CEZA HUKUKU · BOZMA · TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ
Yargıtay 12. Ceza Dairesi
Cinsel Taciz ve Müstehcenlikte İçtima
2023/1225 E., 2026/5398 K. · 1 Haziran 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026
Kararın Özeti
Çocuğa elektronik haberleşme yoluyla müstehcen içerik gönderen kişi müstehcenlik suçundan mı, cinsel taciz suçundan mı cezalandırılır? Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu dosyadaki eylemin her iki suçu da oluşturduğunu, fikrî içtima kuralı gereğince en ağır cezayı gerektiren cinsel taciz suçunun Türk Ceza Kanununun 105/1. maddesinin ikinci cümlesi ve 105/2-d maddesine göre değerlendirilmesi gerektiğini kabul etti. İlk derece mahkemesi müstehcenliği daha ağır suç saymış, bölge adliye mahkemesi de aynı suçtan yeniden hüküm kurmuştu. Daire, ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkını saklı tutarak kararı oy birliğiyle bozdu.
Hukuki İlke
Daire, bu dosyada çocuğa elektronik haberleşme yoluyla müstehcen içerik gönderilmesinden ibaret tek eylemin hem müstehcenlik hem cinsel taciz suçunu oluşturduğunu, fikrî içtima kuralı uyarınca sanığın durumunun en ağır cezayı gerektiren Türk Ceza Kanununun 105/1. maddesinin ikinci cümlesi ve 105/2-d maddesine göre belirlenmesi gerektiğini kabul etti.
Sonuç
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteği oy birliğiyle reddedildi. Daire, sanığın kastı bulunmadığına ilişkin temyiz sebebini reddetti; bölge adliye mahkemesinin kararını ise sanığın temyizi üzerine tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle bozdu ve ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkını saklı tuttu. Dava dosyası, kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Bölge adliye mahkemesi sanığın durumunu cinsel taciz suçuna ilişkin hükümlere göre yeniden değerlendirecek; ceza miktarı yönünden saklı tutulan kazanılmış hak bu değerlendirmede gözetilecek. Daire, kabule göre de hükümden sonraki Anayasa Mahkemesi iptal kararı nedeniyle basit yargılama usulüne ilişkin Ceza Muhakemesi Kanununun 251. maddesinin değerlendirilmesini istedi.
İlgili Mevzuat
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 105/1, 105/2-d
Dairenin, fikrî içtima gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesini istediği cinsel taciz hükümleridir.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 226/1-a
İlk derece ve bölge adliye mahkemelerinin sanığı cezalandırırken uyguladığı, Dairenin de eylemin oluşturduğunu kabul ettiği müstehcenlik hükmüdür.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 251
Dairenin, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı karşısında kabule göre de sanığın durumunun bu maddeye göre değerlendirilmesini istediği basit yargılama hükmüdür.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 298/1
Dairenin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteğini reddederken dayandığı hükümdür.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 302/2, 307/5, 304/2
Dairenin bozma kararının, ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasının ve dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesinin dayanağıdır.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3392 E., 2019/1523 K.
SUÇ : Müstehcenlik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Şikâyetçi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, Bölge Adliye Mahkemesince gerekçeli kararın tebliğ edilmesi üzerine davaya katılmasının ve hükmü temyiz etmesinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında müstehcenlik suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 226/1-a, 62, 52/2-4. maddeleri gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen adlî para cezasının 20 eşit taksitler halinde ödenmesine ilişkin hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemine dayalı olarak duruşmalı yapılan inceleme sonucunda, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında müstehcenlik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 226/1-a, 53/1-2-3. maddeleri gereğince 6 ay hapis cezası ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; suç işleme kastının bulunmadığına ilişkindir.
III. OLAY OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın daha önce aynı iş yerinde çalışmaları nedeniyle tanıdığı suç tarihinde 12 yaşındaki mağdura Facebook üzerinden müstehcen fotoğraf gönderdiği iddiasına konu olayda, sanığın tek fiil ile 5237 sayılı TCK'nın 105/1 maddesinde yer alan cinsel taciz suçu ile aynı Kanun'un 226/1-a maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu işlediği, ancak fikri içtima hükümleri gereğince en ağır cezayı gerektiren müstehcenlik suçundan cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle anılan suçtan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, suçun sübutuna ilişkin değerlendirmenin hukuka uygun olduğu; ancak 5237 sayılı TCK'nın 226/1-a maddesinde, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ve adli para cezasına hükmolunacağının öngörülmesine rağmen somut olayda sanığın yalnızca adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 226/1-a maddesindeki müstehcenlik suçundan yeniden hüküm kurulmuş ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
A. Şikâyetçi Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.12.2019 tarihli ve 6-7 sayılı, 6284 sayılı Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca, bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında, kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığına ilişkin içtihatı ve duruşmadan haberdar edilme zorunluluğu bulunmayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararının tebliği üzerine davaya katılmasının ve hükmü temyiz etmesinin mümkün olmadığına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.06.2023 tarihli ve 2024/4-84 Esas, 2023/345 Karar sayılı kararı dikkate alındığında, şikâyetçi Kurumun temyiz hak ve yetkisinin olmadığı anlaşıldığından şikâyetçi Kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1. Sanığın, çocuk olan mağdura Facebook üzerinden müstehcen nitelik taşıyan fotoğraf göndermesi şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 226/1-a maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu ve aynı Kanun'un 105/1-2.cümlesi ile 105/2-d maddelerinde düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturduğu ancak fikri içtima hükümleri gereğince sanığın hukuki durumunun, en ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı TCK'nın 105/1-2. cümle, 105/2-d maddeleri gereğince değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabul ve uygulamaya göre de:
Hükümden sonra, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 gün ve 2020/16 E., 2020/33 K. sayılı kararı ile 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı CMK'ya 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan “basit yargılama usulü” yönünden Anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olması ve 5271 sayılı CMK’nın “Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesinin (f) bendinde kovuşturmanın “İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade eder şeklinde tanımlanması karşısında, 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile birlikte yeniden düzenlemeye konu edilen 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca ceza miktarı açısınından sanığın kazanılmış hakkının SAKLI TUTULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.06.2026 tarihinde karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/1225
Karar No
2026/5398
Karar Tarihi
1 Haziran 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI