CEZA HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 12. Ceza Dairesi
Konuşma Kaydının İfşası ve Özel Hayat
2024/743 E., 2026/2427 K. · 10 Mart 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 29 Ekim 2026
Kararın Özeti
Katıldığı bir konuşmayı, diğer konuşanların yüzleri ve sesleriyle videoya çeken kişinin bu kaydı başkalarına göndermesi hangi suçu oluşturur? Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kaydın üçüncü kişilere gönderilmesini Türk Ceza Kanununun 134. maddesinin ikinci fıkrasındaki ifşa yoluyla özel hayatın gizliliğini ihlal suçu saydı; kayıt farklı zamanlarda birden çok kişiye gönderildiğinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini de belirtti. İlk derece mahkemesi sanığı 133. maddenin üçüncü fıkrasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan cezalandırmış, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire, suç vasfında yanılgı nedeniyle bölge adliye mahkemesinin kararını oy birliğiyle bozdu.
Hukuki İlke
Daire, diğer konuşanların yüzlerinin göründüğü ve seslerinin duyulduğu video kaydının üçüncü kişilere gönderilmesini Türk Ceza Kanununun 134. maddesinin ikinci fıkrasındaki ifşa yoluyla özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak nitelendirdi ve bu eylemden 133. maddenin üçüncü fıkrasına göre hüküm kurulmasını suç vasfında yanılgı kabul etti.
Sonuç
Daire, sanık müdafiinin temyiz istemini kısmen yerinde görerek bölge adliye mahkemesinin kararını oy birliğiyle bozdu, ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkını saklı tuttu ve dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verdi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Bozma üzerine bölge adliye mahkemesi, video kaydının gönderilmesi eylemini ifşa yoluyla özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ve zincirleme suç hükümleri yönünden yeniden değerlendirecek; ceza miktarında sanığın kazanılmış hakkı saklı tutuldu. Eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğine yönelik temyiz sebepleri ise yerinde görülmedi.
İlgili Mevzuat
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 134/2
Dairenin, konuşma videosunun üçüncü kişilere gönderilmesini nitelendirdiği ve unsurlarını açıkladığı suç.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 134/1
Dairenin, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun dinleme, izleme ve kaydetme biçimlerini açıklarken andığı hüküm.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 133/3, 43/1
İlk derece mahkemesinin konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan zincirleme suç hükmüyle kurduğu mahkûmiyetin dayanağı; Daire bu nitelendirmeyi suç vasfında yanılgı saydı.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 302/2, 304/2
Dairenin bozma kararının ve dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesinin dayanağı.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 307/5
Ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasının dayanağı.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir. Kişisel verileri korumak için bazı bilgiler site tarafından ayrıca “...” ile gizlenmiştir.
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/463 E., 2023/401 K.
SUÇ : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 133/3, 43/1, 62, 52/2-3 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın suçu işlemediğine, masumiyet karinesi gereğince beraatına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ile birlikte araç içerisinde katılan ... ve dosya dışı sanık ... ile konuştukları esnada sanığın telefon kamerasının video kaydını açarak aralarında geçen konuşmaları diğer konuşmacıların görüntüleriyle birlikte kaydedip daha sonra üçüncü kişiler ile paylaşan sanık hakkında 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesinde yasal zorunluluk bulunması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanunun 133/3. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturduğundan cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yapıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır.
5237 sayılı Kanun'un 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşabilmesi için, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip bir alet kullanılması gerekmeyip, bir özel hayat olayının çıplak gözle seyredilmesi ya da özel hayat kapsamına giren seslerin, anlaşılmaz olsa dahi, gizlice dinlenilmesi yeterlidir.
5237 sayılı Kanun'un 134. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde; bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin, ilgilisinin bilgisi ve rızası dışında, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesi eylemi düzenlenmiştir. Kaydedilen görüntüdeki kişinin tanınabilir ya da sesin anlaşılabilir olması gerekmez; özel hayat kapsamına giren seslerin, anlaşılmaz olsa dahi, gizlice kaydedilmesi, bu düzenlemenin uygulanması için yeterlidir. Özel hayata ilişkin görüntü veya sesin kaydedilmesiyle suç tamamlanır; başkaca bir neticenin doğması ve mağdurun zarara uğramış olması gerekmediği gibi, failin kaydedilen görüntüleri izlememiş ya da sesleri dinlememiş olmasının suçun oluşumuna bir etkisi yoktur.
5237 sayılı Kanun'un 134. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşabilmesi için, bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin, taksirle ya da tamamen hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi, ilgilisinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması gerekir. İfşanın kabulü için, ses veya görüntüyle özel hayatı ihlale uğrayan kişi anlaşılmalı, en azından anlaşılabilir olmalı ya da açıklanmalıdır. Bu suç, birinci fıkradan bağımsız ayrı bir suçtur.
Bu açıklamalar ışığında; sanığın cep telefonu kamerası ile diğer kişilerin yüzlerinin göründüğü, seslerinin duyulduğu bir biçimde yapmış olduğu video kaydını üçüncü kişilere göndermesine konu eyleminin 5237 sayılı Kanunun 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçunu oluşturduğu, farklı zamanlarda birden fazla kişiye gönderilmiş olması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek 5237 sayılı Kanunun 133/3. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan mahkumiyetine dair hüküm kurulması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi kısmen yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, aynı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca ceza miktarı açısından sanığın KAZANILMIŞ HAKKININ SAKLI TUTULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 12. Ceza Dairesi
Esas No
2024/743
Karar No
2026/2427
Karar Tarihi
10 Mart 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI