USUL HUKUKU · BOZMA · TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Tashih Yoluyla Vekâlet Ücreti Değişikliği
2025/10702 E., 2026/1905 K. · 19 Şubat 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026
Kararın Özeti
Bölge adliye mahkemesi, kararını tebliğ ettikten sonra tavzih istemi üzerine verdiği tashih ek kararıyla davalı yararına hükmettiği vekâlet ücretini düşürebilir mi? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 304. maddesindeki tashih koşullarının bulunmadığını ve hükümde taraflara tanınan hakların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağını belirterek ek kararı kaldırdı. Trafik kazasına dayalı tazminat davasında bölge adliye mahkemesi, davacının tavzih istemini kabul ederek reddedilen kısım için davalıya verilen ücreti azaltmıştı. Daire, asıl kararı ise tazminat hesabına esas araştırma ve raporlardaki eksiklikler nedeniyle oy birliğiyle bozdu.
Hukuki İlke
Daire, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 304. maddesindeki tashih koşulları bulunmadığı hâlde bölge adliye mahkemesinin tavzih istemi üzerine verdiği ek kararla davalı yararına hükmedilen vekâlet ücretini düşürmesini, hükümde taraflara tanınan hakların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağını öngören 305. maddenin ikinci fıkrasına aykırı buldu ve ek kararın kaldırılması gerektiğini kabul etti.
Sonuç
Daire, bölge adliye mahkemesinin tashih ek kararını kaldırdı; asıl karara yönelik diğer temyiz itirazlarını reddedip asıl kararı bozdu ve asıl karardaki vekâlet ücretine ilişkin itirazların incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verdi. Karar oy birliğiyle verildi. Dosya kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Tashih yoluyla yapılan ücret değişikliği ortadan kalktı. Asıl karar da bozulduğundan bölge adliye mahkemesi ek araştırma yapıp yeni rapor alarak ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeterek tazminatı yeniden belirleyecek; vekâlet ücreti, Dairenin belirttiği üzere bölge adliye mahkemesinin karar tarihindeki tarifeye göre hesaplanacak.
İlgili Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 304, 305/2
Daire, ek kararın dayandırıldığı 304. maddedeki tashih koşullarının bulunmadığını ve 305. maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükümde tanınan hakların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağını belirterek ek kararı kaldırdı.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
Daire, vekâlet ücretinin bölge adliye mahkemesinin karar tarihindeki tarifeye göre belirlenmesi gerektiğini belirtti; bu yöndeki itirazları bozma nedeniyle şimdilik incelemedi.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1783 E., 2025/869 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nizip 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/418 E., 2022/355 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.02.2020 tarihinde davacının yolcu olduğu araç ile davalı ... şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek belirsiz alacak olarak 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 2.000,00 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 6.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 19.10.2021 tarihli bedel artırım dilekçekçesi ile talebini 410.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru şartının eksik olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile sürekli iş göremezlik talebi bakımından %20 hatır taşıması ve %20 müterafik kusur indirimi yapılarak 537.919,776 TL maddi tazminatın 12.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine (davalının sigorta limiti ile sınırlı olmak kaydıyla), geçici iş göremezlik talebi yönünden davanın reddine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın ıslah dilekçesinde dava değerini 410.000,00 TL olarak ıslah ettiği ve bu şekilde talepte bulunduğu halde talep aşılarak 537.919,776 TL'ye hükmedilmesi yerinde görülmeyerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, yeniden karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile sürekli iş göremezlik talebi bakımından 410.000,00 TL maddi tazminatın 12.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine (davalının sigorta limiti ile sınırlı olmak kaydıyla), geçici iş göremezlik talebi ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2025 tarihinde düzenlendiği gerekçeli kararını (tarihsiz) ek kararı ile tashih ederek değiştirdiğini, ancak tashih kararıyla önceki hükmünü 6100 sayılı HMK'nın 305. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olarak müvekkiline tanınan haklar ve yüklenen borçlar yönünden sınırlandırdığını, genişletip değiştirdiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında davacı lehine fazladan vekâlet ücretine hükmettiğini, hem ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında hem istinaf mahkemesinin gerekçeli kararında hükme esas alınan kusur değerlendirmesi, maluliyet raporu ve hesap raporu hakkında hiçbir açıklamaya yer verilmediği gibi hükme esas alınan raporlardan hangisine neden üstünlük tanındığın da açıklanmadığını, başvuru şartının eksik olması nedeni ile davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, kusur raporu alınmaksızın hüküm kurulduğunu, maluliyet raporunun uygun olmadığını, SGK’dan gelen yazı cevabında rücu edilecek tutarın 473.917,17 TL olduğunun açıkça belirtildiğini, SGK tarafından bildirilen tutarın rücuya tabi olmadığının değerlendirilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hükme esas teşkil eden hesap raporlarının yasal düzenlemeler ve güncel veriler dışına çıkılarak hatalı bir şekilde düzenlendiğini, davacı polis memuru olduğundan Emekli Sandığı Kanunu 40. madde gereği 55 yaşında emekli olacağının kabulü gerektiğini, bilirkişi tarafından başvurucunun 60 yaşına kadar çalışacağının kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, faizin maluliyet raporunun taraflarına tebliğ edildiği tarihten itibaren işletilmesine karar verilmesi gerektiğini, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilmeden eksik evrak ile karar verilmeyeceğini, dosyaların tespit edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1- Dosya kapsamından, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 17.06.2025 tarihli ve 2023/17 83... /869 Karar sayılı ilamının taraflara tebliği üzerine davacı tarafça Bölge Adliye Mahkemesine hitaben 09.07.2025 tarihli tavzih talep dilekçesi sunulduğu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince davacının tavzih talebinin kabul edildiği ve bu hususta (tarihsiz) ek tashih kararı tesis edildiği, kararın 8. fıkrasında ret edilen kısım yönünden davalı lehine hükmedilen 65.500,00 TL vekâlet ücretinin 6100 sayılı HMK 304. maddesi gereğince 2.000,00 TL olarak düzeltildiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince (tarihsiz) ek kararı 6100 sayılı HMK'nın 304 üncü maddesine dayandırılmış ise de anılan maddede yer alan tashih koşularının somut olayda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 305 inci maddesinin 2. fıkrası "Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." şeklinde düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince ise 17.06.2025 tarihli gerekçeli kararın, (tarihsiz) ek karar ile tashih edilerek değiştirildiği, anılan maddeye aykırı olacak şekilde davalı lehine 65.500,00 TL olarak hükmedilen vekâlet ücreti 2.000,00 TL'ye düşürülerek davalı tarafa tanınan haklar yönünden sınırlandırılma yapıldığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi (tarihsiz) ek kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
2-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3- Dosya kapsamından, davacının polis memuru olduğu, SGK'nın 29.11.2011 tarihli yazısında davacı tarafa 2330 sayılı Kanun gereğince ödeme yapıldığından bahsedildiği anlaşılmakla bu hususun araştırılarak 6098 sayılı TBK 55. maddesi gereğince rücuya tabi bir ödeme var ise rücuya tabi kısmın hesaplanan tazminattan düşülmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi yerinde görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
4-Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 21.02.2020 tarihinde meydana gelmiş olup karara esas alınan maluliyet raporunun yetkili sağlık kuruluşu yerine uzman hekimlerden teşekkül bir heyetten alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
5-Sürekli iş göremezlik tazminatının belirlenmesinde, davacının son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif dönemde bulunacağının tespiti önem arz etmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli iş gücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır.
Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif-pasif devre ayrımı anılan şekilde yapılmakla birlikte; asker, polis gibi özel yasaları ile çalışma süreleri farklı belirlenen kişiler için sürelerin bu yasalardaki düzenlemelere göre belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda; davacı kaza tarihinde polis memuru olarak görev yaparken maruz kaldığı kazadaki yaralanması sonucu iş gücü kaybına uğramıştır. Hükme esas alınan aktüer raporunda, davacının 60 yaşına kadar çalışacağı ve aktif devresinin devam edeceği; 60 yaşı ile muhtemel bakiye ömür süresi sonu arasındaki dönem için de pasif devrede olacağı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa yukarıda açıklandığı üzere, kendi özel yasaları gereği daha erken emekli olma (aktif devresi sona erme) imkânı bulunan meslek gruplarından birinde yer alan davacı için, herhangi bir araştırma yapılmadan, 60 yaş sonunun aktif devre sonu olarak kabulü mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle; polis memuru olan ve 60 yaşından önce emekli olma ihtimali bulunan davacının çalıştığı kuruma ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak davacının yaşı ile mesleki kıdemine göre muhtemel emeklilik yaşının kaç olduğunun sorulması; yazı cevabının gelmesinden sonra, bildirilen muhtemel emeklilik yaşı da dikkate alınarak bildirilen yaşa kadar aktif devre ve bu yaş ile muhtemel ömür sonu arası süre için asgari ücret üzerinden pasif devre hesabının yapılması için ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
6-Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin uygulanması gerekir. Ne var ki, bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin asıl karardaki vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tarihsiz ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi tarihsiz ek (tashih) kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin asıl karara yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3.Yukarıda (3), (4), ve (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
4.Yukarıda (6) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin asıl karardaki vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10702
Karar No
2026/1905
Karar Tarihi
19 Şubat 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI