top of page

Türkiye’de Çocuk Suçluluğu Krizi: Hukuki Analiz, Cezai Yaptırımlar ve Yargı Paketleri Ekseninde Derinlemesine Bir Değerlendirme

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
    Av. Mete ŞAHİN
  • 19 Oca
  • 18 dakikada okunur
Türk Ceza Hukukunda suça sürüklenen çocuk yargılaması ve avukat desteği

Giriş: Toplumsal Bir Kırılma Noktası Olarak Çocuk Suçluluğu


Türkiye Cumhuriyeti’nin ceza adaleti sistemi, tarihinin en karmaşık ve hassas dönemlerinden birini tecrübe etmektedir. Hukuk devletinin temellerini sarsan, toplumsal vicdanı derinden yaralayan ve kamu güvenliği algısını dönüştüren temel dinamiklerden biri, son yıllarda ivmelenerek artan çocuk suçluluğudur. 2023 ve 2024 yılları arasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine yansıyan dramatik artışlar, hukukçuları, kriminologları, yasa koyucuları ve aileleri mevcut yasal çerçevenin etkinliğini yeniden ve daha eleştirel bir gözle sorgulamaya itmiştir.


Kamuoyunda sıklıkla dile getirilen "cezasızlık algısı", hukuk tekniği açısından incelendiğinde, Türk Ceza Kanunu (TCK), Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) arasındaki hassas dengelerin, değişen suç tipolojileri ve organize suç örgütlerinin stratejik manevraları karşısında nasıl zorlandığını ortaya koymaktadır. Suça sürüklenen çocuklar (SSÇ) olgusu, artık münferit bir asayiş sorunu olmanın çok ötesine geçmiş; organize suç yapılarının reşit olmayan bireyleri birer "yasal kalkan" olarak kullanması stratejisiyle birleşerek, devletin cezalandırma yetkisi (jus puniendi) ile çocuğu koruma yükümlülüğü (parens patriae) arasında derin bir çatışma alanı yaratmıştır.


Bu rapor, avukatmetesahin.com okurları için özel olarak hazırlanmış olup, Türkiye'deki çocuk suçluluğundaki artışı sadece istatistiksel bir veri seti olarak değil, hukuki, sosyolojik ve kriminolojik boyutlarıyla ele almayı hedeflemektedir. Raporumuzda, 2024 yılına damgasını vuran yargı paketleri (8. ve 9. Yargı Paketleri) ile Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 11. Yargı Paketi'nin getirdiği kesinleşmiş yenilikler, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve doktrindeki tartışmalar ışığında analiz edilecektir. Amacımız, "suça sürüklenen çocuk" kavramının hukuki niteliğinden, karakol ve savcılık aşamalarındaki pratik uygulamalara; yaş gruplarına göre değişen cezai ehliyet rejiminden, infaz hukukundaki özel indirimlerin suç oranları üzerindeki etkisine kadar konuyu tüm veçheleriyle masaya yatırmaktır.


Hukukun en temel amacı adaleti sağlamaktır; ancak çocuk adalet sisteminde bu amaç, çocuğun üstün yararını gözetme ilkesiyle sınırlandırılmıştır. Peki, suç oranlarının %13’lere varan artışlar gösterdiği, yaralama ve uyuşturucu suçlarının çocuk yaş gruplarında pik yaptığı bir ortamda, bu denge nasıl korunacaktır? Mevcut yasalar yetersiz midir, yoksa uygulama sorunları mı sistemi kilitlemektedir? Bu rapor, bu can alıcı sorulara kapsamlı, veriye dayalı ve hukuki derinliği olan yanıtlar üretmek amacıyla kaleme alınmıştır.


Bölüm 1: 2024 Yılı Veri Panoraması ve Suç Eğilimlerinin Kriminolojik Analizi


2024 ve 2025 yılları Türkiye çocuk suçluluğu artış istatistikleri ve suç türleri

Çocuk suçluluğu üzerine inşa edilecek her türlü hukuki analiz, öncelikle sahadaki gerçekliği yansıtan verilerin doğru okunmasını gerektirir. 2024 yılı, Türkiye’de çocuk suçluluğu istatistiklerinde kritik eşiklerin aşıldığı, niceliksel artışın niteliksel bir dönüşümle birlikte seyrettiği bir yıl olarak kayıtlara geçmiştir.


1.1. İstatistiksel Artışın Boyutları ve Anlamı

Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı, bir önceki yıla göre belirgin ve endişe verici bir artış trendine girmiştir. TÜİK verilerine göre, 2023 yılında suça sürüklenen çocuk sayısı 179 bin seviyesindeyken, bu rakam 2024 yılında %13'lük bir artışla 202 bine yükselmiştir. Bu artış oranı, Türkiye’nin genel nüfus artış hızının ve yetişkin suçluluğundaki artış oranlarının çok üzerindedir. Bu durum, çocuk suçluluğunun konjonktürel dalgalanmalardan ziyade yapısal bir soruna, bir nevi "kronikleşmiş sosyal patolojiye" dönüştüğünü işaret etmektedir.


Güvenlik birimlerine intikal eden toplam olay sayısının 612 bin 651'e ulaştığı ve bunun bir önceki yıla göre %9,8'lik bir artış ifade ettiği görülmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, "olay sayısı" ile "çocuk sayısı" arasındaki farktır. Olay sayısının çocuk sayısından çok daha yüksek olması, "mükerrer suçluluk" (recidivism) olgusuna işaret eder. Yani, sisteme giren bir çocuk, rehabilite olup çıkmak yerine, tekrar tekrar suç işleyerek sisteme geri dönmektedir. Bu veri tek başına, mevcut infaz ve tedbir sisteminin (ÇKK tedbirleri, denetimli serbestlik) "ıslah" fonksiyonunu yerine getirmekte zorlandığının en somut kanıtıdır.


1.2. Suç Tipolojisindeki Değişim ve Şiddetin Tırmanışı

Suça sürüklenen çocukların karıştığı olayların tipolojisi incelendiğinde, geçmiş yıllara nazaran şiddet ve ağır suçların dominasyonu göze çarpmaktadır. Çocuk suçluluğu artık sadece "mala karşı işlenen basit suçlar" (örneğin marketten bir şey çalma) ile sınırlı değildir; doğrudan bedensel bütünlüğe ve kamu sağlığına yönelen ağır suç tiplerine doğru bir kayış söz konusudur.


Yaralama Suçları (%40): Çocukların en sık karıştığı suç türü olarak öne çıkan yaralama suçları, TCK 86 (Kasten Yaralama) ve TCK 87 (Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama) kapsamında değerlendirilmektedir. %40'lık oran, akran zorbalığının fiziksel şiddete dönüşmesi, okul ve sokak çeteleşmeleri ile dürtü kontrol bozukluklarının bir yansımasıdır. Bu suçların işleniş biçimlerinde kesici ve delici alet kullanımının yaygınlaşması, suçun vahametini artırmakta ve yargılama aşamasında "silahla işlenme" (TCK 86/3-e) ağırlaştırıcı nedenini gündeme getirmektedir.


Hırsızlık (%16): Mülkiyete karşı işlenen suçlarda, ekonomik faktörlerin yanı sıra suç örgütlerinin sistematik yönlendirmesinin etkisi büyüktür. Hırsızlık suçu (TCK 141-142), çocuklar arasında genellikle grup halinde işlenmekte, bu da TCK 119 uyarınca ceza artırımını gerektirse de, yaş küçüklüğü indirimleri ile bu artışlar nötralize edilmektedir.


Uyuşturucu Madde Kullanımı ve Ticareti (%8): En tehlikeli ve toplum sağlığını en çok tehdit eden artış trendlerinden biri bu kategoride yaşanmaktadır. Çocukların hem kullanıcı (TCK 191) hem de "torbacı" olarak tabir edilen sokak satıcısı (TCK 188) konumunda istismar edilmesi, adli sistemin en büyük çıkmazlarından biridir. TCK 188/3 uyarınca uyuşturucu ticareti suçunun cezası oldukça yüksek olmasına rağmen, 18 yaş altı bireylerin bu suçta "satıcı" olarak kullanılmasının temel nedeni, aşağıda detaylandırılacak olan yaş küçüklüğü indirimleridir.


1.3. Bölgesel Dağılım ve Suçun Coğrafyası

İstatistikler, suçun coğrafi dağılımının homojen olmadığını göstermektedir. Özellikle İstanbul gibi metropollerde, Gaziosmanpaşa, Bağcılar ve Esenyurt gibi demografik yoğunluğun ve göç hareketliliğinin yüksek olduğu ilçelerde suç oranları pik yapmaktadır. Bu bölgelerde suç örgütlerinin çocukları kurye, gözcü ve tetikçi olarak kullanma pratiğinin yaygınlaşması, istatistiklerin arka planındaki karanlık tabloyu oluşturmaktadır. Suçun bu denli lokalize olması, sorunun sadece yasal değil, aynı zamanda kentsel dönüşüm, eğitim ve sosyal politika eksenli çözümler gerektirdiğini de ortaya koymaktadır.


Bölüm 2: Türk Ceza Hukukunda "Suça Sürüklenen Çocuk" Paradigması


Türk hukuk sistemi, uluslararası normlar (özellikle Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi) ve modern ceza hukuku ilkeleri doğrultusunda, suç işleyen 18 yaş altı bireyleri tanımlarken bilinçli bir terminolojik tercih kullanmaktadır. Mevzuatımızda bu çocuklar "suçlu çocuk" veya "sabıkalı çocuk" olarak değil, "Suça Sürüklenen Çocuk" (SSÇ) olarak adlandırılmaktadır. Bu kavramsal tercih, devletin çocuğa ve suç olgusuna bakış açısını yansıtan temel bir paradigmadır.


2.1. Tanım, Kapsam ve Yasal Dayanak

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) ve ilgili mevzuat uyarınca SSÇ; "kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen 18 yaşını doldurmamış kişi" olarak tanımlanır.


Bu tanım, çocuğun iradesinin yetişkinler kadar gelişmediği, bilişsel süreçlerinin tamamlanmadığı ve dış etkenlere (aile, çevre, suç örgütleri, sosyo-ekonomik yoksunluk) karşı savunmasız olduğu kabulüne dayanır. Kanun koyucu, bu tanımı benimseyerek, çocuğu cezalandırmaktan ziyade, onu suça iten sebepleri ortadan kaldırmayı ve topluma yeniden kazandırmayı (rehabilitasyon) önceler. ÇKK'nın 5. maddesinde sayılan koruyucu ve destekleyici tedbirler, bu felsefenin somut tezahürüdür. Ancak son dönemde artan suç oranları, bu "koruyucu" yaklaşımın, suç örgütleri tarafından bir zafiyet alanı olarak görülüp görülmediği tartışmasını doğurmuştur. "Suça sürüklenen" ifadesi, failin pasif bir kurban olduğu imasını taşısa da, 16-17 yaş grubundaki, özellikle şiddet içeren eylemleri bilinçli tercih eden bireyler için bu tanımın sınırları hukuk doktrininde tartışılmaktadır.


2.2. Damgalama Yasağı ve Gizlilik

Hukukumuzda çocuğun "suçlu" olarak etiketlenmemesi, gelecekteki hayatının bu eylemle ipotek altına alınmaması için azami özen gösterilir. Bu ilke, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tamamına sirayet eder. Adli sicil kayıtlarının gizliliği, duruşmaların kapalı yapılması ve kimlik bilgilerinin basında yer almaması gibi önlemler, çocuğun toplumsal hayata entegrasyonunu korumak içindir.


5395 sayılı Kanun ve Basın Kanunu uyarınca, suça sürüklenen çocuğun kimliğini açıklayacak şekilde yayın yapılması yasaktır. Ancak dijital medya çağında bu gizliliğin pratikte ne kadar korunabildiği tartışmalıdır. Sosyal medya platformlarında yayılan görüntüler, çocuğun hukuki korunma zırhını delmekte ve onu toplumsal linç mekanizmalarının hedefi haline getirmektedir. Hukuki olarak gizli tutulan sicil, dijital hafızada silinmez bir iz bırakmaktadır.


Bölüm 3: TCK Madde 31 Çerçevesinde Cezai Ehliyet Rejimi


Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 31. maddesi, çocukların cezai sorumluluğunu biyolojik yaşlarına göre üç ayrı kategoride ele alır. Bu kategorizasyon, soruşturma usulünden verilecek cezanın miktarına kadar tüm adli süreci belirleyen ana omurgadır. Avukatlar, hakimler ve savcılar için bu yaş aralıkları, uygulanacak hukuk normunun değiştiği kesin sınırlardır.


3.1. Birinci Grup: 0-12 Yaş (Tam Cezasızlık Dönemi)

TCK m.31/1 uyarınca, fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış olan çocukların (0-11 yaş grubu) cezai sorumluluğu mutlak surette yoktur. Bu kural mutlaktır ve istisnası yoktur.


  • Hukuki Sonuç: Bu çocuklar hakkında ceza kovuşturması yapılamaz. Hiçbir surette hapis veya adli para cezası verilemez. Gözaltına alınamazlar, ifadeleri şüpheli sıfatıyla alınamaz. Kolluk kuvvetleri bu çocukları yakaladığında, kimlik tespitini yapar ve derhal ailesine veya Sosyal Hizmetler birimine teslim eder.


  • Uygulanacak Tedbirler: Bu çocuklar hakkında sadece 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nda öngörülen "çocuklara özgü güvenlik tedbirleri" uygulanabilir. Örneğin, çocuğun ailesinden alınarak bir kuruma yerleştirilmesi, aileye danışmanlık hizmeti verilmesi veya eğitim tedbiri uygulanması gibi.


  • Suç Örgütlerinin İstismarı: Suç örgütlerinin en çok istismar etmeye çalıştığı grup budur. "Nasılsa ceza almaz" düşüncesiyle, özellikle hırsızlık (evden hırsızlık, yankesicilik) ve uyuşturucu kuryeliği gibi işlerde 12 yaş altı çocukların kullanılması, yasal boşluğun kötü niyetli kullanımıdır. Bu çocuklar, suç örgütleri için "risksiz eleman" statüsündedir.


3.2. İkinci Grup: 12-15 Yaş (Farik ve Mümeyizlik Değerlendirmesi)

Bu yaş grubu, çocuk adalet sisteminin en hassas, en teknik ve uygulamada en çok sorun yaşanan alanıdır. 12 yaşını doldurmuş ancak 15 yaşını doldurmamış çocukların cezai sorumluluğu "şarta bağlıdır".


  • Algılama ve Yönlendirme Yeteneği: TCK, bu yaş grubundaki bir çocuğun cezalandırılabilmesi için, işlediği fiilin "hukuki anlam ve sonuçlarını algılama" ve "davranışlarını yönlendirme" yeteneğine sahip olmasını şart koşar. Bu yetenek, eski hukuk dilinde "farik ve mümeyiz" olma hali olarak adlandırılır.


  • Adli Rapor Zorunluluğu: Mahkemeler ve savcılıklar, bu yaş grubundaki her çocuk ve her bir suç fiili için Adli Tıp Kurumu, ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri veya uzman hekimlerden "Kusur Yeteneğine İlişkin Adli Rapor" almak zorundadır. Bu rapor olmadan hüküm kurulamaz.


  • Rapor Olumsuz İse: Çocuğun algılama yeteneği gelişmemişse, ceza verilmez; çocuk hakkında "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilir ve güvenlik tedbirleri uygulanır.


  • Rapor Olumlu İse: Çocuk cezai ehliyete sahiptir ancak cezası indirilir.


  • Ceza İndirimi Oranları: Bu yaş grubunda cezai ehliyet tam olsa bile, ceza miktarı ciddi oranda düşürülür.

    -Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 12 yıldan 15 yıla kadar hapis,

    -Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 9 yıldan 11 yıla kadar hapis cezası verilir.

    -Diğer suçlarda ise cezanın yarısı (1/2) indirilir ve her fiil için verilecek hapis cezası 7 yıldan fazla olamaz. Bu "7 yıl üst sınır" kuralı, çoklu suçlarda (örneğin 10 ayrı hırsızlık) her bir suç için ayrı ayrı uygulanır.


3.3. Üçüncü Grup: 15-18 Yaş (İndirimli Tam Sorumluluk Dönemi)

15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış çocuklar, kural olarak işledikleri suçun anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek biyolojik ve zihinsel olgunlukta kabul edilirler.


  • Rapor Durumu: Bu grup için kural olarak algılama yeteneği araştırması (adli rapor) yapılması zorunlu değildir. Kanun koyucu, bu yaştaki bireyin iyiyi kötüden ayırabileceğini varsayar. Ancak hakimin, çocuğun zeka geriliği veya psikolojik sorunu olduğuna dair şüphesi varsa rapor aldırılabilir.


  • Sosyal İnceleme Raporu (SİR): 12-15 yaş grubunda alınması zorunlu olan Sosyal İnceleme Raporu, 15-18 yaş grubunda zorunlu değildir. Ancak Yargıtay içtihatları, bu raporun alınmamasının gerekçesinin kararda mutlaka belirtilmesi gerektiğini, aksi halde kararın bozulma sebebi olacağını belirtmektedir.


  • Ceza İndirimi Oranları:

    -Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla kadar hapis,

    -Müebbet hapis cezası yerine 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir.

    -Diğer suçlarda cezanın üçte biri (1/3) indirilir.4Bu indirim oranı (1/3), 12-15 yaş grubundaki (1/2) indirime göre daha azdır, çünkü çocuk yetişkinliğe daha yakındır.


Tablo 1: Yaş Gruplarına Göre Cezai Sorumluluk ve İndirim Oranları

Aşağıdaki tablo, TCK 31. madde kapsamındaki yaş grupları ve ceza indirimlerini özetlemektedir:

Yaş Grubu

Cezai Sorumluluk Durumu

Rapor Zorunluluğu

İndirim Oranı / Ceza Türü

Yasal Dayanak

0-12 Yaş (0-11 yaş 364 gün)

YOK

Yok

Ceza Verilemez. Sadece Güvenlik Tedbiri (5395 SK).

TCK m.31/1

12-15 Yaş (12-14 yaş 364 gün)

ŞARTA BAĞLI

Adli Rapor (Farik-Mümeyizlik) Zorunlu

Ceza verilirse 1/2 oranında indirim. Ağır suçlarda max. ceza sınırları uygulanır.

TCK m.31/2

15-18 Yaş (15-17 yaş 364 gün)

VAR

Adli Rapor Zorunlu Değil, SİR önerilir.

1/3 oranında indirim.

TCK m.31/3

Bölüm 4: Yargılama Süreci: Soruşturmadan Kovuşturmaya Çocuk Adalet Sistemi


Çocuk mahkemelerinde gizli duruşma ve zorunlu avukat (müdafi) uygulaması

Çocukların yargılanması, yetişkinlerden tamamen farklı, özelleşmiş usul kurallarına tabidir. Bu kurallar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) ile belirlenmiş olup, temel amaç çocuğun örselenmesini (sekonder travmatizasyon) engellemektir.


4.1. Soruşturma Evresi ve Çocuk Büroları

Çocuklarla ilgili soruşturmalar, genel soruşturma bürolarından ayrı olarak, Cumhuriyet Başsavcılıkları bünyesinde kurulan "Çocuk Suçları Soruşturma Bürosu" tarafından yürütülür. Bu büroda görevli savcılar, çocuk psikolojisi ve çocuk hukuku konusunda uzmanlaşmış kişiler arasından seçilir.


  • İfade Alma Yetkisi: CMK ve ÇKK uyarınca, çocuğun ifadesi bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından alınmalıdır. Kolluk kuvvetlerinin (polis/jandarma) çocuktan ifade alma yetkisi yoktur. Kolluk, çocuğu sadece muhafaza altına alabilir, kimlik tespiti yapabilir ve gecikmeksizin savcıya sevk eder. Poliste alınan "mülakat" veya "sohbet" adı altındaki beyanlar hukuken geçersizdir ve delil olarak kullanılamaz.


  • Zorunlu Müdafilik: Çocukların ifadesi alınırken müdafi (avukat) bulunması zorunludur (CMK m.150). Ailenin maddi durumu ne olursa olsun, Baro tarafından bir avukat atanır. Avukatsız alınan ifade hukuka aykırıdır.


  • Kelepçe Yasağı: Çocuk Koruma Kanunu m.18 uyarınca, çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak kolluk, çocuğun kaçmasını veya kendisine/başkasına zarar vermesini önlemek için zorunlu hallerde tedbir alabilir. Uygulamada bu "zorunlu hal" istisnası bazen kural gibi işletilebilmektedir.


4.2. Tutuklama Yasağı ve Adli Kontrol Tedbirleri

Çocuk adalet sisteminde tutuklama tedbiri "en son çare" (ultima ratio) olarak düzenlenmiştir. Kanun koyucu, çocuğun cezaevi ortamına girmesini engellemek için yetişkinlerden daha sıkı tutuklama yasakları getirmiştir.


  • Yaş ve Ceza Sınırı: 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında, üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı tutuklama kararı verilemez. Örneğin, basit hırsızlık veya basit yaralama gibi suçlarda 15 yaş altı çocuğun tutuklanması yasal olarak mümkün değildir.


  • Adli Kontrol: Tutuklama yerine öncelikle adli kontrol tedbirleri uygulanır. Bunlar; belirli yerlere gitmekten yasaklanma, belirli eğitim programlarına devam etme veya imza atma yükümlülüğü olabilir.


  • Uygulamadaki Değişim: Her ne kadar yasa "son çare" dese de, son dönemde artan suç oranları ve kamuoyu baskısı nedeniyle, özellikle 15-18 yaş grubunda ve gasp (yağma), uyuşturucu ticareti, kasten öldürme gibi katalog suçlarda hakimlerin tutuklama tedbirine daha sık başvurduğu gözlemlenmektedir.


4.3. Mahkeme Aşaması: Kapalı Kapılar Ardında Adalet

Çocuklar, yetişkinlerle aynı mahkemelerde yargılanmazlar. Yargılamalar, "Çocuk Mahkemeleri" (tek hakimli) veya "Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri"nde (heyet halinde) yapılır.


  • Duruşma Gizliliği: Çocuk mahkemelerindeki duruşmalar mutlak surette kapalı yapılır. Duruşmaya izleyici, basın mensubu veya ilgisiz üçüncü şahıslar alınmaz. Sadece çocuğun velisi/vasisi, avukatı, sosyal çalışma görevlileri ve varsa mağdur çocuk katılabilir. Hüküm dahi kapalı oturumda açıklanır.


  • Sosyal İnceleme Raporu (SİR): Mahkeme, karar vermeden önce çocuğun aile yapısı, sosyal çevresi, eğitim durumu, ekonomik koşulları ve suça iten psiko-sosyal nedenleri anlamak için uzmanlardan (pedagog, psikolog, sosyal çalışmacı) SİR talep eder. Bu rapor, hakimin vereceği kararda (hapis mi, tedbir mi?) ve cezanın bireyselleştirilmesinde kritik rol oynar. Rapor, çocuğun "suçlu" kimliğinden sıyrılıp, "yardıma muhtaç birey" olarak görülmesini sağlayan en önemli enstrümandır.


Bölüm 5: İnfaz Rejimi, HAGB ve "Cezasızlık" Tartışmalarının Hukuki Temeli


Kamuoyunda sıkça dile getirilen "çocuklar suç işliyor ama serbest kalıyor" algısının temelinde, infaz hukukundaki cömert indirimler ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumu yatmaktadır. Bu mekanizmaların nasıl işlediğini anlamak, sorunun kökenine inmek için elzemdir.


5.1. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

HAGB, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlememesi halinde, verilen cezanın hiç verilmemiş sayılması ve davanın düşmesi anlamına gelir.


  • Çocuklar İçin HAGB Şartları: Hakkında yapılan yargılama sonucunda 2 yıl veya daha az hapis cezası veya adli para cezası alan çocuklar hakkında HAGB kararı verilebilir.


  • Denetim Süresi Farkı: Yetişkinler için HAGB denetim süresi 5 yıl iken, çocuklar için bu süre 3 yıldır. Bu 3 yıllık süre "mutlak"tır ve mahkemece artırılıp azaltılamaz.


  • Sistemin Açmazı: Çocuk, 3 yıl boyunca suç işlemezse sicili tertemiz kalır. Bu, ilk kez hata yapan bir çocuk için mükemmel bir fırsattır. Ancak, seri suç işleyen veya suç örgütleri tarafından kullanılan çocuklar için bu mekanizma, bir "döner kapı" etkisi yaratmaktadır. Çocuk yakalanır, yargılanır, 2 yılın altında ceza alır, HAGB verilir ve sokağa döner. Denetim süresi içinde tekrar suç işlediğinde ise, önceki ceza açıklanır ama infaz kanunu indirimleriyle yine cezaevine girmeyebilir. Bu döngü, suç örgütlerinin cesaretini artıran en önemli faktördür.


5.2. Adli Para Cezasına Çevirme ve Erteleme Zorunluluğu

TCK m.50/3 uyarınca, suç işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında verilen kısa süreli hapis cezalarının (1 yıl ve altı), adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara (kamuya yararlı işte çalışma vb.) çevrilmesi zorunludur. Bu bir takdir yetkisi değil, yasal zorunluluktur.


  • Ödenmeyen Para Cezaları: Normalde ödenmeyen adli para cezaları hapse çevrilir. Ancak 18 yaş altındaki çocuklar için 5275 sayılı İnfaz Kanunu m.106/4 uyarınca, ödenmeyen adli para cezaları hapis cezasına çevrilemez. Devlet, bu parayı kamu alacağı (vergi borcu gibi) usulüyle tahsil etmeye çalışır. Çocuğun geliri olmadığı için bu tahsilat çoğu zaman imkansızdır. Sonuç olarak, 1 yılın altındaki hapis cezaları çocuklar için fiilen "karşılıksız" kalabilmektedir.


5.3. İnfaz Kurumları: Hapishane mi, Okul mu?

Hüküm giyen çocuklar, yetişkin cezaevlerinde değil, çocuklara özgü kurumlarda cezalarını çekerler.


  • Çocuk Eğitimevleri: Açık cezaevi statüsündedir. Firar engelleri (yüksek duvarlar, jiletli teller) yoktur. Kurum içi yaşam, eğitim ve rehabilitasyon odaklıdır. Çocukların örgün eğitime devam etmeleri, meslek kurslarına gitmeleri teşvik edilir.


  • Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumları: Firar riski yüksek olan, ağır suç işleyen veya eğitimevinden firar eden çocuklar burada tutulur. Ancak son yasal düzenlemelerle, çocukların kapalı kurumlardan eğitimevlerine geçişi oldukça kolaylaştırılmıştır. Bu durum, 11. Yargı Paketi tartışmalarında eleştirilen konulardan biridir; zira ağır suç işleyen bir çocuğun kısa sürede açık kuruma geçmesi, mağdur tarafında adalet duygusunu zedeleyebilmektedir.


Bölüm 6: Suç Örgütlerinin Stratejisi ve "Düşük Ceza" Tuzağı

Raporun başında belirtilen suç artışının en büyük motor gücü, organize suç örgütlerinin yasal boşlukları ve indirim sistemini sistematik olarak kullanmasıdır.


6.1. Matematiksel Bir Tercih: "Yaşı Küçük, Cezası Az"

Çeteler, TCK'daki yaş indirimlerini (m.31) ve infaz kanununu çok iyi analiz etmiş durumdadır. Bir yetişkinin işlediğinde ağır hapis alacağı bir suçun, çocuğa işletildiğinde ne kadar "ucuz" bir maliyeti olduğunu bilirler.


Örnek Senaryo: Uyuşturucu ticareti (TCK 188/3) suçunun alt sınırı 10 yıldır.

  • Yetişkin Fail: 10 yıl ceza alır. İnfaz rejimiyle önemli bir süre kapalı cezaevinde kalır.


  • 15 Yaşındaki Çocuk Fail (SSÇ):

    -Temel ceza 10 yıl.

    -TCK 31/2 (12-15 yaş) indirimi: 1/2 oranında indirim -> 5 yıl.

    -TCK 62 (İyi hal) indirimi: 1/6 oranında indirim -> 4 yıl 2 ay.

    -Sonuç ceza 5 yılın altında olduğu için tutuklama yasağı sınırında değerlendirilebilir veya infaz kanunu (denetimli serbestlik) ile çocuk cezaevinde geçireceği süre aylar mertebesine, hatta bazen günlere inebilir.


Bu matematiksel gerçeklik, çocuğu suç piyasasının "ucuz, harcanabilir ve az riskli işgücü" haline getirmiştir.


6.2. Görev Dağılımı: Tetikçilik ve Kuryelik

Özellikle İstanbul'da yapılan operasyonlarda, suç örgütlerinin çocukları yeteneklerine ve yaşlarına göre sınıflandırdığı görülmektedir:


  • Tetikçilik : 16-17 yaş grubu, silah kullanma becerisi ve fiziksel gücü nedeniyle silahlı saldırı, gözdağı verme ve cinayet eylemlerinde kullanılmaktadır. "Nasılsa az yatarım" motivasyonu ile kandırılan bu çocuklar, örgütün en tehlikeli eylemlerini gerçekleştirmektedir.


  • Kuryelik ve Gözcülük: 12-15 yaş grubu, dikkat çekmemeleri ve cezai ehliyetlerinin sınırlı olması nedeniyle uyuşturucu sevkiyatı ve polis gözetleme işlerinde kullanılmaktadır. "Çocuk Şube'den alınır, savcı bırakır" algısı, bu çocukların suç hiyerarşisinde hızla yükselmesine veya harcanmasına neden olmaktadır.


Bölüm 7: Yasal Reformlar: 8., 9. ve 11. Yargı Paketleri


11. Yargı Paketi ile çocukları suçta kullananlara verilen hapis cezası artırımları

Devlet, artan suç oranlarına ve değişen suç metotlarına karşı yasama organı üzerinden cevap vermeye çalışmaktadır. Son dönemdeki yargı paketleri, bu çabanın somut birer ürünüdür.


7.1. 8. Yargı Paketi ve Örgütlü Suçlar (TCK 220/6 Devrimi)

8. Yargı Paketi ile TCK'nın "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma" başlıklı 220. maddesinin 6. fıkrasında kritik bir değişiklik yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrası yeniden düzenlenen bu maddeye göre; "örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi", ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


Çocuklar Açısından Önemi: Bu düzenleme, suç örgütlerinin "dışarıdan" taşeron olarak kullandığı çocukları da kapsama potansiyeline sahiptir. Ancak daha önemlisi, bu çocukları kullanan örgüt yöneticilerine verilecek cezaların dayanağını güçlendirmektedir. Örgüt adına suç işleyen kişi müstakil bir suçtan cezalandırıldığı için, örgütle bağı daha net ortaya konulabilmektedir.


7.2. 9. Yargı Paketi ve Soybağı Düzenlemeleri

9. Yargı Paketi, ağırlıklı olarak Medeni Kanun ve soybağı davaları ile ilgilidir. Annenin de soybağının reddi davası açabilmesi gibi düzenlemeler getirilmiştir. Her ne kadar doğrudan ceza hukuku ile ilgili görünmese de, aile birliğinin ve nesebin sahihliği, çocuğun sağlıklı bir aile ortamında büyümesi açısından dolaylı bir önleyici etkiye sahiptir.1


7.3. 11. Yargı Paketi (7571 Sayılı Kanun): Yürürlüğe Giren Yeni Dönem

Kamuoyunda uzun süredir tartışılan ve "cezasızlık algısını" bitirmeyi hedefleyen 11. Yargı Paketi, 7571 sayılı Kanun numarasıyla 25 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu paket, çocuk suçluluğu ile mücadelede "çocuğu cezalandırma" yerine "çocuğu kullananı cezalandırma" felsefesini benimseyen kritik değişiklikler içermektedir.


  • Çocukları Suçta Kullananlara Ağır Darbe: Taslak aşamasındaki en önemli madde yasalaşmıştır. Buna göre; suç örgütü faaliyeti çerçevesinde çocukların "araç olarak kullanılması" durumunda, örgüt yöneticileri ve üyelerine verilecek cezalar artırılmıştır. Artık çocuğu bir "tetikçi" veya "kurye" olarak öne süren çete liderleri, çocuğun işlediği suçtan dolayı fail olarak sorumlu tutulmakla kalmayacak, çocuğu istismar ettikleri için ayrıca cezalandırılacaktır. Bu düzenleme, caydırıcılığın namlusunu çocuğa değil, onu sömüren suç şebekelerine çevirmiştir.


  • "Suça Sürüklenen Çocuklar İçin Ceza Artışı" Maddesi Çıkarıldı: Taslakta yer alan ve 15-18 yaş grubundaki çocukların ceza indirim oranlarını düşürmeyi (daha fazla hapis yatmalarını) öngören madde, çocuk hakları örgütlerinin ve hukukçuların itirazları sonucu paketten çıkarılmıştır. Meclis, bu konunun alelacele bir torba yasayla değil, kurulacak özel bir "Araştırma Komisyonu" tarafından derinlemesine incelenmesine karar vermiştir. Dolayısıyla, çocukların mevcut ceza indirimleri (TCK 31) şimdilik korunmuştur.


  • İnfaz Düzenlemesi ve "Kovid İzni"nin Kalıcılaşması: Kamuoyunda "Kovid izni" olarak bilinen uygulama, belirli şartlara bağlanarak kalıcı bir infaz modeline dönüştürülmüştür. Ancak çocuklara karşı işlenen suçlar, terör suçları ve örgütlü suçlar bu "erken tahliye" veya "denetimli serbestlik" avantajlarının kapsamı dışında tutulmuştur. Bu durum, çocukları suçta kullanan veya çocuklara zarar verenlerin "yatarı yok" diyerek hemen tahliye olmalarının önüne geçmeyi amaçlayan önemli bir adımdır.


Bölüm 8: 5395 Sayılı Kanun Kapsamında Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler


Ceza hukuku sorunun sonucuna (suç ve ceza) odaklanırken, çözüm aslında sebepleri ortadan kaldırmaktadır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 5. maddesi, suça sürüklenen veya korunma ihtiyacı olan çocuklar için hayati tedbirler öngörür. Mahkemeler, ceza davası devam ederken veya ceza vermese bile bu tedbirlere hükmedebilir.


8.1. Tedbir Türleri ve İşlevleri


  1. Danışmanlık Tedbiri: Çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara ise eğitim ve gelişim sorunlarının çözümünde yol göstermeye yöneliktir.


  2. Eğitim Tedbiri: Çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; iş ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine yöneliktir.


  3. Bakım Tedbiri: Çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi halinde, çocuğun resmi veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılmasıdır.


  4. Sağlık Tedbiri: Çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbi bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavisine yöneliktir.


  5. Barınma Tedbiri: Barınma yeri olmayan veya uygun olmayan koşullarda yaşayan çocuklara barınma yeri sağlanmasıdır.


8.2. Uygulamadaki Sorunlar ve Etkisizlik

Yasal olarak kapsamlı ve modern görünen bu sistem, uygulamada ciddi aksaklıklarla karşılaşmaktadır.


  • Denetim Eksikliği: Tedbir kararlarının uygulanmasını takip etmekle görevli denetim memurlarının sayıca yetersizliği, kararların kağıt üzerinde kalmasına neden olmaktadır.


  • Kurum Yetersizliği: Özellikle "Sağlık Tedbiri" kararı verilen madde bağımlısı çocuklar için yeterli sayıda ve nitelikte ÇEMATEM (Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi) bulunmamaktadır. Tedavi sırası bekleyen çocuklar, bu süreçte suça tekrar sürüklenmektedir.


  • Mahkeme Pratiği: Mahkemelerin tedbir kararını verip dosyayı kapatması, sürecin sonucunu izlememesi sistemin en zayıf karnıdır. Tedbirin işe yarayıp yaramadığı, çocuk tekrar suç işleyene kadar genellikle kontrol edilmemektedir.


Bölüm 9: Dijital Dünyanın Gölgesi: Siber Zorbalık ve İnternet Bağımlılığı


2024 ve sonrası için çocuk suçluluğunun yeni ve hızla büyüyen cephesi dijital alandır. Araştırmalar, internet bağımlılığı, siber zorbalık ve suça yönelim arasında doğrudan ve güçlü bir korelasyon olduğunu göstermektedir.


9.1. Sanal Suçlar ve Dijital Akran Zorbalığı

Geleneksel suçlar fiziksel dünyada işlenirken, yeni nesil suçlar dijital platformlarda filizlenmektedir.

  • Siber Zorbalık: Dijital ortamda başlayan hakaret, tehdit ve şantaj eylemleri, sıklıkla fiziksel şiddete dönüşmektedir. Yaralama suçlarındaki artışın bir kısmı, sosyal medyada başlayan husumetlerin sokağa taşmasıdır.


  • Müstehcenlik ve Şantaj: Çocuklar, sosyal medya üzerinden "nude" (çıplak fotoğraf) paylaşımı tuzağına düşürülmekte, ardından bu görüntülerle şantaj yapılarak suça (hırsızlık, kuryelik) zorlanmaktadır. TCK 226 (Müstehcenlik) ve TCK 107 (Şantaj) suçları bu bağlamda çocuk mağdur/fail dosyalarında artış göstermektedir.


9.2. Bağımlılık Döngüsü

İnternet bağımlılığı, özellikle oyun bağımlılığı, çocuklarda dürtü kontrolünü zayıflatmakta, empati yeteneğini köreltmekte ve şiddete eğilimi artırmaktadır. "Dark Web" veya denetimsiz sosyal medya grupları (Telegram, Discord vb.) üzerinden suç örgütlerinin çocuklara ulaşması ve onları manipüle etmesi, fiziksel temas kurmaktan çok daha kolay hale gelmiştir. 2025 yılı projeksiyonları, siber suçlarla mücadele edilmezse çocuk suçluluğunun bu kanaldan beslenmeye devam edeceğini göstermektedir.


Bölüm 10: Sıkça Sorulan Sorular (SSS)


1. Çocuğum 15 yaşından küçük, işlediği suçtan dolayı hapis yatar mı?

Cevap: Çocuğunuz fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamışsa (0-11 yaş) kesinlikle ceza almaz ve hapis yatmaz; sadece güvenlik tedbiri uygulanır. 12-15 yaş aralığında ise, öncelikle "algılama yeteneği" raporuna bakılır. Rapor olumlu olsa (ceza ehliyeti olsa) bile, 15 yaş altındaki çocuklar için 5 yılı aşmayan hapis cezalarını gerektiren suçlarda (örneğin basit hırsızlık, basit yaralama) tutuklama yasağı vardır. Verilen cezalar genellikle paraya çevrilir veya tedbir uygulanır. Ancak cinayet, gasp gibi çok ağır suçlarda ıslahevi (eğitimevi) gündeme gelebilir.


2. 18 yaş altı çocuğun adli sicil kaydı (sabıkası) işlenir mi, kimler görebilir?

Cevap: Evet, çocuk mahkumiyet alırsa adli sicil kaydı oluşur. Ancak bu kayıt, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca yetişkinlerinkinden farklı bir rejime tabidir. Çocukların sicil kaydı "Adli Sicil Arşiv Kaydı"nda tutulur ve sadece mahkemeler ile Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından soruşturma/kovuşturma kapsamında görülebilir. E-devlet çıktısında, özel iş başvurularında veya vize işlemlerinde bu kayıt görünmez. Gizlilik esastır.


3. HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kararı çocuğumun geleceğini, memuriyetini etkiler mi?

Cevap: Hayır, etkilemez. HAGB, hukuki anlamda bir mahkumiyet hükmü değildir; askıda bir karardır. Çocuğunuz 3 yıllık denetim süresini kasıtlı bir suç işlemeden geçirirse, dava tamamen düşer ve hiç açılmamış sayılır. Bu karar adli sicilde görünmez, memuriyete girişe engel teşkil etmez (güvenlik soruşturması hariç tutulursa, hukuken engel değildir).


4. Çocuğum karakolda ifadesi alınırken avukat tutmak zorunda mıyım?

Cevap: Çocukların şüpheli sıfatıyla ifadesi alınırken müdafi (avukat) bulunması CMK m.150 uyarınca kanuni bir zorunluluktur. Sizin özel avukat tutacak maddi gücünüz olmasa bile, ifade öncesinde Baro'dan otomatik olarak bir avukat atanır. Avukatsız alınan ifade hukuka aykırıdır, yasak delil niteliğindedir ve hükme esas alınamaz.


5. "Suça Sürüklenen Çocuk" (SSÇ) ne demektir, neden "suçlu" denmiyor?

Cevap: Kanunlarımız ve uluslararası sözleşmeler, çocuğun suçu bir yaşam biçimi olarak bilinçli seçmediği, çevresel, ailesel veya toplumsal etkilerle suça itildiği varsayımına dayanır. Bu nedenle çocuğu damgalamamak ve topluma geri kazanmak amacıyla "suçlu" yerine "Suça Sürüklenen Çocuk" (SSÇ) terimi kullanılır.


6. Çocuğum uyuşturucu kullanırken yakalandı, hapis cezası alır mı?

Cevap: TCK 191 uyarınca, çocuklar için uyuşturucu kullanma suçunda öncelik "ceza" değil "tedavi"dir. Savcılık genellikle "Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi" (KDAE) kararı verir ve çocuğu 1 yıllık denetimli serbestlik ile tedaviye sevk eder. Çocuk tedaviye ve denetime uyarsa dava hiç açılmaz. Ancak uyuşturucu satıcılığı (torbacılık) suçunda durum farklıdır; ağır hapis cezaları söz konusudur ve tutuklama riski yüksektir.


7. Okulda kavga edip arkadaşını yaralayan çocuğa ne olur?

Cevap: Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralamalar (TCK 86/2) şikayete tabidir. Karşı taraf şikayetçi olmazsa soruşturma kapanır. Şikayet varsa veya yaralama ciddi ise (kemik kırığı, yüzde iz vb.), çocuk mahkemesi devreye girer. İlk suçsa genellikle hapis yerine danışmanlık tedbiri, adli para cezası veya HAGB verilir.


8. Çocuğumun işlediği suçtan dolayı anne-baba olarak biz hapis veya para cezası alır mıyız?

Cevap: Ceza hukukunda "cezaların şahsiliği" ilkesi geçerlidir (Anayasa m.38). Kimse başkasının fiilinden dolayı ceza almaz. Çocuğunuzun suçundan dolayı hapis yatmazsınız veya adli para cezası ödemezsiniz. Ancak, çocuğun verdiği "maddi zarardan" (kırılan cam, çalınan mal, tedavi masrafı vb.) Türk Medeni Kanunu m.369 uyarınca "ev başkanı" sıfatıyla hukuken sorumlu olursunuz ve tazminat ödemek zorunda kalabilirsiniz.


9. 11. Yargı Paketi çocuk cezalarını artıracak mı?

Cevap: 11. Yargı Paketi (7571 sayılı Kanun) 25 Aralık 2025'te Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Taslak aşamasında çocukların ceza indirim oranlarının düşürülmesi konuşulsa da, bu madde yasalaşmadı. Yani çocukların cezalarında bir artış yapılmadı. Bunun yerine, çocukları suçta araç olarak kullanan örgüt yöneticilerine verilen cezalar artırıldı. Ayrıca "Kovid izni" olarak bilinen denetimli serbestlik düzenlemesinden, çocuklara karşı suç işleyenler ve örgütlü suçlar kapsam dışı bırakıldı.


10. "Farik ve Mümeyiz" raporu nedir, neden bu kadar önemlidir?

Cevap: Bu rapor, 12-15 yaş grubundaki çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip olup olmadığını belirler. Adli Tıp uzmanı "bu çocuk yaptıklarının bilincinde değil" raporu verirse, çocuk ceza almaz; sadece güvenlik tedbiri uygulanır. Rapor "bilincindedir" derse ceza verilir ama indirilir. Bu rapor davanın kaderini belirleyen en kritik delildir.


11. Çocuğum hırsızlık yaptı, cezası paraya çevrilir mi?

Cevap: Hırsızlık suçu yüz kızartıcı suçlardandır ancak TCK ve İnfaz Kanunu lehe hükümler içerir. Çocuk 18 yaşından küçükse ve verilen hapis cezası kısa süreli (1 yıl ve altı) ise, hakimin bunu paraya çevirmesi veya tedbire dönüştürmesi zorunludur. Ancak ceza 1 yıldan fazlaysa (nitelikli hırsızlıkta genelde fazladır), HAGB sınırları (2 yıl) içinde kalıp kalmadığına bakılır.


12. Çocuk mahkemelerinde duruşmalar nasıl yapılır, yetişkin mahkemesinden farkı nedir?

Cevap: Duruşmalar "kapalı" yapılır, izleyici alınmaz. Hakim, savcı ve avukat cübbe giymeyebilir (çocuğu korkutmamak ve otorite baskısını azaltmak için, ancak bu hakimin takdirindedir). Çocuğun yanında mutlaka bir sosyal hizmet uzmanı bulunur ve çocuğun ruh hali hakkında mahkemeye destek olur. Ortam, yetişkin mahkemelerine göre daha az gergin ve pedagojik esaslara uygun tasarlanmaya çalışılır.


Bölüm 11: Analiz ve Sonuç: Adalet Terazisinin Dengesi ve Gelecek Projeksiyonu


Türkiye'de çocuk suçluluğundaki artış, tek başına TCK veya CMK'daki maddelerle, ceza artırımlarıyla veya yeni hapishanelerle çözülebilecek basit bir asayiş sorunu değildir. 2024 verileri, suçun tabana yayıldığını, şiddetlendiğini ve organize hale geldiğini göstermektedir. Hukuk sistemimiz, çocuğu koruma refleksiyle (yaş küçüklüğü indirimi, tutuklama yasağı, HAGB) hareket ederken, bu koruma kalkanının suç örgütleri tarafından bir "suç işleme lisansı" gibi algılandığı ve tepe tepe kullanıldığı acı bir gerçektir.


  1. İnfazda Boşluk: Kısa süreli hapis cezalarının çocuklar için fiilen "yatarı olmayan" cezalara dönüşmesi, suç işleme eşiğini düşürmektedir.


  2. Tedbirlerde Etkisizlik: Kağıt üzerinde mükemmel duran "danışmanlık" veya "eğitim" tedbirlerinin, sahada uzman ve denetim eksikliği nedeniyle birer prosedüre dönüşmesi, rehabilitasyonu imkansız kılmaktadır.


  3. Örgütlü Suçla Mücadele: 11. Yargı Paketi gibi girişimler, çocukları kullanan yetişkinlere odaklanması açısından son derece yerindedir. Caydırıcılık, maşa olan çocuktan ziyade, maşayı tutan ele yöneltilmelidir.


Çocuk adalet sistemi, "affedici" olmakla "caydırıcı" olmak arasındaki o ince ve keskin çizgide yürümeye devam edecektir. Devletin görevi, çocuğu sadece bir "dosya" olarak değil, kurtarılması gereken bir "gelecek" olarak görmek; ancak bunu yaparken toplumun güvenlik hakkını da ihlal etmemektir. Hukukçulara düşen görev ise, bu süreçte hem çocuğun üstün yararını korumak hem de adil yargılanma hakkını sonuna kadar savunmaktır.


Yaş Grubu

Cezai Sorumluluk

Uygulanacak Yaptırım

Yasal Dayanak

0-12 Yaş

Yok

Güvenlik Tedbirleri (5395 SK)

TCK m.31/1

12-15 Yaş

Şarta Bağlı (Algılama Yeteneği Varsa)

İndirimli Ceza (%50) veya Güvenlik Tedbiri

TCK m.31/2

15-18 Yaş

Var (İndirimli)

İndirimli Ceza (%33)

TCK m.31/3

Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.

bottom of page