USUL HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Vekilli Davada Kuruma Elektronik Tebligat
2025/6060 E., 2026/478 K. · 9 Şubat 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 20 Ekim 2026
Kararın Özeti
Vekille temsil edilen kamu kurumu aleyhine verilen gerekçeli karar, kurumun değil vekilin elektronik tebligat adresine gönderilirse geçerli tebliğ sayılır mı? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Tebligat Kanununun 7/a maddesi ile Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin kamu idarelerine ilişkin hükmüne göre kararın, vekilin adı da mazbatada gösterilerek davalı kurumun elektronik tebligat adresine tebliğinin zorunlu olduğunu belirtti. İlk derece mahkemesi istinaf başvurusunu süre geçtiği gerekçesiyle ek kararla reddetmiş, bölge adliye mahkemesi bu ek karara yönelik başvuruyu esastan reddetmişti. Daire, vekilin elektronik adresine yapılan tebliği usulsüz sayarak bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle usulden bozdu.
Hukuki İlke
Daire, Tebligat Kanununun 7/a ve 11. maddeleri ile Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 9. maddesinin beşinci fıkrasını birlikte değerlendirerek, vekille takip edilen davada gerekçeli kararın vekilin adı belirtilmek suretiyle davalı kamu kurumunun elektronik tebligat adresine tebliğ edilmesini zorunlu gördü; vekilin kendi elektronik adresine yapılan tebliği usulüne uygun saymadı.
Sonuç
Bölge adliye mahkemesi kararı oy birliğiyle usulden bozuldu ve dosya kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Daireye göre bölge adliye mahkemesinin, istinaf başvurusunu süre yönünden reddeden ek kararı kaldırıp davalının istinaf başvurusunu incelemesi gerekir; davanın esasına ilişkin bir değerlendirme Dairece yapılmadı.
İlgili Mevzuat
7201 sayılı Tebligat Kanunu — m. 7/a, 11
Dairenin dayanağı: vekille takip edilen işlerde vekile tebligat ve kamu idarelerini vekil olarak temsil edenlerin bağlı olduğu birime elektronik yolla tebligat zorunluluğu.Elektronik Tebligat Yönetmeliği — m. 9/5
Dairenin dayanağı: elektronik tebligatın vekil sıfatıyla temsile yetkili kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılması ve temsilcinin ayrı elektronik adresinin bu kurala engel olmaması.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 371, 346
371: hükmün usul dayanağı (usulden bozma); 346: bölge adliye mahkemesinin gerekçesinde andığı, süresi geçtikten sonra yapılan istinaf başvurusunun kararı veren mahkemece reddine ilişkin hüküm.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2053 E., 2025/1439 K.
DAVA TARİHİ : 07.06.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/263 E., 2023/150 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında özel sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğunu, davalı Kurum tarafından bir kısım hastalardan ilave ücret alındığı iddiası ile 2018 yılı Sözleşmesinin (12.9.) maddesi gereğince toplamda 1.947.967,40 TL tutarlı cezai işlemin uygulandığını, davalı Kurumun yasal mevzuata ve SUT hükümlerine aykırı olarak, hastalardan alınan ücreti ilave ücret kapsamında değerlendirmesinde de söz konusu cezai işlemleri uyguladığını ileri sürerek; 1.947.967,40 TL için borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davaya konu işlemin mevzuat ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne, davaya konu 1.947.967,40 TL cezai işlemden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İlk Derece Mahkemesinin 30.10.2023 tarihli ek kararıyla; kararın davalı vekiline 07.10.2023 tarihinde tebliğ edildiği, karara karşı yasal süresi geçirilerek 27.10.2023 tarihinde davalı tarafından istinaf talebinde bulunulduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; ek karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 11. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince; vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğu, istinaf başvuru süresi sona erdikten sonra yapılan istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun (6100 sayılı Kanun) 346. maddesi uyarınca kararı veren mahkeme tarafından reddine karar verilebileceği, İlk Derece Mahkemesince; davalı vekili tarafından 07.10.2023 tarihinde tebliğ edilen karara yönelik süresinden sonra 27.10.2023 tarihinde başvuru yapıldığı, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat yapılması gerektiği, istinaf başvurusunun süre nedeniyle reddine yönelik olarak verilen ek kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Kurumun kendisine ait UETS adresinin mevcut, olmasına rağmen yalnızca vekile tebligat yapılmasının usulsüz olduğunu, Kurum bünyesinde birden fazla avukat istihdam edildiğini, Kurum işlemlerinin avukatlarca Kuruma ait programlar tarafından takip edildiğini, istinafa konu kararın tebliğinin davayı takip eden vekile yapılmadığını, davanın takibi ile ilgisi olmayan vekile yapılan tebliğin usulsüz olduğunu, müvekkili Kurumca, davacıya uygulanan cezai işlemin usul ve yasaya, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; vekil ile takip edilen dosyada tebligatın vekile yapılmasının usulüne uygun olup olmadığı, bu kapsamda istinaf başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak verilen ek kararın yerinde bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
7201 sayılı Kanunun 11. maddesinde "vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. " hükmü öngörülmüştür.
Aynı Kanunun “elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesi uyarınca "idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim"lere tüzel kişi adına yapılacak tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.
Öte yandan; Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 9. maddesinin (5) numaralı fıkrasında "Elektronik yolla tebligat, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adresinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz." düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararın Kurum vekilinin adı da tebliğ mazbatasında belirtilmek suretiyle, davalı Kurumun UETS adresine de tebliğ edilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararın davalı Kurumun elektronik tebligat adresi yerine vekilin elektronik tebligat adresine tebliğ edildiği, bu haliyle tebligatın usulüne uygun bulunmadığı istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın kaldırılmasına ve istinaf başvurusunun incelenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile başvurunun esastan reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun'un 371. Maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — İhbarnamesiz Tebligat ve İstinaf Süresi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — Duruşma Günü Tebliği ve İşlemden Kaldırma
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Usul Alanı
Medeni Usul Hukuku
Esas No
2025/6060
Karar No
2026/478
Karar Tarihi
9 Şubat 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI