top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

CEZA HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 7. Ceza Dairesi
Kaçakçılıkta Zincirleme Suç ve Eşya Değeri

 

2026/899 E., 2026/6067 K. · 20 Mayıs 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 18 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Farklı tarihlerde işlenen kaçakçılık eylemleri tek olay sayılabilir mi, zincirleme suçta eşyanın değeri nasıl belirlenir? Yargıtay 7. Ceza Dairesi, aynı suç işleme kararıyla farklı tarihlerde gerçekleştirilen eylemlerde Türk Ceza Kanununun 43. maddesinin uygulanması gerektiğini belirterek, satışların aynı kaynaktan yapılması gibi dosyaya uymayan gerekçelerle zincirleme suçun dışlanmasını hukuka aykırı buldu. Daire, eşyanın gümrüklenmiş değeri değerlendirilirken eylemlerin toplam değerinin değil, değeri en yüksek eylemin esas alınacağını vurguladı. Mükerrer davalar, etkin pişmanlık ihtarı ve müsadere yönlerinden de hata saptanan hükümler oy birliğiyle bozuldu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, aynı suç işleme kararıyla farklı tarihlerde işlenen kaçakçılık eylemlerinde Türk Ceza Kanununun 43. maddesinin uygulanması gerektiğini; zincirleme suçta eşyanın gümrüklenmiş değerinin hafif, pek hafif, normal ya da fahiş sayılmasında eylemlerin toplam değerinin değil, değeri en yüksek eylemin esas alınacağını kabul etti.

 

Sonuç

 

Hükümler, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye kısmen uygun olarak oy birliğiyle bozuldu ve aynı Kanunun 326/son maddesi gereğince sanıkların cezalarındaki kazanılmış hakları saklı tutuldu.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Hükümler bütünüyle bozuldu; yeniden yapılacak yargılamada zincirleme suç hükmü ile eşya değerinin her eylem bakımından ayrı değerlendirilmesi, mükerrer davalar, etkin pişmanlık ihtarı, tekerrür ve müsadere yönleri bozma gerekçesine göre ele alınacak. Sanıkların cezalarındaki kazanılmış hakları saklı tutuldu.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 43
    Dairenin aynı suç işleme kararıyla farklı tarihlerde işlenen eylemler için uygulanması gerektiğini belirttiği zincirleme suç hükmü.

  • 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu — m. 3/23
    Dairenin zincirleme suçta eşyanın değerinin en yüksek değerli eyleme göre belirlenmesi gerektiğini açıklarken andığı değer indirimi hükmü.

  • 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu — m. 5/2, 5/3
    Dairenin etkin pişmanlık ihtarının içeriğini ve mükerrir sanık bakımından etkin pişmanlığa engel durumu değerlendirdiği hükümler.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 223/7
    Dairenin aynı fiil ve kişiler için birden fazla kez açılan davalarda verilmesi gerektiğini belirttiği ret kararının dayanağı.

  • 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu — m. 321, 326/son
    Dairenin bozma kararının ve sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasının dayanağı.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

 

SAYISI : 2020/469 E., 2022/174 K.

 

SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet

 

HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

 

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma

 

Sanıklar hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, sanık ... bakımından tebliğ mazbatasında gerekçeli kararın "sanıkla birlikte aynı konutta ikamet eden ve görünüşe göre 18 yaşını doldurmuş yeğeni ..." adına 06.04.2022 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiş ise de, sanığın eski hale getirme talebi üzerine yapılan kolluk araştırmasında, tebliğ tarihinde sanığın yeğeni ile aynı konutta birlikte ikamet etmediklerinin anlaşılması karşısında, sanık ...'in temyiz isteminin de süresinde olduğu kabul edilmiş, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

 

Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçların sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

 

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.01.2024 tarihli ve 2023/7-302 Esas, 2024/7 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; etkin pişmanlık ihtarı yapılan sanık ...'nun 03.06.2021 tarihli celsede, ödeme imkânının bulunmadığını beyan etmesi ve ödeme iradesinde bulunmaması karşısında, sanığın yanıltılmış sayılamayacağı, sanık ...'in ise adli sicil kaydında bulunan Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/294 E., 2009/217 K. sayılı ilâmı ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan mükerrir olduğu, sanığın kazanılmış hakkı nedeniyle hakkında tekerrür hükümleri uygulanmamakla birlikte 5607 sayılı Kanun'un 5/3. maddesindeki düzenlemenin etkin pişmanlık hükümlerine engel teşkil edeceği anlaşılmakla, Tebliğname'de belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.

 

Ancak;

 

1.Sanık ... hakkında 10.03.2014 tarihli ana iddianame kapsamında anlatımı bulunan 2, 5, 6, 7, 8, 10, 14, 15, 16... numaralı olaylar nedeniyle dava açıldığı, kararın gerekçe bölümünde sanığın sanık ... ile birlikte ...isimli işyerini birlikte işlettikleri bu kapsamda sanık ... hakkında itham olunan suçlarda birlikte hareket ettiklerinin de kabul edilmesine rağmen hüküm fıkrasında yalnızca olay 15, 16... nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması ve sanığın eylemlerinin farklı tarihlerde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla işlenmesi nedeniyle sanık hakkında tayin olunan cezada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

 

2.Sanık ... yönünden; sanığın eylemlerinin farklı tarihlerde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla işlenmesi nedeniyle sanık hakkında tayin olunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirken "ara yakalama dosyalarının incelenmesinde, sanığın müşterilere aynı kaynaktan satış yapması nedeniyle her bir eylem açısından ayrı bir olay olarak değerlendirilemeyeceği" şeklindeki dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

 

3.Sanık ... hakkında ana iddianame konusu 12.12.2013 suç tarihli (OLAY 10) eylemi nedeniyle birleşen Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/4 Esas sayılı dosyasına konu 23.12.2013 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, sanık ... hakkında ise ana iddianame konusu 12.12.2013 suç tarihli (OLAY 9) eylemi nedeniyle birleşen Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/3 Esas sayılı dosyasına konu 23.12.2013 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı anlaşılmakla, 10.03.2014 tarihli ana iddianame konusu OLAY 9 ve OLAY 10 olarak anlatımı bulunan aynı olay ve sanıklar hakkında açılan mükerrer davaların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/7. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

 

4.Sanık ... hakkında yapılan incelemede; 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi kapsamında zincirleme suç kapsamındaki eylemlerde suçun konusunu oluşturan eşyanın gümrüklenmiş değerinin değerlendirilmesinde eylemlerin değeri en fazla olanının dikkate alınması gerektiği, bu itibarla zincirleme suç artırımı yapılan eylemlerdeki toplam gümrüklenmiş değerin esas alınamayacağı, sanık ... bakımından zincirleme suç kapsamında kabul edilen tüm eylemlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi sonucu gümrüklenmiş değerin suç tarihinde "normal" olduğu gözetilmeden "fahiş" değerde olduğu kabul edilerek, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi ve hükmün gerekçe kısmında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirleneceği belirtilmesine ve 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi gereğince hapis cezasının alt sınırının 3 yıl olmasına rağmen, hüküm fıkrasında temel ceza belirlenirken 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi gereğince sanığın "takdiren ve teşdiden 2 yıl 6 ay hapis" cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle hükümde çelişki oluşturacak şekilde hapis cezasının kanuni sınırın da altında belirlenmesi,

 

5.Sanık ... hakkında yapılan incelemede; 10.03.2014 tarihli ana iddianame kapsamında anlatımı bulunan 2, 5, 6, 7, 8, 10, 14, 15, 16... numaralı olaylar nedeniyle dava açıldığı, 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi kapsamında zincirleme suça konu her bir eylemin değerlendirilmesinde gümrüklenmiş değerin "normal" değer kapsamında kaldığı gözetilmeden yalnızca ana iddianame konusu 15, 16... nolu olaylar nedeniyle değerlendirme yapılarak "pek hafif" sınırda olduğu kabul edilmek suretiyle, yazılı şekilde ceza tayini,

 

6.Sanık ... bakımından yapılan incelemede; suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3'üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz." hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanık ... hakkında, Mahkemece suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerleri toplamının iki katı kadar parayı hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödediği takdirde cezada yapılacak indirim oranının 1/2 olacağının bildirilmesi gerekirken, tebliğ edilen ihtaratta "önümüzdeki celseye kadar ödeme yapılması halinde" 1/3 oranında indirim yapılacağının belirtilmesi suretiyle, etkin pişmanlık hususunda beyanı da alınmayan sanığın indirim oranı yönünden yanıltıldığı gözetilerek, sanık hakkında ödeme yapmadığından bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,

 

7.Sanık ... hakkında birleşen Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2014 tarihli ve 2014/3 Esas, 2014/331 Karar sayılı kararında Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/135 E., 2010/480 K. sayılı ilâmının tekerrüre esas alınması nedeniyle, sanığın tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından kazanılmış hakkının bulunmadığı gözetilerek, sanığın adlî sicil kaydında görünen ve tekerrüre esas olan Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/135 E., 2010/480 K. sayılı ilâmının hükümden önce 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ve 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesinde yer alan “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla; Mahkemesince uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre bahse konu ilâmın tekerrüre esas teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken sanığın kazanılmış hakkının bulunduğu şeklindeki gerekçeyle hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,

 

8.Suça konu kaçak sigaraların tamamı hakkında müsadere kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yalnızca numune olarak alınanlar hakkında müsadere kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

 

Açıklanan nedenlerle, sanıkların temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereğince sanıkların cezalarında kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 20.05.2026 tarihinde karar verildi.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm Ceza Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

Ceza Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 7. Ceza Dairesi

 

Esas No

2026/899

 

Karar No

2026/6067

 

Karar Tarihi

20 Mayıs 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Ceza Hukuku

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İnfaz ve Yatar Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page