CEZA HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 3. Ceza Dairesi
Terör Örgütü Üyeliğinde Hata ve Kast
2024/570 E., 2026/14898 K. · 1 Temmuz 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026
Kararın Özeti
Silahlı terör örgütü üyeliğiyle yargılanan sanık, yapının o dönemde terör örgütü olduğunu bilemeyecek durumdaysa mahkûm edilebilir mi? Yargıtay 3. Ceza Dairesi, kod adı ve sonraki döneme ilişkin örgütsel bağlantısı saptanmayan, ankesörlü ya da sabit hatlardan arandığı dönemde öğrenci olan sanığın yaşı da gözetildiğinde yapının niteliğini bilemeyeceğini, bu nedenle kastın oluşmadığını kabul etti. İlk derece mahkemesi sanığı beraat ettirmiş, bölge adliye mahkemesi duruşma açarak bu kararı kaldırmış ve mahkûmiyete hükmetmişti. Daire, Türk Ceza Kanununun 30/1. maddesindeki hata hükmü gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek mahkûmiyeti oy birliğiyle bozdu.
Hukuki İlke
Daire, belirli bir programı kullanmayan, kod adı da bulunmayan ve sonraki döneme ilişkin örgütsel bağlantısı saptanamayan sanığın, ankesörlü ya da sabit hatlardan arandığı sırada öğrenci olması ve yaşı gözetildiğinde ilişkide olduğu yapının o tarihteki niteliğini, yani silahlı terör örgütü olduğunu bilemeyeceğini, bu nedenle Türk Ceza Kanununun 30/1. maddesi uyarınca kastın oluşmadığını ve beraat kararı verilmesi gerektiğini kabul etti.
Sonuç
Bölge adliye mahkemesinin mahkûmiyet hükmü, sanık müdafiinin temyizi üzerine tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle bozuldu. Dava dosyası bölge adliye mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneği ise ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Dosya bölge adliye mahkemesine döndüğünde, sanığın yapının niteliğini bilebilecek durumda olmadığı ve bu nedenle kastın bulunmadığı yönündeki bozma gerekçesi gözetilerek yeniden karar verilecek. Daire, hükmün diğer yönlerini incelemedi.
İlgili Mevzuat
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 30/1, 21/1, 314/2
Daire, kastın tanımında 21/1. maddeye, yapının niteliğini bilemeyen sanıkta kastın oluşmadığı sonucunda 30/1. maddedeki suçun maddi unsurlarında hata hükmüne dayandı; bölge adliye mahkemesinin mahkûmiyeti ise 314/2. maddeye dayanıyordu.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 223/2-c, 299/1, 302/2, 304
Daire, kastın bulunmadığı bu dosyada 223/2-c maddesine göre beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtti, duruşmalı inceleme talebini 299/1. madde gereği reddetti, bozmayı 302/2. maddeye ve dosyanın gönderilmesini 304. maddeye dayandırdı.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/674 E., 2022/1341K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/56 E., 2022/119 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen beraate ilişkin hükmün, duruşma açılmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak; 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 3 ve 5/1, 5237 sayılı
TCK’nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre,
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası). 5237 sayılı Kanun'un, “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; .../PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan .../PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; ... isimli programın kullanıcısı olmayan, kod adı bulunmayan 1997 doğum tarihli sanığın, ankesörlü/sabit hatlardan arandığı dönemde öğrenci olması, askeri okulda öğrenci iken okulun kapatılarak mezun olamadığı, bu tarihten sonrasına ilişkin herhangi bir örgütsel bağlantı ve faaliyetinin de tespit edilemediği hususları karşısında, sanığın yaşı ve öğrenci olması da gözetilerek ilişki içerisinde olduğu yapının o tarihteki niteliği itibariyle silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olamayacağı, bu nedenle de sanık yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçunun kast unsurunun oluşmayacağından TCK'nın 30/1 ve CMK'nın 223/2-c maddeleri uyarınca beraat kararı verilmesi yerine, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, belirtilen sebepten dolayı sair yönleri incelenmeyen hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 3. Ceza Dairesi
Esas No
2024/570
Karar No
2026/14898
Karar Tarihi
1 Temmuz 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI