top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

USUL HUKUKU  ·  KANUN YARARINA BOZMA

Yargıtay 1. Ceza Dairesi
Savunma Alınmadan Kurulan Mahkûmiyet

 

2026/2771 E., 2026/4017 K. · 18 Mayıs 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 20 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Sanığın mahkemede savunması alınmadan hakkında mahkûmiyet hükmü kurulabilir mi? Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kanunun öngördüğü istisnai durumlar bulunmadığı hâlde sanığın hakları hatırlatılarak savunması alınmadan mahkûmiyet kurulmasını savunma hakkının kısıtlanması saydı. Kasten yaralama suçundan verilen adli para cezası, türü ve miktarı nedeniyle kesin nitelikteydi; bu sebeple Adalet Bakanlığının istemi üzerine kanun yararına bozma yoluna başvuruldu. Daire, duruşmada hazır bulunmayı adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olarak gördü ve hükmü oy birliğiyle kanun yararına bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı kuralının Ceza Muhakemesi Kanununda sayılan istisnaları bu dosyada oluşmadığından, sanığın hakları hatırlatılıp savunması alınmadan verilen mahkûmiyet kararını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesine ve Kanunun 193. maddesine aykırı buldu.

 

Sonuç

 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan kanun yararına bozma istemi kabul edilerek ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı oy birliğiyle kanun yararına bozuldu; dosya, gerekli işlem için ilk derece mahkemesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Kanun yararına bozma, sanığın savunması alınmadan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkindir. Ceza Muhakemesi Kanununun 309/4. maddesine göre yapılacak işlem ilk derece mahkemesine bırakıldı; Daire bu işlemin içeriğini ayrıca belirtmedi.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 193/1, 193/2
    Dairenin dayanağı: hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı kuralı ve ikinci fıkradaki istisna.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 147
    Dairenin dayanağı: sanığa haklarının hatırlatılarak savunmasının alınması.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 194/2, 195/1, 200/1, 204/1, 252/2
    Dairenin saydığı istisnai hâller; Daire bunların bu dosyada oluşmadığını belirtti.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 272/3-a
    İlk derece hükmünün kesin nitelikte olmasının dayanağı; bu nedenle kanun yararına bozma yoluna gidildi.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 309/1, 309/3, 309/4
    Kanun yararına bozma isteminin, bozmanın ve sonrasındaki işlemin usul dayanağı.

  • Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi — m. 6/3-c
    Dairenin dayanağı: sanığın kendini savunma hakkı ve duruşmada hazır bulunma hakkının bu hakka dâhil sayılması.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

 

SAYISI : 2024/540 E., 2025/360 K.

 

SUÇ : Kasten yaralama

 

İNCELEME KONUSU

 

KARAR : Mahkûmiyet

 

KANUN YARARINA BOZMA

 

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

 

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

 

Hatay 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.09.2025 tarihli ve 2024/540 Esas, 2025/360 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2-1, 86/3-e, 62, 52/2. maddeleri gereğince 15.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibariyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272/3-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan 10.09.2025 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

 

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 30.03.2026 tarihli ve 2025/39673 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.04.2026 tarihli ve KYB - 2026/49393 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

 

I. İSTEM

 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.04.2026 tarihli ve KYB - 2026/49393 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

 

"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193/2. maddesinde yer alan 'Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.' şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan 'Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.' şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, anılan suçtan dolayı sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

 

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

 

II. GEREKÇE

 

1. Sanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralını düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un “Sanığın duruşmada hazır bulunmaması” başlıklı 193/1. maddesi; “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.” hükmünü amirdir. Bu kuralın istisnaları da aynı maddenin ikinci fıkrasında; "(Değişik: 28/3/2023-7445/20 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir."

 

194/2. maddesinde; “Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.”,

 

195/1. maddesinde; “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.”,

 

200/1. maddesinde; “Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir.”,

 

204/1. maddesinde; “Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.”,

 

252/2. maddesinde; "İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223. madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır..." şeklinde gösterilmiştir.

 

2. Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, sanık üzerinde bir yükümlülükle birlikte hak olup bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90. maddesinin son fıkrasına göre onaylamakla iç hukuk mevzuatına dâhil edilen Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6/3-c maddesinde, sanığın en azından kendi kendini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir.

 

3. Bu kapsamda dava dosyasının değerlendirilmesinde; (1) numaralı paragrafta gösterilen istisnai durumlar oluşmadığı hâlde kovuşturma aşamasında hükümlünün 5271 sayılı Kanun'un 147. maddesi gereği hakları hatırlatılıp savunması alınmadan hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi suretiyle AİHS'in "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesine ve 5271 sayılı Kanun'un 193. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

 

III. KARAR

 

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

 

2. Hatay 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.09.2025 tarihli ve 2024/540 Esas, 2025/360 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

 

5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

 

18.05.2026 tarihinde karar verildi.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm Usul Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

Ceza Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 1. Ceza Dairesi

 

Usul Alanı

Ceza Muhakemesi Hukuku

 

Esas No

2026/2771

 

Karar No

2026/4017

 

Karar Tarihi

18 Mayıs 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page