top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

CEZA HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 6. Ceza Dairesi
Yetkisiz İstinaf Bozmasından Sonra Temyiz

 

2026/1035 E., 2026/1905 K. · 2 Mart 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Bölge adliye mahkemesinin kanunda sayılmayan bir gerekçeyle verdiği bozmadan sonra ilk kez kurulan mahkûmiyet hükmü temyiz edilebilir mi? Yargıtay 6. Ceza Dairesi, bölge adliye mahkemesi bu gerekçeyle bozma kararı veremeyeceğinden, hükmü kendisi kursaydı temyiz yolu açık olacak bu mahkûmiyetin de temyiz edilebileceğini kabul etti. Daire, yetki dışındaki bozmayı ve ona dayanan ilk derece kararını hukuki değerden yoksun saydı. Bölge adliye mahkemesinin duruşma açarak yeniden hüküm kurması gerektiğini belirten Daire, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli yağma hükümlerini katılan vekilinin temyizi üzerine oy birliğiyle bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, bölge adliye mahkemesinin kanunda sınırlı olarak sayılan hâller dışındaki bir gerekçeyle verdiği bozma kararına uyularak ilk derece mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk kez kurulan mahkûmiyet hükmünün, bölge adliye mahkemesince kurulmuş olsaydı temyiz yolu açık olacağından temyiz edilebileceğini kabul etti.

 

Sonuç

 

Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler, katılan vekilinin temyizi üzerine tebliğnameye kısmen uygun olarak oy birliğiyle bozuldu. Dava dosyası bölge adliye mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneği ise ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Önceki bozma kararı ve ona dayanan ilk derece kararı hukuki değerden yoksun sayıldığından bölge adliye mahkemesi duruşma açacak, tarafları çağırıp delilleri değerlendirerek iki suç hakkında yeniden hüküm kuracak.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 280/1-e, 280/1-g, 280/2, 299/1, 304/2
    Daire, bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisini 280/1-e maddesindeki sınırlı hâllerle ölçtü, duruşma açılarak 280/1-g ve 280/2. maddeye göre yeniden hüküm kurulması gerektiğini belirtti, katılan vekilinin duruşmalı inceleme istemini 299/1. madde gereği reddetti ve dosyanın gönderilmesini 304/2. maddeye dayandırdı.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

 

SAYISI : 2025/949 E., 2025/1148 K.

 

SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

 

HÜKÜMLER : Esastan reddi ile onama

 

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

 

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

 

Sanık hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına yönelik katılan vekilinin temyiz istemlerinin yapılan incelenmesinde;

 

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma hükmünün temyiz edilebilirliği bakımından, her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararlarının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği anlaşılmış ise de Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2024 tarihli kararındaki gerekçeler ile bozma kararı verilemeyeceği, böylelikle mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, anılan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk defa kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan mahkûmiyet hükmünün de temyizi kabil olacağı belirlenerek, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;

 

Hükmedilen cezaların süresine göre katılan vekilinin duruşmalı inceleme istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:

 

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılan ... vekili tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede;

 

5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Ankara Batı 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.05.2024 tarihli ve 2023/231 Esas, 2024/284 Karar sayılı dosyasında verilen kararlara yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 16.10.2024 tarihli ve 2024/2119 Esas, 2024/2704 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:

 

1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,

 

2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........

 

Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.

 

Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir.

 

Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).

 

Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 16.10.2024 tarihli ve 2024/2119 Esas, 2024/2704 Karar sayılı kararı sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2025 tarihli ve 2024/743 Esas, 2025/160 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi,

 

Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA,

 

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

 

02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm Ceza Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

Ceza Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 6. Ceza Dairesi

 

Esas No

2026/1035

 

Karar No

2026/1905

 

Karar Tarihi

2 Mart 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Ceza Hukuku

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İnfaz ve Yatar Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page