemine kadar sürekli bir evrim geçirmiştir. Hakaret suçunun önödemeye kaydırılması gibi radikal sistemik operasyonlar, onarıcı adaletin tıkandığı damarları açmış ve uzlaştırma kurumunun sadece nitelikli mağduriyetleri onarmaya odaklanmasına imkan tanımıştır.
Gizlilik ilkesi, adli sicile yansımama güvencesi ve tazminat tasfiyesi gibi güçlü mekanizmalarla donatılan bu süreç; devletin, hukukun ve toplumun ortak faydasında buluşulan yegane yargısal adadır. Ankara Batı Adliyesi ve Yenimahalle gibi yoğun yargı çevrelerindeki başarılı uygulamalar, sistemin teoriden ibaret olmadığını, bizzat yaşayan ve barış üreten bir organizma olduğunu kanıtlamaktadır. Sürecin kesin hak düşürücü sürelere tabi olması ve hukuki sonuçlarının ağırlığı, uzman bir hukuk profesyonelinin desteğini gereksinimden çıkarıp bir zorunluluğa dönüştürmektedir. Adaletin sadece cezalandırarak değil, çoğu zaman onararak ve affederek tecelli ettiği unutulmamalıdır.
Uzlaştırma (CMK Madde 253) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
1. Uzlaştırma müessesesinin hukuki tanımı ve temel amacı tam olarak nedir?
Uzlaştırma; kanunda açıkça belirtilen suç türlerinde, şüpheli/sanık ile mağdurun (veya suçtan zarar görenin), Cumhuriyet savcılığı tarafından atanan tarafsız bir uzlaştırmacı liderliğinde bir araya geldiği alternatif bir çözüm yöntemidir. Temel amacı onarıcı adalet ilkesi doğrultusunda, bozulan toplumsal barışı tesis etmek, mağdurun zararını yargı bürokrasisine takılmadan hızla telafi etmek ve faili cezaevinin olumsuz koşullarından korumaktır.
2. Hangi suçlar 2026 yılı itibarıyla uzlaştırma kapsamına alınmıştır?
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan genel suçlar kural olarak bu kapsamdadır. Şikâyete bağlı olmasa dahi katalogda yer alan; basit kasten yaralama (TCK 86/1-2), taksirle yaralama (TCK 89), tehdit (TCK 106/1), konut dokunulmazlığının ihlali (TCK 116), iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, basit hırsızlık (TCK 141), güveni kötüye kullanma (TCK 155), basit dolandırıcılık (TCK 157) ve suç eşyasının satın alınması (TCK 165) gibi suçlar uzlaşmaya tabidir.
3. Sosyal medyada yaşanan hakaret suçları 2026'da hala uzlaştırma ile çözülebilir mi?
Hayır, çözülemez. 25 Aralık 2025'te yürürlüğe giren 7571 sayılı 11. Yargı Paketi ile Hakaret (TCK 125) suçu uzlaştırma kapsamından tamamen çıkarılmış ve "Önödeme" (TCK 75) kapsamına dahil edilmiştir. Artık hakaret dosyaları tarafların anlaşmasıyla değil, failin devlete ödeyeceği maktu bir ceza miktarı ile kapatılmaktadır.
4. Uzlaşma teklifine cevap vermek için yasal düşünme sürem ne kadardır?
Uzlaştırmacının size usulüne uygun olarak ulaştığı ve uzlaşma teklif formunu sunduğu andan itibaren kararınızı bildirmek için kesin olarak yedi (7) günlük bir süreniz vardır. Bu süre içinde olumlu ya da olumsuz hiçbir beyanda bulunmazsanız, kanun gereği teklifi reddetmiş sayılırsınız ve müzakere aşamasına geçilemez (CMK m. 253/4).
5. Bağımsız uzlaştırmacının tüm süreci tamamlaması için gereken azami süre nedir?
Uzlaştırmacı, evrakı savcılık kaleminden teslim aldıktan itibaren en geç 30 gün içinde müzakereleri tamamlayıp raporunu sunmakla mükelleftir. Ancak anlaşmanın zorluğu veya taraflara ulaşılamaması gibi nedenlerle ek süreye ihtiyaç duyulursa, uzlaştırma bürosu savcısı bu süreyi 20'şer günden en fazla iki kez uzatabilir. Sistemin toplam azami süresi 70 gündür (CMK m. 253/12).
6. Uzlaştırma neticesinde anlaşmak, adli sicilime (sabıka kaydıma) leke düşürür mü?
Kesinlikle düşürmez. Uzlaştırmanın en büyük yasal koruması buradadır. Uzlaşmanın olumlu sonuçlanması ve edimin ifa edilmesi halinde savcılık aşamasında "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" (Takipsizlik), mahkeme aşamasında ise "Düşme" kararı verilir. Bunlar mahkûmiyet hükmü olmadığından adli sicil kaydınıza hiçbir şekilde işlenmez ve memuriyet gibi hususlara engel teşkil etmez.
7. Uzlaşma görüşmeleri sırasında sarf ettiğim sözler ileride mahkemede aleyhime kullanılır mı?
Hukuken kullanılamaz. CMK Madde 253/20 uyarınca uzlaştırma görüşmeleri sıkı bir "gizlilik" ve "delil yasağı" kuralına tabidir. Suçu itiraf etseniz dahi uzlaşma sağlanamadığı takdirde bu beyanlar ceza mahkemesinde veya açılacak tazminat davalarında aleyhinize bir delil olarak dosyaya sunulamaz.
8. Uzlaşma evrakını imzaladıktan sonra, aynı eylemden dolayı ayrıca maddi veya manevi tazminat davası açabilir miyim?
Kural olarak açamazsınız. CMK Madde 253/19 amir hükmü gereğince, uzlaşmanın sağlanması halinde, o an itibarıyla tespit edilemeyen sonradan ortaya çıkacak zararlar hariç olmak üzere, fail aleyhine Hukuk Mahkemelerinde tazminat davası açılamaz. Önceden açılmış bir dava varsa feragat edilmiş kabul edilir.
9. Şüpheli, uzlaşma raporundaki edimi (örneğin bana ödemesi gereken parayı) ödemezse ne yapmalıyım?
Bu durumda yeni bir dava açmanıza gerek yoktur. Savcı tarafından onaylanmış uzlaşma raporu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesi uyarınca "ilam mahiyetinde belge" (mahkeme kararı gücünde belge) sayılır. Bu belgeyle birlikte doğrudan İcra Dairesine başvurarak ilamlı icra takibi (haciz işlemi) başlatabilirsiniz [CMK m. 253/19].
10. Ankara Yenimahalle'deki uzlaşma dosyalarının işlemleri fiziksel olarak nerede yürütülür?
Ankara Yenimahalle ilçesi adli yetki alanı olarak Ankara Adliyesi'ne bağlıdır. Dosyalarınızın savcılık sevki, uzlaştırma bürosu atamaları ve rapor onay süreçleri Hacı Bayram Veli Mahallesi Atatürk Bulvarı No:40 Sıhhiye/Ankara adresindeki bu adliye binasında gerçekleştirilir.
11. Uzlaştırmacı ücretini mağdur taraf olarak ben mi ödemek zorundayım?
Mağdur hiçbir senaryoda uzlaştırmacıya ücret ödemez. Uzlaşma olumlu sonuçlanırsa, tüm uzlaştırmacı ücreti ve tebligat masrafları Devlet Hazinesi tarafından karşılanır, taraflar para ödemez. Uzlaşma sağlanamazsa, bu meblağ yargılama gideri olarak dosyaya işlenir ve dava sonucunda haksız çıkan (ceza alan) şüpheli/sanıktan devlet tarafından tahsil edilir.
12. Hem uzlaşmaya tabi olan hem de önödemeye giren iki suç aynı anda işlenirse süreç nasıl işler?
Bu durum 2026 yılındaki 7571 sayılı Kanun ile çözülmüştür. Önödeme kapsamına giren bir suç (örneğin hakaret) ile uzlaştırma kapsamına giren bir suç (örneğin basit yaralama) birlikte işlenirse, uzlaştırma kapsamındaki suç için süreç engellenmez; uzlaştırma hükümleri aynen uygulanmaya devam eder. Savcılık, dosyayı niteliğine göre ayırarak iki farklı kurumu eşzamanlı işletir.
Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.



Yorumlar