top of page

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma Davası: TMK Madde 163 Kapsamında Derinlemesine Hukuki Analiz ve Uygulama Rehberi

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 8 Oca
  • 17 dakikada okunur
TMK 163 maddesi gereği suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle açılan boşanma davası dilekçesi ve tokmak

1. Giriş: Türk Aile Hukukunda Boşanma Sebeplerinin Sistematik Analizi ve TMK 163’ün Yeri


Türk Medeni Kanunu (TMK), evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve ortak yaşamın sürdürülemez hale gelmesi durumlarında eşlere hukuki bir çıkış yolu olarak boşanma hakkını tanımıştır. Kanun koyucu, boşanma sebeplerini sınıflandırırken "genel" ve "özel", "mutlak" ve "nisbi" olmak üzere ikili ayrımlara gitmiştir. Bu sistematik yapı içerisinde TMK’nın 163. maddesinde düzenlenen "Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme", hem kusura dayalı olması hem de toplumun genel ahlak yargılarıyla doğrudan ilintili olması bakımından kendine has, sui generis bir karakter taşır.


Genel boşanma sebebi olan "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" (TMK m. 166), uygulamada sıklıkla başvurulan bir "torba hüküm" niteliğindeyken; TMK m. 163, eşlerden birinin evlilik birliğine, eşine ve hatta toplumun değer yargılarına karşı gerçekleştirdiği ağır bir saldırıyı konu edinir. Bu madde, evlilik kurumunun sadece iki kişi arasındaki bir sözleşme olmadığını, aynı zamanda toplumsal saygınlık ve onur kavramları üzerine inşa edilmiş bir statü olduğunu teyit eder. Eşlerden birinin "küçük düşürücü bir suç işlemesi" veya "haysiyetsiz bir hayat sürmesi", sadece o eşin bireysel alanını ilgilendiren bir husus olmaktan çıkarak, diğer eşin ve varsa çocukların manevi bütünlüğünü, sosyal itibarını ve psikolojik sağlığını tehdit eden bir olguya dönüşür.


Bu blog, TMK m. 163’ün teorik altyapısını, suç ve haysiyetsizlik kavramlarının hukuki ve sosyolojik sınırlarını, Yargıtay’ın yerleşik ve güncel içtihatlarını, ispat hukukuna dair kritik nüansları ve davanın fer’i sonuçlarını (velayet, nafaka, tazminat, mal rejimi) en ince ayrıntısına kadar incelemeyi hedeflemektedir. Amaç, hukuk uygulayıcılarına ve hak arayanlara, mevcut literatürün ötesinde, stratejik derinliğe sahip, analitik ve kapsamlı bir başucu kaynağı sunmaktır.


1.1. TMK Madde 163'ün Hukuki Niteliği ve Unsurları

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi şu hükmü amirdir: "Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir." Bu yasa metni incelendiğinde, maddenin hukuki karakteristiğini belirleyen üç temel unsur öne çıkar:

  1. Nisbi Boşanma Sebebi Olması: Zina (TMK m. 161) gibi mutlak boşanma sebeplerinde, eylemin ispatlanması boşanma kararı için yeterliyken; TMK m. 163 nisbi bir boşanma sebebidir. Yani, suçun işlenmiş olması veya haysiyetsiz hayatın varlığı tek başına boşanmayı sağlamaz. Hâkim, bu durumun diğer eş için ortak hayatı "çekilmez" (katlanılamaz) hale getirip getirmediğini de araştırmak zorundadır. Yargıtay uygulamalarında bu husus, "çekilmezlik şartı" olarak adlandırılır ve davanın kaderini belirleyen en kritik eşiktir.

  2. Özel Boşanma Sebebi Olması: Kanun koyucu, "suç işleme" ve "haysiyetsiz hayat sürme" olgularını ismen zikrederek, bu durumları genel geçimsizlikten ayırmıştır. Davacı, davasını spesifik olarak bu vakıalara dayandırmak zorundadır. Bu durum, ispat yükünü ve davanın sınırlarını netleştirir.

  3. Kusura Dayalı Olması: Bu maddeye dayanarak boşanabilmek için davalı eşin "kusurlu" olması gerekir. Eylemin bilerek ve isteyerek (kasten) gerçekleştirilmesi şarttır. İrade dışı (örneğin ağır akıl hastalığı veya zorlama etkisiyle) gerçekleşen eylemler, bu madde kapsamında değerlendirilmez.


1.2. İki Farklı Hukuki Sebep: Suç ve Yaşam Tarzı

Madde metnindeki "veya" bağlacı, birbirinden bağımsız iki ayrı boşanma sebebini tek maddede düzenlediğini gösterir:

  • Küçük Düşürücü Suç İşleme: Eşin, yasalarca suç sayılan ve niteliği gereği yüz kızartıcı olan bir fiili işlemesidir. Bu, tek bir eylem olabilir.

  • Haysiyetsiz Hayat Sürme: Eşin, toplumun ahlak ve namus anlayışıyla bağdaşmayan bir yaşam tarzını benimsemesi ve bunu sürdürmesidir. Burada "süreklilik" esastır.

Uygulamada bu iki sebep sıklıkla iç içe geçer. Örneğin, uyuşturucu ticareti yapan bir eş hem "küçük düşürücü suç" işlemekte hem de bu eylemi meslek edinerek "haysiyetsiz bir hayat" sürmektedir. Ancak hukuki niteleme, davanın stratejisi ve ispat araçları bakımından farklılık gösterebilir.


2. Birinci Unsur: Küçük Düşürücü Suç İşleme


Hırsızlık, dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı ve küçük düşürücü suç işleyen eşe karşı boşanma davası açılması

Boşanma hukuku perspektifinden suç işleme, ceza hukukundaki suç tanımından daha dar ve nitelikli bir alanı kapsar. Her suç, TMK m. 163 kapsamında boşanma sebebi değildir. Kanun koyucu, evlilik birliğinin manevi temelini sarsacak ağırlıkta, eşin yüzünü kızartacak nitelikteki suçları bu kapsama almıştır.


2.1. "Küçük Düşürücü Suç" Kavramının Derinlemesine Analizi

Türk Medeni Kanunu, hangi suçların küçük düşürücü olduğunu tek tek saymamıştır. Bu boşluk, doktrin ve Yargıtay içtihatlarıyla doldurulmaktadır. Bir suçun küçük düşürücü sayılabilmesi için, sadece yasalarda ceza yaptırımına bağlanmış olması yetmez; aynı zamanda toplum vicdanında faili aşağılayan, onun ahlaki zafiyetini ortaya koyan ve eşinin de sosyal itibarını zedeleyen bir nitelik taşıması gerekir.


Hukuk sistemimizde "yüz kızartıcı suçlar" olarak bilinen kategori, TMK m. 163 uygulamasında temel referans noktasıdır. Anayasa’nın 76. maddesi, Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesi ve ilgili özel yasalar, bu suçların çerçevesini çizer.


Aşağıdaki tablo, Yargıtay uygulamalarında ve mevzuatta "küçük düşürücü" (yüz kızartıcı) olarak kabul edilen temel suç kategorilerini ve bunların boşanma davasındaki yansımalarını özetlemektedir:

Suç Kategorisi

Örnek Suç Tipleri

Boşanma Davasına Etkisi ve Nitelendirme

Malvarlığına Karşı Suçlar

Hırsızlık, Dolandırıcılık, Yağma (Gasp), Hileli İflas

Eşin dürüstlüğüne olan güveni yıkar. Toplumda "hırsızın eşi" ya da "dolandırıcının eşi" damgası, diğer eş için çekilmezlik unsurunu güçlendirir.

Kamu Güvenine Karşı Suçlar

Belgede Sahtecilik (Resmi/Özel), Parada Sahtecilik

Yalan ve hile üzerine kurulu bir karakter yapısına işaret eder. Evlilik birliğinin temeli olan sadakat ve güven ilkesiyle bağdaşmaz.

Kamu İdaresine Karşı Suçlar

Zimmet, İrtikap, Rüşvet, İhaleye Fesat Karıştırma

Özellikle kamu görevi yapan eşin bu suçları işlemesi, ailenin sosyal statüsünü ve onurunu ağır şekilde zedeler.

Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar

Cinsel Saldırı (Tecavüz), Cinsel Taciz, Çocukların Cinsel İstismarı

En ağır küçük düşürücü suçlardandır. Ahlaki çöküntünün en somut göstergesidir. Genellikle çekilmezlik şartı tartışmasız kabul edilir.

Genel Ahlaka Karşı Suçlar

Fuhuşa Teşvik, Yer Temini, Müstehcenlik

Hem suç teşkil eder hem de haysiyetsiz hayat sürme olgusuyla kesişir. Toplumsal kınamanın en yoğun olduğu suç tiplerindendir.

Kaçakçılık ve Organize Suçlar

Uyuşturucu Ticareti, İnsan Kaçakçılığı, Tarihi Eser Kaçakçılığı

Süreklilik arz eden ve aileyi kriminal bir ortamın içine çeken suçlardır. Güvenlik riski de oluşturduğu için boşanma sebebidir.


2.1.1. Taksirli Suçlar ve Kasıt Unsuru: Neden Boşanma Sebebi Değildir?

TMK m. 163’ün uygulanabilmesi için suçun kasten (bilerek ve isteyerek) işlenmiş olması genel kabul gören bir hukuk ilkesidir. Taksirli suçlar, failin sonucu istemediği ancak dikkatsizlik veya tedbirsizlik sonucu meydana gelen eylemlerdir.

  • Örnek: Eşin trafik kazası yaparak istemeden bir kişinin ölümüne sebep olması (Taksirle öldürme). Bu eylem TCK’da suçtur ve hapis cezasını gerektirir. Ancak, bu eylem eşin "ahlaki düşkünlüğünü" veya "kötü niyetli karakterini" göstermez. Toplum nezdinde "kader kurbanı" veya "talihsizlik" olarak görülebilir.

  • İstisna (Bilinçli Taksir ve Haysiyetsizlik): Eğer taksirli eylem, eşin haysiyetsiz yaşam tarzının bir sonucuysa (örneğin sürekli alkollü araç kullanma alışkanlığı sonucu kaza yapma), bu durumda dava "suç işleme" değil, "haysiyetsiz hayat sürme" sebebine dayandırılabilir.


2.1.2. Siyasi Suçlar ve Düşünce Suçları

Siyasi görüşü nedeniyle işlenen suçlar veya düşünce suçları, kural olarak "küçük düşürücü suç" kapsamında değerlendirilmez. Bir eşin siyasi eylem nedeniyle tutuklanması, diğer eşle siyasi görüş ayrılığı yaratsa da, bu durum tek başına onur kırıcı bir suç olarak nitelendirilmez. Ancak, eylem "vatan hainliği", "casusluk" veya "terör eylemi" boyutuna varırsa, toplumdaki infial ve onur kırıcı etkisi nedeniyle TMK 163 kapsamına girebilir.


2.2. Suçun İşlenme Zamanı ve Evliliğe Etkisi

TMK m. 163’ün lafzı ve ruhu, suçun evlilik birliği kurulduktan sonra işlenmesini veya kesinleşmesini esas alır. Ancak zamanlama konusunda nüanslar mevcuttur.

  • Evlilik Sırasında İşlenen Suçlar: Dava hakkının doğduğu asıl durumdur. Eşin, evlilik birliği devam ederken (fiilen ayrı yaşasalar bile) suç işlemesi, sadakat yükümlülüğüne ve ailenin onuruna saldırıdır.

  • Evlilik Öncesi İşlenen Suçlar: Prensip olarak, eşin evlenmeden önce işlediği ve cezasını çektiği bir suç, TMK 163’e dayalı boşanma sebebi yapılamaz. Kanun koyucu, eşlerin birbirlerinin geçmişini bilerek veya araştırma yükümlülüğü altında evlendiğini varsayar.

    - Yargıtay Yaklaşımı: Yargıtay, evlilik öncesi işlenen suçlar nedeniyle "Küçük Düşürücü Suç İşleme Sebebiyle Boşanma Davası" açılamayacağını, ancak bu durumun evlilik birliğini temelden sarstığı (örneğin eşin sabıkalı geçmişinin evlilik içinde sosyal baskı yaratması veya güveni yok etmesi) ispatlanırsa TMK m. 166 (Genel sebep) ile dava açılabileceğini belirtmiştir.

    - Gizlenen Suç ve Evliliğin İptali: Eğer eş, evlenmeden önce işlediği ağır bir suçu diğer eşten hile ile gizlemişse ve diğer eş bu durumu bilseydi evlenmeyecek idiyse, TMK m. 149-150 uyarınca evliliğin nisbi butlan ile iptali istenebilir.


2.3. Ceza Mahkemesi Kararlarının Aile Mahkemesindeki Bağlayıcılığı

Boşanma davası (özel hukuk) ile ceza davası (kamu hukuku) birbirinden bağımsız yargılama süreçleridir. Ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması noktasında aralarında güçlü bir etkileşim vardır.

  1. Maddi Vakıanın Tespiti: Borçlar Kanunu m. 74 ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, ceza mahkemesinin maddi vakıayı tespit eden mahkumiyet kararı, hukuk hakimini bağlar. Yani, ceza mahkemesi "Sanık A, mağaza kasasından para çalmıştır" şeklinde kesinleşmiş bir karar verdiyse, Aile Mahkemesi hakimi "Acaba hırsızlık yaptı mı?" diye yeniden delil toplayamaz; hırsızlık olayını sabit kabul etmek zorundadır.

  2. Kusur ve Niteleme: Hukuk hakimi, ceza hakiminin "kusur oranı" veya "suç vasfı" değerlendirmesiyle bağlı değildir. Ceza mahkemesi eylemi "basit hırsızlık" sayabilirken, boşanma hakimi bunu "evlilik birliğini temelden sarsan güven kırıcı ağır kusur" olarak niteleyebilir.

  3. Beraat Kararı ve Delil Yetersizliği: Ceza hukukunda geçerli olan "Şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) ilkesi, boşanma hukukunda geçerli değildir. Ceza mahkemesi, delil yetersizliğinden beraat kararı verse bile, Aile Mahkemesi hakimi dosyadaki mevcut delilleri (tanık, mesaj, fotoğraf) serbestçe takdir ederek eylemin işlendiğine ve boşanma sebebi oluşturduğuna kanaat getirebilir.

  4. Bekletici Mesele: Eğer boşanma davası açıldığında ceza davası halen devam ediyorsa, Aile Mahkemesi hakimi genellikle ceza davasının sonucunu beklemeyi (bekletici mesele yapmayı) tercih eder. Bu, çelişkili kararların önüne geçmek için önemli bir usul işlemidir.


3. İkinci Unsur: Haysiyetsiz Hayat Sürme (Yaşam Tarzı Olarak Ahlaka Aykırılık)


Süreklilik arz eden alkol, kumar ve uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle haysiyetsiz hayat sürme boşanma sebepleri

TMK m. 163’ün ikinci ayağı olan "haysiyetsiz hayat sürme", suç işlemeden daha geniş, sosyolojik ve ahlaki parametreleri olan bir kavramdır. Kanun koyucu, toplumun genel ahlak anlayışına, namus, şeref ve haysiyet kavramlarına taban tabana zıt bir yaşam tarzının, diğer eşe dayatılamayacağını kabul etmiştir.


3.1. Kavramsal Çerçeve: Süreklilik ve Yaşam Tarzı Şartı

"Haysiyet", bireyin kendine duyduğu saygı ve toplumun ona atfettiği manevi değerlerin bütünüdür. Bir davranışın "haysiyetsiz hayat" olarak nitelendirilebilmesi için üç temel şartın bir arada bulunması gerekir:

  1. Süreklilik (Temadi): Bu, haysiyetsiz hayat sebebini diğerlerinden ayıran en belirleyici unsurdur. Tek bir defa yapılan ahlaka aykırı hareket (örneğin bir gece aşırı alkol alıp taşkınlık yapmak veya bir kez kumar oynamak), haysiyetsiz hayat sürme sayılmaz. Davranışın bir alışkanlık, bir karakter özelliği veya bir geçim kaynağı haline gelmiş olması; yani bir "yaşam tarzına" dönüşmesi gerekir.

  2. Toplumsal Değerlere Aykırılık: Davranış, toplumun genelinin ayıpladığı, hor gördüğü, "namussuzluk" veya "düşkünlük" olarak adlandırdığı nitelikte olmalıdır.

  3. Kusur ve İrade: Eş, bu hayatı bilerek ve isteyerek sürdürmelidir. Zorla fuhuşa sürüklenen, tehdit altında suç işleyen veya ağır psikolojik rahatsızlığı nedeniyle davranışlarını kontrol edemeyen eşin durumu, kusur ilkesi gereği bu madde kapsamında değerlendirilmeyebilir.


3.2. Haysiyetsiz Hayat Sürme Olarak Kabul Edilen Davranışlar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış içtihatları, haysiyetsiz hayat kavramının içini doldurmaktadır. Aşağıda, uygulamada sıkça karşılaşılan ve boşanma sebebi sayılan davranışlar detaylandırılmıştır.


3.2.1. Madde Bağımlılıkları (Uyuşturucu, Alkol ve Kumar)

  • Uyuşturucu Madde Kullanımı ve Ticareti: Uyuşturucu bağımlılığı, bireyin iradesini, sosyal ilişkilerini ve ekonomik durumunu yıkan bir süreçtir. Yargıtay, uyuşturucu kullanımını ve ticaretini, hem suç teşkil etmesi hem de haysiyetsiz bir yaşam tarzı olması nedeniyle boşanma sebebi saymaktadır. Eşin uyuşturucu kullandığının raporlarla (AMATEM, Adli Tıp) veya tanık beyanlarıyla ispatlanması, çekilmezlik unsurunun varlığına karine teşkil eder.

  • Alkolizm (Ayyaşlık): Sosyal içicilik ile "ayyaşlık" arasındaki sınır önemlidir. Haysiyetsiz hayat sayılan durum; eşin sürekli sarhoş gezmesi, çalışmaması, ailenin rızkını içkiye yatırması, sarhoşken çevreye rahatsızlık vererek aileyi utandırmasıdır.

  • Kumar ve Sanal Bahis Bağımlılığı: Kumar, ailenin ekonomik geleceğini tehdit eden en büyük yıkımlardan biridir. Günümüzde fiziki kumarhanelerin yerini alan "yasa dışı sanal bahis siteleri" üzerinden oynanan oyunlar, bağımlılık seviyesindeyse haysiyetsiz hayat kapsamında değerlendirilir. Eşin sürekli borçlanması, ev eşyalarını satması veya maaşını kumara yatırması bu yaşam tarzının kanıtıdır.


3.2.2. Cinsel Ahlaka Aykırı Yaşam Tarzları

  • Genelev İşletmeciliği ve Fuhuş: Fuhuş yapmak, fuhuşa aracılık etmek, yer temin etmek ("pezevenklik") veya genelev işletmek, toplum vicdanında en ağır "haysiyetsizlik" hallerinden biridir. Bu durumun varlığı halinde, diğer eşten evliliği sürdürmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır.

  • Sapkın Cinsel İlişkiler: Eşin, evlilik dışı birden fazla kişiyle çarpık ilişkiler yaşaması, grup seks partilerine katılması, eşini başkalarıyla ilişkiye zorlaması (swinger vb.) veya teşhircilik yapması haysiyetsiz hayat göstergesidir.

  • Zina ile Haysiyetsiz Hayatın Farkı: Zina (TMK m. 161), cinsel ilişkinin bir kez gerçekleşmesiyle oluşan mutlak bir boşanma sebebidir. Haysiyetsiz hayat ise bir süreçtir. Eğer eş, sadakatsizliği bir yaşam tarzı haline getirmişse (örneğin metres hayatı yaşıyorsa veya sürekli farklı partnerlerle oluyorsa), davacı hem zina hem de haysiyetsiz hayat sebebine dayanabilir.


3.2.3. Sosyal ve Ekonomik Haysiyetsizlik

  • Profesyonel Dilencilik: Çalışma gücü ve imkanı olduğu halde, hatta ekonomik durumu yerinde olduğu halde dilenciliği meslek edinmek, toplumda "onursuzluk" olarak görülür ve haysiyetsiz hayat sürme sayılır.

  • Dolandırıcılığı Meslek Edinmek: Geçimini tamamen insanları kandırarak, yalan söyleyerek ve hile yaparak sağlayan bir eşle yaşamak, dürüst eş için bir utanç kaynağıdır.


3.3. Sosyal Medya ve Dijital Haysiyetsizlik

Sosyal medyada haysiyetsiz hayat sürme, TikTok ve Instagram üzerinden yapılan ahlaka aykırı paylaşımların boşanma davasına etkisi

Teknolojinin gelişimiyle birlikte "haysiyetsiz hayat" kavramı dijital dünyaya da taşınmıştır. Yargıtay, sosyal medya platformlarındaki (TikTok, Instagram, Facebook) davranışları da bu kapsamda değerlendirmektedir.

  • Eşin sosyal medyada müstehcen içerikler paylaşarak gelir elde etmesi.

  • Sürekli olarak farklı kişilerle flörtöz veya cinsel içerikli mesajlaşmalar yaparak bunu bir alışkanlık haline getirmesi (Sanal sadakatsizlik boyutu aşılıp yaşam tarzı olmuşsa).

  • Uyuşturucu madde veya suç aletleriyle (silah vb.) övücü paylaşımlar yapması.Bu tür dijital izler, boşanma davasında delil olarak kullanılabilir; ancak delillerin hukuka uygun elde edilmesi (örneğin herkese açık paylaşımlar olması) şarttır.17


4. Kritik Koşul: Ortak Hayatın Çekilmez Hale Gelmesi (Çekilmezlik Unsuru)


TMK m. 163'ü mutlak boşanma sebeplerinden (zina, hayata kast) ayıran en keskin hat, "çekilmezlik" şartıdır. Kanun, "bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse" diyerek, hakime bir takdir yetkisi ve araştırma yükümlülüğü vermiştir.


4.1. Subjektif ve Objektif Değerlendirme Testi

Hâkim, suçun işlendiğini veya haysiyetsiz hayatın varlığını tespit ettikten sonra, bu durumun davacı eş üzerindeki etkisini iki aşamalı bir testle değerlendirir:

  1. Objektif Ölçüt (Toplumsal Bakış): Toplumun ortalama değer yargılarına sahip makul bir insanı, bu şartlar altında evliliği sürdürür mü? Örneğin, eşi çocuk tacizcisi olan veya genelev işleten birinden evliliği sürdürmesi beklenemez. Bu durumlarda çekilmezlik karinesi (varsayımı) çok güçlüdür.

  2. Subjektif Ölçüt (Şahsi Durum): Davacı eşin kişisel durumu, hassasiyetleri ve evliliğin geçmişi. Eğer davacı eş de benzer bir hayat sürüyorsa (örneğin karı-koca birlikte uyuşturucu kullanıyorlarsa veya birlikte dolandırıcılık yapıyorlarsa), davacı eşin "bu durum benim için çekilmez" demesi, dürüstlük kuralına aykırı (hakkın kötüye kullanımı) sayılabilir ve dava reddedilebilir.


4.2. Zımni Kabul, Affetme ve Hoşgörü

Çekilmezlik unsurunu ortadan kaldıran en önemli faktör, davacının davranışı kabullenmesidir. "Çekilmez" demek, "artık dayanamıyorum" demektir; ancak davranışa uzun süre tepkisiz kalınması bu iddiayı çürütür.

  • Uzun Süre Sessiz Kalma: Suç işlendikten veya haysiyetsiz hayat öğrenildikten sonra uzun yıllar (örneğin 3-5 yıl) evlilik birliği hiçbir şey olmamış gibi, aynı yastığa baş koyarak devam etmişse, mahkeme "demek ki bu durum senin için çekilmez değilmiş, sen bunu tolere etmişsin" diyerek davayı reddedebilir.

  • Affetme: Davacının eşini affettiğine dair açık beyanı veya affetme iradesini gösteren davranışları (örneğin cezaevinden çıktıktan sonra eşini davul zurnayla karşılaması, sevgi dolu mektuplar yazması) dava hakkını düşürebilir.

  • Devam Eden Eylemler: Haysiyetsiz hayat "süreklilik" arz ettiği için, geçmişte affedilmiş olsa bile, eş aynı yaşam tarzını sürdürüyorsa (örneğin içmeye veya kumara devam ediyorsa), yeni eylemler yeni bir dava hakkı doğurur. Affetme, sadece o tarihe kadar olan eylemleri kapsar.


5. Yargılama Usulü, İspat ve Stratejik Hususlar


TMK m. 163’e dayalı davalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine tabidir ve kendine has ispat kuralları içerir.


5.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme

  • Görevli Mahkeme: Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemesi’nin kurulmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, "Aile Mahkemesi sıfatıyla" davaya bakar.

  • Yetkili Mahkeme: TMK m. 168 uyarınca, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Davacı, bu iki seçenekten dilediğini tercih edebilir.


5.2. Hak Düşürücü Süre ve Zamanaşımı: "Her Zaman" İlkesi

TMK m. 163’ün en önemli usule ilişkin avantajı, zina (m. 161) veya hayata kast (m. 162) maddelerindeki gibi 6 ay ve 5 yıllık hak düşürücü sürelerin öngörülmemiş olmasıdır.


Kanun metnindeki "bu eş her zaman boşanma davası açabilir" ifadesi, zamanaşımı olmadığını açıkça belirtir. Ancak yukarıda değinilen "dürüstlük kuralı" ve "çekilmezlik" şartı, bu "her zaman" ifadesini pratikte sınırlar. Olayın üzerinden çok uzun zaman geçmesi ve evliliğin sürmesi, davanın reddine yol açabilir.


5.3. İspat Yükü ve Delil Türleri

İspat yükü, kural olarak iddia eden taraftadır (TMK m. 6). Davacı, eşinin suç işlediğini veya haysiyetsiz hayat sürdüğünü ve bu durumun evliliği çekilmez kıldığını kanıtlamalıdır.


5.3.1. Kabul Edilen Deliller

Delil Türü

Açıklama ve Önemi

Ceza Mahkemesi Kararı

Suç işleme sebebine dayalı davalarda en güçlü, bağlayıcı delildir.

Tanık Beyanları

Haysiyetsiz hayatın (eve giren çıkan kişiler, alkol alışkanlığı, kumar vb.) ispatında komşular, akrabalar, apartman görevlileri dinlenebilir.

Resmi Kayıtlar

Otel kayıtları, tedavi belgeleri (AMATEM raporları), polis tutanakları, savcılık soruşturma dosyaları.

Banka Kayıtları

Kumar veya bahis bağımlılığını ispatlamak için kredi kartı ekstreleri, bahis sitelerine yapılan para transferleri delil olur.

Dijital Deliller

Sosyal medya paylaşımları, WhatsApp yazışmaları, fotoğraflar, videolar.


5.3.2. Dijital Delillerde Hukuka Uygunluk Sorunu

Sosyal medya ve dijital veriler, boşanma davalarının merkezine yerleşmiştir. Ancak Yargıtay, delilin elde ediliş yöntemine büyük önem verir.

  • Hukuka Aykırı Delil: Eşin telefonuna casus yazılım yükleyerek, şifresini kırarak veya tehditle elde edilen kayıtlar "yasak ağacın zehirli meyvesi" sayılır ve mahkemece dikkate alınmaz. Ayrıca bu eylemler TCK kapsamında "Özel hayatın gizliliğini ihlal" suçunu oluşturur.

  • Hukuka Uygun Delil: Eşin herkese açık sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğraflar, davacıya bizzat gönderdiği tehdit veya itiraf mesajları yasal delildir.


5.4. Terditli (Kademeli) Dava Açma Stratejisi

Hukukçular için hayati bir strateji, davayı terditli açmaktır. TMK m. 163 şartlarının ispatlanamaması riskine karşı, dava dilekçesinde şu yol izlenir:

  1. Asıl Talep: TMK m. 163 (Suç işleme/Haysiyetsiz hayat) sebebiyle boşanma.

  2. Yedek (Fer'i) Talep: Eğer mahkeme özel sebebin şartlarının oluşmadığına kanaat getirirse, TMK m. 166 (Evlilik birliğinin temelinden sarsılması) sebebiyle boşanma.Yargıtay, terditli davalarda mahkemenin öncelikle özel sebebi incelemesi gerektiğini, eğer özel sebep oluşmamışsa genel sebebi değerlendirerek karar vermesi gerektiğini belirtir. Sadece genel sebepten karar verip özel sebep hakkında hüküm kurmamak bozma nedenidir.6


6. Diğer Boşanma Sebepleriyle İlişkisi ve Karşılaştırma

TMK m. 163’ü doğru uygulamak için, diğer boşanma sebepleriyle arasındaki ince çizgileri bilmek gerekir.


6.1. Zina (TMK m. 161) vs. Haysiyetsiz Hayat (TMK m. 163)

  • Zina: Cinsel ilişkinin ispatı gerekir. Mutlak boşanma sebebidir (çekilmezlik aranmaz). 6 aylık hak düşürücü süre vardır.

  • Haysiyetsiz Hayat: Cinsel ilişki şart değildir (örneğin teşhircilik, genelev işletmeciliği). Nisbi sebeptir (çekilmezlik aranır). Süre sınırı yoktur.

  • Kesişim: Bir eşin "hayat kadını/adamı" ile yaşaması veya sürekli partner değiştirmesi hem zina hem haysiyetsiz hayattır. Bu durumda terditli dava açmak veya her iki sebebe dayanmak mümkündür.


6.2. Hayata Kast ve Pek Kötü Muamele (TMK m. 162)

Eşin diğer eşe fiziksel şiddet uygulaması veya canına kastetmesi m. 162 kapsamındadır. Ancak bu şiddet, eşin genel saldırgan ve suçlu karakterinin (örneğin kiralık katil olması veya mafya üyesi olması) bir parçasıysa, m. 163 de gündeme gelebilir.


6.3. Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması (TMK m. 166)

TMK m. 166, genel ve tamamlayıcı maddedir. m. 163’ün katı şartları (örneğin suçun "yüz kızartıcı" olması veya hayatın "haysiyetsiz" olması) sağlanamıyorsa, m. 166 "güven sarsıcı davranış" olarak devreye girer. Örneğin, taksirli suçlar veya tek seferlik kumar oynamak m. 163’e yetmese de m. 166 ile boşanma sağlayabilir.


7. Boşanmanın Fer’i Sonuçları: Velayet, Tazminat ve Mal Paylaşımı


Boşanma kararı, taraflar ve çocuklar için yeni bir hukuki statü doğurur.


7.1. Velayet ve Çocuğun Üstün Yararı

Suç işleyen veya haysiyetsiz hayat süren bir ebeveynin velayet hakkı, diğer sebeplere göre çok daha büyük risk altındadır. Mahkeme, "çocuğun üstün yararı" ilkesini esas alır.

  • Risk Analizi: Ebeveynin yaşam tarzı (uyuşturucu bağımlılığı, fuhuş ortamı, kriminal çevre) çocuğun fiziksel, ahlaki veya psikolojik gelişimini tehdit ediyorsa, velayet kesinlikle diğer tarafa verilir. Yargıtay, uyuşturucu kullanan ebeveyne velayet verilmesini çocuğun güvenliği açısından riskli bulmaktadır.

  • Kişisel İlişki: Bazı ağır durumlarda (örneğin cinsel istismar suçları veya çocuğa şiddet riski), mahkeme suçlu ebeveynin çocukla görüşmesini tamamen kaldırabilir veya sadece uzman refakatinde görüşmesine izin verebilir.


7.2. Maddi ve Manevi Tazminat

Kusurlu eş, boşanmaya sebebiyet verdiği için tazminat ödemekle yükümlüdür.

  • Manevi Tazminat (TMK 174/2): Küçük düşürücü suç veya haysiyetsiz hayat, diğer eşin kişilik haklarına, onuruna ve sosyal itibarına yapılan en ağır saldırılardandır. Mağdur eşin duyduğu utanç, elem ve toplum içine çıkamama durumu göz önüne alınarak, diğer boşanma sebeplerine göre daha yüksek manevi tazminata hükmedilebilir.

  • Maddi Tazminat (TMK 174/1): Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen (örneğin eşinin maddi desteğini kaybeden) kusursuz/az kusurlu eş lehine maddi tazminata hükmedilir.


7.3. Nafaka Yükümlülüğü

  • Yoksulluk Nafakası: TMK m. 175 gereği, yoksulluk nafakası alabilmek için talep eden eşin "boşanmada kusurunun daha ağır olmaması" gerekir. Suç işleyen veya haysiyetsiz hayat süren eş, doğası gereği "tam kusurlu" veya "ağır kusurlu" sayılacağı için, boşanma sonrası yoksulluğa düşse bile diğer eşten nafaka talep edemez.

  • İştirak Nafakası: Çocuğun bakımı için ödenen nafaka, ebeveynin kusurundan bağımsızdır. Suçlu ebeveyn de olsa, çocuğun giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.


7.4. Mal Rejimi ve "Artık Değer" Tartışması (TMK m. 236/2)

Boşanma hukukunun en karmaşık ve tartışmalı alanlarından biri, kusurlu eşin mal paylaşımındaki payıdır. Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde kural, evlilik içinde edinilen malların yarı yarıya (1/2) paylaşılmasıdır.


Ancak TMK m. 236/2, "Zina veya hayata kast" nedeniyle boşanma halinde, hakimin kusurlu eşin payını azaltabileceğini veya tamamen kaldırabileceğini düzenler.

  • Büyük Hukuki Boşluk/Ayrım: Kanun koyucu, TMK m. 236/2 metninde "Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme" (m. 163) sebebini saymamıştır. Bu, "kanunilik ilkesi" gereği dar yorumlanır.

  • Sonuç: Eşiniz haysiyetsiz bir hayat sürse, genelev işletse veya hırsızlık yapsa bile, eğer boşanma davası sadece TMK 163'e dayalı olarak açılmış ve kabul edilmişse, eşiniz evlilik birliği içinde edindiğiniz malların yarısını (katılma alacağını) kural olarak talep edebilir. Hakim, m. 163'e dayalı boşanmada m. 236/2'yi uygulayarak pay azaltımına gidemez.

  • Stratejik Öneri: Bu adaletsizliği aşmak için, eğer olayda zina da varsa (örneğin haysiyetsiz hayat zina ile birleşmişse), davanın mutlaka "zina" sebebine de dayandırılması (terditli veya birlikte) hayati önem taşır. Zina ispatlanırsa, mal paylaşımında eşin payı sıfırlanabilir.


8. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)


1. Eşim evlenmeden önce bir suç işlemiş ve bunu benden saklamış. Bu sebeple boşanma davası açabilir miyim?

Hayır, TMK m. 163'e (suç işleme sebebiyle boşanma) dayanarak dava açamazsınız çünkü bu madde kural olarak evlilik birliği kurulduktan sonra işlenen suçları kapsar. Ancak, eşinizin sabıkalı geçmişi evliliğinizde güven bunalımı yaratıyor ve huzurunuzu kaçırıyorsa TMK m. 166 (Genel sebep/Evlilik birliğinin temelinden sarsılması) ile dava açabilirsiniz. Ayrıca, eğer eşiniz bu suçu sizden kasıtlı olarak gizlediyse ve bu suç sizin onunla evlenmemenizi gerektirecek ağırlıktaysa, evlenmeden itibaren 5 yıl (öğrenmeden itibaren 6 ay) içinde TMK m. 149-150 uyarınca evliliğin iptali davası açma hakkınız da olabilir.


2. "Yüz kızartıcı suç" nedir ve hangi suçlar bu kapsama girer?

Yüz kızartıcı suç, yasalarda tek bir liste halinde sayılmamış olsa da, Anayasa ve özel yasalardaki atıflarla çerçevesi çizilmiş, toplum vicdanında kişinin onurunu ağır şekilde zedeleyen suçlardır. Hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, zimmet, irtikap, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, hileli iflas, cinsel saldırı, cinsel taciz, uyuşturucu ticareti ve kaçakçılık bu kapsamdadır. Bu suçlardan birini işleyen eşe karşı, "küçük düşürücü suç işleme" nedeniyle boşanma davası açılabilir.


3. Eşim sadece bir kez uyuşturucu kullandı, haysiyetsiz hayat nedeniyle boşanabilir miyim?

Genellikle hayır. Haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanabilmek için davranışın "süreklilik" arz etmesi ve bir "yaşam tarzı" haline gelmesi gerekir. Tek bir kullanım haysiyetsiz hayat sayılmayabilir. Ancak bu durum, "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" (TMK m. 166) nedeniyle boşanma davası açmak için yeterli ve geçerli bir "güven sarsıcı davranış" ve "ağır kusur" olarak kabul edilir.


4. Boşanma davası açmak için eşimin ceza davasının sonuçlanmasını beklemek zorunda mıyım?

Hayır, davayı açmak için beklemek zorunda değilsiniz. Ancak dava açıldıktan sonra Aile Mahkemesi hakimi, ceza davasının sonucunu beklemeyi tercih edebilir. Çünkü ceza mahkemesinin vereceği "suç işlenmiştir" veya "işlenmemiştir" kararı (maddi vakıa tespiti), hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Çelişkili karar çıkmaması adına bekletici mesele yapılması usul ekonomisine uygundur.


5. Eşim haysiyetsiz bir hayat sürüyor ama ben çocuklar için yıllardır sabrettim. Şimdi dava açsam "affetmiş" sayılır mıyım?

Bu riskli bir durumdur. Yargıtay, haysiyetsiz hayatın veya suçun öğrenilmesinden sonra uzun yıllar (hoşgörü sınırını aşacak şekilde, örneğin 5-10 yıl) evliliğin sürdürülmesini, o davranışın "çekilmez" olmadığını veya "zımnen affedildiğini" kabul edebilmektedir. Ancak, haysiyetsiz hayat "devam eden" bir olgu olduğu için, eylemler hala sürüyorsa (örneğin hala uyuşturucu kullanıyor veya kumar oynuyorsa), yeni eylemlere dayanarak dava açma hakkınız mevcuttur. Affetme, sadece geçmiş eylemleri kapsar.


6. Eşim genelev işletiyor veya fuhuş yapıyor, mal paylaşımında malların tamamını alabilir miyim?

Maalesef, mevcut yasal düzenlemede (TMK m. 236/2), sadece "zina" ve "hayata kast" sebeplerinde kusurlu eşin artık değerdeki payının kaldırılması veya azaltılması mümkündür. Haysiyetsiz hayat sürme, bu istisna maddesinde açıkça sayılmamıştır. Bu nedenle, eşiniz ağır kusurlu olsa bile, edinilmiş mallar üzerindeki yarı yarıya (1/2) katılım alacağını talep edebilir. Ancak manevi tazminat taleplerinizle bu alacağı dengeleme (takas) yoluna gitmek stratejik bir çözüm olabilir.


7. Trafik kazasında birinin ölümüne sebep olmak boşanma sebebi midir?

Bu bir "taksirli suç"tur. TMK m. 163 anlamında küçük düşürücü suçlar kural olarak "kasıtlı" suçlardır. Taksirle ölüme sebebiyet vermek, ne kadar üzücü ve ağır sonuçlu olsa da, failin ahlaki düşkünlüğünü ve eşine karşı kusurunu göstermediği için TMK 163 kapsamında özel boşanma sebebi sayılmaz. Ancak olayın oluş şekli (örneğin sürekli alkollü araç kullanma alışkanlığı) haysiyetsiz hayat kapsamında değerlendirilebilir.


8. Sosyal medyadaki mesajlaşmalar ve fotoğraflar delil olur mu?

Evet, olur. Yargıtay, Facebook, Instagram, TikTok gibi platformlardaki herkese açık paylaşımları, fotoğrafları, yer bildirimlerini ve videoları yasal delil kabul etmektedir. Ancak, eşinizin şifreli hesabına izinsiz girerek (hackleyerek), telefonuna casus yazılım yükleyerek veya sahte profil açarak elde ettiğiniz deliller "hukuka aykırı delil" sayılır ve mahkemede kullanılamaz. Hatta bu eylemleriniz nedeniyle hakkınızda ceza davası açılabilir.


9. Bu davada şahitlerin (tanıkların) önemi nedir?

Haysiyetsiz hayat sürme davalarında tanıklar çok önemlidir. Özellikle evin mahremiyetinde yaşanan olayları, eşin sarhoşluk durumunu, eve girip çıkan şüpheli kişileri, kumar alışkanlığını veya eşin ihmalkarlığını ispatlamada tanık beyanları (komşular, apartman görevlisi, akrabalar, müşterek dostlar) belirleyici rol oynar. Ceza davası yoksa, olayı ispatlamanın en temel yolu tanıktır.


10. Eşim suç işlediği için hapse girdi, ona hapisteyken boşanma davası açabilir miyim?

Eşin ceza infaz kurumunda bulunması tek başına boşanma davası açmaya engel değildir. Dava dilekçesi cezaevine tebliğ edilir; taraf duruşmalara SEGBİS yoluyla katılabilir. Kesinleşmiş hapis cezasının infazı nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan ergin bakımından, TMK m.407 kapsamında kısıtlama veya kayyım atanması gündeme gelebilir; bu husus somut olaya ve özellikle cezanın süresine göre değerlendirilir.


11. Haysiyetsiz hayat süren eşten çocuğun velayetini alabilir miyim?

Çok büyük ihtimalle evet. Mahkemeler velayet konusunda ebeveynin isteğinden ziyade "çocuğun üstün yararını" gözetir. Uyuşturucu kullanan, fuhuş yapan, kriminal bir yaşam süren veya hırsızlık gibi yüz kızartıcı suçlar işleyen bir ebeveynin, çocuğa iyi bir rol model olamayacağı ve çocuğun fiziksel/ahlaki güvenliğini tehlikeye atacağı kabul edilir. Bu nedenle velayet genellikle diğer ebeveyne verilir.


12. Dava ne kadar sürer ve maliyeti nedir?

Çekişmeli boşanma davaları, dosyanın karmaşıklığına, toplanacak delillere (banka kayıtları, telefon kayıtları, tanıklar, bilirkişi raporları) ve mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte, yerel mahkeme aşaması ortalama 1.5 yıl ile 3 yıl arasında sürebilmektedir. İstinaf ve Yargıtay aşamaları da eklenirse süreç uzayabilir. Maliyet ise davanın harçları, tebligat giderleri, bilirkişi ücretleri ve avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen vekalet ücretinden oluşur; her yıl güncellenen tarifelere ve avukatınızla yapacağınız anlaşmaya göre değişir.


Sonuç ve Hukuki Değerlendirme


Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma davası (TMK m. 163), evlilik birliğinin temel taşları olan onur, güven ve saygınlığın koruyucusu niteliğindedir. Bu madde, eşlerden birinin suç batağına saplanması veya ahlaki çöküntü içine girmesi durumunda, diğer eşe ve çocuklara, bu "lekelenmiş" hayattan kurtulmaları için yasal ve onurlu bir çıkış kapısı sunar.


Ancak, bu davanın "nisbi" niteliği, teknik açıdan genel boşanma davasına göre daha zorlu bir ispat süreci gerektirir. Sadece suçun işlenmesi yetmez, bu suçun evliliği "çekilmez" kıldığının da hakime anlatılması gerekir. Bu süreçte;

  • Doğru Delil Tespiti: Ceza dosyalarının getirtilmesi, tanıkların doğru seçilmesi.

  • Stratejik Planlama: Davanın terditli (kademeli) açılması.

  • Hukuki Niteleme: Olayın sadece genel geçimsizlik değil, spesifik olarak haysiyetsiz hayat olduğunun vurgulanması.

  • Mal Rejimi Riskinin Yönetimi: Zina ile kesişen durumlarda mal kaçırmayı önlemek için doğru sebebe dayanılması.

hususları hayati önem taşır. Bu nedenle, sürecin uzman bir boşanma avukatı rehberliğinde yönetilmesi, hak kayıplarının (tazminat, velayet, nafaka) önüne geçmek için elzemdir.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.

Yorumlar


bottom of page