KİRA HUKUKU · ONAMA · TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Uzayan Kira Döneminde Kefilin Sorumluluğu
2024/3939 E., 2025/2812 K. · 14 Mayıs 2025
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 29 Ekim 2026
Kararın Özeti
Kira süresi dolduktan sonra ilişki sürerse kefil, uzayan dönemin kirasından da sorumlu olur mu? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun önceki bir kararına dayanarak, süresi ve kira bedeli belli yazılı sözleşmeyi imzalayan kefilin bu süreyle sorumlu olduğunu belirtti; uzayan dönem için ise bunun sözleşmede kararlaştırılmasını ve azami süre ile miktarın açıkça gösterilmesini aradı. Sulh hukuk mahkemesi kefil hakkındaki davayı reddetmişti; Daire de kefili uzayan dönemin kirasından sorumlu tutmadı. Asıl davaya ilişkin karar onandı; karşı davaya yönelik temyiz dilekçesi miktar nedeniyle reddedildi.
Hukuki İlke
Daire, süresi ve kira bedeli belli yazılı kira sözleşmesini imzalayan kefilin uzayan dönemde de sorumlu tutulabilmesi için bunun sözleşmede kararlaştırılmasını ve sorumluluğun azami süre ile miktarının açıkça gösterilmesini aradı ve bu dosyada kefilin uzayan döneme ait kiradan sorumlu olmadığını kabul etti.
Sonuç
Karşı davaya yönelik temyiz dilekçesi miktar nedeniyle reddedildi; asıl davaya ilişkin mahkeme kararı oy birliğiyle onandı. Hükümde karar düzeltme yolunun kapalı olduğu belirtildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Kefil hakkındaki davanın reddi ile kiracı aleyhine hükmedilen kira alacağı korundu; Daire, kiracı tacir olmadığı için sözleşmedeki muacceliyet şartını geçerli saymadı. Karşı davadaki hüküm, temyiz dilekçesi miktar nedeniyle reddedildiği için incelenmedi.
İlgili Mevzuat
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu — m. 427, 432/4, 440
Dairenin karşı davaya yönelik temyiz dilekçesini miktar nedeniyle reddederken (427, 432/4) ve karar düzeltme yolunun kapalı olduğunu belirtirken (440) dayandığı usul hükümleri.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. Geçici 3
Dairenin karar düzeltme yolunu 1086 sayılı Kanunun 440. maddesine göre kapalı tutmasının dayanağı olan geçiş hükmü.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/893 E., 2022/541 K.
Mahkeme bozmaya uyularak verilen kararı; asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 5219 ve 5236 sayılı Kanunlar ile değişik 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 432/4 maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre; karşı davada hüküm altına alınan ve karşı davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 3.400,00 TL olup, Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 5.810,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu itibarla, davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin asıl davaya yönelik gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl davada; müvekkili ile davalılar arasında 22.01.2011 tarihli ve bir yıl süreli, aylık 1.700,00 TL bedelli maliki olduğu taşınmazı "kuaför ve güzellik salonu" olarak kullanılmasına ilişkin kira sözleşmesi imzalandığını, taşınmazın aynı tarihte davalılara tesliminin sağlandığını, sözleşmedeki artış hükmü uyarınca uzayan dönemde kira bedeli 1.785,00 TL olarak belirlendiği halde davalıların kira bedelini ödemediklerini, bunun dışında 2011 yılı Kasım ve Aralık aylarına ilişkin kira bedellerini de eksik ödediklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, müvekkilinin davalılardan 22.069,87 TL alacaklı olduğunun tespitine; 01.03.2016 tarihli duruşmada ise davayı eda davası olarak ıslah ettiğini bildirerek 22.069,87 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; sözleşmede davalılardan ...'in kiracı olup davalılardan ...'nın ise kefil olarak yer aldığını, dava dışı belediye tarafından taşınmazın kuaför salonu olarak işletilemeyeceği gerekçesiyle ruhsat verilmediğini, davacı kiraya verenin gerekli girişimlerde bulunmadığını, yenilenen kira döneminde talep edilen artış oranının fazla olması nedeniyle sözleşme uyarınca artış yapılarak davacının banka hesabına 1.785,00 TL olarak ödendiğini, ruhsatsız çalıştıklarının ihbar edilmesi üzerine işyerinin mühürlenip 10.08.2012 tarihinde cebren tahliye edildiklerini, esnaf olduklarından sözleşmedeki muacceliyet şartının geçersiz olduğunu, kefil olan davalının talep edilen kira bedelinden sadece bir yıl süre ile sorumlu olabileceğini savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davada; aylık kira bedelinin 1.785,00 TL olarak belirlenmesini, 3.400,00 TL depozito bedelinin ihtarname tebliğ tarihi olan 15.08.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 600,00 TL hurdaya çıkan korunmayan eşyalar için maddi tazminat ile 3.000,00 TL manevi tazminatın karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece verilen 01.03.2016 tarihli kararla; asıl davada davalı kefil ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 2.380,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine; karşı davada, karşı davacı ...'in maddi tazminat davasının reddine, depozito bedeline ilişkin davanın kabulü ile 3.400,00 TL'nin 13.08.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte karşı davalı ...'den tahsiline; davacı tarafın ve karşı davacının kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 07.10.2019 tarihli ilamla; kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının çelişkili olması gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının kiraya veren, davalı ...'nın kiracı, diğer davalı ...'in kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, kira bedelinin 22.01.2011 kira dönemi için 1.700,00 TL olarak belirlendiği ve kira sözleşmesi yapılırken davalıdan 3.400,00 TL depozito bedelinin alındığı, uzayan kira dönemine ilişkin kira bedelinin taraflarca aylık 1.785,00 TL olarak belirlendiği, kiralananın 10.08.2012 tarihinde Beyoğlu Belediyesi tarafından tahliye ettirilerek davacıya teslim edildiği, buna göre davalı kiracı tarafından 22.01.2011- 10.08.2012 tarihleri arasında kullanıldığı, Vakıfbankın 30.01.2014 tarihli cevabi yazısında davalı kiracının aylık kira bedellerini yukarıda belirtilen meblağlar üzerinden muntazam bir şekilde yatırdığı, sadece son aya ilişkin kira bedelini yatırmadığı, davacının hor kullanmadan kaynaklı zarar talebini dava dilekçesinde belirtmeyip sonradan dosyaya sunulan beyan dilekçeleri ile istediği, fakat davalının davanın genişletilmesi niteliğindeki bu iddiaya muvafakat etmediği, depozito bedelinin davalıya iade edildiğine dair dosyada bir delil bulunmadığı, talep uzayan döneme ilişkin ödenmeyen kira alacağına ilişkin olduğu, davalı ...'in kira sözleşmesi ile ilgili olarak devam eden dönemler için herhangi bir kefaleti bulunmadığı gerekçesiyle; asıl davada kefil davalı ...'e yönelik alacak davasının reddine, davalı ...'ya yönelik davanın kısmen kabulü ile 1.785,00 TL kira alacağının tahsiline, fazlaya ilişkin 20.284,87 TL istemin reddine; karşı davada davacı ...'nın depozito bedeline ilişkin davasının kabulü ile 3.400,00 TL depozito bedelinin 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline, maddi tazminat, davacıların kötü niyet tazminatı ve davacı ...'in tüm taleplerinin reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kefil değerlendirmesinde sözleşmenin başlangıç tarihine göre 818 sayılı Borçlar Kanunundaki düzenlemenin gözetilmesi gerektiğini, buna göre kefaletin geçerli olduğunu, kira miktarında sözleşmedeki artış hükmünün esas alınması gerektiğini, ödemelerin ihtirazı kayıtsız kabul edilmesinin davacının eksik kira bedelini kabul ettiği yönünde ikrar veya teamül oluşturmadığını, sözleşmedeki muacceliyet şartının tarafların tacir olması nedeniyle geçerli olduğunu, davalılarca ödeme yapılmadığını, ödeme kayıtlarının davalının kullandığı kredilere ilişkin olduğunu, taşınmaza verilen zarar nedeniyle depozitonun iade edilemeyeceğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, asıl davada eksik ödenen kira bedeli ve uzayan dönem için ödenmeyen kira bedellerinin tahsili; karşı davada 3.000,00 TL manevi tazminat, 600,00 TL maddi tazminat ve 3.400,00 TL depozito bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2006 tarihli ve 2006/6-78 E., 2006/88 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca kefil sıfatıyla kiraya verene karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir. Uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun sözleşmede kararlaştırılmış olması, bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması gerekir. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Mahkemece davacı tarafça delil listesinde bildirilen, kira bedellerinin ödendiği İşbankasına ait hesap dökümü içeriği ve davacı vekilinin 23.07.2013 havale tarihli dilekçesinde, uzayan kira döneminde aylık kira bedelinin 1.785,00 TL olduğunun bildirilmesine göre ödemeler sonucunda hükmedilen bedelin yerinde olmasına, davalı tacir olmadığından muacceliyet koşulunun geçerli olmamasına ve uzayan döneme ilişkin kira bedelinden kefil ...'in sorumluluğunun bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE,
2.Davacı vekili tarafından temyiz olunan asıl davaya ilişkin Mahkeme kararının ONANMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3939
Karar No
2025/2812
Karar Tarihi
14 Mayıs 2025
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI