top of page

TCK m.26: Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası (2026) | Ankara–Yenimahalle Uygulama Rehberi

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 13 saat önce
  • 8 dakikada okunur
Hukuk kitapları ve adalet terazisi, arka planda Ankara silüeti

Ceza hukukunda bazı fiiller, ilk bakışta “suç gibi” görünse de hukuk düzeni tarafından izin verildiği için cezalandırılmaz. Bu başlık, ceza hukukunda hukuka uygunluk nedenleri olarak adlandırılır.


Türk Ceza Kanunu m.26, uygulamada en sık karşılaşılan iki hukuka uygunluk nedenini düzenler:

  • (1) Hakkın kullanılması

  • (2) İlgilinin rızası (kişinin rızası)


Bu yazıda; Türk Ceza Kanunu m.26’nın güncel metnini, maddenin hangi şartlarda uygulanacağını, Ankara ve Yenimahalle’de sık görülen pratik senaryoları, ayrıca ilgili güncel Yargıtay kararlarından kısa alıntıları bulacaksınız.


1. TCK m.26’nın Güncel Madde Metni


Türk Ceza Kanunu m.26 şöyledir:

(1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.

(2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.


TCK m.26 kapsamında hakkın kullanılması ve ilgilinin rızasını gösteren şema

2. TCK m.26 Neyi “ortadan kaldırır”?


Ceza hukukunda bir fiilin suç sayılabilmesi için (basit anlatımla) yalnızca “yapılmış olması” yetmez; fiilin ayrıca hukuka aykırı olması gerekir.


TCK m.26’nın etkisi şudur:Fiil, suç tipine benzese bile, TCK m.26 kapsamındaki şartlar varsa “hukuka aykırılık” kalkar; bu durumda ceza sorumluluğu doğmaz.


Bu nedenle TCK m.26, özellikle şu alanlarda kritik bir savunma/inceleme başlığıdır:


  • Şikâyet/ihbar ve başvuru süreçlerinde “tehdit/hakaret” iddiaları,


  • Delil toplama süreçlerinde “hukuka uygun delil” tartışmaları,


  • Rıza verilen eylemler (özellikle malvarlığı ve kişilik hakları alanında),


  • Sonradan rıza/helalleşme iddiaları.


3. TCK m.26/1: Hakkın Kullanılması


3.1. “Hakkın kullanılması” ne demektir?

Hakkın kullanılması, hukuk düzeninin tanıdığı bir hakkın, o hakkın sınırları içinde kullanılmasıdır.Bu haklar çoğu zaman Anayasa ve kanunlardan doğar.

Uygulamada TCK m.26/1 ile en sık birlikte anılan anayasal dayanaklar:


  • Hak arama hürriyeti (Anayasa m.36)


  • Dilekçe ve şikâyet hakkı (Anayasa m.74)


Ceza muhakemesinde ise şikâyet/ihbar mekanizması Ceza Muhakemesi Kanunu m.158 ile işler.


Hakkın kullanılması savunmasında hak, sınır ve ölçülülük kontrol listesi

3.2. “Şikâyet edeceğim” demek her zaman tehdit midir?

Hayır. Her olayda aynı sonuca gidilmez.


Tehdit suçu (Türk Ceza Kanunu m.106) bakımından temel ayrım şudur:


  • Yasal yola başvurma / şikâyet hakkını kullanma → kural olarak hukuka uygun davranış çerçevesinde değerlendirilir.


  • Hukuka aykırı bir kötülük vaadi (ör. “sana şunu yapacağım, seni şöyle bitireceğim” gibi) → şartları varsa tehdit tartışması doğurur.


3.2.1. Yargıtay’dan örnek (şikâyet hakkı – tehdit ayrımı)

Yargıtay, bazı olaylarda “şikâyet edeceğim / ilgili yerlere başvuracağım” türü sözlerin, bağlamına göre şikâyet hakkının kullanımı kapsamında kaldığını kabul edebilmektedir.

“... şikâyet hakkını kullanacağını bildirme niteliğinde olduğu ...”Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E.2017/18554, K.2017/21559, T.05.10.2017

Bu kararda mahkeme, somut olayın bağlamında sözlerin tehdit niteliği taşımadığı ve TCK m.26/1 kapsamında hukuka uygunluk nedeni bulunduğu değerlendirmesine dayanmıştır.


3.3. Ankara (Batı) uygulamasına temas eden örnek: “Sizi savcılığa şikâyet edeceğim”


Ankara pratiğinde (özellikle karakol/ifadeye ilişkin süreçlerde) “şikâyet edeceğim” sözünün tehdit olarak yorumlanıp yorumlanmayacağı tartışması sık görülür.

“... ‘sizi savcılığa da şikayet edeceğim’ ... sözlerin yasal şikâyet hakkı kapsamında kalıp kalmadığı ...”Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E.2017/5330, K.2017/7941, T.16.03.2017

Bu örnek, özellikle Ankara Batı adliyesinde (Sincan/Etimesgut çevresi dahil) “şikâyet edeceğim” ifadesinin doğrudan tehdit sayılmaması gerektiğini; en azından “şikâyet hakkı sınırları” yönünden tartışma yapılmasının zorunlu olduğunu gösterir.


Kamera kaydı, ses kaydı ve mesajlaşmalar için hukuka uygun delil uyarıları

Ankara/Yenimahalle’de sık yaşanan senaryolardan biri şudur:Apartman, işyeri, ofis veya evde hırsızlık/zarar verme şüphesi vardır; kişi kamera kaydı ile olayı tespit etmeye çalışır. Burada iki temel risk birlikte yürür:


  1. Hakkın kullanılması / hak arama özgürlüğü kapsamında delil sunma ihtiyacı


  2. Özel hayatın gizliliği ve kişisel veri alanında suç ve hukuka aykırı delil riski


Bu nedenle “kamera kaydı her zaman serbesttir” denemez; mekân, amaç, kapsam, görünürlük, yönelim ve ölçülülük belirleyicidir.


3.4.1. Yargıtay 13. Ceza Dairesi: Fakülte odasına konulan kameranın delil değeri

“... ‘iddia ve savunma hakkı’nın kullanılması kapsamında bir delil ...”Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E.2011/7180, K.2012/8523, T.26.03.2012

Bu kararda, belirli koşullarda güvenlik kamerası görüntüsünün TCK m.26/1 bağlamında ve ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu m.217/2 perspektifinde hukuka uygun delil olarak kabul edilebileceği yaklaşımı görülür.


3.4.2. Daha güncel örnek: Ev içi kamera (delilin hukuka uygunluğu tartışması)

“... kamera sistemine ait görüntülerin, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen bir delil olduğunun kabul edilmesi ...”Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E.2021/10682, K.2022/5430, T.11.04.2022

Bu karar, özellikle “kendi can ve mal güvenliğini koruma” amacıyla kurulan sistemlerde, somut olay şartlarına göre hukuka uygun delil tartışmasının nasıl kurulduğunu göstermesi bakımından önemlidir.


3.5. Hakkın kullanılması sınırsız mı?

Hayır. Hakkın kullanılması, “istediğimi söylerim/istediğimi yazarım” serbestisi değildir.


Özellikle şu durumlarda TCK m.26/1 koruması zayıflar (somut olay incelemesi gerekir):


  • Başvuru/şikâyet, bilerek gerçeğe aykırı olgularla kuruluyorsa,


  • Şikâyet, hukuka uygun amaçtan koparılarak karşı tarafı yıldırma/zararlandırma aracına dönüştürülüyorsa,


  • Başvuru dili, olayla ilgisiz şekilde aşağılama/hakaret içeriyorsa.


Kısacası: Hakkın varlığı + hakkın sınırları içinde kullanım + ölçülülük birlikte aranır.


4. TCK m.26/2: İlgilinin Rızası


4.1. “Mutlak surette tasarruf edebileceği hak” ne demektir?

TCK m.26/2’deki rıza, her konuda geçerli değildir. Rızanın geçerli olabilmesi için:


  • Rızanın konusu, kişinin serbestçe tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olmalı,


  • Rıza, özgür iradeyle açıklanmalı,


  • Fiil, rıza sınırları içinde kalmalıdır.


Özellikle kamu düzenini ilgilendiren veya kişinin üzerinde serbest tasarrufunun sınırlı olduğu alanlarda rıza, tek başına “cezasızlık” sonucu doğurmayabilir.


4.2. Geçerli rızanın temel şartları

İlgilinin rızasında geçerlilik şartlarını gösteren infografik

Uygulamada TCK m.26/2 bakımından en pratik kontrol listesi şöyledir:


  1. Rıza açıklayan kişi rıza ehliyetine sahip mi? (yaş, algılama, irade)


  2. Rıza özgür iradeyle mi verildi? (baskı/tehdit/hile yok mu?)


  3. Rıza fiilden önce veya en geç fiil sırasında mı vardı?


  4. Fiil rızanın kapsamını aştı mı? (sınır aşıldı mı?)


  5. Rıza geri alınmış mıydı? (geri alma zamanı önemli)


4.3. “Sonradan rıza / helalleşme” cezayı kaldırır mı?

Sonradan rıza ve helalleşme konusunda doğru bilinen yanlışları anlatan görsel

Bu, Ankara/Yenimahalle’de özellikle hırsızlık, güveni kötüye kullanma, basit yaralama, komşuluk uyuşmazlıkları gibi dosyalarda sık yanlış anlaşılan konudur.

Yargıtay, özellikle malvarlığı örneklerinde şu ilkeyi açık şekilde kurmuştur:

Alma fiilinin gerçekleşmesinden sonra, ... muvafakat etmesi, fiili hukuka uygun hale getirmemektedir.Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E.2018/13059, K.2019/6299, T.11.04.2019

Aynı kararda “helalleşme” bakımından da net bir ayrım yapılır:

‘helalleşmek’, önceden işlenmiş olan haksız fiili hukuka uygun hale getirmemektedir ...”Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E.2018/13059, K.2019/6299, T.11.04.2019

Pratik sonuç:Sonradan “tamam” denmesi, bazı hâllerde özel hukuk sonuçlarını veya şikâyet iradesini etkileyebilir; ancak TCK m.26/2 anlamında “başta var olması gereken rıza” ile aynı şey değildir.


4.4. Tıbbi müdahale ve aydınlatılmış onam: Cerrahın hastayı ameliyat etmesi neden “suç” sayılmaz?

Bir ameliyat, kişinin vücut bütünlüğüne müdahaledir ve ilk bakışta “yaralama” fiiline benzer. Ancak tıbbi müdahale, yetkili sağlık meslek mensubu tarafından tedavi amacıyla, tıp biliminin kurallarına uygun şekilde ve geçerli rıza (aydınlatılmış onam) çerçevesinde yapılıyorsa kural olarak hukuka uygun kabul edilebilir. Bu nedenle cerrahın, hastanın geçerli rızası dahilinde yaptığı cerrahi müdahale bakımından ceza sorumluluğu doğmayabilir.


4.4.1. Hukuki dayanaklar


  • Anayasa m.17: Kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı hâller saklıdır.


  • 1219 sayılı Kanun m.70: Tabipler (diş tabipleri/dişçiler dahil) yapacakları ameliyatlarda kural olarak hastanın (küçük/mahcur ise veli/vasinin) muvafakatini alır; büyük cerrahi müdahalelerde muvafakatın yazılı olması gerekir.


  • Hasta Hakları Yönetmeliği m.24: Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir; hasta küçük/mahcur ise veli/vasiden izin alınır; veli/vasinin bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hâllerde bu şart aranmayabilir.


  • Hasta Hakları Yönetmeliği m.26 (Rıza Formu): Mevzuatta öngörülen veya uyuşmazlığa yol açması tıbben muhtemel müdahaleler için rıza formu düzenlenmesi; bilgilendirmenin sözlü yapılması; formun iki nüsha imzalanıp bir nüshasının dosyaya konulması ve bir nüshasının hastaya/temsilciye verilmesi esası.


  • Hasta Hakları Yönetmeliği m.31 (Rızanın kapsamı ve aranmayacağı hâller): Rıza alınırken hastanın konu ve sonuçlar hakkında bilgilendirilmesi esastır; rıza rutin/zorunlu işlemleri de kapsayabilir; müdahale rıza sınırları içinde olmalıdır; müdahale genişletilmezse organ kaybı veya fonksiyon kaybı doğuracak tıbbi zaruret hâlinde rıza aranmaksızın genişletme yapılabileceği düzenlenmiştir.


4.4.2. Aydınlatılmış onam (geçerli rıza) için pratik kontrol listesi

Aşağıdaki unsurlar yoksa “imza var” demek her zaman yeterli olmayabilir (somut olaya göre değerlendirilir):

  1. Müdahalenin adı/konusu (hangi işlem?)

  2. Amaç ve beklenen fayda

  3. Alternatif yöntemler

  4. Riskler ve olası komplikasyonlar

  5. Kapsam (gerekirse işlem genişletilecek mi, hangi koşulda?)

  6. Rızanın özgür iradeyle verilmesi (baskı/tehdit/hile olmaması)

  7. Zaman (rıza fiilden önce veya en geç fiil sırasında)

  8. Belgelendirme (rıza formu ve bilgilendirmeye ilişkin kayıt)


Ameliyat öncesi aydınlatılmış onam için bilgilendirme ve rıza kontrol listesi

4.4.3. Yargıtay’ın yaklaşımı


Salt ameliyata rıza göstermek yeterli değildir.”Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E.2013/30822, K.2014/10772, T.09.04.2014

“…komplikasyonlar konusunda bilgilendirilerek aydınlatılmış yazılı onamı alınmadığından…”Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2016/7594, K.2018/4002, T.05.04.2018

4.4.4. Sınır nerede başlar? (rızanın tek başına yetmediği hâller)


  • Rıza, tıbbi standartlara aykırılığı otomatik olarak meşrulaştırmaz. Rıza bulunsa bile, “özen yükümlülüğüne aykırılık/ihmal” iddiası somut olaya göre ayrıca değerlendirilir (malpraktis tartışması).


  • Rıza kapsamı aşılırsa (tıbbi zaruret olmaksızın hastanın onayı dışında farklı/ek işlem yapılması gibi) TCK m.26/2 koruması tartışmalı hâle gelir.


  • Rıza formu, bilgilendirme ve kapsam şartlarını destekleyen önemli bir araçtır; ancak tek başına her somut olayda “aydınlatılmış onam”ın varlığını ispat etmeyebilir.


5. Ankara–Yenimahalle İçin Pratik Yol Haritası


5.1. Şikâyet/ihbar nasıl yapılır?

Ceza Muhakemesi Kanunu m.158 uyarınca ihbar veya şikâyet:

  • Cumhuriyet Başsavcılığına veya

  • Kolluğa yazılı veya sözlü (tutanağa geçirilmek üzere) yapılabilir.


Ankara’da olayın yerine ve yetki alanına göre, başvuru Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı veya Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına yapılması gerekebilir.


5.2. “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” gelirse ne yapılır?

KYOK kararına itiraz sürecini ve iki haftalık süreyi gösteren akış şeması

Soruşturma sonunda savcı, yeterli şüphe görmezse kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verebilir.


Bu karara karşı itiraz süresi 2026 itibarıyla “iki hafta” olarak uygulanır:


  • Ceza Muhakemesi Kanunu m.173/1:Suçtan zarar gören, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir. (İtiraz mercii: ilgili yerdeki sulh ceza hâkimliği)


Bu süre, mevzuat değişikliği sonrası iki hafta olarak yeknesaklaştırılmıştır (uygulamada “15 gün mü?” karışıklığı hâlâ görülebilir; güncel metin iki hafta üzerinden okunmalıdır).


5.3. Delil toplarken dikkat: “hak arama” ile “hukuka aykırı delil” çizgisi

TCK m.26/1 ve hak arama özgürlüğü, kişiye sınırsız delil toplama yetkisi vermez.


Özellikle şu alanlarda hukuka aykırı delil ve ayrıca başka suç tipleri riski doğabilir:

  • Gizli ses kaydı, mesajlaşma içerikleri,

  • Özel alanın görüntülenmesi,

  • Kişisel verilerin kaydı/ifşası,

  • Haberleşmenin gizliliği.


Bu nedenle “delil toplama” stratejisi, somut olayın mekânı ve koşulları esas alınarak kurulmalıdır.


6. Sık Yapılan Hatalar


  1. “Şikâyet edeceğim” sözünü otomatik olarak “tehdit” sanmak.


  2. Başvuru hakkını kullanırken dilekçeye aşağılama/hakaret eklemek.


  3. “Sonradan helalleştik” deyip TCK m.26/2 rızası oluştuğunu varsaymak.


  4. Kamera/ses kaydı alırken özel hayat ve delil hukuku riskini görmemek.


  5. KYOK’a itiraz süresini yanlış hesaplamak (2026 itibarıyla genel yaklaşım: iki hafta).


7. Sonuç


Ankara Yenimahalle odaklı ceza hukuku danışmanlığı hizmet alanı görseli

Türk Ceza Kanunu m.26, vatandaşın günlük yaşamında doğrudan karşılığı olan bir hükümdür:


  • Hakkın kullanılması (şikâyet/başvuru/delil sunma gibi) doğru sınırlar içinde kalırsa ceza verilmez.


  • İlgilinin rızası ancak rıza fiilden önce veya en geç fiil sırasında varsa ve fiil rıza sınırını aşmıyorsa hukuka uygunluk sonucu doğurabilir.


  • “Sonradan rıza” veya “helalleşme” çoğu durumda TCK m.26/2 anlamında hukuka uygunluk sağlamaz.


8. Sıkça Sorulan Sorular


1. TCK m.26 neyi düzenler?

TCK m.26, hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası hâllerinde fiilin hukuka aykırılığının kalkacağını ve bu nedenle ceza verilmeyeceğini düzenler.


2. “Hukuka uygunluk nedeni” ne demektir?

Bir fiil suç tipine benzer olsa bile, hukuk düzeni o fiile izin veriyorsa (ör. bir hakkın kullanımı gibi), fiil hukuka aykırı sayılmaz; ceza sorumluluğu doğmaz.


3. Hakkın kullanılması hangi hakları kapsar?

En sık; şikâyet/ihbar, dilekçe hakkı, hak arama hürriyeti, iddia ve savunma hakkı gibi hakların sınırları içinde kullanımını kapsar.


4. “Seni şikâyet edeceğim” demek tehdit midir?

Her zaman değildir. Bağlama göre “şikâyet hakkının kullanımı” sayılabilir. Somut olayda sözlerin hukuka aykırı kötülük vaadi içerip içermediği belirleyicidir.


5. Yargıtay bu konuda ne diyor?

Yargıtay, bazı olaylarda “şikâyet edeceğim” benzeri ifadeleri şikâyet hakkı kapsamında görüp tehdit saymayabilmektedir (künyeler metin içinde verilmiştir).


6. Kamera kaydı delil olur mu?

Somut olayın şartlarına göre değişir. Yargıtay kararlarında, belirli koşullarda (özellikle kendi hak ve menfaatlerini koruma amacıyla) hukuka uygun delil kabul edilebildiği görülmektedir; ancak her kamera kaydı otomatik olarak hukuka uygun değildir.


7. Ses kaydı için de aynı şey geçerli mi?

Ses kaydı, çoğu dosyada daha yüksek risk taşır. “Delil olsun” diye yapılan kayıt, başka suç tipleri ve hukuka aykırı delil tartışması doğurabilir. Somut olay stratejisiyle hareket edilmelidir.


8. İlgilinin rızası ne zaman geçerlidir?

Rıza; kural olarak fiilden önce veya en geç fiil sırasında mevcut olmalı ve fiil rıza sınırını aşmamalıdır.


9. Sonradan “tamam” demek (helalleşmek) ceza sorumluluğunu kaldırır mı?

Kural olarak TCK m.26/2 anlamında hukuka uygunluk sağlamaz. Yargıtay, “sonradan muvafakat” ve “helalleşme”nin fiili hukuka uygun hale getirmediğini açıkça ifade etmektedir.


10. KYOK nedir?

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar”, savcının soruşturma sonunda kamu davası açmak için yeterli şüphe görmemesi hâlinde verdiği karardır.


11. KYOK’a itiraz süresi kaç gündür?

2026 itibarıyla kanunda iki hafta olarak düzenlenmiştir. İtiraz mercii, karar veren savcılığın bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğidir.


12. Ankara/Yenimahalle’de başvuruyu nereye yapacağım?

Şikâyet/ihbar genel olarak Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa yapılır. Ankara’da yetki; olayın yeri ve dosya kapsamına göre Ankara veya Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı görevli olabilir.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.

Yorumlar


bottom of page