CEZA HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 11. Ceza Dairesi
Ticari Faaliyet Sırasında Dolandırıcılık
2021/31292 E., 2026/1877 K. · 23 Şubat 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026
Kararın Özeti
Şirket adına müşterilerle sözleşme düzenleyen bir çalışan, yüz yüze görüşmede kandırdığı kişiden banka havalesiyle para alırsa hangi nitelikli dolandırıcılık oluşur? Yargıtay 11. Ceza Dairesi, hileli davranışın yüz yüze görüşmede sergilendiği bu olayda eylemin, şirket adına hareket eden kişinin ticari faaliyeti sırasında işlenen ve Türk Ceza Kanununun 158/1-h maddesinde düzenlenen dolandırıcılık olduğunu belirtti. Sanık, bilişim sistemleri ya da banka ve kredi kurumları araç olarak kullanılarak işlenen dolandırıcılıktan mahkûm edilmişti. Daire, suç vasfında yanılgıyla fazla ceza verildiğini belirterek hükmü oy birliğiyle bozdu.
Hukuki İlke
Daire, şirket adına sözleşme düzenleyebilen, ancak para tahsil etme yetkisi bulunmayan sanığın hileli davranışı yüz yüze görüşmede sergileyerek mağdurdan banka havalesiyle para aldığı bu olayda eylemin, şirket adına hareket eden kişinin ticari faaliyeti sırasında işlenen ve Türk Ceza Kanununun 158/1-h maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık olduğunu kabul etti.
Sonuç
İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyizi üzerine tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle bozuldu.
Kararın Dosyaya Etkisi
Bozma gerekçesine göre eylem, şirket adına hareket eden kişinin ticari faaliyeti sırasında işlenen dolandırıcılık olarak değerlendirilip ceza yeniden belirlenecek. Daire ayrıca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine hükümde karar verilmesini infaz aşamasındaki yetkiyi kısıtlayan bir hata saydı ve hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesini istedi.
İlgili Mevzuat
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 158/1-h, 53
Daire, yüz yüze aldatmayla para alan sanığın eyleminin 158/1-h maddesindeki nitelikli dolandırıcılığı oluşturduğunu kabul etti, hak yoksunluklarının da 53. madde yönünden yeniden değerlendirilmesini istedi.5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun — m. 106/3
Daire, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesini Cumhuriyet savcısının kararına bağlayan bu hükme aykırı olarak hükümde hapse çevirme kararı verilmesini bozma nedeni saydı.7242 sayılı Kanun — m. 10
Daire, hak yoksunluklarının bu maddeyle Türk Ceza Kanununun 53/3. maddesine eklenen ibareler de gözetilerek yeniden değerlendirilmesini istedi.5320 sayılı Kanun — m. 8/1
Daire, temyiz incelemesinde 1412 sayılı Kanunun uygulanmasını bu maddeye dayandırdı.1412 sayılı Kanun — m. 321
Daire, hükmü bu madde uyarınca bozdu.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir. Kişisel verileri korumak için bazı bilgiler site tarafından ayrıca “...” ile gizlenmiştir.
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/236 E., 2016/130 K.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak
kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Bireysel emeklilik ve hayat sigortacılığı alanında faaliyet gösteren...isimli sigorta şirketinde müşteri temsilcisi olan ve sigorta poliçesi düzenleme yetkisi bulunan ancak para tahsil yetkisi bulunmayan sanığın, şirket adına araç kiralayacağını söyleyerek oto kiralama işi yapan mağdurla tanıştığı, mağdura...şirketi nezdinde sigorta poliçesi düzenlemeyi teklif ettiği, mağdurun birden fazla sigortası olduğunu belirtmesi üzerine bunların tek bir sigorta hesabında toplanması halinde daha fazla geri ödeme alacağını söyleyerek katılanı...firması nezdinde sigorta poliçesi düzenlemesi konusunda ikna ettiği, mağdur adına sanık tarafından...firması nezdinde 2 adet ödüllü birikim hayat sigortası poliçesi, 3 adet prim iadeli hayat sigortası poliçesi düzenlendiği, poliçe örneklerine göre prim ödemelerinin mağdurun verdiği kredi kartından tahsil edileceğinin anlaşıldığı, buna rağmen sanığın, mağdurun 06.05.2015 tarihli kolluk beyanından anlaşıldığı üzere mağdurla yüz yüze yaptığı görüşmede ödüllü birikim hayat sigortasında 13 yıl boyunca prim ödemesi hâlinde kendisine 444.000,00 TL civarında bir ödeme yapılacağını, ne kadar para yatırırsa geri ödenecek miktarın o kadar artacağını, bunun...Sigorta Şirketinin kampanyası olduğunu söyleyerek mağdurdan prim ödemesi altında para talep ettiği ve mağdurun 16.01.2015 - 09.04.2015 tarihleri arasında, ödediği primlerin de sigorta şirketi hesabına yatırılacağı inancı ile sanığa banka havalesi yolu ile para gönderdiği, bu kapsamda mağdurun yaptığı ödeme tutarının toplam 35.964,00 TL olduğu; sanığın, 20.04.2015 tarihinde mağdura tanık ...'ın e-mail hesabı olan ...‘den; toplamda 2971 fon adedinin 17.04.2015 tarihi itibarıyla toplam değerinin 443.619,75 TL üzerinden bozulduğu, bu şekilde...Firması nezdinde 2971 adet fonu olduğu ve değerinin 443.619,75 TL olduğu bilgisini içeren e-posta gönderdiği, mağdurun söz konusu e-postanın gönderildiği tarihten sonra sanığa herhangi bir ödeme yapmadığı gibi sanık hakkında şikâyetçi olduğu olayda, sanığın hileli hareketi mağdur ile yüz yüze yaptığı görüşme sırasında sergileyerek mağdurdan toplam 35.964,00 TL aldığı olayda sanığın eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(h) maddesi kapsamında tanımlanan tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını taşıyacağı anlaşılmakla, suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek fazla ceza tayini,
2. Sanık hakkında hükmolunan adli para cezası yönünden, 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3 maddesinde yer verilen; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde adli para cezalarının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
23.02.2026 tarihinde karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/31292
Karar No
2026/1877
Karar Tarihi
23 Şubat 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI