top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

CEZA HUKUKU  ·  KISMEN BOZMA / ONAMA  ·  TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ

Yargıtay 5. Ceza Dairesi
Tefecilikte Aşkın Tahsilat ve Yağma

 

2021/5137 E., 2026/134 K. · 13 Ocak 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Faizle borç veren kişi, senette yazılı miktardan fazlasını borçludan cebir ve tehditle isterse eylem alacak tahsili için tehdit mi, yağma mı sayılır? Yargıtay 5. Ceza Dairesi, senetteki tutarı aşan bu talebi aşkın tahsilat sayarak eylemin yağmaya teşebbüs oluşturduğunu kabul etti ve tehdit suçundan kurulan mahkûmiyeti bozdu. Daire, Ceza Genel Kurulunun kararına dayanarak Türk Ceza Kanununun 150/1. maddesinin, hukuk düzenince kabul edilebilir bir alacak ilişkisinde alacaklının borçluya yönelik eylemlerinde uygulanabileceğini açıkladı. Aynı kararda diğer suçlara ilişkin hükümlerin bir kısmı bozularak davalar zamanaşımı ve ölüm nedeniyle düşürüldü.

 

Hukuki İlke

 

Daire, faizle borç verilen paranın karşılığı olarak alınan senetteki tutarı aşan bir miktarın cebir ve tehditle istenmesini aşkın tahsilat sayarak, bu eylemin alacak tahsili amacıyla tehdit değil yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğunu kabul etti.

 

Sonuç

 

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik başvuru itiraz sayılarak dosya bu yönden incelenmeksizin mahalline iade edildi; katılma hakkı bulunmayan Hazine ve bir bakanlığın bir kısım hükümlere yönelik temyiz istemleri reddedildi. İhaleye fesat karıştırma, tefecilik, resmî belgede sahtecilik ve tehdit suçlarına ilişkin bir kısım hükümler bozularak kamu davaları bir sanık yönünden ölüm, diğerleri yönünden zamanaşımı nedeniyle düşürüldü; müsadere talebinin reddi kararı ile bir beraat hükmü onandı. Bir sanığın tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü bozuldu; kararlar oy birliğiyle verildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Bozulan tehdit hükmü yönünden ilk derece mahkemesi eylemi yağmaya teşebbüs yönünden değerlendirecek; Daire, eylem tehdit kabul edilse bile suçun uzlaştırma kapsamında olduğunu ve uzlaştırma işleminin uygulanması gerektiğini de belirtti. Diğer suçlarda Daire, yeniden yargılamaya gerek görmeden ölüm ve zamanaşımı nedeniyle düşme kararını kendisi verdi.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 150/1, 106/1, 7/2, 66/1-e, 64/1
    Daire, 150/1. maddenin kapsamını açıklayarak aşkın talepte eylemin yağmaya teşebbüs oluşturduğunu kabul etti; kabule göre 106/1. maddedeki tehdidin 7/2. madde gereği uzlaştırma kapsamında değerlendirilmesini istedi, diğer suçlarda 66/1-e ve 64/1. maddelere göre düşme kararı verdi.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 223/8, 253, 231/12, 264
    Daire, düşme kararını 223/8, uzlaştırma değerlendirmesini 253, geri bırakma kararlarına yönelik başvurunun itiraz sayılmasını karar tarihindeki 231/12 ve 264. maddelere dayandırdı.

  • 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu — m. 317, 321, 322/1
    Daire, katılma hakkı bulunmayanların temyiz istemlerinin reddini 317, zamanaşımı ve ölüm nedeniyle bozmayı 321, düşme kararlarını 322/1. maddeye dayandırdı.

  • 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — m. 8/1
    Daire, temyiz incelemesinde 1412 sayılı Kanunun uygulanmasını bu fıkraya dayandırdı.

  • 6763 sayılı Kanun — m. 34
    Daire, tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunmasını bu maddeyle değişen 253. maddeye bağladı.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

 

SAYISI : 2014/405 Esas, 2016/255 Karar

 

SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, tefecilik, tehdit, resmi belgede sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a (6136 sayılı Kanun) muhalefet

 

HÜKÜMLER : Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2012 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davalarında;

 

1- Sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, sanıklardan ... hakkında 1, 6, 7, 16... . eylem, ... hakkında 1, 2, 3, 5, 6, 7, 8 ve 12. eylem, ... hakkında 2, 3 ve 7. eylem, ... hakkında 2, 5, 8, 9 ve 17. eylem, ... hakkında 1, 2, 3, 5, 8, 9, 13... . eylem, ... hakkında 2, 4, 5 ve 12. eylem, ... hakkında 2, 3, 5 ve 6. eylem, ... hakkında 2 ve 3. eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin tefecilik, ... ve ... hakkında 2. eylem olarak anlatılan isnada ilişkin dolandırıcılık, ..., ... ve ... hakkında da 7. eylem olarak anlatılan isnada ilişkin tehdit suçlarından beraat,

 

2- Sanıklardan ... hakkında 2, 3, 4 ve 5. eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin tehdit suçundan ayrı ayrı, 2, 3, 5, 8, 9, 11, 12, 13, 14... . eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin ayrı sevklerle tefecilik suçundan açılan kamu davalarında zincirleme tefecilik, ... hakkında 1. eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin tefecilik ile tehdit, ..., ..., ... ve ... hakkında da ihaleye fesat karıştırma suçlarından mahkumiyet,

 

3- Sanık ... hakkında 2, 3, 5, 8, 9, 11, 12, 13, 14... . eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin ayrı sevklerle tefecilik suçundan açılan kamu davalarında sanığın zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına,

 

4- Sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, tefecilik, dolandırıcılık ve tehdit suçlarından açılan kamu davalarının ölüm nedeniyle düşürülmesine,

 

5- Sanıklardan ... hakkında ihaleye fesat karıştırma, ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet ile ... hakkında 14. eylem, ... hakkında da 3. eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin tefecilik suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılması,

 

6- Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 01.08.2012 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davalarında; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan beraat,

 

7- Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 02.07.2014 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davalarında; sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat, sanık ... hakkında aynı suçtan mahkumiyet,

 

8- Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2013 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davasında; sanık ... hakkındaki müsadere talebinin reddi.

 

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, düzeltilerek onama, bozma

 

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

 

Sanıklardan ... hakkında ihaleye fesat karıştırma, ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, ... ve ... hakkında ise tefecilik suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) geçici 6/2-b maddesi hükmü uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 231/12. maddesine göre itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi hükmü de gözetilerek ... vekilinin bu kararlara yönelik temyiz talebinin itiraz mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Sağlık Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığının başvuru tarihinde bu suç bakımından müdahil sıfatını kazandığı, diğer taraftan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle Hazine ve Sağlık Bakanlığının suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, tehdit, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, keza Sağlık Bakanlığının değinilen suçların yanında tefecilik suçundan açılan kamu davalarında doğrudan zarar görmeleri söz konusu olmadığından katılma ve hükümleri temyiz haklarının bulunmadığı, mahkemece Hazine için usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, Hazine ve ... vekillerinin suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, resmi belgede sahtecilik, tehdit ve dolandırıcılık, ... vekilinin ayrıca tefecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan Hazine vekilinin ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraat, tefecilik suçundan kurulan beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı hükümleri ile sanık ... hakkındaki müsadere talebinin reddi kararına, katılan ... vekilinin ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraat ve mahkumiyet hükümlerine, sanık ... müdafiinin ise bu sanık hakkında atılı suçlardan kurulan beraat hükümlerine yönelik vekalet ücretine hasren temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

 

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2012 tarihli iddianamesinde 3. eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin sanıklar ... ve ... hakkında tefecilik, sanık ... hakkında ise tehdit suçlarından açılan kamu davalarına ilişkin mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüş, her ne kadar tebliğnamede sanık ... hakkında tefecilik ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik katılan Hazine vekili tarafından yapılan itirazın merciince incelenmesi gerektiği yönünde görüş belirtilmiş ise de Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde bu kararlara ilişkin bir isteminin bulunmadığı anlaşılmıştır.

 

1-Sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan mahkumiyet, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraat, ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat, sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığı, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet, ... (Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2012 tarihli iddianamesinde 3, 4 ve 5. eylem olarak anlatılan isnatlar yönünden) ve ... hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;

 

Sanık ...'ün hükümden sonra 27.01.2024 tarihinde vefat ettiği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen güncel nüfus kaydından anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile davaya konu ihale nedeniyle kamu zararı oluşmadığı nazara alındığında; sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 235/3-b maddesinde düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturacağı, bu suçun anılan maddede ayrıca sanıkların üzerine atılı tefecilik suçunun suç tarihlerine nazaran lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde ve sanıklara yüklenen diğer suçlar olan resmi belgede sahtecilik ve tehdit suçlarının da aynı Kanun'un 204/1 ile 106/1. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, mahkumiyetlere ilişkin zamanaşımını kesen son işlem olan 09.06.2016 tarihli mahkumiyet hükümleri ve beraatlere ilişkin 14.12.2012 tarihli son sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık ... hakkındaki kamu davasının ölüm, diğer sanıklar hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

 

2-Sanık ... hakkında verilen müsadere talebinin reddi kararına yönelik temyiz itirazları ile sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik vekalet ücretine hasren temyiz itirazlarının incelemesinde;

 

Sanık ... hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davalarının temyiz incelemesi sonucu zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ayrıca Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2012 tarihli iddianamesinde 3. eylem olarak anlatılan isnada ilişkin tehdit suçundan açılan kamu davasında da sanık hakkında hüküm kurulmadığı nazara alındığında, sanığın yüklenen tüm suçlardan beraat etmediği ve avukatlık hizmetinin bölünemeyeceği hususları göz önünde bulundurularak, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümlerinin 14/4. maddesi gereği sanık lehine vekalet ücreti takdirinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir.

 

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık ... hakkında verilen müsadere talebinin reddi kararı ile sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan verilen beraaat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan Hazine vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle kararın ve hükmün ONANMASINA,

 

3-Sanık ... hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2012 tarihli iddianamesinde 2. eylem olarak anlatılan isnat yönünden tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;

 

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2019 tarihli ve 2017/6-275 Esas, 2019/563 sayılı Kararında belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'da mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki “Kendiliğinden hak alma” suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmeyerek kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılmasının öngörüldüğü, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddelerde bu yönde düzenlemelere yer verildiği,

 

5237 sayılı Kanun'un "Daha az cezayı gerektiren hal" başlıklı 150. maddesinde "(1) Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir." hükmü ile yağma suçunun daha az cezayı gerektiren hallerinin düzenlendiği, maddenin birinci fıkrasına göre bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit veya cebir kullanılması halinde eylemin daha az cezayı gerektiren yağma suçunu oluşturacağı ancak yaptırım olarak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüş olup maddede belirtilen "hukuki ilişkiye dayanan alacak" kavramının hukuki anlamda bir edimle yükümlü olan borçlunun şahsına karşı alacaklının kullandığı hakkı ifade ettiği, alacak hakkının mal varlığına ilişkin, geçici, şahsa bağlı ve nispi bir yararlanma hakkı olduğu, bu hakkın herkese karşı değil sadece borçluya karşı ileri sürülebildiği, sınırlı sayıda ve belirli kişiler arasında söz konusu olduğu için nispi bir hak niteliğinde olduğu, borç ilişkisinden doğan hakların sadece borçluya karşı ileri sürülebileceği dikkate alındığında, bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gerektiği, bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olmasının zorunlu olmayıp hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olmasının yeterli olduğu dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesinin ancak mağdurun söz konusu hukuki ilişkiye taraf olan borçlu, failin ise alacaklı olması durumunda uygulanabileceği gözetildiğinde,

 

Katılan ...'ın sanık ...'den %20 faizle aldığı 16.000 TL karşılığında 19.000 TL değerinde senet vermesi şeklindeki eyleminin sübutu halinde tefecilik suçunu oluşturacağı, katılanın soruşturma aşamasındaki 17.10.2012 tarihli beyanına göre faiz karşılığı aldığı 16.000 TL'yi toplamda 27.000 TL olarak ödemesine rağmen sanığın kendisinde bulunan 19.000 TL'lik senedi iade etmediği gibi tehdit ve baskıyla 24.000 TL daha istediğini, bu parayı vermemesi halinde kendisi için iyi olmayacağını, silahların konuşacağını söylediğini bildirmesi karşısında, faiz anlaşması kapsamında ödünç verilen paraya karşılık alınan senette yazılı miktardan fazlasına ilişkin cebir ve tehditle aşkın talepte bulunan sanık ...'in ...'a yönelik eyleminin, aşkın tahsilat nedeniyle yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

 

Kabule göre de;

 

02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanıklara isnat edilen 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmakla aynı Kanun'un 7/2. maddesine göre uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

 

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm Ceza Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

Ceza Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 5. Ceza Dairesi

 

Esas No

2021/5137

 

Karar No

2026/134

 

Karar Tarihi

13 Ocak 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Ceza Hukuku

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İnfaz ve Yatar Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page