top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

USUL HUKUKU  ·  ONAMA  ·  BOZMA

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Birden Fazla Davacıda Temyiz Sınırı

 

2023/2411 E., 2026/1845 K. · 18 Şubat 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Aynı davada iki ayrı davacı lehine tazminata hükmedildiğinde kararın temyiz edilip edilemeyeceği hangi tutara bakılarak belirlenir? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, her davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın toplamını kesinlik sınırıyla ayrı ayrı karşılaştırdı; sınırın altında kalan davacı yönünden temyiz dilekçesinin reddini onadı, sınırı aşan davacı yönünden ret ek kararını kaldırdı. Trafik kazasında ölen kişinin yakınlarının açtığı davada bölge adliye mahkemesi, araç malikinin temyiz dilekçesini bütünüyle reddetmişti. Esasa geçen Daire, davalının işleten sıfatının kalmadığını kabul ederek kararı oy birliğiyle bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, iki davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilen bu dosyada kararın temyiz edilebilirliğini, her davacı lehine hükmedilen tutarların toplamını kesinlik sınırıyla ayrı ayrı karşılaştırarak belirledi ve sınırı aşmayan davacı yönünden temyiz yolunu kapalı, sınırı aşan davacı yönünden açık kabul etti.

 

Sonuç

 

Daire, davacılardan biri yönünden temyiz dilekçesinin miktar nedeniyle reddine ilişkin ek kararı onadı; diğer davacı yönünden ek kararı kaldırdı ve davalının temyiz itirazlarını kabul ederek bölge adliye mahkemesi kararını bozdu. Karar oy birliğiyle verildi. Dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği bölge adliye mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Davacılardan biri yönünden hükmün esası temyizde incelenmedi; bu davacıya ilişkin hükme karşı temyiz yolu kapalı sayıldı. Diğer davacı yönünden dosya, Dairenin davalının işleten sıfatının kalmadığına ilişkin değerlendirmesi gözetilerek yeniden ele alınacak.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 362, 366, 352/1-b
    Daire, kesinlik sınırını aşmayan kararların temyiz edilemeyeceğini ve bu durumda temyiz dilekçesinin reddedileceğini bu hükümlere dayandırdı.

  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu — m. 3, 85
    Daire, davalının işleten sıfatını ve zarardan sorumluluğunu bu maddelerdeki işleten tanımına ve sorumluluk düzenlemesine göre değerlendirdi.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Mevzuat Notu: Bu karardan sonra 7589 sayılı Kanunla (Resmî Gazete, 31 Temmuz 2026) bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği bazı kararlarda temyiz parasal sınırı yeniden düzenlendi. Karardaki değerlendirme, kararın verildiği tarihteki hükümlere göredir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2022/2738 E., 2022/2682 K.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ilgın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

 

SAYISI : 2022/125 E., 2022/282 K.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve ek kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların müşterek çocuğu ...'nin araç içi yolcu iken 06.06.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini, meydana gelen kazada murisin kusursuz olduğunu, murisin geçimini çalgıcılık ve hayvancılık yaparak sağladığını ve gelirinin asgari ücretten fazla olduğunu, kaza sebebiyle ölen ...'nin eşi ve çocukları için 2016/409 Esas sayılı dosya ile açılan tazminat davasında davacıların sigortadan 250.000,00 TL aldığını, davalı sigortaya gönderilen ihtarnamelere davalı tarafından cevap verilmediğini, davacıların vefat eden çocuklarının desteği ile geçindiğini, ölen ...'in davacılar ile birlikte yaşadığını, davacıların geliri ve SGK kayıtlarının olmadığını beyanla ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın, ... için azlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

 

II. CEVAP

 

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının rent a car işini yaptığını ve ... plakalı aracın ...'na kiralandığını, aracın tüm bakımlarının yapıldığını, kazanın kira

 

süresi içinde meydana geldiğini, davanın davalı yönünden husumetten reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü ile; 55.565,91 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Kooperatifinden( poliçe limitinden bakiye kalan 60.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) başvuru tarihi olan 19.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Kooepratifinden alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü ile; 57.709,10 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Kooperatifinden (poliçe limitinden bakiye kalan 60.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) başvuru tarihi olan 06.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Kooperatifinden alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden davanın reddine" karar verilmiştir.

 

IV. İSTİNAF

 

A. İstinaf Sonrası Verilen Karar

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekilinin süresinde istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda kira sözleşmesinin ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilmediği, defter incelemesinden kira süresinin 48 gün olduğu, Yargıtay yerleşmiş kararları uyarınca 1 yılın altı sözleşmeler kısa süreli kabul edildiğinden bu davalı yönünden davanın kabulü gerekirken reddinin hatalı olduğu belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile; davacı ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü ile; 55.565,91 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Kooperatifinden (poliçe limitinden bakiye kalan 60.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) başvuru tarihi olan 19.12.2016 tarihinden, davalı ... 'dan olay tarihi olan 06.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü ile 57.709,10 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Kooperatifinden (poliçe limitinden bakiye kalan 60.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) başvuru tarihi olan 06.03.2017 tarihinden, davalı ...'dan ölüm tarihi olan 06.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nin manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000,00 TL tazminatın davalı ... 'dan olay tarihi olan 06.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nin manevi tazminat talebinin kabulü ile; 50.000,00 TL tazminatın davalı ... 'dan olay tarihi olan 06.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, (107.090,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile kesin olmak üzere karar verilmiştir.

 

B. Bölge Adliye Mahkemesi Ek Kararı

 

Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ek kararı ile davalı ... vekili tarafından 10.01.2023 tarihinde temyiz edilmişse de, kararın tetkikinde "...davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına...." dair miktar itibariyle kesin olarak karar verildiği (temyiz yolunun kapalı olduğu) anlaşıldığından davalı ... vekilinin temyiz talebinin reddine, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.

 

V. TEMYİZ

 

A. Temyiz Sebepleri

 

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın davanın mahiyeti ve çok fahiş olarak hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları da dikkate alındığında usule ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, müvekklinin araç üzerinde fiili hakimiyetinin bulunmadığı bir sırada davaya konu kaza meydana geldiğinden müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını, kaza sonucu meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağını, taraflar arasında uzun süreli kira sözleşmesi düzenlendiğini, kira sözleşmesinde yazılı olan bedellerin faturalandırıldığını ve yasal sürede ticari defter kayıtlarına işlendiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, karar tarihindeki temyiz sınırının 107.090,00 TL olduğunu ve kararın kesinlik sınırı üzerinde olduğunu belirterek ek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

 

B. Değerlendirme ve Gerekçe

 

Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

 

1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

 

Dosya içeriğine göre davacılar vekili tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacılar için ayrı ayrı 1.000,00'er TL maddi, 50.000,00'er TL manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece davanın kabulü ile; davacı ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü ile; 55.565,91 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Kooperatifinden( poliçe limitinden bakiye kalan 60.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) başvuru tarihi olan 19.12.2016 tarihinden, davalı ...'dan olay tarihi olan 06.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü ile; 57.709,10 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Kooperatifinden ( poliçe limitinden bakiye kalan 60.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) başvuru tarihi olan 06.03.2017 tarihinden, davalı ... 'dan ölüm tarihi olan 06.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nin manevi tazminat talebinin kabulü ile; 50.000,00 TL tazminatın davalı ...'dan olay tarihi olan 06.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nin manevi tazminat talebinin kabulü ile; 50.000,00 TL tazminatın davalı ... 'dan olay tarihi olan 06.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

 

Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuş ise de davacı ... lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin davacı ... yönünden miktar itibariyle reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

 

2. Bölge Adliye Mahkemesinin 20.12.2022 tarihli kararı ile davacı ... lehine lehine 57.709,10 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 107.709,10 TL tazminata karar verilmiştir. Davalı tarafından temyize konu edilen toplam miktar 107.709,10 TL olup karar tarihi olan 20.12.2022 tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin üzerinde olduğundan, kararın davacı ... yönünden kesin olmadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesinin davalının temyiz isteminin reddine dair 10.01.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

 

3. 2918 sayılı KTK'nın hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı Yasa'nın 3. maddesinde, “işleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması şarttır. Somut olayda, davalı vekili tarafından ... plakalı aracın rent a car işi yapan ... tarafından dava dışı ...'na kiraya verildiği, işletenlik sıfatının kalktığı savunmasında bulunulmuştur. Davalı vekili tarafından dosyaya kira sözleşmesi ve faturalar ibraz edilmiştir. Dosya kapsamından kira sözleşmesinde yazılı olan bedellerin faturalandırıldığı, yasal sürede işletme defterine kaydedildiği, sözleşme ve faturalardaki tutarlar ile işletme defterindeki tutarların bir biri ile örtüştüğü anlaşılmakla, davalının işleten sıfatının kalmadığı gözetilerek bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

 

VI. KARAR

 

1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin davacı ... yönünden miktar itibariyle reddine ilişkin EK KARARIN ONANMASINA,

 

2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin 10.01.2023 tarihli EK KARARIN KALDIRILMASINA,

 

3. Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

 

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ya yükletilmesine,

 

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.02.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm Usul Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2023/2411

 

Karar No

2026/1845

 

Karar Tarihi

18 Şubat 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page