top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

USUL HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Bedelsiz İade Davasında Yargı Yolu

 

2024/162 E., 2026/848 K. · 12 Şubat 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Orman sınırı dışına çıkarılan ve Hazine adına kayıtlı taşınmazın 6292 sayılı Kanuna göre bedelsiz iadesi için açılan dava hangi yargı yerinde görülür? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, iade koşullarının araştırılmasını ve idarenin iade, rayiç bedel ödeme ya da başka taşınmaz verme yönündeki belirlemelerini idari işlem sayarak davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini kabul etti. İlk derece mahkemesi, adli yargıyı görevli gören kapatılan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozmasına uyarak davayı kabul etmişti. Daire, tapu iptali ve tescil istenmesinin davanın niteliğini değiştirmediğini belirterek kararı oy birliğiyle bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, 6292 sayılı Kanunun 7. maddesine dayanan bedelsiz iade isteminde iade koşullarının saptanmasının ve idarenin iade, rayiç bedel ödeme ya da başka taşınmaz verme yönündeki belirlemelerinin idari işlem niteliğinde olduğunu, hukuki nitelendirme hâkime ait olduğundan tapu iptali ve tescil istenmesinin bu niteliği değiştirmediğini belirterek, temelinde çözülmemiş bir mülkiyet ya da kadastro uyuşmazlığı bulunmayan bu davanın İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi kapsamında idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini kabul etti.

 

Sonuç

 

İlk derece mahkemesi kararı, davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle oy birliğiyle bozuldu. Hükümde, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440/I maddesine göre ilamın tebliğinden sonraki 15 gün içinde karar düzeltme istenebileceği belirtildi. Dosya ilk derece mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Esasa girilerek verilen kabul kararı ortadan kalktı; Daireye göre dava, yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmeliydi.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun — m. 7
    Davacının bedelsiz iade isteminin dayanağı; Daire, bu maddenin idareye geniş takdir yetkisi tanıdığını belirterek iadeye ilişkin belirlemeleri idari işlem saydı.

  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu — m. 2/1-a, 2/1-b
    Dairenin, davanın iptal ve tam yargı davaları kapsamında idari yargıda çözümlenmesi gerektiği sonucunun dayanağı.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 33
    Dairenin, istemin tapu iptali ve tescil olarak adlandırılmasına bağlı kalmadan hukuki nitelendirmenin hâkimce yapılacağına ilişkin dayanağı.

  • 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu — m. 440/I
    Hükümde karar düzeltme yolunun açık olduğunun belirtilmesinin dayanağı.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir. Kişisel verileri korumak için bazı bilgiler site tarafından ayrıca “...” ile gizlenmiştir.

 

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

 

SAYISI : 2020/386 E., 2023/32 K.

 

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

1. Dava konusu .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde bulunan 1 27... parsel sayılı 1.973,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe vasfıyla Hazine adına kayıtlı olup, tapu kaydının beyanlar hanesinde 20 yıldan beri ...'in kullanımında olduğu ve 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarıldığına dair şerh yer almaktadır.

 

2. Davacı ... 14.04.2015 havale tarihli dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın miras bırakanı .. adına iskan tapusu ile tapuda kayıtlı olduğunu belirterek, taşınmazın 6292 sayılı Kanun gereğince bedelsiz olarak iadesinin yapılarak adına tapuya tescil edilmesini talep etmiştir.

 

II. CEVAP

 

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2015/214 Esas, 2016/331 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

 

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.11.2019 tarihli ve 2017/5609 Esas, 2019/6777 Karar sayılı ilamıyla “Somut olayda davacı her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca iadeye tabi olduğunu belirtmiş ise de aynı dava dilekçesinde Hazine adına olan tapu kaydının iptaliyle kendi adına tescilini talep ettiğini belirtmiştir. Hal böyle olunca; davacının tapu iptali ve tescil mahiyetinde olan bu talepleri ile ilgili olarak adli yargı kolu görevli olup, mahkemece tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

 

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla “davacı lehine henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptal ve tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan ve tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iade istemine ilişkin olup, yukarıda belirtilen bedelsiz iade koşullarının bulunduğu değerlendirilmekle” gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu İstanbul ili Beykoz ilçesi ... Mahallesi 1 27... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptaliyle muris ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

 

V. TEMYİZ

 

A. Temyiz Sebepleri

 

1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; ölü kişi adına tescil kararının doğru olmadığını, ayrıca yargılama gider ve vekalet ücreti yönünden kurulan hükmün doru olmadığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.

 

2. Davalı .. vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.

 

B. Değerlendirme ve Gerekçe

 

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda bedelsiz iade koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

 

İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un "2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar" başlıklı 7. maddesinde; "(1) İlgililer tarafından idareye başvurulması ve idarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde;

 

a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir.

 

b) Özel kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskânen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları geçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenler ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması hâlinde önceki maliklerine veya kanuni ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işlemi yapılmaz.

 

c) Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar.

 

(2) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz.

 

(3) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler idareden başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adına tescilli olanlar idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir.

 

(4) Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.

 

Yukarıda izah edilen 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, idareye geniş takdir yetkisinin tanındığı görülmektedir. Zira, idarece iade başvurusu yerinde görülerek taşınmaz iade edilebileceği gibi onun yerine rayiç bedelini ödeyebileceği veya rayiç bedeline uygun başka taşınmaz verebileceği hatta idarenin kanunda belirtilen gerekçelerle taşınmazı iade etmeyebileceği anlaşılmaktadır.

 

Bu noktada kısaca idari eylem ve idari işlemi tanımlamak gerekirse; idari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir.

 

Somut olayda davacılar dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında Hazine adına olan tapu kaydının iptalini ve adına tapuya tescilini talep etmektedir. Dolayısıyla, eldeki davanın hukuki dayanağı ve sebebi 6292 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki bedelsiz iade müessesesidir. Nitekim davacı dava dilekçesinde, idarenin iade taleplerini yerine getirmediğini de dile getirmektedir.

 

Konuya ilişkin olarak yukarıda değinilen kanun hükümleri ve davacının eldeki davadaki talebiyle bunun dayanağı birlikte irdelendiğinde; dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, idareye başvurup başvurmadığı hususlarının saptanması ve sonrasında dayanak tapunun 7/1-a ve b bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tapu kaydı belirtilen nitelikleri taşısa bile, taşınmazın bedelsiz iade edilebilecek nitelikte olup olmadığı, taşınmazın yerine rayiç bedelin ödenmesi ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceği yönünden ayrıca bir belirleme yapılması şeklindeki faaliyetlerin birer idari işlem olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı tapu iptali ve tescil isteminde bulunsa da maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava; davacı lehine henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptaliyle tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan ve tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin idari işlemlerin icrasına yöneliktir. Dolayısıyla işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu; davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı görülmektedir.

 

Bu durumda, açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2. Maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar ile 28.05.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır.

 

Hal böyle olunca; davacının davasının yargı yolu dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

 

VI. KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

Davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

 

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

 

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

 

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

 

12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

İmar Planıyla Hukuki El Atmada Yargı Yolu

Tüm Usul Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2024/162

 

Karar No

2026/848

 

Karar Tarihi

12 Şubat 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page