USUL HUKUKU · İÇTİHADI BİRLEŞTİRME
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu: Gerekçesiz İlam
2010/1 E., 2012/1 K. · 10 Şubat 2012
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 21 Ekim 2026
Kararın Özeti
Kesinleşmiş yabancı mahkeme kararının yalnızca gerekçe içermemesi, tenfizin reddi için yeterli görülmedi. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, bu eksikliğin tek başına kamu düzenine açık aykırılık oluşturmadığı yönünde içtihatları birleştirdi. Karar, yabancı hükmün esasının yeniden incelenememesi ile kamu düzeni ve savunma hakkına ilişkin denetimi birbirinden ayırıyor. Diğer tenfiz koşulları ortadan kaldırılmadı. Çoğunluğa karşı, gerekçe olmadan kamu düzeni denetiminin yeterince yapılamayacağı görüşü de resmî metinde yer alıyor.
Hukuki İlke
Kesinleşmiş yabancı ilamda salt gerekçe bulunmaması, 5718 sayılı Kanunun 54/c maddesi anlamında kamu düzenine açık aykırılık ve tek başına tenfiz engeli değildir.
Sonuç
Yabancı mahkeme kararının salt gerekçesizliğinin kesinleşmiş ilamın tenfizine engel olmayacağı yönünde, ilk toplantıda üçte ikiyi aşan oy çokluğuyla içtihat birleştirildi.
İlgili Mevzuat
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — m. 50, 52, 53, 54, 55, 56, 57
Tenfiz koşulları ve usulü; esas sonuç özellikle 54/c maddesine ilişkindir.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — m. 141
Türk mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve yabancı ilamlara ilişkin ayrım.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 297, 298
Gerekçeli hüküm tartışması.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu — m. 388
Kaynakta mülga olarak anılan tarihsel hüküm.2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — m. 34, 36, 37, 38, 39, 40, 41
Kaynakta mülga kanunla yapılan tarihsel karşılaştırma.2797 sayılı Yargıtay Kanunu — m. 3, 10, 45
Usule ilişkin karşıoyda başkanlık kurulu ve içtihadı birleştirme yetkisi.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi — m. 6, 45
Esasa ilişkin karşıoyda gerekçe hakkı tartışması.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
20 Eylül 2012 PERŞEMBE
Resmî Gazete
Sayı : 28417
YARGITAY
KARARI
Yargıtay Başkanlığından:
YARGITAY İÇTİHADI BİRLEŞTİRME
BÜYÜK GENEL KURULU KARARI
ESAS NO : 2010/1
KARAR NO : 2012/1
TARİH : 10.02.2012
ÖZET:
“Yabancı mahkeme
kararlarının salt gerekçesinin bulunmamasının kesinleşmiş yabancı mahkeme
kararının tenfizine engel olmayacağı ve bu
hususun 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında
Kanunun 54/c maddesi anlamında kamu düzenine açıkça aykırılık sayılmayacağı…”
I- İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KONUSUNDA
BAŞVURU
“Yabancı mahkeme ilamının gerekçesiz
olmasının kamu düzenine aykırılık teşkil edip etmediği ve bu bağlamda
gerekçeden yoksunluğun yabancı mahkeme kararının tenfizine
engel olup olmayacağı” hususunda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararlarının,
aynı Daire kararlarıyla ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin kararlarıyla
çeliştiği ileri sürülerek, görüş aykırılığının içtihatların birleştirilmesi
yoluyla giderilmesi, Av. ...
’un 24.11.2009 tarihli başvurusuyla istenilmiştir.
II- GÖRÜŞ AYKIRILIĞININ GİDERİLMESİ
İSTEMİNE KONU KARARLAR
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 30.06.1999 gün ve E:1999/5858
K:1999/7609 sayılı kararı.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.06.2006 gün ve E:2006/2612
K:2006/9147 sayılı kararı.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 05.12.2001 gün ve E:2001/9007
K:2001/11406 sayılı kararı.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 02.10.2003 gün ve E:2003/6226
K:2001/11095 sayılı kararı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.06.2000 gün ve E:2000/2-1051
K: 2000/1068 sayılı kararı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.05.2009 gün ve
E:2009/19-102 K: 2009/208 sayılı kararı.
III- GÖRÜŞ AYKIRILIĞININ GİDERİLMESİ
İSTEMİNE KONU KARARLARDA BELİRTİLEN GÖRÜŞLERİN ÖZETLERİ
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 30.06.1999 gün ve E:1999/5858
K:1999/7609 sayılı kararında; gerekçe ihtiva etmeyen ve geçici boşanma
olduğu belirtilen yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırılık
teşkil ettiği ifade edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.06.2006 gün ve E:2006/2612 K:2006/9147
sayılı kararında; tanıma ve tenfizde yabancı
mahkeme kararının doğruluğunun, uygulanmış olan usul hükümlerinin, maddi ve
hukuki tespitlerin inceleme dışında tutulması gerektiği, kamu düzenine
açıkça aykırılığın ancak, Anayasa ile düzenlenen temel hak ve hürriyetlere,
milletlerarası hukukta kabul edilen temel ilkelere, adil yargılanma ve
savunma hakkına, genel ahlaka, Türk hukuk düzeninin temelini oluşturan ve
devletin vazgeçemeyeceği ilkelere aykırılık halleri ile
sınırlı bulunduğu, bu
itibarla yabancı mahkeme
ilamının gerekçesiz olmasının
kamu düzenine aykırı ve dolayısıyla tenfize engel
kabul edilemeyeceği belirtilmiş, anılan Daire Başkanlığı’nca da istikrarlı
son uygulamalarının bu yönde olduğu açıklanmıştır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin
05.12.2001 gün ve E:2001/9007 K:2001/11406 ve 02.10.2003 gün ve E:2003/6226
K:2001/11095 sayılı kararlarında; yabancı mahkeme ilamlarının gerekçe
ihtiva etmemesinin Anayasa ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle tanıma
ve tenfize engel teşkil edeceği benimsenmiş,
görüş yazılarında da aynı yöne işaret edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yabancı
mahkeme ilamlarının tenfizinde doğrudan
geçersizlikle ilgili bir kararı bulunmamakla birlikte; 21.06.2000 gün,
E:2000/2-1051 K:2000/1068 ve 27.05.2009 gün, E:2009/19-102 K: 2009/208
sayılı kararlarında, gerek 2675 sayılı Kanun’un uygulanmasında ve gerekse
yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun’un uygulanmasında yabancı ilamın
içeriğinin tetkik ve denetime uygun bulunduğu, kamu düzeni ölçüsünün denetim
için yeterli bulunduğu kabul edilmiştir.
Şu durumda; Hukuk Genel Kurulu’nun konuya ilişkin
olarak, yabancı mahkeme ilamlarının tenfizinde doğrudan
geçersizlikle ilgili bir kararı bulunmadığından; İkinci Hukuk Dairesi
kararlarının kendi içinde ve Onüçüncü Hukuk
Dairesi kararlarıyla çelişki arz ettiği açıktır.
IV- İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME YOLUYLA GÖRÜŞ
AYKIRILIĞININ GİDERİLMESİ GEREKTİĞİNE İLİŞKİN KARARLAR VE İÇTİHATLARI
BİRLEŞTİRMENİN KONUSU
Yargıtay
Birinci Başkanlık Kurulu'nun 29.11.2010 tarih ve 158 sayılı Kararı ile;
“Yabancı
mahkeme kararlarının gerekçe ihtiva etmemesinin tenfize
engel olup olmayacağı konusunda… İkinci Hukuk Dairesi’nin 30.06.1999 tarih
E:1999/5858 K:1999/7609, 08.06.2006 tarih E:2006/2612 K:2006/9147, Onüçüncü Hukuk Dairesinin 05.12.2001 tarih E:2001/9007
K:2001/11406, 02.10.2003 tarih E:2003/6226 K:2003/11095 sayılı kararları
arasında görüş aykırılığı bulunduğu ve farklı uygulamaların sürdürüldüğü
sonucuna varıldığından; aykırılığın İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel
Kurulunca giderilmesi gerektiğine, görüşme tarihinin daha sonra Birinci
Başkanlıkça belirlenmek üzere raportör üye
görevlendirilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun
10.02.2012 tarihli oturumunda raportör üyenin açıklamaları
dinlendikten sonra esasa girişilmezden önce; öncelikle içtihatlar arasında
görüş aykırılığı bulunduğu ve bu aykırılığın İçtihatların birleştirilmesi
yoluyla giderilmesi gerektiğine karar verilmiş ve İçtihatları
Birleştirmenin konusu, “Yabancı mahkeme kararlarının salt gerekçesinin
bulunmamasının kesinleşmiş yabancı mahkeme kararının tenfizine
engel olup olmayacağı, bu hususun 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve
Usul Hukuku Hakkında Kanunun 54/c maddesi anlamında kamu düzenine açıkça
aykırılık sayılıp sayılmayacağı” şeklinde belirlenmiştir.
V- İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRMENİN GEREKÇESİ
1-
KONUYLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER:
A)
Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası
Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması
Madde 141- Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.
Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin
olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.
Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler
konulur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak
yazılır.
Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle
sonuçlandırılması, yargının görevidir.
B) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu
Hükmün kapsamı
Madde 297- (1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir
ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt
kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla
görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye
Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve
soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve
anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri,
delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla
bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan
avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt
kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz
tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle,
taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık,
şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
C) Mülga 1086 Sayılı Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu
Madde 388 - Karar aşağıdaki hususları kapsar:
1. Kararı veren mahkeme ile hakim
veya hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları,
mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği,
2. Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa
kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,
3. İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve
anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller,
delillerin tartışması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen
vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep,
4. Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi
,
5. Kararın verildiği tarih ve hakim
veya hakimlerin ve tutanak katibinin imzaları,
Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar
edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle
taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında
birer birer, açık, şüphe ve tereddüt
uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
D) 5718 Sayılı Milletlerarası Özel
Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun
Yabancı Mahkeme ve Hakem Kararlarının Tenfizi
ve Tanınması
Tenfiz kararı
Madde 50- (1) Yabancı mahkemelerden hukuk
davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş
bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi
tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
(2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel
haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı
istenebilir.
Tenfiz istemi
Madde 52- (1) Kararın tenfiz
edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz
isteminde bulunabilir. Tenfiz istemi dilekçe ile
olur. Dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir. Dilekçede
aşağıdaki hususlar yer alır:
a) Tenfiz isteyenle, karşı tarafın
ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, soyad
ve adresleri.
b) Tenfiz konusu hükmün hangi devlet
mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve
numarası ve hükmün özeti.
c) Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında
isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu.
Dilekçeye eklenecek belgeler
Madde 53- (1) Tenfiz
dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir:
a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış
aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış
tercümesi.
b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca
usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.
Tenfiz şartları
Madde 54- (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir:
a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında
karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk
mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini
mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması.
b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir
konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava
konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine
yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.
c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.
ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne
uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu
kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu
kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz
istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.
Tebliğ ve itiraz
Madde 55- (1) Tenfiz
istemine ilişkin dilekçe, duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ
edilir. İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması ve tenfizi
de aynı hükme tâbidir. Hasımsız ihtilâfsız kaza kararlarında tebliğ hükmü
uygulanmaz. İstem, basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek
karara bağlanır.
(2) Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme
ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine
engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.
Karar
Madde 56- (1) Mahkemece ilâmın kısmen veya
tamamen tenfizine veya istemin reddine karar
verilebilir. Bu karar yabancı mahkeme ilâmının altına yazılır ve hâkim
tarafından mühürlenip imzalanır.
Yerine getirme ve temyiz yolu
Madde 57- (1) Tenfizine
karar verilen yabancı ilâmlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi
icra olunur.
(2) Tenfiz isteminin kabul veya
reddi hususunda verilen kararların temyizi genel hükümlere tâbidir. Temyiz,
yerine getirmeyi durdurur.
E) Mülga 2675 Sayılı Milletlerarası
Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun
Tenfiz kararı
Madde 34 - Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına
ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan
ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
Yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel
haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz
kararı istenebilir.
Tenfiz istemi
Madde 36 - Tenfiz
istemi dilekçe ile olur. Dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek
eklenir. Dilekçede aşağıdaki hususlar yer alır.
a) Tenfiz isteyenle, karşı tarafın
ve varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad, soyad
ve adresleri,
b) Tenfiz konusu hükmün hangi devlet
mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilamın tarih ve
numarası ve hükmün özeti,
c) Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında
isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu,
Dilekçeye eklenecek belgeler
Madde 37 - Tenfiz
dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir:
a) Yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış
aslı ve onanmış tercümesi,
b) İlamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca
usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.
Tenfiz Şartları
Madde 38 - Yetkili mahkeme tenfiz
kararını aşağıdaki şartlar dahilinde verir.
a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği Devlet arasında
karşılıklılık esasına dayanan anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden
verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir
kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması,
b) İlamın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir
konuda verilmiş olması,
c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması,
d) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne
uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu
kanunlara aykırı bir şekilde gıyapta hüküm verilmiş ve bu kişinin
yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz
istemine karşı Türk Mahkemesine itiraz etmemiş olması,
e) Türklerin kişi hallerine ilişkin yabancı ilamda Türk
kanunlar ihtilafı kuralları gereğince yetkili kılınan hukukun uygulanmamış
ve Türk vatandaşı olan davalının tenfize bu
yönden itiraz etmemiş olması.
Tebliğ ve itiraz
Madde 39 - Tenfiz
istemine ilişkin dilekçe, duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ
edilir. İstem, basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara
bağlanır.
Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının, bulunmadığını veya yabancı mahkeme
ilamının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine
engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.
Karar
Madde 40 - Mahkemece ilamın kısmen veya tamamen tenfizine veya istemin reddine karar verilebilir. Bu karar
yabancı mahkeme ilamının altına yazılır ve hakim
tarafından mühürlenip imzalanır.
Yerine getirme ve temyiz yolu
Madde 41 - Tenfizine
karar verilen yabancı ilamlar Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi
icra olunur.
Tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda
verilen kararların temyizi genel hükümlere tabidir. Temyiz, yerine
getirmeyi durdurur.
2- İÇTİHADI BİRLEŞTİRMEYLE İLGİLİ KAVRAM
VE KURUMLAR:
Yukarıda
özü açıklanan içtihatları birleştirmenin konusu dikkate alındığında,
öncelikle “Yabancı mahkeme ilamlarının tenfizi”,
“Kamu düzeni” ve “Mahkeme kararlarının gerekçe ihtiva etmesi” hususundaki
kavram ve kurumların üzerinde durulması ve tüm bu hususlara dair
düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
2/1-TENFİZ
2/1.1-Kavram
Bir ilamın başka bir ülkede o devletin icra organlarını
harekete geçirerek uygulanmasını, icra edilebilirliğini bağlamak, ancak tenfiz kararının varlığı ile mümkündür.
İcra edilmesinin gerektiği ülkede tenfiz
için yabancı mahkeme kararında tenfiz şartlarının
var olup olmadığının incelenmesi ve varılacak sonuç dairesinde verilecek tenfiz kararı ile mümkün ve uygun olacaktır.
Tenfiz (exequatur)
doktrinde değişik şekillerde açıklanmaktadır. Tenfiz
yabancı mahkeme kararına, kesin hüküm ve kesin delil kuvveti uygun görmek
yanında, Türk icra organları aracılığıyla Türkiye’de icra edilebilme gücünün
verilmesine ilişkin bir mahkeme kararıdır.
Yabancı bir mahkeme kararının Türk Mahkemeleri’nce tenfiz edilebilmesi için, özel hukuk ilişkisinden doğan
bir uyuşmazlığı çözmek için verilmiş olması gerekir (5718 s. MÖHUK m.50).
Hukuk davalarının usul hukukuna ilişkin bir vasıflandırma
olmasına, vasıflandırmaya ilişkin değerlendirmeler ile hangi tür davaların
hukuk davası olacağı, tenfizin talep edildiği
ülke hukukuna göre belirlenecek ve değerlendirilecektir.
Diğer yönüyle; yabancı ilamın, verildiği ülke hukukuna göre
şekli anlamda kesinleşmiş olması gerekir.
Tenfiz davasında hukuki yarar şartı öncelikle
incelenerek, kararı verecek olan hakimin, yalnızca
yabancı kararın tenfiz edilebilmesi için Türk
Hukuku’nda aranan şartları taşıyıp taşımadığını irdelendikten sonra,
şartların bulunması halinde artık tenfiz (exequatur) kararını verebilecektir.
Tenfiz mahkemesinin, yabancı mahkemenin esasa
uyguladığı hukuku ve aynı şekilde kendi usul hükümlerini doğru uygulayıp
uygulamadığını inceleme ve yabancı ilamın içeriğini tetkik etme olanağı
bulunmamaktadır (2675 s. MÖHUK m.38/c, 5718 s. MÖHUK m.54/a, b, c, ç).
Ancak, yabancı mahkeme ilamının Türk kamu düzenine açıkça
aykırı olması halinde, tenfize her şekilde engel
bulunduğu 5718 sayılı Kanun’un amir hükmü gereğidir.
2/1.2-Tenfizin Şartları
5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında
Kanun’un 54. maddesinde tenfizin şartları
düzenlenmiştir.
Buna göre ilk şart, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet
arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk
mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini
mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması
gerektiğine ilişkindir (m.54/a).
Karşılıklılık koşulu vatandaşlığa değil, kararın verildiği
mahkemeye ilişkin bir şart olup, anılan şartın gerçekleşmemesi halinde
artık diğer şartların incelenmesine geçilemez.
Anılan maddede öngörülen diğer bir koşul da; ilâmın, Türk
mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya
davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek
bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet
mahkemesince verilmiş olmaması durumudur (m.54/b).
Burada, sözleşmesel karşılıklılık dışında yasal yada fiili karşılıklılık bulunması da yeterli olup; tenfize konu ilamı veren devletin yasaları Türk
Mahkemeleri’nden verilmiş kararların o ülkede tenfiz
olunmasını sağlıyor veya bu konuda fiili bir uygulama yaratılmış ise
karşılıklılık esasının varlığı gerçekleşmiş demektir.
Tenfizin şartlarından bir
diğeri ise, savunma haklarının ihlal edilmemiş olması; o yer kanunları
uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin
hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede
temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya
yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine
dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine
itiraz etmemiş olmasıdır (m.54/ç).
Nihayet, 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku
Hakkında Kanun’un 54/c. maddesinde, içtihatları birleştirmenin konusu olan
“Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması” tenfizin
şartları arasında gösterilmiştir.
Bu açık hüküm karşısında, kamu düzenine açıkça aykırılık hallerinde
yabancı mahkeme ilamının tenfiz edilmesi ve
Türkiye’de icra edilmesi olanaksızdır.
Öyleyse bu noktada, “kamu düzeni” kavramı, “hükmün kamu
düzenine aykırılığının belirlenmesi”, “kamu düzeninin tenfize
etkisi”, “kamu düzeni ve gerekçenin varlığı” hususlarının irdelenmesinde yarar vardır.
2/2-KAMU DÜZENİ
2/2.1-Kavram
Kamu düzeni, niteliği gereği zamana, yere göre değişen,
içeriğinin tesbiti zor bir her somut olaya göre
değişiklik gösteren bir kavramdır. İlmi açılamalara ve yargısal kararlara rağme gelişen hukuk sistemlerinde bile tanımı olmamasına
rağmen “toplumun temel yapısını ve çıkarlarını koruyan kuralların bütünü”
olarak tanım yapılabilir.
Kamu düzeni kavramının müdahale alanı son derece geniş ve
yoruma müsaittir. Hükmün gerekçesiz
oluşundan dolayı kamu düzeni kavramından hareket ederek, yabancı ilamın
verilmesinde işlenen usulün, uygulanan hukukun, ilamın icrasının meydana
getireceği sonuçların incelenmesi suretiyle, bir kararın kamu düzenine
aykırı bulunarak tenfizi mümkün olmayacaktır demek
çok ağır bir neticeyi yaratmak olacaktır.
Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek haller çoğunlukla
emredici bir hükmün açıkca ihlali halinde düşünülecektir.
Fakat her emredici hükmün ihlali halinde veya her emredici hükmü ihlal eden
bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykrı
bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.
O halde, iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun
temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının
dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel
siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere,
milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni
toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının
ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve
ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine
aykırılık şeklinde çizilebilir.
İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları,
kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe
tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.
2/2.2- Kamu düzeninin tenfize etkisi
Mahkeme kararlarının verildikleri ülke dışında kesin hüküm,
kesin delil ve icrai güce sahip olmaları, milletlerarası
toplumda kişisel ilişkilere ve ticari hayatın getirdiği ekonomik ilişkiler
kurma ve yaratma ve oluşan uyuşmazlıkların çözümü için tartışmasız mahkeme
kararı yanında gerekli olan yabancı ilamın tanınması ve tenfizinin
kabul edilmesini gerektirir.
Böyle bir zorunluluğun, iki hâkimiyeti karşı karşıya getirdiği
kuşkusuzdur. Bunlardan ilki, her devletin egemenliğinin ve milli
menfaatlerinin korunması gereği, ikincisi ise milletlerarası menfaatlerin
gerekleri ve kişilerin haklarına saygı kuralının insan hakları evrensel
beyannamesi ile bu hakların korunup korunmasının benimsenmesidir.
Tenfiz ile yabancı ülkenin egemenlik
tasarrufuna, diğer bir bağımsız devletin ülkesinde etkinlik, icra edilebilirlik
tanınmasıdır.
Yabancı mahkeme kararlarını tanıyan, tenfiz
eden devlet, prensip olarak kendi mahkemelerinin çözmeye yetkili olduğu bir
uyuşmazlığı çözme yetkisinden vazgeçmekte, adeta uyuşmazlık üzerindeki
egemenlik tasarruf yetkisinin başka bir devlet tarafından yargı yetkisi
kullandırarak ortadan kaldırılmasına izin vermektedir.
Özellikle, tenfiz sonucunda kararın,
ülkesinde icra edilen devletin icra organlarının, yabancı bir mahkemenin
emriyle harekete geçecek olmaları tenfize çok
daha etkinlik kazandıracak ve içeriği tetkik edilebilirlik şüphesini de
birlikte getirecektir.
Kamu düzeninin belirsiz niteliğinin sonucu olarak hangi kriterlerin kullanılması ile ortaya çıkacağı hususu yabancı
ilamda gösterilen gerekçede ve ittihaz olunan hüküm ile ortaya çıkacağını
kabul etmek gerekecektir. Yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine
aykırı olup olmadığının denetlenmesi sırasında içeriği tetkik yasağı
devreye girmekte olup, bu yasağın takdir hakkı ile ortadan
kaldırılamayacağı açıktır.
Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu’nda kabul
edilen sisteme göre, tenfiz hakimince,
yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu
denetlenemez.
Şu durumda tenfiz hakiminin,
tenfiz şartları dışında ilamın içeriği üzerinde
incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Aksi halin kabulü, tenfiz hâkimini, üst mahkeme görevini kendinde bulması
şeklindeki bir sonuca götürür.
2/2.3- Hükmün kamu
düzenine aykırılığının belirlenmesi
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkında
Kanunun 54/c maddesinde, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, tenfiz şartları içinde sayılmıştır.
Atıf ve Uygulama Kararları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Yabancı Boşanma Kararının Tanınması
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu
Usul Alanı
Medeni Usul Hukuku
Esas No
2010/1
Karar No
2012/1
Karar Tarihi
10 Şubat 2012
Oy Durumu
ilk toplantıda üçte ikiyi aşan oy çokluğu
Resmî Kaynak
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI