top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

USUL HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Meslek Kodu Davasında Görevli Mahkeme

 

2025/16612 E., 2026/6021 K. · 30 Nisan 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 20 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

İşçinin fiilen yaptığı işe uygun meslek kodunun düzeltilmesi istemi hangi mahkemede görülür? Yargıtay 10. Hukuk Dairesi çoğunluğu, istemin 5510 sayılı Kanundan doğduğunu ve Sosyal Güvenlik Kurumunun işlem yapmasını gerektirdiğini belirterek İş Mahkemeleri Kanununun 5/b ile 5510 sayılı Kanunun 101. maddeleri uyarınca iş mahkemelerinin görevli olduğunu kabul etti. Yargı yolu caiz olmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddeden bölge adliye mahkemesi kararı oy çokluğuyla bozuldu. Karşı oydaki üye, uyuşmazlığın iş sözleşmesinden doğduğunu, adli yargının görevli olup temyiz incelemesinin 9. Hukuk Dairesine ait olduğunu belirterek bozma gerekçesine katılmadı.

 

Hukuki İlke

 

Daire çoğunluğu, meslek kodunun fiilen yapılan işe göre değiştirilmesi istemini 5510 sayılı Kanundan doğan ve Sosyal Güvenlik Kurumunun işlem yapmasını gerektiren bir uyuşmazlık saydı; bu dosyada iş mahkemelerinin görevli olduğunu ve yargı yolu yokluğundan verilen usulden ret kararının hatalı olduğunu kabul etti.

 

Sonuç

 

Bölge adliye mahkemesinin yargı yolu nedeniyle usulden ret kararı oy çokluğuyla bozuldu, peşin temyiz harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine karar verildi ve dosya bölge adliye mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Bölge adliye mahkemesi davayı yargı yolu yokluğundan reddetmeyecek; meslek kodu istemini iş mahkemesinin görev alanında kabul ederek esasa ilişkin inceleme yapacak.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu — m. 5/b
    Dairenin dayanağı: iş ve sosyal güvenlik mevzuatından doğan ve Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olduğu uyuşmazlıklarda iş mahkemesinin görevi.

  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu — m. 101, 102/1-n, 59
    Dairenin dayanağı: bu Kanunun uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda iş mahkemesinin görevi, meslek adı ve kodunun gerçeğe aykırı bildirilmesine idari para cezası ve bu bildirimin Sosyal Güvenlik Kurumunca denetlenmesi.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 353/1-b.2
    Bölge adliye mahkemesinin dayanağı: ilk derece kararını kaldırıp yargı yolu nedeniyle usulden ret hükmü kurması.

  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu — m. 4
    Karşı oyun dayanağı: kamu kurumlarında çalışan işçilerin iş hukukuna tabi olması.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2024/1011 E., 2025/959 K.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 3. İş Mahkemesi

 

SAYISI : 2022/286 E., 2023/368 K.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

Davacı vekili, müvekkilinin ...Kampı Bünyesinde bulunan Lojistik bölümünde bilgi işlem personeli olarak göreve başladığını, personelin yaptığı görev üzerinden kadroya geçişinin sağlanacağının belirtildiğini, ancak sigorta işlemleri sırasında müvekkilinin sigorta meslek kodunun hatalı girildiğini, idarenin sehven yaptığı meslek kodunun hatalı girişi sebebiyle müvekkilinin farklı bir meslek grubundan kadroya alındığını, mağdur olduğunu ve meslek kodunun yanlış girildiği ve düzeltilmesi talebiyle .. İl Göç idaresi Müdürlüğüne 2 farklı tarihte ; yani iki defa başvuruda bulunduğunu; ancak müvekkilinin başvurusuna cevap verilmediğini ileri sürerek meslek kodunun tespitine ve düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

 

II. CEVAP

 

1.Davalı ... İlaçlama vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, usulen öncelikle idari kurum olan ...'ya başvurması gereken davacı personelin Kuruma başvurmadan dava yoluna gittiğini, dava şartı olarak yerine getirilmesi gereken başvurunun yapılmadığını, ayrıca davacının talebinin müvekili şirket bünyesinde çalıştığı döneme ilişkin mi olduğunun anlaşılamadığını, tam olarak taleplerinin anlaşılamadığı dava dilekçesinde tespitinin yapılmasının istendiği dönem ya da hususun net şekilde belirtilmesi gerektiğini, hatalı kod girişi yapılmışsa şayet bunun hangi kurumca yapıldığının tespiti gerekeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

 

2.Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili Kuruma başvurmadan eldeki davayı açtığını, davacının hangi tarihler arasındaki çalışmalarının tespitinin yapılmasını istediğini net bir şekilde belirtmediğini, davacının 2018 yılının Nisan ayında davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, dolayısıyla Ocak, Şubat ve Mart ayı için talepleri reddedilmesi gerektiğini, bu durumda dava dilekçesinin açık ve net bir şekilde anlaşılabilir olmadığını, işveren tarafından müvekkili Kuruma hangi kodda bildirim yapılırsa müvekkili kurumun bu şekilde kod girişi yaptığını, müvekkili Kurumun eldeki davanın açılmasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin bildirilen şekilde resmi kayıtları tuttuğunu ve girişleri yaptığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama doğrultusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

 

IV. İSTİNAF

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine aykırılık hususları dikkate alındığında, davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi bakımından 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının aşağıdaki şekilde kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılmış;

 

A) İlk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılmasına;

 

B)Davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

 

V. TEMYİZ

 

A. Temyiz Sebepleri

 

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; görev bakımından verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, yargı yolunun caiz olması nedeniyle, usule ve yasaya aykırı olarak ve haksız bir gerekçe ile kurulan hükmün bozulmasını talep etmiştir.

 

B. Değerlendirme ve Gerekçe

 

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/b maddesi uyarınca ise "İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara iş mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir.

 

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür”.

 

5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde ise;

 

“Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir işyeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanacağı" hükmüne yer verilmiştir.

 

Çalışma hayatında işçilerin mesleklerine göre sınıflandırılması ve Sosyal Güvenlik Kurumu (...) kayıtlarının doğru bir şekilde tutulması için meslek kodları kullanılır. ... meslek kodları, çalışanların hangi meslek dalında çalıştığını gösteren numaralardan oluşur. Bu kodlar, işçilerin faaliyet alanlarını tanımlamak ve işverenlerin çalışanlarını doğru bir şekilde bildirmesi için kullanılır.

 

İşverenlerin, çalışanların işyerinde fiilen yapmış olduğu işe uygun meslek kodunu prim hizmet beyannamesinde gerçeğe aykırı biçimde bildirir ise idari para cezası ödemek zorunda kalacağı düzenlenmiştir. Belirtmek gerekir ki söz konusu idari para cezası işyeri bazında ve her bir beyanname dönemi için tatbik edilmekte olup uygulama 2018 yılına ait Ocak ayına ilişkin beyannamelerden itibaren zorunlu olarak uygulanmaktadır.

 

Meslek kodlarının girişi sırasında, sigortalının bitirmiş olduğu okuldaki mesleği veya uzmanlık alanı değil, işyerinde fiilen yapmış olduğu işe ilişkin meslek kodunun girilmesi yasal zorunluluktur.

 

5510 sayılı Kanun’un 59. maddesi uyarınca işveren tarafından çalışanın fiilen çalıştığı işe ait meslek adının ve kodunun gerçeğe aykırı olup olmadığı hususu ...’nın denetim ve kontrol amacıyla görevlendirmiş olduğu memurlar aracılığıyla denetlenmektedir.

 

Sonuç olarak 5510 sayılı Kanun’da yapılan düzenleme uyarınca işverenler, çalışanları işe alırken işyerinde fiilen yapacakları veya yapmakta oldukları işe uygun meslek kodunu ...’ya bildirmekle yükümlü hale gelmiş olup işbu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde idari para cezası yaptırımı ile karşılaşmaları söz konusudur.

 

Her meslek grubuna özel olarak atanan bu kodlar, işçilerin ...’ya bildirilen bilgilerini doğrulamak ve işverenlerin çalışanlarını doğru bir şekilde sınıflandırmasını sağlamak amacıyla kullanılır. Meslek kodları, çalışanların yaptığı işin niteliğini belirler ve onları doğru bir şekilde sınıflandırır, işçilerin prim, vergi ve diğer yasal kesintilerinin doğru bir şekilde hesaplanmasında önemli bir rol oynar, yapılan işin risklerini ve iş güvenliği önlemlerini belirlemek için de kullanılır ve sigortalıların yasal haklarının korunmasına yardımcı olur.

 

Meslek kodunun sosyal güvelik hukuku, kamu hukuku, bireysel ve toplu iş hukuku yönünden önemli etkileri vardır.

 

Sosyal güvenlik hukuku yönünden prime esas kazancı, fiili hizmet süresi zammını ve ayrıca hizmetin geçtiği gerçek işverenin belirlenmesinde etkisi vardır. Bireysel ve toplu iş hukukunu etkileyen yönleri olsa da 2018 yılında yasal düzenleme ile denetimi Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş olup uyuşmazlığın artık 5510 sayılı Kanun kapsamında kaldığı tartışmasız hale gelmiştir.

 

5510 sayılı Kanun'da 2018 tarihinde yapılan değişiklikle meslek kodu, işe giriş bildirgesinin önemli unsurlarından biri olmuştur. Zira bu eksiklik cezai yaptırıma bağlandığına göre hukuki yaptırımı da olmalıdır. 5510 sayılı yasal düzenleme gereğince meslek kodu düzeltilmesi istemi, sigortalı sicil kaydının düzeltimi ve geniş anlamda fiili çalışmanın varlığının araştırılması nedeni ile hizmetin tespit kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

 

Sonuç olarak meslek kodunun değiştirilmesi istemi 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan bir uyuşmazlık olup Kurum tarafından işlem yapılmasını gerektirdiğinden, uyuşmazlıkta 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/b ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 101. maddeleri uyarınca iş mahkemeleri görevlidir.

 

Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yargı yolu caiz olmadığı gerekçesi ile usulden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

 

VI. KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

 

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

 

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla

 

30.04.2026 tarihinde karar verildi.

 

KARŞI OY

 

Dava, taşeron firma bünyesinde çalışmakta iken, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca sürekli işçi kadrosuna atanan davacının, meslek kodunun fiilen yaptığı işe uygun olarak değiştirilmesi istemine ilişkindir.

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinde; kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle gördürüleceği hükme bağlanmış olup, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçilerin de geniş anlamda kamu görevlisi oldukları hususu içtihatlarla kabul edilmekle birlikte, bunlar hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağına işaret edilmek suretiyle, kamu kurum ve kuruluşlarında statü hukuku dışında kalan istihdam şekli de benimsenmiş olup, kamuda çalışan işçiler hakkında özel bir yasal düzenleme de öngörülmemiş bulunduğundan, bunların iş hukukuna tabi oldukları kuşkusuzdur.

 

Bu duruma göre davalı idare ile davacı arasındaki hukuki ilişki İş Kanunu’na tabi belirsiz süreli hizmet sözleşmesine dayalı olarak kurulmuş bir iş hukuku ilişkisi niteliğini taşımakta olup, davacının sürekli işçi kadrosuna temizlik görevlisi olarak geçişi yapıldıktan sonra, meslek kodunun fiilen görev yapmış olduğu pozisyonuna uygun hale getirilmesi talebinin reddine yönelik olarak, davalı idarece tesis edilen işlem, davalının yetkili organı tarafından işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi mahiyetindedir. İşverenin salt bir kamu kuruluşu olması, statü hukukuna tabi olmayan personel hakkındaki tüm işlemlerin idari işlem niteliğinde olduğu sonucunu doğurmaz.

 

Meslek kodları Türkiye İş Kurumu tarafından Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün “Milli meslek sözlüklerinin hazırlanması ve kullanılması” yönündeki önerileri baz alınarak uluslararası mesleki sınıflama sistemi olan ISCO-88 (International Standard Classification of Occupational) ile uyumlu olarak belirlenen meslek unvanların sınıflandırılmasına yarayan kod sistemidir. Söz konusu kod sistemi ulusal iş gücü piyasasında yer alan mesleklere ilişkin verilerin etkin bir şekilde toplanabilmesi ve toplanan bu verilerden yola çıkarak ulusal meslek standartlarının oluşturulması, iş gücü piyasasının meslekler açısından ne şekilde bir yapıya sahip olduğunun belirlenmesi ve iş gücü piyasasına ilişkin politika üretiminde kullanılmaktadır.

 

İşverenler tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilen sigortalı işe giriş bildirgelerinde ve aylık prim ve hizmet belgelerinde meslek kodunun girildiği bölümlere işverenler çalıştırdıkları sigortalı için geçerli olan kodu girilmekte ve sigortalılara ilişkin işverenlerce girilen meslek kodları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kayıt altına alınmaktadır.

 

5510 sayılı Kanunun 102. maddesine 15.07.20 16... sayılı Kanunun 51. maddesi ile “ Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir işyeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır” şeklinde düzenlenme yapılmıştır.

 

Sosyal Güvenlik Kurumu işverenlerce yapılacak başvuru ile hatalı meslek kodu düzeltme işleminin gerçekleştirilebilmekte, fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir işyeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanmaktadır. İdari para cezalarına itrazlar ise idari yargıda çözümlenmektedir.

 

Bireysel iş hukuku açısından meslek kodu bildirimi işçinin yaptığı iş, çalışma koşulları, sendika açısından tabi olduğu iş kolu ve yetkili sendika tespiti için önemli olup; sosyal güvenlik hukuku açısından ise, prime esas kazanç tespiti ile fiili hizmet zammı konusunda önemlidir. Bu ayırımı doğru belirlemek uyuşmazlığın hangi mahkeme, hangi yargılama hukuku uygulanarak, hangi delillerle çözüleceği bakımından önemlidir. Sayın çoğunluk bu ayırımı yapmaksızın meslek kodunun yanlış bildirilmesinin 5510 sayılı Kanunun 102. maddesinde idari para cezasına tabi tutulmasını sosyal güvenlik hukukunun uygulaması için yeterli görmüş, hizmet tespiti davalarından uygulanan re’sen araştırma ilkesini uygulama yoluna gitmiştir. İşveren tarafından eksik veya zamanında yapılmayan bir işleme, idari para cezası uygulanması onun sosyal güvenlik kapsamına alınmasını gerektirmez. İşverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı sorumluluklarının belirli zamanlarda ve belirli şekilde yerine getirilmesini amaçlamayan idari para cezasının iptaline yönelik davalar idari işlem olarak idari yargıda çözümlenmekte olup, bir işleme yaptırım uygulanması onun sosyal güvenlik davası olmasını gerektirecek bir sonuç doğurmayacaktır.

 

Bireysel iş hukukunu ilgilendiren davalarda; işçiye çalıştırılan işe uygun ücret ödenmediği, vasıflı işlerde çalışmasına karşın kadroyu alınırken meslek kodunun hatalı bildirildiği, vasıflı işlerde çalışmasına karşın toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olarak vasıfsız işte görevlendirdiği, toplu iş sözleşme hükümlerinin uygulanmadığı gibi gerekçeler ile yapılan işe uygun meslek kodunun düzeltilmesi talep edilmektedir. Bu uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesi Dairemizin görevinde olmayıp Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin görevindedir.

 

Sosyal güvenlik hukuku açısından, sadece eksik bildirilen prime esas kazançların veya fiili hizmet süresi zammı tespitini amaçlayan meslek kodu düzeltme taleplerine ilişkin davalarda, işveren yanında Sosyal Güvenlik Kurumun da davaya dahil edilmek suretiyle yargılama yapılacak, temyiz incelemesi de Dairemiz tarafından yerine getirilecektir. Prime esas kazancın tespiti davasında, işveren tarafından sigortalıya yapılan ücret ödemelerinin tamamının Kuruma prime esas kazanç olarak bildirilmediği, fiili olarak ödenen gerçek ücretin tespiti ile bu ücret üzerinden sigorta primi kesilmesi, dolayısıyla daha fazla aylık alınması amaçlanmaktadır. Fiili hizmet süresi zammına yönelik meslek kodu ise sigortalıya fazladan pirim ödeme gün sayısı kazandırmakta olup sigortalının sigortalılık durumlarını doğrudan etkilemektedir. 5510 sayılı Kanunda veya başkaca bir kanunda meslek koduna göre ücret belirleneceği ve buna bağlı olarak prime esas kazanç bildirileceğine yönelik hiçbir düzenleme bulunmamakta olup, sadece meslek kodunun değiştirilmesi prime esas kazancın değiştirilmesini sonucunu doğurmayacaktır.

 

İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemelerinin görevli kılınmış olması, 7306 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi ile de 4857 sayılı İş Kanunu'nda düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuki uyuşmazlıklara iş mahkemelerinin bakacak olması, somut olayda davacının talebinin yapmış işe uygun olarak meslek kodunun değiştirilmesi olduğu, eksik prime esas kazanç ve hizmet bildirilme, fiili hizmet zammından yararlandırılmama gibi sosyal güvenlik hakkına ilişkin bir uyuşmazlığın da bulunmaması karşısında, işçi olan davacı ile işvereni arasında iş akdinden doğan iş bu davanın çözümünde adli yargı yeri görevlidir. Sayın çoğunluk tarafından davanın sosyal güvenlikle ilgili olduğu kabul edilmek suretiyle verilen bozma kararının gerekçesine bu nedenle katılamıyorum.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm Usul Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

İş Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi

 

Usul Alanı

Medeni Usul Hukuku

 

Esas No

2025/16612

 

Karar No

2026/6021

 

Karar Tarihi

30 Nisan 2026

 

Oy Durumu

Oy çokluğu

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page