top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

USUL HUKUKU  ·  TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Manevi Tazminat Davasında Temyiz Sınırı

 

2026/118 E., 2026/156 K. · 11 Mart 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Yargıtay hukuk dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla manevi tazminat davasında verdiği karara karşı, dava değeri ne olursa olsun temyize başvurulabilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, manevi tazminat davalarına tanınan miktar istisnasının yalnız istinaf için geçerli olduğunu, bu kararların temyizinde de bölge adliye mahkemesi kararlarındaki parasal sınırın uygulanacağını kabul etti. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46. maddesine dayanan davayı görevsizlik nedeniyle usulden reddeden Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararı temyiz edilmişti. Dava değeri, temyiz edilen kararın verildiği tarihteki temyiz sınırının altında kaldığından Kurul, temyiz başvurusunu miktar yönünden oy birliğiyle reddetti.

 

Hukuki İlke

 

Kurul, Yargıtay hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararların temyizinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362. maddesindeki parasal sınırı uyguladı; manevi tazminat davalarına 341. maddenin ikinci fıkrasıyla tanınan istisnanın temyiz için geçerli olmadığını kabul etti.

 

Sonuç

 

Davacıların temyiz başvurusu, dava değeri temyiz sınırının altında kaldığından miktar yönünden oy birliğiyle reddedildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin görevsizlik nedeniyle verdiği usulden ret kararı, temyiz incelemesine konu olmadan yerinde kaldı. Kurul, temyiz sınırının altındaki bir karar için dosya kendisine gönderilmişse geri çevirmeden temyiz isteğini reddedebileceğini belirtti.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 341/2, 362/1-a, Ek 1
    Kurulun, manevi tazminat davalarına istinafta tanınan miktar istisnasının temyizde bulunmadığını ve ilk derece sıfatıyla verilen daire kararlarına da temyiz parasal sınırının uygulanacağını belirlediği hükümler.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 366, 346
    Temyiz sınırının altındaki karara karşı verilen temyiz dilekçesinin reddine ilişkin, Kurulun İçtihadı Birleştirme Kararıyla birlikte uyguladığı hükümler.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 46
    Davacıların manevi tazminat isteminin dayandığı hüküm.

  • 2797 sayılı Yargıtay Kanunu — m. 15/3
    Kurulun, dairelerin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği hükümleri temyiz yoluyla incelediğini belirttiği görev hükmü.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Mevzuat Notu: Bu karardan sonra 7589 sayılı Kanunla (Resmî Gazete, 31 Temmuz 2026) bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği bazı kararlarda temyiz parasal sınırı yeniden düzenlendi. Karardaki değerlendirme, kararın verildiği tarihteki hükümlere göredir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)

 

SAYISI : 2025/94 E., 2025/119 K.

 

1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen 26.06.2025 tarihli ve 2025/94 Esas, 2025/119 Karar sayılı karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 

2. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği düşünüldü:

 

3. Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 46. maddesine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.

 

4. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle, 02.06.2025 tarihli dava dilekçesi ile temyiz dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde, toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın tahsilinin istenmesi ve davanın usulden reddine karar verilmesi karşısında, davacılar vekili tarafından temyize konu edilen kararın miktar itibari ile temyizi kabil nitelikte olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.

 

5. Bu aşamada istinaf ve temyize ilişkin yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır.

 

6. Bölge Adliye Mahkemeleri 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçmiş olup, bu tarihten itibaren 6100 sayılı Kanun’un istinaf ve temyiz hükümleri uygulanmaya başlanmıştır.

 

7. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun istinaf yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 341. maddesi;

 

“…(1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:

 

a) Nihai kararlar.

 

b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.

 

(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir…” düzenlemesini içermektedir.

 

8. İlk derece mahkemeleri tarafından verilen ve miktar veya değeri 3.000,00 (yeniden değerleme oranlarına göre hesaplandığında 2025 yılı için 40.000,00) Türk lirasını geçmeyen mal varlığına ilişkin davalardaki kararlar kesindir. Kesinlik sınırı bakımından manevi tazminat istemleri için bir istisna getirilmiş ve miktarı ne olursa olsun manevi tazminata ilişkin kararlara karşı istinaf yoluna başvurunun mümkün olduğu belirtilmiştir.

 

9. Aynı Kanun’un temyiz edilemeyen kararları düzenleyen 362. maddesinde;

 

“…(1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:

 

a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar…” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.

 

10. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince manevi tazminat davaları yönünden kesinlik sınırı olmaksızın istinaf yoluna başvurulabilmesine rağmen temyize ilişkin olarak bu şekilde bir istisna yer almadığından manevi tazminat açısından temyiz kesinlik sınırı göz önüne alınarak temyizin mümkün olup olmadığı değerlendirilecektir.

 

11. Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı; karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır.

 

12. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 02.01.2017 tarihli ve 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen (08.03.2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun ile kanun hükmü olarak kabul edilen) “Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri” başlıklı 15. maddesinin 3. fıkrasında;

 

“…İlk derece mahkemesi olarak ilgili dairelerce verilen hükümlerin temyiz yoluyla incelemesini yapmak…” hükmü yer almaktadır.

 

13. Bu hükümde Özel Dairelerce ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği ve Hukuk Genel Kurulunun bu kararları temyiz yoluyla inceleyeceği belirtilmektedir.

 

14. Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz incelemesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medenî Usul Hukuku, 2. Baskı, Kasım 2018 s. 645).

 

15. Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla veya istinaf incelemesi sonucu verdiği kararlar için dahi ayrım yapılmaksızın 6100 sayılı Kanun’un 362. maddesinde belirtilen kırk bin Türk liralık temyiz kesinlik sınırı uygulandığından Yargıtay hukuk dairelerince ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararların temyizi için de bu parasal sınırın esas alınması ve bu miktarı geçen kararlara karşı temyiz yolunun açık olduğunun kabul edilmesi gerekir. Aksinin kabulü hâlinde Kanun’un bölge adliye mahkemesi için ilk derece mahkemesi veya istinaf incelemesi yapan mahkeme olarak tanıdığı kırk bin Türk lirası parasal sınır dâhilinde kesin karar verme yetkisini Yargıtay hukuk dairelerine tanımadığı gibi bir sonuç ortaya çıkar ki, kanun koyucunun bunu amaçladığından bahsedilemez.

 

16. Yukarıda belirtildiği üzere miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar temyiz edilemez. 6100 sayılı Kanun’un Ek Madde 1 hükmüne göre de 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. Bu hükümlere göre hesaplama yapıldığında 2025 yılı için temyiz kesinlik sınırı 544.000,00 TL’dir.

 

17. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesinin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. maddesi uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak bu hükme rağmen temyiz edilen karar kesin olduğu hâlde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarihli ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Hukuk Genel Kurulu tarafından temyiz talebinin reddine karar verilebilecektir. Bu İçtihadı Birleştirme Kararı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri nedeniyle verilmiş olsa da 6100 sayılı Kanun’daki benzer düzenlemeler de aynı yorum ve sonucu doğurduğu için 6100 sayılı Kanun hükümlerine göre temyiz yönünden de uygulanması gerekir.

 

18. Tüm bu açıklama ve yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda davacılar tarafından toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın tahsili talep edilmiş, Özel Dairece davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve dava konusu 80.000,00 TL manevi tazminat yönünden davacılar vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. Bu durumda dava değerinin 2025 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, temyiz başvurusunun miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

 

KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

Davacılar vekilinin temyiz başvurusunun miktardan REDDİNE,

 

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

 

11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm Usul Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

 

Esas No

2026/118

 

Karar No

2026/156

 

Karar Tarihi

11 Mart 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page