top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

CEZA HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay Ceza Genel Kurulu
Cumhurbaşkanına Hakarette Hukuka Uygunluk

 

2026/260 E., 2026/294 K. · 6 Mayıs 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Sosyal medyadaki bir paylaşım nedeniyle Cumhurbaşkanına hakaretten mahkûmiyet kurulurken mahkemenin ifade özgürlüğünü tartışması gerekir mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu, fiilin suç tipine uyduğu ve kasten işlendiği kabul edilse bile düşünceyi açıklama hakkına dayanan bir hukuka uygunluk sebebinin bulunup bulunmadığı tartışılmadan kurulan hükmü gerekçesiz saydı. Yargıtay 4. Ceza Dairesi paylaşımı ağır siyasi eleştiri sayarak mahkûmiyeti bozmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı suçun oluştuğunu ileri sürmüştü. Kurul itirazı değişik gerekçeyle kabul ederek Daire kararını kaldırdı ve bölge adliye mahkemesinin kararını oy birliğiyle bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Kurul, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kurulan mahkûmiyette sübut, suç tipine uygunluk ve kast yönünden gösterilen gerekçe yeterli olsa bile, ifadenin toplumsal tartışmaya veya kişinin kendini gerçekleştirmesine katkısı da gözetilerek ifade özgürlüğüne dayanan bir hukuka uygunluk sebebinin bulunup bulunmadığı tartışılmadan kurulan hükmün yasal ve yeterli gerekçe taşımadığını kabul etti.

 

Sonuç

 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı değişik gerekçeyle kabul edildi, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bozma kararı kaldırıldı ve bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararı, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hüküm kurulduğu için diğer yönleri incelenmeden oy birliğiyle bozuldu. Dava dosyası ilk derece mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneği ise bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Daire kararı ortadan kalktı ve dosya ilk derece mahkemesine döndü; mahkeme, paylaşımın düşünceyi açıklama hakkı kapsamında kalıp kalmadığını olaya özgü gerekçeyle tartışarak yeniden karar verecek. Kurul, paylaşımın suç oluşturup oluşturmadığına ilişkin asıl uyuşmazlığı çözmedi.

 

İlgili Mevzuat

 

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — m. 141
    Kurulun, hukuka uygunluk sebebi tartışılmadan kurulan hükmü gerekçesiz sayarken dayandığı kararların gerekçeli olması hükmüdür.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 34, 230
    Kurulun, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gerekenleri açıklarken ve bozmayı gerekçe eksikliğine dayandırırken andığı hükümlerdir.

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 299
    Sanığa isnat edilen Cumhurbaşkanına hakaret suçunun ve Kurulun demokratik toplumda gereklilik yönünden değerlendirilmesini istediği mahkûmiyetin dayanağıdır.

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 26
    Kurulun, hakkın kullanılmasını hukuka uygunluk sebebi olarak anarak düşünceyi açıklama hakkının tartışılması gerektiğini belirttiği hükümdür.

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — m. 26
    Kurulun, düşünceyi açıklama özgürlüğünün anayasal güvencesini hatırlattığı hükümdür.

  • İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi — m. 10/1
    Kurulun, ifade özgürlüğünün uluslararası güvencesini açıklarken andığı hükümdür.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 304/2-a
    Bozma üzerine dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesinin dayanağıdır.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 308
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Daire kararına itirazının ve dosyanın Kurula gelmesinin usul dayanağıdır.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

KARARI VEREN

 

YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi

 

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

 

SAYISI : 1454-1041

 

I. HUKUKÎ SÜREÇ

 

Sanığın Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299/1-2, 62, 53... /6. maddeleri uyarınca 11... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.05.2018 tarihli ve 981-415 sayılı hükmün, sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesince 23.12.2020 tarih ve 1454-1041 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine; bu kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 07.10.2025 tarih, 6711-15324 sayı ve oy çokluğu ile; "...Sanığın iddianameye konu paylaşımının muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı düşünülmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

 

Daire Başkanı ... ve Daire Üyesi ...; "...Sanık ...'in 03.12.2016 tarihinde kendisine ait sosyal medya hesabından üzerinde dansöz kıyafeti bulunan bir bayanın yüz kısmına Cumhurbaşkanının resminin montajlandığı ve 'Karşınızda Orta Doğunun en kıvrak dansözü' yazılı olan resmi paylaştığı ve bu resmin üst kısmına 'Hiç bir dansöz bu kadar kıvrak olmadı' şeklinde yorum yazdığı, sanık tarafından paylaşılan resmin ve söylenen sözlerin eleştiri sınırlarını aşan ve Cumhurbaşkanının toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu ve bu nedenle sanığın üzerine atılı bulunan suçun oluştuğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun mahkûmiyet hükmünün bozulması yönündeki düşüncesine iştirak etmiyoruz." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

 

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 29.12.2025 tarih ve 78912 sayı ile; "...Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinden başka bir kullanıcının paylaştığı ...'ın kürsüde 'karşınızda Orta Doğunun en kıvrak dansözü' şeklinde konuşma balonu ile konuştuğu, Cumhurbaşkanı ...'ın da dansöz kıyafeti giydirilmiş ve montajlanmış olarak gösterildiği ve üzerinde 'hiç bir dansöz bu kadar kıvrak olamadı' yazılı görsele 03.12.2016 tarihinde 'her gazinoya lazım böyle bir dansöz' şeklindeki paylaşım ve yorumunun, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

 

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 03.03.2026 tarih, 13480-4594 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

 

III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN

 

Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de bazı Ceza Genel Kurulu Üyelerince gerekçeli kararın, Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34, 2 30... . maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin tartışılmasında zorunluluk bulunduğunun ileri sürülmesi üzerine Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmiştir.

 

IV. GEREKÇE

 

A. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar

 

Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 2023/540 E. - 2025/264 K. sayılı kararında açıklandığı üzere;

 

Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.

 

Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.

 

Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür.

 

Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.

 

Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir.

 

CMK'nın "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında;

 

"Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.",

 

"Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde de;

 

"(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:

 

a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.

 

b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.

 

c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanunu'nun 61... . maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.

 

d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.

 

(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.

 

(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.

 

(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir."

 

Hükümlerine yer verilmiştir.

 

Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2003/7-223, 2003/2 39... /4-23, 2004/38 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere;

 

Karar; sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşur. Sorun bölümünde, somut olay ile suçun işlenmesindeki özellikler ve suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, gerekçe kısmında mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ, diğer bir söylemle neden bu sonuca varıldığı anlatılmalı ve hukuki nitelendirme yer almalıdır. Sonuç, hüküm kısmında ise CMK'nın 34... . maddeleri uyarınca, verilen kararın ne olduğu, uygulanan yasa maddeleri, hükmolunan ceza miktarı, yasa yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.

 

Gerekçe/esbabı mucibe; tarafların esasa müessir iddia, savunma ve taleplerinin dinlendiğini, hangisinin hangi nedenle makbul addedilip üstün tutulduğunu, hangi beyan ya da delilin niçin kabul edilmediğini (İHAM Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85, Boldea/Romanya, B. No: 19997/02, 15/2/2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91, 9/12/1994, § 27.), bu cümleden olarak; maddi vakıanın kabulüne hangi delillere dayanılarak ulaşıldığını açıklamalıdır. Karar mahkûmiyete ilişkin ise; eylemin hangi suçu oluşturduğuna dair hukuki değerlendirmeler ile cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesine ilişkin kriterlerin, somut olaya özgü hangi olgusal temellere göre belirlendiğini gösterilmelidir.

 

Yargılama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan vicdani kanaatin oluşum sürecinin in'ikâsı olan gerekçe; akla, bilime, hukuka ve dosya kapsamına uygun, tarafların ve kamuoyunun ikna ve güveni ile kanun yolu mahkemelerinin denetimine elverişli yeterlilikte (Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33.) olduğunu açıkça ortaya koymalı, gerek kendi içinde gerekse hüküm fıkrası ile çelişki oluşturacak ifade ve unsurlar barındırmamalıdır.

 

Nihayet bir cihette hükmün meşruiyetini tahkim eden hukuki ve edebi bir metin olması itibarıyla insan onuruna, mahkemenin mehabetine, hukuk biliminin gerekleri ile temel kavramların da özgün anlamları ile kullanıldığı Türkçenin belagat ve selasetine yaraşır bir üslupla kaleme alınmalıdır.

 

Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34.).

 

Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi, CMK'nın 289/1-9 ve 1412 sayılı CMUK'nın 308/7. maddeleri uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır.

 

İncelemeye konu Cumhurbaşkanına hakaret suçu (TCK madde 299) bakımından ön sorun bağlamında ayrıca bir hukuka uygunluk sebebi bulunup bulunmadığı tartışmasının da yapılması gerekecektir.

 

Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 04.03.2026 tarihli ve 9-135 sayılı kararında da izah edildiği üzere;

 

Bir hukuka uygunluk sebebi varsa, tipik eylemin suç teşkil etmeyeceğinde şüphe yoktur. Hukuka uygunluk sebepleri TCK'nın 24... . maddelerinde düzenlenmiştir. Hakkın kullanılması da 26. maddede bir hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edilmiş ve hakkını kullanan kimseye ceza verilemeyeceği açıkça vurgulanmıştır (TCK madde 26/1).

 

Düşünceyi açıklama özgürlüğü temel insan haklarından biri olarak; Anayasa'nın 26, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 19 ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10/1. maddelerinde en üst düzeyde güvence altına alınmıştır.

 

Hakaret suçlarının yapısı ve niteliği itibarıyla, hukuka uygunluk sebebi olarak düşünce ve düşünceyi açıklama hakkı gündeme gelecektir. Bu bağlamda fiil tipe uysa ve kasten işlense de düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında kalmakta ise hukuka uygun olması nedeniyle suç teşkil etmeyecektir.

 

Bununla birlikte, kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, gerekli tedbirler niteliğinde olarak, hakkın özüne dokunmayan, tahdidi olarak belirlenmiş anayasal ve yasal sebeplerle sınırlanabilir.

 

Zikredilen bağlayıcı temel metinler ile AYM ve İHAM'ın istikrar kazanmış içtihadları ışığında konu değerlendirildiğinde mes'elenin özünün, birbiriyle çatışan iki hak arasında adil bir denge kurmaktan ibaret olduğunu söylemek mümkündür. Bu cümleden olarak, Cumhurbaşkanına hakaret suçu bağlamında bu adil denge; normun koruduğu değer olan Cumhurbaşkanının şahsi onur ve saygınlığı yanında nezdinde temsil edilen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin şahsı manevisinin itibarı ile kişilerin temel ve doğal haklarından olan ifade özgürlüğü arasında kurulmalıdır.

 

Korumaya değer ifadenin öncelikle, demokratik toplumdan beklenen hoşgörü ve toleransı hak eder bir amaca hizmet edip etmediği, ezcümle aktüel bir toplumsal tartışmaya ya da kişinin kendisini gerçekleştirmesine katkı sunup sunmadığı da gözetilerek; TCK'nın 299. maddesi gereğince kurulan mahkûmiyet hükmünün, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olup olmadığı her somut olay özelinde, olgusal temellere dayanan gerekçelerle hüküm mahkemesince değerlendirilmelidir.

 

B. Hukuki Değerlendirme

 

Sanığın, başka bir kullanıcı tarafından paylaşılan ...'ın "Karşınızda Ortadoğu'nun en kıvrak DANSÖZÜ!" şeklindeki konuşma balonuyla konuştuğu fotoğraftaki dansöz kıyafeti giydirilmiş bir kadının yüzüne Cumhurbaşkanının yüzünün fotomontajla yerleştirildiği gönderiyi kendi sosyal medya hesabında "Her gazinoya lazım böyle bir dansöz." ibarelerini yazmak suretiyle paylaştığı Derece Mahkemeleri ve Özel Dairece kabul edilen dosyada;

 

Mevcut delillerin nelerden ibaret olduğu, hangi delillere istinaden kabul edilen sübuta ulaşıldığı, savunma argümanlarının neden reddedildiği, sübutu kabul edilen fiilin, müsnet suç için öngörülen tipe hangi surette uyduğu ve kasten hareket edip etmediği hususlarında serdedilen gerekçenin yeterli olduğu kabul edilebilir ise de;

 

Tipe uygun ve kasten işlendiği kabul edilen fiil ile ilgili olarak yukarıda belirtilen ilkeler ışığında bir hukuka uygunluk sebebi bulunup bulunmadığı hususunun tartışmasız bırakıldığı görüldüğünden, gerekçenin bu yönüyle Anayasa'nın 141 ile CMK'nın 34, 2 30... . maddelerinde öngörülen şart ve teminatları taşımadığının kabulü gerekir.

 

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın, gerekçesiz şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

 

V. KARAR

 

Açıklanan nedenlerle;

 

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,

 

2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07.10.2025 tarihli ve 6711-15324 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

 

3- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 23.12.2020 tarihli ve 1454-1041 sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının, Anayasa'nın 141 ile CMK'nın 34, 2 30... . maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmemek suretiyle hüküm kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

 

4- Dosyanın, CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm Ceza Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

Ceza Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

 

Esas No

2026/260

 

Karar No

2026/294

 

Karar Tarihi

6 Mayıs 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Ceza Hukuku

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İnfaz ve Yatar Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page