CEZA HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 6. Ceza Dairesi
Yağmaya Dönüşen Hırsızlıkta İştirak
2026/3682 E., 2026/5041 K. · 15 Haziran 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 30 Ekim 2026
Kararın Özeti
Hırsızlık amacıyla birlikte hareket eden ancak olay yerinde bulunmayan kişi, eylemi gerçekleştirenlerin mağdura cebir kullanmasıyla yağmaya dönüşen olaydan sorumlu tutulabilir mi? Yargıtay 6. Ceza Dairesi, cebre ilişkin iradesi bulunmayan ve olay yerinde olmayan sanıkların, diğerlerinin eylemi olan yağmadan değil, Türk Ceza Kanununun 142/2-b ve 143. maddelerindeki hırsızlıktan sorumlu olacağını kabul etti. Daire, hırsızlık tamamlanıncaya kadar kullanılan cebir veya tehdidin eylemi yağmaya dönüştürdüğünü, tamamlandıktan sonra kaçmak için kullanılmasının ise hırsızlığın yanında ayrı suç oluşturduğunu da açıkladı. İstinafta korunan nitelikli yağma mahkûmiyetleri oy birliğiyle bozuldu.
Hukuki İlke
Daire, bu dosyada başlangıçta hırsızlık iradesiyle birlikte hareket eden ancak olay yerinde bulunmayan ve eylemi gerçekleştirenlerin mağdura uyguladığı cebre ilişkin iradesi olmayan sanıklar yönünden eylemin, cebirle yağmaya dönüşen hâliyle değil, Türk Ceza Kanununun 142/2-b ve 143. maddelerindeki hırsızlık olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul etti.
Sonuç
Daire, sanık müdafilerinin temyiz itirazlarını yerinde bularak nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşüne uygun olarak oy birliğiyle bozdu. Dava dosyası, ağır ceza mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneği ise bölge adliye mahkemesinin 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
İlk derece mahkemesi, olay yerinde bulunmayan sanıkların eylemini Dairenin hırsızlık nitelendirmesini gözeterek yeniden değerlendirecek. Daire öteki temyiz nedenlerini yerinde görmediğinden bozma, bu sanıklar yönünden suçun nitelendirilmesiyle sınırlı kaldı.
İlgili Mevzuat
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 142/2-b, 143
Daire, olay yerinde bulunmayan sanıkların eyleminin bu maddelerdeki hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul etti.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 288, 294, 301
Daire, temyiz incelemesini bu maddeleri gözeterek sanık müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplerle sınırlı yaptı.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 304/1
Daire, dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesinde bu hükme dayandı.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2026/385 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;
Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır.
Cebir veya tehdit, bir kimseyi, malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu, malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır.
Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadarki aşamada kullanılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür.
Tehdit ve cebrin malı, müştekinin hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik olması gerekir. Sonra gerçekleşen cebir ve tehdit, eylemi yağmaya dönüştürmez.
Cebir ve tehdit, malın kendisine teslimine yada geri alınmasını engellemeye yönelik ise eylem yağmaya dönüşecek, tamamlandıktan sonra kendini kurtarmaya, olay yerinden kaçmaya yönelik ise tamamlanan hırsızlık ve ayrıca tehdit veya müessir fiil suçlarından ceza verilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; oluş ve dosya içeriğine göre, katılan ...'in olay günü araba alabilmek için biriktirmiş olduğu 30.000 Dolar ve 100.000,00 TL parayla dolu poşet ile arabasından inerek evine doğru yürüdüğü sırada, dava dışı sanık ...'ın yanındaki diğer yakalanamayan şüpheli ...ile birlikte katılanın elinde bulunan kırmızı poşeti hızlıca alarak kaçmak istedikleri, katılanın direnmesi üzerine katılanı ittikleri ve üzerine doğru şişe fırlatıp para dolu poşeti alarak kaçtıkları olayda, eylemi gerçekleştiren sanıklarla birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıklar ..., ... ve ...'nın başlangıçta hırsızlık iradesi ile katılandan para dolu çantayı almayı amaçladıkları, eylemi gerçekleştiren sanıklar ... ve ...'in eylem sırasında mağdura cebir uygulamalarına ilişkin iradelerinin olmadığı ve olay yerinde de bulunmadıkları gözetildiğinde, sanıklar ..., ... ve ... hakkında, suça konu eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-b ve 143. maddelerinde düzenlenen geceleyin, elde ve üstte taşınan eşyayı özel beceri ile almak suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu düşünülmeden delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek dava dışı diğer sanıkların eylemi olan, hırsızlık olarak başlayıp dönüşen haliyle tamamlanmış yağma suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
15.06.2026 tarihinde karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 6. Ceza Dairesi
Esas No
2026/3682
Karar No
2026/5041
Karar Tarihi
15 Haziran 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI