CEZA HUKUKU · KANUN YARARINA BOZMA
Yargıtay 10. Ceza Dairesi
Kullanmak İçin Bulundurmada Zincirleme Suç
2025/982 E., 2026/1402 K. · 10 Şubat 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026
Kararın Özeti
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan yargılanan kişinin iddianameden önce işlediği yeni eylemler için açılan ayrı dava, önceki davayla birleştirilmeli mi? Yargıtay 10. Ceza Dairesi, dava açma koşulu gerçekleştikten sonra ve iddianameden önce işlenen aynı nitelikteki eylemlerin zincirleme suça esas alınması gerektiğini, iddianameden sonraki eylemlerin ise ayrı suç oluşturacağını belirtti. Daire, kanun yararına bozma istemindeki, denetimli serbestlik yazılarının usulsüz tebliğ edildiği gerekçesini yerinde bulmadı; iddianameden önceki eylemler için açılan ve derdest olan davanın bu davayla birleştirilip bütün eylemlerin birlikte değerlendirilmesini gerekli gördü. Mahkûmiyet kararı oy birliğiyle kanun yararına bozuldu.
Hukuki İlke
Daire, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda yükümlülüklere uymamakta ısrar biçimindeki dava açma koşulu gerçekleştikten sonra ve iddianame düzenlenmeden önce işlenen aynı nitelikteki eylemlerin Türk Ceza Kanununun 43. maddesine göre zincirleme suç yönünden değerlendirilmesi gerektiğini gözeterek, bu dönemdeki eylemler için doğrudan açılan ve derdest olan davanın incelenen davayla birleştirilmesi ve sanığın eylemlerinin ihlal, tek suç, zincirleme suç ya da bağımsız suç niteliğinin birlikte belirlenmesi gerektiğini kabul etti.
Sonuç
Daire, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemini kabul ederek mahkûmiyet kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu. Dava dosyası, Ceza Muhakemesi Kanununun 309/4-b maddesine göre işlem yapılması için mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Dairenin gerekçesine göre, iddianameden önce işlenen eylemler nedeniyle ayrıca görülen dava bu davayla birleştirilmeli ve sanığın bütün eylemleri birlikte değerlendirilerek hukuki durumu yeniden belirlenmelidir. Daire, denetimli serbestlik yazılarının usulüne uygun tebliğ edildiğini ve ısrar koşulunun gerçekleştiğini kabul ettiğinden bozma, istemdeki tebligat gerekçesine dayanmadı.
İlgili Mevzuat
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 43, 191/4-a, 191/6
Dairenin, iddianameden önce işlenen eylemleri zincirleme suç yönünden değerlendirirken ve dava açma koşulu ile doğrudan dava olanağını belirlerken dayandığı hükümler.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 191/1
İlk derece mahkemesinin kanun yararına bozulan mahkûmiyet hükmünün dayanağı.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 309/1, 309/3, 309/4-b
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteminin, Dairenin bozma kararının ve dosyanın mahkemesine gönderilmesinin usul dayanağı.7201 sayılı Tebligat Kanunu — m. 21/1
Dairenin, denetimli serbestlik çağrı ve uyarı yazılarının tebliğini usulüne uygun bulurken dayandığı hüküm.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir. Kişisel verileri korumak için bazı bilgiler site tarafından ayrıca “...” ile gizlenmiştir.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/234 E., 2018/676 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 192/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 19.02.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/7818 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/11309 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/11309 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Dosya kapsamına göre, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın 17.05.2018 tarihinde şüpheliye usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve itiraz edilmeksizin kesinleştiği, anılan kararın kesinleşmesinden sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkartılan çağrı ve uyarı yazılarına rağmen şüphelinin müracaat etmeyerek yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle hakkında kamu davası açıldığı,
Sanığın inceleme dışı 09.10.2019 tarihinde işlemiş olduğu aynı nev'iden suçu dolayısıyla yapılan yargılama sonunda, Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 28.02.2023 tarihli ve ... esas, ... sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu Mustafakemapaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2018 ilamına konu dosyada, denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlanması için denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısı ile uyarı yazısının tebliğine ilişkin işlemlerde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre, şüphelinin çarşıda olduğundan bahisle tebliğ evrakının mahalle muhtarına tebliğ edildiğinin ve 2 nolu ihbarın şüphelinin kapısına yapıştırıldığının belirtildiği, ancak haber bırakılan komşusunun isminin belirtilmediği gibi hangi dairede ikamet eden komşusu olduğunun da belli olmadığı, bu hali ile denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısı ile uyarı yazılarının tebliğ işlemlerinin usulüne uygun olmadığı bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle kararın bozulduğu,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09.06.2022 tarihli ve 2020/9497 Esas, 2022/7557 Karar sayılı kararında, "...Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısını alan sanığın denetime başladığı, 11.06.2014 tarihli görüşmeye katılmaması nedeniyle çıkarılan uyarı yazısının ise sanığın doğrudan Mernis adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre çıkarıldığı ve muhtara teslim edildiği dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu ve ısrar koşulu sağlanmadığı anlaşılmakla, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar vermek gerektiği gözetilmeyerek mahkûmiyet kararı verilmesi, bozmayı gerektirmiş..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;
Sanık hakkında Mustafakemalpaşa Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısı, sanığın bilinen son adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi gereğince tebliğ edildiği anlaşılmış ise de, anılan Kanun’un 21. maddesi uyarınca tebligat yapılabilmesi için, muhatap adına tebliğ yapılabilecek birisi gösterilen adreste bulunmaz ise; tebliğ memurunun adreste bulunmama
sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri hâlinde de bu durumu yazarak imzalaması gerektiği, somut olayda sanığın adreste bulunamadığının belirtildiği ancak belirtilen adreste oturup oturmadığının tespitinin yapılmadığı, tebligat işleminin usulsüz olduğu cihetle, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilemeyeceği ve ısrar koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeksizin, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 17.12.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2017 tarihli ve 2016/4059 Soruşturma, 2017/47 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedaviye tabi tutulmak suretiyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 27.07.2017 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek tedbirin infazı için 29.01.2018 tarihinde ...Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. ...Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlanıldığı, uyarılmasına rağmen müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 03.04.2018 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 17.04.2018 tarihinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
C. Erteleme kararının kaldırılarak Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2018 tarihli ve 2016/4059 Soruşturma, 2018/499 Esas, 2018/496 sayılı iddianamesi ile Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
D. Yapılan yargılama sonucunda, Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.12.2018 tarihli ve 2018/234 Esas, 2018/676 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 191/1, 192/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. Dosya kapsamına göre;
Sanık hakkında Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29.06.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, itiraz
kanun yolu ve başvurulabilecek mercii belirtilerek kararın şüpheliye 27.07.2017 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesini takiben tedbirin infazı için 29.01.2018 tarihinde ...Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, ...Serbestlik Müdürlüğünün 31.01.2018 tarihli ve 2018/432 DS sayılı çağrı yazısının bilinen adresine tebliğe çıkarılarak, "muhatap evinde bulunamadı, en yakın komşusu...'e soruldu, muhatabın çarşıda olduğunu beyan etti, tebligat ... Mahallesi muhtarına tebliğ edildi, 2 nolu ihbar kapısına yapıştırıldı ve komşusu imzadan imtina etti" açıklaması yazılarak 14.02.2018 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 11.03.2018 tarihli uyarı yazısının bilinen adresine tebliğe çıkarılarak, "muhatap evinde bulunamadı, en yakın komşusu ...'e soruldu, muhatabın çarşıda olduğunu beyan etti, tebligat ... Mahallesi muhtarına tebliğ edildi, 2 nolu ihbar kapısına yapıştırıldı ve komşusu imzadan imtina etti" açıklaması yazılarak 20.03.2018 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, uyarılmasına rağmen Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verildiği, çağrı yazısı ve uyarı yazısı tebligatlarının usul ve Kanun'a uygun olduğu, dolayısıyla ısrar şartının gerçekleştiği anlaşıldığından, kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamedeki gerekçe yerinde görülmemiş ise de;
Kanun yararına bozma istemi sırasında gelinen aşamada;
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun ise, TCK'nın 191. maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlâl sebebi sayılacağı, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; TCK'nın 191. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen TCK'nın 191. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça
esas alınması gerektiği, iddianame düzenlendikten sonra işlenen eylemlerin ise ayrı suç olacağı ve TCK'nın 191. maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebileceği kabul edildiğinden,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan incelemede, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan incelemeye konu suç tarihinden sonra, 18.04.20 18... .05.2018 tarihli eylemleri nedeniyle doğrudan açılan kamu davasında verilen Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2020 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı mahkûmiyet kararının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.11.2021 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra davanın Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esasında derdest olduğu, inceleme konusu davada iddianame tarihinin 09.05.2018 olduğu, Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı davasına konu suç tarihlerinin ise 18.04.20 18... .05.2018 olup, eylemlerin 09.05.2018 tarihli iddianameden önce işlendiği, dolayısıyla TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının sözkonusu olabileceği anlaşılmakla, Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı davasının Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava ile birleştirilerek sanığın tüm eylemlerinin birlikte değerlendirilmek suretiyle, eylemlerin ihlâl, tek suç, zincirleme suç veya bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinden, mahkûmiyet kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/234 Esas, 2018/676 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.02.2026 tarihinde karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/982
Karar No
2026/1402
Karar Tarihi
10 Şubat 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI