top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

USUL HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 2. Ceza Dairesi
Eski Adrese Tebligatla Kesinleştirme

 

2026/5970 E., 2026/9447 K. · 14 Mayıs 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 29 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Mahkûmiyet hükmü, sanığın bilinen en son adresi yerine ayrıldığı eski adresine tebliğ edilip kesinleştirilirse bu kesinleştirme geçerli olur mu? Yargıtay 2. Ceza Dairesi, eski adrese Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılan tebliği usulsüz sayarak buna dayanan kesinleştirme ve ek kararları yok hükmünde kabul etti. Daireye göre hüküm, önceki kararın usulünce tebliğ edildiği bilinen en son adrese öncelikle gönderilmeliydi. Sanığın öğrenince verdiği dilekçeyi süresinde temyiz sayan Daire, sekiz yıllık dava zamanaşımı dolduğu için hükmü oy birliğiyle bozdu ve kamu davasının düşürülmesine karar verdi.

 

Hukuki İlke

 

Daire, kolluk araştırmasıyla belirlenip önceki kararın usulünce tebliğ edildiği adresi sanığın bilinen en son adresi saydı; hükmün bu adres yerine sanığın ayrıldığı tespit edilen eski adrese gönderilip iade üzerine aynı adrese Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edilmesini usulsüz bularak buna dayanan kesinleştirme ve ek kararları yok hükmünde kabul etti.

 

Sonuç

 

Hüküm tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle bozuldu; yeniden yargılama gerekmediğinden kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildi. Dava dosyası, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Usulsüz tebliğe dayanan kesinleştirme yok hükmünde sayıldığından hüküm temyiz incelemesine alındı. Kamu davası Dairece düşürüldüğünden ilk derece mahkemesinde yeniden yargılama yapılmayacak.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 7201 sayılı Tebligat Kanunu — m. 10/2, 21/1, 21/2, 35
    Dairenin dayanağı: tebligatın önce bilinen en son adrese yapılması ve bu tebligat iade edilirse adres kayıt sistemindeki adrese başvurulması; Daire, sanığın ayrıldığı eski adrese 35. maddeye göre yapılan tebligatı usulsüz saydı.

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 142/1-f, 163/3, 66/1-e
    Dairenin, sekiz yıllık dava zamanaşımı süresini eyleme uyan ve sanık lehine olan düzenlemedeki cezaya göre belirlerken dayandığı hükümler.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 223/8
    Dairenin kamu davasını zamanaşımı nedeniyle düşürmesinin dayanağı.

  • 1412 sayılı Kanun — m. 322
    Yeniden yargılama gerektirmeyen bozmada Dairenin düşme kararını kendisinin vermesinin dayanağı.

  • 5320 sayılı Kanun — m. 8
    1412 sayılı Kanunun 322. maddesinin bu dosyada uygulanmasını sağlayan geçiş hükmü.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

 

SAYISI : 2012/1159 E. 2013/39 K.

 

SUÇ : Karşılıksız yararlanma

 

HÜKÜM : Mahkûmiyet

 

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşme

 

Konya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2013 tarihli ve 2012/1159 Esas, 2013/39 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

 

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerekirken, sanığın yakalamasında 12.12.2009 tarihinde bildirdiği "... adresinde duruşma günü bildirir tebligatın usulünce tebliğ edildiği, 22.04.2010 tarihli hükmün ise "... adresine tebliğe çıkarıldığı ancak taşındığından iade olduğu sonrasında yapılan kolluk araştırma tutanağına göre "... adresinde ikamet ettiği, bu adrese 22.04.2010 tarihli hükmün usulünce tebliğ edilmesi sebebiyle son bilinen adresinin bu adres olduğu, buna göre 24.01.2013 tarihli erteli hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün öncelikle sanığın son bilinen adresi olan "... adresine tebliğe çıkartılması gerekirken, sanığın daha önceden taşındığı tespit olunan "... adresine tebliğe çıkarıldığı, buradan iade gelmesi üzerine, MERNİS adresinin bulunmadığı belirtilerek aynı adrese Tebligat Kanunu'nuın 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu, sonrasında yapılan kesinleştirme ve erteli cezanın aynen infazına ilişkin ek karar işlemlerinin yok hükmünde olduğu belirlenerek, sanığın öğrenme üzerine 19.02.2026 tarihinde verdiği dilekçenin açıkça 24.01.2013 tarihli hükmü temyiz ettiğini belirtmesi de göz önünde bulundurularak 24.01.2013 tarihli hükme ilişkin temyiz isteği içerir dilekçe olduğu ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede:

 

Sanığın suç tarihi itibarıyla eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/1-f maddesinde ve hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanığın eylemine uyan, öngörülen ceza miktarı bakımından da sanığın lehine olduğu anlaşılan aynı Kanun'un 6352 sayılı Kanun'un 83. maddesi ile değiştirilen 163/3. maddesinde öngörülen cezaların miktar ve nev’i itibarıyla tabi olduğu 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesine göre hesaplanan 8 yıllık asli dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 24.01.2013 tarihli mahkûmiyet hükmünden incelemeye kadar geçmiş bulunması,

 

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

Adres Kayıt Sistemine Tebligatta Sıra

Tüm Usul Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

Ceza Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 2. Ceza Dairesi

 

Esas No

2026/5970

 

Karar No

2026/9447

 

Karar Tarihi

14 Mayıs 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page