top of page

TCK Madde 75 Önödeme Nedir? 2026 Güncel Rehber ve Hesaplama

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 26 Şub
  • 21 dakikada okunur
TCK Madde 75 önödeme nedir ve 2026 güncel şartları nelerdir?

Giriş: Ceza Adalet Sisteminde Alternatif Çözüm Yolları ve Önödeme Kavramı

Gelişen toplum yapısı, artan nüfus ve dijitalleşmenin getirdiği yeni iletişim biçimleri, mahkemelerin iş yükünü tarihte görülmemiş bir seviyeye çıkarmıştır. Adalet sisteminin ağır ve karmaşık yapısı içerisinde, nispeten hafif nitelikteki suçların aylar, hatta yıllar süren yargılamalara konu olması, hem devletin kısıtlı kaynaklarının israf edilmesine hem de vatandaşların uzun süreler boyunca "sanık" sıfatıyla yıpranmasına yol açmaktadır. Bu sorunun üstesinden gelebilmek amacıyla modern ceza hukuku sistemleri, onarıcı adalet ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri geliştirmiştir. Türk Ceza Hukuku sistemi içerisinde bu amaca hizmet eden en köklü ve etkili kurumlardan biri, Türk Ceza Kanunu'nun yetmiş beşinci maddesinde düzenlenen "Önödeme" kurumudur.


Önödeme, en sade anlatımıyla; kanun koyucunun belirlediği şartları taşıyan, cezası nispeten düşük suçlarda, devlet ile fail arasında kurulan bir hukuki uzlaşı mekanizmasıdır. Devlet, belirli bir miktar paranın hazineye ödenmesi karşılığında faili yargılamaktan, ona bir sabıka kaydı oluşturmaktan ve onu hapis cezası tehdidi altında bırakmaktan vazgeçmektedir. Vatandaş açısından bakıldığında ise önödeme, uzun ve stresli mahkeme koridorlarından, avukatlık masraflarından ve en önemlisi ömür boyu karşısına çıkabilecek bir adli sicil kaydından kurtulmanın en güvenli ve yasal yoludur.


Bu kurumun temelinde yatan başlıca felsefeler şunlardır: Birincisi, "yargı ekonomisi" ilkesidir. Asliye ceza mahkemelerinin çok daha ciddi suçlarla ilgilenmesi gerekirken, basit bir hakaret veya taksirli eylem nedeniyle meşgul edilmemesi hedeflenir. İkincisi, vatandaşın "lekelenmeme hakkı"nın korunmasıdır. Bireylerin, bir anlık öfke veya dikkatsizlik sonucu işledikleri hafif suçlar nedeniyle ömür boyu suçlu damgası yemelerinin önüne geçilir. Üçüncüsü ise yaptırımın "hızlı ve etkin" bir şekilde uygulanmasıdır. Yıllar sonra verilecek ve muhtemelen ertelenecek bir ceza yerine, suçun işlenmesinden hemen sonra failin cebinden çıkan bir miktar para, caydırıcılık açısından çok daha etkili bir sonuç doğurmaktadır.


Önemle altı çizilmelidir ki; devlete ödenen bu para, hukuki niteliği itibarıyla bir "ceza" değildir. Türk anayasal sisteminde ceza verme yetkisi yalnızca bağımsız mahkemelere aittir. Önödeme ise, Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme tarafından teklif edilen, failin kendi özgür iradesiyle kabul ettiği idari ve mali nitelikte bir ödemedir. Bir vatandaşın kendisine gönderilen önödeme teklifini kabul edip parayı yatırması, hukuken "Ben bu suçu işledim, suçluyum" şeklinde bir itiraf (ikrar) anlamına gelmez. Sadece "Ben yargılanmak istemiyorum ve hakkımdaki dosyanın kapatılması için kanunun bana tanıdığı bu mali hakkı kullanıyorum" iradesinin beyanıdır.


1. Türk Ceza Kanunu Madde 75 Çerçevesinde Önödemenin Temel Şartları


Güncel mevzuat hükümleri dikkatle incelendiğinde, her suçun veya her fiilin önödeme kapsamına girmediği açıkça görülmektedir. Kanun koyucu, bu hakkın kötüye kullanılmasını engellemek ve kamu düzenini korumak amacıyla son derece net sınırlandırmalar getirmiştir. Bir olayda önödeme hükümlerinin uygulanabilmesi için aşağıda detaylandırılan şartların bir arada (kümülatif olarak) bulunması zorunludur.


1.1. Kanunda Öngörülen Yaptırımın Türü ve Sınırlarına İlişkin Şartlar

Türk Ceza Kanunu'nun yetmiş beşinci maddesinin birinci fıkrası, hangi suçların önödemeye tabi olacağını iki temel ölçüte bağlamıştır. Bu ölçütler, eylemin ağırlığını belirleyen en önemli unsurlardır.


Birinci ölçüt; suçun kanun maddesinde öngörülen cezasının "yalnızca adli para cezası" olmasıdır. Türk Ceza Kanunu'nda yer alan bazı suç tipleri için hapis cezası hiç öngörülmemiş, yaptırım sadece devlet hazinesine ödenecek adli para cezası olarak belirlenmiştir. Eğer failin işlediği iddia edilen suçun ceza maddesinde hapis kelimesi hiç geçmiyor ve sadece adli para cezası öngörülüyorsa, bu suç miktarı ne olursa olsun doğrudan önödeme kapsamındadır.


İkinci ölçüt; suçun kanun maddesinde öngörülen "hapis cezasının yukarı sınırının altı ayı aşmaması" kuralıdır. Burada vatandaşların ve hatta zaman zaman hukukçuların dahi düştüğü en büyük yanılgı, hakimin somut olayda vereceği muhtemel cezanın dikkate alınacağını düşünmektir. Oysa kanun, somut olaya veya verilecek cezaya değil, suçun kanun kitabında yazan soyut ceza maddesine bakılmasını emretmektedir. Örneğin, bir suçun cezası kanunda "bir aydan üç aya kadar hapis" şeklinde düzenlenmişse, bu suçun yukarı sınırı (tavanı) üç ay olduğu için önödemeye tabidir. Ancak ceza "üç aydan bir yıla kadar hapis" şeklinde ise, mahkeme yargılama sonunda sanığa sadece üç ay hapis cezası verecek olsa bile, kanundaki tavan bir yıl (yani altı aydan fazla) olduğu için bu suç önödemeye tabi olamaz. Kısacası, kanun maddesinin tavan sınırı kesin belirleyicidir.


1.2. Suçun Uzlaştırma Kapsamında Bulunmaması Gerekliliği

Türk Ceza Kanunu'nun yetmiş beşinci maddesinin hemen girişinde yer alan "Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere..." ibaresi, hukuk sistemimizdeki iki farklı alternatif çözüm yolunun birbiriyle çatışmasını önlemek amacıyla tasarlanmıştır.


Ceza Muhakemesi Kanunu'nun iki yüz elli üçüncü maddesi "Uzlaştırma" kurumunu düzenlemektedir. Uzlaştırma, fail ile mağdurun (suçtan zarar görenin) tarafsız bir uzlaştırmacı eşliğinde bir araya gelerek anlaşmalarını sağlayan bir yöntemdir. Eğer bir suç kanunen uzlaştırma kapsamında ise, cezasının üst sınırı altı aydan az dahi olsa, o suçta önödeme hükümleri uygulanamaz. Kanun koyucunun buradaki temel mantığı şudur: Mağdurun şahsi zarar gördüğü bir olayda (örneğin kasten yaralama, tehdit, konut dokunulmazlığını ihlal gibi suçlarda), failin sadece devlete para ödeyerek kurtulması adalete aykırıdır. Öncelikle mağdurun rızası alınmalı, mağdurun zararı giderilmeli ve toplumsal barış sağlanmalıdır. Bu nedenle, suç uzlaştırmaya tabi ise önödeme yolu kapalıdır.


1.3. Soruşturma Aşamasında Yeterli Şüphenin Varlığı

Bir vatandaşa önödeme teklifi yapılabilmesi, yani devletin o vatandaştan para talep edebilmesi için, Cumhuriyet savcısının yürüttüğü soruşturma neticesinde suçun işlendiğine dair hukuken tatmin edici delillere ulaşmış olması şarttır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yüz yetmişinci maddesinde tanımlanan "yeterli şüphe" derecesine ulaşılmadan önödeme süreci başlatılamaz.


Örneğin, hakkınızda hiçbir somut delil bulunmayan, asılsız ve iftira niteliğinde bir suç duyurusu yapıldığını varsayalım. Cumhuriyet savcısı, sırf dosya aradan çıksın diye size "Şu kadar önödeme parasını yatır, dosyayı kapatayım" diyemez. Delil yoksa, savcının yapması gereken tek yasal işlem doğrudan "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" (kamuoyunda bilinen adıyla takipsizlik kararı) vermektir. Parayı ödeyip ödemeyeceğiniz sorularak bir nevi hukuki baskı yaratılması kanuna kesinlikle aykırıdır. Aynı durum mahkemeler için de geçerlidir. Eğer dava açılmışsa ve mahkeme hakimi, fiilin kanunda suç olmadığını veya sanık tarafından işlenmediğini ilk bakışta anlıyorsa, önödeme işlemini hiç başlatmadan derhal beraat kararı vermelidir.


2. Ceza Süresine Bakılmaksızın Önödemeye Tabi Olan Katalog Suçlar (TCK Madde 75/6)


Yukarıda detaylıca açıklanan "üst sınırın altı ayı aşmaması" kuralı, genel bir prensiptir. Ancak kanun koyucu, toplumsal düzene etkileri ve nitelikleri bakımından bazı suçları özel olarak seçmiş ve bu suçlar için ceza sınırının bir önemi olmaksızın doğrudan önödeme mekanizmasının işletilmesini emretmiştir. Türk Ceza Kanunu'nun yetmiş beşinci maddesinin altıncı fıkrasında tek tek sayılan bu istisnai durumlara "Katalog Suçlar" adı verilmektedir.


Vatandaşların bilmesi gereken en önemli husus, aşağıda sayılan suçlardan birinin işlenmesi halinde, verilecek hapis cezası ihtimali altı aydan daha uzun olsa bile, devletin size doğrudan önödeme teklifi yapmak zorunda olmasıdır. Bu suçların güncel listesi şu şekildedir:


  1. Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi (Madde 98/1): Yaşı, hastalığı veya yaralanması nedeniyle kendini idare edemeyecek durumda olan bir kimseye halin icap ettirdiği yardımı yapmayan veya durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişiler bu suçu işlemiş sayılır.


  2. Hakaret Suçu (Madde 125, üçüncü fıkranın (a) bendi hariç): 2026 yılı itibarıyla en çok tartışılan ve içeriği tamamen değişen bu katalog suç, aşağıda ayrı ve son derece kapsamlı bir başlık altında incelenecektir.


  3. Genel Güvenliğin Taksirle Tehlikeye Sokulması (Madde 171): Taksirle (dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak) yangına, bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine veya sel baskınına neden olan kişilerin fiillerini kapsar. Örneğin, piknik ateşini tam söndürmeden ayrılarak küçük çaplı bir yangına sebep olmak.


  4. Çevrenin Taksirle Kirletilmesi (Madde 182/1): Çevreye, toprağa, suya veya havaya taksirle atık veya artık bırakan ve çevrenin kirlenmesine neden olan eylemlerdir. Fabrika atıklarının dikkatsizlik sonucu nehre sızması bu duruma örnektir.


  5. Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma (Madde 264/1): Yetkisi olmadığı halde resmi sıfat taşıyanların (örneğin polis, asker, zabıta) veya özel bir mesleğin (örneğin avukat cübbesi, doktor önlüğü gibi belirli kurallara tabi kıyafetlerin) kıyafetini alenen ve haksız yere giyen kişilerin eylemleridir.


  6. Suçu Bildirmeme (Madde 278/1 ve 2): İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara (polis, jandarma, savcılık) bildirmeyen veya işlenmiş olmakla birlikte sonuçlarının sınırlandırılması mümkün olan bir suçu ihbar etmeyen kişilerin fiilleridir.


Ayrıca, genel nitelikteki Türk Ceza Kanunu dışında, bazı özel kanunlarda yer alan ihlaller de kanun koyucu tarafından bu fıkra kapsamına alınarak önödeme imkanından faydalandırılmıştır:


3. 2025 ve 2026 Yıllarına Damga Vuran Büyük Değişim: Hakaret Suçunda Önödeme Devrimi


7571 sayılı kanun ile hakaret suçunda önödeme devrimi ve uyarlama yargılaması

Türk hukuk tarihinde, milyonlarca vatandaşı ve adliyelerin depolarını dolduran yüz binlerce derdest (devam eden) dosyayı doğrudan ilgilendiren en devrimsel nitelikteki yasal değişiklik, hiç şüphesiz Hakaret (Türk Ceza Kanunu Madde 125) suçu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Günlük hayatta trafikte yaşanan bir tartışmadan, sosyal medyada yazılan bir yoruma kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan hakaret suçu, yakın geçmişte karmaşık yasal süreçlerden geçmiş ve en güncel ve en vatandaş lehine olan şeklini almıştır. Bu süreci doğru okumak, hakkınızda açılabilecek davaları anlamak açısından hayati önem taşır.


3.1. 14 Kasım 2024 Düzenlemesi (7531 Sayılı Kanun) ve Yaratılan Hukuki Karmaşa

Sürecin temel başlangıç noktası 14 Kasım 2024 tarihinde kabul edilen 7531 Sayılı Kanun'dur. O tarihe kadar tüm hakaret suçları mağdur ile failin uzlaştırılması esasına (uzlaştırma kurumuna) tabiydi. Ancak uzlaştırma süreçlerinin suiistimal edilmesi, mağdurların çok ufak bir hakaret için astronomik rakamlar talep etmesi ve sistemi adeta bir ticarethaneye çevirmesi sebebiyle kanun koyucu müdahale etme ihtiyacı hissetti.


7531 Sayılı Kanun ile, hakaret suçunun "sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle" (yani sosyal medya, e-posta, SMS, WhatsApp gibi araçlar üzerinden) işlenmesi uzlaştırmadan çıkarılarak önödeme kapsamına alındı. Ancak yüz yüze (sokakta, bizzat karşı karşıya) edilen hakaretler hala uzlaştırma kapsamında bırakıldı. İşin daha da ilginç yanı, bu yeni hakkın sadece 14 Kasım 2024 tarihinden sonra başlayan yepyeni soruşturmalara tanınmasıydı. Önceden dava açılmış olan binlerce insan bu kolaylıktan mahrum bırakılmıştı.


3.2. Anayasa Mahkemesi'nin Tarihi İptal Kararı ve Eşitlik İlkesinin Tesisi

Hukukçuların ve kamuoyunun şiddetli itirazları sonucunda konu Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin önüne taşındı. Yüksek Mahkeme, 27 Mart 2025 tarihli kararı (AYM, E.2024/197, K.2025/86, 27/03/2025) ile 7531 sayılı yasada yer alan söz konusu eşitsizlikleri sert bir dille eleştirdi ve iptal etti.


Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesi son derece haklı ve netti: Bir suçu yüz yüze işleyen kişi ile internetten işleyen kişi arasında hukuki bir ayrım yapılarak birine önödeme hakkı (devlete makul bir meblağ ödeyip kurtulma) verip diğerini uzlaştırmacıların inisiyatifine bırakmak Anayasa'nın "Kanun Önünde Eşitlik" ilkesine temelden aykırıydı. Aynı şekilde, kanunun yürürlük tarihinden bir gün önce suç işleyeni eski yasayla yargılayıp, bir gün sonra suç işleyeni yeni ve avantajlı yasayla ödüllendirmek de adalet duygusunu zedeliyordu. Anayasa Mahkemesi, yasal bir boşluk doğmaması ve meclise yeni bir yasa hazırlaması için vakit tanımak amacıyla iptal kararının yürürlüğe giriş tarihini 1 Mart 2026 olarak belirledi.


3.3. Kesin Çözüm: 11. Yargı Paketi (7571 Sayılı Kanun) ile Gelen Tam Kapsamlı Düzenleme

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında harekete geçen Türkiye Büyük Millet Meclisi, "11. Yargı Paketi" olarak adlandırılan 7571 Sayılı Kanun'u hazırlayarak 25 Aralık 2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımladı ve yürürlüğe koydu. Bu kanunla birlikte, hakaret suçu etrafındaki tüm karmaşa sona erdi ve 2026 yılı itibarıyla son derece net kurallar belirlendi.


7571 Sayılı Kanun'un on altıncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nun yetmiş beşinci maddesinin altıncı fıkrası (Katalog suçlar bölümü) şu şekilde yeniden yazıldı: "Hakaret (üçüncü fıkranın (a) bendi hariç, madde 125)". Aynı zamanda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun iki yüz elli üçüncü maddesinde yapılan değişiklikle hakaret suçu, uzlaştırma kapsamından tümüyle çıkarıldı.


Bu muazzam yasal değişikliğin vatandaşlar açısından somut sonuçları şunlardır:


  • İstisnasız Önödeme: Hakaretin nasıl işlendiğinin artık hiçbir önemi yoktur. İster sokakta yüz yüze, ister bir televizyon yayınında, ister sosyal medyada gizli bir hesaptan, ister özel bir WhatsApp mesajıyla işlenmiş olsun; hepsi eşit şartlarda doğrudan önödeme kapsamına alınmıştır.


  • Mağdurun Fahiş Taleplerinden Kurtuluş: Uzlaştırma kurumu kaldırıldığı için, artık şikayetçi olan kişi sizden affetmek karşılığında on binlerce lira, bağış makbuzları veya onur kırıcı özür metinleri talep edemeyecektir. Karşınızdaki muhatap artık doğrudan devlettir ve devlet kanunda yazan sabit formülle ne hesaplıyorsa o tutarı ödeyerek dosyayı kapatabilirsiniz.


  • Tek Mutlak İstisna (Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Hakaret): Kanun metnindeki parantez içi hüküm olan "üçüncü fıkranın (a) bendi hariç" ifadesi kritik bir uyarıdır. Eğer hakaret edilen kişi bir kamu görevlisi ise (polis memuru, öğretmen, doktor, hakim, savcı, belediye başkanı vb.) ve bu hakaret onun görevinden dolayı edilmişse, bu eylem kesinlikle önödeme kapsamına girmez. Doğrudan iddianame düzenlenir ve ağır yaptırımlarla mahkemede yargılanırsınız.


3.4. Derdest ve Kesinleşmiş Dosyalarda Geçiş Süreci: “Uyarlama Yargılaması” Nedir?

25.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun ile hakaret suçuna ilişkin rejim değişmiştir. Buna göre;


  • Hakaret suçu uzlaştırma kapsamı dışına çıkarılmıştır (CMK m.253/3).


  • Hakaret suçu (TCK m.125; ancak m.125/3-a hariç) önödeme kapsamına alınmıştır (TCK m.75/6-a-2).


Bu nedenle, 25.12.2025’ten önce işlenmiş fiiller bakımından derdest/kesinleşmiş dosyalarda lehe kanunun uygulanması ilkesi (TCK m.7/2) çerçevesinde yeni hükümlerin uygulanması gündeme gelir.


3.4.1. Derdest (devam eden) soruşturma ve kovuşturma dosyaları

Dosya henüz kesinleşmemişse, Cumhuriyet savcılığı (soruşturma) veya mahkeme (kovuşturma) TCK m.75 uyarınca önödeme teklifini gündeme almak zorundadır. Önödeme tutarı, “standart” bir bedel olmayıp TCK m.75’teki hesaplama usulüne göre belirlenir.


Önödeme süresinde yerine getirildiğinde;


  • Soruşturma aşamasında “kovuşturmaya yer olmadığı”,


  • Kovuşturma aşamasında ise CMK m.223/8 uyarınca “davanın düşmesi” kararı verilir.


Nitekim Yargıtay, kovuşturma aşamasında önödeme koşulları gerçekleştiğinde davanın düşmesi gerektiğini; aksi halde mahkûmiyet kurulamayacağını belirtmektedir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2023/5021, K.2025/1324, T.19.02.2025).


3.4.2. Kesinleşmiş mahkûmiyetler: “Uyarlama (mahkûmiyet hükmünde değişiklik) yargılaması”

Hakaret nedeniyle mahkûmiyet kesinleşmişse, sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün TCK m.7 kapsamında değerlendirilmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir (5275 sayılı CGTİHK m.98/1-a).


Önemli nokta: Bu başvuru infazı kendiliğinden durdurmaz; ancak mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir (CGTİHK m.98/2).


Uyarlama yargılaması sonucunda verilen karar, uyarlamaya konu kesinleşmiş hükmü tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırır (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E.2023/4600, K.2023/9659, T.02.11.2023).


Dosya, önödemeye tabi hale gelen bir hakaret türüne ilişkinse (TCK m.125/3-a hariç), mahkeme TCK m.75 prosedürü çerçevesinde önödeme teklifinin yapılmasını sağlar; önödeme süresinde yerine getirilirse kamu davası/mahkûmiyetin sonuçları “düşme” kararıyla ortadan kaldırılır.


Not: Önödeme nedeniyle verilen KYOK/düşme kararları adli sicil mahkûmiyeti gibi kaydedilmez; ancak TCK m.75/7’de öngörülen özel sisteme kaydedilir.


3.4.3. Geçiş kuralı: 25.12.2025 itibarıyla “uzlaşmanın sağlandığı” dosyalar

CMK Geçici Madde 8 uyarınca; 25.12.2025 itibarıyla uzlaşmanın sağlanmış olduğu (uzlaştırma raporu/tutanağı imzalanmış) dosyalarda, hakaret bakımından getirilen bu değişiklikler uygulanmaz; bu dosyalar değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılır.


Bu nedenle, uzlaşma sağlanmışken “uzlaşmadan vazgeçip önödeme yapmak” şeklinde genel bir hak bulunduğu söylenemez.Uzlaşma ediminin yerine getirilmemesi halinde ise dosyada CMK m.253’te öngörülen mekanizmaya göre işlem yapılır; geçici madde 8’in lafzı karşısında “otomatik olarak yeni önödeme rejimine geçilir” şeklinde kesin bir cümle kurulması isabetli olmaz.


4. Vatandaş İçin Rehber: Önödeme Miktarı Nasıl Hesaplanır? (2026 Formülleri)


2026 yılı güncel TCK 75 önödeme miktarı hesaplama tablosu ve taksitlendirme formülleri

Kendisine Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan veya bir mahkemeden "Önödeme İhtarı" tebligatı gelen bir vatandaşın en çok merak ettiği konu, o kağıtta yazan meblağın neye göre, kim tarafından ve hangi matematiksel formülle hesaplandığıdır. Devletin sizden istediği rakam, bir savcının veya hakimin o anki inisiyatifine kalmış rastgele bir tutar değildir. Hesaplama yöntemi, Türk Ceza Kanunu'nun yetmiş beşinci maddesinin birinci fıkrasındaki alt bentlerde hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar net bir şekilde kanunlaştırılmıştır.


Miktarın nasıl hesaplanacağını belirleyen temel unsur, işlediğiniz iddia edilen suçun kanun kitabındaki "cezalandırma türüdür". Tüm ihtimalleri tablolar ve örneklerle inceleyelim:


4.1. Suçun Cezasının Sadece Adli Para Cezası Olması İhtimali

Eğer kanun koyucu, eyleminiz karşılığında hapis cezasını hiç öngörmemiş, sadece devlete ödenecek bir adli para cezası kurala bağlamışsa iki farklı senaryo ortaya çıkar:


  • Birinci Senaryo (Maktu / Sabit Ceza): Kanun maddesi doğrudan sabit bir tutar belirtmişse (Örneğin: "Bu suçu işleyenlere beş bin Türk Lirası adli para cezası verilir" diyorsa), önödeme miktarınız tam olarak bu maktu tutardır (Madde 75/1-a).


  • İkinci Senaryo (Nispi / Gün Sayısına Bağlı Ceza): Türk ceza sisteminde adli para cezaları genellikle gün üzerinden verilir. Kanun maddesi "beş günden yirmi güne kadar adli para cezası verilir" diyorsa, önödeme hesaplamasında cezanın "aşağı sınırı" (alt sınırı) temel alınır. Yani hesap 5 gün üzerinden yapılır. Günlük bedel ise aksi bir yasal sınırlama yoksa, kanunun belirlediği en alt limitten çarpılarak bulunur.


4.2. Suçun Cezasının Hapis Olması İhtimali (100 Türk Lirası Kuralı)

Kanunda hapis cezası öngörülen (ancak üst sınırı altı ayı geçmediği veya katalog suçlarda olduğu için önödemeye giren) eylemlerde, vatandaşın hapse girmemesi için bu hapis süresini satın alması, yani paraya çevirmesi gerekir. Türk Ceza Kanunu Madde 75/1-b bendi uyarınca; hesaplama yapılırken cezanın yine "aşağı sınırı" tespit edilir. Bulunan bu alt sınırın gün cinsinden karşılığı hesaplanır ve kanunun açıkça emrettiği üzere her bir gün için yüz Türk Lirası (100 TL) üzerinden çarpım yapılır.


Pratik Bir Örnek: Kanundaki cezası "üç aydan altı aya kadar hapis" olan bir eylemi inceleyelim. Mahkemenin sizi altı ayla cezalandırma ihtimali olsa dahi, önödeme hesabı her zaman en alt sınır olan "3 ay" üzerinden yapılır. Ceza hukukunda bir ay, kural olarak otuz gün kabul edilir. 3 ay eşittir 90 gün.


Hesaplama Formülü: 90 gün x 100 Türk Lirası = 9.000 Türk Lirası. Bu tutar, hapis yatmamanın bedelidir.


4.3. Hem Hapis Hem Adli Para Cezasının Birlikte Öngörülmesi İhtimali

Bazı eylemlerde kanun koyucu "hapis cezası ile birlikte adli para cezası" öngörmüştür (Örneğin: iki aydan altı aya kadar hapis ve elli günden yüz güne kadar adli para cezası). Bu durumda vatandaşın her iki cezanın da alt sınırını karşılaması gerekir (Madde 75/1-c).

  • Önce hapis cezasının alt sınırı bulunur (2 ay = 60 gün) ve yüz Türk Lirası ile çarpılır (60 x 100 = 6.000 TL).

  • Sonra adli para cezasının alt sınırı bulunur (50 gün).

  • İki bedel toplanarak vatandaşın karşısına nihai ana para cezası çıkarılır.


4.4. Vatandaşın Korunması (Seçimlik Ceza İhtimali)

Türk Ceza Kanunu Madde 75/4 hükmü, vatandaşın devlet karşısında ezilmemesi için getirilmiş muazzam bir koruma kalkanıdır. Eğer işlediğiniz suçun kanun maddesinde hakime bir tercih hakkı verilmişse; yani "hapis cezası VEYA adli para cezası verilir" deniliyorsa (seçimlik yaptırım), Cumhuriyet savcısı önödeme hesaplamasını kafasına göre ağır olan hapis cezasından yapamaz. Kanun açıkça emreder ki; bu hallerde ödenecek miktar daima daha adli para cezası esas alınarak belirlenir.


4.5. Soruşturma veya Yargılama Giderlerinin Eklenmesi

Yukarıdaki formüllerle bulunan meblağ, ana bedeldir. Ancak dosyanız o aşamaya gelene kadar devletin yaptığı harcamalar vardır. Polisin veya jandarmanın tebligat masrafları, posta pulları, eğer alınmışsa bilirkişi rapor ücretleri, adli tıp raporu masrafları dosyada birikir. Kanun gereği, hesaplanan ana önödeme tutarına kuruşu kuruşuna tüm bu soruşturma veya yargılama giderleri eklenir. Evinize gelen zarftaki son rakam, bu toplam meblağdır.

Suçun Kanundaki Yaptırım Türü

Hesaplamada Temel Alınacak Sınır

Çarpım veya Hesaba Katılacak Değer

Yalnızca Adli Para Cezası (Maktu/Sabit)

Kanunda Yazılı Olan Sabit Rakam

Rakam doğrudan alınır

Yalnızca Adli Para Cezası (Gün/Nispi)

Gün Cinsinden Alt Sınır

Gün Sayısı x Yasal Asgari Günlük Had

Yalnızca Hapis Cezası

Hapis Cezasının Alt Sınırı (Gün olarak)

Gün Sayısı x 100 Türk Lirası

Hapis ile Birlikte Adli Para Cezası

Her İkisinin de Ayrı Ayrı Alt Sınırları

(Hapis Günü x 100 TL) + Adli Para Alt Sınırı

Seçimlik Yaptırım (Hapis VEYA Para)

Sadece Adli Para Cezasının Alt Sınırı

Daima vatandaş lehine ucuz olan hesaplanır

Soruşturma / Yargılama Giderleri

Dosyadaki Tüm Harcamalar (Masraflar)

Bulunan Toplam Bedele Kesin Olarak Eklenir

Tablo 1: 2026 Yılı Güncel Önödeme Miktarı Hesaplama Formülleri Özeti


5. Uygulamada Önödeme Usulü: Tebligat, Süreler ve Taksitlendirme Seçeneği


Önödeme kurumu, sadece devlete paranın gönderilmesi işlemi değil, kendine has sıkı şekil şartları olan resmi bir prosedürdür. Usulüne uygun yürütülmeyen her işlem, sonrasında açılacak davaların geçersiz (yok hükmünde) sayılmasına veya yüksek mahkemeler tarafından bozulmasına yol açar. Süreç şu adımlarla ilerler:


5.1. Cumhuriyet Savcılığının Görevi ve İhtarname Süreci

Bir suç duyurusu sonrasında Cumhuriyet savcısı delilleri toplar ve suçun işlendiğine dair yeterli şüpheyi oluşturur. Fiilin önödeme sınırlarında kaldığını belirleyen savcı, bu durumda derhal bir iddianame yazarak mahkemeye dava açamaz. Hukuki zorunluluk gereği, şüpheli vatandaşa öncelikle resmi bir "Önödeme Teklifi (İhtarı)" göndermek zorundadır. Bu belge, savcının size tanıdığı takdir yetkisi değil, emredici bir yasal görevdir.


Bu resmi evrakın vatandaşın eline usulüne uygun geçmesi şarttır. Tebligat Kanunu kurallarına harfiyen uyulmalıdır. Postacı zarfı getirip kapınıza haber kağıdı yapıştırmadan muhtara bırakırsa ve siz bundan haberdar olmazsanız, yapılan tebligat usulsüzdür ve hukuken geçersizdir. Böyle bir usulsüzlük varsa, parayı ödememiş olsanız dahi hakkınızda geçerli bir dava açılamaz.


5.2. Hayati Önem Taşıyan "On Günlük" Yasal Ödeme Süresi

Tebligat zarfını kendi elinizle veya usulüne uygun olarak resmi yoldan teslim aldığınız günün ertesi sabahı, geri sayım başlar. Kanun, size düşünmeniz ve parayı bulmanız için kesin bir süre tanımıştır: On Gün (Madde 75/1).


  • Eğer bu on günlük süre içerisinde belirtilen miktar ile soruşturma giderini size verilen banka hesap numarasına (veya Maliye veznesine) tam olarak yatırırsanız, makbuzunuzu savcılığa sunduğunuzda süreç biter. Savcılık "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" (takipsizlik) yazar, dosya arşive kalkar ve mahkeme yüzü görmezsiniz.


  • Eğer on gün içerisinde hiçbir işlem yapmaz, suskun kalır veya parayı eksik yatırırsanız, kanunen teklifi reddetmiş sayılırsınız. Önödeme mekanizması tamamen düşer ve savcı hakkınızda ceza mahkemesine dava açılmak üzere iddianame düzenler. Artık sanık sıfatıyla hakim karşısına çıkarsınız.


5.3. Ödeme Güçlüğü Çekenler İçin "Taksitlendirme" Kurumu

Yüksek enflasyon veya ani ekonomik sıkıntılar nedeniyle, hesaplanan meblağın tek seferde nakit olarak devlete ödenmesi her vatandaş için mümkün olmayabilir. Kanun koyucu bu durumu göz önünde bulundurarak çok önemli bir kolaylık ihdas etmiştir.


Türk Ceza Kanunu'nun yetmiş beşinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; vatandaşın, tebligatı aldıktan sonraki o ilk on günlük süre içerisinde bizzat Cumhuriyet savcılığına veya ilgili makama gidip bir dilekçe vererek talep etmesi koşuluyla, ödenmesi gereken miktar birer ay ara ile üç eşit taksit hâlinde yapılandırılır.


Burada altın kurallar şunlardır:


  1. Taksit talebi kendiliğinden veya otomatik olarak yapılmaz. Sizin yazılı dilekçeniz şarttır.


  2. Bu dilekçeyi yasal on günlük süreyi geçirdikten sonra verirseniz hiçbir hukuki geçerliliği olmaz.


  3. Savcı taksit talebini onaylarsa, her ayın belirtilen gününde tam ve eksiksiz ödeme yapmak zorundasınız. Taksitlerden birini bile bir gün geciktirir veya eksik yatırırsanız, bütün anlaşma bozulur. Önödeme işlemi hükümsüz kalır, o ana kadar yattığınız paralar devlette bloke edilir ve hakkınızda dava açılır. Yargılama sonunda ceza alırsanız yatan para cezanızdan düşülür.


5.4. Hata Halinde Mahkeme (Kovuşturma) Aşamasında İhtar

Bazı durumlarda Cumhuriyet savcıları gözden kaçırıp teklif yapmadan dava açabilir veya Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılama esnasında suçun niteliği değişebilir (Örneğin kasten işlendiği zannedilen bir eylemin taksirle işlendiği anlaşılıp daha hafif bir maddeye girmesi). Bu ihtimallerde hak kaybı olmaması için kanun (Madde 75/2 ve 75/3), yargılamayı yürüten hakime de bu teklifi yapma zorunluluğu getirmiştir. Hakim duruşmada sanığa, süreleri ve net rakamları belirterek önödeme teklifi yapar. Sanık ödemeyi gerçekleştirirse mahkeme "Davanın Düşmesine" karar vererek yargılamayı derhal bitirir.


6. Önödeme İşleminin Adli Sicil Kaydına (Sabıkaya) ve Hukuk Davalarına (Tazminat) Etkileri


Önödeme teklifiyle karşılaşan bir vatandaşın zihnindeki en büyük tereddüt şudur: "Eğer ben bu parayı devlete ödersem, e-Devlet sisteminden barkodlu bir belge aldığımda orada 'Sabıkalı' olarak görünür müyüm? İleride işe girerken, polis veya asker olurken, memuriyet başvurusunda bu durum önüme engel olarak çıkar mı?"


6.1. Adli Sicil ve Sabıka Kaydı Boyutu

Bu sorunun cevabı kesin ve net olarak hayırdır. Türk Ceza Kanunu'nun yetmiş beşinci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca; vatandaşın önödemede bulunması üzerine savcılık tarafından verilen takipsizlik kararları ile mahkemeler tarafından verilen düşme kararları, e-Devlet üzerinden veya adliyeden aldığınız standart ve resmi Adli Sicil Kaydına (sabıka kaydına) kesinlikle İŞLEMEZ.


Vatandaşın sabıkası tamamen temiz kalır. Banka, özel sektör kuruluşu veya standart bir kamu kurumu bu belgeye baktığında sizin geçmişte böyle bir suça karıştığınızı, önödeme yaptığınızı göremez. Ancak kanun koyucu bu veriyi tamamen silip yok da etmez. Sadece Adalet Bakanlığı sunucularında, sıradan insanların veya memurların erişemeyeceği, yalnızca hakimlerin, savcıların ve mahkemelerin "buna mahsus özel bir şifreli sistem" (Önödeme Sicil Sistemi) üzerinden görebileceği bir kasaya kaldırır. Bu gizliliğin tek amacı, kişinin beş yıl içinde tekrar suç işleyip işlemediğini hukuken denetleyebilmektir.


6.2. Şahsi Haklara ve Tazminat Davalarına Etkisi

Bir diğer kritik husus ise mağdurun haklarıdır. Siz devlete belirlenen meblağı ödeyerek cezaevi riskini veya sabıka yeme riskini ortadan kaldırmış olursunuz. Ancak bu durum eyleminizin karşı tarafa verdiği zararı yasal olarak silmez.


Türk Ceza Kanunu Madde 75/5 son derece nettir: "Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması, kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemez.".


Örneğin, sosyal medyadan bir kişiye hakaret ettiniz ve yeni 2026 kanununa göre devlete dokuz bin lira önödeme yaptınız. Ceza davası kapandı. Ancak hakarete uğrayan kişi, "Benim onurum kırıldı, şerefim zedelendi, psikolojim bozuldu" diyerek Asliye Hukuk Mahkemesine gidip size karşı on binlerce liralık "Manevi Tazminat Davası" açabilir. Hukuk hakimi, sizin önödeme yaparak eylemi aslında gerçekleştirdiğiniz yönünde güçlü bir izlenim (karine) edinebilir. Kısacası önödeme sizi hapisten kurtarır, ancak tazminattan koruyan kesin bir zırh değildir. Ayrıca olayda kullanılan suç aletleri varsa, devletin bu eşyalara el koyma (müsadere) işlemleri de önödemeden bağımsız olarak tamamlanır.


7. Önödeme Kurumunda "Tekerrür": Beş Yıl İçinde Yeniden Suç İşlemenin Ağır Sonuçları


Adalet sistemi, hoşgörünün ve alternatif çözüm yollarının suç işlemeyi alışkanlık (meslek) haline getiren kötü niyetli kişiler tarafından istismar edilmesini engellemek için ciddi güvenlik duvarları inşa etmiştir. Önödeme sistemini bir nevi "ücretini ödeyip suç işleme tarifesi" gibi görenleri caydırmak için, yeniden suç işleme (tekerrür) durumlarında ağırlaştırılmış sonuçlar getirilmiştir [User Query]. Bu kurallar suçun türüne göre iki ayrı kategoriye ayrılır:


7.1. Genel Suçlarda Beş Yıllık Dönem ve Yüzde Elli Zamlı Tarife

Türk Ceza Kanunu'nun yetmiş beşinci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde düzenlenen kural şudur: Taksirli suçlar (dikkatsizlik sonucu işlenen eylemler) hariç tutulmak üzere, kasten işlenen ve önödemeye bağlanan bir suçtan ötürü dosyanız kapatıldıysa, o kararın verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde yeniden önödemeye tabi kasten bir suç işlerseniz, adliyenin o kapalı şifreli sistemi savcıya uyarı verir.


Bu durumda devlet size ikinci bir şans tanır ancak cezalandırıcı bir yaklaşımla. İkinci suçunuz için size gönderilecek teklifteki meblağ, normal yasal formül hesaplandıktan sonra yarı oranında (yüzde elli) artırılarak faturaya yansıtılır. Örneğin normal bir vatandaşa yedi bin Türk Lirası olarak gidecek bir ihbarname, sabıkalı sistemde kaydı olan kişiye on bin beş yüz Türk Lirası olarak gönderilir. Fail ancak bu yüksek bedeli yatırırsa hapis yargılamasından kurtulabilir.


7.2. Katalog Suçlarda Kesin Yasak (Hakaret vb. Eylemler İçin İkinci Şansın Olmaması)

Asıl tehlikeli durum, kanunun altıncı fıkrasında (Madde 75/6) belirtilen Katalog Suçlar için geçerlidir. Yukarıda saydığımız hakaret, suçu bildirmeme, çevreyi kasten olmasa da kirletme, orman kanununa muhalefet gibi özel nitelikli eylemlerin ikinci kez işlenmesi kanun koyucu tarafından affedilmez görülmüştür.


Bu fıkranın son cümlesi "Bu fıkra kapsamındaki suçların beş yıl içinde tekrar işlenmesi hâlinde fail hakkında aynı suçtan dolayı önödeme hükümleri uygulanmaz" şeklindedir. Yani 2026 yılı kuralları gereği, sosyal medyada birine hakaret edip önödeme parasını yatırıp dosyasını kapatan bir vatandaş, o karardan sonraki beş yıllık süre içerisinde gidip başka birine veya aynı kişiye tekrar hakaret ederse, ona zamlı fiyattan bile olsa ikinci bir önödeme teklifi sunulmaz [User Query]. Savcı doğrudan mahkemeye iddianame yazar ve vatandaş doğrudan asliye ceza mahkemesinde sanık sandalyesine oturur. Orada adli para cezası, hapis cezası veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi ağır süreçlerle tek başına yüzleşmek zorunda kalır.


8. Yargıtay İçtihatları ve Emsal Kararlar Işığında Usul Yanılgıları


Türk yargı sisteminin en üst derece mahkemesi olan Yargıtay'ın ilgili ceza daireleri, önödeme kurumunu şekli ve katı bir usul kuralları zinciri olarak görür. Herhangi bir aşamada yapılan ufak bir ihmal, yıllar sonra davanın bozulmasına sebep olur. Güncel Yargıtay içtihatları incelendiğinde öne çıkan kritik hukuki prensipler şunlardır:


  • Usulüne Uygun İhtar Eksikliği Bozma Nedenidir: Yargıtay On Dokuzuncu Ceza Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre; savcılık makamı, usulüne uygun ve her türlü masraf kalemini açıkça yazan bir önödeme tebligatı göndermeden veya yasal on günlük süreyi beklemeden telaşla dava açmışsa, Asliye Ceza Mahkemesi hakimi yargılamaya devam edemez. Eğer mahkeme bu eksikliği gidermeden (kendisi ihtar çekmeden) vatandaşı mahkum eder veya beraat ettirirse, bu karar "hukuka mutlak aykırılık" gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulur.


  • İhtarnamenin İçeriği Net Olmalıdır: Mahkeme aşamasında hakimin sanığa "Önödeme yapmak ister misin?" diye genel ve soyut bir soru sorması, hukuken geçerli bir ihtar sayılamaz. Yargıtay kararlarına göre; ihtar belgesinde ödenecek cezanın tam miktarı, soruşturma aşamasında yapılan harcamalar, yargılama giderleri, nereye yatırılacağı, on günlük yasal süre, yatırılmazsa ne tür yaptırımlarla karşılaşılacağı detaylı olarak ve anlaşılamaz hukuki terimlere boğulmadan açıkça yazılmalıdır. Bu unsurlardan birinin bile eksik olması ihtarı geçersiz kılar.


  • Zincirleme Suçlarda Özel Hesaplama Gerekliliği: Bir eylem peş peşe, birden fazla kez işlenmişse (örneğin aynı kişiye ardı ardına günlerde hakaret mesajları atılmışsa), ceza hukukunda "zincirleme suç" hükümleri uygulanır. Yargıtay kararlarına göre, böyle durumlarda ayrı ayrı her mesaj için önödeme teklif edilemez. Türk Ceza Kanunu'nun kırk üçüncü maddesindeki (zincirleme suç artırımı) esaslar dikkate alınarak ağırlaştırılmış tek bir hesaplama yapılmalı ve vatandaşa yansıtılmalıdır.


  • Doğrudan Yargıtay'ın Müdahale Yetkisi: Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi'nin yeni tarihli emsal kararlarına göre; eğer mahkeme aşamasında sanık usulüne uygun şekilde önödeme ihtarında belirtilen parayı ödemişse ancak yerel mahkeme hataen "Düşme Kararı" vermek yerine yargılamaya devam edip başka bir karar vermişse, Yargıtay dosyayı bozup tekrar alt mahkemeye göndermez. "Düzelterek Onama" adı verilen yetkisini kullanır ve Yargıtay kendisi doğrudan "Cezanın Kaldırılmasına ve Davanın Düşmesine" hükmederek süreci uzatmadan vatandaşı kurtarır.


9. Benzer Kurumlarla (Uzlaştırma ve HAGB) Karşılaştırmalı Hukuki Analiz


Hukuk pratiği göstermektedir ki; vatandaşlar genellikle ceza yargılamasındaki alternatif çözüm yöntemlerini birbirine karıştırmaktadır. Önödeme, Uzlaştırma ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kavramları temelde "hapse girmeyi engelleyen" yollar olsalar da, hukuki mantıkları ve şartları tamamen farklıdır.

Hukuki Özellik / Kriter

Önödeme Kurumu (Madde 75)

Ödemenin Muhatabı Kimdir?

Doğrudan Devlet Hazinesi (Maliye)

Mağdur Şahıs veya Bağış Kurumu

Yok

Muhatap İradesi

Devlet teklif eder, vatandaş kabul eder

Mağdurun ve Failin karşılıklı rızası

Hakimin takdiri ve kararı

Sürecin Uygulandığı Aşama

Öncelikle Soruşturma, istisnaen Mahkeme

Ağırlıklı Soruşturma Aşaması

Sadece Yargılama Sonunda (Hüküm aşamasında)

Sabıkaya (Adli Sicile) Etkisi

Standart Sicile İşlemez (Gizli Sisteme Girer)

Sicile Kesinlikle İşlemez

Sicile İşlemez (Ayrı Bir Gizli Sisteme Kaydedilir)

Sürecin Sonuçlanması

10 Gün içinde para yatar, dosya ebediyen kapanır

Anlaşma sağlanır ve edim yerine getirilirse kapanır

Karar sonrası 5 Yıllık Denetim Süresi (Tehdit) başlar

Kapsam Çatışması Durumu

Uzlaştırma varsa, önödeme kesinlikle uygulanamaz

Bir eylem ikisine de girerse, yasa uzlaştırmayı seçer

Her ikisi de olmazsa, yargılama sonunda devreye girer

Tablo 2: Ceza Hukukundaki Temel Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemlerinin Genel Karşılaştırması 


Bu karşılaştırma tablosundan da anlaşılacağı üzere, önödeme kurumu, vatandaşın özel hukuk kişileriyle (mağdurla) inatlaşmasını, yüksek taleplere maruz kalmasını engelleyen ve süreci devletin resmi formülleriyle en hızlı şekilde kapatmasını sağlayan pragmatik bir sistemdir. 2026 düzenlemeleriyle hakaret suçunun uzlaştırmadan koparılıp önödemeye bağlanması da bu hız ve adaleti sağlamak içindir.


Sıkça Sorulan Sorular


TCK 75 önödeme sabıkaya işler mi ve vatandaşların sıkça sorduğu soruların cevapları

1. Evime savcılıktan üzerinde miktar yazan bir önödeme belgesi geldi. Bu parayı ödemem benim suçlamayı resmen kabul ettiğim, yani suçu işlediğimi itiraf ettiğim anlamına mı gelir?

Hayır, kesinlikle gelmez. Türk ceza sisteminde önödeme yapmanız "ikrar" (suçu kabullenme) niteliğinde bir eylem değildir. Hukuken sadece "Ben bu uzun ve yıpratıcı yargılama süreciyle uğraşmak istemiyorum, hakkımdaki davanın açılmamasını talep ediyorum" demiş olursunuz. Masumiyet karineniz zedelenmez.


2. Tebligatta hesaplanan toplam tutarı ödemek istiyorum ancak ekonomik durumum şu an tek seferde ödemeye müsait değil. Bu borcu taksitlendirme hakkım var mı?

Evet, kanun size taksit hakkı tanımıştır. Ancak bu otomatik olmaz. Önödeme belgesini postacıdan teslim aldığınız tarihten itibaren en geç on gün içinde işlemi başlatan savcılığa (veya mahkemeye) yazılı bir dilekçe ile başvurarak taksit talep etmelisiniz. Savcı talebi uygun bulursa borcunuz birer ay ara ile üç eşit taksite bölünür.


3. Taksitli ödeme planı çıkarıldı fakat aylardan birinde parayı denkleştiremedim veya tarihi unuttum. Gecikme faiziyle ödeyebilir miyim?

Kesinlikle hayır. Önödeme taksitlerinde "gecikme" diye bir kavram yoktur. Taksitlerden sadece bir tanesini bile yasal gününde ve tam miktarında yatırmamanız halinde tüm anlaşma yasal olarak "hükümsüz" kalır. Süreç kaldığı yerden işlemeye başlar, savcı hakkınızda iddianame düzenleyip ceza davası açar. Yatırdığınız eski paralar bloke olur, ancak ceza alırsanız mahsuplaşılır.


4. Birisiyle tartıştık ve bana hakaret suçundan şikayetçi oldu. Eskiden uzlaştırmacılar arayıp para isterdi, şimdi de beni uzlaştırmacı arayacak mı?

Hayır. 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren ve 2026 yılı itibarıyla aktif olan 7571 sayılı Kanun ile hakaret suçu (eğer karşıdaki kişi görevini yapan bir devlet memuru değilse) uzlaştırma sisteminden tamamen çıkarılmıştır. Artık karşı tarafla pazarlık yapmayacaksınız. Savcılık, devletin belirlediği standart formülle bir önödeme tutarı hesaplayıp doğrudan evinize ödeme kağıdı gönderecektir.


5. Parayı devlete yatırdım ve dosyam takipsizlikle kapandı. Şikayetçi olan karşı taraf bana hala dava açıp benden maddi veya manevi tazminat koparabilir mi?

Evet, açabilir. Önödeme kurumu sadece "ceza (hapis) yargılamasını" durdurur. Kanun maddesinin beşinci fıkrası gereği, eylemden zarar gören mağdurun şahsi hakları saklıdır. Mağdur, Asliye Hukuk Mahkemesine giderek psikolojisinin bozulduğunu iddia edip size karşı "Manevi Tazminat Davası" açarak para talep etme hakkına yasal olarak sahiptir.


6. Önödeme yaptığımda bu suç benim sabıkama işler mi? İleride memur veya güvenlik görevlisi olurken karşıma engel olarak çıkar mı?

Önödeme sonucu dosyanın kapanması, e-Devlet uygulamasından veya Adliyeden alacağınız resmi ve standart "Adli Sicil (Sabıka) Kaydı" belgesinde kesinlikle gözükmez. Sabıkanız tamamen temiz kalır. Bu nedenle özel sektörde veya kamu kurumlarında işe girmenize, memur olmanıza hukuki bir engel teşkil etmez. Ancak sistem beş yıl boyunca aynı suçu tekrar işleyip işlemediğinizi takip etmek için savcıların görebildiği şifreli ayrı bir sunucuda bu kaydı gizli olarak saklar.


7. Yıllar önce sosyal medyadan küfürlü bir yorum yapmıştım, dava hala devam ediyor. Yeni çıkan 2026 hakaret kanunundan faydalanarak cezaevinden kurtulabilir miyim?

Evet, kurtulabilirsiniz. Ceza hukukundaki evrensel "Lehe Kanunun Geriye Yürümesi" ilkesi sayesinde, yargılamanız sürerken hatta cezanız kesinleşmiş infaz aşamasında olsa bile yasa değişikliği sizi kapsar. Yargılandığınız mahkemeye "Uyarlama Yargılaması" talepli bir dilekçe vermelisiniz. Mahkeme dosyayı durdurur, size güncel tarifeden bir önödeme faturası çıkarır. Öderseniz mahkumiyet iptal edilir ve davanız düşer.


8. Savcılıktan kağıt geldi ama ben bu suçu kesinlikle işlemedim, iftiraya uğradım. Mahkemede masumiyetimi kanıtlayacağıma eminim. Ne yapmalıyım?

Önödeme belgesine karşılık resmi bir itiraz makamı yoktur. Eğer tamamen masum olduğunuza ve beraat edeceğinize kalpten inanıyorsanız, size verilen on günlük yasal süre içerisinde hiçbir yere ödeme yapmaz, suskun kalırsınız. Bu durumda devlet teklifi reddettiğinizi varsayar, hakkınızda dava açılır. Siz de mahkemeye çıkıp delillerinizi sunarak haklılığınızı ispat edip beraat alırsınız. Ancak yargılama sonucu haksız bulunup ceza alırsanız, yatırmadığınız önödeme tutarından çok daha ağır adli para cezaları ve mahkeme masraflarıyla karşılaşırsınız.


9. Geçen yıl önödeme yapmıştım. Şimdi benzer bir suç daha işledim. Bana yeniden önödeme hakkı verecekler mi?

Bu sorunun cevabı işlediğiniz suçun türüne bağlıdır. Eğer genel ve sıradan bir önödemelik suç işlediyseniz, beş yıl kuralı gereği size tekrar teklif sunulur ancak bu sefer miktar yüzde elli oranında zamlı olarak gelir. Fakat Hakaret, Çevreyi Kirletme veya Suçu Bildirmeme gibi "Katalog Suçlar" listesindeki bir suçu ikinci kez işlediyseniz, yasa size ikinci bir şans tanımaz. Hakkınız tamamen yanar ve doğrudan hakim karşısına çıkarsınız.


10. Savcılık, yasal şartlar oluştuğu halde bana hiçbir önödeme teklifi göndermeden dalgınlıkla doğrudan asliye ceza mahkemesinde dava açmış. Hakkım yandı mı?

Hakkınız asla yanmaz. Bu durum büyük bir usul hatasıdır. Mahkemeye çıktığınızda veya yazılı savunmanızda, hakime "Suçlamanın önödeme kapsamında olduğunu ve savcılığın size bu hakkı kullandırmadığını" yasal olarak belirtmelisiniz. Yargıtay kuralları gereği mahkeme yargılamayı durdurmak, hesaplamayı bizzat yapmak ve size orada yasal süre vererek teklif sunmak zorundadır.


11. Ben zarfı aldım, on günlük sürem başladı ama parayı yatırmadan önce gidip şikayetçi ile konuştum ve o da şikayetinden vazgeçti. Yine de devlete para ödemek zorunda mıyım?

İşlediğiniz iddia edilen eylem yasal olarak "şikayete tabi bir suç" ise, siz parayı yatırmak için size verilen süre dolmadan önce karşı taraf resmi olarak (savcılığa veya mahkemeye dilekçe ile) şikayetinden vazgeçerse, dosya önödeme prosedüründen çıkar ve doğrudan şikayet yokluğundan düşer. Bu durumda devlete hiçbir bedel yatırmanıza gerek kalmaz.


12. Hapis cezasını paraya çevirirken savcılık veya mahkeme en yüksek tavandan mı hesap yapıyor? Miktar çok uçuk rakamlara çıkar mı?

Hayır, sistem tamamen vatandaş lehine kurulmuştur. Kanun açıkça cezanın tavanını değil "en alt sınırını (aşağı sınır)" baz almayı emreder. Hakaret suçu üzerinden örnek verirsek; yasadaki alt sınır üç aydır. 3 ay 90 gün sayılır ve her gün sabit olarak 100 Türk Lirası ile çarpılır (90 x 100 = 9.000 TL). Buna sadece devletin tebligat ve bilirkişi gibi yaptığı zorunlu yargılama giderleri (örneğin 600 TL) eklenir. Eğer suçun kanun maddesinde hakime hem hapis hem para cezası arasında seçim hakkı verilmişse, devlet hesabını daima vatandaşa daha ucuz olan "adli para cezası" formülünden yapmak zorundadır.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.



Yorumlar


bottom of page