İŞ HUKUKU · ONAMA
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: Kişisel Gerekçeli İstifa ve Kıdem
2026/1371 E., 2026/4118 K. · 30 Nisan 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 22 Ekim 2026
Kararın Özeti
İşçi, çalışma koşullarının ağırlaştığını ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı istedi. Ancak imzalı ayrılma dilekçesinde kişisel gerekçeler yazılıydı; iradesinin sakatlandığı ileri sürülmemiş ve belgenin geçersizliği kanıtlanmamıştı. İstinaf mahkemesi kıdem talebini reddederken prim ve bazı çalışma ücretlerini kabul etti. Daire bu ayrımı onadı. Karar, istifanın bütün alacakları ortadan kaldırdığını söylemiyor; somut belgenin kıdem tazminatına etkisini diğer ücret taleplerinden ayırıyor.
Hukuki İlke
Bu dosyada geçersizliği veya irade sakatlığı ileri sürülüp kanıtlanmamış kişisel gerekçeli istifa kıdem tazminatına engel sayılmış; doğmuş ücret alacakları ayrı incelenmiştir.
Sonuç
Kıdem tazminatını reddedip diğer bazı alacakları kabul eden Bölge Adliye Mahkemesi kararı oy birliğiyle onandı.
İlgili Mevzuat
4857 sayılı İş Kanunu — m. 120
1475 sayılı İş Kanunu — m. 14
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 370/1, 371
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/5192 E., 2025/1960 K.
DAVA TARİHİ : 27.12.2018
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/972 E., 2021/1032 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 13.03.2012-10.10.2018 tarihleri arasında en son 6.345,00 TL brüt ücret ile çalıştığını, onayı olmadan çalıştığı pozisyonun değiştirildiğini, daha ağır ve zorlu şartlar getirildiğini, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, prim, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 13.02.2012-10.10.2018 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, iş koşullarında esaslı değişiklik yapılmadığını, fazla çalışma ve diğer ücret alacaklarının eksiksiz ödendiğini, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın davacı tarafından feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kıdem tazminatı ve prim alacaklarının kabulüne, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işveren tarafından davacının çalışma gün ve saatlerine ilişkin yazılı delil ve belge sunulmayan dönem için yerleşik Yargıtay uygulaması gereği dinlenen tanık beyanlarına göre tespit edilen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının dosya kapsamına uygun olduğu, davacı tanığı T'nin her ne kadar davalı işverene karşı açılmış davası bulunmakta ise de davalı tanıklarının da bu tanığın beyanını destekleyen nitelikte beyanda bulunmaları nedeniyle itirazların yerinde olmadığı, davalı işverenin davacının yıl sonuna kadar çalışmaması nedeniyle performans primi alamayacağına dair itirazlarının davacının çalıştığı dönem ile sınırlı olarak hesaplanan prim alacağının kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle yerinde olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda zamanaşımı def'inin değerlendirildiği, somut olayda davacı işçi iş sözleşmesini çalışma koşullarında aleyhine esaslı değişiklik yapılması, daha ağır ve zorlu şartlarda çalışmasına karşılık ücret ve sosyal haklarının eksik ifa edildiğini, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi gerekçesiyle feshettiğini ileri sürdüğü, dosya kapsamında mevcut istifa dilekçesi incelendiğinde, davacının “şahsi gerekçeleri” ile işten ayrıldığını ifade ettiği, davacının yazılı ve imzalı istifa dilekçesi ile ilgili olarak iradesinin fesada uğratıldığı iddiasının bulunmadığı, aksi ve geçersizliği kanıtlanamayan istifa dilekçesinin varlığı nedeniyle, davacının 4857 sayılı İş Kanunun 120. maddesi ile yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesine göre kıdem tazminatına hak kazanamadığını, davalının istinaf talepleri bu yönden kabulü ile kıdem tazminatı taleplerinin reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının kıdem tazminatı alacağının reddine, prim alacağının kabulüne, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının verdiği dilekçesinin istifa dilekçesi olarak kabul edilmemesi gerektiğini, kıdem tazminatı alacağının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde;
a. Alacakların zamanaşımına uğradığını,
b. Tanık T'nin beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacının fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığını,
c. Davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığını,
d. Davacının prim alacağına hak kazanmadığını, ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, prim, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1371
Karar No
2026/4118
Karar Tarihi
30 Nisan 2026
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI