AİLE HUKUKU · BOZMA · ONAMA
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi: Ziynette Tanık, Bilirkişi ve Yemin Delili
2026/136 E., 2026/6720 K. · 16 Haziran 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 22 Ekim 2026
Kararın Özeti
Kadın, evlilik sırasında takılan ziynetleri eşine verdiğini belirterek bedellerini istedi; erkek ise bunların kadın tarafından götürüldüğünü savundu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tanık anlatımlarının çeyrek altınlar yönünden talebi doğruladığını kabul etti. Diğer ziynetlerin nitelikleri için bilirkişi incelemesi yapılmasını ve dayanılan yemin delilinin değerlendirilmesini gerekli gördü. Dosyada bulunmayan bilirkişi raporuna atıf yapılarak bütün talebin reddedilmesini uygun bulmadı; diğer boşanma hükümleri onandı.
Hukuki İlke
Ziynet alacağında her eşya ve delil ayrı değerlendirilmelidir; bu dosyada çeyrek altınların harcandığı kanıtlanmış, diğer ziynetler için bilirkişi ve yemin incelemesi eksik kalmıştır.
Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ziynet alacağı davasının reddi yönünden bozuldu; tarafların kalan temyiz itirazları reddedilerek diğer bölümler oy birliğiyle onandı.
İlgili Mevzuat
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu — m. 220, 222/1, 6
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 190, 26/1, 370/1
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1880 E., 2025/1878 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/546 E., 2025/167 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi ve tazminat miktarları yönünden; davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, erkeğin davasının kabulü, hükmedilen tazminatlar ve miktarları, iştirak nafakası miktarı, reddedilen yoksulluk nafakası talebi ile ziynet alacağının reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-karşı davalı erkek vekilinin tüm; davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2.Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır (...., Ankara 2011, s. 1529). Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir (...., Ziynet Davaları, İstanbul 2013, s.3).
Bu noktada “kişisel mal” kavramının yasal olarak nasıl düzenlendiği üzerinde durulmalıdır:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 220 nci maddesinde;
“Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:
1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
3. manevî tazminat alacakları,
4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.”
kişisel mal olarak sayılmıştır. Bu noktada belirtilmelidir ki, eşlere ilişkin her türlü giyim eşyası, mücevher, saat, takılar, spor araç ve gereçleri, cep telefonları, gözlük, makyaj malzemesi gibi sadece kişisel kullanıma yönelik kural olarak taşınırlardan oluşan, istisnai olarak taşınmaz mallar 4721 sayılı Kanunun 220 inci maddesinin birinci fıkrasına göre o eşin kişisel malıdır .............. Hukuku, C.III, Aile Hukuku, s.218).
Dairemizin önceki içtihatları, "aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır" yönündeydi. Ancak toplumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi, dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; "Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir" yönündedir. Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir.
Hemen belirtilmelidir ki, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. (6100 sayılı Kanun m.190) Diğer taraftan 4721 sayılı Kanunun 222 inci maddesinin birinci fıkrasında da yine aynı Kanunun 6 ncı maddesi ile paralellik gösteren “Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür” şeklindeki düzenleme ile de ispat yükünün kime ait olduğu hususu gösterilmiştir. Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir. Ziynet eşyası davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadın eşte olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır.
Diğer yandan, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" (6100 sayılı Kanun md. 26/1)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davalı-karşı davacı kadın karşı dava dilekçesinde, evlenirken kendisine takılmış olan takıları eşinin araba almayı istemesi üzerine çıkarıp hepsini eşine verdiğini ileri sürerek 7 adet 22... 'er gram bilezik, 7 çeyrek altın, 1 adet 50 gram set takımı, 1 adet 8 gram küpenin bedelinin iadesini talep etmiş, davacı-karşı davalı erkek ise cevap dilekçesinde ziynetlerin müşterek haneyi terk ederken kadın tarafından yanında götürüldüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacı-karşı davalı erkeğin annesinin tanık olarak dinlendiğinde, çeyrek altınların herhalde harcandığını ve borçlara vermiş olabileceklerini ifade ettiği, davalı-karşı davacı tanığı ...'ın da altınların araba tamiri için bozdurulduğu yönündeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde çeyrek altınlar yönünden davacının davasını ispatladığı bunlar yönünden kabul kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Diğer ziynetler yönünden ise; her ne kadar gerekçeli kararda bilirkişi raporuna atıf yapılmışsa da dosyada bilirkişi raporu alınmadığı görülmekle öncelikle bilirkişi raporu alınarak ziynetlerin niteliklerinin belirlenmesi ile davalı-karşı davacı kadın ziynetler konusunda yemin deliline de dayandığından, kadına diğer ziynetlere ilişkin yemin hakkı hatırlatılıp teklif etmesi halinde davacı-karşı davalı erkeğe usulüne uygun yemini yaptırılıp değerlendirilerek, bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ziynet alacağı davasının reddi yönünden BOZULMASINA,
2.Davacı-karşı davalı erkek vekilinin tüm, davalı-karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden...'e yükletilmesine, yatırılan harcın mahsubuna,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran...'ye geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Aile Hukuku ve Boşanma Süreçleri
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/136
Karar No
2026/6720
Karar Tarihi
16 Haziran 2026
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI