CEZA HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 6. Ceza Dairesi
Yağma ile Hırsızlık Ayrımında Şüphe
2024/1145 E., 2026/782 K. · 22 Ocak 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 1 Kasım 2026
Kararın Özeti
Yağma iddiasında tehdidin varlığı yalnız katılanın çelişkili anlatımına dayanıyorsa sanık yağmadan mahkûm edilebilir mi? Yargıtay 6. Ceza Dairesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince eşyanın silahla tehdit edilerek alındığını gösteren bir delil bulunmadığını belirterek eylemi nitelikli hırsızlık olarak değerlendirdi. Daire, katılanın soruşturma ve kovuşturmadaki anlatımlarının birbirini tutmadığını ve tanıkların iddiayı doğrulamadığını belirtti; şikâyetin olaydan birkaç gün sonra yapılmasını da hayatın olağan akışına aykırı saydı. İlk derece mahkemesinin nitelikli yağmadan kurduğu ve bölge adliye mahkemesinin yerinde gördüğü mahkûmiyet oy birliğiyle bozuldu.
Hukuki İlke
Daire, katılanın birbirini tutmayan anlatımları, iddiayı doğrulamayan tanık beyanları ve gecikmiş şikâyet karşısında eşyanın silahla tehdit edilerek alındığının ispatlanamadığı bu dosyada şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğini ve sanığın sabit görülen eyleminin nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul etti.
Sonuç
Nitelikli yağma suçundan kurulan hüküm, sanık müdafiinin temyizi üzerine Tebliğnamedeki bozma görüşüne uygun olarak oy birliğiyle bozuldu. Dava dosyası, ilk derece mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneği ise bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine dönüyor; Daireye göre sanığın şüpheden uzak biçimde sabit görülen eylemi yağma değil, nitelikli hırsızlık olarak değerlendirilmeli.
İlgili Mevzuat
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 142/2-h, 143
Dairenin sanığın sabit görülen eylemine uygun bulduğu nitelikli hırsızlık hükümleri.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 288, 294, 301, 304/1
Dairenin incelemeyi temyiz sebepleriyle sınırlarken andığı hükümler ile dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesinin dayanağı.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — m. 38/4
Dairenin şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğini açıklarken dayandığı masumiyet karinesi hükmü.İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi — m. 6/2
Dairenin masumiyet karinesine ilişkin gerekçesinde andığı sözleşme hükmü.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/4113 E., 2023/3620 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır.
Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince, olay günü gece saat 21.30 sıralarında sanığın katılana silah doğrultmak ve ölümle tehdit etmek suretiyle fotoğraf makinesini zorla aldığı iddia olunmuş ise de; katılanın Cumhuriyet Başsavcılığı'nda vermiş olduğu ifadesinde "...Sanık benim makinemi alıp çantasına attı. Ben geri istedim. Benim çantama giren geri çıkmaz dedi. Bu çantaya giren şeyi tekrar alacak kişi anasının karnından doğmadı dedi, cebinden tabanca çıkardı. Bana doğrulttu, bu sırada kapı çaldı. Bana bu olayı kimseye söyleme, hiç acımam seni öldürürüm dedi. Kapıyı açınca kapıda ... ve ......... gördüm onlar da içeriye girdiler. ... ve .......n belindeki tabancayı gördüğüne eminim ama bu olaylar yaşanırken orada değildiler. ... bana abi bir sorun mu var dedi, ben de korktuğum için yok bir şey dedim. Daha sonra birlikte evden ayrılmalarının akabinde ben ...'ı aradım. ..... beni gasp etti dedim" şeklinde beyanda bulunurken, yargılama aşamasında ise "...Sanık benim fotoğraf makinesini görmek istedi, ben de kendisine bunu verdim baktı. Sonra alıp çantasına koydu, çantanın içerisinde açtığında demir levye ve rambo bıçağı gördüm. Belinde de silah vardı. Kendisinden makinemi geri istedim. Bu çantaya giren şeyi çıkaracak adam daha anasının karnından doğmadı dedi. Belindeki tabancayı çıkardı horozunu kurdu, ayağıma doğrulttu, içinde 16 tane mermi var, hepsini boşaltırım senin üzerine dedi, Lavaboya gitme bahanesiyle odadan ayrılıp ...'ı telefonla aradım. Hemen eve gel dedim, ... yarım saat sonra eve geldi, sana ne oldu gibisinden sorular sordu. Ben de korktuğum için ...'a da bir şey anlatamadım." şeklinde çelişkili beyanlarda bulunması, yine tanık ...'nın soruşturma aşamasında vermiş olduğu 06.08.2021 tarihli kolluk ifadesinde "...Katılanın evine gittiğinde suça konu fotoğraf makinesini oturma odasının köşesinde gördüğünü, sanığın bu esnada fotoğraf makinesini eline hiç almadığını, birlikte film izlediklerini ve gece 01:30 sıralarında normal bir şekilde evden ayrıldıklarını, evden ayrıldıktan sonra katılanın kendisine telefon ederek fotoğraf makinesinin olmadığını ve sanık ...'ın almış olabileceğini kendisine söylediği" şeklinde beyanda bulunması, tanık ....... da katılanın yağma iddiasını doğrulamaması ve katılanın yağma gibi ciddi bir eyleme maruz kaldığını iddia etmesine karşın olaydan 4 (Dört) gün sonra şikayetçi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olması dikkate alındığında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın katılana ait fotoğraf makinesini silahla tehdit yoluyla aldığına dair dosya kapsamına yansıyan herhangi bir delilin bulunmaması karşısında; sanığın her türlü şüpheden uzak sabit görülebilecek tek eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143. maddelerinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin varsayımlara dayanmak suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülerek nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulmuş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birincii fıkrası uyarınca Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
22.01.2026 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.
..
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/1145
Karar No
2026/782
Karar Tarihi
22 Ocak 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI