CEZA HUKUKU · BOZMA · TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ
Yargıtay 5. Ceza Dairesi
Zamanaşımıyla Düşen Davada Sanığın Temyizi
2022/9827 E., 2026/8077 K. · 13 Temmuz 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 30 Ekim 2026
Kararın Özeti
Zamanaşımı dolduğu için davası düşürülen sanığın bu karara karşı temyiz başvurusunda hukuki yararı var mıdır? Yargıtay 5. Ceza Dairesi, fiilin suç oluşturmaması gibi araştırma gerektirmeyen ve derhal beraati gerektiren bir durum yoksa zamanaşımı gerçekleştiğinde öncelikle düşme kararı verilmesi gerektiğini belirterek sanıkların düşme kararlarına karşı temyizinde hukuki yarar görmedi ve bu istemleri reddetti. Daire, hükümden sonra ölen sanıklar hakkındaki hükümleri bozarak davaları düşürdü; aleyhe bozmadan sonra bir kısım sanığın savunması alınmayıp yalnız müdafi beyanıyla yetinildiğini belirterek incelenen diğer hükümleri aralarındaki irtibat nedeniyle bozdu. Kararlar oy birliğiyle verildi.
Hukuki İlke
Daire, Ceza Muhakemesi Kanununun 223/9. maddesi ve Ceza Genel Kurulunun yerleşik uygulaması doğrultusunda, araştırma gerektirmeden derhal beraati gerektiren bir durum bulunmadıkça zamanaşımı gerçekleşen davada resen ve diğer iddialardan önce düşme kararı verilmesi gerektiğini esas alarak, sanıkların görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme kararlarına karşı temyizinde hukuki yarar bulunmadığını kabul etti.
Sonuç
Daire, sanık müdafilerinin zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararlarına ve suç duyurusu kararına yönelik temyiz istemleriyle duruşmalı inceleme taleplerini reddetti. Hükümden sonra ölen sanıklar yönünden hükümler bozularak kamu davaları ölüm nedeniyle düşürüldü; temyiz incelemesi yapılan diğer sanıklar hakkındaki hükümlerin tümü ise aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle diğer yönleri incelenmeden bozuldu. Kararlar oy birliğiyle verildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozulan hükümler yönünden mahkeme, aleyhe bozma ilamına karşı savunması alınmayan sanıkların savunmasını aldıktan sonra yeniden hüküm kuracak; yalnız müdafi beyanı bunun yerine geçmeyecek. Ölen sanıklar hakkında davalar düştüğünden bu sanıklar için yargılama sürmeyecek.
İlgili Mevzuat
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 223/9
Dairenin, derhal beraati gerektiren hâller dışında zamanaşımı gerçekleşen davada düşme kararı verilmesi gerektiğini açıklarken dayandığı hüküm.1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu — m. 253/6
Dairenin, 223/9. maddenin önceki usul kanunundaki karşılığı olarak andığı hüküm.1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu — m. 326/2
Dairenin, aleyhe bozmadan sonra sanıkların savunması alınmadan hüküm kurulmasını savunma hakkının kısıtlanması saydığı hüküm.1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu — m. 321, 322/1
Bozma kararlarının ve ölen sanıklar hakkındaki düşme kararının Yargıtayca verilmesinin usul dayanağı.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 64/1
Hükümden sonra ölen sanıklar hakkındaki kamu davalarının düşürülmesinin dayanağı.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 223/8
Ölüm nedeniyle düşme kararının usul dayanağı.5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — m. 8/1
Temyiz incelemesinde 1412 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının dayanağı.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/141 Esas, 2022/140 Karar
SUÇ : İhaleye fesat karıştırma
HÜKÜMLER : 1- Sanıklardan ... (...) hakkında nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanma, ... (...) hakkında zincirleme kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine (2 kez) ve nitelikli zimmete azmettirme, ... (...) hakkında nitelikli zimmete ve zincirleme kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine azmettirme suçlarından beraat,
2- Sanıklardan ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...) ve ... (...) hakkında bir kısım eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine,
3- Sanıklardan ..., ... (...), ..., ..., ... ve ... hakkında 2 kez, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 1 kez zincirleme kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet,
4- Sanıklardan ... (...) ve ... hakkında zincirleme kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine azmettirme suçundan mahkumiyet,
5- Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ... ve ... hakkında nitelikli zimmet, ... hakkında nitelikli zimmete azmettirme suçundan mahkumiyet,
6- Sanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulmasına.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanıklar ... ve ... müdafiinin 24.05.2022 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen hükümleri, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süre içerisinde 26.05.2022 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşılmakla tebliğnamede yer alan temyiz isteminin reddi yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Kanun'un 253/6. maddesine paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-2 50... .01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanıklar ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair kararlara karşı adı geçen sanıklar müdafiilerinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından bu hükümlere yönelik temyiz taleplerinin, yine 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesi gereğince davayı esastan sonuçlandıran hüküm mahiyetinde olmadığından temyizi mümkün olmadığından müdafiinin sanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulması kararına yönelik temyiz isteminin ve sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin sonuç ceza miktarları itibarıyla yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme taleplerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 3 17... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davaları açıldığı da gözetilerek başvurularının kapsamına göre incelemenin O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar ... (...) ve ... (...) hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik aleyhe, katılanlar Hazine ile İçişleri Bakanlığı vekilinin beraat ve zamanaşımı nedeniyle düşme hükümleri ile mahkumiyet hükümlerine ilişkin vekalet ücretine, katılan ... vekilinin beraat ve mahkumiyet hükümlerine, sanıklar ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ve ... müdafiilerinin ise adı geçen sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Hüküm fıkralarında sanıklardan ... (...)'ün soyadının ..., ...'ın adının sadece ... olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hataları olarak kabul edilmiştir.
1- Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen güncel nüfus kayıt örneklerine göre hükümden sonra sanık ...'ın 09.02.2023, ...'ın 29.12.2023 ve ...'ün 28.05.2026 tarihinde öldüklerinin tespit edilmiş olması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilleri ile sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
2-Sanıklardan ... (...), ..., ... (...), ... (...), ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;
Dairemizin 11.12.2017 tarihli ve 2016/5425 Esas, 2017/5297 Karar sayılı aleyhe hüküm içeren bozma ilamına karşı sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ve ...'ın savunmalarının alınması zorunluluğuna uyulmayıp 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 326/2. maddesine aykırı olarak yalnızca müdafiilerinin beyanı ile yetinilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekilleri ile sanıklar ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle sair yönleri incelenmeyen tüm hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 13.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9827
Karar No
2026/8077
Karar Tarihi
13 Temmuz 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI