top of page

Türk Ceza Hukukunda Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar: TCK Madde 23 Işığında Teori, Uygulama ve Ankara-Yenimahalle Yargı Pratiği

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 8 Şub
  • 12 dakikada okunur
Ankara ceza avukatı netice sebebiyle ağırlaşmış suç TCK 23 dava rehberi

Türk Ceza Hukuku sistematiği, failin gerçekleştirdiği eylem ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişkiyi "kusur" ilkesi temelinde kurgulamıştır. Bu kurgunun en hassas ve doktrinel tartışmalara en açık olduğu alanlardan biri, şüphesiz ki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 23. maddesinde vücut bulan "Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar" müessesesidir. Eski 765 sayılı TCK dönemindeki objektif sorumluluk anlayışının terk edilerek, modern ceza hukukunun "kusursuz ceza olmaz" ilkesinin merkeze alındığı bu yeni rejim, hem teorik düzlemde hem de Ankara ve özellikle Yenimahalle gibi metropol yargı çevrelerindeki pratik uygulamada derinlikli bir incelemeyi zorunlu kılmaktadır. Bu rapor, söz konusu hukuki kurumu, tarihsel kökenlerinden başlayarak, unsurları, özel görünüş biçimleri, infaz rejimi ve güncel yargı kararları ekseninde kapsamlı bir şekilde ele almayı amaçlamaktadır.


Bölüm I: Tarihsel Gelişim ve Kavramsal Çerçeve


1.1. Objektif Sorumluluktan Kusur Sorumluluğuna Geçiş

Ceza hukukunun evrimsel sürecinde, failin sorumluluğunun belirlenmesi noktasında iki ana yaklaşım çarpışmıştır: Objektif sorumluluk ve kusur sorumluluğu. Netice sebebiyle ağırlaşmış suçların tarihsel kökeni, Kanonik Hukuk öğretisinde yer alan "versari in re illicita" (hukuka aykırı bir işe girişen, ondan doğan tüm sonuçlara katlanır) ilkesine dayanmaktadır. Bu ilke uyarınca, kişi hukuka aykırı bir eylemi başlattığı anda, iradesi dışında gelişen ve öngörmediği en uzak neticelerden dahi sorumlu tutulabilmekteydi. Örneğin, basit bir yaralama kastıyla hareket eden fail, mağdurun beklenmedik bir şekilde ölmesi durumunda, ölüm neticesini hiç istememiş ve hatta öngörememiş olsa bile, "kasten öldürme" gibi en ağır yaptırımlarla karşılaşabiliyordu.


765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu, bu klasik dönemin izlerini taşıyarak genel bir "netice sebebiyle ağırlaşmış suç" düzenlemesine yer vermemişti. Doktrin ve uygulama, bu tür suçları birer "objektif sorumluluk" hali olarak kabul etmekteydi. Bu durum, failin manevi dünyası ile eylemin sonucu arasındaki bağın kopmasına ve "sonuç ceza hukukuna" kayılmasına neden olmaktaydı. Failin kusurunun bulunmadığı bir neticeden sorumlu tutulması, modern ceza hukukunun insan onuru ve şahsi sorumluluk ilkeleriyle bağdaşmaz hale gelmişti.


1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, bu anlayışta devrim niteliğinde bir değişiklik yapmıştır. Alman Ceza Kanunu’nun (StGB) 18. paragrafından esinlenilerek hazırlanan TCK’nın 23. maddesi, objektif sorumluluğu kesin bir dille reddetmiş ve failin ağırlaşan neticeden sorumlu tutulabilmesini, bu netice bakımından "en azından taksirle" hareket etmiş olması şartına bağlamıştır. Bu düzenleme, ceza adaletinde failin zihinsel durumunun (mens rea) ve özen yükümlülüğünün, meydana gelen zararlı sonuç (actus reus) kadar önemli olduğunun yasal tescilidir.


1.2. Karma Suç Niteliği ve Kast-Taksir Kombinasyonu

Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar, yapısal olarak "karma suç" (delito compuesto) niteliği taşımaktadır. Bu suç tipi, tek bir fiil ile işlenen ancak manevi unsur bakımından iki farklı katmanı bünyesinde barındıran kompleks bir yapıdır.


  1. Birinci Katman (Temel Suç): Fail, kanunda tanımlanmış temel bir suç tipini (örneğin kasten yaralama) bilerek ve isteyerek (kasten) işlemektedir. Burada failin iradesi, temel suçun kanuni tanımındaki neticeye yöneliktir.


  2. İkinci Katman (Ağır Netice): Failin bu kasti hareketi sonucunda, kastettiğinden "daha ağır" veya "başka" bir netice meydana gelmektedir. Ancak fail, bu ikinci neticeyi kasten (bilerek ve isteyerek) gerçekleştirmemiştir. Eğer bu ikinci neticeyi de kasten gerçekleştirmiş olsaydı, zaten netice sebebiyle ağırlaşmış suçtan değil, o ağır neticeyi içeren kasten işlenmiş müstakil bir suçtan (örneğin kasten öldürme) söz edilecekti.


Bu nedenle doktrinde bu suçlara "kast-taksir kombinasyonu" adı verilmektedir. Fail, temel suçu kasten işlerken, ortaya çıkan ağır netice bakımından taksirli (özensiz) davranmıştır. TCK Madde 23, bu iki manevi unsurun (temel suçtaki kast ve ağır neticedeki taksir) birleşimiyle oluşan kendine özgü bir suç tipini düzenlemektedir.


1.3. Ankara ve Yenimahalle Bağlamında Suçun Önemi

Türkiye'nin başkenti Ankara, sosyo-ekonomik çeşitliliği ve yoğun nüfusu ile adli vakaların sıkça yaşandığı bir merkezdir. Özellikle Yenimahalle ilçesi; Batıkent, Demetevler, Şentepe ve Çayyolu gibi farklı demografik özelliklere sahip bölgeleri barındırması nedeniyle, kasten yaralama ve buna bağlı ağır neticelerin (ölüm, organ kaybı vb.) hukuki tartışmalarının yoğun yaşandığı bir yargı çevresidir. Yenimahalle'de meydana gelen asayiş olaylarında, failin eyleminin TCK 86 (Kasten Yaralama) kapsamında mı kalacağı, yoksa TCK 87/4 (Yaralama Sonucu Ölüm) veya TCK 81 (Kasten Öldürme) kapsamında mı değerlendirileceği, TCK 23. maddenin doğru yorumlanmasına bağlıdır. Bu ayrım, failin alacağı cezanın 1-3 yıldan müebbet hapse kadar değişmesine neden olabilecek kadar kritiktir.


Bölüm II: TCK Madde 23 Kapsamında Sorumluluğun Yapısal Şartları

Netice sebebiyle ağırlaşmış suçtan söz edilebilmesi için dört temel şartın kümülatif olarak (bir arada) gerçekleşmesi gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2024 ve 2025 yıllarındaki istikrar kazanan içtihatları da bu dört şartı merkeze almaktadır.


2.1. Temel Suçun Kasten İşlenmesi Şartı

İlk ve en temel şart, failin bir suç tipini kasten icra etmesidir. Failin hareketi, hukuka aykırı bir sonucu bilerek ve isteyerek meydana getirmeye yönelik olmalıdır. Taksirle işlenen bir suçun neticesi sebebiyle ağırlaşması durumunda TCK 23 uygulanamaz. Örneğin, taksirle yaralama sonucunda mağdur ölürse, bu durum "netice sebebiyle ağırlaşmış suç" değil, "taksirle öldürme" (TCK 85) olarak değerlendirilir.


  • Kastın Türü: Temel suç hem doğrudan kastla hem de olası kastla işlenebilir. Ancak temel suçun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı tartışmalı olmakla birlikte, doktrindeki hakim görüşe göre temel suçun tamamlanmış olması şart değildir; önemli olan icra hareketlerinin kasten yapılmış olmasıdır.


  • Örnek: Yenimahalle Demetevler’de bir tartışma sırasında failin mağdura yumruk atması (Kasten yaralama kastı). Bu hareket, TCK 23'ün tetiklenmesi için gerekli olan "kasten işlenen temel suç" şartını sağlar.


2.2. Daha Ağır veya Başka Bir Neticenin Gerçekleşmesi

Failin kastettiği neticenin ötesinde, objektif olarak daha vahim bir sonucun ortaya çıkması gerekir. Kanun koyucu bu durumu iki şekilde ifade eder:


  1. Daha Ağır Netice: Temel suçun bünyesinde yer alan neticenin nicelik olarak artmasıdır. Örneğin, yaralama fiili sonucunda mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanması veya kemik kırığı oluşması.


  2. Başka Bir Netice: Temel suçtan nitelik olarak tamamen farklı bir sonucun doğmasıdır. En tipik örneği, yaralama fiili sonucunda ölümün meydana gelmesidir (TCK 87/4). Yaralama ve ölüm, hukuki değer olarak birbirinden farklıdır (vücut bütünlüğü vs. yaşam hakkı).


2.3. Nedensellik Bağı (İlliyet)

Failin kasten gerçekleştirdiği temel suç hareketi ile meydana gelen ağır netice arasında kesintisiz bir neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Nedensellik bağı, modern ceza hukukunda "şart teorisi" (conditio sine qua non) ve "uygun sebebiyet" teorileri çerçevesinde değerlendirilir.


  • Doğrudan Bağ: Ağır netice, doğrudan failin eyleminden kaynaklanmalıdır.


  • Nedenselliğin Kesilmesi: Eğer ağır netice, failin eyleminden sonra araya giren üçüncü bir kişinin ağır kusuru, mağdurun ağır kusuru veya mücbir sebep (beklenmedik doğa olayı) nedeniyle meydana gelmişse, nedensellik bağı kesilir.


  • Ankara'dan Vaka Analizi: Ankara'da bir trafik tartışmasında failin mağduru hafifçe ittiği, mağdurun dengesini kaybedip yola düştüğü ve o sırada hızla gelen başka bir aracın mağdura çarparak ölümüne neden olduğu bir olayda; failin itme eylemi ile ölüm neticesi arasındaki illiyet bağının, araya giren üçüncü kişinin (sürücünün) eylemi ile kesilip kesilmediği TCK 23 kapsamında tartışılır. Yargıtay, bu tür durumlarda failin eyleminin ölüm neticesini meydana getirmeye elverişli olup olmadığını ve araya giren sebebin öngörülebilirliğini incelemektedir.


2.4. Ağır Netice Bakımından "En Azından Taksir"

TCK 23. maddenin en kritik ve reformist unsuru budur. Failin ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için, bu netice bakımından "en azından taksirle" hareket etmiş olması gerekir. Bu ifade, failin ağır neticeyi istemediğini (kastı olmadığını) ancak gerekli dikkat ve özeni gösterseydi bu neticenin gerçekleşeceğini öngörebileceğini (öngörülebilirlik) ifade eder.


  • Objektif Öngörülebilirlik: Ortalama bir insanın, failin bulunduğu durumda, yaptığı hareketin o ağır neticeyi doğurabileceğini tahmin edip edemeyeceği ölçütüdür.


  • Sübjektif Öngörülebilirlik: Failin kişisel yetenekleri, eğitimi ve durumu itibarıyla neticeyi öngörüp öngöremeyeceğidir.


  • Bilinçli Taksir: Fail ağır neticeyi öngörmüş ancak şansına, yeteneğine veya başka faktörlere güvenerek gerçekleşmeyeceğini ummuşsa, bilinçli taksir söz konusudur. TCK 23, "en azından taksir" dediği için, bilinçli taksir hali de bu kapsamdadır.


Bölüm III: Uygulamada En Sık Karşılaşılan Örnek: Kasten Yaralama (TCK 87)


TCK 87 kapsamında kemik kırığı ve organ kaybı vücut hasar oranları şeması

Ankara Adliyesi ve Ankara Batı Adliyesi kayıtlarına bakıldığında, TCK 23. maddenin en sık uygulandığı suç tipinin TCK 87. maddede düzenlenen "Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama" suçu olduğu görülmektedir.


3.1. Duyu veya Organ İşlevinin Zayıflaması ve Yitirilmesi (TCK 87/1-2)

Failin yaralama kastıyla yaptığı eylem, mağdurda kalıcı hasarlara yol açabilir. Kanun koyucu burada ikili bir ayrım yapmıştır:


  • İşlevin Sürekli Zayıflaması (TCK 87/1): Organın veya duyunu tamamen kaybedilmediği ancak fonksiyonunun azaldığı hallerdir. Örneğin, bir gözün görme yetisinin %40 oranında azalması. Bu durumda ceza bir kat artırılır.


  • İşlevin Yitirilmesi (TCK 87/2): Organın veya duyunu işlevini tamamen yitirmesidir. Örneğin, bir gözün kör olması veya dalağın alınması. Bu durumda ceza iki kat artırılır.


  • Yargıtay Uygulaması: Ankara'daki bir kavgada mağdurun kulağına aldığı darbe sonucu işitme kaybı yaşaması durumunda, Adli Tıp Kurumu raporunun "sürekli zayıflama" mı yoksa "yitirilme" mi dediği, sanığın alacağı cezayı dramatik şekilde (örneğin 3 yıldan 6 yıla) değiştirecektir.


3.2. Yüzde Sabit İz ve Sürekli Değişiklik

Bu kavramlar, estetik zararları ceza hukuku kapsamına alır.


  • Yüzde Sabit İz (TCK 87/1-c): Yaralanma iyileştikten sonra yüz bölgesinde kalan, gün ışığında ve normal bir mesafeden (yaklaşık 1-2 metre) bakıldığında fark edilen izlerdir. Yargıtay, izin "sabit" olup olmadığının tespiti için olaydan en az 6 ay geçmesini şart koşmaktadır.


  • Yüzde Sürekli Değişiklik (TCK 87/2-c): Mağdurun yüz ifadesinin, mimiklerinin veya genel görünümünün, onu tanıyanlar tarafından tanınmasını zorlaştıracak veya itici bir görünüm verecek şekilde bozulmasıdır.


3.3. Kemik Kırıkları (TCK 87/3)

TCK'nın ilk halinde kemik kırıkları "hayat fonksiyonlarına etki" derecesine göre derecelendiriliyordu. Yapılan değişikliklerle sistem basitleştirilse de hala kırığın ağırlığı ceza artırımında etkilidir. Adli Tıp raporlarında kırıklar "Hafif (1)", "Orta (2-3)" ve "Ağır (4-6)" olarak derecelendirilir.


  • Yenimahalle Örneği: Bir halı saha maçında çıkan kavgada mağdurun burnunun kırılması, TCK 87/3 kapsamında değerlendirilir. Burun kırığı genellikle "hafif" veya "orta" derecede etki olarak raporlanır ve temel ceza bu oranda (yarısına kadar) artırılır.


3.4. Kasten Yaralama Sonucu Ölüm (TCK 87/4)

Bu fıkra, TCK 23'ün en ağır sonucudur. Fail öldürme kastı taşımamakta, sadece yaralamak istemektedir; ancak mağdur ölmektedir.


  • Ayrım Kriterleri: Kasten öldürme (TCK 81) ile kasten yaralama sonucu ölüm (TCK 87/4) arasındaki fark, failin kastıdır. Yargıtay, failin kastını belirlemek için şu kriterlere bakar:

    -Kullanılan aletin niteliği (öldürücü mü?).

    -Darbe sayısı ve şiddeti.

    -Darbelerin vurulduğu bölge (hayati bölge mi?).

    -Failin olay öncesi ve sonrası davranışları (husumet var mı, yardıma çağırdı mı?).


  • Ceza Miktarı:

    -Temel yaralama (TCK 86/1) sonucu ölüm: 8-12 yıl hapis.

    -Nitelikli yaralama (TCK 86/3, örn: silahla) sonucu ölüm: 12-18 yıl hapis.


    Kıyas: Kasten öldürme suçunun cezası müebbet hapistir. Bu nedenle sanık müdafileri olayın TCK 87/4, katılan vekilleri ise TCK 81 kapsamında olduğunu iddia ederler.


Bölüm IV: Diğer Suç Tiplerinde Ağırlaşmış Neticeler


TCK 23 sadece yaralama suçu için değil, kanunda öngörülen birçok suç tipi için genel bir şemsiye maddedir.


4.1. Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar


  • Cinsel Saldırı ve İstismar: TCK 102 ve 103. maddelerde, cinsel saldırı veya istismar eylemi sırasında mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi durumunda "ağırlaştırılmış müebbet hapis" cezası öngörülmüştür. Burada failin cinsel saldırı kastıyla hareket ettiği ancak eylemin şiddetiyle (örneğin boğuşma sırasında) mağdurun ölümüne taksirle sebebiyet verdiği kabul edilir.


  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.06.2025 tarihli (E. 2022/228, K. 2025/292) kararı çerçevesinde, uygulamada dikkat edilmesi gereken temel ayrım şu şekildedir:


    1) “Şiddet uygulandı ve ciddi yaralanma oldu” durumu (TCK 103/5)

    Cinsel istismar sırasında kullanılan cebir/şiddet, mağdurda yaralamanın ağır sonuçlarına (ör. kalıcı zarar gibi) yol açmışsa;

    • Cinsel istismar cezası verilir,

    • Bunun yanında meydana gelen ağır yaralama için ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır (yani “yaralama” yönünden de ayrı değerlendirme yapılır).


    2) “Sonuç çok daha ağır: bitkisel hayat veya ölüm” durumu (TCK 103/6)

    İstismar fiilinin sonucunda mağdur bitkisel hayata girer veya hayatını kaybederse, bu artık “yaralama” düzeyinde bir sonuç değildir; kanun bu hali ayrı ve çok daha ağır bir sonuç olarak düzenler.


4.2. Çocuk Düşürtme ve Düşürme

TCK 99. madde uyarınca, rızasız çocuk düşürtme eylemi sonucunda kadının beden veya ruh sağlığının bozulması ya da ölmesi halinde cezalar ciddi oranda artırılmaktadır. Burada temel suç "çocuk düşürtme" iken, ağır netice "kadının zarar görmesi veya ölümü"dür.


4.3. Terk ve Yardım Yükümlülüğünün İhlali

TCK 97 (Terk) ve TCK 98 (Yardım Yükümlülüğünü İhlal) suçlarında, mağdurun terk edilmesi veya yardım edilmemesi sonucunda ölmesi, cezayı artıran bir haldir. Örneğin, trafik kazasına karışıp yaralıyı orada bırakıp kaçan sürücü, yaralının donarak ölmesi halinde TCK 98/2 uyarınca sorumlu tutulabilir.


4.4. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

TCK 109. maddede, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağdurun ekonomik kaybına neden olması (işe gidememesi nedeniyle büyük zarar etmesi gibi) veya bu süreçte yaralanması özel ağırlaştırıcı nedenler olarak sayılmıştır.


Bölüm V: Ankara ve Yenimahalle Yargı Çevresinde Adli Süreç Yönetimi


Ankara adliyesi

5.1. Soruşturma Evresi ve Polis İşlemleri

Yenimahalle bölgesinde işlenen bir suçta (örneğin Batıkent Meydanı'nda bir yaralama), ilk müdahaleyi bölge polis merkezi (örneğin Batıkent Şehit Ramazanlar Polis Merkezi) yapar. Fezleke hazırlandıktan sonra dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilir.


  • Adli Muayene: Mağdurun ilk raporu genellikle en yakın devlet hastanesinden (Ankara Etlik Şehir Hastanesi veya Yenimahalle Eğitim Araştırma Hastanesi) alınır. Ancak TCK 87 kapsamındaki "sürekli zayıflama", "sabit iz" veya "kemik kırığı" gibi tespitler için savcılık mağduru Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü'ne sevk eder. Ankara'da Adli Tıp Kurumu, Keçiören'de bulunmaktadır ve tüm Ankara yargı çevresine hizmet verir.


5.2. Kovuşturma ve Mahkeme Aşaması

İddianame kabul edildikten sonra yargılama başlar.


  • Görevli Mahkeme:

    -Ölüm neticesi varsa (TCK 87/4): Ağır Ceza Mahkemesi.

    -Ölüm yoksa, sadece organ kaybı veya kırık varsa (TCK 87/1-2-3): Asliye Ceza Mahkemesi.


  • Keşif ve Bilirkişi: Olayın olduğu yerde (örneğin Yenimahalle'deki bir parkta) keşif yapılması gerekebilir. Bu durumda Ankara Adliyesi hakimleri olay yerine gider.


Bölüm VI: Güncel Yargıtay Kararları Işığında Hukuki Analiz (2024-2025)


Yargıtay'ın son dönem kararları, TCK 23 uygulamasında "şüphe sanık lehine yorumlanır" ve "illiyet bağı" ilkelerini titizlikle incelediğini göstermektedir.


6.1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/154, K. 2025/130 (19.03.2025)

Ateşli silahla (hayati bölge hedef alınarak) gerçekleştirilen eylemin “kasten öldürme” mi, yoksa “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama/yaralama sonucu ölüm” kapsamında mı değerlendirileceği noktasında toplanmaktadır. Kastın öldürmeye yönelik olduğunun kabul edildiği, bu nedenle fiilin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak nitelendirilemeyeceği; failin olay sonrası kurtarmaya yönelik çabasının suç vasfını değiştirmeyeceği ancak takdiri indirimde dikkate alınabileceği belirtilmektedir.


6.2. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/8623, K. 2024/3763 (22.05.2024)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında ölüm ile olay arasında illiyetin, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporuyla netleştirilmesi gerektiği vurgulanmış; bu itiraz üzerine dosya YCGK’ya gitmiş ve YCGK, eksik araştırma nedeniyle bozma kararı vermiştir.


Bozma sonrası yeniden kurulan hükümde; mahkûmiyet (TCK 87/4 “2. cümle” uygulaması) tesis edilmiş, temyiz incelemesinde Daire; raporların yeterli/hükme elverişli olduğunu, eksik inceleme bulunmadığını ve temyiz itirazlarında hukuka aykırılık görmediğini belirterek hükmü oybirliğiyle ONAMIŞTIR.


6.3. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/2457, K. 2024/5671 (23.10.2024)

Adli raporla “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” (BTM) nitelikte kabul edilen yaralanma bulunan olayda, sonradan ölüm gerçekleşmesi halinde TCK 87/4 (kasten yaralama sonucu ölüm) nitelendirmesinin uygulanıp uygulanamayacağıdır. BTM düzeyinde yaralanma mevcutsa TCK 87/4’ün uygulanamayacağı, bu durumda değerlendirmenin TCK 85 (taksirle öldürme) yönünden yapılması gerektiği yönünde yaklaşım öne çıkmaktadır.


Bölüm VII: Tazminat ve Hukuki Sorumluluk


Ceza davası devam ederken veya sonuçlandıktan sonra, mağdur veya mirasçıları hukuk mahkemelerinde tazminat davası açabilirler.


7.1. Maddi ve Manevi Tazminat


  • Maddi Tazminat: Tedavi giderleri, çalışılamayan günlerin gelir kaybı ve ölüm halinde cenaze giderleri ile destekten yoksun kalma tazminatını kapsar.


  • Manevi Tazminat: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024-2025 dönemindeki emsal kararlarında, enflasyonist ortam nedeniyle manevi tazminat miktarlarında ciddi artışlar gözlemlenmiştir.


  • Basit Darp: 20.000 TL - 100.000 TL.


  • Organ Kaybı/Ağır Yaralama: 150.000 TL - 1.500.000 TL.


  • Ölüm (Mirasçılar için): 2.000.000 TL ve üzeri.


7.2. Zamanaşımı

Türk Borçlar Kanunu m. 72 uyarınca haksız fiillerde zamanaşımı 2 yıl olsa da, eylem aynı zamanda suç teşkil ettiğinden Ceza Zamanaşımı süreleri uygulanır (TBK 72/1-c).


  • TCK 87/4 (Ölüm) için ceza dava zamanaşımı 15 yıldır.


  • Bu, mağdur veya yakınlarının olayın üzerinden 10 yıl geçse bile (15 yılı aşmamak kaydıyla) tazminat davası açabilecekleri anlamına gelir.


8. İnfaz (5275 S.K.) – Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik


2026 yılı kasten yaralama ve ölüme sebebiyet verme suçu yatarı hesaplama tablosu

Sanığın cezasının infazı, suçun işlendiği tarih, suç tipi ve mükerrirlik (tekerrür) durumuna göre 5275 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.


8.1. Koşullu Salıverilme Oranları


  • Genel kural: Süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranı 1/2’dir.


  • İstisna (2/3): 5275 m.107/2’de sayılan bazı suçlarda oran 2/3 olarak uygulanır. Bu listede örneğin TCK 87/2-d (neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama – bent (d)) yer almaktadır.


Önemli (TCK 87/4): TCK m. 87/4'de (kasten yaralama sonucu ölüme neden olma) kural olarak 1/2 oranı uygulanır (mükerrirlik gibi özel rejimler saklıdır).


8.2. Denetimli Serbestlik (5275 m.105/A)


  • Genel kural: İyi halli hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine 1 yıl veya daha az süre kalmışsa ve açık ceza infaz kurumu/çocuk eğitim evi şartlarını sağlıyorsa, talebi üzerine kalan cezası denetimli serbestlik tedbiriyle infaz edilebilir.


  • Özel süreler:

    - 0–6 yaş çocuğu bulunan kadın hükümlüler bakımından bazı hâllerde 2 yıl,

    - Ağır hastalık/engellilik gibi hâllerde 3 yıl denetimli serbestlik gündeme gelebilir.


  • Geçici 6 (30.03.2020 ve öncesi suçlar): 30.03.2020 ve öncesinde işlenen suçlar bakımından, Geçici 6’daki istisnalar dışında, 105/A’daki “1 yıl”lık süre “3 yıl” olarak uygulanır.


  • 7550 S.K. ile ek kural (04.06.2025 sonrası suçlar): 04.06.2025’ten sonra işlenen suçlarda, denetimli serbestliğe ayrılabilmek için (kısa cezalar dâhil) koşullu salıverilme tarihine kadar geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin ve en az 5 günün infaz kurumunda geçirilmesi şartı getirilmiştir; Geçici 11 uyarınca bu kural geçmiş suçlara yürütülmez.


Not (31.07.2023 tarihi): 31.07.2023 ve öncesi suçlara ilişkin Geçici 10 kapsamındaki düzenlemeler, esasen açık kuruma ayrılma/özel geçiş rejimiyle ilgilidir; denetimli serbestliğin “1 yıl → 3 yıl” dönüşümünün genel dayanağı Geçici 6’dır.


Tablo 1: TCK 87/4 İçin Örnek İnfaz Tablosu (Kural: 1/2 Oranı + DS 1 Yıl)

Hükmedilen Hapis Cezası

Koşullu Salıverilme Oranı

Koşullu Salıverilme İçin Gerekli Süre (Cezaevinde)

Denetimli Serbestlik

Cezaevinde Geçirilecek Süre (Kapalı+Açık)

9 Yıl

1/2

4 Yıl 6 Ay

Son 1 Yıl

3 Yıl 6 Ay

12 Yıl

1/2

6 Yıl

Son 1 Yıl

5 Yıl

15 Yıl

1/2

7 Yıl 6 Ay

Son 1 Yıl

6 Yıl 6 Ay

Not: Tekerrür (mükerrirlik), suç tarihi (Geçici 6/Geçici 10 uygulaması), disiplin işlemleri, kapalı-açık geçişi ve mahsup gibi kalemler sonucu kişiye göre ciddi biçimde değiştirebilir.


Sıkça Sorulan Sorular


1. Netice sebebiyle ağırlaşmış suç "olası kast" ile işlenebilir mi? 

Evet, temel suç (birinci katman) doğrudan kastla veya olası kastla işlenebilir. Ancak ağırlaşan netice (ikinci katman) bakımından failin kastı olmamalı, taksiri bulunmalıdır. Eğer ağır neticeye yönelik de olası kast varsa (örneğin "ölürse ölsün" diyerek vurmuşsa), fail TCK 23'ten değil, o neticeyi kasten (olası kastla) işlemekten (TCK 81 Olası Kastla Öldürme) ceza alır.


2. Yenimahalle'de bir kavgada burnum kırıldı, karşı taraf ne kadar ceza alır?

Burun kırığı TCK 87/3 kapsamında "kemik kırığı" sayılır. Failin temel cezası (TCK 86/1 uyarınca 1-3 yıl), kırığın ağırlığına göre yarısına kadar artırılır. Örneğin temel ceza 1 yıl ise, kırık nedeniyle 1 yıl 6 ay olabilir. Bu ceza sabıka kaydı yoksa HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kapsamına girebilir.


3. TCK 87/4 (Yaralama sonucu ölüm) ile TCK 81 (Kasten öldürme) farkı nedir?

Temel fark "öldürme kastı"dır. TCK 81'de fail mağduru öldürmeyi hedefler (hayati organa, çok sayıda darbe, öldürücü alet). TCK 87/4'te ise fail sadece yaralamak ister (bacağına vurur, tek yumruk atar) ancak mağdur beklenmedik şekilde ölür. TCK 81 müebbet hapis, TCK 87/4 ise 8-18 yıl arası hapis öngörür.


4. Ankara Adliyesi nerede ve Yenimahalle davalarına orası mı bakar? 

Ankara Adliyesi, Altındağ ilçesindedir. Yenimahalle ilçesi Ankara Adliyesi'nin yetki alanındadır. Suç Yenimahalle sınırlarında işlenmişse soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yürütür.


5. Mağdur şikayetinden vazgeçerse dava düşer mi?

Netice sebebiyle ağırlaşmış suçların çoğu (özellikle TCK 87/1, 2, 3, 4) şikayete tabi değildir, kamu davası olarak re'sen yürütülür. Mağdur şikayetini geri çekse bile dava devam eder, sadece ceza miktarında takdiri indirim sebebi olabilir. Ancak TCK 86/2 (basit tıbbi müdahale ile giderilebilir yaralama) şikayete tabidir; fakat netice ağırlaşmışsa (örneğin kemik kırığı varsa) şikayet şartı aranmaz.


6. Bu suçlarda zamanaşımı ne kadardır? 

Suçun niteliğine göre değişir. TCK 87/4 (Ölüm) için dava zamanaşımı 15 yıldır. Yaralama sonucu organ kaybı gibi hallerde de suçun ceza üst sınırına göre 8 veya 15 yıllık süreler geçerlidir.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.

bottom of page