top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

CEZA HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 12. Ceza Dairesi
Ölçüsüz Adli Kontrol ve Manevi Tazminat

 

2022/6529 E., 2026/3111 K. · 31 Mart 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 20 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Tutuklamaya seçenek olarak uygulanan adli kontrol uzun sürerse bu tedbir için de manevi tazminat istenebilir mi? Yargıtay 12. Ceza Dairesi, adli kontrol Ceza Muhakemesi Kanununun 141. maddesinin birinci fıkrasında sayılmasa da maddeye sonradan eklenen üçüncü fıkrayı gözeterek, bu dosyada uzun süre uygulanan yurt dışına çıkış yasağı ile imza yükümlülüğünün ölçülülük ilkesini aştığını ve makul bir manevi tazminatı gerektirdiğini kabul etti. Alt mahkemeler gözaltı için tazminata hükmetmiş, adli kontrol için manevi tazminat vermemişti. Daire, gözaltı için belirlenen manevi tazminatı da eksik bularak bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, Ceza Muhakemesi Kanununun 141. maddesinin birinci fıkrasında sayılmayan adli kontrol bakımından aynı maddenin üçüncü fıkrasını gözeterek, bu dosyada uzun süre uygulanan yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğünün seyahat özgürlüğünü sınırlamanın ötesine geçip davacıyı özgürlüğünden yoksun bırakan, amacını aşmış ölçüsüz bir tedbire dönüştüğünü ve davacı yararına makul manevi tazminat gerektirdiğini kabul etti.

 

Sonuç

 

Davacının diğer temyiz sebepleri reddedilerek bölge adliye mahkemesi kararı, Tebliğnamedeki onama görüşünün aksine oy birliğiyle bozuldu; dosya ağır ceza mahkemesine, karar örneği bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Adli kontrol nedeniyle davacı yararına makul bir manevi tazminat belirlenecek; gözaltı için hükmedilen manevi tazminatın miktarı da ölçütlere göre yeniden değerlendirilecek.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 141/1, 141/3
    Dairenin, adli kontrolün birinci fıkrada sayılmadığını belirtip üçüncü fıkrayı gözeterek bu tedbir için manevi tazminat gerektiğini kabul ettiği hükümler.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 101/1, 109
    Dairenin, adli kontrolü tutuklamaya seçenek olarak ve ölçülülük gereği düzenlenen bir koruma tedbiri olarak nitelendirirken andığı hükümler.

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — m. 13
    Dairenin adli kontrolün ölçülülüğünü değerlendirirken dayandığı temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin hüküm.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 302/2, 304/2-a
    Bozma kararının ve dosyanın gönderilmesinin dayanağı.

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 142
    İlk derece mahkemesinin davanın süresinde açıldığını belirlerken andığı hüküm.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kaynak Metin Notu

 

Bu karar, 2016–2018 döneminde uygulanan yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğünü inceler. Kaynak metinde Ceza Muhakemesi Kanununun 141. maddesinin üçüncü fıkrasını ekleyen kanun “6546” olarak yazılmıştır; TBMM metnine göre doğru atıf 6545 sayılı Kanunun 70. maddesidir. Adli kontrol için azami süreleri düzenleyen 110/A maddesi 1 Ocak 2022 tarihinde yürürlüğe girmiş; 1 Haziran 2024 tarihinde de 141. maddenin birinci fıkrasının (k) ve (l) bentlerinde adli kontrole ilişkin tazminat düzenlemeleri yürürlüğe girmiştir. Karardaki üst süre ve tazminat açıklamaları, güncel bütün adli kontrol türleri için genel kural olarak okunmamalıdır.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

 

SAYISI : 2020/2797 E. 2021/1848 K.

 

DAVA : Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat

 

HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı

 

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

 

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

 

I. HUKUKÎ SÜREÇ

 

İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve adli kontrol tedbiri nedeniyle 200.000,00TL maddi ve 400.000,00TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 567,60TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince hükümdeki maddi tazminat miktarına ilişkin "567,60 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "784,01 TL" ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

 

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

 

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; müvekkil hakkında verilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna ilişkindir.

 

III. DAVANIN KONUSU

 

İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/22 Esas – 2018/263 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 02.08.2016-09.08.2016 tarihleri arasında 7 gün gözaltında kaldığı, 09.08.2016-09.05.2018 tarihleri arasında 637 gün yurt dışına çıkma yasağı ve haftada iki gün imza atma şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 17.05.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacıya tebliğ edilmediği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, gözaltı süresinin mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından serbest avukat olarak çalışmakta olan davacının tazminat talebine konu dosyada 02/08/2016-09/08/2016 tarihleri arasında 7 gün gözaltında kaldığı; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 2016 yılı geliri esas alınarak hesaplama yapılmış ise de; davacının 2016 yılında gözaltında kalmış olması nedeniyle gelirinde azalma gerçekleşmiş olabileceği, bu nedenle 2016 yılı gelirinden daha fazla olması nedeniyle davacının daha lehine olan 2015 yılı gelirinin esas alınmasını hakkaniyete daha uygun olacağı, 2015 yılı gelir vergisi beyannamesinde davacının karının 52.397,97 TL olduğu, hesaplanan gelir vergisi miktarı olan 11.517,45 TL'nin çıkarılmasıyla bulunacak miktarın yıllık net gelir olarak kabulü ile hesap yapılmasının gerekmesine göre, 7 gün gözaltı süresi için toplam 784,01 TL olması gerektiği halde hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak eksik maddi tazminata hükmedilmesi gerekçesiyle hükümdeki maddi tazminat miktarına ilişkin "567,60 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "784,01 TL" ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

 

IV. GEREKÇE VE KARAR

 

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

 

1-Adli kontrol koruma tedbiri nedeniyle açılan tazminat davasında, davacının durumunun Ceza Muhakemesi Kanuna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemini düzenleyen Ceza Muhakemesi Kanununun 141/1. maddesi tazminat ödenmesini kabul ettiği tedbir işlemlerini şu şekilde göstermiştir.

 

Bunlar:

 

a-Yakalama

 

b- Tutuklama

 

c- Arama

 

d- El koyma

 

e- Kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmama,

 

f- Yakalama veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmama,

 

Fıkradaki açık düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, adli kontrol, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme gibi koruma tedbirleri için tazminat ödenmesi kabul edilmemiştir.

 

Bununla beraber, somut olayda hakkında (637 gün) 1 yıl 8 ay 29 gün süre ile uygulanan yurt dışı çıkış yasağı ve haftada iki gün imza atmak şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinden dolayı davacının manevi olarak zarar gördüğü ve görmesi hayatın olağan akışına göre, tartışmasız ve aşikardır.

 

Adli kontrol tedbiri uygulamada genel olarak sıkça başvurulan bu tedbirlerden bir tanesidir. 5271 sayılı CMK’nın 109 ve devamı maddelerinde tutuklama tedbirinin oranlılık (ölçülülük) kriteri çerçevesinde (CMK’nın 101/1. vd) uygulamasını sağlamak amacıyla tutuklama koruma tedbirine alternatif bir koruma tedbiri olarak düzenlenen adli kontrol kurumu ile kişi özgürlüğünün en az şekilde sınırlandırılması yoluyla tutuklamanın sonuçlarına ulaşılması amaçlanmıştır. Kısaca, adli kontrolün amacı tutuklama koruma tedbirinde de genel olarak öngörülen, şüpheli veya sanığın kaçmasını, saklanmasını veya delilleri karartmasını önlemek, tanık ve mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişimine engel olmak ve yargılamanın sağlıklı şekilde yapılmasını sağlamaktır. Tutuklama koruma tedbiri yönünden, başvurulan bu tedbirin ne kadar süreceği konusunda yasada azami bir kısım süreler belirlenmesine karşın, kanunda adli kontrol tedbirinin uygulanması açısından her ne kadar bir üst sınır belirtilmemiş ise de, bir koruma tedbiri olması nedeniyle, adli kontrol tedbiri de geçici olup, bunu haklı kılan şartlar ortadan kalkınca bu tedbirin de kaldırılması gerektiği kuşkusuzdur. Zira burada amaç, kural olarak kişi hürriyetini tam manasıyla sınırlandırmamak suretiyle veya daha geniş bir ifade ile kişinin belirlenen yükümlere uymak kaydıyla toplumsal ve bireysel yaşamını olağan şekilde sürdürmesine olanak sağlanmasıdır.

 

Bu kapsamda tazminat talebine konu edilen dava konusu somut olayda, davacı hakkında uygulanan adli kontrolün Anayasanın 13. maddesinde öngörülen temel hakların sınırlandırılmasında geçerli olan ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Ölçülülük ilkesi, genel bir ilke olup, adli kontrol tedbiri kapsamında yer alan yükümler açısından da geçerli olan bir ilkedir. Adli kontrol kararının verildiği hallerde, tutuklama kararının niteliğine ve somut olayın koşullarına göre; şüpheli veya sanık, birey hak ve özgürlüklerine en az müdahaleyi gerektiren yükümlere ve soruşturma ve kovuşturma konusu suçun niteliğine uygun düşen tedbirlere tabi kılınmalıdır. Kısaca ölçülülük ilkesi, temel hak ve özgürlüklere müdahale söz konusu olduğunda sınırlamada başvurulan aracın, amacı gerçekleştirmeye yetecek ölçüde olmasını gerektirir.

 

Tüm açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri nedeniyle oluştuğu anlaşılan zararın CMK'nın 141/1. maddesi kapsamında açıkça lafzi olarak belirtilmediği, ancak 18.06.2014 tarih ve 6546 sayılı Kanunun 70. maddesiyle CMK'nın 141. maddesine eklenen 3. fıkradaki "Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir" şeklindeki düzenleme nazara alındığında, davacı hakkında uzun süre uygulanan adli kontrol tedbiri açısından tutuklama ile serbest bırakma arasında düşünülen ve serbest bırakmanın oluşturabileceği zararları gidermek için uygulanan adli kontrolün bir aşamadan sonra seyahat özgürlüğünün sınırlandırıldığı, bu sınırlama ile kişi özgürlüğünün kısıtlanması olan tutuklama ile arasında bir derece ve yoğunluk farkı olduğu, davacıya uygulanan tedbirin seyahat özgürlüğünü kısıtlama tedbirini aştığı ve davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığı, oranlılık ilkesinin ihlal edildiği, kanun ile belirlenen amacın dışına çıkıldığı ve uygulanan tedbirin ölçüsüz hale geldiğinin anlaşılması karşısında, davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri nedeniyle davacı yararına (hak ve nasafet ilkelerine uygun) makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davacı lehine manevi tazminata hükmedilmemesi,

 

2- Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,

 

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

 

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

 

31.03.2026 tarihinde karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

Yargıtay 12. Ceza Dairesi — Koruma Tedbiri Tazminatında Vekâlet Ücreti

Tüm Ceza Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

Ceza Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

 

Esas No

2022/6529

 

Karar No

2026/3111

 

Karar Tarihi

31 Mart 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Ceza Hukuku

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İnfaz ve Yatar Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page