top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

AİLE HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi: Katılma Alacağı ve Aciz Vesikası

 

2025/7573 E., 2026/7318 K. · 29 Haziran 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 21 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Eksik kalan katılma alacağının üçüncü kişiden istenebilmesi için borçlu eşin malvarlığının yetersizliği bu dosyada kesin aciz vesikasıyla ortaya konulmalıydı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mahkemenin dayandığı haciz tutanağını geçici aciz vesikası niteliğinde buldu ve yeterli görmedi. Daire, üçüncü kişinin ancak Türk Medeni Kanununun 241. maddesi koşulları oluştuğunda, eksik kalan miktarla sınırlı sorumlu tutulabileceğini açıkladı. Hüküm bozuldu; bozma nedeniyle tarafların diğer temyiz itirazları incelenmedi. Bu sonuç, üçüncü kişiye yapılan devrin kendiliğinden iptal edildiği anlamına gelmiyor.

 

Hukuki İlke

 

Bu kararda, üçüncü kişiden eksik katılma alacağı tahsili için borçlu eşten tahsil edilememenin kesin aciz vesikasıyla belirlenmesi aranmış; geçici aciz vesikası yeterli görülmemiştir.

 

Sonuç

 

Davalının temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle hüküm oy birliğiyle bozuldu; diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildi.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m. 229, 241
    Eklenecek değerler ve üçüncü kişiye başvuru.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 165/1, 167
    Bekletici sorun ve ayırma.

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — m. 105, 143
    Geçici ve kesin aciz vesikası.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

 

SAYISI : 2025/107 E., 2025/415 K.

 

DAVA TÜRÜ : Eksik Kalan Katılma Alacağının Tahsili

 

Taraflar arasındaki davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda Mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

1. Karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının tespit edilmesi halinde, işlemin (tasarrufun) iptaline karar verilemez ve üçüncü kişi davalı olarak gösterilse dahi bu aşamada davacı lehine hüküm altına alınan katılma alacağından sorumlu tutulmaz. Sadece, üçüncü kişi hakkında TMK'nin 229. maddesindeki amaç ve doğrultuda lehine kazandırma veya devrin yapıldığının tespiti ile yetinilmelidir. Zira, ancak tasfiye sırasında borçlu eşin mal varlığı ya da terekesinin borcu ödemeye yetmediğinin anlaşılması durumunda, sonradan üçüncü kişi aleyhine TMK'nin 241. maddesine göre eksik kalan miktarla sınırlı olarak alacak davası açılabilecektir. Başka bir anlatımla, borçlu eşin mal varlığı veya terekesi tasfiye borcunu ödemeye yetiyorsa, hiçbir zaman lehine kazandırma yapılan üçüncü kişi davacıya ödenecek katılma alacağından sorumlu tutulmayacaktır.

 

2. Mahkemece, mal rejiminin tasfiyesi hakkında nihai karar verilmesiyle başlayan tasfiye süreci, alacak miktarının tahsil edilmesiyle tamamlanır. Borçlu eşin mal varlığının ya da terekesinin tasfiye borcunu karşılamaya yetip yetmediği ancak bu sürecin ilerleyen aşamalarında belli olacağından, üçüncü kişinin daha tasfiyenin başlangıcında (mahkeme kararıyla) borçtan sorumlu tutulması doğru olmaz. O halde, eşle birlikte eşten kazandırma veya devralan üçüncü kişiye karşı dava açılması durumunda, mahkemece yapılması gereken iş, HMK'nin 167. maddesi uyarınca üçüncü kişiye karşı açılan dava hakkında “ayırma kararı” verilerek davanın ayrı bir esasa kaydının sağlanması; bu davada eski eşe karşı açılan mal rejiminin tasfiyesi davası sonucunun ve alacağa karar verilmiş ise, eşten tahsil edilebilme durumunun HMK'nin 165. maddesinin birinci fıkrası uyarınca “bekletici sorun” yapılması olmalıdır.

 

3. Aciz vesikası, icra takibi sonucu haczedilen mallardan elde edilen gelir ile tüm alacağın ödenememesi durumunda alacaklılara verilen bir belge olup kesin ve geçici aciz vesikası olarak ikiye ayrılır. Kesin aciz vesikası, borçlunun tüm malvarlığının borcu karşılamadığını ve borcun tahsil edilemediğini kesin olarak gösteren ve icra müdürlüğü tarafından bir belge olup (İİK md. 143); geçici aciz vesikası ise haciz sırasında haczedilebilir mal bulunsa bile alacağı karşılamaya yetmediği durumlarda düzenlenir (İİK md. 105).

 

4. Tasfiye sırasında borçlu eşin mal varlığı ya da terekesinin borcu ödemeye yetmediğinin anlaşılması durumunda, üçüncü kişi aleyhine TMK'nin 241. maddesine göre eksik kalan miktarla sınırlı olarak alacak davası açılabilecektir. Tasfiye sırasında borçlu eşin mal varlığı ya da terekesinin borcu ödemeye yetip yetmediği ise, borçlu eşin tüm malvarlığının borcu karşılamadığını ve borcun tahsil edilemediğini kesin olarak gösteren kesin aciz vesikası ile belirlenir.

 

5. Somut olayda; Mahkemece hükme esas alınan .... İcra Dairesinin 2023/18724 E. sayılı takip dosyasındaki haciz tutanağının kesin değil, geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu anlaşılmakla; TMK'nin 241. maddesi uyarınca, borçlu eşin mal varlığı ya da terekesinin borcu ödemeye yetip yetmediğinin belirlenmesi için yeterli değildir. O halde, Mahkemece, borçlu eşin tüm malvarlığının borcu karşılamadığını ve borcun tahsil edilemediğini kesin olarak gösteren kesin aciz vesikası bulunması halinde, TMK'nin 241. maddesi uyarınca eksik kalan katılma alacağının tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

 

KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

 

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

 

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

 

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

 

29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm Aile Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

Boşanma ve Aile Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2025/7573

 

Karar No

2026/7318

 

Karar Tarihi

29 Haziran 2026

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Boşanma ve Aile Hukuku

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page