CEZA HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 11. Ceza Dairesi
Takipsizlik Kararından Sonra Yeni Delil
2021/32231 E., 2026/6097 K. · 4 Haziran 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 30 Ekim 2026
Kararın Özeti
Savcılık bir olay için kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar verdikten sonra aynı fiil için dava açılabilir mi? Yargıtay 11. Ceza Dairesi, suç ve iddianame tarihinde yürürlükte olan düzenlemeye göre yeni delil ortaya çıkmadıkça aynı fiilden dava açılamayacağını belirterek bunun kovuşturma şartı olarak tartışılması gerektiğini kabul etti. Mahkeme, sahte senetle icra takibi yapıldığı iddiasında beraat kararı vermişti. Daire, bu davada dinlenmeyen tanığın başka dosyadaki beyanının hükme esas alınmasını ve senetteki yazı ile imzalar için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmamasını da eksik araştırma sayarak beraati bozdu.
Hukuki İlke
Daire, aynı eylem hakkında önceden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen dosyada, bu kararın tebliğ, itiraz ve kesin hâle gelme durumunun belirlenmesi, itiraz reddedilmişse ilgili merciden karar alınması, itiraz edilmeden kesin hâle gelmişse davanın hangi yeni delile dayanılarak açıldığı saptanarak kovuşturma şartının tartışılması gerektiğini kabul etti.
Sonuç
Resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmü bozuldu ve bu suç yönünden kamu davası zamanaşımı nedeniyle düşürüldü. Dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmü, katılanlar vekili ile Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine bozuldu; kararın iki bölümü de oy birliğiyle verildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Mahkeme, önceki soruşturma dosyasını getirterek kovuşturma şartını tartışacak; ayrıca tanığı dinleyecek, icra dosyasını getirtecek ve senetteki yazı ile imzalar için Adli Tıp Kurumundan rapor alacak. Sahtecilik suçu yönünden kamu davasının düşmesine Daire kendisi karar verdi.
İlgili Mevzuat
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 172/2, 173/6
Dairenin, önceki kovuşturmaya yer olmadığına dair karar karşısında kovuşturma şartının tartışılmasını isterken dayandığı hükümler.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 66/1-e
Dairenin, sahtecilik suçunda olağan dava zamanaşımının dolduğunu belirlerken dayandığı hüküm.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 223/8
Dairenin, sahtecilik suçu yönünden kamu davasını zamanaşımı nedeniyle düşürmesinin dayanağı.1412 sayılı Kanun — m. 321, 322
Dairenin bozma ve düşme kararlarının usul dayanağı.5320 sayılı Kanun — m. 8/1
Dairenin temyiz incelemesinde 1412 sayılı Kanun hükümlerini uygulamasının dayanağı.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/12 E., 2016/131 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz başvurularının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen "Resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan, sanığın sorgusunun yapıldığı 29.04.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
2. Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz başvurularının incelenmesinde;
Sanığın, kendisinden ......... Mah. ........ Cad. ....... Sok. No:18 B Blok Daire:7 ......../........ adresinde bulunan daireyi satın alan katılanlar ... ve ...'dan alacağını tahsil ettiği halde, sahte şekilde düzenlediği 25.07.2010 tarihli ve 38.000 TL meblağlı senede istinaden, katılan ... hakkında ... 2. İcra Müdürlüğünün 2010/22624 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıp, haksız şekilde menfaat temin etmeye çalışmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddia olunan olayda, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti açısından,
Dosya kapsamından, sanık hakkında katılanlara yönelik aynı eylemi nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 14.04.2012 tarihli ve 2012/8722 soruşturma sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın bulunduğu anlaşıldığından; suç ve iddianame tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesindeki “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” hükmü dikkate alınarak, öncelikle anılan soruşturma dosyasının getirtilip incelenerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın taraflara tebliğ edilip edilmediği, verilen kararlara itiraz edilip edilmediği ve kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmiş, itiraz mercii tarafından itirazın reddine karar verilmişse, 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi ve 173/6. maddesi uyarınca ilgili merciiden karar alınması, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmemiş ve karar kesinleşmiş ise, 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesine göre ne şekilde yeni bir delile dayanılarak dava açıldığı tespit edilerek, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması, ayrıca sanık tarafından bildirilen tanık ..., İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/184461 sayılı soruşturma dosyasında "...Söz konusu daireyi ... ve ... almaya karar verdiler. Paranın nasıl ödeneceği konusunda da anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaya göre ... ve ... ...'ya 40000 TL peşin verecekti. Geri kalan 30.000 TL yi de beş ve üçer binlik taksitler halinde ödeyip borcu kapatacaklardı. O arada krediye başvurdular. Ancak bekledikleri kredinin tamamını alamadılar. Nakit ellerine çektikleri kredi miktarı olarak 32.000 TL geçti. Bu arada ... ile dairenin tapuda devri için sözleşilmişti. Ben ... ve ... ... Tapu Müdürlüğü'ne gittik. ... bizi orada bekliyordu. 40.000 TL yerine 32.000 TL temin ettiğimizi söyledik. İlk başlarda tepki gösterip, sızlansa da bu parayı ... kabul etti. 32.000 TL parayı aldı ve üzerine 38.000 TL lik senet istedi. ... ve ... seneti sağlıklı doldurabilecek durumda olmadıklarından seneti benim doldurmamı istyediler. Ben de temin ettiğimiz boş senedi kendi el yazımla tarihsiz olarak doldurdum ve doldurduğum 1 adet 38.000 TL bedelli alacaklısı ... olan tarihsiz seneti ...'ya verdim..." şeklinde beyanda bulunduğu ancak, inceleme konusu davanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında dinlenmediği halde, mahkemece bu beyanın hükme esas alındığı anlaşılmakla, katılanlar vekili tarafından delil olarak ibraz edilen 12.06.2013 tarihli özel bilirkişi raporunda, senetteki yazıların tanık ...'ın eli ürünü olduğu tespit edilerek, tanığın beyanını doğrular nitelikte olduğu da göz önünde bulundurularak, tanık ...'ın olaya ilişkin ayrıntılı şekilde beyanının alınması, söz konusu icra takip dosyasının getirtilip, ilgili evrakın dosya arasına alınması, suça konu senet aslı ile sanık, katılanlar ve adı geçen tanığın suç tarihindeki samimi yazı ve imza örnekleri temin edilerek, senedin ön yüzündeki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 04.06.2026 tarihinde karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/32231
Karar No
2026/6097
Karar Tarihi
4 Haziran 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI