CEZA HUKUKU · ONAMA
Yargıtay Ceza Genel Kurulu
Hazırlık Hareketi ile Teşebbüs Ayrımı
2023/547 E., 2025/544 K. · 26 Kasım 2025
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 1 Kasım 2026
Kararın Özeti
Mağdurun yanına gitmeden uzaktan söylenen sözler, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs sayılır mı? Yargıtay Ceza Genel Kurulu, icraya başlanmış sayılmak için kastın açıkça anlaşılmasının yetmediğini, hareketin sonuca elverişli olması ve mağdur için ciddi, somut bir tehlike doğurması gerektiğini belirterek bu sözleri hazırlık hareketi saydı. Yargıtay 8. Ceza Dairesi eylemi hileyle işlenen teşebbüs kabul edip beraati bozmuştu. Kurul bozmayı kaldırıp beraati ikinci müzakerede oy çokluğuyla onadı; dokuz üye itirazın reddini savundu.
Hukuki İlke
Kurul, icra hareketlerinin başlangıcını suç tanımındaki hareketlerle yakın bağlantı ve suçun konusu için doğan somut tehlike ölçütüyle belirleyen nesnel yaklaşımı esas alarak, bu dosyada olayın koşullarını birlikte değerlendirip mağdurun yanına gitmeden uzaktan söylenen sözleri kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun icrasına başlama değil hazırlık hareketi saydı.
Sonuç
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı, hazırlık ve icra hareketi ayrımına ilişkin uyuşmazlık yönünden kabul edildi; Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bozma kararı kaldırıldı ve ilk derece mahkemesinin beraat hükmü onandı. Karar, birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından ikinci müzakerede oy çokluğuyla verildi. Dava dosyası, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Sanık hakkındaki beraat hükmü korundu; Yargıtay 8. Ceza Dairesinin teşebbüsten mahkûmiyet yönündeki bozması ortadan kalktı. Eylem hazırlık aşamasında kaldığından Kurul gönüllü vazgeçmeye ilişkin ikinci uyuşmazlığı incelemedi.
İlgili Mevzuat
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 109/1, 109/2
Kurulun, sözlerin hangi suç tipine yöneldiğini değerlendirirken esas aldığı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ve hile nitelikli hâli.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 35/1
Kurulun, icraya başlanıp başlanmadığını belirlerken dayandığı teşebbüs hükmü.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 109/2, 109/3-f, 35
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, eylemi teşebbüs aşamasında kalan nitelikli suç sayarak bozma kararında uygulanmasını istediği hükümler.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 36
Başsavcılığın ikinci itiraz nedeni olan ve eylem hazırlık hareketi sayıldığından Kurulca incelenmeyen gönüllü vazgeçme hükmü.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 223/2-a
İlk derece mahkemesinin Kurulca onanan beraat hükmünün dayanağı.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 308
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Daire kararına itirazının önce Daire tarafından incelenip Kurula gönderilmesinin usul dayanağı.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 1102-520
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Teşebbüs aşamasında kalan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin Bandırma 3. Asliye Ceza Mahkemesince 19.04.2016 tarih ve 1102-520 sayı ile verilen hükmün, mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 11.09.2023 tarih ve 14345-5980 sayı ile; "...sanığın yaşı küçük mağdureye, mağdurenin yaşı itibarıyla hile niteliğinde olan 'Gel seni babana götüreceğim, sana bisiklet alacağım.' şeklinde sözler söylediği, bu esnada aracından indiği ve aracın arka kapısını açtığı, mağdurenin kabul etmemesi üzerine olay yerinden ayrıldığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin hazırlık hareketleri safhasını geçerek hileli davranışların icrasına başladığı fakat eylemin sanığın elinde olmayan nedenlerle sonlanamadığı böylelikle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmış olup sanığın 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve 35 inci maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.10.2023 tarih ve 311940 sayı ile; "...Teşebbüse ilişkin olarak, failin elinde bulunmayan nedenlerle suçun tamamlanamadığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bu anlamda, sanığın mağdura yönelik hazırlık hareketini aşan icrai bir hareketi bulunmadığı gibi, söylenen sözler itibarıyla hileli davranışların icrasına başlandığının kabulü hâlinde dahi, başkaca bir engel hâli bulunmadığı hâlde eyleme kendiliğinden son veren sanık hakkında gönüllü vazgeçme hükmünün uygulanma koşullarının oluşacağı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 06.11.2023 tarih ve 3680-8482 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun hazırlık hareketini mi yoksa icra hareketini mi oluşturduğu,
2- İcra hareketini oluşturduğu sonucuna ulaşılması hâlinde sanık hakkında TCK'nın 36. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme hükmünün uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığı,
Hususlarının belirlenmesine ilişkindir.
IV. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve (1) Numaralı Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 16.04.2025 tarihli ve 262-171 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, TCK’nın109. maddesinde düzenlenmiş ve birinci fıkrasının bir numaralı bendinde; "bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırak[mak]" olarak tanımlanmış, kişinin, "fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanması", aynı maddenin ikinci fıkrasında nitelikli hâllerden biri olarak yer almıştır.
Suçun temel şeklinin tipik eylemi, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmaktır. Normun ikinci fıkrasında yer alan nitelikli hâlin gerçekleşmesi ise; suçun temel şeklinin işlenmesi için veya işlendiği sırada cebir, tehdit veya hile kullanılmasına bağlıdır. Suçun işlenmesi için kullanılan cebir, tehdit veya hilenin, doğrudan bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak (fiziki) fiilleriyle bir bütünlük arz etmesi gerekir.
TCK'nın 109. maddesinin ikinci fıkrasında nitelikli hâl olarak sayılan hile; söz, hareket veya diğer davranışlarla bir kişinin bilerek aldatılması ve yanıltılmasıdır. Hile ile kendisinde yanlış düşünce uyandırılan kişi, belli bir davranışa sürüklenmekte ve buna zorlanmaktadır. Hilenin alıkoyma veya kaçırmaya yönelik olması gerekir. Ayrıca hile aldatıcı nitelikte de olmalıdır. Vaat ile hile birbirine karıştırılmamalıdır. Ancak mağdurun yaşı, tecrübesizliği, içinde bulunduğu korku ve endişe hâli gibi nedenlerle esasen hür iradesi ile kabul etmeyeceği bir hususta vaatte bulunularak iradesinin kırılması durumunda hilenin varlığı kabul edilmelidir. Bu nedenle bir şeyin hile olup olmadığı her somut olaydaki koşullara göre değerlendirilmeli ve mağdurun kandırılıp direncinin kırılıp kırılmadığı belirlenerek bir sonuca ulaşılmalıdır.
Doktrinde; "Hile, kişiyi kandırmak için kullanılan bir yöntemdir. Hile, gerçek olmayanı gerçekmiş gibi göstererek failin kandırılmasını sağlar. Kandırılmış olan kişi de, gerçeği bilseydi yapmayacağı bir davranışı yapar. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda kullanılan hileyle kandırılan kişi, bir yerden diğer bir yere kendi iradesiyle gider veya gitmez. Ancak, bu irade, kandırılmış olduğundan özgür irade değildir." şeklinde görüşlere yer verilmiştir (Serap Keskin Kiziroğlu, Özel Ceza Hukuku, 3. Cilt, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, 2018, s. 86-87).
Öte yandan, TCK'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında; "Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur." şeklinde tanımlanan teşebbüsün varlığından söz edilebilmesi için;
1- Kasıtlı bir suç işleme kararı olmalı,
2- Elverişli hareketlerle suçun doğrudan doğruya icrasına başlanmalı,
3- Failin elinde bulunmayan nedenlerle suç tamamlanamamalı ya da amaçlanan sonuç gerçekleşmemelidir.
Suça teşebbüste fail, suçu tamamlamak amacıyla hareket etmesine karşın, elinde olmayan nedenlerden dolayı fiilini gerçekleştirememekte, bu durumda kişiye tamamlanmış suça oranla daha az ceza verilmektedir.
Suç yolunda gerçekleştirilen hazırlık hareketlerinin tamamlanmış suç kabul edilip cezalandırılmadığı hâllerde eylemin hangi şartlarda icra hareketi sayılacağı sorunu ile karşılaşılır. Sorunun çözümü bağlamında ortaya konan ve TCK'nın 35. maddesinin gerekçesinde; "Eğer failin kastının şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkmasıyla icranın başlayacağı yolundaki sübjektif ölçüt kabul edilirse, kişinin düşüncesi ve yaşam tarzı dolayısıyla cezalandırılmasına varabilecek bir uygulamaya yol açılacaktır. Çünkü hazırlık hareketleri aşamasında da kastın varlığının şüpheye yer vermeyecek biçimde tespit edilebilmesi mümkün olup, böyle bir ölçüt hazırlık–icra hareketleri ayrımı konusunu bir kanıtlama sorunu haline getirmektedir...Açıklanan bu nedenlerle, Tasarıdaki 'kastı şüpheye yer bırakmayacak' ölçütü madde metninden çıkartılmış ve bunun yerine 'doğrudan doğruya icraya başlama' ölçütü kabul edilmiştir. Böylece işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketlerin yapılması durumunda suçun icrasına başlanılmış sayılacaktır." denilmekle benimsenen (Artuk/Gökçen/Yenidünya, Genel Hükümler, (7), s. 569-570; Centel/Zafer Çakmut, (4), s. 455; Öztürk/Erdem, kn. 359; Hakeri, Ceza Hukuku, (15), s. 423 vd.; Özbek, Teşebbüs ve Kusurluluğa, s. 20; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri, s. 408) ve ayrıca Yargıtay tarafından da uygulanagelen (YCGK, 19.10.2010 tarihli ve 153/206 sayılı kararı) objektif teori-Frank formülüne göre; suçun kanuni tarifinde unsur veya nitelikli hâl olarak belirtilmiş hareketlerin gerçekleştirilmesi durumunda icra hareketlerinin başladığını kabul etmek gerekir. Gerçekleştirilen bir hareketin icra hareketi teşkil edip etmediğinin belirlenmesinde hareketin harici olarak değerlendirilmesiyle yetinilmemeli, özellikle bu hareketin suçun konusuyla yakın bağlantı içerisinde olup olmadığı ve suçun konusu bakımından tehlikeye sebebiyet verip vermediği de araştırılmalıdır. Bir hareket kısmi olarak tipik olmasa da mahiyeti itibarıyla yapılan değerlendirmeye göre tipik harekete zorunlu olarak bağlı ise icra hareketi sayılmalıdır (Fatih Selami Mahmutoğlu - Av. Serra Karadeniz-LLM, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümleri Şerhi, s. 792, 793, 794; İçel, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 503 vd.; Artuk/Gökçen/Yenidünya, Genel Hükümler, (7), s. 569-570; Centel/Zafer Çakmut, (4), s. 455; Öztürk/Erdem, kn. 359; Hakeri, Ceza Hukuku, (15), s. 423 vd.; Özbek, Teşebbüs ve Kusurluluk, s. 20; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri, s. 408).
B. Hukuki Değerlendirme
20.08.2015 tarihinde 8 yıl, 9 ay, 27 günlük olup ilkokul son sınıfta okuyan mağdurun, komşularının bahçesinde arkadaşları ile birlikte oyun oynadığı sırada, sanığın sevk ve idaresinde bulunan 10 A.. ** plaka sayılı araç ile mağdurun bulunduğu yere yaklaşık 7-8 metre mesafede durduğu, akabinde aracından inen sanığın herhangi bir tanışıklığı bulunmayan mağdura hitaben "Gel seni babana götüreceğim, sana bisiklet alacağım." şeklinde sözler söyleyip aracının arka kapısını açtığı, mağdurun bu sözlere kanmayıp araca binmeyi reddetmesi üzerine ise sanığın aracı ile olay yerinden ayrıldığı kabul edilen olayda;
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli halinin işlenmesi için kullanılan cebir, tehdit veya hilenin, doğrudan bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak (fiziki) fiilleriyle bir bütünlük arz etmesinin ve suçun icra hareketlerine başlandığından söz edilebilmesi için, failin kastının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması tek başına yeterli olmayıp fiilin/kullanılan aracın suçun kanuni tanımında öngörülen neticeyi gerçekleştirmeye elverişli olmasının ve suçun konusu/mağduru bakımından da ciddi-somut tehlikeye sebebiyet vermesinin gerekmesine nazaran; mağdurun ilkokul son sınıf öğrencisi olması, olay sırasında komşularının bahçesinde arkadaşları ile birlikte bulunması, sanık ile mağdur arasında herhangi bir tanışıklığın mevcut olmaması ve sanığın suça konu sözlerini aracının yanından ayrılmadan uzak mesafeden söylemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, eylemin bu hâliyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun icra hareketleri kapsamında kalmayıp hazırlık hareketi niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının (1) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dokuz Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın (1) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Ulaşılan sonuç karşısında (2) numaralı uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının (1) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından KABULÜNE,
2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 11.09.2023 tarihli ve 14345-5980 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Usul ve kanuna uygun olan Bandırma 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ve 1102-520 sayılı hükmünün ONANMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede (1) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 26.11.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/547
Karar No
2025/544
Karar Tarihi
26 Kasım 2025
Oy Durumu
Oy çokluğu
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI