top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

USUL HUKUKU  ·  BOZMA  ·  TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Kısa Karar ile Gerekçeli Karar Çelişkisi

 

2026/342 E., 2026/316 K. · 6 Mayıs 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Mahkemenin duruşmada açıkladığı kısa karar ile sonradan yazdığı gerekçeli karar farklı olursa ne olur? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını belirterek kısa kararla çelişen gerekçeli kararı tek başına bozma nedeni saydı. İstihkak davasında bölge adliye mahkemesinin direnme kararına ait kısa kararda yalnız konusuz kalan dava hakkında hüküm kurulup diğer hususlar gerekçeli karara bırakılmış, gerekçeli kararda ise tazminat talebi hakkında da hüküm kurulmuştu. Kurul, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı verilen direnme kararını esasa girmeden oy birliğiyle usulden bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Kurul, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 298. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gerekçeli kararın tefhim edilen kısa karara uygun olması gerektiğini, kısa kararda yer almayan ve tazminat talebine ilişkin bir hükmün gerekçeli karara eklendiği bu dosyada direnme kararının işin esası incelenmeden salt bu usul aykırılığı nedeniyle bozulması gerektiğini kabul etti.

 

Sonuç

 

Davalı alacaklının temyiz itirazları kabul edilerek direnme kararı usulden bozuldu; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verildi. Karar oy birliğiyle verildi. Dosya kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Bölge adliye mahkemesi, taleplerin her biri hakkında açık ve infazda tereddüt yaratmayacak bir kısa karar kurup buna uygun gerekçeli karar yazacak; uyuşmazlığın esasına ilişkin diğer temyiz itirazları bu aşamada incelenmedi.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 297/2, 298/2, 321
    Kurulun kısa kararın tefhimini, hüküm sonucunun içeriğini ve gerekçeli kararın kısa karara uygunluğunu açıklarken dayandığı hükümlerdir.

  • 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — m. 36
    Kurulun kısa karar ile gerekçeli karar uyumunu adil yargılanma hakkı ve yargılamanın aleniyeti ilkesiyle ilişkilendirirken atıf yaptığı hükümdür.

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — m. 364/2
    Bozma kararında Hukuk Muhakemeleri Kanununun temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasını sağlayan yollama hükmüdür.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 371, 373/2
    Direnme kararının usulden bozulmasının ve dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesinin usul dayanağıdır.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2025/696 E., 2025/1408 K.

 

1. Taraflar arasındaki istihkak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tazminat talebinin reddine dair verilen kararın davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün gerekçesi ve yargılama gideri ile vekâlet ücreti yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, esasa girilmediğinden tazminat hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 

2. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonrasında gereği düşünüldü:

 

3. Hukuk muhakemeleri usulünde yargıcın inceleme ve yargılama sonucu taraflara yükletilen külfeti, görevi ve tanınan haklar ile yetkileri gösteren beyanı, yani uyuşmazlığı sonuçlandıran karar olarak tanımlanan (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 507) hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada oluşturulur ve tefhim edilir.

 

4. Hükmün tefhimi, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle gerçekleştirilir. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son karardır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.

 

5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 321. maddesi;

 

"Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.

 

Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir" hükmünü,

 

Basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde uygulanması gereken aynı Kanun'un 297/2. maddesi ise; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" hükmünü içermektedir.

 

6. Kanun koyucu gerekçenin nihai kararın tefhim edildiği anda düzenlenmesinin her zaman mümkün olmayabileceğini öngörmüş, buna ilişkin olarak da HMK'nın 321/2. maddesinde "Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir" düzenlemesinde yer alan imkânı tanımıştır.

 

7. Böyle bir durumda sonradan yazılan gerekçenin tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olması zorunludur. Nitekim 298/2. maddede bu durum “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde açıkça düzenlenmiştir.

 

8. Tefhim edilen kısa kararda mahiyeti itibariyle hükmün tashihi (md. 304), tavzihi (md. 305) ve tamamlanması (md. 305/A) usulleriyle giderilemeyecek bir hata bulunması hâlinde gerekçeli kararın yazılması aşamasında bu durum fark edilse bile nihai kararı vermekle dosyadan el çeken hâkimin bu hatayı kendiliğinden düzeltmesi mümkün olmadığından yanlışlık ancak kanun yollarına başvurulması hâlinde bu mercilerce düzeltilebilecektir.

 

9. Hükmün tefhim edilen kısa karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardandır. Aksi durumda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve yargılamanın aleniyeti ilkelerine, bu ilkeler gözetilerek HMK'da yer verilen ve yukarıda bahsi geçen hükümlere aykırılık oluşur.

 

10. Herhangi bir nedenle kısa kararda benimsenen sonucu, gerekçeli kararı yazarken vicdanına ve hukuki görüşüne uygun bulmayan hâkimin gerekçeli kararında kısa kararla çelişen bir durumu benimsemesi hâli ve bunun yarattığı etki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı gerekçesinde tartışılmış ve böyle bir durumun yargılamanın aleniyetini zedeleyeceği tespit edildikten sonra, yazılan gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerektiğine, aksi hâlde mahkeme kararlarına güvenin sarsılacağına işaret edilerek neticeten bu uygunsuzlukların tek başına bozma nedeni teşkil ettiği kabul edilmiştir. Bu hususular Hukuk Genel Kurulunun 22.06.2022 tarihli ve 2022/12-333 Esas, 2022/981 Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır.

 

11. Tüm bu açıklamalar ışığında direnme kararı incelendiğinde; temyiz istemine konu direnme kararının son celsede tesis edilen 23.09.2025 tarihli kısa kararda;

 

"...Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına," karar verilmesine karşılık, gerekçeli kararda;

 

“...Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, esasa girilmediğinden tazminat hakkında karar verilmesine yer olmadığına,,…”

 

şeklinde hüküm kurularak kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuştur.

 

12. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; HMK'nın 297/2. maddesi gereğince taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar yazılmalı, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratmayacak şekilde hüküm fıkrası oluşturulmalıdır.

 

13. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan hükmü usule uygun olmadığından direnme kararının işin esası incelenmeksizin salt usule ilişkin bu nedenle bozulması gerekmiştir.

 

KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nın 371. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,

 

Bozma nedenine göre bu aşamada diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

 

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

 

Dosyanın HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm Usul Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

 

Esas No

2026/342

 

Karar No

2026/316

 

Karar Tarihi

6 Mayıs 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page