top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

USUL HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
Mirasın Reddi ve İnfaza Elverişli Hüküm

 

2025/17 E., 2026/481 K. · 2 Şubat 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Davacı yargılama sırasında ölür ve bazı mirasçıları mirası reddederse mahkeme hükmü eski veraset ilamına göre kurabilir mi? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, mirası reddeden mirasçılar da gözetilerek alınacak yeni veraset ilamına göre infaza elverişli bir hüküm kurulması gerektiğini belirterek bu dosyada olumsuz cevap verdi. İnançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasında mahkeme, önceki bozma kararına uyduğu hâlde dosyadaki eski veraset ilamlarına atıfla davayı kabul etmişti. Esasa ilişkin itirazları yerinde görmeyen Daire, kararı yalnız bu yönden oy birliğiyle bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, bozma kararına uyulmakla doğan usuli kazanılmış hakkın yanında doğru sicil ilkesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin ikinci fıkrası gereği hükmün infazda tereddüt yaratmayacak biçimde kurulması gerektiğini esas alarak, yargılama sırasında ölen davacının mirasçılarından bir kısmının mirası reddettiği bu dosyada eski veraset ilamlarına atıfla iptal ve tescile karar verilemeyeceğini, mirası reddedenler gözetilerek alınacak yeni veraset ilamına göre hüküm kurulması gerektiğini kabul etti.

 

Sonuç

 

Davalıların temyiz itirazları mirasçılık yönünden kabul edilerek mahkeme kararı oy birliğiyle bozuldu; karar düzeltme yolu açık tutuldu. Dosya ilk derece mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Daire davanın kabulünü kural olarak yerinde gördüğünden bozma, hükmün mirasçılık durumuna uygun ve infaza elverişli biçimde kurulmasıyla sınırlı kaldı. Mahkemenin mirası reddedenleri de gözeten yeni bir veraset ilamı alması gerekecek.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 297/2
    Daire, hükmün infazda duraksama doğurmayacak açıklıkta kurulması gerektiğini bu maddeye dayandırdı.

  • 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu — m. 428
    Daire, bozma kararını Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla bu maddeye dayandırdı.

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — m. 97
    Daire, önceki bozma kararlarına uygun olarak bu maddeye göre belirlenen bedelin davacı tarafça depo edilmesini gözeterek davanın kabulünü kural olarak yerinde buldu.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

 

SAYISI : 2023/835 E., 2024/467 K.

 

Mahkeme kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

- K A R A R -

 

Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tecsil istemine ilişkindir.

 

Davacı; maliki olduğu 18 17... parsel sayılı (2 45... ’lik arsa, fiiliyatta üzerinde apartman bulunan) taşınmazını, davalı ...’in kullanacağı kredinin ... Denizcilik ve Ticaret Ltd. Şti. ortakları tarafından ödenmesinden sonra iade edilmesi koşuluyla 06.08.2004 tarihinde davalı ...’e devrettiğini, aynı gün aralarında protokol yaptıklarını, ne var ki davalı ...’in aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak çekişmeli taşınmazı 19.03.2008 tarihinde diğer davalı ...’e temlik ettiğini, ...’ın temlik tarihinden beş buçuk yıl sonra ihtarname göndererek kira bedellerini istediğini, o ana kadar tasarrufta bulunmadığını, davalıların birlikte hareket ederek muvazaalı devir yaptıklarını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş; yargılama aşamasında 10.11.2020 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... tarafından davaya devam edilmiş, mirasçı ... mirası reddetmiştir.

 

Davalı ...; ... Denizcilik ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ortaklarının talebi üzerine kredi kullandığını ve şirkete verdiğini, karşılığında davacının taşınmazını borç ödendikten sonra iade edilmek şartıyla devir aldığını, ne var ki kredi borçlarının düzenli ödenmediğini, mâli itibarının bu nedenle sarsıldığını, yine davacının oğlu ve aynı zamanda firmanın ortaklarından olan ...’ın talebi üzerine çekişmeli taşınmazın diğer davalı ...’a satıldığını, bu satıştan davacının da haberdar olduğunu, satıştan çok sonra dava açılmasının kötüniyeti gösterdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

 

Davalı ...; yurt dışında yaşadığını, yatırım yapmak maksadıyla dava konusu taşınmazı diğer davalı ...’den satın aldığını ve onun beyanı üzerine satış bedelini ... Denizcilik ve Ticaret Ltd. Şti. ortaklarına elden ödediğini, davacı ve diğer davalı ile firma yetkilileri arasındaki olayları bilmediğini, tarafları önceden tanımadığını, tapu kaydına güvenen iyiniyetli 3. kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

 

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; çekişmeli temlikten davacının haberdar olduğu, davalı ...’ın bedeli karşılığında taşınmazı satın aldığı, olayları bilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; "... davalı ...’ün iyiniyetli olmadığı, bir başka deyişle durumu bilen ya da kendisinden beklenen özeni göstermesi halinde bilebilecek konumda olduğu açıktır. Hâl böyle olunca, davacının 06.08.2004 tarihli belge uyarınca borcu olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, borcu var ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi hükmü gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin mahkeme veznesine depo ettirilmesi, depo eder ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

 

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; toplanan tüm delillerden davacının borcunun bulunduğunu ispatlamaya yönelik yeterli delil sunulmadığı gibi bilirkişi raporu ile de davacının borcunun bulunduğuna yönelik değerlendirme yapılamadığı hususları gözetilerek ..."in mirası reddetmeyen mirasçıları yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine bu kez Dairece; "...Davaya konu 18 17... parsel sayılı taşınmazın kredi kullanımı için davacı tarafından davalı ...'e temlik edildiği, 06.08.2004 tarihli "Taşınmaz Satım Protokolü" kapsamında çekilen kredinin davacı lehine kullanıldığı, bu nedenle söz konusu krediyi ödeme borcunun davacıda olduğu, dolayısıyla kredi borcunun ödendiğine ilişkin ispat külfetinin de davacıya ait olduğu, davalı ise kredi borcunun tamamının kendisi tarafından ödendiğini savunduğuna göre bu iddianın aksinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği gözetilerek ve önceki bozma kararında belirtilen hususlar da dikkate alınarak davacının 06.08.2004 tarihli belge uyarınca borcu olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, borç gereği ödediği miktarın tespit edilmesi ve sonra toplam borçtan mahsup edilerek kalan kısmın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi hükmü gözetilmek suretiyle Mahkeme veznesine depo ettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.Kabule göre de, davacı ...'ın yargılama aşamasında ölümü üzerine dosyaya sunulan .... Noterliğinin 08.02.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre eşi ... ile çocukları ..., ..., ..., ... ve ...'nin mirasçı olarak kaldığı ancak yine dosyaya sunulan İstanbul Anadolu 21. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/1000 Esas, 2020/1129 Karar sayılı kararında mirasçılardan ... tarafından, muris ...'tan intikal eden mirasın kayıtsız ve şartsız olarak reddedildiğinin tespitine karar verildiği, söz konusu kararın istinaf edilmeksizin 12.01.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, yeni veraset ilamı alınmaksızın davaya devam edilmesi de isabetsizdir." gerekçesiyle karar bozulmuş, anılan ilama karşı davacılar vekilinin karar düzeltme istemi Dairece reddedilmiştir.

 

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamı gereğince davacı ..."ın güncel veraset ilamının belirlendiği, 08.06.2004 tarihli belge uyarınca davacının ödenen kredi bedeli olan 184.182,28 USD'nin dava tarihi olan 14.02.2014 tarihli Merkez Bankası kuru üzerinden hesaplanan 402.346,19 TL'nin davacı tarafça dosyaya depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 

Hemen belirtmek gerekir ki; hükmüne uyulan bozma ilamlarında belirtildiği şekilde işlem yapılıp 6098 sayılı TBK'nın 97. maddesi gereğince belirlenen bedelin davacı tarafça depo edildiği de gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığından davalıların işin esasına ilişkin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

 

Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;

 

Bilindiği üzere; bozma kararına uyulmuş olmakla kazanılmış hak kuralı uyarınca bozma kararında gösterilen şekilde inceleme yapılarak belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmesi zorunludur. Bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu tartışmasızdır.

 

Bununla birlikte, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesine göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.

 

Somut olayda; Dairenin 26.04.2023 tarihli 2022/5304 Esas, 2023/2398 Karar sayılı bozma ilâmında, davacı ...’ın yargılama aşamasında ölümü üzerine dosyaya sunulan .... Noterliğinin 08.02.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre eşi ... ile çocukları ..., ..., ..., ... ve ...'nin mirasçı olarak kaldığı ancak yine dosyaya sunulan İstanbul Anadolu 21.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/1000 Esas, 2020/1129 Karar sayılı kararında mirasçılardan ... tarafından, muris ...'tan intikal eden mirasın kayıtsız ve şartsız olarak reddedildiğinin tespitine karar verildiği, söz konusu kararın istinaf edilmeksizin 12.01.2021 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle yeni veraset ilamı alınmaksızın davaya devam edilmesinin isabetsiz olduğunun belirtildiği, bununla birlikte dosyaya sunulan İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/1217 Esas, 2023/1252 Karar sayılı kararında ... mirasçılarından ... tarafından da muris ...’tan intikal eden mirasın kayıtsız ve şartsız olarak reddedildiğinin tespitine karar verildiği, ... mirasçılarından ... tarafından da İstanbul Anadolu 17.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/1452 Esas sayılı dosyası ile muris ...’tan intikal eden mirasın kayıtsız ve şartsız reddedildiğinin tespitine karar verilmesinin talep edildiği, ancak Mahkemece hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleştiği gözetildiğinde, Mahkemece bozma ilamından sonra bu hususlara dikkat edilmeyerek, davacı muris ...’a ait dosya içerisinde bulunan eski veraset ilamlarına atıf yapılarak, iptal-tescil kararı verilmesi doğru değildir.

 

Hâl böyle olunca, yargılama sırasında ölen davacı ...’e ait (mirası reddeden mirasçılar da göz önüne alınarak) alınacak yeni veraset ilamı uyarınca infaza elverişli hüküm tesis edilmesi gerekirken, anılan hususun göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

 

Davalılar ... ve ... vekillerinin temyiz itirazları değinilen yönden yerinde bulunduğundan kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

Asli Müdahile Karşı Katılma Yoluyla Temyiz

Tüm Usul Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2025/17

 

Karar No

2026/481

 

Karar Tarihi

2 Şubat 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page