top of page

Meşru Savunma ve Zorunluluk Hali: Türk Ceza Hukukunda TCK Madde 25 Kapsamlı Uygulama Rehber ve Ankara Yenimahalle Bölge Analizi (2026 Güncel)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 20 saat önce
  • 13 dakikada okunur
Ankara Yenimahalle ceza avukatı meşru savunma ve zorunluluk hali dava dosyası incelemesi

1. Giriş ve Hukuki Temellendirme

Ceza hukukunun en temel fonksiyonu, toplumsal barışı sağlamak ve bireylerin haklarını güvence altına almaktır. Modern hukuk sistemlerinde, suç işleyen kişilerin cezalandırılması yetkisi (cezalandırma tekeli) münhasıran devlete aittir. Devlet, kolluk kuvvetleri ve yargı organları aracılığıyla adaleti tesis eder. Ancak, devletin her an her yerde hazır bulunması ve bireylere yönelecek her türlü saldırıyı anında bertaraf etmesi, hayatın olağan akışı içinde mümkün değildir. İşte bu noktada, hukuk düzeni bireye istisnai bir yetki tanır: Meşru Savunma (Meşru Müdafaa).


5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 25. maddesinde düzenlenen meşru savunma ve zorunluluk hali, yalnızca bir kanun maddesi olmanın ötesinde, bireyin yaşam hakkını, vücut bütünlüğünü ve malvarlığını koruma içgüdüsünün hukukla çerçevelenmiş halidir. Özellikle 2026 yılı itibarıyla güncellenen Yargıtay içtihatları ve değişen toplumsal dinamikler, bu kavramların sınırlarının çok daha hassas bir şekilde belirlenmesini zorunlu kılmıştır. Ankara gibi metropollerde, özellikle Yenimahalle gibi konut, sanayi (Ostim, İvedik) ve ticaretin iç içe geçtiği bölgelerde, meşru savunma iddialarının sıklıkla gündeme geldiği görülmektedir.


Bu blog, TCK Madde 25 ve ilgili mevzuat çerçevesinde meşru savunma ve zorunluluk halini; doktrinel tartışmalar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik ve güncel kararları, yerel mahkeme uygulamaları ve pratik hayat senaryoları ışığında analiz edecektir. Amaç, hem hukuk uygulayıcılarına hem de vatandaşlara, Ankara Yenimahalle ekseninde en kapsamlı, güncel ve doğru bilgiyi sunarak, hukuki süreçlerde hak kaybı yaşanmasının önüne geçmektir.


2. Kavramsal Çerçeve: Hukuka Uygunluk Nedenleri


2.1. Suç Teorisinde Hukuka Uygunluk

Bir fiilin suç teşkil edebilmesi için, kanunda tanımlanan "tipiklik" unsurunu gerçekleştirmesi yetmez; aynı zamanda "hukuka aykırı" olması gerekir. Hukuk düzeni, bazı özel durumlarda, dış görünüşü itibarıyla suç tipine uyan eylemleri (örneğin bir insanı öldürmek, yaralamak veya malına zarar vermek) hukuka uygun kabul eder. TCK 25. maddede düzenlenen meşru savunma, bir "hukuka uygunluk nedeni"dir. Bu şu anlama gelir: Meşru savunma şartları altında işlenen fiil, hukuk düzeni tarafından onaylanır ve bu fiili işleyen kişiye ceza verilmez; dahası, bu kişi hakkında beraat kararı verilir.


Zorunluluk hali (ıztırar hali) ise, TCK sistematiğinde meşru savunmadan farklı bir yere sahiptir. Çoğunluk görüşüne ve Yargıtay uygulamasına göre zorunluluk hali, bir hukuka uygunluk nedeni değil, "kusurluluğu ortadan kaldıran" veya "cezasızlık öngören" bir nedendir. Bu ayrım, mahkeme kararının niteliği açısından hayati önem taşır: Meşru savunmada beraat verilirken, zorunluluk halinde "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilir.


2.2. TCK Madde 25 Metni ve Analizi

Kanun koyucu, TCK 25. maddede iki farklı durumu düzenlemiştir:


  1. Fıkra 1 (Meşru Savunma): "Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez."


  2. Fıkra 2 (Zorunluluk Hali): "Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez."


Bu iki fıkra arasındaki temel fark, tehdidin kaynağıdır. Birinci fıkrada "haksız bir saldırı" (insan kaynaklı) varken, ikinci fıkrada "ağır ve muhakkak bir tehlike" (doğa olayı, hayvan, kaza vb.) söz konusudur.


3. Meşru Savunma (TCK 25/1) Derinlemesine Analiz


TCK 25 madde meşru müdafaa şartları orantılılık ilkesi ve saldırı savunma dengesi şeması

Meşru savunmanın varlığından söz edebilmek için, saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların aynı anda ve eksiksiz olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir şartın eksikliği, eylemi hukuka uygunluk alanından çıkarıp, haksız tahrik veya kasten işlenmiş suç alanına sokabilir.


3.1. Saldırıya İlişkin Şartlar

Saldırıya ilişkin şartlar, meşru savunma hakkının doğması için gerekli olan ön koşullardır. Bu koşullar gerçekleşmeden yapılan her türlü kuvvet kullanımı, saldırı niteliğindedir.


3.1.1. Bir Saldırının Varlığı

Ortada somut, maddi ve dış dünyada değişiklik meydana getiren veya getirme potansiyeli olan bir saldırı bulunmalıdır.


  • Aktif ve Pasif Saldırı: Saldırı genellikle aktif bir hareketle (vurmak, ateş etmek, bıçak çekmek) gerçekleşir. Ancak ihmali davranışlar da saldırı sayılabilir. Örneğin, bir kişiyi soğuk hava deposuna kilitleyip kapıyı açmamak, o kişinin yaşam hakkına yönelik bir saldırıdır. Bu durumda kapıyı kırarak çıkmak meşru savunma kapsamındadır.


  • Saldırının Kaynağı: Saldırı insan kaynaklı olmalıdır. Hayvan saldırıları kural olarak "zorunluluk hali" kapsamında değerlendirilir. Ancak, bir kişi köpeğini "tut" komutuyla veya kışkırtarak bir başkasının üzerine saldırtırsa, burada köpek bir "silah" olarak kullanılmış sayılır ve saldırı insan kaynaklı kabul edilerek meşru savunma hükümleri uygulanır.


3.1.2. Saldırının Haksız Olması

Saldırının hukuk düzeni tarafından korunmayan, hukuka aykırı bir fiil olması şarttır.


  • Hukuka Uygun Fiillere Karşı Savunma Olmaz: Hakkında yakalama kararı bulunan bir şahsı gözaltına almaya çalışan polis memurunun fiili, kanundan doğan bir yetkinin kullanılmasıdır ve hukuka uygundur. Şüphelinin polise direnmesi meşru savunma değil, TCK 265 uyarınca "Görevi Yaptırmamak İçin Direnme" suçudur.


  • Haksız Tahrik – Meşru Savunma Ayrımı (İlk Haksız Hareket): Meşru savunmada (TCK m.25/1) aranacak şart, “saldırıyı yapanın haksız kişi olması” değil; saldırının haksız saldırı niteliğinde bulunması, savunmanın o anda, zorunlu ve orantılı biçimde yapılmasıdır. Karşılıklı kavga/çatışma olaylarında Yargıtay, “ilk haksız hareketin kimden geldiğini” ve saldırı–savunma dengesini özellikle inceler. İlk haksız hareket, bizzat haksız saldırı düzeyindeyse ve karşı tarafı meşru savunma konumuna sokmuşsa, kural olarak failin kendi lehine meşru savunmadan yararlanması beklenmez. Buna karşılık ilk haksız hareket yalnızca sözlü kışkırtma/hakaret gibi davranışlardan ibaretse, bu durum karşı tarafın ağır fiziki saldırısını otomatik olarak hukuka uygun hale getirmez; saldırı haksız saldırı niteliğinde ise, şartları varsa meşru savunma gündeme gelebilir. Meşru savunma koşulları oluşmadığında (ör. ilk haksız hareketin tespit edilememesi, orantısızlık, saldırı sona erdikten sonra misilleme vb.), bu defa TCK m.29 haksız tahrik hükümleri ayrıca değerlendirme konusu olabilir.


3.1.3. Saldırının Bir Hakka Yönelmiş Olması

Meşru savunma sadece "can" güvenliği için değil, hukuk düzenince korunan her türlü hak için mümkündür.


  • Yaşam Hakkı ve Vücut Bütünlüğü: En tipik örnektir. Öldürme veya yaralama kastıyla yapılan saldırılar.


  • Cinsel Dokunulmazlık: Cinsel saldırı veya taciz eylemlerine karşı meşru savunma mümkündür.


  • Hürriyet: Bir kişiyi zorla bir yere kapatmak, kaçırmak gibi eylemlere karşı güç kullanımı meşru savunmadır.


  • Malvarlığı Hakları: TCK sistematiğinde malvarlığına yönelik saldırılarda da meşru savunma kabul edilmiştir.

    Ankara Yenimahalle Örneği: İvedik Organize Sanayi Bölgesi'nde bir iş yerine gece vakti hırsız girmesi durumunda, iş yeri sahibinin mallarını korumak için müdahale etmesi meşru savunmadır. Ancak burada "orantılılık" ilkesi (cana karşı mal) çok daha hassas değerlendirilir.


  • Üçüncü Kişilerin Hakları: Kanun "gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka" diyerek, üçüncü kişileri koruma hakkını da tanımıştır. Sokakta tanımadığı bir kadına şiddet uygulandığını gören bir vatandaşın müdahalesi, TCK 25/1 kapsamında hukuka uygundur.


3.1.4. Saldırının Mevcut Olması (Zamanlama Kriteri)

Meşru savunmanın en kritik ve uygulamada en çok hataya düşülen şartı "zamanlama"dır. Saldırının "o anda" gerçekleşiyor olması gerekir.


  • Gerçekleşen Saldırı: Saldırı başlamış ve henüz bitmemiştir.


  • Gerçekleşmesi Muhakkak Saldırı: Saldırı henüz fiilen başlamamış olsa bile, başlaması kesin ve kaçınılmazdır. Örneğin, hasmının silahına davranıp namluyu size doğrulttuğu an, tetiğe basmasını beklemenize gerek yoktur. Saldırı "muhakkak" hale gelmiştir.


  • Tekrarı Muhakkak Saldırı: Saldırı bitmiş gibi görünse de, saldırganın eylemine devam edeceği açıktır. Örneğin, şarjörü biten saldırganın yeni şarjör takmaya çalışması durumunda saldırı bitmiş sayılmaz.


  • Sona Ermiş Saldırı ve İntikam: Saldırgan eylemini tamamlamış ve olay yerinden kaçıyorsa, arkasından ateş etmek meşru savunma değildir. Bu durum, saldırıyı defetmek değil, saldırganı cezalandırmak veya intikam almak amacı taşır. Yargıtay, kaçan hırsızın veya kavgayı bırakıp giden kişinin arkasından yapılan saldırıları "kasten yaralama" veya "kasten öldürme" olarak değerlendirmektedir. Bu durumda meşru savunma değil, koşulları varsa "haksız tahrik" indirimi uygulanır.


3.2. Savunmaya İlişkin Şartlar

Saldırı şartlarının varlığı, kişiye sınırsız bir şiddet uygulama hakkı vermez. Savunmanın da hukuk sınırları içinde kalması gerekir.


3.2.1. Savunmanın Zorunlu Olması

Savunma, saldırıyı bertaraf etmek için "tek ve son çare" olmalıdır.


  • Kaçma Yükümlülüğü Meselesi: Türk hukuk doktrininde ve Yargıtay uygulamasında, saldırıya uğrayan kişinin "kaçma yükümlülüğü" yoktur. Kişi, kaçarak kurtulma imkanı olsa bile, bulunduğu yerde kalıp saldırıyı defetme hakkına sahiptir. Hukuk, haklıyı haksız karşısında kaçmaya zorlamaz. Ancak bu kuralın istisnaları vardır (örneğin çocuklar veya akıl hastaları ile çatışma).


  • Başka Araçlarla Korunma: Eğer saldırıyı kolluk kuvvetlerine haber vererek veya basit bir engelleme ile (kapıyı kilitlemek) önlemek mümkünse, ölümcül güç kullanmak zorunluluk şartını ihlal edebilir.


  • Savunmanın Saldırana Yönelmesi: Savunma hareketi mutlaka saldırgana karşı yapılmalıdır. Saldırganı durdurmak için onun yanındaki masum bir kişiye zarar vermek meşru savunma değil, zorunluluk hali kapsamında değerlendirilebilir.


3.2.2. Saldırı ile Savunma Arasında Orantı Bulunması (Ölçülülük İlkesi)

Meşru savunmanın en tartışmalı ve mahkemelerde en çok bilirkişi incelemesine konu olan unsuru "orantılılık"tır. Orantı, "araçlarda orantı" ve "haklarda orantı" olarak iki boyutta ele alınır.


A. Araçlarda Orantı (Silahların Dengesi):

Saldırıda kullanılan araç ile savunmada kullanılan araç arasında bir denge olmalıdır. Ancak bu, matematiksel bir eşitlik (bıçağa bıçak, silaha silah) anlamına gelmez. Önemli olan, "saldırıyı defetmeye yetecek ölçü"dür.


  • Yargıtay Kriteri: Yargıtay, saldırının şiddetini, saldırganın fiziksel gücünü, saldırı zamanını ve yerini bir bütün olarak değerlendirir.


    Örnek 1: İri yarı ve güçlü bir saldırganın, fiziksel olarak zayıf bir kişiye yumrukla saldırması durumunda, mağdurun kendini korumak için eline geçirdiği bir sopayı veya (hayati bölgeleri hedef almamak kaydıyla) silahı kullanması orantılı kabul edilebilir.


    Örnek 2: Tokat atmaya çalışan birine karşı doğrudan tabanca ile göğsüne ateş etmek açıkça orantısızdır.


B. Haklarda Orantı (Konu Bakımından Ölçülülük):

Saldırılan hak ile savunma sonucu zarar verilen hak arasında fahiş bir dengesizlik olmamalıdır.


  • Can vs. Mal: Malvarlığını korumak için saldırganın canına kastedilmesi, kural olarak orantısızdır. Bir elma çalan çocuğu vurmak hukuka aykırıdır. Ancak, mala yönelik saldırı, saldırganın direnci nedeniyle cana yönelik bir tehlikeye dönüşürse (örneğin hırsızın ev sahibine bıçak çekmesi), artık "can cana" bir durum oluşur ve öldürücü güç kullanımı meşru hale gelebilir.


  • Biber Gazı Kullanımı: 2026 yılı uygulamalarında, biber gazı kullanımı kritik bir yer tutmaktadır. Yargıtay, biber gazını TCK m.6 kapsamında "silah" saymaktadır. Saldırı amaçlı kullanımı suçtur (Silahla Yaralama). Ancak savunma amaçlı olarak, daha ağır bir saldırıyı (örneğin bıçaklı saldırı) defetmek için biber gazı kullanılması "orantılı" ve "meşru" kabul edilmektedir. Biber gazı, kalıcı zarar verme ihtimali düşük olduğu için, ateşli silahlara göre daha tercih edilebilir bir savunma aracıdır.


4. Zorunluluk Hali (Iztırar Hali - TCK 25/2)


Zorunluluk hali, kişinin kendisinin veya başkasının bir hakkını, "ağır ve muhakkak bir tehlikeden" kurtarmak için, bu tehlikeyle ilgisi olmayan üçüncü bir kişinin hakkına zarar vermek zorunda kalmasıdır.


4.1. Zorunluluk Halinin Şartları


  1. Ağır ve Muhakkak Bir Tehlike: Tehlike, kişinin hayatını, vücut bütünlüğünü veya önemli bir hakkını ciddi şekilde tehdit etmelidir. Tehlikenin gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin çok yakın olması gerekir.


  2. Tehlikeye Bilerek Neden Olmama: Kişi, kendi kusurlu hareketiyle tehlikeye yol açmamış olmalıdır. Örneğin, kundaklama yaparak yangın çıkaran kişi, yangından kaçmak için başkasının evine zarar verirse zorunluluk halinden yararlanamaz.


  3. Başka Türlü Korunma Olanağının Bulunmaması: Zorunluluk halinde "kaçma yükümlülüğü" vardır. Tehlikeden kaçarak, saklanarak veya kolluktan yardım isteyerek kurtulmak mümkünse, üçüncü kişiye zarar verilemez. Üçüncü kişiye zarar vermek "son çare" (ultima ratio) olmalıdır.


  4. Tehlikeye Göğüs Germe Yükümlülüğünün Bulunmaması: İtfaiyeci, asker, polis gibi meslek grupları, görevleri gereği bazı tehlikeleri göze almak zorundadır. Yangına müdahale eden itfaiyeci, "yanma tehlikem var" diyerek görevini yapmazsa veya kaçmak için başkasına zarar verirse zorunluluk halini ileri süremez.


4.2. Meşru Savunma ile Zorunluluk Hali Farkları Tablosu

Meşru müdafaa ve zorunluluk hali farkları tablosu ceza ve tazminat karşılaştırması 2026

5. Sınırın Aşılması (TCK Madde 27)

Meşru savunma hakkının kullanılması sırasında, heyecan, korku veya panik nedeniyle veya dikkatsizlik sonucu orantı sınırının aşılması durumunda TCK 27. madde devreye girer. Bu madde, "Sınırın Aşılması" başlığı altında iki farklı durumu düzenler.


5.1. Taksirle Sınırın Aşılması (TCK 27/1)

Eğer sınır, "mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş" dışındaki bir sebeple (örneğin dikkatsizlik, özensizlik, mesleki acemilik) aşılmışsa, fiil taksirli suç olarak cezalandırılır.


  • Örnek: Saldırganı etkisiz hale getirmek için bacağına ateş etmek isteyen ancak nişancılık hatası veya dikkatsizlik sonucu kafasına isabet ettiren kişi. Burada kişi "kasten öldürme"den değil, eğer kanunda taksirli hali varsa o suçtan (taksirle öldürme) yargılanır ve cezasında indirim yapılır.


5.2. Korku, Heyecan ve Telaşla Sınırın Aşılması (TCK 27/2)

Bu fıkra, uygulamada hayati öneme sahiptir. Kanun koyucu, saldırı altındaki insanın psikolojisini gözetmiştir.


"Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez."


Burada fail, saldırının yarattığı şok ve panik nedeniyle sağlıklı düşünme yeteneğini (iradi kontrolünü) geçici olarak kaybetmiştir.


  • Yargıtay Kriterleri: Yargıtay, sınırın aşılmasının "korku ve telaş"tan mı, yoksa "kin, öfke ve intikam" duygusundan mı kaynaklandığını ayırmak için şu hususlara bakar:

    -Saldırının ani ve şiddetli olması.

    -Olayın gece vakti veya ıssız bir yerde gerçekleşmesi.

    -Failin psikolojik durumu.

    -Atış sayısı ve isabet bölgeleri.


  • Ankara Yenimahalle Vaka Örneği: Gece vakti Batıkent'teki müstakil evine pencereden hırsız girdiğini gören ev sahibi, karanlıkta hırsızın elindeki metal cismi silah sanarak panikle defalarca ateş etmiştir. Hırsız silahsız olsa bile, ev sahibinin o anki "mazur görülebilir korkusu" nedeniyle TCK 27/2 uygulanarak ceza verilmez.


6. Ankara ve Yenimahalle Özelinde Uygulama Pratiği ve Yerel Veriler


Ankara Yenimahalle Batıkent ve Ostim bölgesi hukuk bürosu ve ceza davaları konumu

6.1. Bölgesel Suç Profili ve Savunma Stratejileri

Yenimahalle ilçesi, demografik ve ekonomik yapısı gereği farklı meşru savunma senaryolarına ev sahipliği yapmaktadır:


  • Ostim ve İvedik OSB: Bu bölgeler sanayi ve ticaretin merkezidir. Alacak-verecek meselesi kaynaklı tartışmalar, iş yeri basma olayları ve silahlı tehdit vakaları sık görülür. İş yerinde bulundurma ruhsatlı silahın, gasp veya silahlı saldırı anında kullanılması meşru savunma kapsamında güçlü bir argümandır. Ancak, kavga bittikten sonra silah alıp geri dönmek "tasarlayarak adam öldürme" veya "kasten yaralama" kapsamına girer.


  • Batıkent ve Çayyolu Aksı: Konut dokunulmazlığının ihlali ve hırsızlık vakaları öne çıkar. Site güvenliğinin yetersiz kaldığı durumlarda ev sahiplerinin savunma refleksleri mahkemelerde "korku ve heyecan" (TCK 27/2) ekseninde değerlendirilir.


  • Demetevler ve Şentepe: Yoğun nüfus ve sokak güvenliği sorunları, anlık sokak kavgaları ve "bıçaklı yaralama" olaylarını gündeme getirmektedir. Burada "orantılılık" ilkesi (bıçağa karşı sopa, yumruğa karşı bıçak) mahkemelerin en çok üzerinde durduğu husustur.


6.2. Ankara Adliyesi Yargı Pratiği (2025-2026)

Ankara Ağır Ceza Mahkemeleri, meşru savunma iddialarını değerlendirirken şu delillere öncelik vermektedir:


  1. MOBESE ve Güvenlik Kameraları: Ankara'nın yaygın kamera ağı (KGYS), saldırının kimden başladığını tespitte en önemli delildir. Yenimahalle bölgesindeki iş yeri kameraları da kritik önem taşır.


  2. Adli Tıp Raporları: Ankara Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporlar, giriş-çıkış yaraları, atış mesafesi (bitişik atış vs. uzak atış) gibi verilerle savunmanın meşruiyetini veya sınırın aşılıp aşılmadığını bilimsel olarak ortaya koyar.


  3. HTS Kayıtları: Taraflar arasında olay öncesi husumet olup olmadığı, telefon trafiği ile tespit edilir. Husumet varsa, mahkemeler meşru savunma iddiasına daha temkinli yaklaşmakta ve "karşılıklı tahrik" ihtimalini değerlendirmektedir.


7. Güncel Yargıtay Kararları Işığında Kritik Konular (2025-2026)


7.1. Biber Gazı ve Elektroşok Cihazları

Yargıtay 2025 ve 2026 kararlarında, biber gazının "silah" vasfını koruduğunu teyit etmiştir.


  • Saldırı Aracı Olarak: Bir tartışmada karşı tarafa biber gazı sıkmak, TCK 86/3-e maddesi uyarınca "silahla kasten yaralama" suçunu oluşturur ve ceza yarı oranında artırılır.


  • Savunma Aracı Olarak: Fiziksel olarak güçsüz durumda olan bir kişinin (örneğin bir kadının), kendisine saldıran bir erkeğe veya birden fazla kişiye karşı biber gazı kullanması, "orantılı savunma" kabul edilmektedir. Elektroşok cihazları da benzer statüdedir; sadece savunma ve kaçış imkanı yaratmak için kullanıldığında hukuka uygundur.


7.2. "Hırsızı Vurmak" Efsanesi ve Gerçekler

Halk arasında "evime giren hırsızı vurursam ceza almam" şeklinde yanlış bir inanış vardır. Hukuki gerçeklik şöyledir:


  • Mala Karşı Saldırı: Hırsız sadece eşya çalıyorsa ve kaçıyorsa, onu öldürmek veya ağır yaralamak "orantısız"dır ve suçtur.


  • Saldırının Dönüşmesi: Hırsız ev sahibiyle karşılaşınca bıçak çekerse, tornavida ile saldırırsa veya ev halkının üzerine yürürse, saldırı artık "mala" değil "cana" yönelmiş olur. Bu andan itibaren silah kullanmak meşru hale gelir. Yargıtay, gece vakti konuta gizlice giren hırsızın yarattığı belirsizlik ve korkuyu TCK 27/2 kapsamında (cezasızlık sebebi) değerlendirme eğilimindedir.


7.3. Kadınların Meşru Savunma Hakkı (Örselenmiş Kadın Sendromu)

2026 yılı yargı pratiğinde, sistematik aile içi şiddete maruz kalan kadınların, şiddet uygulayan eşlerine karşı gerçekleştirdikleri eylemler "meşru savunma" ekseninde daha geniş yorumlanmaktadır. Yargıtay, saldırının "tekrarı muhakkak" olduğu durumlarda, saldırı o an fiilen durmuş olsa bile (örneğin koca uyurken), kadının hayati tehlikesinin devam ettiği kabulüyle meşru savunma hükümlerinin tartışılmasını istemektedir. Bu, "Örselenmiş Kadın Sendromu"nun Türk hukukundaki yansımasıdır.


8. Sıkça Sorulan Sorular


1. Evime giren hırsızı döverek hastanelik edersem ceza alır mıyım?

Hırsız size saldırmadıysa ve sadece kaçmaya çalışıyorsa, onu yakalamak için orantılı güç kullanabilirsiniz (CMK 90 - Vatandaşın Yakalama Hakkı). Ancak etkisiz hale gelmiş veya kaçan hırsızı dövmeye devam etmek, linç etmek veya ağır yaralamak meşru savunma sınırını aşar ve "kasten yaralama" suçundan ceza almanıza neden olur.


2. Bana küfür ve hakaret eden birine tokat atsam meşru müdafaa olur mu?

Hayır, olmaz. Meşru müdafaa; cana, vücut bütünlüğüne, cinsel dokunulmazlığa veya mala yönelik "fiziksel" saldırılarda geçerlidir. Sözlü saldırıya (hakaret) fiziksel şiddetle karşılık vermek suçtur. Ancak mahkeme, haksız tahrik indirimi uygulayarak cezanızı azaltabilir.


3. Ruhsatsız silahımla kendimi korursam hem beraat edip hem ceza mı alırım?

Meşru savunma şartları varsa, adam öldürme veya yaralama suçundan beraat edersiniz. Ancak silahınız ruhsatsız olduğu için 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan ayrı bir ceza alırsınız. Silahın ruhsatsız olması meşru savunma hakkınızı ortadan kaldırmaz.


4. Biber gazı taşımak ve kullanmak yasal mı?

Mevzuatta biber gazı taşımayı yasaklayan açık bir hüküm yoktur. Ancak biber gazını bir saldırı silahı olarak kullanmak (durup dururken birine sıkmak) suçtur ve silahla yaralama sayılır. Sadece kendinizi savunmak ve saldırganı uzaklaştırmak için orantılı kullanırsanız meşru savunma kapsamında değerlendirilir.


5. Sokakta dayak yiyen tanımadığım birini kurtarmak için kavgaya girebilir miyim?

Evet. TCK 25/1 maddesi "gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka" diyerek üçüncü kişileri korumayı da meşru savunma kapsamına almıştır. Tanımadığınız bir kişiyi ağır bir saldırıdan kurtarmak için saldırgana orantılı güç kullanabilirsiniz.


6. Saldırgan sarhoşsa, deli ise veya çocuksa yine de kendimi savunabilir miyim?

Evet. Saldırganın cezai ehliyetinin olmaması (akıl hastası, çocuk veya sarhoş olması), saldırının "haksız" olduğu gerçeğini değiştirmez. Haksız bir saldırıya karşı, saldırganın kimliğine bakılmaksızın savunma hakkınızı kullanabilirsiniz. Ancak orantı konusunda daha hassas davranılması beklenir.


7. "Havaya ateş açmak" (Uyarı ateşi) zorunda mıyım?

Kanunda "önce havaya sık" şeklinde yazılı bir kural yoktur. Ancak Yargıtay, orantılılık ilkesi gereği, eğer zaman ve mesafe müsaitse önce uyarı yapılmasını, sonra durdurucu bölgelere (ayaklar) ateş edilmesini, en son çare olarak hayati bölgelerin hedeflenmesini arar. Ani, çok yakın ve ölümcül bir saldırıda ise doğrudan savunma yapılabilir.


8. Meşru müdafaa durumunda sabıka kaydıma (adli sicil) işler mi?

Hayır. Meşru müdafaa nedeniyle mahkeme "Beraat" kararı verir. Beraat kararları adli sicile (sabıka kaydına) işlemez. Eğer sınır korku ve panikle aşılmışsa verilen "Ceza Verilmesine Yer Olmadığı" kararı da sabıka kaydında görünmez.


9. Saldırgan öldü, ben beraat ettim. Ailesi benden kan parası veya tazminat isteyebilir mi?

Cevap: Hayır. Meşru savunma "hukuka uygun" bir eylemdir. Hukuka uygun bir fiil nedeniyle kimseye tazminat ödenmez. Saldırgan kendi haksız hareketiyle bu sonuca sebep olduğu için zararına kendisi katlanır. (Zorunluluk halinde ise tazminat ödenebilir).


10. Polis beni gözaltına alırken direnirsem meşru müdafaa olur mu?

Hayır. Polisin zor kullanma ve yakalama yetkisi kanundan doğar ve hukuka uygundur. Polise direnmek "Görevi Yaptırmamak İçin Direnme" suçunu oluşturur. Ancak polis yetkisini açıkça aşıp, yakalama amacı dışında size işkence ederse veya orantısız şiddet uygularsa, bu artık bir "haksız saldırı"ya dönüşür ve savunma hakkı doğabilir (ispatı zordur, kamera kaydı önemlidir).


11. Pitbull cinsi bir köpek bana saldırırsa onu öldürebilir miyim?

Türkiye’de bir ev/evcil hayvanı kasten öldürmek kural olarak suçtur (5199 sayılı Kanun m.28/A). Ancak saldırı anında canınıza veya vücut bütünlüğünüze yönelik ağır ve muhakkak tehlikeyi, başka suretle korunma olanağı olmadan ve orantılı biçimde defetmek için yapılan müdahale, olayın koşullarına göre TCK m.25/2 (zorunluluk hâli) kapsamında değerlendirilip ceza verilmemesi sonucunu doğurabilir. Bu çerçevede hayvanı öldürmek, yalnızca başka türlü bertaraf edilemeyen ve o an devam eden tehlikede son çare olarak zorunlu ise hukuken savunulabilir; aksi halde sorumluluk doğabilir. Ayrıca saldırı bir kişi tarafından kasten hayvana saldırtılarak gerçekleştiriliyorsa, hukuki nitelendirme TCK m.25/1 (meşru savunma) kapsamında da tartışılabilir.


12. Ankara Yenimahalle'de meşru müdafaa davaları ne kadar sürer?

Davanın görüldüğü mahkemeye (Asliye Ceza veya Ağır Ceza), sanığın tutuklu olup olmamasına, toplanacak delillerin (Adli Tıp, balistik, kamera) durumuna göre değişir. Ortalama bir Ağır Ceza davası Ankara'da 1 ila 2 yıl sürebilir. Ancak etkin bir avukatlık savunması ile soruşturma aşamasında "Kovuşturmaya Yer Olmadığına" (Takipsizlik) kararı alınarak dava açılmadan sürecin sonlandırılması da mümkündür.


9. Sonuç ve Öneriler


Meşru savunma, devletin koruma kalkanının yetişemediği anlarda bireye tanınan hayati bir haktır. Ancak bu hak sınırsız değildir; hukuk, "kısasa kısas" veya "intikam" mantığını reddeder. Meşru savunma ile kasten adam öldürme/yaralama arasındaki çizgi bazen bir saniyelik zamanlamada, bazen bir metrelik mesafede, bazen de fazladan sıkılan bir kurşunda gizlidir.


2026 Türkiye'sinde ve özellikle Ankara gibi büyükşehirlerde, meşru savunma iddialarının ispatı teknik bilgi ve profesyonel destek gerektirir. Soruşturmanın en başından, yani karakol ifadesinden itibaren uzman bir ceza avukatı ile hareket etmek, özgürlüğünüzü korumanın en güvenli yoludur.


Tablo: Meşru Savunma ve Zorunluluk Hali Karşılaştırmalı Analiz

Özellik

Meşru Savunma (TCK 25/1)

Zorunluluk Hali (TCK 25/2)

Temel Dayanak

"Haklı haksıza boyun eğmez."

"Zaruretler yasakları mubah kılar."

Tehdidin Kaynağı

İnsan (Saldırgan).

Doğa, Hayvan, İnsan (Tehlike).

Yönelim

Saldırgana karşı yapılır.

Üçüncü kişiye veya mala karşı yapılır.

Hukuki Statü

Hukuka Uygunluk Nedeni.

Kusurluluğu Kaldıran Neden.

Sonuç Kararı

Beraat.

Ceza Verilmesine Yer Olmadığı.

Tazminat

Ödenmez.

Hakkaniyet gereği ödenebilir.

Orantı

Saldırı ve savunma araçları arasında denge.

Tehlike ve zarar arasında denge (Daha katı).

Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.


Yorumlar


bottom of page