Sigortasız Çalıştırılan İşçinin Hakları, Hizmet Tespit Davası ve İspat Yolları: Hukuki, Sosyolojik ve Pratik Derinlemesine İnceleme
- Av. Mete ŞAHİN

- 1 Oca
- 13 dakikada okunur

Bölüm 1: Giriş ve Sosyo-Ekonomik Bağlam
Türkiye iş gücü piyasasının en köklü ve yapısal sorunlarından biri olan kayıt dışı istihdam, sadece ekonomik bir veri kaybı değil, aynı zamanda derin bir sosyal adalet problemidir. Halk arasında "sigortasız çalıştırma" olarak bilinen bu olgu, işverenin maliyetleri düşürme stratejisi olarak görülse de, hukuk sistemimizde "kamu düzenine aykırılık" teşkil eden ağır bir ihlaldir. İşçinin anayasal bir hakkı olan sosyal güvenlik hakkının elinden alınması, sadece o günkü prim kaybı değil, işçinin gelecekteki emeklilik hakkını, sağlık hizmetlerine erişimini ve ölüm halinde geride kalanların haklarını doğrudan etkileyen bir süreçtir.
Bu blog, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları ışığında, sigortasız çalıştırılan işçinin hak arama mücadelesini en ince detaylarına kadar ele almaktadır. Özellikle 2026 yılı itibarıyla güncellenen idari para cezaları, dijital delillerin (WhatsApp, kamera kayıtları vb.) mahkemelerdeki artan önemi ve hizmet tespit davalarındaki ispat yükümlülükleri, uzman bir bakış açısıyla analiz edilecektir. Amacımız, sadece mevzuatı tekrar etmek değil, bu hukuki mekanizmanın nasıl işlediğini, ispat zorluklarının nasıl aşılabileceğini ve Yargıtay'ın konuya bakışındaki nüansları ortaya koymaktır.
Blogumuzda ele alınan veriler ve hukuki değerlendirmeler, işçilerin mağduriyetlerini gidermek adına kullanabilecekleri en güçlü hukuki enstrüman olan Hizmet Tespit Davası üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu dava, işçinin sadece geçmişini değil, geleceğini de kurtarma operasyonudur. Zira sigortasız geçen her gün, emeklilik hayalinden çalınmış bir gündür.
Bölüm 2: Sigortasız Çalıştırmanın Hukuki Tanımı ve Görünüm Biçimleri
Hukuk tekniği açısından sigortasız çalıştırma, 5510 sayılı Kanun kapsamında işverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halidir. Ancak sahada bu durum tek bir formda karşımıza çıkmaz. İşverenler, denetimden kaçınmak veya maliyet optimizasyonu adı altında farklı yöntemler geliştirmektedir. Bu yöntemlerin her biri, hukuki mücadelede farklı ispat stratejileri gerektirir.
2.1. Tam Kayıt Dışı İstihdam (Kayıt Yokluğu)
En ağır ihlal türüdür. İşçi fiilen işyerinde çalışmaya başlamasına, emir ve talimat almasına, mesai saatlerine uymasına rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) hiçbir şekilde "İşe Giriş Bildirgesi" verilmemiştir. Devletin resmi kayıtlarında bu kişi o işyerinde hiç bulunmamış görünür. Bu durumdaki işçiler, iş kazası geçirdiklerinde herhangi bir güvenceye sahip olmadıkları gibi, sağlık hizmetlerinden de yararlanamazlar. Hukuki açıdan ispatı en zor gibi görünse de, "eylemli çalışma" olgusunun tanık ve diğer karinelerle ispatı halinde, işveren en ağır yaptırımlarla, hatta geriye dönük yüklü prim borçlarıyla karşı karşıya kalır.
2.2. Kısmi Bildirim ve Eksik Gün Gösterme (Part-Time Aldatmacası)
Son yıllarda artış gösteren bir yöntemdir. İşçi aslında haftanın 6 günü, günde 8-10 saat tam zamanlı çalışmaktadır. Ancak resmi kayıtlarda işçi, ayda sadece 5, 10 veya 20 gün çalışıyor gibi gösterilir. Genellikle işçiye "Kısmi Süreli İş Sözleşmesi" (Part-time) imzalatılarak bu duruma hukuki kılıf hazırlanmaya çalışılır. Ancak Yargıtay, sözleşmenin ismine değil, "fiili duruma" bakar. Eğer işçi, tam zamanlı çalıştığını ispatlarsa, eksik bildirilen günler tam güne tamamlanır.
2.3. Ücretin Eksik Bildirilmesi (Gerçek Ücretin Gizlenmesi)
Uygulamada en sık rastlanan ve tespiti en teknik detay gerektiren ihlaldir. İşçinin sigorta gün sayısı tamdır (30 gün), ancak SGK'ya bildirilen Prime Esas Kazanç (PEK), işçinin aldığı gerçek maaşın altındadır. Genellikle işçinin maaşının asgari ücret kadarı bankadan yatırılır, geri kalan kısmı ise elden nakit olarak ("zarf usulü") ödenir. Bu durum, işçinin emekli maaşının düşük bağlanmasına ve kıdem tazminatı tavanının düşmesine neden olur. Hizmet tespit davasının bir türü de "Ücret Tespit Davası"dır ve burada emsal ücret araştırması hayati önem taşır.
2.4. Girdi-Çıktı Yapılması (Hizmet Süresinin Bölünmesi)
İşçinin kıdem tazminatı hakkını ve yıllık izin hakkını sabote etmek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. İşçi aralıksız çalışmaya devam etmesine rağmen, SGK kayıtlarında işçinin işten çıkışı yapılmış ve birkaç gün veya hafta sonra tekrar girişi yapılmış gibi gösterilir. Bu yöntemle işçinin kıdemi parçalanmaya çalışılır. Ancak Yargıtay, aradaki boşlukların kısa olduğu ve işin niteliğinin değişmediği durumlarda çalışmayı "kesintisiz" kabul etme eğilimindedir.
Bölüm 3: İşveren Açısından Maliyetler ve İdari Yaptırımlar (2026 Güncel)
Sigortasız işçi çalıştırmak, işveren için bir tasarruf yöntemi gibi algılansa da, aslında işletmenin varlığını tehdit eden büyük bir finansal risktir. 2026 yılı asgari ücretinin Brüt 33.030,00 TL olarak belirlenmesiyle birlikte, idari para cezalarında ciddi artışlar yaşanmıştır.
3.1. 2026 Yılı İdari Para Cezaları Tablosu
Aşağıdaki tablo, 2026 yılı brüt asgari ücreti (33.030,00 TL) baz alınarak, denetim veya mahkeme kararı sonucu tespit edilen ihlaller için hesaplanmıştır:
İhlal Türü | Ceza Miktarı (2026) | Hukuki Dayanak ve Açıklama |
Sigortalı İşe Giriş Bildirgesinin Verilmemesi | 66.060,00 TL (2 Asgari Ücret) | İşçi başına kesilir. Kurumca tespit (denetim/mahkeme) halinde ceza 2 kat uygulanır. 1 |
1 Ay Sigortasız Çalıştırma | ~132.120,00 TL | İşe giriş bildirgesi (2 AÜ) + Aylık Prim Hizmet Belgesi (2 AÜ) toplamı baz alınmıştır. 3 |
2 Ay Sigortasız Çalıştırma | ~198.180,00 TL | Giriş bildirgesi cezasına ek olarak her ay için ayrı ayrı beyanname vermeme cezası eklenir. 3 |
3 Ay Sigortasız Çalıştırma | ~264.240,00 TL | Süre uzadıkça her ay için eklenen belge cezalarıyla miktar artar. 3 |
1 Yıl Sigortasız Çalıştırma | ~858.780,00 TL | Sadece idari para cezasıdır; prim asılları, gecikme zamları ve vergi cezaları hariçtir. 3 |
Tekrar Eden İhlal (1 Yıl İçinde) | 165.150,00 TL | İlk tespitten sonra 1 yıl içinde tekrar yakalanırsa, işe giriş bildirgesi cezası 5 kat (5 AÜ) olarak uygulanır. 5 |
Not: Tablodaki tutarlar, ihlalin kurum denetmenlerince veya mahkeme kararıyla tespiti (re'sen düzenleme) varsayılarak hesaplanan üst limitlere yakın değerlerdir. Kendiliğinden bildirimlerde cezalar daha düşüktür.
Bu tabloda görülen rakamlar sadece "ceza" kısmıdır. İşveren ayrıca, sigortasız çalıştırılan döneme ait primlerin tamamını (işçi ve işveren payı dahil), işsizlik sigortası primlerini ve bunlara işleyecek yasal gecikme faizlerini ödemek zorundadır.
3.2. Rücu Tazminatı Riski
Belki de idari para cezalarından daha yıkıcı olan risk, iş kazası veya meslek hastalığı durumudur. Sigortasız çalıştırılan işçi iş kazası geçirirse, SGK işçiye yapacağı tüm sağlık harcamalarını, ödeyeceği geçici iş göremezlik ödeneklerini ve eğer işçi malul kalırsa bağlayacağı sürekli iş göremezlik gelirinin peşin sermaye değerini işverene rücu eder (geri alır). Bu tutarlar milyonlarca lirayı bulabilir ve şirketin iflasına yol açabilir.
Bölüm 4: Hizmet Tespit Davası: Hukuki Nitelik ve Kamu Düzeni İlişkisi
Hizmet tespit davası, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku'nun en teknik ve özellikli dava türlerinden biridir. Bu davayı diğer hukuk davalarından ayıran en temel özellik, kamu düzeni ile olan sıkı bağıdır.
4.1. Re'sen Araştırma İlkesi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) genel kural "taraflarca hazırlama ilkesi"dir; yani taraflar ne delil sunarsa hakim onunla bağlıdır. Ancak Hizmet Tespit Davaları bu kuralın istisnasını oluşturur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sosyal güvenlik hakkı vazgeçilemez ve devredilemez bir hak olduğu için, hakim tarafların sunduğu delillerle yetinmez. Gerçeğe ulaşmak için re'sen (kendiliğinden) araştırma yapmak zorundadır.
Hakim, davacı tanık göstermese bile, o dönemde komşu işyerlerinde çalışanları kolluk (polis/jandarma) marifetiyle tespit ettirip dinleyebilir.
Kurum (SGK) kayıtlarını, vergi dairesi kayıtlarını, belediye ruhsat kayıtlarını celbedebilir.
Bu özellik, işçinin elinde çok az delil olsa bile davanın kazanılma ihtimalini artırır; çünkü devletin gücü gerçeği ortaya çıkarmak için devreye girer.
4.2. Davanın Tarafları ve SGK'nın Konumu
Hizmet tespit davasında husumet kime yöneltilir?
Davacı: Hizmeti Kuruma bildirilmeyen veya eksik bildirilen işçi. İşçi ölmüşse, mirasçıları da bu davayı açabilir; zira ölenin sigortalılığının tespiti, mirasçılara ölüm aylığı bağlanmasını sağlayabilir.7
Davalı: İşveren.
Fer'i Müdahil: Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK). 5510 sayılı Kanun ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereği, hizmet tespit davaları SGK'nın hak ve menfaatlerini doğrudan ilgilendirir (prim tahsilatı nedeniyle). Bu nedenle dava dilekçesinde SGK "Davalı" olarak gösterilmelidir. Uygulamada SGK, davanın sonucuna göre prim tahsil edeceği veya kayıt düzelteceği için davanın doğal bir tarafıdır.9 Ancak Yargıtay uygulamalarında SGK'nın konumu "Fer'i Müdahil" olarak adlandırılsa da, usulen davalı olarak gösterilmesi zorunludur.
4.3. Şartlar
Bir hizmet tespit davasının açılabilmesi için üç temel unsurun bir araya gelmesi gerekir.
Hizmet Sözleşmesi: İşçi ile işveren arasında yazılı veya sözlü bir iş akdi olmalıdır.
Eylemli Çalışma: İşçi, işverenin emir ve talimatı altında fiilen çalışmış olmalıdır. Sadece kağıt üzerinde sözleşme olması yetmez, emeğin sarf edilmesi şarttır.
Tespit Edilmemiş Olma: Çalışmanın SGK tarafından daha önce tespit edilmemiş olması gerekir. Eğer SGK müfettişleri zaten o dönemi tespit etmişse, işçinin dava açmasında hukuki yarar yoktur; idari işlem uygulanır.
Bölüm 5: Hak Düşürücü Süre Sorunu (5 Yıl Kuralı)
Hizmet tespit davalarında işçilerin en çok hak kaybına uğradığı nokta süredir. 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrası, bu davalar için 5 yıllık hak düşürücü süre öngörmüştür.
5.1. Sürenin Başlangıcı ve Niteliği
Süre, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren başlar. Örneğin, işçi 15 Haziran 2020 tarihinde işten ayrılmışsa, 5 yıllık süre 1 Ocak 2021 tarihinde başlar ve 31 Aralık 2025 tarihinde sona erer.
Bu süre bir "zamanaşımı" değil, "hak düşürücü süre"dir. Farkı şudur: Zamanaşımını davalı (işveren) ileri sürmezse hakim dikkate almaz. Ancak hak düşürücü süreyi hakim re'sen (kendiliğinden) gözetmek zorundadır. Davalı itiraz etmese bile, süre geçmişse hakim davayı reddeder.
5.2. İstisnalar: 5 Yıllık Sürenin İşlemediği Durumlar
Yargıtay, işçiyi korumak amacıyla bu katı kurala bazı istisnalar getirmiştir. Aşağıdaki durumlarda 5 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz, işçi 10 veya 20 yıl sonra da dava açabilir:
İşe Giriş Bildirgesi Verilmişse: İşçinin işe giriş bildirgesi SGK'ya verilmiş ancak primleri yatırılmamışsa, artık işveren kurumu haberdar ettiği için 5 yıllık süre işlemez.1
Müfettiş Tespiti Varsa: İşyerinde daha önce bir denetim yapılmış ve işçinin çalıştığına dair bir tutanak tutulmuşsa süre işlemez.
Kısmi Bildirim (Eksik Gün): İşçinin ayda 30 gün yerine 10 gün bildirildiği durumlarda, giriş yapıldığı için Yargıtay hak düşürücü sürenin işlemeyeceği görüşündedir (Bu konuda içtihat farklılıkları olabilmekle birlikte genel eğilim lehedir).
Özetle, hiç bildirilmeyen (kütükte ismi olmayan) çalışmalar için 5 yıl kuralı kesindir. Ancak bir iz, bir belge, bir giriş varsa süre engeli aşılabilir.
Bölüm 6: İspat Yolları ve Delil Stratejisi
Hizmet tespit davalarında ispat yükü işçidedir. İşçi, "ben çalıştım" iddiasını somutlaştırmak zorundadır. Ancak kamu düzeni ilkesi gereği delil serbestisi vardır.
6.1. Tanık Delili: Bordro Tanığı vs. Komşu İşyeri Tanığı
Tanık beyanları davanın omurgasını oluşturur, ancak her tanık eşit değildir.
Bordro Tanığı (Resmi Tanık): Yargıtay'ın en çok itibar ettiği tanıktır. Davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde, o işyerinde sigortalı olarak çalışan ve SGK kayıtlarında ismi bulunan kişidir. Bordro tanığı "bu kişi benimle çalıştı" derse, hakim bunu aksi ispatlanana kadar doğru kabul eder.
Komşu İşyeri Tanığı: Eğer işyerinde herkes sigortasızsa veya bordro tanığı bulunamıyorsa, işyerine komşu olan dükkan, mağaza veya işletme sahipleri/çalışanları dinlenir. Bu tanıkların davacıyla husumeti olmaması ve çalışmayı bizzat görebilecek konumda olmaları gerekir. Yargıtay, "davacının yaptığı işi bilebilecek durumda olan" komşu tanıkların beyanına değer verir.8
6.2. Dijital Deliller: WhatsApp ve Kamera Kayıtlarının Gücü
Teknolojinin gelişimi ispat hukukunu da dönüştürmüştür.
WhatsApp Yazışmaları: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarına göre, WhatsApp yazışmaları "delil başlangıcı" veya doğrudan delil sayılabilmektedir. Önemli olan yazışmanın hukuka uygun elde edilmesidir. İşçinin, kendi telefonundaki, bizzat tarafı olduğu bir yazışmayı (işverenle veya ustabaşıyla) mahkemeye sunması hukuka uygundur. Ancak, başkasının telefonunu gizlice alıp ekran görüntüsü çekmek hukuka aykırıdır ve delil sayılmaz. Yazışma içerikleri (örn: "Yarın sabah 8'de gel", "Maaşım yattı mı?", "Mesaiye kalacak mıyız?") çalışmanın varlığını ve niteliğini ispatlar.
Kamera Kayıtları: İşyeri güvenlik kameraları, işçinin işyerinde bulunduğunu ispatlar. Ancak Yargıtay, görüntülerdeki kişinin davacı olup olmadığının netleştirilmesi için bilirkişi incelemesi (yüz tanıma/eşleştirme) yapılmasını şart koşar. Görüntüler flu ise veya kimlik tespiti yapılamıyorsa tek başına yeterli olmayabilir.
6.3. Yazılı ve Diğer Belgeler
Maaş Zarfları ve Dekontlar: Banka üzerinden yapılan ödemelerde açıklama kısmında "maaş" yazmasa bile, düzenli ödemeler iş ilişkisine karine teşkil eder.
Kargo/Teslim Tutanakları: İşçinin işyerine gelen kargoları teslim alırken attığı imzalar, o tarihte orada olduğunun resmi kanıtıdır.
Kurum Belgeleri: Başka kamu kurumlarına (Belediye, Vergi Dairesi, Sağlık Bakanlığı vb.) verilen belgelerde işçinin adının veya imzasının geçmesi (örneğin fatura kesmesi, irsaliye imzalaması) güçlü delildir.
HTS (Telefon Sinyal) Kayıtları: İşçinin telefonunun mesai saatlerinde düzenli olarak işyeri bölgesindeki baz istasyonundan sinyal vermesi, orada bulunduğuna dair kuvvetli bir belirtidir.
Bölüm 7: Diğer İşçilik Alacakları ve Arabuluculuk İlişkisi
Hizmet tespit davası, işçinin "günlerini" kazanmasını sağlar; ancak "parasal haklarını" (tazminatlarını) doğrudan kazandırmaz. Bunun için genellikle ayrı bir süreç yürütülür.
7.1. Kıdem ve İhbar Tazminatı
Sigortasız çalışan işçi de kıdem tazminatına hak kazanır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, sigortasızlığın tazminata engel olmadığını açıkça belirtmiştir. Ancak tazminatın hesaplanabilmesi için önce hizmet süresinin ve ücretin tespit edilmesi gerekir.
İhbar Tazminatı: İşveren sigortasız işçiyi "yarın gelme" diyerek kapı önüne koyarsa, çalışma süresine göre 2 haftadan 8 haftaya kadar ihbar tazminatı ödemek zorundadır.
7.2. Arabuluculuk Farkı
Hizmet Tespit Davası: Kamu düzenine ilişkin olduğu için arabuluculuk şartı yoktur. Doğrudan mahkemeye başvurulur.
Alacak Davası (Tazminat, Maaş, Fazla Mesai): Bu davalar için arabuluculuk zorunlu dava şartıdır.
Strateji: Genellikle önce hizmet tespit davası açılır. Bu dava devam ederken veya bittikten sonra, tespit edilen süreler üzerinden tazminat hesaplatmak için arabulucuya başvurulur. Hizmet tespiti davası, alacak davası için "bekletici mesele" yapılabilir.
Bölüm 8: Adım Adım Hizmet Tespit Davası Süreci (Rehber)
Sigortasız çalıştırılan bir işçi için ideal yol haritası şu şekildedir:
Hazırlık ve Delil Toplama: Henüz işten ayrılmadan (mümkünse) delil toplanmalıdır. İşyeri fotoğrafları, çalışma arkadaşlarıyla iletişim bilgileri, varsa işyeri içi yazışmalar yedeklenmelidir.
İdari Başvuru (Opsiyonel ama Etkili): İşten ayrılmadan önce ALO 170 aranarak veya SGK il müdürlüğüne dilekçe verilerek denetim istenebilir. SGK denetmenleri işyerine baskın yapıp işçiyi çalışırken tespit ederse, bu tutanak mahkemede "kesin delil" hükmündedir ve davanın yıllarca sürmesini engeller.
Dava Açılışı: İş Mahkemesi'ne (yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi'ne) dava dilekçesi verilir. Dilekçede SGK mutlaka taraf olarak gösterilmelidir.
Tensip ve Tebligat: Mahkeme ilk incelemeyi yapar, taraflara tebligat gönderir. SGK ve işveren cevap dilekçelerini sunar.
Ön İnceleme Duruşması: Uyuşmazlık konuları belirlenir.
Tahkikat (Delillerin Toplanması): Mahkeme SGK kayıtlarını, emsal ücret yazılarını ister. Tanıklar dinlenir.
Bilirkişi İncelemesi: Dosya, hesap uzmanı veya iş hukuku uzmanı bilirkişiye gider. Bilirkişi, "davacı şu tarihler arasında şu ücretle çalışmıştır" şeklinde rapor hazırlar.
Karar: Mahkeme hizmeti tespit eder.
Kesinleşme ve İnfaz: Karar istinaf ve Yargıtay süreçlerinden geçip kesinleştiğinde, mahkeme kararı SGK'ya gönderilir. SGK, işçinin hizmet cetveline eksik günleri işler ve işverene prim borcu çıkarır.
Bölüm 9: Sıkça Sorulan Sorular
Aşağıdaki sorular, sigortasız çalışan işçilerin en sık karşılaştığı tereddütleri gidermek amacıyla derlenmiştir.
Soru: Hizmet tespit davası açarsam işveren beni işten çıkarır mı? Haklarım nelerdir?
Cevap: İşverenler genellikle dava açan işçiyi işten çıkarır. Ancak bu durum, İş Kanunu'na göre "kötü niyetli fesih" ve "haksız fesih" niteliğindedir. Bu durumda işçi, hem işe iade davası açabilir hem de "kötü niyet tazminatı" (3 maaş tutarında) talep edebilir. Ayrıca kıdem ve ihbar tazminatlarını da faiziyle alır. Yani işverenin bu hamlesi ona daha pahalıya patlar.
Soru: Elimde hiç yazılı belge yok, sadece iş arkadaşlarım şahitlik yapacak. Davayı kazanabilir miyim?
Cevap: Evet, kazanabilirsiniz. Hizmet tespit davalarında "tanık beyanı" en önemli delillerden biridir. Özellikle bordrolu çalışan iş arkadaşlarınızın (resmi tanıkların) lehinize ifade vermesi, yazılı belge kadar etkilidir. Yargıtay, hayatın olağan akışına uygun tanık beyanlarını hükme esas alır.
Soru: İşverenim "maaşını elden verdim, sigorta yapmadım" diyor. Elden aldığım parayı nasıl ispatlarım?
Cevap: Gerçek ücretin tespiti için mahkeme "emsal ücret araştırması" yapar. İlgili meslek odalarına (örneğin Şoförler Odası, Mühendisler Odası) yazı yazılarak, "bu kıdemdeki ve bu işi yapan bir işçi o tarihte ne kadar maaş alırdı?" diye sorulur. Gelen cevabi yazılar ve tanık beyanlarıyla gerçek maaşınız tespit edilir ve primleriniz bu yüksek miktar üzerinden yatırılır.
Soru: 8 yıl önce sigortasız çalıştığım bir yer için dava açabilir miyim?
Cevap: Eğer işe giriş bildirgeniz o dönemde SGK'ya hiç verilmediyse, maalesef 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle dava açamazsınız (işten ayrıldığınız yılın sonundan itibaren 5 yıl). Ancak, eğer girişiniz yapılmış ama priminiz ödenmemişse, ya da o dönemde bir müfettiş denetimi yapılmışsa 5 yıl kuralı işlemez, 8 yıl sonra da dava açabilirsiniz.
Soru: Sigortasız çalışırken iş kazası geçirdim, hastane masraflarını kim öder?
Cevap: Derhal SGK'ya başvurarak iş kazası tespiti istemelisiniz. SGK kazayı tespit ettiğinde, tüm sağlık giderlerinizi karşılar ve size geçici/sürekli iş göremezlik ödeneği bağlar. SGK yaptığı tüm bu masrafları daha sonra işverenden faiziyle geri alır (rücu eder). Sigortasız olmanız, iş kazası haklarından yararlanmanıza engel değildir.
Soru: Hizmet tespit davası ne kadar sürer?
Cevap: Mahkemenin iş yüküne ve delillerin toplanma hızına göre değişmekle birlikte, yerel mahkeme süreci ortalama 1.5 - 2.5 yıl sürebilir. İstinaf ve Yargıtay aşamaları da eklendiğinde süreç uzayabilir. Ancak bu süre sonunda haklarınız faiziyle ve güncel değerleriyle teslim edilir.
Soru: WhatsApp yazışmalarını mahkemeye sunarsam suç işlemiş olur muyum?
Cevap: Eğer yazışma sizinle işveren/yönetici arasındaysa ve kendi telefonunuzdan sunuyorsanız suç değildir; aksine geçerli bir delildir. Ancak başkasının telefonunu izinsiz karıştırıp elde ettiğiniz görüntüler "özel hayatın gizliliğini ihlal" sayılır ve delil olarak kabul edilmez. Yargıtay 9. HD, tarafı olduğunuz yazışmaları delil kabul etmektedir.
Soru: Davayı kazanırsam eksik primleri ben mi ödeyeceğim?
Cevap: Hayır. Sigorta primlerini ödeme yükümlülüğü tamamen işverendedir. Mahkeme kararı kesinleşince SGK primleri işverenden tahsil eder. Sizin cebinizden prim parası çıkmaz.
Soru: Sigortasız çalıştığım için istifa edersem kıdem tazminatı alabilir miyim?
Cevap: Evet. İş Kanunu madde 24/II uyarınca, sigortasız çalıştırılmak veya primlerin eksik yatırılması işçi için "haklı fesih" sebebidir. "Sigortam yapılmadığı için işi bırakıyorum" diyerek (tercihen noterden ihtarname ile) istifa ederseniz, kıdem tazminatına hak kazanırsınız.
Soru: Hizmet tespit davası için arabulucuya gitmek zorunda mıyım?
Cevap: Hayır. Hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkin olduğundan arabuluculuk dava şartı değildir. Doğrudan İş Mahkemesi'ne dava açabilirsiniz. Ancak tazminat (para) alacaklarınız için arabulucu şarttır.
Soru: Davayı kaybedersem karşı tarafın avukat parasını ben mi öderim?
Cevap: Evet. Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereği, davayı kaybeden taraf, kazanan tarafın yasal vekalet ücretini ve yargılama giderlerini ödemekle yükümlüdür. Bu nedenle davanın sağlam delillere dayanması ve uzman bir avukatla yürütülmesi mali riskleri yönetmek açısından önemlidir.
Soru: Yabancı uyrukluyum ve çalışma iznim yok, ben de dava açabilir miyim?
Cevap: Evet. Türk hukuku, emeği kutsal sayar ve milliyetine bakmaksızın korur. Çalışma izniniz olmasa dahi (kaçak çalışsanız bile), fiilen çalıştığınızı ispatlarsanız hizmet tespiti ve alacak davası açabilirsiniz. Mahkeme, çalışma izni eksikliğini işverenin sorunu olarak görür ve işçinin emeğinin karşılığını hüküm altına alır.
Bölüm 10: Örnek Hizmet Tespit Davası Dilekçesi
⚠️UYARI: BU DİLEKÇEYİ KULLANMADAN ÖNCE MUTLAKA BİR AVUKATA DANIŞIN!
Hizmet tespit davaları, kamu düzenine ilişkin ve ispat yükümlülüğü teknik detaylar içeren, oldukça karmaşık davalardır. Hak düşürücü süreler, delil durumu ve usul kuralları her somut olayda farklılık gösterir. Hatalı veya eksik hazırlanan bir dilekçe ile dava açmak; davanın reddedilmesine, yargılama giderlerinin üzerinize kalmasına ve en önemlisi emeklilik ve tazminat gibi hayati haklarınızın geri dönüşü olmayan şekilde yanmasına neden olabilir.Bu nedenle, dava sürecini başlatmadan önce hak kaybı yaşamamak için mutlaka uzman bir iş hukuku avukatından profesyonel hukuki destek almanız ve dosyanızı bir avukat aracılığıyla takip ettirmeniz şiddetle tavsiye edilir.
ANKARA İŞ MAHKEMESİNE
DAVACI:
VEKİLİ: Av. Mete ŞAHİN
DAVALILAR:
..............................
Adres: [İşyerinin Adresi]
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI ( Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü)
Adres:
DAVA KONUSU: Hizmet Tespiti (Kuruma Bildirilmeyen Sigortalı Hizmetlerin Tespiti) Talebidir.
AÇIKLAMALAR
HİZMET İLİŞKİSİ: Müvekkil davacı, davalı.......................... Şirketi'ne ait [İşyeri Adresi] adresindeki tekstil atölyesinde/fabrikada/ofiste,.../.../20... tarihinden.../.../20... tarihine kadar [Görevi, örneğin: Overlokçu / Muhasebe Elemanı] olarak fiilen ve kesintisiz şekilde çalışmıştır.
ÇALIŞMA ŞARTLARI VE ÜCRET: Müvekkil, haftanın 6 günü (Pazar hariç), sabah 08:00 akşam 18:30 saatleri arasında çalışmış olup, kendisine en son ödenen aylık net ücret................. TL'dir. Ücret ödemeleri kısmen banka kanalıyla asgari ücret seviyesinde, geri kalan kısmı ise elden zarf içerisinde yapılmıştır. (Varsa yemek ve yol yardımları da belirtilmelidir).
HUKUKA AYKIRILIK: Davalı işveren, müvekkilin çalışmasını Sosyal Güvenlik Kurumu'na. Müvekkil, e-Devlet üzerinden yaptığı kontrolde, fiilen çalıştığı halde sigorta primlerinin yatırılmadığını veya ayda sadece 5 gün yatırıldığını tespit etmiştir. İşverene yapılan sözlü başvurular sonuçsuz kalmış, müvekkil "sigortan yapılacak" denilerek oyalanmıştır.
FESİH SÜRECİ: Müvekkilin iş akdi, sigorta talebinde ısrarcı olması üzerine.../.../20... tarihinde davalı işveren tarafından haksız olarak feshedilmiştir.
HUKUKİ YARAR: 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca; sosyal güvenlik hakkının kamu düzenine ilişkin olması ve resen araştırma ilkesi gereği, müvekkilin kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ve tescili için işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur.
HUKUKİ NEDENLER: 5510 Sayılı Kanun, 4857 Sayılı İş Kanunu, 6100 Sayılı HMK, 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: (Delillerinizi detaylı yazınız)
İşyeri Şahsi Sicil Dosyası (Davalıdan celbi talep olunur),
SGK Sicil Dosyası ve Hizmet Döküm Cetveli (Kurumdan celbi),
Tanık Beyanları: (Müvekkil ile aynı dönemde çalışan ve durumu bilen tanıkların isim ve adresleri aşağıdadır. Özellikle bordrolu tanıklar tercih edilmiştir.)
Tanık 1: Adı Soyadı - Adresi
Tanık 2: Adı Soyadı - Adresi
Emsal Ücret Araştırması (İlgili Meslek Odası ve Sendikalardan sorulması),
Banka Hesap Hareketleri ve Dekontlar,
İşyeri ile yapılan WhatsApp yazışmaları (Ekran görüntüleri ektedir),
İşyeri giriş-çıkış kayıtları, kamera kayıtları,
Bilirkişi İncelemesi, Yemin ve sair yasal deliller.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;
Davamızın KABULÜNE,
Müvekkilin, davalı işverene ait işyerinde.../.../20... –.../.../20... tarihleri arasında,.................. TL net ücretle, çalıştığının TESPİTİNE,
Tespit edilen hizmetlerin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına TESCİLİNE,
Yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim..../.../20...
Davacı Vekili
Sonuç
Sigortasız çalıştırma ile mücadele, sadece bireysel bir hak arayışı değil, toplumsal bir sorumluluktur. İşçinin emeğinin kayıtlara geçmesi, devletin vergi ve prim kaybının önlenmesi ve adil rekabet ortamının sağlanması için Hizmet Tespit Davası hayati bir araçtır. 2026 yılı projeksiyonları, işveren üzerindeki mali baskının artacağını gösterse de, asıl çözüm işçilerin haklarını bilmesi ve talep etmesinden geçmektedir. Bu rehberin, mağduriyet yaşayan binlerce işçiye bir fener olması dileğiyle.
Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.



Yorumlar